25. bölüm / 37
YAKARIŞ25
Bölümler 37Şu an: 25
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar aşklar.
"Zorlamayacağım daha fazla...seni hak etmiyorum ama çabalacağım Efsun. İzin vermemiş olsan bile çabalacağım seni bırakmayacağım tamam mı.?"
Alnımdan öptü.
"İyileştireceğim seni can içim."
Yutkundum.
Ateş hala alnımdan öperken konuştum.
"İyileştir beni Ateş."
/////////////////
Yerimde huzursuzca kıpırdandığımda gelen seslerle gözlerimi açmadım.
Dün Ateş'le oturduğumuz yerde uyumuştuk sanırım.
"İçeriye götür Ateş." Abimin sesiydi.
Ateş konuşmamıştı ama saçlarım bir el tarafından okşanıyordu.
"Affetti mi.?" Tekrar konuşmuştu abim.
Ateş sadece derin bir nefes aldı.
"Affedilecek bir şey mi yaptık biz Kartal...affeder mi, affedebilir mi sence bu olanları.?" Sesi o kadar kısıktı ki neredeyse zor duymuştum.
Abim konuşmadığında Ateş'in parmakları yüzümde geziyordu.
"Duru'ya baktın mı.?"
"Uyuyor hala uyanmadı gece ateşini kontrol ettik sorun yok."
Abim mi kontrol etmişti kızımı. Bağırıp çağırmak istedim ama o bundan anlamıyordu. Bir şekilde görüyordu Duru'yu.
Ateş biraz kıpırdandığında kendimi bir kaç saniye sonra onun kucağında sallanırken bulmuştum. Eve yürüyordu. Alnımdaki dudaklarla iç çekmek istedim ama uyandığımı anlamasın diye bir tepki vermedim.
Ya da ben öyle sanıyordum.
"Günaydın."
Tek gözümü açıp ona alttan baktığımda onun bakışları zaten bendeydi.
Bir şey söylemedim.
"Ateş...uyanmadı mı Efsun." Sezen teyzenin sesini uzaktan duymuştum.
"Hayır." Demişti kucağında olduğum adam.
Gözümü tekrar kapattım.
"Duru uyuyor gece uyanmadı...dediğin gibi başında durduk ateşide çıkmadı." Oğluna rapor vermişti resmen.
"Sağ ol anne." Sezen teyzenin yanından geçip gittiğimizi seslerden anlayabiliyordum.
O merdivenlerden çıkarken hala neden kucağından inmediğimi düşünüyordum.
Özlemişsin.
Öyleydi.
Onun beni kucağında taşımasını özlemiştim. Tüm yükün ben de olmadığını hissetmeyi özlemiştim.
Ateş odasının kapısını açtığında hemen yatağa baktım.
Meleğim yüz üstü uyuyordu.
Ateş'in kucağından hızlıca indiğimde beni karnımdan tuttuğu için adım atamamıştım.
"Bırak." Dedim ona dönmeden ama bırakmadı.
"Kaçma artık."
Çırpınmayı durdurdum.
Karşıma geçmişti.
"Beni sakın affetme...ama izin ver yanında olayım." Gözlerime öyle bir bakıyordu ki...
Şu an karşımdaki benim evleneceğim adamdı. Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi eski Ateş'i görüyordum karşımda.
Ama yaşadığım cehennemi hiçbir şey unutturamıyordu bana. Gözlerimi kaçırdığımda rahatsız olduğumu belli ederek ellerinden kurtuldum.
Ateş bir şey demeden odadan çıktığında Duru'yu kontrol ettim.
Gece soluksuz uyumuştum.
İlk defa. Yıllar sonra ilk defa soluksuz uyumuştum.
Uyumak bile lükstü bana iki senedir. Bazen Kaya boğazımı sıkıyor sanıp uyanıyordum.
Bazen evde adım sesleri duyarak uyanıyordum. Buraya geldiğimde de bir kaç kere adım sesleri duyduğumdan dolayı uyanmıştım ama öyle bir şey yoktu.
Uyurken aptalca şeyler görüyordum sadece.
Deliriyorum sanırım.
Duru'yu kucağıma alıp odadan çıktığımda biraz kıpırdansa da uyanmadı.
Bir elimde Duru diğer elimde çantayla aşağıya inip kimseye görünmeden kapıyı açtım.
Yan taraftaki çitlerden bizim bahçeye geçtiğimde Ateş'e haber vermeden geldiğim için üzülsemde orada durmak istemedim.
Kendi odama geldiğimde evde kimse yoktu.
Herkes yan evdeki bahçede kahvaltı yapılacağı için oradaydı.
Gizem'i aradığımda hazırlanıp geleceğini söylemesiyle ben de hazırlanmaya başlamıştım.
Duru'yu evde bırakacaktım. Hala az da olsa ateşi vardı
Elbisemi giyindikten sonra yatağın üstünde kolları iki yana açılmış hala uyuyan bebeğimi boynundan öptüm.
