18. bölüm / 37
YAKARIŞ18
Bölümler 37Şu an: 18
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar...
"BEBEK, BENİM BEBEĞİMİ DOĞURMUŞ BABA.!" Ateş babasına karşı haykırdığında sesi odanın içinden yankılanıyordu.
"BEBEK YAŞIYORMUŞ BABA ÇEKİL...ÇEKİLİN LAN.!" Ateş babam ve Kıraç amcayı itip evin kapısına yürümeye başladığında görüş açımdan çıkmıştı.
Ben de sinirle odadan çıktım.
O odaya gelmeden ben onunla yüzleşecektim.
************
Merdivenlerden inerken yukarıya doğru çıkan Ateş'le karşılaştığımızda gözlerindeki kızgınlıkla gülümsedim.
"Yaptın mı Efsun.! Bebeğimi benden sakladın mı.?" Afallamış haliyle yanından geçerek aşağıya inmeye çalıştım ama kolumu tuttu.
"Efsun.!" Kolumdan tutmaya devam ederken merdivenlerden inmeye başlamıştık.
Salona geldiğimizde kırgın bakışlarının altında ayağa kalkarak yanımıza gelen Kıraç amca Ateş'in omzundan tutup geriye itmeye çalıştı ama Ateş neredeyse bakışlarıyla beni öldürecekti.
"BAKMA KONUŞ...Delireceğim, baba çocuğumuzu doğurmuş..TEK BAŞINA ÇOCUK DOĞURMUŞ.!" Yüzüme karşı yaklaşıp kükrediğinde gözlerimi kapattım ve Duru'nun uyanmamasını diledim.
Seslere karşı hassasiyeti yüksekti. Anında uyanıyordu.
"Kendine gel sakinleş sonra konuşacaksınız.!" Kıraç amcanın yanına babamda eklenince biraz uzaklaşır sandım ama ikisi de onu tutamadılar. Gözüm merdivenlerden çıkan abime takılınca hızla Ateş'in yanından geçmek istedim ama izin vermedi.
Ateş'e baktım.
Nefes nefese ve darmadağındı.
Benim gibi.
"Kolumu bırakman için üç saniyen var." Abim çoktan yukarıya, kızımın olduğu kata çıkmıştı.
"BIRAK.!" Çığlık atarak konuştuğumda biraz olsun şaşkınlığından faydalanıp son gücümle koşarak merdivenlerden çıkmaya başladım.
"Kartal.!" Bağırarak çıkıyordum ve artık Duru'nun uyandığından emindim.
Son basamağa geldiğimde abimi odamın kapısının kolunu açmak için çevirirken yakalamıştım.
Ateş ve babamlarda arkamdan gelmişlerdi. Annemin ağlamaları kulağıma geliyordu ama ben sadece abime doğru yürüdüm.
Kapıyı açtığında neredeyse üzerine atladım.
"Sen kimsin.! Kimsin sen öldürürüm seni defol.!" Abimin sırtında ona vuruyordum.
Kıraç amca beni onun üstünden almaya çalışırken Ateş'in odamın içine baktığını görünce hareketlerim durdu ve Kıraç amcanın beni abimin üzerinden indirmesine izin verdim.
Ateş dolu dolu gözleriyle yatağın üzerinde ağlayan kızıma bakıyordu.
Duru'nun ağlamasıyla herkes susmuştu.
Annem odaya gireceği zaman kapının önüne geçip kulpu tuttum.
"Sakın...kimse girmeyecek odama." Ateş'e baktım.
"Sen asla onu görmeyeceksin, yaklaşmayacaksın kızıma." Ben de nefes nefeseydim.
Yutkunup hepsine baktım.
Duru hala ağlıyordu.
"Kimse girmeyecek onun yanına. Tek başıma doğurdum tek başıma bakacağım." Annemin ağzından bir hıçkırık çıktığında babam yanıma gelmişti. Odaya karşı sırtım dönüktü onlara bakıyordum.
Bir adım geriye attığımda babamda olduğu yerde durdu.
"Söylemedin bana..söylemedin bana Efsun tek başına doğu.."
Alayla güldüm ama konuyu çok uzatmak istemiyordum. Riskli bir ameliyat geçirmişti.
"İnandın mı anne...bana yüzde yüz inandın mı.?" Gözleri şok olmuş gibi açılıp bana hayalkırıklığıyla baktığında ileri gittiğimi anlamıştım.
Duru'nun sesiyle arkama dönüp ona baktıktan sonra tekrar önümdeki insanlara baktım.
"Bana inanmayan adamla, kızımı tek başıma doğurmamı sağlayan adamla...beni mahveden adamla aynı kahvaltı masasına oturduğunda bana hiç inanıyormuşsun gibi görünmedi anne."
Burnumu çektiğimde ağladığımı yeni anlıyordum.
Annemden hıçkırık sesi çıktığında Sezen teyze hemen onun koluna girip sarılmıştı.
"Kızımı ben istersem göreceksiniz. Eğer istemezsem kimse onu görmeyecek bunu böyle bilin." Hiçbiri sesini çıkartmadı çünkü benim bunları sinirden söylediğimi biliyorlardı.
Ateş ve abim hariç diğerlerine sinirle saçmalıyordum.
"Ateş ve şeref yoksunu piç Kartal odamın yanından bile geçerse bu evde kalmam." Bir şey demediklerinde gözlerim Ateş'e kaydı.
Arkaya elimi atıp tuttuğum kapıdan kızına bakmaya çalışıyordu.
Gözleri benimle buluştuğunda yüzüne tükürmek istemiştim.
"Allah senin belanı versin. Eğer vermezse...vermezse devreye ben girerim sen sakın merak etme Ateş tamam mı.?" Son kez Ateş'e bunları söyleyip odaya girdim ve arkamdan kapıyı kilitleyip ağlayarak kızımın yanına koştum.
Kucağıma aldığımda elleri anında iki yandan boynuma sarılınca onu çok korkutup ağlattığımı anlamıştım.
Korkmuştu seslerden.
"Özür dilerim bir tanem...özür dilerim özür dilerim aşkım ağlama buradayım." Kucağımda onunla beraber odada yürüyordum.
Boynundan öpmeme rağmen hala ağlıyordu.
Baban kapının arkasında ama seni ona vermeyeceğim Duru. Sen sadece benim kızımsın.
O aptal babanın değil benim bebeğimsin sen.
Ağzımdan bir hıçkırık çıktığında Duru'yla beraber ben de sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştım.
Saçmalıyordum. Psikopatlar gibi saçmalıyordum.
Duru babasını tabi ki tanıyacaktı.
Sadece şu an istemiyorum. Şu an Ateş'in kızını hemen görmesini istemiyorum.
Hak etmiyor.
Hiçbir şeyi hak etmiyor.
Odanın kapısı tıklatıldığında gözlerimi kapattım.
"Benim." Kapıya doğru yürüyüp hemen açtım.
Can halimi görünce zor olsada Duru'yu benden alıp onu sakinleştirmeye çalışırken ben de kapıyı tekrar kilitlemiştim.
"Ağlama Efsun, korkuyor amcasının güzel bebeği."
Onlara döndüğümde Duru'nun bana bakarak ağladığını görünce gözyaşlarımı silerek yanlarına gittim.
Can'ın kucağında duran kızımı başının üstünden öptüm ama Duru kollarını bana uzatınca dayanamayarak onu tekrar kucağıma aldım.
"Şu dudaklarını nasıl titretiyor yerim lan seni...annene mi çektin sen mavi papatyam." Can karnından öpünce Duru ağlamayı durdurup amcasına baktı.
Seviyordu bunu yapmasını.
