30. bölüm / 37
YAKARIŞ30
Bölümler 37Şu an: 30
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duyurular için instagram hesabımdan takip edebilirsiniz..
İyi okumalar.
"Hayatımdaki kişi ya da kişilere bir kere daha bu şekilde karışırsan seni öldürürüm Kartal...şimdi nişanlımdan özür dile."
Sözleriyle şokla ona baktım.
Nişanlım mı demişti o.?
Abim alaylı bir kahkaha attığında bu olayın daha yeni başladığını ve başımıza bir iş geleceğini anlamıştım.
//////////////////
Ateş, şaşkınlıkla Gizem'e bakan abimi omzundan tutarak geriye doğru çekmeye çalıştığında abim olduğu yerde durup karşısındaki kadına bakıyordu.
Gizem yerde yatan adamın yanına adım attığı an abimin gür sesiyle ona döndüm.
"Eğer ona dokunursan başladığım işi bitiririm."
Gizemin bir an adımları durur gibi oldu ama daha sonra abimi takmadan Batuhan'ın yanına eğilerek elini yüzüne attı.
Bir Gizem'e bir de Ateş'in ve babamın kollarında çırpınan abime bakıyordum.
"Bırak.!" Diyordu Ateş'e bağırarak.
Adımlarım istemsizce Gizem'in yanına gitti.
Yere eğilmiş Batuhan'ın başında ağlıyordu.
Onun gibi dizlerimin üzerine eğilip koluna dokundum.
"Bıktım bunun şizofrenliğinden." Sessizce konuştuğunda bana anlatmadığı şeyler olduğunu anlamıştım.
"Nil'den önce...beraber miydiniz.?" Gizem göz yaşlarını silerken cevap vermediğinde anlamıştım.
Beraberlerdi.
"Yardım eder misin arabaya taşıyalım." Başımı sallayarak Batuhan'ın koluna girdiğimde inlemişti.
"İyi misin.?" Dedi Gizem onun kulağına doğru.
Batuhan sinirle Gizem'e baktıktan sonra kollarını bizden kurtararak ayağa kalktığında arkasından gidişini izledik.
O, bahçeden çıktığında karşımızda sadece Ateş ve abim kalmıştı.
Abim, Gizem'e doğru yürüyeceği sırada Ateş kolundan tutunca abim onu hırsla itmeye çalışmıştı ama arkasındaki adam bir adım bile yerinden oynamadı.
"Konuşacağız gel buraya.!"
Gizem hızla onun yanına gittiğinde hala olayların şokundaydım.
Batuhan Gizem'e hiçbir şey demeden gitmişti.
"Kartal sen bundan sonra benim hiçbir şeyime karışamazsın neden biliyor musun.?" Abim sinirle ona bakıyordu.
"Nil'i hamile bırakırken ben sana karışmadıysam sende bana karışamazsın."
"Hamile bırakmadım lan.!"
"Sevişmedin mi.?" Gizem'in sorusuyla abimin gözlerindeki yıkım ortaya çıkmıştı.
"Nil'le sevişmedin mi.? Benden sonra hayatına onu alıp aynı yatakta uyumadın mı Kartal."
Abim başını eğdiğinde cevabı hepimiz biliyorduk.
"Ateş ve Efsun'a bakıp sakın hayal kurma...ne Ateş başkasıyla oldu ne de Efsun. Onlar ayrıldıktan sonra senin aksine gidip başkasıyla yatmadılar ama biz.."
Gözlerim Ateş'in gözlerini bulduğunda bir süre onu izledim.
Başkasıyla olmamıştı.
"Biz diye bir şey yok ve olmayacak ben başkasının artığını hazmedecek birisi değilim Kartal Gediz. O yüzden ne sen Ateş'sin ne de ben Efsun'um."
Bizi örnek vermesiyle gerilsem de yanında durmaya devam ettim.
"Unutmak istedim." Abim konuştuğunda Gizem hayalkırıklığıyla ona bakıyordu.
"Ben de unutmak istedim ama başkasının altına yatarak değil." Açık açık konuşması abimi her seferinde dumur ediyordu.
Gizem bir anda gülünce hepimiz ona baktık.
"Yanlış anlama bu başkasıyla olmadığım anlamına gelmiyor...sadece senden bir hafta sonra olmadı demek istiyorum." Başkalarıyla birlikte olduğunu dolaylı yoldan söylediğinde abim ona acı çeker gibi bakmaya başlamıştı.