Gitmeden görmek istiyordum.
"Anneciğim."
Yanağını okşadım.
"Her şeyim." Tek gözü açıldığında geri hemen kapattı. Kesinlikle bu huyu bana çekmişti.
Gözlerinin üzerine kapattığı elini öptüm.
"Biraz göreyim seni bir tanem." Huysuzca arkasını dönünce bu sefer diğer tarafa geçtim.
"Babana götüreyim mi seni." Sanki anlamış gibi gözlerini açmış yüzünü gömdüğü yerden kaldırmıştı.
Şaşkınlıkla baktım.
"Bana bak Duru seninle bir daha konuşmam...kalırsın o babanda almaya da gelmem." Ciddi ciddi söylediklerimle önce kaşları çatıldı sonrada emziğini atarak dudaklarını titretti.
"Ağlama şaka yapıyorum özür dilerim aşkım." Kollarını bana doğru kaldırdığında hemen kucağıma alıp sıkıca sarıldım.
Gizem'e mesaj attım.
Bugün Duru'yu bırakmak istemiyordum.
Kızımla beraber aşağıya indiğimde Gizem gelmişti. İkimiz burada kahvaltı yapacaktık.
"Şerefsiz abinle karşılaştık...habeş maymunu." Ağzına salatalık atıp sinirle çiğnerken ben de Duru'ya böğürtlen ezip yediriyordum.
"Bir şey konuştunuz mu.?" Dediğimde hemen başını salladı.
"Senin iyiliğin için yapıyorum dedi." Kaşlarımı çattım.
"Neyi." Dedim.
Elini iki yana açtı.
"Ne bileyim neyi, yemin ediyorum şizofren ya ruh hastası...teyzem geldi biz tartışmaya başlayacağımız zaman beni kolumdan tuttu mutfağa çekti."
"Çocuğun üstünden dozer gibi geçiyorsun dedi." Konuşması bittiğinde hemen dişlerimi sıktım.
Başımı eğip dudaklarımı birbirine bastırdığımda gülersem beni öldüreceğini biliyordum.
Hafifçe öksürüp tekrar ona baktım.
Duru elleriyle masaya vurduğunda başının üstünden öptüm.
"Ani hıs."
"Evet bir tanem." Kaşığı uçak yaparak ağzına götürdüğümde gülerek yiyordu.
Hatta kahkaha atıyordu.
Bizde onunla beraber gülerken birden öksürmeye başlamasıyla gülmem bıçak gibi kesildi.
Elimdeki kaşığı masaya atıp Duru'yu kucağıma alıp karnına bastırdım.
Öksürmekten kıpkırmızı olmuştu.
"Tamam çıkarttı sakinleş." Gizem eğilip boğazını kontrol ettiğinde bu sefer sanırım boğazı ağrımış olacak ki ağlamaya başlamıştı.
"Tamam bir şeyi yok boğazında kalmış..ılık ballı su verelim boğazı yumuşasın." Yanımdan kalkıp tezgaha doğru gittiğinde bebek sandalyesinde oturan kızımın önüne dizlerimi kırarak oturdum.
Oturmadım...yere yığıldım.
Çok korkuyordum ona bir şey olmasından, zarar görmesinden çok korkuyordum.
"Efsun.! Noldu." Sezen teyzenin sesiyle hala korkuyla kızıma bakıyordum.
"Noldu." Yanaklarımdan tutup göz göze gelmemizi sağladığında benim yerime Gizem konuştu.
"Duru yemek yerken boğazına kaçtı...kıpkırmızı oldu boğuluyordu Efsun da korktu."
Sezen teyze hemen elini belime atarak beni yerden kaldırdı.
"Tamam annem olur böyle şeyler korkma...bak iyi." Saçlarımı yüzümden çekerken sırtımı okşuyordu.
Duru'nun yanındaki sandalyeye oturduğumda bir elimle hemen elini tuttum.
Ama o bu sefer kırmızı suratıyla huysuzca kollarını uzattı.
Sezen teyze benim yerime onu kucağına aldığında Gizem'de biberonu Duru'ya verdi.
"Ilık su...boğazı ağrımıştır çok öksürdü bal da var içinde, teyze içmesine yardım eder misin Efsun'un yanında durayım."
Sezen teyze ona başını salladıktan sonra Gizem hemen yanıma gelmişti.
Duru babaannesiyle mutfaktan bahçeye çıktığında elimi kalbime attım. Çok hızlı atıyordu.
Çok korkuyordum. Sürekli tetikteydim ama böyle şeyler olunca deli gibi korkuyordum.
"Bir şeyi yok farkındasın değil mi.?" Farkındaydım ama bu durumlar beni çok korkutuyordu.
"Efsun...artık babası da yanında tek değilsin şu yükünü biraz omuzlarından atar mısın.? Tek değilsin Ateş'te seninle beraber Duru'yu büyütmeye hazır...büyütecek."
O konuştukça sakinleşiyordum.