"Ne anacı bir kız çıktın sen ne güzel kucağımdaydın işte." Duru sanki çok ciddi bir şey dinliyormuş gibi mavileriyle pür dikkat Can'a bakıyordu.
Gülümsedim istemsizce.
Duru başını hızlıca bana çevirip güldüğümü görünce çığlık atınca alnından öptüm.
Can'ın bizi güldürmeye çalışmasıyla geçen bir saatin sonunda Duru kucağımda uyumuştu.
"Alayım mı.?" Can'a olumsuz anlamda başımı hareket ettirdim.
"Gizem aşağıdaymış, biraz Aslıyla konuşayım sonra Gizemide alıp gelirim ." Ayağa kalkıp kapıya doğru yürüdüğünde iyice arkama yaslandım.
"Salağı alıp geliyorum hemen." Çıktığında başımı arkaya atarak tavana bakmaya başladım.
İki elimde Duru'nun üzerindeydi.
Birisiyle sırtını okşarken diğer elimle de alnına masaj yapıyordum.
Odanın kapısı açıldığında gözlerimi açmadım. Ta ki tanıdık kokuyu alana kadar.
Gözlerimi açıp hızla arkama baktığımda odaya girmeden kapının önünden bize bakan adamla delirmek üzereydim.
Kucağımda uyuyan bebeğimle beraber hızlıca kalkıp yanına kadar gittiğimde onun bakışları bir saniye bile tanımadığı kızından ayrılmadı.
"Defol." Sessiz söylemiştim. Onu biraz ittikten sonra güçsüz bir şekilde arkaya iki adım atmıştı. Kapıyı yüzüne kapattığımda kalbim yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu.
Duru'yu yatağın üzerine bırakıp kenarlara yastıkları dizdikten sonra hemen kapattığımı kapıyı açtım ve az önce kovduğum adamla göz göze geldim.
Öylece odanın önünde bekliyordu.
"Defol git Ateş."
Çökmüş onuzları ve kızarık gözleriyle tepkisizce yüzüme bakıyordu.
Derin bir nefes aldığımda merdivenden çıkan ikiliyle onlara baktım.
Sezen teyze ve Kıraç amca.
"Ateş.!" Kıraç amca bağırdığında yüzümü buruşturdum. Duru sesten dolayı tekrar uyanacaktı.
"Kıraç amca." Bana döndüğünde elimle arkamdaki kapıyı gösterdim ve hemen anlayarak Ateş'i kolundan tuttu.
O az önceye kıyasla yerinden bile kıpırdamadı.
"Konuşacağız yürü." Bu sefer daha sessizdi Kıraç amca.
"Ateş hadi işleri daha da zorlaştırma sonra konuşursunuz." Ateş onları takmadan hala bana bakıyordu.
İşaret parmağını uzattığında bir şey söylemek için dişlerini sıktı ama konuşmadı.
"Bir şey diyemiyorum lan...bir şey diyemiyorum sana Efsun.!" Sesi yükseldiğinde gözlerimi kapatıp açtım.
"Sessiz ol eğer Duru uyanırsa se.." Dememe gerek kalmadan Duru'nun ağlama sesleri yükselmişti.
Bugün o kadar yormuştuk ki onu.
Uyuyup geri korkuyla uyanıyordu.
"ATEŞ SİKTİR GİT ŞURADAN." Duru uyandığı için bağırmıştım.
"Ya sen gidersin ya da biz." Hala aynı yıkılmış ifadesiyle bana baktığında omuzlarına vurdum.
"Ateş git...uzak dur bizden..zaten gittin sen yoksun, olmadın. Bir daha git..gitmen lazım ben." Ona vurduğum ve ağladığım için nefes nefeseydim.
"Dayanamıyorum git...o daha çok küçük korkuyor." Elimle arkamdaki kapıyı gösterdim ama Ateş halimi görerek onuzlarımdan tutmuştu.
"Korkuyor gitmen lazım...gittin zaten bir daha git." Hıçkırdığımda Sezen teyze, Ateş'in omzularımdaki ellerine rağmen bana sarıldı.
"Göstereceğim ama şimdi değil Sezen teyze...korkuyor alışmadı...gerçekten göstereceğim Duru'yu ona ama şimdi değil nolur gitsin söyle nolur Sezen teyze."
Kollarımı Sezen teyzeye sıkıca sarıp hıçkırarak ağladığımda Ateş'in üzerimdeki elleri çekilmişti.
Tekrar hıçkırdığımda Sezen teyzeden ayrıldım.
"Bana yardım eder misin.?" Şaşkınlıkla önce bana baktı. Sonra kocasına dönüp hızla geri bana döndü.
Burnumu çektiğimde Ateş merdivenlere doğru yürümeye başlamıştı.
Kıraç amca ve Sezen teyzeyle beraber kaldığımızda hemen kapıyı açıp odaya geçtim.
İkisininde girmesini bekledim ama onlar odanın dışından bana ve kızıma bakıyorlardı.
Torunlarına.
Duru'yu gözyaşlarımı silip kucağıma aldığımda başını hemen omzuma koyup arkadan babaannesi ve büyükbabasına bakmaya başlamıştı.
İç çektiğinde üzülsemde onu tekrar sakinleştirmeye çalıştım.
"Babaannen ve büyükbaban gelmiş Duru.." Duru yaşlı gözleriyle uykulu bir şekilde kapıdaki ikiliye bakıyordu.
Aklıma gelen şeyle ağlamak istedim.
Duru'nun mamasını ve yemeğini vermemiştim.
Gözümden bir kaç damla yaş aktığında Sezen teyze ve Kıraç amcaya döndüm.
"Biz mutfağa gideceğiz...onu tutar mısınız biriniz." Aslında Kıraç amcanın tutmasını istiyordum.
Hiç tanışmamıştı torunuyla.
Burnumu çekip etrafta baktım. Çantayı arıyordum.
İstemsizce ben de iç çektiğimde Sezen teyze bir kaç adım atarak içeriye girdi.
"Kıraç gel torunumuzla tanışalım...dünya güzeli Duru'yla tanışalım hayatım." Gözlerimden tekrar yaşlar aktığında Sezen teyze bana iyice yaklaştı ve Duru'ya uzandı.
Duru ilk başta gitmesede ona şirinlikler yaptığımız için şu an babaannesinin kucağından bana bakıyordu.
Kıraç amca hala içeriye girmeyince yanına gittim.
"Duru'yla tanış Kıraç amca...sözlerim sana değildi."
Önce bana bakıp omzuma elini koyarak sıktığında tebessüm ettim. Gözleri yaşarmıştı.
"Hadi." Dedim kenara çekilerek.
Dolan yeşil gözleriyle torununa doğru bir kaç adım attı.
Karısının yanına ulaşıp Duru'ya yakından baktığında Duru'da büyükbabasına dikkatlice bakıp inceliyordu. Tedirgin olduğunda bana bakıp tekrar onlara dönüyordu.
Onlar torunlarına bakarken ben de yerdeki çantayı yatağın üzerine koyup içinden gerekli eşyaları çıkarttım.
Hem mama hem de yemek yiyordu.
Sebze tarzı şeyler veriyordum şu anlık.
"Sezen teyze...yarım saat ben yemeğini hazırlayana kadar burada durur musunuz eğer işiniz varsa alırım." Hemen itiraz etti.
"Dururum o ne demek Efsun." Duru'yu yanağından öptü ama kızımın ben kapıya yaklaşınca gözleri dolup dudakları titremeye başlamıştı bile.
Ağlayıp ağlamayacağına bakmak için kapıdan çıktığımda içeriden gelen ağlama sesiyle geri hemen içeriye geçtim.
Sezen teyze ve Kıraç amca korkmuş bir şekilde kızıma bakıyorlardı.