"Konuşalım ve her şeyi anlatayım."
Gizem yine güldü.
"Bak bana yaptığını geçiyorum tamam mı.? Gerçekten önemli değil o senin karaktersizliğin." Bir anda bana döndüğünde konuşmasına devam etti.
"Ben seninle bu kıza çektirdiklerin için bile muhattap olmam...sen kendi kardeşine acımamış adamsın bana mı acıyacaksın." Alayla konuşuyordu.
"Gizem hadi içeriye geçelim." Dediğimde yeşilleri bana döndü.
"Ben bununla birlikte olursam senin ve Duru'nun yüzüne nasıl bakarım Efsun."
O kadar güzel kalpli bir kadındı ki.
Abime döndüm.
Böyle bir kadını kaçırdığı için derdine yanabilirdi.
"İçeride konuşuruz bunları olur mu.?"
Başını iki yana salladı.
"Konuşulacak bir şey yok ki Efsun. Ben Nil'in kullanıp attığı bir adamı istemiyorum ama o bunu anlamıyor."
Onu duyan abimin artık yeterince anladığını biliyordum.
"Anlamıştır merak etme." Dediğimde gözünden yaş aktı.
"Her şeyi mahvetti Efsun...her şeyi mahvetti o kadar aptal ki. Geleceğimizi mahvetti. Ben onunla bir daha olmam. Yemin ederim olmam, olamam." Ağlamalarının arasından bunları derken aramıza Can'da katıldı.
Olayları anlamaya çalışmak için bana kaş göz yaparken ona sonra diyerek geçiştirmiştim.
"Gizo...ağlama lan gel alemlere akalım.." Can konuştuktan sonra Ateş sesli bir şekilde nefesini verirken abisinden korkan arkadaşım tekrar bizim yanımıza gelmişti.
"Hangi piç üzdü seni."
Can'ın ayağına hafifçe dokunduğumda sus dedim sessizce.
"Kimmiş.?" Dedi yanıma eğilerek.
Gizem bizi duyuyordu.
"Abim."
Can gözlerini kocaman açarak ortamdan uzaklaşmaya başladığında arkasından bakıyorduk.
"Aptal bu çocuk." Diyordu Ateş.
Abime laf sokup gitmişti resmen.
"Sen odama çık ben de hemen Duru'yu alıp geleyim."
"Onun olduğu evde durmam."
"Tamam o bugün Ateş'lerde kalır." Dediğimde yine başını iki yana sallamıştı.
"Burası onun ailesinin evi. Burada durmak istemiyorum...ben giderim teyzemlere sende sabah gelirsin olur mu.? Şimdi biraz yalnız kalayım."
İstemesem de ikna edemeyeceğimi bildiğim için başımı sallayarak onu onayladım.
"Hatta yarın akşam gel Efsun." Ona da başımı salladım.
Abim ve Ateş bir kaç dakika önce bahçeden çıktıkları için rahat rahat konuşuyorduk.
"Gidelim o zaman.. yarın akşamda bir yere gitme geleceğim tamam mı.?"
Keyifsizce başını salladığında koluna girdim ve Ateş'lere geldik.
"Kızım noldu.?" Annemler salondan seslendiklerinde Gizem onları takmadan beni öptükten sonra burada kaldığı odaya çıkmıştı.
Merakla bakan kadınların yanlarına gittim.
"Bir şey yok anne abimle Gizem tartışmış...Duru'yu alayım ben." Koltukta mışıl mışıl uyuyan kızıma baktığımda yanına gidip tombul yanağını okşadım.
Acaba annesiyim diye mi bana bu kadar tatlı geliyordu yoksa gerçekten çok mu tatlıydı.
Onu kucağıma alacağım sırada salona Ateş gelince hemen kızımızı kucağına aldı.
"Eşyalarını ve ayısını al gidelim." Dediğinde biraz ilerideki boboyu aldıktan sonra çantasını da aldım.
Sezen teyzeyle vedalaştıktan sonra anneme döndüm.
"Sen git bir tanem, ben biraz daha dururum." Dediğinde başımı salladım.
Salonun çıkışında beni bekleyen Ateş'in yanına gidince beraber yürümeye başlamıştık.
Duru babasının kollarında uyurken oldukça rahat görünüyordu.
"Bugün sadece korktuğu için mi böyleydi." Ateş konuştuğunda ona baktım.
"Evet." Dedim hemen.
"Beni artık sevmiyor olabilir mi.?" Ses tonundaki gerginliği duyunca istemeden gülümsedim.
