YAKARIŞ kitap kapağı

23. bölüm / 37

YAKARIŞ

23

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 23

İyi okumalar.

Duyurular için buradan veya instagramdan takip edebilirsiniz...

Üç kişilik bir aileydik biz. Bunlar yaşanmasaydı hep böyle olacaktık.

Yol bitene kadar ne o ne de ben konuşmuştuk. Sadece Duru'nun çığlık sesleri vardı.

Arada arkama dönüp kızımı öptükten sonra tekrar sessiz bir şekilde yolun bitmesini bekliyordum.

Araba durduğunda önünde durduğumuz rezidansa şaşkınlıkla bakarken Ateş arabadan inmişti bile.

Onun evine gelmiştik.

Burada mı konuşacaktık.?

*******************

Asansör durduğunda derin derin nefesler alıyordum.

Yürümeye başladığımda baba kız arkamda kalmıştı. Ezbere bildiğim kapının önüne geldiğimde Ateş'i bekledim. Duru'yu öpe öpe arkadan geliyordu.

"Cebimden anahtarı alır mısın.?"

Dediği yerine kollarımı Duru'ya uzattım. Gülerek kucağıma gelmişti.

Ateş nefesini vererek kapıyı açtığında eliyle geçmem için işaret yapıp Duru'yu tekrar kucağına aldı.

Duru kuş bu durumdan çok memnundu.

Bir annesine bir babasına gitmek onu sadece güldürüyordu.

Adımlarım titreye titreye içeriye geçtiğimde gözüme çarpan ilk şey kapının yan tarafında olan aynanın üzerindeki makyaj malzemeleriydi.

Ateş'e baktım şaşkınlıkla.

Benim eşyalarım bıraktığım gibi duruyordu.

Ateş bakışlarını kaçırdığında salona doğru yürüdüm. Koltuğun üstünde hırkam ve her zaman kendime sardığım battaniyem duruyordu.

Bıraktığım gibi duruyordu.

"Nasıl." Dedim şaşkınlıkla.

O bir şey demeden kızıyla beraber yanımdan geçip gitmişti.

Her yere baktım. Hiçbir şey değişmemişti.

Sağ taraftaki merdivenlere yönelip yatak odasına çıktım. Yatak odamıza.

Ellerim titreyerek kapıyı açtığımda ağlamak üzereydim.

Dolapların kapaklarını açtım.

Hiçbir şeyime dokunmamıştı. Ev pırıl pırıldı ama eşyaların yerleri değişmemişti. Bıraktığım gibi duruyordu hepsi.

Yan taraftaki odaya girdim.

Orada da bir kaç eşyam aynı şekilde duruyordu.

Dokunmamış mıydı.?

Atmamış mıydı eşyalarımı.?

Yatak odamıza gidip banyoya girdim.

Aynadan kendime baktığımda gözlerimin dolu dolu olduğunu görünce kendimi daha fazla tutamadan ağlamaya başlamıştım.

Diş fırçam, makyaj malzemelerim kurutma makinem hepsi buradaydı. Atmamıştı. Yerlerini bile değiştirmemişti.

Adım seslerini duyduğumda göz yaşlarımı silerek yüzüme hava yaptım ama Ateş gelmişti bile.

Duru'yu yatağın üzerine bırakıp banyoya geldiğinde dudaklarım titrediği için elimle ağzımı kapattım.

O beni ensemden göğüsüne çektiğinde sesli bir şekilde ağlamaya başlamam bir olmuştu.

"Ağlama."

Daha sesli ağladım.

Eşyalarım duruyordu. Evimiz duruyordu.

Omzuna sertçe vurdum.

Ağlayarak vuruyordum sadece.

"Ağlama Efsun." Kendini tutuyordu.

Bense kendimi tutamıyordum. Duru olmasa bu görüntüler karşısında bağıra bağıra ağlardım.

Hepsi bıraktığım gibiydi. Dokunmamıştı.

"Atmamışsın." Dediğimde hala ağlıyordum.

"Nasıl atayım Efsun...Nasıl atayım siktiğimin eşyalarını. Nasıl atayım." Çenesini başımın üzerine koyduğunda beni kendine daha çok bastırmıştı.