"Gitmedim bir yere annecim...gel aşkım gitmedim bak buradayım Duru.". Alnındaki saçlarını arkaya atıp yüzüne üfleyip onu kucağıma aldığımda hemen bana yapıştı.
"Sezen teyze." Diyip yatağın üzerine bıraktığım eşyalara baktığımda Sezen teyze hemen onları aldı.
"Beraber inelim mutfağa...Duru bugün durmaz korktu."
Kıraç amca hala torununa bakıyordu.
Babasını tanımayan torunu.
"Hadi kızım aç kalmasın çocuk." Sezen teyze önde ben arkada yürümeye başladıktan sonra Kıraç amca'da bize yetişip önden merdivenleri indi.
Ben ve kucağımdaki minik kızım onların arkasındaydık.
Duru'nun alnından ve başının üstünden öperek merdivenlerden inmiştik.
Salondan konuşma sesleri gelirken Kıraç amca sanırım direkt salona geçmişti çünkü Ateş'in sesini duymuştuk.
"İyiler mi baba.!" Sesi yüksekti.
"Sezen yanlarında mı.?" Annemdi bu soruyu soran.
Sanırım Kıraç amca hepsini başıyla cevaplıyordu çünkü sesi çıkmıyordu.
Salonun köşesinde oturan annemin gözleri beni bulduğunda hızla ayağa kalkmıştı.
"Efsun.! Noldu.! Noldu gitmiyorsun değil mi.?" Telaşla ve yüksek sesle konuşarak yanıma gelmeye başlayınca hepsi tekrar koridora çıkmıştı.
"Gitmiyor Esin korkma arkadaşım. Duru'ya yemek hazırlayacak." Ateş ve abim geride de olsa Duru'ya baktıkları için elimle kızımın yüzünü kapattım.
Her gün hatta her saat kafasını boynuma gömen kızım şu an elimle yüzünü kapattım diye sesler çıkartıyordu.
Elimi yüzünden çekip mutfağa yürümeye başladığımda Duru arkamızdakilere çığlık atmıştı.
Annemin kısa sesli gülüşünü duyunca tekrar arkamı döndüm.
"Anne...mutfağa gelir misin.?" Şaşırsa da neredeyse koşarak yanımıza gelmişti.
Bana bakıyordu.
Yürümeye başladığımda Sezen teyze ve annem arkadan geliyorlardı. Sırtımdaki bakışlarla hemen mutfağa girdim.
Duru'yu kucağımda hoplatıp çekmeceyi açtığımda o da etrafı inceliyordu.
Büyük bir cam cezve çıkarttım.
Ocağa koyarken Duru'yu tekrar kucağımda zıplattığımda annem yanıma gelmişti.
"Ben yapayım...ya da Duru'yu ver bana sen hallet işini." Düşünmeden kızımı ona uzattığımda şaşırarak Sezen teyzeye baktıktan sonra gülümsedi ve Duru'yu benden aldı.
"Buradayım annecim mama hazırlayacağım sana...mama." Mama dediğimde ellerini çırpıp ağzından sesler çıkarttığında çenesi tükürük olmuştu hemen masadan peçete aldım.
"Ver ben sileyim Efsun sen çocuğun yemeğini hallet." Sezen teyzeye elimdeki peçeteyi verip süt ısıttığımda kullandığım takviye mamayı da cezvenin içine döktüm.
Dolaptan böğürtlen ve yabanmersini çıkartıp avokadoyu ezdim.
Tabağa başka ne koyabilirim diye bakındım ama bunlar akşama kadar yeterdi benim bebeğime.
Duru'nun sevinç çığlıklarıyla annemlere döndüm.
İkisi Duru'yu güldürüyordu.
Sezen teyze annemin kucağında oturan kızımın karnını kısa kısa gıdıkladığında Duru'nun çığlıklarının tüm evde yankılandığına emindim.
Gülerek bağırdığında bir kere daha işimi bırakıp onlara baktım.
Duru sevmişti onları.
Çok sevmişti hatta.
Bir biberona mamayı diğerine suyu doldurup masaya bıraktığımda meyve tabağını da aldım.
"Bana doğru döner misin anne şunları yedireyim hemen." Annem başını sallayarak Sezen teyzeden ban döndüğünde küçük kaşıkla kızımın yemeğini yedirmeye başlamıştım.
"Dudaklara bak Esin." Dedi Sezen teyze.
Annem şaşınlıkla Duru'ya bakıp başını salladı.
Biraz tombişti minik kelebeğim.
İştahı yerindeydi yani.
O ağzındakini çiğnerden ben de kolundaki boğumlardan birisini öptüm. Yemesi durunca başımı kaldırıp baktım.
Bana bakıyordu.
"Ye bir tanem..yesene annecim." Duru elini masaya vurarak diğer elini bana uzattığından kaşlarımı çatarak ona baktım.
Uzattığı parmağını öptüm ama yine bana uzandı.
"Kucağına al annem." Sezen teyze konuştuğunda ben hala olayı anlamaya çalışıyordum.
Duru yemek yerken böyle bir şey yapmazdı.
"Gel aşkım." Kucağıma alıp ayağa kalktığımda gözleri dolu dolu bana bakmaya devam ediyordu.
Elini yüzüme atmış bana ağlak bir şekilde bakınca ben de onunla beraber oturup ağlayacak kıvamdaydım.
Üzüldüğümü mü anlamıştı şu an hiçbir şey anlayamıyordum. Boynundan öptüğümde kafasını alnıma sürtüp tekrar başını kaldırdı.
"Biz bir bahçeye çıkalım...biberonu uzatır mısın Sezen teyze içiririm birazdan."
"Al kuzum, noldu birden bire yemeği bıraktı." Dedi.
"Bilmiyorum." Derken sesim titrediği için annem başını öne eğdi.
"Oy şunun duruşuna bir bak Esin." Annem tekrar bize baktığında gülümseyip masanın üzerine bıraktığı telefonuna uzandı.
Kamerasını açtığında bir şey demeden kızımı çekmesine izin verdim.
"Bakayım." Dedim ikisi bakarken.
"Kurban olurum ben senin gözlerine." Sezen teyze torununa bakarak konuşup sonra dua etmeye başlamıştı. Ben de annemin gösterdiği fotoğrafa baktım.
Duru gerçekten keyifsizdi.
Baktıktan sonra kızımın ensesinden öptüm. Dişlerimi sıkarak kapıdan bahçeye çıktığımda Duru boynuma gömülmüştü.
Arkama baktığımda annemlerin bizi izlediğini görüp geri önüme döndüm. Mutfağın bir camı komple camdı ve bahçeye bakıyordu. Salonunki de öyle.
Duru'yu sağ kolumda tutup sol kolumlada yanağını okşuyordum.
"Her şeyim...aşkım noldu...niye ham yapmadın." Konuşmama rağmen hiç bakmamıştı.
Kafası hala boynuma gömülüydü.
Can salon tarafının karşısındaki havuzun kenarında arkası dönük bir şekilde telefonla konuşuyordu.
"Can." Duymadı.
Duru başını kaldırıp bana baktığında tekrar alnından öptüm.
"Mama yiyelim hadi." Heyecanla konuştum ama yine çok keyfi yoktu.
Elimdeki biberonun kapağını düşürdüğümde geri almadım.
Duru'yu biraz kaldırıp biberonu uzattım ama içmedi. Huysuzca başını sallayıp elini yüzüme attığında derin bir nefes alıp Can'a doğru yürümeye başladım.
Havuzun kenarından dikkatlice geçerken salonun camında elleri iki cebinde bahçeye bakan adamla istifimi bozmadan Can'a doğru yürümeye devam ettim.