"Saçmalama Ateş. O daha çok küçük ve bu zamana kadar benimle büyüdüğü için annemleri yadırgıyor. Korktuğu içinde gözlerinin aradığı ilk kişi benim."
Sıkıntılı hali devam ederken odama çıkmıştık.
"Ortaya bırakırsan süper olur." Dediğimde kızımızı yatağımın ortasına bırakmıştı.
Kalkmadan önce boynundan ve yanağından öptü.
Duru kıpırdanınca da hızla yataktan çıkmıştı.
"Sabah erkenden şirkete gideceğim akşamüstü gibi gelirim Duru'yu da alıp bir yerlere gideriz olur mu.?" Başımı salladığımda içimden gelerek kollarımı ona sardım.
Beni bekletmeden karşılık verdiğinde başını tıpkı Duru'ya yaptığı gibi benim de boynuma gömdü ve öptü.
"Her şeyimsin sen benim...unutma sakın." Dedi.
Daha sıkı sarıldım.
"Çok seviyorum seni Efsun. Aklının hayalinin alamayacağı kadar çok seviyorum."
Ayrıldığımızda elleri yüzümün iki yanını bulmuştu.
Yüzüme bakıp iç çektikten sonra alnımdan öpüp çıktı.
Günün yorgunluğuyla yatağa yattığım gibi uyumuştum.
Duru'nun ağlama mırıltılarıyla gözlerimi açtığımda hemen meleğime baktım.
Yatağın kenarlarına koyduğumuz korkulukların kenarına düştüğü için ağlıyordu.
Şaşkınlık ve korkuyla yatağın diğer tarafına gittiğimde kenara sıkışan kızımı görünce gülmek istedim.
"Mam mamı."
Yan bir şekilde bana bakarken kıpırdayamadığı için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sıkıştın mı sen bir tanem...ne yapacağım ben senin gibi tatlı bir bebekle Duru." Onu kucağıma çekip sıkıştığı yerden kurtardığımda sırt üstü yatağa bırakmıştım.
Bacaklarını havaya kaldırıp güldüğünde dilinide çıkartıyordu.
Pencereden dışarıya bakınca havanın daha aydınlanmadığını görüp saate baktım.
05.19
Duru gülerek çığlık attığında karnına dokunarak kahkaha atmasını sağlıyordum.
Dudaklarımı karnına bastırıp öperken o saçlarımı tutuyordu.
"Babana götüreyim mi seni."
Kaşları havaya kalktığında tekrar konuştum.
"Tata." Diyince çığlık attı.
"Ta tı ta." Başımı salladım söylediklerine.
"Tatı aşkım gidelim mi.?" Yataktan kalkıp pencereye doğru geldiğimde Ateş'in gidip gitmediğini anlamak için kapının önündeki arabasına baktım.
Arabası görünmüyordu ama bu saatte çıkmamıştır sanırım.
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra Duru'yu battaniyesine sarıp kucakladım. Üzerimde eşofmanım ve beyaz bir tshirtüm vardı.
Aşağıya inerken evden çıt çıkmıyordu ve ben herkes uyurken Duru kuşu babasına kaçırıyordum.
Kapının önüne geldiğimizde attığı çığlıkla hızla dışarı çıktım.
"Bağırma anneciğim...tatıya götürüyorum seni." Yine çığlık atmıştı.
Tatı dediğimde sürekli sevinçle çığlık attığı için uzaklaşana kadar bu kelimeyi kullanmadım.
"Ma ma mı m."
Başının üstünden öptüm.
"Evet aşkım." Dedim ne dediğini anlamadan.
Ateş'in arabasını gördüğümde biraz rahatladım.
Kapılarının oradaki salıncağa oturduğumda bir kaç dakika öyle oyalandık.
Duru ellerini yüzüme atıp bana doğru döndüğünde battaniyesi artık ayaklarımızın dibindeydi.
Hava soğuk olmadığı için önemsemedim.
Beklemek yerine Ateş'e mesaj atmayı düşündüğümde telefonumu almadığım aklıma gelince Duru'ya baktım.
"Annen çok akılsız aşkım." Ellerini birbirine vurup tekrar bana doğru atıldığında ona kocaman sarıldım.
Ben otururken o benim üst bacaklarıma basarak desteğimle ayakta duruyordu.
Yanaklarını sıkıp ağzını balık gibi yapacağım sırada evin kapısı sertçe açıldı.