"Haftalık olarak ev temizleniyor, eşyalara dokunmalarına izin vermiyorum. Yerlerini bile değiştirmiyorlar." Hıçkırdım.

"Senden geriye kalan tek yerim nasıl atarım bunları." Ondan ayrılmaya çalıştığımda izin vermedi.

"Bırak." Bırakmadı.

Daha sıkı tuttu.

Yanağımı göğüsüne koyup daha fazla karşı koymadım. Bedenimi ona bırakmıştım. Gördüklerimden sonra ayakta kalacak gücüm bile yoktu. Her şeyim buradaydı. Atmamıştı.

Duru'nun huysuz sesini duyduğumda ağlayacağını anlamıştım.

"Ağlayacak alır mısın.?" Ateş benimle beraber yatağa yaklaştığında yavaşça yatağa bırakılmıştım.

Duru babasının kucağına geçtiğinde çığlık atarak bana sesleniyordu ama ben ilk defa ona bakmadım.

Yastığa başımı koyup bacaklarımı kendime çektiğimde ikisine de sırtımı döndüm.

Yorulmuştum.

Çok yorgundum ben.

"Efsun." Ateş ne diyeceğini bilemiyor gibi konuştuğunda gözyaşımı silerek konuştum.

"Duru'ya bir kaç saat sen bakar mısın...muz ve böğürtlen yedirsen yeterli kendisi yiyor zaten tüm malzemeler çantada tabağı önlüğü hepsi var."

Elini omzuma attığında bacaklarımı iyice kendime çektim. Benim böyle yapmamla Ateş'te sertçe nefes verip konuştu.

"Sana kahvaltı hazırlayana kadar dinlen..Duru'yu doyurduktan sonra kahvaltı yapacaksın." Belli belirsiz başımı salladığımda beni şaşırtarak omzumu öpüp nefes aldıktan sonra odadan çıkmışlardı.

Elimi yan taraftaki yastığıma uzatıp sarıldım.

Ateş'in tarafında yatıyordum şu an.

Yastığı çekmemle altındaki fotoğrafımı görmem bir olmuştu. Bunu da saklamıştı.

Madem aldattığıma bu kadar emindi neden bunları yapmıştı. Neden eşyalarıma dokunmamıştı.

Delirmek üzereydim.

Gelen seslerle gözlerimi araladım. Duru karşımdaydı. Ağlayarak uykuya daldığımı hatırlarken etrafıma bakındım.

Ateş'te buradaydı.

Duru benim uyandığımı görünce bağırarak başını boynuma gömdüğünde hemen kendime çekip sarıldım.

"Günaydın anneciğim...günaydın her şeyim." Ensesinden öperek konuştuğumda o gülüyordu.

Huylanıyordu oradan.

Ateş yatağın kenarına oturduğunda göz ucuyla ona baktım.

"Günaydın...Duru yemeğini yedi sana da kahvaltı hazırladım uyuduğunu görünce uyandırmadım. Saat iki oldu kahvaltıyı tekrar hazırladım ve seni uyandırmaya geldik." Detaylı bir şekilde anlatmıştı.

Duru çenemi ısırmaya çalıştığında saçlarının üstünden öptüm. Üstü değişmişti.

Ateş değiştirmişti. İlk defa.

Hafifçe doğrulduğumda Duru da kucağımdaydı.

Bacaklarımı sarkıtıp ayağa kalktığımda Duru kollarını hala yatakta duran adama doğru sarkıttığında Ateş hemen kalkmıştı.

Duru'yu ona verdikten sonra bir şey söylemeden banyoya geçtim.

Elimi yüzümü yıkadıktan sonra saçlarımı toplayarak çıktığımda beni kapının orada beklediklerini görünce yine konuşmadan yanlarından geçip gitmiştim.

Merdivenlerden inerken evi incelemeye devam ediyordum. Her şey aynıydı.

Ben evi yıktırır zannederken o dokunmamıştı bile.

Mutfağa gideceğim zaman Ateş'in seslenmesiyle durdum.

"Salonda." Sağa döndüm.

Evi ezbere biliyordum. Kim evini bilmezdi ki. Evimdi burası. Ateş'te benim çatımdı. Yuvamdı.