Ateş vardı.
Ona bir şey olmasına izin vermezdi..güçlü o.
"Ateş var." Dedim kısık sesimle.
Hemen başını salladı.
"İzin verir mi bir şey olmasına...asla. Ne sana ne Duru'ya bir şey olmasına izin vermez." Vermezdi.
Kollarını bana doladığında hemen sarılışına karşılık verdim.
"Çok normal şeyler bunlar aşkım...ayrıca on tane adamız ciddi bir şey olsa hastane şurada hemen götürürüz...üç kişi değiliz artık Efsun. Herkes burada bir seslenmenle yardıma koşacak on kişi var tek değilsin."
Elini sıktım.
Bu gibi durumlarda kriz geçirme noktasına geliyordum. İlk ateşlendiğinde hastaneye gidene kadar ağlayıp titremiştim.
Tek başıma ona yetemediğim için çok korkuyordum.
Ama şu an Ateş yanında. Babası burada.
Burada.
Derin bir nefes alıp Gizem'in getirdiği suyu içtiğimde bahçeden buraya koşar adım gelen adamla yerimde dikleştim.
"Efsun.!" Dedi uzakta da olsa seslenerek.
Arkasından abimin bedenini gördüğümde ona hiç bakmadım.
"Sorun yok niye korkuyorsun Duru gülüp ballı suyunu içiyor." Ateş hızlıca dizlerini kırarak önüme eğildiğinde ellerimi tutmuştu.
"Ne bakıyorsun dik dik." Gizem'in abime bağırma sesini duyduğumda Ateş annesi gibi yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Bembeyaz olmuşsun...hemen iki adım yanındayım Efsun bağırsan gelirim korkmana gerek yok."
Gözlerimi kapatıp yanağımı onun avucuna yasladığında gözlerimi kapattım.
"Ateş." Dediğimde Gizem ve abim tartışa tartışa bahçeye gitmişti.
"Söyle...söyle Efsun söyle ne düşünüyorsun söyle bana."
"Ateş ben çok korkuyorum ona bir şey olunca...kimsem yok benim Ateş, sadece Duru var...korkuyorum."
Acıyla yüzünü buruşturduğunda onu yine üzdüğümü anlamıştım.
Alnını alnıma yasladığında gözleri kapalıydı.
"Ben varım Efsun...ben yanınızdayım artık tek değilsin bizim bebeğimiz o, beraber büyüteceğiz." Başımı salladığımda dudaklarım titriyordu.
"Beraber." Dediğimde alnını alnıma daha çok bastırdı.
"Beraber Efsun, her şey beraber artık."
"Bizim bebeğimiz." Konuşmamla gözlerini açtı.
"Bizim bebeğimiz Efsun...ikimizin...başına bir şey gelmesine izin vermem."
Derin bir nefes aldım.
Ateş artık Duru'nun yanında toparlan.
Gözlerimi kapatıp alnımı onun çenesine dayadım.
Ellerimi sıktığında buradayım diye kendini belli ediyordu.
"Evimize gidelim mi.? Burada durmak istemezsen oraya geçelim...ya da nerede rahat edersen...tekrar Newyork'a dönmek istersen de gelirim Efsun. Nerede rahatsan oraya gidelim."
Ciddiydi.
Gidelim desem bir saate yola çıkacak kadar ciddiydi.
Başımı olumsuz anlamda salladığımda gözlerimi kapatmıştım.
"Duru'yu da alalım gidelim Efsun...tamam bir kaç gün gidelim baş başa kalalım...ailecek kalalım."
Ailecek.
Onunla şu an tek kalmak istemiyordum.
"Yok." Dedim gözlerimi açarken.
Gözlerindeki hayalkırıklığını görünce gözlerimi kaçırdım.
"Tamam Efsun sen nasıl rahatsan öyle olsun...tamam." Yüzümdeki elleri gittiğinde kendisi de ayağa kalkmıştı.
Ateş arkasını dönüp kapıya doğru yürürken abim onun omzuma destek verirmiş gibi vurmuştu.
Gizem koluma dokunduğunda ona baktım.
Dudaklarını üzüntüyle bükmüştü.
Ateş mutfaktan çıktığında Sezen teyzenin ona seslenmesini uzaktan duyuyorduk.
"Düzeltmek için çabalıyor biraz açık kapı bırak Efsun...sende istiyorsun."
Yüzümü ellerimin arasına alıp öne doğru eğildim.
"O yanında olmaya çalıştıkça sen önüne sürekli duvar örüyorsun...yanında durmasını istiyor musun Efsun.?"
"Bilmiyorum." Dedim titreyen sesimle.
Bir şey demediğinde sadece sırtımı okşadı.
"Affedemiyorum Gizem...neler yaşadım ben onun yüzünden."
"Hepsi onun yüzünden mi Efsun." Kaşlarımı çatarak Gizem'e döndüm.