"Geç depoya geliyorum Gökhan. Sonra şirkete geçeceğiz."
Duru ve ben onun sesini duyduğumuz an başımızı Ateş'e çevirdik ama o bizi görmüyordu.
Hızla yürüyüp arabaya doğru giderken Duru'nun çığlığıyla kaşlarını çatıp arkasını dönmüştü ama bizi hala göremiyordu.
"Efsun." Hafif yüksek sesle konuştuğunda ayağa kalkıp görüş açısına girdim.
Duru onu gördüğü gibi kucağımda durmazken o elindeki telefonla bize döndü.
Takım elbise giymişti.
Şaşkınlıkla bana bakarken gözleri kucağımda kıpır kıpır olan kızımıza takıldı.
"Ta ta t." Kollarını onu doğru uzatıp çığlık attığında Ateş telefonu kapatıp bekletmeden Duru'yu kucağımdan almıştı.
"Bir tanelerim." Diyip boynunu öptüğünde Duru sessizce başını onun omzuna koydu.
Ateş gözlerini kapatmış gülümserken kucağındaki bedene sıkı sıkı sarılıyordu.
"Günaydın babacığım..günaydın güzel gözlüm." Hepsini Duru'ya söylüyordu.
Gözleri sonunda bana döndüğünde ben yere düşen küçük battaniyeyi kucağıma almıştım.
"Efsun." Dedi şaşkınlıkla.
Gülümseyip yanına adımladım.
"Günaydın." Dediğimde sadece baktı.
Duru ona yapışmış omzunda dururken o şaşkınca bana bakıyordu.
"Niye bu saatte uyandınız...niye böyle çıktın, içeriye geçelim gel." Bir elini bana uzatıp kolumdan tuttuğunda az önce çıktığı eve girmiştik.
Mutfağa geçtiğimizde masaya oturduk.
"Duru yatağın kenarındaki korumalıkların arasına düşmüş." Gülerek söylediğimde o telaşla Duru'ya daha sıkı sarıldı.
"Bir şey olmuş mu.?" Dedi.
Başımı iki yana salladım.
"Sıkıştığı için ağlıyordu sadece." Dudağının kenarı kıvrıldığında hala omzuna yatan kızının ensesinden öpüp tekrar bana döndü.
"Günaydın can parçam." Dediğinde Duru'daki bakışlarımı hızla ona çıkarttım.
"Günaydın." Az önce demiştim ama bir daha dedim.
"Teşekkür ederim Efsun."
Omzumu silktim.
"Duru seni görmek istedi ben de getirdim."
Gülümsedi.
"Dün bir daha bana gelmeyecek sandım."
Bu sefer ben güldüm.
"Bazen banada öyle yapıyor ertesi gün tıpış tıpış geliyor merak etme." İkimizde gülünce Duru başını kaldırıp bize baktı.
Tek kaşımı kaldırıp ona bakarken o bana şımarık bir edayla baktıktan sonra yanağını babasının çenesine sürttü.
"Kahvaltı yapalım mı.?" Dediğinde Ateş'e döndüm.
"Kimse uyanmamış ki saat çok erken rahatsız etmeyelim."
"Evde yapmayalım dışarıya gidelim...Mesut abinin yanına gidelim açmıştır dükkanı."
Mesut abi.
Bizim sabahları kaçıp kaçıp gittimiz mekanın sahibiydi.
Çok erken saatte açtığı için bizde hep oraya gidiyorduk.
"Olur." Dediğimde gözleri parladı.
"Duru'nun eşyalarını alayım o zaman...bir de mamasını hazırlamam lazım."
"Tamam size gidelim sen hazırla bizde bekleyelim olur mu.?"
Ayağa kalktım hemen.
"Hadi gidelim." O da ayağa kalktığında peşimden geliyordu.
Ateş ve Duru bizim evdeki mutfağa geçtiklerinde ben de odamdan onun eşyalarını alıp yanlarına indim.
Duru sevinçle babasına bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama ağzından anlamsız şeyler çıkıyordu.
Elimdeki ılık biberonu çalkalayıp yanlarına gittiğimde Ateş hemen elimden aldı.
"Ben biraz meyve çıkartayım içtikten sonra onları yesin."
"Tamam güzelim." Dediğinde dolaptan meyveleri çıkartıp her zamanki gibi hazırladım ve kızımın yanına geçtim.
Duru elimdeki tabağı gördüğü gibi kollarını bana uzatıp çığlık attığında karşılarına oturdum.