Her zamanki yerime oturup tabağıma bir şeyler koymaya başladığımda Ateş bir süre beni izlemişti.

Bir kaç dakika sonra kucağındaki kızımızla bana katılmışlardı. Duru her şeye elini uzattığı için Ateş yemek yiyememiş sadece onu tutmuştu.

Yemeğim bittiğinde o da yesin diye Duru'ya uzandım ama vermedi.

"Doydun mu.?" Bir kere başımı salladığımda hala onunla konuşmamıştım.

Uyandığımdan beri sessizdim.

Ateş boğazını temizlediğinde tabağımda olan bakışlarım ona döndü.

"Biraz konuşalım mı.?"

"Benim konuşacak bir şeyim kalmadı."

"Beni dinlersin o zaman." Dediğinde başımı sallamıştım.

"Babanlar Elif'i hastaneye yatırdı uzun bir süre oradan çıkacağını zannetmiyorum, Kaya depoda...bir daha yürüyemeyecek ve insan içine çıkamaz bir halde."

Üzülmemiştim ikisine de. Daha fazlasını hak ediyorlardı.

"Azra hapishanede şikayetçi olduk o gün şirkette otel mevzusunu onu konuşturmak için planladık...Can ve senin hallerinden bir şeyler olduğunu anlamıştık."

Tepki vermedim.

Duru'nun çığlık atmasıyla ona bakıp gülümsedim.

Eliyle babasını gösterip çığlık atıyordu.

Ateş onu alnından öptüğünde Duru başını babasının boynuna koymuştu.

"Efsun ben ne yapacağımı ne konuşacağımı bilmiyorum bana bir yol göster...ben kızıma nasıl babalık yapacağımı bilmiyorum Efsun."

"Niye öyle söylüyorsun Ateş çok sen güzel şeyler biliyorsun. Abimin gazına gelmeyi, Ablamlara inanmayı...bunları çok güzel biliyorsun kendine haksızlık etme."

Gözlerime bakmaya devam ettiğinde dişlerini sıkmıştı. Sinirlenmişti ama bu sinirinin bana olmadığını bilecek kadar tanıyordum onu.

"Aklımı sikeyim." Ayağa kalktı.

"Tüm kurulan oyundan sonra Kaya'yla seni el ele görem gözlerimi de sikeyim Efsun." Bağırmıyordu ama sesi baskındı.

Duru'yla beraber benim yanımdan uzaklaştıktan sonra dirseklerimi masaya yaslayarak ellerimi başıma koydum.

O gün Ateş'in yanına gitmeliydim. Kaya ve Nil'in ısrarlarıyla Ateş'le buluşacağımız saatte ona Nil'in moralinin bozuk olduğunu ve oraya gittiğimi söyleyerek Kaya'nın yanına gitmiştim.

Ablam için. Öz ablamın mutluluğu için yapmıştım bunu. Kendi bebeğimin babasız büyümesini sağlayacağını bilsem gider miydim.

Söylemez miydim Ateş'e Kaya ile olduğumu.

Derin bir nefes alarak sakinleşmeye çalıştım ama ellerim titremeye başlamıştı.

Böyle aptal bir oyundan dolayı iki yıl çektiklerimi hatırladıkça nefesim daralıyordu.

Tshirtümün yakasını çekiştirip nefes almaya çalıştım ama olmadı. Soluklarım sesli bir hal aldığında ellerimi avucuna alan kişiyle gözlerimi kapattım.

"Bir şey yok derin bir nefes al...derin nefes al Efsun." Eliyle sırtımı okşarken dediğini yaptım.

Dudaklarım titremeye başladığında soluklarım hala sesliydi.

"Sesli al." Dediğini yapmaya çalıştım ama olmadı.

Kriz geçiriyordum ve yanımda kriz anlarımda sürekli yanımda olarak beni en hızlı bir şekilde sakinleştiren kişi vardı.

Ateş.

Burnumu tuttuğunda nefessiz kalarak ona baktım.

Ağzımı açarak nefes aldım.

"Bak nefes alıyorsun sakinleş, nefes alabiliyorsun." Burnumu bıraktığında ağzımı kapatıp derin bir nefes aldığımda gözlerimi tekrar kapattım.

Ben iki yıldır nefes alamıyorum Ateş.