"Amcası bak kim geldi." Can anında arkasını dönerek Aslı'ya durumu açıkladıktan sonra telefonu kapatıp yanımıza geldi.
"Amcasının mavi papatyası." Can Duru'nun karnından tutup iki eliyle çektiğinde gelmeyince kaşlarını çatarak bana baktı.
"Noldu." Dedi Duru'nun başının olduğu tarafa geçerken.
"Bilmiyorum durgunlaştı." Can, burnuna dokunup ellerini kafasına götürdü ama Duru ona bile tepki vermeden omzumdaki yerini korudu.
"Biberonu alır mısın.?" Dedim sol elimi ona uzatarak.
Duru'yu omzumdan ayırıp baktığımda dudaklarını titretip gözlerini kapatınca ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Bana bakarak ağlamaya başladığında gözlerimde ki yaşlarla ona bakıyordum.
"Noluyor bir şey mi oldu." Can tekrar onu kucağına almak istedi ama Duru daha sesli bir şekilde ağlamaya başladığında elimin birisini ensesine atıp başını boynuma bastırdım.
Sıkıca bana sarılmış içli içli ağlıyordu.
"Efsun.!" Babamın sesiyle sağ tarafa döndüm.
"Niye ağlıyor yemek yedirmediniz mi.?" Dedi Duru'ya doğru eğilerek.
Onun arkasında salonun kapısının önünde bize bakn abim ve Ateş'e gözlerim takılınca geri hemen babama döndüm.
"Tanımadığı bir yer korkuyor galiba bilmiyorum..her şeyi tamam ama ağlıyor." Dedim hızlı ve telaşlı konuşarak.
"Prenses." Duru babamın sesiyle ona baktı.
"Gel dedecim...gezelim beraber gel." Babamın benden almasıyla Duru ona gitmişti.
"Oy kurban olurum sana boncuk gözlüm.." Babam onu sallayarak biraz ileriye yürüdüğünde uyarmak durumunda kaldım.
"Baba." Abim ve Ateş'e yakınlaşsın istemiyordum.
Abim zaten asla görüp dokunamayacaktı. Ateş babası olduğu için mecburen görecekti ama şu an değil.
Babam tekrar yanıma gelmeye bağladığında biberonla onlara birkaç adım da ben attım.
Duru ellerini birbirine vurduğunda gülümsedim.
Biberonu uzattığımda eliyle kavrayıp başını babamın omzuna doğru attığında karnından ve boynundan öptüm.
Ta ta ya da da da diye sesler çıkartıyordu.
Tı tı da diyordu tükürükle beraber.
"Duru çok güzelsin sen miniğim." Babamda benim gibi onun alnından öpüp kokluyordu.
"Mis kokulum benim." Babamlara dalmışken Can koluma girdiğinde başımı onun omzuna koydum.
"Gel yürüyelim." İkimiz tekrar mutfak tarafına doğru yürümeye başladığımızda Duru'nun tekrar ağlaması bir olunca hemen bir kaç adımla yanlarına geçtim.
Biberonunu yere atmış kollarını bana uzatarak ağlıyordu.
"Buradayım kızım, buradayım aşkım gel...uyuyalım mı Duru." Yüzünü boynuma gömüp ağlamasına orada devam ediyordu.
"Biz odaya çıkalım alışamadı buraya...ilk defa böyle kalabalık bir ortam görüyor." Babama açıklama yaptığımda o üzgünce ağlayan torununa bakıyordu.
"Can biberonu alır mısın mutfakta dursun bir kaç saat sonra tekrar hazırlarım mamasını." Can hızla biberonu alıp mutfağa doğru yürümeye başlayınca ben de son kez babama bakıp arkasından yürümeye başlamıştım.
Duru'nun ağlaması tüm bahçede yayıldığı için abim ve Ateş'te 10 metre ötedeki kapının oraya çıkmış kızıma bakıyorlardı ama Kıraç amca ikisinin de yanımıza gelmesini engellemek için orada duruyordu.
"Uyuyacağız hemen bir tanem. Uyuyalım uyanalım sonra gezmeye gidelim." Gülsün diye neşeyle söylemeye çalışıyordum ama bu sadece ağlamasını kesmişti.
Dişlerinden dolayı da huzursuz olabilirdi ama büyük ihtimalle burayı ve buradakileri yabancıladı.
Seslerden de korkarak uyanınca sonucu bu olmuştu.
"Efsun bir şey mi oldu annem duruyordu çocuk niye ağlıyor sürekli." Annem sandalyesinden kalkıp kızımın saçlarını ensesinden kaldırdı ve üfledi.
"Yabancıladı galiba anne uykusunu da alamadı...yüksek sesten zaten korkuyor bugün sürekli o şekilde uyanınca böyle oldu işte." Sesim sıkıntılıydı.
"Tamam odaya çıkın siz kızım biz sesimizi çıkartmayacağız hatta bize geçelim Esin ister istemez ses yaparız çocuk korkmasın daha fazla." Annem istemese de başını salladı Sezen teyzeye.
"Biz çıkıyoruz uyuyalım biraz gece tekrar uyanır zaten konuşuruz." Anneme bakarak söyledim bunları ama o yere bakarak sadece kafasını sallıyordu.
"Görüşürüz Sezen teyze." İkisi de Duru'yu öptükten sonra hemen merdivenlerden çıkmaya başladım.
"Geldik odamıza aşkım bitti basamaklar." Duru bana baktıktan sonra bir de etrafı izledi.
Odaya girdiğimizde onu yatağa bırakıp bavuldaki tüm oyuncakları döktüm.
İçlerinden en sevdiklerini alarak yatağa tekrar gittim.
"Bak Duru kim var burada...Bobo." Elimdeki ayıcığı ona uzattığımda kulağından tutarak hemen aldı.
Diğer sevdiklerini de yana koyduğumda yatakta oturup beraber oynadık.
"Çu çu çu." Çıkarttığı anlamsız şeylere gülüp boynundan öptüm.
"Evet aşkım çu çu bunlar." Keyfi biraz yerine gelmişti.
Bir saate yakın oynadıktan sonra Duru'yu yan bir şekilde yatırarak kucağım aldığımda beni yormadan uykuya dalmıştı.
Kucağımda biraz sağa sola sallarken odanın kapısı önce çalınıp sonra açıldı.
Gizem kafasını çıkartmış bize bakıyordu.
"Gel." Dedim sessizce.
"Uyudu mu ballı lokmam." Başımı salladım.
"Aşağıda herkes çok ağladığını konuşuyordu o yüzden gelemedim uyutmanı bekledim tahmin ettiğim gibi uyutmuşsun." Fısıltıyla konuşuyordu.
"Huysuzlandı bugün." Duru'nun açıkta kalan bacaklarını okşadı.
"Yerim onu ben." Eğilip okşadığı yeri öpünce Duru biraz kıpırdandı.
"Hemen de uyan sanki ne yaptım cadı ya." Sallamaya devam ettim.
"Can birazdan kahve getirecek balkonda içer miyiz.?" Gözlerimi kapatıp açtığımda çenesini omzuma koyup sarıldı.
"Bir kaç güne toparlanacak her şey merak etme hem ben de burdayım beraber güçlerimizi birleştirip bomba gibi olacağız." Tebessüm ettim söylediklerine.
Gizemle bu şekilde olacağımız aklımın ucundan bile geçmezdi ama hayat işte.
Olmaz dediklerimiz oluyor.
Yapmaz dediklerimiz yapıyordu.
"Çok seviyorum seni." Dediğimde daha sıkı sarıldı.
"Ben asıl çok seviyorum aşkımı...aşklarımı." Duru'yu da gösterince gülümsedim.