"Babanda kal ben sana yedireyim anneciğim." Duru kaşlarını çatıp tabağa uzanmaya çalıştığında Ateş onun bu halini ilk defa gördüğü için şaşkın şaşkın bakıyordu.
"Biraz yemeği seviyoruz." Dediğimde Duru'yu durdurmaya çalışıyordu.
Sandalyemi onların yanına çektiğimde böğürtlenden hemen yedirdim.
Ağzını oynata oynata yerken çenesine akan suyu siliyordum.
"Çok iştahlı görüyorsun değil mi.?" Ateş büyülenmiş gibi onu izlerken sadece başının üstünden öpüyordu.
"Tamam Duru veriyorum dur." Tabağa elini attığında konuşmuştum.
Ona yemeğini yedirdikten sonra çantasını da alarak evden çıktık.
Ben arkaya Duru'nun yanına otururken Ateş'te dikiz aynasından bize bakıp duruyordu.
"Duru'ya bebek arabası almıştım...bagajda."
Gülümsedim.
"Oyuncakta aldım..birazı arabada birazını evimize götürdüm."
Elimdeki ayıcığı ona doğru salladım.
"Gözü bundan başka oyuncağı görmüyor." Dediğimde gülmüştü.
Telefonu sürekli çalarken dördüncü aramayı cevapladı.
Saat 6 buçukta kim arıyordu.
"Ateş bey günaydın." Başımı cama çevirdim ama kulağım telefondan gelen sesteydi.
Ateş konuşmadığında kadın devam etmişti.
"Vehmi beyin asistanı yarın olan toplantıyı bugüne alabilir miyiz diye sormamı istedi. Bugün 11 den sonrası için bir programınız yok eğer size de uygunsa saat bir gi.."
"Bugün olan tüm toplantılarımı iptal et Buket."
"Emre beyleri de mi.?" Dedi telefondaki kadın.
"Tüm toplantılar iptal Buket." Telefonu kapattığında şaşırmıştım.
"Emre bizim Emre mi.?" Dediğimde başını salladı.
Emre, Ateş'in yakın arkadaşı ve ortağıydı.
"Kahvaltıdan sonra biz eve geçerdik neden iptal ettin.?"
Bir şey demeden arabayı sürmeye devam etti.
Gözlerim Duru'ya takıldığında kapanan gözlerini görünce eğilip alnından öptüm.
Uykulu haliyle dudakları kıvrıldığında yanağını da öptüm.
"Çok tatlısın Duru." Dedim bir kere daha öperken.
"Çokta güzelsin."
"Senin gibi...senin küçüklüğün karşımda duruyor sanki ." Ateş'e bakıp gülümsediğimde tekrar Duru'ya döndüm.
Küçüklük fotoğraflarımla şu an ki hali bana çok benziyordu.
Hamileliğim boyunca esmer bir bebek hayal etmiştim ama Duru beni şaşırtmıştı.
Ateş'ten gelen sesli bir iç çekmeyle ona baktım. Sürekli iç çekiyordu.
Yolda aklıma gelenlerle Ateş'ten telefonunu istemiştim.
Duru'yla ilgili çok fazla haber yaptıkları için onları kontrol edecektim.
İnstagrama girdiğim gibi karşıma çıkan bizim haberimizle okumaya başladım.
@GAZETEMAGAZİN:
ATEŞ ÇAĞLAYAN VE EFSUN GEDİZİN BİR KIZLARI OLDUĞU KESİNLEŞİNCE BİR KAÇ KİŞİDEN FOTOĞRAFLARDA GELMEYE BAŞLADI. KIZLARININ ADI DURU. DURU ÇAĞLAYAN. ALDIĞIMIZ DUYUMLARA GÖRE ATEŞ BEBEĞİ DOĞURDUĞUNDAN ÖTÜRÜ EFSUN HANIMA ÇOK SİNİRLİYMİŞ. SİZİN SEVGİLİNİZ ÇOCUĞUNUZU SAKLASA NE TEPKİ VERİRDİNİZ.?
465.330 beğenme. 39.441 yorum
@instagramkullanıcısı:Ateş çocuğu alsın şundan.
@instagramkullanıcısı: nasıl? Ateş Bebeği istemiyor mu yani.
@instagramkullanıcısı: lan bebek çok tatlı.
@instagramkullanıcısı: Efsundan nefret.
@instagramkullanıcısı: Barışın artık.