Üst kaburgamı ovmaya başladığında biraz olsun rahatlıyordum. Eskiden bu kadar şiddetli olmasada kriz geçirdiğim anlar olurdu. Panik atak.

Alışkındı o yüzden.

Duru'nun ağlama sesi geldiğinde yaşlı gözlerimle ona baktım.

Benim gibi o da soluksuz kalmış gibi bana bakıyordu. Acı çektiğini onu tanımayan birisi bile bu surat ifadesinden anlayabilirdi.

"Sakinleş bir şey yok."

"Duru." Dediğimde koltuklara doğru baktı.

"Alıp geliyorum tamam mı on saniye." Başımı salladığımda elleri yüzümdeydi.

Duru ağlayınca kendimi toparlamaktan başka çarem yoktu zaten. Kendime gelmem lazımdı. Kısa süreli kriz Efsun bir şey yok. Bir şey yok.

Nefes alıyorum bir şey yok.

Ateş kollarında ağlayan kızımla karşıma geçip dizlerinin üzerine çöktüğünde az önce bıraktığı elimi tekrar tuttu.

Duru benim gibi yaşlı ve mavi gözleriyle bana bakarken tekrar derin bir nefes aldım.

"Tı tı tıtı." Bağırdığında kollarını bana uzatıyordu.

Çenesine akan tükürüğüne uzanıp elimle silecekken Ateş benden önce davranmıştı.

Duru'nun kolları hala bana uzanırken titreyen ellerimi ona uzattım.

Kucağıma gelen bebeğim elini yanağıma koyarak bana bakmaya başlayınca yorgunca ona baktım.

Onun için yaşıyordum. Onun için vardım.

Gözümden bir damla yaş düştüğünde Duru yaşı takip ettikten sonra gözlerime bakınca ağladığımı anlamış gibi çığlık atarak ağlamaya başladığında boynuma sarılmıştı.

Ben sessiz ağlarken onun ağlaması yemek odasında yankılanıyordu.

Ateş ona uzandığında kollarını benden çekmedi. Ateş'te daha fazla zorlamadı.

Duru başını yüz hizama getirip tekrar baktığında elini yüzümdeki yaşlara atmış ağlamasına öyle devam ediyordu.

Ateş parmaklarıyla yüzümü sildikten sonra ben de Durunun alnından öptüm.

Onu sakinleştirmeye gücüm yoktu. Konuşamamıştım.

Konuşamıyordum.

Ayağa kalktığımda Ateş'te benimle beraber kalktı.

Ona bakmadan merdivenlere doğru yürümeye başladığımda hedefim belliydi.

Yatak odası.

Kızıma sarılarak uyuyacaktım. Yeni uyanmama rağmen uyuyacaktım.

Duru'yu yatağın üzerine bırakıp oturduğumda boynundan ve yüzünden öperken biraz sakinleşmişti.

"Ağlama aşkım iyiyim ben." Sesimi duyunca sanki karşımda söylediklerimi anlayan birisi varmış gibi bakıyordu.

Karnını öptüm.

"Uyuyalım mı anneciğim." Kollarını tekrar bana uzatmaya çalıştığında onu Ateş'in yattığı tarafa bırakıp ben de kendi tarafıma geçmiştim.

Uzandığımda Duru göğüsüme sinerek yakama tutundu.

Başından öperken Ateş'in kapının oradan bizi izlediğini biliyordum. Bacaklarımı kırdığımda yatakta küçüldüm.

Bizim yatağımızda şimdi bebeğimizle yatıyordum. Ateş ve benim kızımızla.

Gözlerimi kapattım.

Bir kaç dakika sonra yatağın diğer tarafı çöktüğünde tepki vermedim. Duru uyumuştu.

Ateş kendi tarafına uzandığında elini Duru'nun karnına koydu.

Ortamızda uyuyordu.

"Halledeceğiz hepsini. Söz veriyorum her şeyi halledeceğim." Gözlerimi açarak karşımda aynı benim gibi uzanarak bana bakan adama baktım.

Tekrar gözlerimi kapattığımda eli artık benim karnımdaydı.

"İstediğini söyle. Beni mahvet ama seni artık yalnız bırakmayacağım."