Can kahvelerle odaya geldiğinde bebeğimi yavaşça yatağa yatırdım. Yastıkları da koyduktan sonra üçümüz balkona geçmiştik.
"Kartal abi, Nil'in anasını sikti rezil etti herkese." Can'a döndü bakışlarım.
"Ne yaptı." Dedi Gizem merakla.
"Mal mısınız siz internete bakmadınız mı hiç." Telefonunu çıkartırken konuşmuştu.
İkimizde başımızı olumsuz anlamda sallayınca Can hemen haberleri gösterdi.
@GAZETEMAGAZİN:
Nil Şahin'in ihaneti magazine bomba gibi düştü. Evlenilecekleri konuşulan ünlü çift Nil Şahin'in başkasından hamile olmasından dolayı ayrıldı. Son beş yılda beni şok eden magazin olaylarında bir tanesi bu oldu çok şaşkınım. Nil Şahin'den henüz bir açıklama gelmedi ama Kartal Gediz aldatıldığını ve Nil Şahin'in başkasından hamile olduğunu basına açıkladı. Sadece magazine değil sosyeteye de bomba gibi düşen bu ihanetin detaylarını çok konuşacak gibiyiz. Çifti yakıştırıyor muydunuz.?
328.827 beğenme. 21.829 yorum
@instagramkullanıcısı: Neeeee.!
@instagramkullanıcısı: Ulan or...
@instagramkullanıcısı: Kartal ve ben bunları hak etmedik.
@instagramkullanıcısı: bize bir yıllık magazin çıktı.
@instagramkullanıcısı: Fotoğrafın güzelliği ve açıklamanın can yakması bir şey söyleyemiyorum.
@instagramkullanıcısı: Hayır ya en sevdiğim çift nolur yalan diyin.
@instagramkullanıcısı: Lan Nil başından belliydi amk.
@instagramkullanıcısı: Kartal bile aldatılmış.
@instagramkullanıcısı: Ben şoklardan çıkamıyorum.
@instagramkullanıcısı: Oha lan düğün yapacaklardı cidden.
@instagramkullanıcısı: Bugünün bombası.
@instagramkullanıcısı: belliydi zaten.
@instagramkullanıcısı: Ay yalan olsun nolur ya aşka olan inancım biter lütfen yalanlayın.
@instagramkullanıcısı: Vay aq
@instagramkullanıcısı: Oha nil kaşarı oha.
Herkes şu an Nil'i linçliyordu.
"Hak etti orospu." Can konuşunca Gizem hemen olaya katıldı.
"Deme şu kelimeyi."
"Ay aman neyini koruyorsun o orospunun Gizem sinirlendirme beni." İkisi bir kavgaya girecekken ben konuştum.
"Tamam bir de siz tartışmayın...Can doğru söylüyor." Can elini gülerek çak yapmam için uzatınca karşılık verdim.
"Tamam zaten öyle sadece boşverin bitti gitti diyorum...tekrar barışırlar mı sizce." Bu soruyu tedirginlikle sorduğunda anında Gizem'e baktım.
O da bana bakınca hemen gözlerini kaçırdı.
"Barışmazlar Gizem." Dedim imalı bir şekilde.
"Sakın." Dediğimde hemen ayağa kalkıp kahvesini aldı.
"Saçmalama yok öyle bir şey sadece sordum." Telaşlanınca derin bir nefes alıp verdim.
Önceden de hissediyordum bunu ama sanırım şu an anlamıştım.
Gizem iki yıl önce buradan gittiğinden beri hayatına hiçkimseyi almıyordu.
Sürekli bahaneler bulup kimseyle görüşmüyordu.
Şüpheleniyordum ama abim olacak piçin olduğunu bilmiyordum.
Ayrıca abimde Gizem'e karşı her zaman bir tuhaftı. Bana karışmazdı ama Gizem'e karışırdı. Şu an taşlar yerine oturmaya başlıyordu.
Abimin Gizem'e ilgisi olduğunu iki buçuk yıl önce düşünmüştüm ama sonra Nil'le o kadar iyi olmuşlardı ki bu düşünceden vazgeçmiştim.
Şimdi de Gizem'in böyle sorması.
Ofladığımda Gizem konuştu.
"Yok bir şey diyorum Efsun niye oflayıp pufluyorsun senin o geri zekalı abine karşı bir şey hissetmiyorum tamam mı.? Merak etme." Sinirle kapıdan çıktığında başımı ellerimin arasına aldım.
"Efsun...düşündüğümüz şey mi.? Ben Kartal abinin aklı kaydı sanmıştım ama..." Can'la bu konuyu iki buçuk yıl önce konuşmuştuk. O zamanlar Gizem'le böyle değildik tabii ki.
"Bunların arasında bir şeyler olmuş sanırım...Nil'den öncesinde olabilir Can."
Can'da sıkıntıyla yüzünü sıvazlayıp ayağa kalktı.
"Ben şuna bir bakayım." Hemen başımı salladım.
Onlardan sonra ben de bir kaç dakika içinde odaya geçtim.
Duru'nun yanına uzandığımda gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Yorulmuştum.
Kolumu Duru'nun başının üzerine atıp yan dönüp uyuma pozisyonuna geçtiğimde kısa sürede uyuyakalmıştım.
Bebeğimin mırıltılarıyla arada uyansamda uyuduğunu görünce ben de tekrar uyuyordum.
Bir kaç kere böyle uyansam da uykumu almış bir şekilde uyandığımda Duru'nun da uyanıp bana baktığını görünce hemen gülümseyip yanağını öptüm.
Ayaklarını havaya kaldırmış gülerek bana bakıyordu.
"Uyandın mı aşkım...oh mis gibi kokuyor bu kız ya tam yemelik tam." Boynunu öpüp karnını gıdıkladığımda gülüyordu.
Uykusunu alınca normale dönmüştü çocuk.
Biraz doğrulup kucağıma aldığımda sıkıca sarılıp öptüm.
"Bal bal."
Gözüm dışarıya takılınca tahmin ettiğim gibi gece olmuştu.
"Altına bakalım annecim." Yatağa yatırıp kontrol ettikten sonra hızlıca bezini değiştirdim.
"Bitti Duru kuş...hadi mama hazırlayalım sana açsın değil mi.?" Anlıyormuş gibi konuşuyordum ama bence anlıyordu.
Ellerini çırpıp öndeki iki dişini göstererek gülünce daha çok öptüm.
"Hadi."
Odadan çıktığımızda evden ses gelmiyordu.
Herkes uyumuştu sanırım ya da hala Sezen teyzelerdeydiler.
Merdivenlerden indikçe kulağıma gelen seslerle diğer bahçede olduklarını anlamıştım.
Duru başını hemen seslerin geldiği yöne çeviriyordu ama çimlerden dolayı masayı göremezdi.
"Ne diyor bunlar yine Duru." Söylene söylene mutfağa gelmiştim.
Mama sandalyesine bırakıp tüm işlerimi hallediyordum normalde ama burada henüz yoktu.
O yüzden zorlansam da Duru kucağımdayken sütü ısıtmaya başladım.
"Elleme onlara aşkım." Hemen elini çektiğinde parmaklarını öptüm.
Mama kapağını açamayınca Duru'yu tezgaha oturtturdum ve önünde durdum.
"Şunu açayım alacağım kucağıma tamam mı sarı papatya." Şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
Babamın yüksek sesini duyduğumuzda Duru başını sol tarafa çevirerek camdan dışarıya bakmaya başladı.
"Deden yine bağırıyor ama korkma bize bağırmıyor...bize zaten kimse bağıramaz annecim."
Sessiz sakin benim mamayı hazırlamamı beklediğinde kucağıma alıp buzdolabına gittim.