"Başından beri sana söylüyorum ikinizin de hataları olmuş hatanın yüzde yetmişi ondaysa yüzde otuzu da sende bir tanem."
Elimi tekrar yüzüme kapattım.
Dışarıdan gelen çığlık ve gülme sesleriyle iç çektim.
Sanırım Ateş Duru'yu kucağına almıştı.
"Duru'nun ona ihtiyacı var...şimdi yoksa bile olacak ama onların şu an bağlarını geliştirmesi gerekiyor Duru büyüyor Efsun." Gizem'i dinliyordum sadece.
"Sakın beni yanlış anlama ama.."
Başımı kaldırıp tekrar yüzüne baktım.
"Efsun, bana o kadar kanıtla gelseler ben de inanırdım...yüzüne bile bakmadan o adamı terk edip giderdim. Çok büyük oyunlar oynanmış Efsun. Seni başkasından hamile sanması, fotoğraflar, ses kayıtları, dosyaları senin almış gibi göstermeleri...ya parmak izin bile kasada çıkmış her şey sana çıkıyormuş."
"Anneme iftira atsalar ve böyle kanıtlarla bana gelseler inanırım Efsun."
"O iki orospu büyük oynamış tamamen haksız demiyorum ama Ateş'in de haklı olduğu yerler var bir tanem."
Öyleydi.
Farkındaydım.
Sadece yediremiyordum. Ateş'in bana bakışları iki yıldır aklımdan çıkmıyordu.
"Sende inanırdın Efsun...Ateş'in üstüne böyle bir oyun oynansa onu gebertir terk ederdin...ortada çok ciddi oyunlar var biliyorsun."
Ayağa kalktım.
"Yaşadıklarımı hiçe mi sayayım."
Gizem de hemen ayağa kalkmıştı.
"Sana böyle bir şey mi söyledim..yaşadıklarını sen hiçe saysan ben saymam...Elif'i sen dinledin bir yıl boyunca sizi ayırmak için plan üstüne plan kurmuş bir tanesi tabi ki tutacaktı ortada yüz tane plan varmış."
Kolumu tuttu.
"Ateş'in çabasına kör olma. Dünyanın en haksız adamı ama ona da oyun oynandığını unutma bir tanem."
Kollarımı Gizem'e doladığımda gözlerimden bir kaç damla yaş aktı.
"Çok yoruldum."
Saçlarımı okşadı.
"Biliyorum...geçecek hepsi söz veriyorum biraz olsun izin verirsen Ateş açtığı yaraları kapatacak Efsun."
"Efsun." Annemin sesiyle Gizem'den ayrılıp gözyaşlarımı sildim.
"Tartıştınız mı.?"
"He Esin teyze Ateş dövdü Efsun'u...Allahım yarabbim ya bir şeyi de merak etmeyin." Gizem söylene söylene annemin yanından geçip bahçeye çıktığında ben de anneme doğru döndüm.
Gizem'in arkasından şaşkınlıkla bakıyordu.
"Ne dedim şimdi ben noluyor bu kıza."
"Tartışmadık anne, noldu.?" Az önce oturduğum sandalyeye tekrar oturduğumda Duru'nun mama tabağına bakıyordum.
Yarısı duruyordu hala.
Annem yanıma gelip dizleri üzerine çöktüğünde ellerimi tutmuştu.
"Biz iyi gelmiyoruz sana." Bir şey demedim.
"Elif'i doğurduğum için kendimden nefret ediyorum Efsun...göremedim sana bu kadar kinlendiğini."
"Bu konuşmayı şu an yapmak zorunda mıyız.?" Ellerimi kendime çektiğimde annemin başı eğilmişti.
Ayağa kalkarken sağ eliyle kalbini tutunca arkasından gidip kolunu tuttum.
"Tamam gel otur ama bu konular hakkında konuşmak istemiyorum anne."
Az önce Gizem'in oturduğu sandalyeye geçtiğinde konuşmuyordu.
"Anne...bak her şey zaten yeterince zor ve karmaşıkken bir de siz üstüme geliyorsunuz. Küs değilim kimseye...kırgınım. Sana, Sezen teyzeye çok kırgınım ve bu iki günde geçecek bir şey değil bana biraz zaman verin olur mu.?"
"Biraz zaman verin." Dedim son cümlemi tekrar ederken.
Hala başı eğik dururken ağladığını akan yaşlardan anlayabiliyordum.
"Ben iyi bir değilim anne." Başını hemen kaldırıp yaşlı gözleriyle bana bakmıştı.
"Evleneceğim adam beni siktir ettiğinde hamileydim ve bebeğimizi tek başıma doğurdum, Kaya belası peşimi bırakmadı yetmedi orada da onunla mücadele verdim...buraya geldim ve aşık olduğum adamın kız arkadaşı sandığım kadınla annem beni aynı masaya oturttu...başıma gelenlere sebep olan ablam ve abimle iyi geçinmem için sürekli zorlayan sendin anne. Seni kırmadım. Özür dilemesi gereken benmişim gibi onlarla aynı sofraya oturup sohbetlere katılmak zorunda kaldım...Gerçekleri öğrendikten sonra annem kalp krizi geçirdi ve ben o korkuyla onun ameliyattan çıkmasını bekledim...bu sırada daha bir buçuk yaşına girmemiş kızımdan binlerce kilometre uzaktaydım. Öğrendiniz sizin için kızımı buraya getirdim ve Ateş kızımı öğrendi...sizin yüzünüzden."