"Seninle bir şey halletmek istemiyorum." Konuşmamıştı.

Elini karnımdan çekip sadece Duru'da tutmaya devam etti.

İkisine de sırtımı döndüğümde gözyaşım burnumun üzerinden yanağıma düşmüştü.

Ateş'in elleri tekrar belime yerleştiğinde ittirdim ama o elini ısrarla çekmedi.

"Ben halledeceğim hepsini, seni yormayacağım tamam mı.? Ben hepsini halledeceğim."

"Hallederiz can içim sakinleşir misin artık.?"

"Ateş, on güne evleniyorum ve gelinliğimin yetişmeyeceğini söylüyorlar..hem daha annemlere de söylemedik." Yanına gidip kucağına oturmuştum.

"Ben halledeceğim hepsini can özüm sen sadece sakin kal ve yorulma." Boynumdan öptüğünde kollarımı ona doladım.

"Ateş, ben seni çok özledim." Ateş'in dudakları kıvrıldığında dudağımdan öptü.

"Hiç söylemeyeceksin sandım." Kucağında benimle beraber hızla ayağa kalktığında kahkaha atıyordum.

Odamıza çıkıyorduk.

"Düşeceğiz yavaş.!" Sesim yüksekti ama kahkaha atıyordum.

"Kucağımda böyle nadide bir parça varken onu düşürür müyüm ben Efsun." Tekrar dudağımdan öptüğünde bu sefer ayrılmasına izin vermeden yüzünün iki yanından tutarak öpüşmemizi alevlendirdim.

"Odayı siktir et." Odaya on adım varken beni yere indirip gömleğinin düğmesini koparır gibi açtığında yine güldüm.

Gömleği omuzlarından çıkartmasına yardım ettikten sonra beni duvara yaslayıp hırçın bir şekilde dudaklarıma kapanması bir olmuştu.

Kalçalarımdan tutarak beni kucağına aldığında sertliğiyle delirmek üzereydim.

"Ateş." Dedim inler bir şekilde.

"Delirteceksin beni amına koyayım."

Elleri askılı bluzumu bir çırpıda başımdan çıkarttığında devamının çıkması da zor olmadı.

Aklıma gelen aptal anılarla hafızamı silip atmak istiyordum.

Düşünme.

Düşünme şunu Efsun.

"Atlatacağız her şeyi Efsun söz veriyorum atlatacağız."

O konuştukça ben ağlıyordum.

"Odadan çık." Elini tekrar belimden çekti.

"Elini çek demedim odadan çık dedim Ateş."

Yataktan kalktı ama hala buradaydı.

"Bağırmak istemiyorum defol git."

Karşımda omuzları çökmüş bir şekilde bize bakarken gözlerimi tekrar kapattım.

"Sadece b.."

"Ateş sus ve çık git şu odadan.!" Sesim yükseldiğinde Duru kıpırdanmıştı. Tekrar ona doğru dönerek başından öpüp elini tuttum.

Bir gözü açıldığında elimle gözünü kapattım.

Hafifçe salladığımda tekrar uyumuştu.

Ateş'e doğru başımı çevirdiğimde kapının önüne oturup başını ellerinin arasına aldığını görünce daha fazla kendimi yormak istemedim.

Bacaklarımı tekrar kendime çekerek kızıma sarıldım. Bir süre uyuyamadığım için yan taraftan telefonumu aldığımda ekranı açmamla yine saçma sapan haberlerimizin yapıldığını anlamıştım.

Tıkladım.

@GAZETEMAGAZİN:
SELAM HERKESE BUGÜN AYRILIKLARINI ATLATAMADIĞIM ÇİFTLER KÖŞEMİZDE ATEŞ VE EFSUN VAR. AYRILIK HABERLERİNİ İLK YAPTIĞIMDA GÖZLERİM DOLU DOLUYDU. BU İKİLİNİN BİRBİRİNE DELİ GİBİ AŞIK OLDUĞUNU BİLMEYEN YOKTUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM. NEDEN BİTTİĞİNİ DELİ GİBİ MERAK ETSEMDE EFSUN'UN AYRILIK ÖNCESİ VE SONRASI BİR KAÇ FOTOĞRAFINI KOLAJ YAPTIM. BENCE AYRILMAK İSTEYEN TARAF ATEŞ ÇAĞLAYANDI. BU İKİLİ HAKKINDA İDDİASI OLAN BANA ULAŞSIN EFSUNUN GÖZLERİNDEKİ IŞIĞI SÖNDÜREN SEBEBİ GERÇEKTEN ÇOK MERAK EDİYORUM.