@instagramkullanıcısı: Evlenmeden bebekleri olmuş biz nerede yaşıyoruz.
@instagramkullanıcısı: Bence Efsun'un bir bildiği vardı.
@instagramkullanıcısı: adı çok güzelmiş.
@instagramkullanıcısı: Efsun defol ya.
@instagramkullanıcısı: Ay olan çocuğa olacak.
@instagramkullanıcısı: Efsunun yaptığı tek doğru şey bebeği doğurmak olmuş.
@instagramkullanıcısı: yazık lan Adama.
@instagramkullanıcısı: Ahlaksız
@instagramkullanıcısı: Efsun bence çok sorumsuz bir kadın.
@instagramkullanıcısı: Başıma bir şey gelmeyecekse ben Efsuna hak veriyorum.
Yorumlar yine linç dolu olduğu için çıktım.
Mesut abinin yerine geldiğimizde Ateş arabayı park ederken ben de Duru'nun pusetini kapatıyordum.
Ateş inip onu aldığında ben de boboyu ve çantasını alıp yanlarına geçtim.
Ateş boşta olan elini belime attığında diğer eliyle de Duru'nun pusetini tutuyordu.
İçeriye geçtiğimizde kimsenin olmamasıyla biraz rahatlamıştım.
"Geç bakalım." Gösterdiği yere baktığımda gülümseyip omzumun üstünden ona baktım.
Bizim masamızı gösteriyordu.
Duru'yu masanın üzerine koyduktan sonra benim sandalyemi çekip oturmamı sağlayınca kendisi de karşıma geçti.
Etrafa bakındım.
"Çok değişmemiş hatta neredeyse her şey aynı." Başını salladı hemen.
"Değiştirmedi Mesut abi."
Ateş'e döndüm.
"Geldin mi hiç." Yine başını salladı.
"Çıktın mı de." Güldüm.
Masada duran elimi tutup dudaklarına götürdükten sonra öpmüştü.
"Seni hatırlatan yerlerden çıkmadım Efsun."
Bir şey demeden baktım.
"Başkası olmadı mı gerçekten." Yüz ifadesi değişmişti. Sinirlendi sorduğum soruya.
"Hiç kimse...hiç kimse olmadı. Olmayacaktı da." Kastettiği şeyi anlamıştım.
"Başkası olmadı." Dedim ben de kendi adıma.
Yine sinirlendi.
"Bana artık kendini anlatma. Her şeyin farkındayım."
Bakışlarımı kaçırırken aramızda bir kaç dakika sessizlik olmuştu ama bu sessizlik ve gerginlik kısa sürdü çünkü Mesut abi karşıdan bize doğru geliyordu.
İkimizde ayaklandığımızda Mesut abi beni görür görmez kollarını açınca hemen sarıldım.
"Hoş geldin Efsun kızım."
"Hoş bulduk Mesut abi, nasılsın.?" Mesut abi 60 yaşlarında yaşlı bir adamdı ve ona abi dışında bir şey dememize kızdığı için abi diyorduk.
Ayrıldığımızda uzun uzun baktı.
"İyi ki döndün." Derken göz ucuyla da Ateş'e bakmıştı.
Gözleri daha sonra masadaki pusete kaydığında güldü.
"Hayırlı olsun kızım çok sevindim." Gülümsedim.
Pusete uzanıp perdesini açtığında uyuyan kızımızı görür görmez dua okudu.
"Maşallah...pek tatlı bir şeye benziyor. Annesi gibi boncuk mu gözleri." Ateş başını salladığında Mesut abi erkekçe onun omzuna vuruyordu.
"Çok sevindim evlat." Diyip Ateş'le de sarıldığında bize sormadan masamıza sevdiğimiz her şeyden getirtmişti.
Kahvaltıyı Ateş'in sürekli bana bir şeyler yedirmesiyle bitirdiğimizde patlamak üzereydim.
Çaylarımızı içerken Duru'nun sesiyle Ateş hemen puseti kendine çevirip sallamaya başladı ama Duru uyanmıştı.
Ağlak sesin susmayacağını bilen Ateş onu kucağına aldığında gözleri yaşaran kızıma baktım.
Dudakları titreyerek babasına bakarken sağ eliyle gözlerini ovunca onu ısırmak istemiştim.
Ateş boynunu sertçe öpüp kokladığında Duru yine huysuzca mırıldanıyordu.
"Dişleri çıktığı için bir kaç gündür huysuz." Çantadan onun diş kaşıyıcısını çıkartıp Ateş'e uzattığımda o da Duru'ya vermişti.
