YAKARIŞ kitap kapağı

35. bölüm / 37

YAKARIŞ

35

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 35

İyi okumalar.

Annem saçlarını tutup ağlarken Sezen teyze bana doğru koşuyordu.

Gözlerim kızımı ararken hemen dolmuştu bile. Bir şey olmuştu.

Düşüncesiyle Sezen teyzeye doğru gidecek adımı bile atamadım.

"Efsun.! Duru'yu aldılar.! Efsun.!"

:::::::::::::::::::::::::::

Bir tarafımda annem, diğer tarafımda Sezen teyze otururken ben dizlerimi kendime çekmiş ağlayarak Ateş'i bekliyordum.

"Bizi tuttular Efsun yemin ederim bir şey yapamadık." Annem ağlayarak konuştuğunda yanlarından kalkıp bahçe kapısının kenarında durdum.

Hıçkırıklarım bahçede yankılanırken korumaların hepsi Ateş'in yanına gitmişti.

Kızım üç saattir ortada yoktu.

Herkes onu arıyordu.

Ateş eve gelip polislerle beraber geri gittiğinden beri ağlamaktan başka ağzımı açmamıştım. Hem kendisi hem de polisler her yerde Duru'yu arıyordu.

"Anne.!" Can'ın sesiyle olduğum yerden kıpırdayamadım.

"Oğlum..oğlum götürdüler torunumuzu." Sezen teyze hıçkırıkları arasında konuştuğunda yanıma birileri gelmişti.

"Efsun...tamam ağlama bulacak Ateş." Gizem karşıma geçip ellerimi tutmaya çalıştığında tepki vermedim.

Kızım yoktu.

"Efsun." Can ellerimi yüzümden sertçe çekip sarıldığında kollarımı ona dolamıştım.

Hıçkırdığımda Gizem'in sırtıma dokunan parmakları durmuştu.

"Abim herkesi ayağa kaldırdı bulacaklar Efsun. Akşam yanında olacak mavi papatya."

Ağlamam daha da artmıştı.

"Abim geliyor."

"Can, otursun biraz ayakta duramıyor." Gizem elimden tutup konuştuğunda kenardaki bahçe takımına oturduk.

Elimde boboyu tutuyordum.

Sessiz sessiz ağlarken ikisi de konuşmuyordu.

Bulacağız, Duru eve gelecek demiyorlardı.

"Efsun gel elini yüzünü yıkayalım güzelim." Cevap vermedim Gizem'e.

"Efsun."

"Suyu uzat yüzünü yıkayalım Gizem."

Gizem, Can'ın eline su dökerken Can'da benim yüzümü yıkamaya çalışıyordu.

Ağlamam durmak yerine her geçen saniye daha çok artarken kafayı yemek üzereydim.

Uyku saatiydi şu an.

Aklıma geldikçe nefesim daralırken ayağa kalktım.
Yavaş adımlarla kimseye bakmadan odama çıktığımda kapıyı kapatıp yatağa oturdum.

Bobo yokken durmazdı, ağlardı.

Elimdeki oyuncağa sarılarak yatağa uzandığımda hıçkırıklarım odada yankılanıyordu.

Kaç dakikadır ağlıyordum bilmiyorum ama odanın kapısının açılmasıyla sonunda görmek istediğim kişiyi görmüştüm.

Ateş.

Hızla yatağa doğru gelip beni kolları arasına çektiğinde kollarımı sıkıca ona doladım.

"Ateş."

Artık daha sesli ağlamaya başlamıştım.

"Bulacağım, bulacağım bebeğimizi."

Saate kaydı gözlerim.

Beş saattir yoktu minik bebeğim.

"Ateş bir şey yap nolur...nolur bir şey yap bul onu."

Her konuştuğumda bedeni kasılıyordu.

Ellerini yüzüme sabitleyip ona bakmamı sağladığında ağlamaktan göremiyordum hiçbir şey.

"Getireceğim bir tanem, bulacağım ağlama. Polisler kamera kayıtlarından kişileri tespit etti. Yerlerini bulamıyoruz."

Son cümlesi benim tekrar ağlamama sebep olmuştu.

Ateş'e baktığımda gözlerinin içinin kıpkırmızı olduğunu görmemle alnımı omzuna koydum.

"Çok küçük..çok küçük Ateş, korkar."

Bedenimi yan bir şekilde kucağına aldığında gözlerimi kapattım.

"Birazdan tekrar gideceğim seni görmeye geldim."

"Bende geleceğim seninle."

Hızla reddetti.

"Senin yapacağın bir şey yok orada Efsun...ayakta duracak halin yok evde kalıyorsun."