366.054 beğenme 30.744 yorum

@instagramkullanıcısı: Efsun'a yakıyoruz
@instagramkullanıcısı: Lan kız resmen depresyona girmiş
@instagramkullanıcısı: Oha öncesi sonra cidden farklı kız enerjisini kaybetmiş.
@instagramkullanıcısı: Ateş halt yemiş
@instagramkullanıcısı: Erkekler kapatılsın
@instagramkullanıcısı: Ünlülerde bizim gibi ayrılık acısı çekiyormuş lan
@instagramkullanıcısı: ulan Ateş kızın hayatını mahvetmişsin lan
@instagramkullanıcısı: ağlarken bile güzel
@instagramkullanıcısı: Ya Efsunnn
@instagramkullanıcısı: Ateşler kapatılsın
@instagramkullanıcısı: kız dayanamayıp yurtdışına çıktı lan
@instagramkullanıcısı: Ay ben tahmin ediyorum Ateş aldattı bence
@instagramkullanıcısı: Bu kız bırakılır mı lan
@instagramkullanıcısı: Gerçekten ayrılıkları hakkındaki tüm iddiaları ve haberleri kaldırtmışlar
@instagramkullanıcısı: Aşka olan inancımı alan çift
@instagramkullanıcısı: Ağladım o gün hatırlıyorum
@instagramkullanıcısı: bir iki hafta bunların ayrılığını atlatamamıştım.
@instagramkullanıcısı: Bu kıza üzülüyorum aq

Fotoğraflarımı gördükten sonra göz ucuyla Ateş'e baktım. Başını kapıya yaslamış tavana bakıyordu.

Haberlere üzülmeyi uzun zaman önce bırakmıştım ama bu haber canımı acıtmıştı.

Düşünme Efsun.

Gözlerimi kapattıktan bir süre sonra yatağımı özlediğim hissiyle tekrar uyumuştum.

"Gel güzelliğim."

"Canımın ikinci parçası gel babacığım." Ateş'in sesiyle gözlerimi açtım.

Kucağında Duru'yla beraber pencerenin önünde duruyorlardı. Altında eşofmanı vardı ama üst tarafı çıplaktı.

Sırt kasları her kıpırdanışında daha da belirginleşirken aklımın kaydığını hissederek ayaklandım.

Hava kararmıştı ama odadaki gece lambasını açmıştı. Benim için aldığımız gece lambasıydı.

Kendi ellerimle seçip kullanamadan hayat beni başka yerlere savurmuştu.

Üç dört kişi yüzünden hayatım kaymıştı. Hayatımız kaymıştı.

"Ölürüm size bir tanem."

"Dı dı dı ttı."

"Evet güzelim ölürüm sizin için...haberim yoktu Duru. Özür dilerim babacığım doğduğunda yanı.."

Cümlesini yarıda kestiğinde yatağa tekrar uzanarak uyandığımı belli etmedim. Arkasını dönerek beni kontrol ettiğini hissettiğim için nefes alışverişimi düzenli yapmaya çalışıyordum.

Ateş uyuduğumda emin olduktan sonra tekrar pencereye dönünce tek gözümü açarak kontrol etmiştim.

"Özür dilerim Duru. Anne bakımında ne kadar şanslıysan baba tarafından o kadar şanssızsın...annenin yanında bile geçemem."

Tekrar bana döndüğünde gözümü kapattım. Nefeslerimi yavaşlattım.

Eskiden de onu böyle kandırıyordum.

Önemli görüşmelerini uyuduğumu sandığı için odada yapıyordu.

"Hiçbir bok bildiğim yok Duru bir de annene bak..sana nasıl bakıyor." Fısıltılıydı sesi.

Ama duyuyordum.

Duru sevinçle güldüğünde Ateş'in de burnundan güldüğünü duymuştum.