Derin bir nefes alıp verdiğimde tekrar konuştum.
"Anne bana seni affetmem için biraz zaman ver tamam mı.? Sadece Elif haksızmış gibi tek çocuğuna suçu atıyorsun ama senin iki evladında benim hayatımı mahvetti."
Annem eliyle gözyaşlarını sildikten sonra ellerimi dudağına götürüp öpmüştü.
Bir şey demeden hızla mutfaktan çıktığında olduğum yere yığılmıştım.
Dolu gözlerimden yaşlar akmadan sildiğinde başımı masanın mermerine koydum.
Yorulmuştum.
Başıma gelenlerden ve bunu anlamak istemeyen herkes beni yormuştu.
"Efso." Can'ın sesiyle başımı kaldırınca gözlerim hemen onunla buluşmuştu.
Can'ı gördüğüm gibi akmak için bekleyen yaşları tutamadım.
Can seke seke yanıma gelip beni kolları arasına aldığında sessizce ağlıyordum.
"Kim üzdü lan yine seni sikicem artık belalarını."
Sesim çıkmıyordu ama ağladığım için bedenim sarsılıyordu.
"Abim mi bir şey yaptı.?"
Başımı hayır anlamında salladım.
Sırtımı okşadı.
"Kim."
Bir şey demedim.
Tek bir kişi yoktu.
Her şey ve herkes üst üste geliyordu.
"Duru boğuluyormuş...yemin ederim obur ya." Can güldüğünde bozulan sinirlerimle beraber ben de gülmüştüm.
"Yavaş yavaş ye işte sanki önünden alıyoruz." Tekrar gülmüştük.
"Ufak tefek şeylere üzülmeyi ne zaman bırakacaksın...Duru hastalansa ya da başka bir şey olsa evlerimiz yan yana efsocum, bir şey olsa abim götüne roket takılmış gibi uçar lan yanınıza."
Son cümlesiyle güldüğünde omzuma vurmuştu.
"Ağlayıp durma valla içim bayıldı.Bu ne lan.!"
Bağırdığında ben de onun omzuna vurdum.
"Kızın obur bunlara alışman lazım." Sıkıca sarıldığımda o da aynı şekilde karşılık vermişti.
"Abimi göndereyim mi.?" Burnumu çektim.
"Yok."
"Göndereyim gitsin Duru onun kucağındayken çok gülüyor ben kıskanç bir amcayım." Geldiğinden beri gülüyordum.
Can böyleydi işte.
"Babasından mı kıskanıyorsun."
"Lan ben anasından kıskanıyorum babası kim.?"
İkimizde güldüğümüzde Duru'nun seslerini de duyuyorduk.
Çığlık atıp gülüşme sesleri geliyordu.
Herkes bahçede onun yanındaydı.
"Hadi bahçeye çıkalım biraz hava al şu beynine az oksijen gitsin de her boka ağlama." Kafama işaret parmağını bastırdığında ona vurdum.
"Defol git Can." Kahkaha atarak bahçeye çıktığında arkasından gülümseyerek ona bakıyordum.
"Duru kuş.!" Can'ın sesiyle ben de gözyaşlarımı silerek arkasından bahçeye çıktım.
"Versene abi bana gelmek istiyor." Duru babasının boynuna sıkıca sarılmış hiç Can'a gitmek istermiş gibi durmuyordu ama Can ısrarla onu istediğini söylüyordu.
"Siktirtme belanı kaybol." Ateş küfür ettikten sonra Can hızla annemlere döndü.
"Gördünüz değil mi...Anama küfür etti. Anne duydun değil mi.?" Abisini Sezen teyzeye şikayet ederken komik görünüyordu.
Ateş, Duru'nun boynunu öpüp saçlarını okşadığında Can'dan uzaklaşmışlardı.
"Çocuğun yanında küfür ediyor yarın bir gün bu çocuk konuşmaya başladığında baba yerine sikerim belanı derse görürsün abi.!"
Can sesli sesli konuşurken abim onun koluna vurmuştu.
"Bırak abin kızıyla vakit geçirsin Can." Sezen teyze konuştuğunda bahçeye adımımı atmıştım.
Annem beni gören ilk kişi olmuştu.
Bir şey söylemek için dudaklarını kıpırdattığında başını eğmişti.
"Aha geldi ortağım gel Efso bunlar beni tek buldu taciz ediyorlar."
Can'ın söylediklerine ben gülerken Sezen teyze bacağına vurmuştu.