Tüm gücüm çekilmiş gibi hissediyordum.

Alnımdan öpüp bir şeyler derken birbirimize sıkıca sarılıyorduk.

"Duru'yla beraber geleceğim eve söz veriyorum."

Sarsılarak ağlarken onun kendini tuttuğunu görebiliyordum.

"Kızımı istiyorum."

"Getireceğim bir tanem ağlama.."

Elimde tuttuğum boboyu gördüğü an gözlerindeki yıkımı görmüştüm.

"Bobo yok, biz yokuz. Duramaz ağlar."

Ateş gözyaşlarımı silmeye çalışırken sürekli yenisi ekleniyordu.

"Ben kızımızı getirene kadar bunları düşünme Efsun. Mahvetme beni de."

Alnını alnıma koyduğunda gözlerinin dolu dolu olduğunu görebiliyordum.

"Gitmem lazım can içim."

Sıkıca sarıldım ona.

Kendimi çok kötü hissediyordum. İçimde daha önce yaşamadığım bir şeyler yaşıyordum ve bunu hiç sevmemiştim. Kalbim ağrıyordu.

Yüzümün her yerini öptükten sonra ayağa kalktığında peşinden gidiyordum. Beni merdivenlerin başında kucaklayıp salona götürdü ve koltuğun kenarına oturmamı sağladı.

Annemler bir tarafta ağlarken Gizem onlara su içirmeye çalışıyordu.

"Can burada bir şey olduğunda hemen beni arıyorsun."

"Gizem." Dedi bakışlarını benden çektiğinde.

"Sana emanet en ufak bir detayda ara beni."

"Tamam." Diyerek yanıma gelmişti Gizem.

"Ateş..oğlum...özür dilerim annem." Sezen teyze ağlayarak Ateş'e doğru konuştuğunda Ateş onların yanına gidip dizlerinin üzerine çöktüğünde ikisi de ona bir şeyler anlatmaya başlamıştı.

Anlatırken ağlamaları biraz olsun durmuştu.

"Tamam anne ağlamayın...Efsun zaten kötü biraz yardımcı olun aklım onda kalmasın."

Annemler onu onaylar gibi başlarını sallarken bile ağlıyorlardı.

Bense yaşlı gözlerimle öylece önüme bakıyordum.

Ateş ayağa kalkıp tekrar yanıma geldiğinde ellerimden tutup öpmüştü.

"Meleğimizle geleceğim Efsun." Dudaklarım titrediğinde gözlerimi kapattım.

"Gizem...saçının teline bir şey olduğu an arıyorsun."

Gizem başını sallayarak onaylamıştı Ateş'i.

Son kez alnımdan öpüp hızla evden ayrıldığında dizlerimi kendime çekip kollarımı bacaklarıma sardım.

Düşünmemeye çalışıyordum ama olmuyordu. Küçücük bebek ne yapardı bensiz. Yanında tanıdığımız kimse yokken ne yapardı benim bir tanem.

Gül teyzeye de bırakıp buraya gelmiştim ama onu doğduğundan beri tanıyordu. Bu öyle değildi.

Aklıma gelenlerle hızla ayağa kalktım.

Zarar vermiş olabilirler miydi.?

Düşüncesi beni tekrar ağlatmaya başladığında nefes alamadığımı hissettiğim için elim boğazıma gitti.

Ağlamalarım sesli bir hal aldığında ne yapacağımı bilmez şekilde etrafımda döndüm.

"Annem sakin ol nol.."

"Ne sakini anne.! Kızım yok ne sakini.!" Boğazım yırtılırcasına bağırdığımda düşündüğüm şeylerle ne yapacağımı bilmiyordum.

"Efsun." Bana dokunan kimdi bilmiyorum ama elini sertçe ittim.

Hepsi bulanık görünüyordu.

"Kızım yok." Dediğimde nefes nefese tekrar etrafımda dönmüştüm.

"Efsun sakinleş herkes Duru'yu arıyor lütfen yapma.."

"Efsun."

Çığlık atarak salonun ortasındaki sehpaya tekme attığımda yerinden oynamamasıyla eğilip iterek devrilmesini sağladığımda beni tutanları da ittiriyordum.

"Kızım yok.!"

"Efsun.!" Güçlü kollar bedenimi tuttuğunda ondan kurtulmak için çırpınıyordum.

"Bırak.! BIRAK KIZIM YOK."

Nefes alamadığımda beni tutan kişinin elinden kurtulmuştum.

Yere dökülen bibloyu alıp yere fırlattığımda çığlık atarak ağlıyordum.

"Gizem al şunları önünden."