Muz ve böğürtleni çıkartıp tezgaha koyduğumda mutfağın bahçe kapısından giren annemle irkilsem de işime devam ettim.
"Annem ışık açılınca senin mama hazırladığını tahmin ettim." Kucağımdaki Duru'yla bakışıyorlardı.
"Sende bir şey yemedin ben hemen sana yemek çıkartayım." Aç olduğum için sesimi çıkartmadım.
Annem bana ben de Duru'ya yemek hazırlıyordum.
Gülümsedim bu duruma.
"Isıtayım mı.?" Dedi annem.
"Gerek yok öyle yerim." Dedim.
Başını sallayıp tabağa sarma ve türlü gibi bir yemek koymaya başladı.
Ben muzları ezerken annem işini bitirmişti. Duru'da annemi izliyordu.
"Tamam bitti benim işim alayım mı Duru'yu." Anneme dönerek kızımı uzattığımda Duru hemen annemin kucağına gitmişti.
Annem şaşırsa da hemen onun saçlarını düzeltip alnından öptü.
"Günaydın güzelliğim kurban olsun sana anneannen." Duru anneme ağzını açmış şaşkınlıkla bakarken ben de tebessüm ederek böğürtlenleri küçülttüm.
"Hemen Duru için gerekli şeyleri alalım zorlanma annecim." Başımı salladım.
Mama sandalyesi ilk ihtiyacımdı.
Mamayı ve hazırladığım tabağı alıp ben de onların yanına masaya geçtiğimde önce annemin kucağındaki kızımı besledim.
Bu sefer huysuzluk etmeden yiyordu.
"Oy nefes alışa bak Efsun nasıl bir bebek bu." Güldüm.
"Çok tatlı senin torunun anneannesi." Annem gözleri dolu dolu başını sallıyordu.
"Niye söylemedin Efsun, ben sana ne yaptım bebeğini söylemeyecek kadar ne yaptım ben annem." Sesi titremeye başladığında ben Duru'nun ağzına kaşıkla meyve vermeye devam ettim.
"Benim hamile olduğumu nasıl anlamadın anne." Gülümsedim ve devam ettim.
"Yanıma gelmedin ki hamile olduğumu nasıl anlayacaksın...eğer gelseydin karnımı görürdün saklamazdım. Karnımı saklayamazdım senden anne ama gelmedin." Yutkunup burnunu çektiğinde artık ağlıyordu.
"Geldiğimde kime bıraktın." Doğumdan sonra gelmişti. Kilo almışsın demişti ama öyle değildi işte.
"Bir arkadaşıma." Gül teyzeyi söyleyemezdim.
Başını salladığında kızıma bir kaşık daha uzattım. Hemen yiyordu.
Çok seviyordu verdiğim meyveleri. Gerçi tüm meyveleri seviyordu.
"Buraya geldiğinde kim baktı."
"Aynı arkadaşım baktı." Anında cevap vermiştim.
Annem iç çektiğinde üzülsemde bir şey demedim.
10 ay boyunca yanıma gelmemişti annem.
Babamda öyle. Sadece Can ve Gizem vardı yanımda.
Bir de Gül teyze.
Annem gelince söylerim o zaman öğrenir diyordum ama gelmemişti.
Boş tabağı alıp ayağa kalktığımda tezgahın üstündeki mama biberonunu masaya götürdüm.
Duru hemen ellerini uzatıyordu.
"Al aşkım." İki eliyle sıkıca kavrayıp mamasını içmeye başlayınca sıkıntıyla anneme baktım.
Sessiz sessiz gözyaşlarını akıtıyordu.
"Ağlama anne kızgın değilim ikinize de olan oldu tek başıma büyüttüm Duru'yu zorlanmadım." Yalandı. Zorlanmıştım.
Çok zorlanmıştım. Terapi alıyordum ama bir aydır gidememiştim.
Duru ilk üç ay hayatımı çok zorlaştırmıştı.
O yeni doğmuştu ben de onunla beraber yeniden doğmuştum.
Yeniden hayata başlamıştım.
Her şeyi silerek ona tutundum. Onunla ayağa kalkıp yürümeye başlamıştım.
Çok şey borçluydum bu obur miniğe.
Beni hayata döndürmeyi başarmıştı.
Dönmem dediğim hayata dönmüştüm.
Duru için.
"Üzül diye söylemedim anne geçti gitti kırgın ya da kızgın değilim sizin bir suçunuz yok ağlama beni de ağlatma Duru'nun yanında." Son cümlemden sonra biraz toparlanmaya çalışmıştı.
"Bak sana dünyanın en güzel torununu doğurdum daha ne istiyorsun Esin hanım." Hafif gülerek söylediğimde o da gülümsedi.
"Ye hadi yemeğini açsın." Onun demesiyle çatalımı elime alarak açlıktan zil çalan mideme bir kaç sarma indirdim.
Duru mamasını içerken ben de tabağımdakileri bitirmiştim.
"Bir tabak daha hazırlayayım mı.?" Başımı iki yana sallayarak ayağa kalktım.
Ocağa koyduğu tencereyi açıp tabağıma üç dört tane daha sarma koyup tekrar masaya geçtim.
Karşı bahçeden bir kaç ses yükseldiğinde takmadan yemeğimi yedim.
Ateş bağırıyordu.
Hem de çok fazla bağırıyordu.
"Anne." Abimin sesiyle ağzımdaki lokmayı çiğneyemeden hemen ayağa kalkarak mutfak kapısına döndüm.
"Git şuradan.!" Kısık sesle bağırdım ama onun gözleri Duru'daydı.
"Siktir git diyorum Kartal." Yanına gidip omzundan ittire ittire kapıdan çıkarttım.
"Bağıramıyorum defol git.!"
Kolumu tuttuğunda tekrar ona vurarak kolumu kendime çektim.
"Sadece bir dakika konuşalım."
"Sen bana kamera şakası mısın siktir git diyorum." Mutfağa döneceğim zaman kolumdan sertçe tutarak durdurdu.
Bağıramadığım için kapıya doğru yürümeye başladım.
Birazdan ağzına sıçacaktım.
Dış kapıyı sertçe açtığımda o da arkamda gelince bağırmaya başladım.
"Eğer bir daha benim ve onun olduğu yere gelirsen seni gebertirim.!" Ayağına tekme attım ama geri adım bile atmadan bana bakmaya devam etti.
"Lütfen sadece bir dakikanı istiyorum."
"Sen beni on saniye dinledin mi lan.!" Ona vurduğumdan dolayı ağrıyan kollarımı tuttu.
"SEN BENİ DİNLEDİN Mİ.?" Tüm sitede yankılanacak kadar bağırdığımda Duru'nun korkmaması için dua ediyordum.
"Tamam haklısın piçim, pezevengin önde gideniyim hepsini kabul ediyorum sadece dinle." Nefes nefes ona baktım.
"Kaya bana fotoğraflar attı, ses kayıtları dinletti, şirkete sık sık girerkenki görüntülerini izledim Efsun...daha bir sürü şey...kandırıldım kuran çarpsın büyük oynadı orospu çocuğu Efsun..ben zaten ölmek istiyorum sadece beni affet sonra siktir olup gideceğim hayatından söz veriyorum."
Başımı iki yana salladım.
Konuşma şununla.
Cevap verme.
Cevap verme Efsun.
"Gel nolur iki dakika konuşalım abim." Söylediğine tebessüm ettim.
Alaylı bir tebessümdü.
"Tamam abicim." Diyip alayla güldüğümde başımı sallayarak gülmeye başlamıştım.
"Benim bundan sonra sana kardeş olacağımı falan mı düşünüyorsun.?" Yine güldüm.