"Melek gibi bir şeysin lan sen nasıl benim kızım olabilirsin."

Kendimi tutamadan konuştum.

"İlk defa doğru bir şey söyledin işte...babasına hiç çekmemiş şeytan gibi bir şey olurdu yoksa." Ateş konuşmamla aynı yerinde durmaya devam etti. Arkasını dönmemişti.

"Gel bir tanem şeytanla çok takılma." Yanlarına giderek Duru'ya uzandığımda o beni utandırmadan kollarını uzatmıştı.

Ateş, Duru'yu ondan alırken bile bana bakmamıştı.

Alınmış mıydı söylediğime.

"Ya sen bana küstün mü.? Dinozorum benim." Ateş ona uzanan elimi sinirle ittiğinde güldüm.

"Benim prensesim bana küsmüş." Bu sefer oturduğu koltuğun üzerine çıkıp bacaklarımı omuzlarının iki yanından geçirdiğimde yine pas vermedi.

Gerçekten alınmış mıydı.?

"Alınacağını bilemedim Ateş özür dilerim." Üzgünce konuştuğumda anından bacaklarımdan tutarak beni kucağına aldı.

Genelde onun kucağından inmezdim zaten.

"Şaka yapıyorum güzelim özür dileme." Alnımdan ve saçlarımdan öptüğünde hemen boynuna sırnaştım.

"Küstün sandım."

"Otuz yaşında adamım Efsun sana derdimi açık açık söylemek yerine neden küseyim güzelim."

Doğru söylüyordu. Genelde böyle yapıyordu zaten. Küsen taraf bendim.

"Şu siktiğimin kelimelerini bir daha kullanma yeter." Elleri karnıma gittiğinde parmakları tshirtümün içine girmişti.

"Dinozorum değil misin.?" Sinirle gözlerini kapatıp açtığın sesli bir şekilde güldüm.

"Efsun çocukların yanında ağzından kaçırırsan elimden çekeceğin var can içim."

Duru'yu alarak kalktığım yatağa oturduğumda onu neden babasından aldığımı sorguluyordum.

Durduk yere Ateş'in kucağından almıştım.

Ateş odadan çıktığında bir süre kapıyı izledim.

Neden buraya gelmeyi kabul etmiştim. Neden hala buradaydım ben.

Duru'yu yatağa bırakıp banyoya geçtiğimde kendime baktım. Gözlerim şişmişti. Yüzüm zaten günden güne zayıfladığım için iyice çöküyordu.

Duru için Efsun.

Duru için.

Derin bir nefes alarak tekrar odaya geçtiğimde Duru'yu kucakladığım gibi aşağıya inmeye başladım.

Evimiz çok büyük değildi.

Ateş sadece ben ve onun için almıştı burayı. Evlendikten sonra bir kaç yıl bebek düşünmediğimiz için de burada kalmayı planlamıştık.

Biz plan yaparken, hayatında plan yaptığını unutmuştuk.

Ateş'in kaslı sırtı tekrar görüş açıma girdiğinde çıkmadan önce dolaptan aldığım tshirtü arkasından ona doğru fırlattım.

"Benim yanımda bu şekilde gezme rahatsız oluyorum."

Yorgun bakışları tshirtü bulduğunda yerden alarak saniyesinde üzerine geçirdi.

Ateş tshirtü alırken arkasında gördüğüm masaya baktım. Çeşit çeşit yemek vardı.

Ben uyurken birisini çağırmıştı sanırım.

"Benim için bir şey yapmana gerek yok Ateş. İlla ki bir şey yapmak istiyorsan benimle olabildiğin kadar az muhattap ol."

O konuşmadan ben konuştuğum için ağzı açılıp kapanmıştı.

Gözlerim tekrar masaya kaydığında hepsinin benim sevdiğim yemekler olduğunu yeni anlamıştım.

"Bizi eve götür...buraya gelmek baştan hataydı." Kucağımdaki bebeğimi zıplatıp yukarı kaydırdım.

Bacaklarını sürekli Ateş'e doğru salladığı için alta kayıyordu.

"Yemeğini ye bırakayım." Yorgun sesiyle gözlerimi kaçırdım.

Yanımdan geçip gittiğinde dolu gözlerimle masaya baktım.