"Can, eli kanıyor.!"

Kollarımı kelepçe gibi saran bedenden kurtulma gibi bir lüksüm olmadığını tüm gücümün çekildiğini hissettiğimde anlamıştım.

Birisi yüzüme hava yaparken kimin olduğunu çıkartamadığım sesler konuşuyordu.

Uğultu gibi geliyordu hepsi.

Beni tutan kişi Can'dı ve sırtım onun göğüsüne yaslıyken sıkıca beni tutuyordu.

Bedenimi artık taşıyamadığımda kendimi bıraktım. Can benimle beraber yere çökerken onun kolları arasında kızımın adını sayıklıyordum.

Etraftaki uğultularla gözlerimi kapattığımda direnecek gücüm kalmamıştı.

"Duru." Dedim kısık sesimle.

"Getirecek abim Duru'yu sakinleş Efsun."

"Duru." Sayıklarken, birisi acımaya başlayan elimi tutup bir şeyler yapmaya başlamıştı.

"Bir şey yapmasınlar kızıma." Söylediğim ve düşündüğüm son cümlelerim bunlardı. Başım dönüp gözlerim karardığında kendimi o karanlığa bırakmıştım.

Can'dan..

Kollarıma yığılan arkadaşımla beraber ayağa kalktığımda onu hızla koltuğa uzandırmıştım.

"Can çok kesilmiş eli...dikiş lazım mı anlayamıyorum kandan dolayı." Gizem'in telaşlı sesiyle Efsun'ın eline baktım.

Esin teyze yanımıza gelip benim gibi eline bakmaya çalıştığında kendini biraz toparlamış görünüyordu.

Efsun kriz geçirmişti.

Yirmi dakikaya yakın sayıklayıp boğazını tutmuştu.

"Geliyor mu doktor." Anneme başımı salladığımda o Efsun'un suratına hava yapıyordu.

"Uyandığında sakin ol demesin kimse.! Dünyadaki en değer verdiği kişi şu an kaçırıldı ve başına ne geldiğini bilmiyor. Aklında kaç senaryo dönüyor onun şu an hiçbirimiz bilmiyoruz. Sakin ol diyerek bu şekilde delirtmeyin insanı."

Hiç birinin kötü niyetli olmadığını biliyordum ama Efsun zaten oldukça hassas bir insandı.

Sakin ol dedikçe onu krize sürüklüyorduk.

Esin teyze, koltukta ölü gibi yatan Efsun'un saçlarını okşayıp elini tutarken ağlıyordu.

"Benim kızımın yüzü niye gülmüyor Sezen. Neden mutlu olamıyor benim kızım."

"Neden biliyor musun Esin teyze.!" Sesimin yüksek çıkmasını engelleyemiyordum.

"Duru şu an kimin elinde biliyor musun.?"

İkisi de hızla bana dönmüştü.

"Can tamam şimdi değil." Gizem kolumu tuttuğunda sinirle tekrar konuştum.

"Senin o psikopat kızın kaçırdı Duru'yu. Ve biz o ruh hastasının küçücük bebeğe ne yapacağını bilmiyoruz.!"

Esin teyze ve annem şaşkınlıkla bana bakarken Esin teyze elini dudaklarına götürüp ağlamaya başlamıştı.

"Efsun'a bunları yapan onun kızına neler yapmaz.! Delireceğim.!"

Ayağa kalktığımda Gizem hala beni uyarıyordu.

"Eğer Duru'nun kılına zarar vermiş olsun onu alnının ortasından vurmayanı siksinler.!"

"Can tamam." Diyordu annem.

"Azra ve o ruh hastası bir olmuş el kadar bebeği kaçırmışlar anne.! Hastaneden kaçtığını bize neden söylemediniz.! Abime niye söylemediniz anne.!"

Cihat amca ve babam bir haftadır bunu bilip kimseye söylememişler. Abim eve daha çok koruma yerleştir önlem alırdı ama onlar bize söylememişti.

"Haberim yoktu.! Yoktu haberim kaçtığından.!" Esin teyze çığlık atar gibi bağırdığında haline bakıp sustum.

"Duru." Efsun'un sayıklamasıyla elimi saçlarımdan geçirip yumruğumu duvara dayadım.

"Sen biliyor muydun anne." Dedim arkamı dönmeden.

"Bilmiyordum Can." Kızgın çıkmıştı sesi.

Onları boş yere suçladığım için yanlarına gidip içli içli ağlayan kadının ellerini tuttum.

"Sen biliyorsun sandım Esin teyze özür dilerim."

"Bilsem Efsun'u bir yere gönderir miyim.? Ona zarar verir diye dışarı çıkartmazdım Efsun'umu."