"Allahım benim çocuğum ne zaman akıllanacak yarabbim."
"Anne valla ben de abimin ne zaman akıllanacağını bilmiyorum ." Can üstüne alınmadan Ateş hakkında konuştuğunda sesli bir şekilde gülmüştüm.
Gözlerim Ateş ve Duru'yu bulduğunda Duru'nun başını babasının boynuna koyarak mayıştığını görünce Ateş'e baktım.
Bana bakmıyordu.
Gizem, kenarda annemin yanında otururken Can konuştukça gözlerini deviriyordu.
Ateş sohbeti dinlemeden Duru'yla yürürken ben de bakışlarımı kaçırıp annemlerin yanına doğru yürümeye başladım.
Gizem'in yanına oturduğumda elimi tutmuştu.
"İyi misin meleğim."
Başımı sallayıp elini sıktığımda anneme baktım.
Başı hala eğikti.
Söylediklerimde haklıydım ama onun bu şekilde durmasına dayanamıyordum.
"Anne." Başını kaldırıp bakmıştı.
"Akşama limonlu kekinden mi yapsan." Annem gülümsediğinde gözleri dolu dolu bana bakıp başını sallamıştı.
"Yaparım..şimdi yapayım mı.?" Ayağa kalktığında ben de ayağa kalkıp koluna dokundum.
"Şimdi çok erken akşam yaparız beraber." Elini tuttuğum elimi tutmuştu.
"Yaparım anneciğim..başka ne yapayım." Beni yanına oturttuğunda akşam ne yapabiliriz diye konuşuyorduk.
"Ben de size sarma yaparım." Sezen teyze heyecanla konuştuğunda ona baktık.
"Ben gelmem merak etme Can'la beraber gönderirim." Bana bakarak konuştuğunda bir şey demedim.
"İstiyorsan gel Sezen teyze bir şey demedim." Dedim.
"Yok yok ben Can'la gönderirim sevdiğin sarmayı."
Bir şey demedim.
Arkamı dönüp Ateş'lerin olduğu tarafa baktım.
Abim yanlarına gitmişti.
Duru Ateş'in boynunda uyurken o abime bir şeyler söylüyordu.
"Babasında mı uyumuş." Sezen teyze konuştuğunda ben hala kızım ve babasına bakıyordum.
Çok güzellerdi.
Ateş'i hayal ederdim ama o hayallerimden bile güzel bir baba olmuştu.
Çok yakışmıştı Duru ona.
Kızımız ona çok yakışmıştı.
Daha fazla dayanamayıp ayağa kalktığımda küçük adımlarla onların yanına geldim.
Ateş benim geldiğimi bilmesine rağmen arkasını dönmeyince yanında durdum.
Duru uyumuştu.
Babasının boynuna başını gömerek uyuyordu.
Onun Ateş'i bu kadar sevmesine için burkuldu.
Dudaklarım titrediğinde gözlerimi kapattım.
"Ağlarsan Duru'yu bize götürürüm."
Gözlerimi açtım.
Bana bakmıyordu.
Böyle bir şey yapmayacağını ikimizde biliyorduk.
Ateş konuştuğunda Duru'nun gözleri açılmıştı.
Beni görünce gözleri biraz daha açıldı.
Ben bana geleceğini sanırken o bana bakıp hafifçe gülümsedikten sonra emziğini emerken başını babasına doğru kaldırarak Ateş'e baktı.
Ateş ona içi giderek bakarken Duru ona cilveyle gülümseyip boynuna kafasını sertçe koyduğunda Ateş hemen başına elini koyarak çarpmasını engellemişti.
"Sen nasıl benim bebeğimsin lan tutamıyorum kendimi." Ateş Duru'yu öperek konuştuğunda başını koluna alarak uyku pozisyonuna getirmişti.
Şimdi Duru gözlerini babasına dikmiş alttan alttan ona bakıyordu.
Gözleri beni asla görmüyordu.
İlk defa onları kıskanmadım.
Duru ne zaman beni bırakıp Ateş'e gitse sinirleniyordum ama şu an karşımdaki manzara için canımı verebilirdim.
Çok güzellerdi.
Duru'nun ayağına dokunup okşadığımda gözleri beni buldu.
Ayağını öptüğümde huysuz bir şekilde bacaklarını kaldırıp Ateş'in çene hizasına getirmişti.
Ateş gülümseyerek benim gibi onun ayağını öptüğünde bu Duru'nun hoşuna gitmiş olacak ki sesli bir şekilde güldü.
"Kurban olurum saçının teline...ayağına kurban olurum senin bir tanem." Duru bacaklarını Ateş'in yüzüne sürmeye çalışırken kahkaha atıyordu.
Genel olarak fazla güler yüzlü bir bebekti.
Ateş konuştuğunda Duru ellerinide onun çenesine uzatmaya çalışıyordu.
Ateş biraz başını eğerek onun amacına ulaşmasına izin verdiğinde Duru sevinçle çığlık atmıştı.