"Dişlerin mi çıkıyor senin meleğim...baban kurban olsun sana. Güzel meleğim." Saçlarından öptüğünde Duru'da ona yapışmıştı.
Seviyordu Ateş'i.
Uyandığından beri gözleri ilk defa beni bulduğunda yüz ifadesi değişmişti.
"Günaydın bir tanem." Şımarık bir şekilde güldüğünde eline uzandım.
O kucağıma alacağımı sanıp iki kolunu bana doğru kaldırdığında Ateş'te kalsın diye sadece alnından öpüp geri yerime geçince başını babasının omzuna doğru yasladı.
"Bu nasıl güzel bir bebek Efsun. Nasıl bu kadar tatlı olabilir. " Ateş'in sözlerine güldüm.
"Melek o melek." Dedim Duru'ya bakarken.
Yanımdayken hatta kucağımdayken bile özlüyordum onu.
Mesut abinin yerinde öğlene kadar üçümüz vakit geçirirken telefonum yanımda olmadığından bana ulaşamayan annemler telaşla Ateş'i aramışlardı.
Onlara haber verdikten sonra biraz daha durup kalkmıştık.
Duru yolda gördüğü balonlarla çığlık atıp heyecanlandığı için Ateş ona hepsini almıştı.
Bir tanesini yanımıza alıp diğerlerini arkaya koymuştuk.
Diş kaşıyıcı oyuncağını ağzında gezdirirken bir elim onun karnındaydı ve erken uyandığım için gözlerim kapanıyordu.
Kendimi daha fazla tutamadan uykunun kollarını attım.
Havalandığımda gözlerim açılmamaya yemin etmiş gibiydi.
"Geç Ateş ben Duru'yu annemlerin yanına götüreyim." Derinden gelen sesin abime olduğunu anlayabilmiştim.
Duru'yu alacağım dediği için gözlerimi açmadan mırıldandım.
"Almasın o."
Ateş'in adımları bir kaç saniye durduğunda yanımızdaki adamda gitmişti.
"Tamam güzelim Kartal almayacak kızımızı."
"Dokunmasın." Dedim uykulu sesimle.
"Tamam can parçam." Dudakları alnıma değerken ben onun göğüsüne sinmiştim.
Sırtım soğuk ve rahat bir yere değdiğinde kollarımı sardığım bedenden de ayrıldım.
Yanağıma değen dudaklardan sonra arkamı dönerek uykuma devam etmiştim.
Duyduğum bağırma sesleriyle gözlerimi açmaya çalıştığımda arkasından gelen silah sesleriyle yerimden sıçrayıp hızla ayağa kalktım.
Korkuyla koşmaya başladığımda aşağıdan annemin bağırma ve ağlama seslerini duyuyordum.
"Anne.!" Dedim bağırarak.
Ya bizim eve ya da Ateş'lerin evine silah sıkılıyordu.
Duru.
Ateş.
"Anne.!" Dedim çığlık çığlığa.
Salondaki duvarın kenarına sinmiş ağlayan annemi gördüğüm gibi etrafa bakındım.
Onu görmediğim için kalbim ağzımda atıyordu.
"Duru nerede.!" Bağırmamla bana baktı.
Ateş'lerin evine silah sıkıyorlardı.
O neredeydi.
Gözyaşlarım akarken delirmek üzereydim.
Anneme doğru yürüyüp yanına geçtiğimde kollarından tuttum.
Şok geçiriyordu.
Annem silah seslerinden çok korktuğu için şu an kendini kilitlemiş konuşmuyordu.
Duru ve Ateş'in o evde olması ihtimali aklıma gelince hızla annemin yanından kalkıp bahçeye doğru koştum.
Silah sesleri durmuştu ve neredeyse korumaların hepsi siyah bir arabanın arkasından gidiyordu.
"Ateş.!"
Koşarak içeri girdiğimde kırık camlar çıplak ayağıma batmıştı ama duyduğum ağlama sesiyle acımı umursamadan yukarıya çıkmaya başladım.
"Ateş.! Ateş korkuyorum.!"
Evde miydi onu bile bilmiyorum.
Kızımın ağlayan sesine yaklaştığımda Sezen teyzelerin odasının kapısını açtım.
Duru yatakta yatarken etrafa bakındım.
Kızımın yanına gidip ağlayarak onu kucağıma aldığımda titreyen dizlerimle beraber yatağa oturdum.