Annemde onun yanına geçip destek olmak ister gibi sırtını okşuyordu. Yarım saat sonra doktorun gelmesiyle Efsun'a serum takıldı ve avuç içine pansuman yapılmıştı.

Tüm kanallarda ve sosyal medyada bu olay konuşuluyordu. Duru'nun kaçırılması.

Telefonumu elime alıp çığ gibi büyüyen haberlere baktım.

@GAZETEMAGAZİN:
ATEŞ ÇAĞLAYAN VE EFSUN GEDİZ'İN 1.5 YAŞINDAKİ KIZLARI DURU ÇAĞLAYAN KAÇIRILMIŞ ARKADAŞLAR. İDDİALAR ARASINDA ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN İHALEYİ KAZANMASI VE KARŞI TARAFINDA DURU ÇAĞLAYAN'I KAÇIRDIĞI VAR AMA HENÜZ NET BİR DURUM YA DA AÇIKLAMA YOK. İKİLİ DÜN YAPILAN PAYLAŞIMLA BARIŞTIKLARINI DOĞRULAMIŞTI VE BUGÜNDE BÖYLE BİR HABER. ÇİFTİN ÜZERİNDE NAZAR OLDUĞUNA İNANIYORUM. ATEŞ ÇAĞLAYAN TÜM EMNİYET GÜÇLERİYLE BERABER KIZINI ARIYORMUŞ. ARTI OLARAK BİLDİĞİMİZ ÇOĞU ÜNLÜ İŞ ADAMLARININ KORUMALARININDA DURU ÇAĞLAYANI ARADIĞI BİLGİSİ GELDİ. EFSUN'UN ŞU AN NE HALDE OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM UMARIM DURU BEBEK SAĞ SALİM BULUNUR.

536.954 beğenme. 32.957 yorum

@instagramkullanıcısı: doğru mu haber.
@instagramkullanıcısı: İnanmıyorum kim kaçırmış lan.
@instagramkullanıcısı: Hayatlara bak bir de bunlara özenenler var.
@instagramkullanıcısı: Lan Duru.!!!
@instagramkullanıcısı: Çocuğa çok tatlı dedik nazar değdi lan.
@instagramkullanıcısı: Umarım hemen bulunur.
@instagramkullanıcısı: Efsunu sevmiyorum ama bebek inşallah bulunur.
@instagramkullanıcısı: Vay oçlar
@instagramkullanıcısı: Duruyu getirin lan çocuğa nazar değdirdi kafirler
@instagramkullanıcısı: Ay Efsunn 🥹
@instagramkullanıcısı: Hemen bulunsun ya
@instagramkullanıcısı: Ateş'in tüm İstanbulu ayağa kaldırdığını neden yazmadınız.
@instagramkullanıcısı: Lan küçük çocuktan ne istiyorsunuz derdinizi Ateş'le halledin.
@instagramkullanıcısı: ayy inanmıyorum ya.
@instagramkullanıcısı: Tüm iş adamı değilde mafyaların olduğunu söyleseydiniz keşke.
@instagramkullanıcısı: Duruya nazar değmiş resmen.

Bunun gibi yüz tane haber vardı.

Abim yarım saatte bir arayıp sanki hissetmiş gibi Efsun'u sorarken artık bahane bulamıyorduk.

Saat gece yarısı bir olmuştu.

Duru'dan hala bir haber yoktu.

Babamlar geldiğinde Gizem onlara bağırıp çağırdıktan sonra geri gittiler.

Efsun'un sayıklamaları hala devam ediyordu.

Annemler karşı koltukta oturmuş öylece Efsun'a bakarken Efsun birden gözlerini açıp ayağa kalktığında serum takılı olan kolundan kan akmaya başlamıştı.

Hepimiz yanına koştuğumuzda o şaşkınlıkla kanayan koluna bakıyordu.

"Serum takıldı o yü.."

"Haber var mı.? Bulundu mu.?"

Esin teyze onun koluna peçeteyle bastırırken Efsun biz sustuğumuzda ağlamaya başladı.

Az önce kalktığı yere tekrar oturduğunda yüzünü elleri arasına almış hıçkırarak ağlıyordu.

"Saat kaç." Dediğinde yine cevap veremedik.

8 saattir baydın yatıyordu ve o zamandan beri hala bulunmadığını öğrenince vereceği tepkiden korkuyorduk.

"Bir." Gizem'in sesiyle Efsun'dan korku dolu ve şaşkın bir ses çıktı.

Ellerini dudaklarının üstüne koymuş bize bakıyordu.