"Özür dilerim gülmemi durduramıyorum gerçekten açıklama yapacağını ve benimde dinleyeceğimi düşündün mü.?" Öyle bakıyordu ki gerçekten bunu planladığını anlamıştım.
Sarsılarak abartmadan güldüğümde elimi koluna koydum.
"San gerçekten aptalmışsın." Ciddileştiğimde elimi kolundan çekip çıktığımız kapıdan içeri girecekken beni tekrar tuttu.
"Bırak diyorum Kartal bırak neyi anlamıy."
"Nil'e inandım...Nil'e inandım Elif'e inandım sinirime yenildim...Canımı vereceğim kişinin ihanetini düşünmekten kafayı yedim ben Efsun...doldurmalarına izin verdim. Seni bana düşman etmelerine izin verdim özür dilerim."
"İyi yapmışsın bitti mi kızımın yanına gideceğim." Kirpikleri titreyince ofladım.
"Bırak şu elimi."
Gözlerini kapatıp başını kaldırdı.
"Kızın var." Söylediğim gibi aptalın tekiydi.
"Aynen hadi şimdi siktir git onun yanına gideceğim."
Beni duymamazlıktan gelerek kendi kendine konuşuyordu.
"Kızın var Efsun. Benim miniğimin bebeği olmuş." Kolumu tekrar çektim ama bırakmadı.
"Yürüdüğü adıma kadar bildiğim kardeşimin bebeğinden haberim yok."
Aklıma buraya geldiğim ilk günlerde Elif'in odasındaki konuşması gelmişti.
Arkamdan konuşup gidecek göndereceğiz diyordu bana bunları yapan kardeşine.
"Annemlerde gerçek yüzlerini görecek bir tanem sen üzülme." Bunu dediğimde gözlerini açıp bana baktı.
"Ne diyorsun." Dedi şaşırarak.
"Bunu söylüyordun kardeşine kanıtları görünce mi kıymetli oldum...bana kanıtlarla mı inanman lazımdı." Bunları söylemem bile şu saatten sonra saçmalık ötesiydi.
"Her neyse bir daha bana dokunursan seni doğduğuna pişman ederim evi başına yıkmadıysam Duru korktuğu için bir dahakine.." Sustum.
"Bir dahaki olmayacak nokta." Elimi hırsla çektiğimde yan tarafımızdan gelen tanıdık kokuyla oraya bakmadan hızla kapıdan içeriye geçtim.
"Efsun." Ateş'e cevap vermeden dış kapıyı çarptım.
Mutfaktan telaşla çıkan Sezen teyzeyi görünce ona doğru yürümeye başlamıştım.
"Yine mi tartıştınız." Başımı sallayıp yanından geçtiğimde o az önce kapattığım kapıyı açmıştı.
"Ateş biz sana ne diyoruz sen ne yapıyorsun. Oğlum kız biraz kendini toparlasın başına üşüştünüz biraz nefes alsın uzak durun diyoruz ikinizede." Sezen teyzenin sesi git gide uzaklaşmıştı çünkü mutfağa gelmiştim.
Annem kucağında tuttuğu ve benim her şeyim olan Duru'yla beraber bana bakınca hemen gülümsedim.
Kızımı kollarıma aldığımda tükürükleriyle karışık çığlık atması bir olunca daha çok gülümsedim.
"Ben şuna bakıp geleyim." Annem mutfaktan çıktığında bebeğimle baş başa kalmıştık.
Ben Duru'ya, Duru'da bana bakarken dayanamayıp yanaklarını öptüm.
Alnında kalan dudaklarımla yorulduğumu anlamıştım. Çok yorulmuş. Bu evde olmaktan onları görmekten çok yorulmuştum.
"Yemek bitmiş papatyam gidelim odamıza oyun oynayalım." Tepki vermeden yanağının birisini boynuma yasladı.
"Aşkımsın sen benim." Mutfaktan çıktığımızda annemlerin seslerinin gelmesiyle Duru hemen başını boynumdan kaldırıp etrafa bakındı.
Seslerin olduğu yere dış kapıya bakmaya başladığında açılan kapıyla beraber Ateş'in bakışları anında bizi bulunca adımlarım durdu.
Ateş gözlerini benden çekip ona merakla bakan kızına çevirdiğinde gözlerindeki yıkımı net bir şekilde görmüştüm.
Omuzları çöktü ve sağ kolunu destek almak için duvara attığında Duru hala babasına bakıyordu.
Annem ve Sezen teyzede pür dikkat baba kızın ilk bakışmalarına dikkat kesilmişlerdi.
Ateş'in gözlerinin dolmasıyla kendimi toparlayarak bir kaç adım attım ama Duru ellerini birbirine vurarak o tarafa doğru gülüp ağzından anlamsız şeyler çıkartıyordu.
"Oy yavrum benim babasını tanıdı Sezen." Annemin kısık ve titrek sesini duyduğumda Duru'nun yüzünü boynuma bastırdım.
"Sana diyorum ki o benim kızım hala Ateş diyorsun anne hala babasını tanıdı diyorsun...gerçekten gelmem çok boktan bir karardı." Annem bir kaç adımla hızla yanıma gelip açıklama yapmaya çalıştı ama kolumu çektim.
Ona ağzıma gelen her şeyi söylemek istediğim anlardan birisindeydim ama hem kucağımdaki kızımdan dolayı hem de yeni ameliyat olduğundan dolayı sustum.
"Tı tı tıs tı." Duru'nun tükürükleriyle söylediklerine herkes dikkat ederek dinliyordu ama o sadece çocukça konuşuyordu.
"Aynen annecim tıs onlar yılan şeytan bunlar odamıza gidelim aşkım." Abim ve Ateş'e bakarak konuştuktan sonra Duru gülünce benim de gülesim geldi ama kendimi tutarak merdivenlerden çıkmaya başladım.
Ben konuşurken Ateş gözlerini bir saniye bile Duru'dan çekmemişti. Merak ediyordu. Bunca yıl sonra çocuğu olduğunu öğrenmişti.
Merdivenlerden çıkarken uzaktan da olsa duyduğum sesle adımlarım bir kaç saniye dursada geri aynı şekilde merdivenlerden çıkmaya devam ettim.
"Biraz konuşabilir miyiz." Gamzenin sesiyle bizim kapının önüne yaklaştığını anladım.
"Eğer o adamla ileride yakın olursan seni mahvederim Duru." Şu an onu babasına karşı dolduruyor muydum yoksa kafayı mı yemiştim.
Aşağıdan gelen çarpma ve kırılma sesiyle odamın kapısını kapatıp Duru'yu hemen yatağın üzerine bıraktım.
Pencereye gidip aşağıyı bir yokladım ama benim odamdan görünmüyordu.
Duru'yu kontrol ettikten sonra yandaki odaya yani ablamın odasına geçtim.
Buradan görebilirim sandım ama yine yoklardı.
Niye merak ediyorum ki kendime kızarak odadan çıktım ama koridorun başındaki adamla adımlarım durdu. Gamzeyle konuşmamış mıydı.
O bana ben ona bakarken kendime gelerek bakışlarımı çektim ve odama geçtim.
Kapıyı kapattıktan sonra yatakta ayıcığına sarılmış uyuklayan Duru'nun yanına geçtim.
Yeni uyanmıştık ama sanırım tekrar uyuyacaktı.
Onu yatağa güzelce yerleştirdikten sonra ben de yanına geçerek onu göğüsüme çektim ve beraber uyuduk.
"Hadi Efsun ben bakacağım diyorum sadece bir kaç saat abartma annem."
Yatakta oyalansın diye dergileri önüne koyduğum yeni uyanan kızıma baktım.
Annem biraz hava almam için beni Can ile dışarı çıkartmaya çalışıyordu.