O kucağımda çığlık atarak ağlarken odadaki banyonun kapısı açıldığında Sezen teyze görüş açıma girmişti.
Ağlıyordu.
Teninin beyazlığında onunda korktuğunu anlayıp tekrar ayağa kalktım.
"Sezen teyze." Dedim yanına gidip kolunu tutarak.
Duru boynuma sarılmış ağlamaya devam ediyordu.
"Bir şey oldu mu.? İyi misin.?" Onu süzerken telaşla konuşuyordum.
Başını sallayıp o da benim gibi titreyen bedeniyle yatağa oturduğunda göz ucuyla Duru'ya baktı.
"Çok korktu susturamadım Efsun..çok korktu." Dedi kızıma bakarken.
"İyi misin Sezen teyze...Ateş nerede.? Evde başkası var mı.?" Annem gibi şoktaydı.
Başını iki yana salladı.
"Ateş'ler az önce korumalarla konuşmak için çıktı şirkete gideceklerdi...bende annenle kahve içmek için Duru'yla beraber size gelecekken evi kurşunlamaya başladılar kendimi buraya zor attım."
Gözyaşlarımı silip kızıma sarıldım.
"Bir şey yok...bir şey yok Duru geldim anneciğim...ağlama bir şey yok iyisin." Derken sırtını okşayıp boynunu öpüyordum.
Ona diyip korkudan kendim ağlıyordum.
Odadan çıkıp Ateş'i bulacağım sırada Sezen teyzenin telefonu çalarken cam kırıklarının arasından çıkartıp hemen açtım.
"Sezen.! Bir şey oldu mu.?" Kıraç amcaydı.
"Kıraç amca." Dedim ağlayarak.
"İyi misiniz Efsun.!" Hala bağırıyordu.
"Efsun.!" Demişti babamda.
Beraberlerdi.
"Baba." Dedim yine ağlayarak.
"İyi misiniz.? Annen iyi mi Efsun.!"
"Yaralanmamışlar ama ikisi de konuşmuyor şoktalar baba." Dedim.
Duru hala ağladığı için duyuyorlardı.
"Ateş ve Kartal'da bir şey var mı.?" Kaşlarımı çatıp tekrar yüzümü sildiğimde kucağımdaki kızımla hemen ayağa kalktım.
"Onlar çıkmışlar." Dediğimde babam bağırdı.
"Kapının önünde sigara içiyorlardı.! Çocuklar yokmuş Kıraç." Bir şey demeden telefonu kapattığında Duru'yla beraber koşar adım aşağıya indim.
Her yer cam kırığı olduğu için ayaklarımın altı kanıyordu.
Elimdeki telefon çaldığında arayana baktım.
Can, Sezen teyzeyi arıyordu.
Hemen açtım.
"Anne.!"
"Can." Dediğimde daha çok bağırdı.
"İyi misiniz Efsun bir şey oldu mu birine." Ağzımdan çıkan ağlama sesiyle Duru'nun ağlama sesleri karıştığında onun ne dediğini anlamıyordum.
"Efsun Ağlama dinle.!"
"Can annemler korkudan konuşmuyor."
"Abimle Kartal abi yanında mı.?" Dediğinde daha da telaşlandım.
"Yoklar..yoklar Can. Olsa Ateş Duru'nun yanına giderdi yoklar."
Can korkuyla bir şeyler derken dışarıya çıkmıştım.
"Dışarıya bakıyorum."
"Evden çıkma.!" Ses telleri yırtılacak kadar bağırdığında korkarak eve tekrar girdim.
"Ateş'i aradınız mı.?" Dedim titrek sesimle.
Duru'nun ağlaması biraz kesilmişti.
"Ulaşamıyoruz." Kalbime saplanan ağrıyla gözlerim kapandı.
Söylediği kelime beynimde yankılanıyordu.
Ulaşamıyoruz.
"Nasıl ulaşamıyoruz...Ateş gelirdi Can. Duru bu evdeyken onun gelmemesi imkansız." Korkuluydu sesim.
Can konuşmadığında tekrar ağlamaya başlamıştım.
"Can bir şey mi oldu."
Yine sustu.
"Gizem'de onların yanındaydı üçüne de ulaşamıyoruz." Bu cümle beni o kadar korkuttu ki..
"Eve geliyorum beş dakikaya sakın bahçeye çıkma." O böyle ciddi konuşurken korkum iyice arttı.
Ateş neredeydi.?
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