"13 saattir yok."

"Kızım 13 saattir yok."

"Bebeğim çok korkmuştur Can."

Gizem onun sözleriyle ağlamaya başladığında hemen kalkıp bahçeye gitmişti.

"Kızım yok...Ateş bulacağım demişti niye bulmadı.? Ateş'i arayın.!" Ayağa kalkıp etrafta telefon aramaya başlayınca yanına gidip kolundan tuttum.

"Tamam arıyorum abimi." Telefonu cebimden çıkarttığım an elimden aldığında müdahale etmedim.

"Ateş bulamamışsın kızımı...hani onunla gelecektin on üç saat olmuş...Bulacağım deme.!" Bağırdığında suratındaki korkuyu net bir şekilde görüyorduk.

Kanı çekilmiş gibi bembeyaz olmuştu.

Duru onun her şeyiydi. Duru'ya bir şey olursa ölürdü Efsun. Kendini öldürürdü.

Yanına gidip sakinleşmesi için koluna dokunduğumda elimi ittirdi.

Abimi dinliyordu.

"Nasıl hala bulamıyorsunuz Ateş...kızımıza zarar vermiş olabilirler." Elini boğazına götürdüğünde Esin teyze nefes alamadığını anlamış gibi hemen yanına gitmişti.

Abim ne söylediyse birden ağlamaya başladığında tekrar koltuğa oturdu.

Hıçkırarak ağlamaya başladığında hala açık olan telefonu koltuğa bırakmıştı.

"Annem nolur böyle yapma Duru seni böyle mi görsün lütfen biraz toparlan annem...lütfen."

Efsun sanki Esin teyzeye inat daha çok ağladı. Titreyerek ağlamaya başlamıştı.

Kızım yok diye bağırıyordu arada.

Ne Gizem ne de ben yanına gidip bir şeyler söyleyemiyorduk. İnanmıyordu da zaten. Duru bulunana kadar inanmazdı kimseye.

Uzaktan destek olmaya çalışıyorduk onu bile istemiyordu.

Efsun'dan...

Koltuğun kenarında yere oturduğumda dizlerimi kendime çekip kollarımı doladım. Artık kimse sesini çıkartıp müdahale etmiyordu yaptıklarıma.

Sırtımı koltuğun ayaklığına yasladığımda öylece halıya bakıyordum. Saat üç buçuk olmuştu ama hala kimseden bir haber yoktu.

Can'ın telefonu çaldığında başımı kaldırıp ona baktım.

"Abim." Diyip açmıştı telefonu.

Oturduğum parkeden hızla kalktığımda Can'ın yanına gitmiştim. Dolu gözleriyle bana bakarken elimi kalbimin üzerine koydum.

Annemler onun yüz ifadesiyle yerlerinden kalkıp benim gibi yanımıza geldiğinde Can telefonu bana uzatıyordu.

Titreyen ellerimle telefonu aldım.

"Ateş."

"Bir saniye bekle tekrar arayacağım güzelim."

Yüzüme kapattığında dudaklarım titredi.

Noluyordu.

"Bir şey mi old.." Can'a doğru konuşurken telefon tekrar çalmıştı.

Ateş görüntülü arıyordu.

Bulmuş muydu.?

Hıçkırarak telefonu açtığımda ekranda gördüğüm yüzle ağlayarak koltuğa oturdum.

Elimi ağzımla kapatıp ağladığımda Gizem telefonu elimden almıştı. Annemler çığlık atarken Can önüme eğilmiş ellerimi tutuyordu.

"Ağlama bulmuş abim, ağlama Efsun."

Kollarımı ona doladığımda sesli sesli ağlıyordum. Bu sefer ki hem sevinçten hem de korkumdandı.

Kalbim duracak sanmıştım.

Çok korkmuştum.

"Efsun, Ateş seni istiyor."

Annem telefonu hem gözlerindeki yaşla hem de yüzündeki gülümsemeyle bana uzattığında hızla alıp Can'dan ayrıldım.

Hastanedelerdi.

"Bir şeyi var mı.? İyi mi Ateş.? Neredesiniz geleceğim."

"Kızımız iyi Efsun. Bir saattir benimle kontrolleri yapılıyor." Yüzümdeki yaşları kabaca silip ekrana iyice yaklaştım.

"Ateş yaklaş biraz." Doktor Duru'yu kontrol ederken Ateş kapının oradan onu bize gösteriyordu.

"Babacığım.." Duru hemen Ateş'e döndüğünde huysuz bir şekilde ellerini ona uzatmaya çalışıyordu.