"Sezen de gelsin biz odadan çıkartmayız kuzucuğumuzu merak etme."
Kurda kuzuyu emanet ettiğimi bilmeden kabul ettim ve Can'la beraber her zaman gittiğimiz mekana geldik.
"Maç varmış oraya gidelim mi.?" Can'ın ortaya attığı fikiri Gizem'de onaylayınca bu sefer hepimiz hokey maçına gelmiştik.
Girişte üzerimize bir şeyler alıp içeriye geçmiştik.
"Bir şey istiyor musunuz.?" Gizem ayağa kalkmış eliyle arkada kalan yiyecek bölümünü gösterince Can'da onunla kalkmış ve yiyecek bir şeyler almak için ikisi yanımdan ayrılmışlardı.
Etrafı incelerken gözüme takılan tanıdık kişiyle göz göze gelince bir süre bakıştıktan sonra başımla selam verdiğimde o da gözlerini kısarak aynısını yapmıştı.
"Efsun hanım, sizi ön sıralarda görmeyi beklerdim." Laf sokmasına gülümsedim.
"Ailemin nüfuzunu kullanamadım Selçuk bey." Ben konuşurken o da benim söylediğime güldüğünde yanıma gelerek elini uzatınca el sıkışmıştık.
"Esin hanım nasıl toparladı mı biraz daha."
Başımı salladım.
"Sayenizde teşekkür ederiz." Anlayışla gülümseyip ellerini birleştirdi ve etrafımıza baktı.
"Tek mi geldiniz.?"
"Arkadaşlarımla geldim birazdan gelecekler." Dedim.
Bir gözüm oynanan oyundayken kulağım Selçuk beydeydi.
Buraya kafamı dağıtmaya gelmiştim ama aklım Duru'daydı.
"Selam vermek için geldim yerime geçeyim Esin hanıma selamlar."
"Çok teşekkür ederiz selamınızı ileteceğim mutlaka iyi seyirler." Son kez başını sallayıp gülümseyerek uzaklaştığında bir süre sonra Can'lar gelmişti.
Maçı izliyordum ama aklım evdeydi.
Anneme mesaj atmak için çıkarttığım telefonumda bir sürü bildirim görmemle kaşlarım çatıldı.
Hemen bir bildirime tıkladım.
@GAZETEMAGAZİN:
HERKES TOPLANSIN. EFSUN GEDİZ VE GİZEMLİ AŞKI İLK DEFA GAZETE MAGAZİN EKİBİ TARAFINDAN GÖRÜNTÜLENDİ. EN SON ATEŞ ÇAĞLAYAN İLE BİRLİKTELİĞİNİ NOKTALAYAN EFSUN GEDİZ KALBİNİ BİR İŞ İNSANINA KAPTIRMIŞ. BEN İKİLİYİ YAKIŞTIRDIM AMA ADAM SANIRIM 35, 36 YAŞINDA BİRAZ OLGUN DURUYOR. BEYEFENDİNİN BAKIŞLARINA NE DİYORSUNUZ. PEKİ SİZ BU İKİLİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ.?
386.926 beğenme. 16.902 yorum
@instagramkullanıcısı: kör müsünüz amk tokalaşmışlar.
@instagramkullanıcısı: Ateş zort
@instagramkullanıcısı: Ay umarım mutlu olur Ateşten sonra hak ediyor.
@instagramkullanıcısı: Efsun gerçekten çok güzel ya koca adam nasıl bakmış.
@instagramkullanıcısı: Bakışlar konuşuyor zaten çokta güzel olmuşlar.
@instagramkullanıcısı: Adam olgun ve yakışıklı çok güzeller.
@instagramkullanıcısı: Hayırlı olsun.
@instagramkullanıcısı: OHA.
@instagramkullanıcısı: Lan adam doktor iş adamı değil.
@instagramkullanıcısı: Arkadaşlar yuh baya yakıştırdım ben bu ikiliyi.
@instagramkullanıcısı: Adam doktor.
@instagramkullanıcısı: Oha lan alakasız ama bir yakıştırdım.
@instagramkullanıcısı: bence aralarında bir şey yok.
@instagramkullanıcısı: Abartmayın abi.
@instagramkullanıcısı: Efsun ve ben doğru adamları seçemiyoruz.
@instagramkullanıcısı: Ateşten sonra medyaya yansıyan ilk ilişkisi
Şu an tüm haber sayfalarında ben ve Selçuk bey vardı.
"Can şunlara bak." İkiside o kadar çok maça odaklanmışlardı ki önce bakmadı.
"Selçuk beyle haberimi yapmışlar ." İkisi de hemen bana dönüp elimdeki telefona baktı.
"Siktir bu adam niye böyle bakmış lan sana." Takıldığı şeye gözlerimi devirdim.
"Bu adam ne ara buraya geldi ben orayı anlamadım." Dedi Gizem de.
"Siz gittiğinizde beş dakika konuştuk."
İkisi de hala haberleri okuyorlardı.
Telefonum çaldığında Can bana uzattı.
Babam arıyordu.
Sanırım hepsi haberi görmüştü.
"Efendim baba."
"Kızım, saçma sapan şeyler konuşuluyor Selçuk beyle mi karşılaştınız siz." O konuşurken başımı salladım.
"Evet annemi sordu sadece oturduk beş dakika konuştuk baba gerçekten bir şe.."
"Biliyorum Efsun açıklama yapma...Duru durmuyor babacım onu söylemek için aradım." Duru'yu duyunca hemen ayaklandım.
"Tamam geliyorum hemen çantada maması var birisi yapıp verebilir mi.?"
Çıkamadan önce anneme nasıl yaptığımı gösterdim ama Duru ben gelmeden annemden içmeyebilirdi.
Tanımıyor çünkü.
Gül teyze olsaydı huysuzlanmazdı.
"İçmedi annenle Sezen her şeyi yaptılar senin gelmen lazım bir tanem." Babamı onayladıktan sonra telefonu kapattım.
"Duru huysuzlanmış gidelim hadi."
İkisi benim konuşmamla hemen kalkınca önden önden yürüyüp arabaya gelmiştim.
Yola çıktığımızda tedirgindim.
Hem haberlerden dolayı hem de duruyu tek bıraktığım için.
"Tamam Efsun on dakika kaldı yabancı bir yerde değil çocuk annende merak etme seni özlemiştir ondan şımarıyordur."
Gizem beni rahatlatmak için konuşuyordu ama içim huzursuz olmuştu bir kere.
Araba sonunda bahçeye giriş yaptığında durmadan kapıyı açmıştım bile.
Hızlı adımlarla evin dış kapısından girecekken bahçeden gelen ağlama sesiyle hemen oraya geçtim.
Duru ağlıyordu.
"Tamam güzelim annen geliyor...bu neymiş Duru aaa köpüş amcanın köpüşü." Sezen teyze kucağında kızımla ayağa kalkmış onu oyalarken gözlerim karşıdan gelen adama takıldı.
O gelirken ben olduğum yerde durup gözlerini Duru'dan ayırmadan bahçeye giren adama baktım.
"Ateş git Efsun bizi öldürür git çocuğum." Sezen teyze kızımı diğer tarafa çevirdi ama Duru iyice ağladığında beklemediğim bir hamle yaparak Ateş'e, babasına kollarını uzattığında dişlerimi sıktım.
Ateş bir Duru'ya bir de ona uzanan kollarına bakarak kızıyla ilk temasını gerçekleştirdi.
Duru'yu kucağına aldı.
Babasının kucağına giden Duru eskiden benim yaptığım gibi kafasını hemen onun boynuna gömdüğünde Ateş gözlerini kapatmış kızının boynunu koklamıştı.
Ateş ve Duru tanışmıştı.
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