"Bağırma kız cadı...babasını gördü bizi sattı.!" Can'ın sesiyle arkama bakarak gülümsedim.
Can annem ve Sezen teyzeye söylenirken Gizem gülümseyerek onlara bakıyordu.
Abim bize yakın olan salıncakta oturuyordu ama ona bakmadım.
"Nasıl bir şey bu Efsun." Ateş'in sesiyle başımı biraz kaldırıp ona baktım.
Duru'ya bakıyordu.
"Hep böyle mi.?"
Yutkundum.
"Evet." Dediğimde bakışları bana dönmüştü.
Gözlerime buruk bir ifadeyle baktığında yüzündeki gülümseme silinmişti.
"Sende böyleydin...yüzünden gülümeme eksik olmazdı uyanır uyanmaz enerjin etrafa yayılırdı. Şimdi..."
Sustu.
Şimdi tam tersiydi.
Büyümüştüm.
Bir kadının yaşamaması gereken şeyleri yaşamış ve büyümüştüm.
Acımasızca olmuştu ama büyümüştüm.
Boğazımı temizledim.
"Doğduktan bir kaç hafta sonra bile güldüğünü görmüştüm ama Gül teyzeler bana inanmadılar." Dedim konuyu değiştirmek için.
Duru Ateş'in kollarında tekrar uyumaya başladığında bu sefer uyanmayacağını biliyordum.
"Salıncağa gidelim mi.?" Ateş tam karşısına dişlerini sıkarak bakarken konuşmamla beraber bana dönmüştü.
Salıncak ikimizin yeriydi.
Cevap vermeyince kolundan tuttum.
Parmaklarım Duru'nun ayağına değerken kolunu tutarak önden yürümeye başlamıştım. O da yanımdaydı.
Yürümeye başladığında annemlerin olduğu taraftan geçeceğimiz için elimi kolundan çekmiştim.
Ben önden Duru ve Ateş arkadan gelirken biraz ilerideki geniş salıncakta geriye doğru yaslanıp ikisini bekledim.
Annemler tam karşımızda kalıyorlardı ama hiçbiri buraya bakmıyordu.
Ateş yanıma oturduğunda benim gibi kucağındaki bebeğimizle beraber geriye yaslanmıştı.
Başımı Ateş'e doğru çevirdiğimde bedenimle tam olarak onlara doğru döndüm ve bacaklarımı kendime çektim.
Ateş gözlerini kapatarak başını arkaya atmıştı.
"Ne düşünüyorsun.?" Dedim adem elmasına bakarken.
Gözlerim bir ona bir Duru'ya takılıyordu.
Bu görüntüleri unutmamak için aklıma kazıyordum.
"Seni."
Ateş konuştuğunda dikkatimi sadece ona verdim.
"Seni düşünüyorum Efsun...gözlerindeki sönen ışığı, yaşadıklarını, kırgınlığını, beni affedemeyecek olmanı."
"İyileştireceğini söylemiştin." Dedim.
Başını varla yok arası iki yana salladı ve pozisyonunu bozmadan konuştu.
"İyileştirmemi istemeyen birisini iyileştiremem."
"İyileştir dedim ama." Dedim cevabını merak ederken.
"Ağzın ayrı kalbin ayrı konuşuyor...gözlerin çok daha başka konuşuyor can parçam."
Can parçam.
"Canımın parçasısın Efsun her şeyimsin sen benim."
Aklıma gelenlerle Ateş'e bakmayı kestim.
Ateş derin bir nefes verdiğinde gözlerim tekrar ona takıldı.
"Bundan bahsediyorum." Kaşlarımı çatıp anlamayarak ona bakmaya devam ederken o bana asla bakmıyordu.
"Aklına bir şey geliyor ve aniden durgunlaşıp sinirleniyorsun. Görmüyor muyum sanıyorsun Efsun. Bilmiyor muyum ben seni."
"Bilsen yapmazdın ki...kıyamazdın bana Ateş." Ateş bahçeye çıktığımdan beri ilk defa gözlerime dikkatle baktığında bakışlarımı kaçırdım.
Öyle bir bakıyordu ki. Onu tanımayan birisi bile can çekiştiğini anlardı.
Böyle bakma Ateş.
Onu böyle görmek istemiyordum. Böyle canı acır gibi bakmasındı bana.
Duru'nun başından öpüp ayağa kalkmıştı.
"Bir süre karşısına çıkmayacağım. Benimle ne yapıp yapmayacağını düşünürsün, görüşmek istemezsen ya da Duru'yu göstermek istemezsen kendini suçlama en başından beri olması gereken bu, onu senin kadar hak etmiyorum. Seni de hak etmiyorum hiçbir sikim hak etmiyorum ben Efsun." Uyuyan kızımızı dikkatle benim kucağıma koyduğunda hızla yanımızdan uzaklaşmıştı.
Annemler buraya bakarken ben tekrar başımı arkaya doğru attım.