Telefonu ön kameraya alıp Duru'nun buraya bakmasını sağladıktan sonra ben de kamerayı kendimden biraz uzaklaştırdım.

Duru bana bakarken ben burnumu çekip gülümsedim.

"Her şeyim, anneciğim."

Sesimi duymasıyla elini telefona uzatması bir olunca gözyaşlarım tekrar akmaya başlamıştı.

"Anni."

Sesini duymamla telefonu tavana çevirmem bir oldu.
Elimle ağzımı kapatıp ağlarken annemlerde aynı durumdaydı.

Sesi kısılmıştı.

Ağlamaktan sesi kısılmıştı meleğimin.

"Efsun yapma." Ateş'in sesiyle yüzümü düzeltip ekranı tekrar kendime çevirdim.

"Sadece on beş dakika sonra yanında olacak tamam mı.?"

"Sesi..Ateş bir şeyi var mı.?"

"Kan tahlili yaptırdım bir şeyi yok her şey normal..tüm vücuduna bakıldı şimdi de genel bir kontrol yapılıyor hatta bitti."

O konuştukça ben ağlıyordum.

Sesi kısılmıştı her şeyimin.

"Anni." Diyordu kollarını telefona uzatırken. Gülümsemeye çalıştım ama yapamadım.

"Bir tanem." Dememle Duru'nun bana bakarak ağlaması bir olmuştu.

Doktor onun dikkatini çekmek için bir şeyler yapıyordu ama o sadece ekrana bakarak ağlıyordu. Ateş kamerayı yatağa koyduğunda artık onu göremiyordum.

"Efsun kapat bir tanem biz çıkıyoruz şimdi."

Can telefonu elimden alıp kapattığında hemen kapıya çıktım.

Boğazı yırtılırcasına ağlamış olacak ki sesi kısılmıştı. Çok korkmuş.

On dakikadır kapıda onları beklerken gördüğüm farlarla beraber yola çıktım.

Araba hızla yanımızdan geçtiğinde yine onlar olmadığını anlayıp omuzlarımı düşürdüm.

"Bir iki dakikaya gelirler." Diyordu Gizem.

Bu sırada bir araba daha köşeyi döndüğünde öncekiler gibi hızlı olmamasıyla yolun ortasından arabaya doğru koştum.

Kimse gelmiyordu arkamdan.

Araba tam önümde durduğunda hemen arka kapısını açtım, gördüğüm minik bedenle hızla diğer tarafa doğru koştum ve tekrar arka kapıyı açtım.

Duru uykulu gözlerle bana bakarken bir kaç saniye sadece baktım.

"Annem."

"Ağlama Efsun bak burada kızımız." Kısa bir an Ateş'e dönüp geri hemen ağlamaya başlayan kızımıza dönüp kemerini açmaya çalıştım ama titreyen ellerimden dolayı yapamıyordum. Ateş beni kenara çekip hızla kemeri çözdüğünde Duru'yu kucağına alıp bana dönmüştü.

Bana uzanarak kısık sesiyle ağlayan bebeğimi bekletmeden kucağıma aldığımda kendimi tutamadan ağlıyordum.

Onun saçlarını okşarken hem o hemde ben ağlıyorduk.

Boynundan öptüğümde dudaklarımı bir süre oradan çekmedim.

Sabah giydirdiğim kıyafetleri yoktu üstünde.

Bacağındaki kabarıklıkla elim hemen tulumuna gitti. Tulumu dizine kadar çektiğimde gördüğüm sargı beziyle korkarak Ateş'e döndüm.

"Bir şeyi yok düşmüş."

"Nasıl düşmüş." Dedim sesim titrerken.

Ben Ateş'in cevabını beklerken Duru başını boynuma koymaya çalıştığında başımı hafifçe kaldırdım. Elleri boynuma sarılmaya çalışırken kendimi tutamadan hıçkırdım.

Hâlâ ağlıyordu.

"Buradayım her şeyim...buradayım özür dilerim.." Ensesinden öptüğümde ellerini boynuma dolamıştı.

"Sen ağladıkça korkuyor güzelim."

Tutamıyordum kendimi.

Ateş belimden tutup beni yürütmeye başladığında kapının oradaki kişiler merakla kucağımdaki küçük bebeğime bakıyordu.

Bizim evin önünde az önce orada olmayan bir araba vardı. Abimin arabası.

Ateş'le gelmişti.

"Oy kurban olurum senin boncuk gözlerine."

"Sesine ölürüm lan senin." Annem ve Can Duru'ya bakarak konuşuyorlardı.

Duru çıkan seslerle ağlamaya mola verip kafasını hafifçe kaldırdığında onlara baktı.

Eli saçlarımı sıkı sıkı tutarken yanağından öptüm.

Boynumdaki elide tshirtümü tutuyordu.

"Allahım çok şükür...çok şükür yarabbim." Sezen teyze biz eve doğru yürümeye başladığımızda bir şeyler diyordu.

Ateş belimden tutarken derin bir nefes aldım.

"Başka bir şeyi yok değil mi.?" Derken odama girmiştik.

"Tüm kontrolleri yapıldı ve sana getirdim."

Duru'yu hemen yatağımızın üzerine koyarak kontrol etmeye çalışıyordum. Ellerini tutup çevirdiğimde gördüğüm çiziklerle canım acımıştı.

Avuç içlerini öperken akan gözyaşımla hemen geri çekildim. Eline değerse acıyabilirdi.

Duru'nun ağlamaları kesilmişti ama kollarını sürekli bana uzatmasıyla bağıra bağıra ağlamak istiyordum.

Çok korkmuştu. Belliydi gözlerinden.

Üzerindeki tulumu yavaşça çıkarttığımda her yerine baktım.

"Düşmüş mi benim her şeyim." Elleri yüzüme uzandığında gözlerimi kapatıp minik parmaklarını öptüm.

"Geliyorum." Ateş'e bakarak konuştuktan sonra o arkamdan seslenmişti ama ben hemen banyoya girip küveti hazırlamaya başlamıştım.

Tekrar yanlarına gittiğimde Duru'nun Ateş'e sarılı bir şekilde durduğunu görünce dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Banyo yaptıracağım." Nerede tuttuklarını bilmediğim için mikropları atıp rahatlasın istemiştim.

Hem çok severdi banyoyu.

Ateş onu kucaklayıp banyoya getirdiğinde sıkıntıyla yüzüme bakarken üzüleceğim bir şey söyleyeceğini anlayıp önüme döndüm.

"Getir hadi."

Hala bana baktığını hissettiğimde korkarak tekrar ona baktım.

"Bulduğumda üstü ıslaktı ve soğuktu." Gözlerimi kapatıp bir elimle yüzümü kapattığımda sessizce gözyaşı döküyordum.

"Sudan kaçarsa diye söylüyorum."

Yüzümü sertçe silip Duru'yu kendi kucağıma aldığımda boynundan öptüm ama gülmedi.

Normalde hemen gülerdi.

"Banyo yapacağız anneciğim." Kenardaki ördekleri küvete attığımda sessizce beni izliyordu.

Alnından öpüp onu küvete koyacağım zaman ayaklarını iki yana açarak girmek istememişti.

Suyu elimle bacağına damlattığımda kaşlarını çatarak bana bakıyordu.

"Sıcak su." Dedim boğuk sesimle.

Ayak parmaklarını suya değdirdiğimde bakışları hala bendeydi. Yüzümde ağlama ifadesi varken bakmak istemesem de gözlerimi ondan ayıramıyordum.

Bacaklarını sıcak suya soktuğumda kıpırdanıp kucağıma gelmek istediğinde Ateş diğer tarafa geçmişti.

Ördeklerden birini elime alıp sıktığımda çıkardığı sesle beraber yerinden sıçradığında Ateş'e baktım.

"Ağlama." Dediğinde kendimi tutamıyordum.

Bu ses onu güldürüyordu ama şimdi korkmuştu.

"Anni mamm."

Bacaklarını sıkıca karnıma sardığında ayağa kalktım.

Eşofmanımla küvete adım attığımda Ateş düşmemem için belimden tutuyordu. Kucağımda Duru'yla beraber küvete oturduğumda şimdi ikimizde ıslanmıştı.

Duru suya vurup etrafa sıçrattığında saçlarından öpüyordum. Yine suya vurup suları sıçrattığında duyduğum gülme sesiyle hemen ona baktım.

Hafifçe gülüyordu ama sesi kısık olduğu için çok çıkmıyordu.

"Boğazı tahriş olmuş sprey sıkmamız gerekiyor her saat. Bir iki güne de düzelecek."

Onu suya doğru yatırdığımda Ateş hemen başını tutmuştu.

Saçlarını şampuanla yıkayıp vücudunuda yıkadığımda mis gibi olmuştu mavi papatyam.

Ateş onu havluya sarıp odaya geçtiğinde ben de üzerimdekilerden kurtulup bornozla yanlarına geçmiştim.

Ateş bacağını tekrar sargı beziyle sarıyordu.

Çekmecemden krem alıp yanlarına geçtiğimde bezini bağladım.

Üstüne bir şey giydirmeyecektim.