Ateş o günden beri ortalıkta yoktu.
Üç gün olmuştu.
"Efsoşum." Gizem'in sesiyle ona baktım.
Duru'yu bebek arabasıyla gezmeye çıkartmıştık.
Gizem arabayı sürerken bende dalgın dalgın yanlarında yürüyordum.
"Geldik kuşum." Gizem tekrar konuştuğunda etrafıma bakındım.
Gül teyzenin yanına gelmiştik.
Gülümsedim.
"Hadi geçelim."
Bir şey belli etmemeye çalışsam da onun suratı benim bu halimden dolayı asıktı. Üç gündür pek iyi değildim.
Binaya geldiğimizde Gizem Duru'nun arabasının önünü indirerek yüzünün görünmesini engellediğinde bir adam kapımızı açmıştı.
"Hoş geldiniz efendim."
"Hoş bulduk." Koluna dokunduğumda o gülümseyerek bebek arabasının içine bakıyordu.
Asansöre binip kata çıktığımızda Duru'yu arabadan yavaşça çıkartıp omzuma yasladığımda Salona geçmiştik.
Gül teyze koltuk ve pufu birleştirdiğinde meleğimi yatırmıştım.
Gül teyzeyle bir kaç saat oturduktan sonra Gizem karşımdaki koltukta birden ayağa kalktığında ikimizde ona baktık.
"Efsun.!" Dedi bağırarak.
Duru'ya bakıp tekrar Gizem'e baktım ve ayağa kalktım.
"Noldu." Dedim korkarak.
"Siktir...siktir.!" Gizem bağırdığında baktığı telefonu elime aldım.
"Siktir." Dedim ekrana bakınca.
@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ VE YAKIN ARKADAŞI GİZEM ÜN ÖĞLE SAATLERİNDE GÖRÜNTÜLENMİŞLER AMA ASIL DİKKATİMİZİ ÇEKEN OLAY YANLARINDAKİ BEBEK..GİZEM ÜN'ÜN BİLDİĞİMİZ BİR İLİŞKİSİ YOKKEN AKILLARA BEBEĞİN EFSUN GEDİZ'İN OLDUĞU DEDİKODULARI GELDİ. BİLİYORSUNUZ EFSUN AMERİKADAN YENİ DÖNDÜ VE SANIRIM YANINDA BİR MİSAFİR GETİRMİŞ. BEBEK KİMDEN.? ATEŞ ÇAĞLAYANLA GİTMEDEN ÖNCE İLİŞKİSİNİ BİTİREN GEDİZ AYRILDIĞI SEVGİLİSİNİN BEBEĞİNİ Mİ DOĞURDU YOKSA ATEŞ ÇAĞLAYANI UNUTUP YENİ AŞKLARA YELKEN Mİ AÇTI.? SİZCE BEBEK EFSUN'UN MU.? EĞER ONUNSA BABASI ATEŞ ÇAĞLAYAN MI.?
596.026 beğenme 107.628 yorum
@instagramkullanıcısı: HASS.
@instagramkullanıcısı: Lan noluyor bu aşağılık yerde.
@instagramkullanıcısı: Ahlaksızlar.
@instagramkullanıcısı: Oha.
@instagramkullanıcısı: Ateş hayırlı olsun kocacığım nur topu gibi bebeğimiz oldu.
@instagramkullanıcısı: Lan şaka mı.?
@instagramkullanıcısı: Şaçmalamayın aq Efsun'un nereden bebeği olsun.
@instagramkullanıcısı: Ben şok.
@instagramkullanıcısı: Lan cidden kız iki yıl gitti kesin Ateş'in bebeği.
@instagramkullanıcısı: Ateş geçmiş olsun.
@instagramkullanıcısı: Adamı başka nasıl elinde tutacaktı tabi ki bebekle.
@instagramkullanıcısı: Oha yüzyılın olayı.
@instagramkullanıcısı: Lan şaka mı bu haberler oha.
@instagramkullanıcısı: Ateş'in haberi var mıymış.
@instagramkullanıcısı: Çocuk kesin onun mu.?
@instagramkullanıcısı: Arkadaşlarının çocuğudur mal mısınız bu nasıl habercilik.
@instagramkullanıcısı: Gizem sürüyor arabayı onundur.
@instagramkullanıcısı: Oha lan benim diziye yeni sezon geliyor galiba hadi bakalım.
@instagramkullanıcısı: Efsun ne kadar fenasın amk.
Titreyen ellerimle telefonu Gizem'e verdim.
Herkes Duru'yu öğrenmiş miydi.?
BÖLÜM SONU
Selam herkese.
Biliyorum çok fazla uzadı bölüm arası ama iki kitap bir arada beni fazla zorluyordu ve diğer kitap finale daha yakın olduğu için onu bitirmek istedim.
Artık sadece yakarış'a bölüm yazacağım için bölüm aralarının bu kadar uzamamasını umuyorum.
Oy ve yorumlarınızı unutmayın lütfen.
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