Avuç içlerine krem sürerken göbeğinden öptüğümde hemen dilini dışarı çıkartmıştı. Gözlerini açık tutamadığı için ikimizde sessiz kalıp onun uyumasını bekliyorduk.

Gözleri artık kaymaya başladığında minik eliyle parmağımı sıkıca tutarak uyumuştu.

Başımı onun göbeği hizasında yatağa koyarak uzandığımda yavaşça kollarını öpüyordum.

"Sesi kısılmış, çok ağlatmışlar."

Benim tarafıma oturduğunda omzumun üstünden öptü.

"Kim kaçırmış."

"İhaleyle alakalı bir kaç düşmanımız."

Anında verdiği cevapla ona inanmamıştım. Sanki önceden çalışmış gibi anında söylemişti.

"Ona vurmamışlardır değil mi Ateş."

Omzumda gezinin eli duraksadı.

"Vurmamışlar güzelim...Duru'yu bir odada tek bırakmışlar."

Gözyaşlarım yan bir şekilde yanağıma akıyordu.

Oturur pozisyona geldiğimde kollarımı onun boynuna dolayarak sessizce ağlamaya devam ettim.

Çok korkmuştum.

Duru'nun başına gelenleri öğrendikçe kalbime ağrı saplanıyordu.

Sesinin kısılmasına o kadar üzülmüştüm ki titreyerek ağlıyordum. Ateş kasılan bedeniyle ne yapacağını şaşırmış şekilde saçlarımı okşuyordu.

"Ağlama Efsun...kızımız burada annesinin yanında. Başına bir şey gelmeden bulduk."

Daha sıkı sarıldım.

"Biraz hava alalım mı.?" Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Yanında durur musun.? Üzerimi giyineyim."

Yüzümü boydan boya öpmüştü.

"Bana böyle sikik şeyler sorma tabii ki duracağım yanında."

Elimi yüzüne çıkartıp okşarken gözlerimi kapattım. Alnımı Ateş'in alnına yasladığımda beklemeden içimden gelen şeyi yaparak dudaklarımı dudaklarıyla örttüm.

İlk başta karşılık vermesede bir iki saniye sonra ensemden tutarak alt dudağımı dudakları arasında ezdi.

Geri çekildiğinde gözlerimi açtım.

"Teşekkür ederim." Sesim kısıktı.

Teşekkür ederim kızımı bana getirdiğin için.

"Etme...o benimde kızım ve ben kızımı annesine getirmek zorundayım."

Dudağıma kısa bir öpücük kondurduktan sonra nerdeyse kucağına çıktığımı fark edip yataktan kalktım.

Pijamalarımı alıp giyinme odasına girince iç çamaşırlarımı ve beyaz pijamalarımı üzerime geçirip hemen geri odaya döndüm.

Ateş, Duru'nun alnından öpüyordu.

Göz ucuyla bana bakıp tekrar minik bebeğimizi öptüğünde gideceğini anlamıştım.

"Ateş."

"Gidiyorum, siz uyuyun sabah konuşuruz güzelim."

Yataktan kalktığında yanıma gelip benimde alnımdan öpmüştü.

Ellerini tuttum.

"Bugün bizimle uyur musun.?"

Gözlerindeki kızarıklık ve yorgunluğu görüyordum. Ben ne yaşadıysam aynısını o da yaşamıştı. Bayıldığım için bu olayların sekiz saatini yaşamamıştım. Kaldıramamıştı bedenim.

Ama o, başından beri kızımızı arıyordu.

"Sabah gelirim Efsun."

"Lütfen...ya da biz senin yanına gelelim."

Dudağının kenarı kısa bir an kıvrıldığında yüzümü okşadı.

"Üzerimi değiştirip geleceğim...babamlar bizden sonra gelecekti onlara da bir bakayım."

"Yarın konuşursunuz üzerini değiştirip gel hemen." Koluna uzandığım elimi tutup öptükten sonra odadan çıkmıştı.

Duru'yu yavaşça yatağın yukarısına koyduğumda şimdi uzanmış ona sarılabiliyordum.

"Bir tanemsin benim Duru...bir tanemsin, her şeyimsin."

Kokusunu içime çekerken saçlarından öpüyordum.

Bacağındaki sargıyı açtım.

Hava alması daha erken iyileşmesini sağlardı.

Yanağını sevip öptüm.

"Kısık sesine ben nasıl dayanacağım yarın Duru."

Koluna gitti dudaklarım.

"Kıyamam ki ben senin sesine."

Huysuzca mırıldandığında sustum.

Bir süre daha onu izledikten sonra gözlerim günün yorgunluğuyla kapanmıştı.

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.681okunma 33beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.