Bu şekilde anlaşamayacaktık ama ben hala ona karşı dolu olduğum için kendimi tutamıyordum.

Sandalyeye oturduğumda gördüğüm mantıyla dudaklarım titredi. Nefret etmesine rağmen üzerinde salça vardı. Benim için.

Salçalı yemeğin olduğu masaya bile zor otururdu ama ben seviyorum diye mantının üzerine salça koydurmuştu.

Duru masaya uzanmaya çalışırken bir elimle onu tuttuktan sonra diğer elime kaşığı aldım.

Ağlayarak mantıyı yiyordum.

Tutamıyordum kendimi çok öfkeliydim Ateş'e.

Benim kadar onun da canı acısın istiyordum. Benim gibi o da ölsün istiyordum.

Ağlamam sesli bir hal aldığında masadan kalktım.

Duru'yu Ateş'in ne zaman aldığını bilmediğim oyun halısına bıraktığımda lavaboya geçtim. Kapının arkasına oturup ağlamaya burada devam ettim.

"Efsun." Kapı ittirildiğinde ben de biraz öne doğru kaymıştım.

"Gelme.!"

"Tamam konuşmayacağım artık ağlama. Konuşmayacağım söz veriyorum ağlama Efsun." Hıçkırdım.

"Defol git.!" Ağlarken bağırıyordum ona.

Kapıyı biraz daha açtığında ben iyice öne kaymıştım.

İçeri girip karşıma geçtiğinde yüzümü kendime çektiğim bacaklarıma koyarak kapattım.

Ellerimi bacaklarıma sardığımda o saçlarıma dokundu.

"Dokunma Ateş.! Dokunma bana. Dokunma." Ellerini çekti ama bir iki saniye sonra artık kucağındaydım.

Az önce benim oturduğum kapının arkasında şimdi o oturuyordu. Ben de kucağındaydım.

Kollarımı eskisi gibi ona sararak bağırarak ağlamaya başladığımda konuşmuyordu.

Her ağlamamda daha sıkı sarılıyordu.

Başımı güçsüzlükle omzuna koyduğumda kollarım hala ona sarılı bir haldeydi. Lavaboda tekrar hıçkırık seslerim yükseldiğinde elleri ensemdeydi. Masaj yapıyordu.

Eskisi gibi.

Eskisi gibi.

Ağladıktan sonra başımın ağrısından duramadığımı biliyordu. Benimle ilgili annemin bilmediği şeyleri biliyordu.

Tshirtünü avcumun içine topladığımda onun dudaklarını boynumda hissetmiştim.

Gözlerim halsizlikle kapandığında bile ağlamam durmamıştı.

Ateş ayağa kalktığında hala kucağındaydım.

Lavabodan çıktığında Duru'nun sevinçli çığlıkları kulağıma gelmişti. Ateş onu kontrol ettikten sonra merdivenlerden çıkmaya başladığında kucağında ölü gibi duruyordum. Gücüm kalmamıştı artık.

Gücüm bitmişti.

Sırtım yatakla buluştuğunda cenin pozisyonuna geçerek yan döndüm.

Ona sırtımı döndüğümde yatağa oturmuştu.

"Mahvetmişim seni." Konuştuğunda dudaklarım tekrar titredi.

"Çok zayıflamışsın Efsun." İçi gider gibi konuştuğunda elleri karnımı bulmuştu.

"Çok zayıflamışsın."

Gözümden düşen yaşlar burnumun kenarından yastığa akıyordu.

"Ben seni nasıl toparlayacağım Efsun." Ağzımdan yine ağlama sesi kaçmıştı.

Omzumdan öptüğünde onun tarafındaki yastığı çekerek sarıldım.

Bugün yatak odasından çıkamıyorduk. Tüm konuşmalarımız kavgayla bittiği için sürekli ağlayarak buraya geliyordum.

Ateş'in derin bir iç çekip ve sert bir nefes vermişti.

"Uyuyacak mısın.?" Cevap vermedim.

Bir daha sormadı.

Omzumdan tekrar öpüp bir süre başını kaldırmadı.

Duru'yu yanıma getirdikten sonra sabaha kadar ne o uyudu ne de ben. İkimizde Duru'ya bakmıştık.

O pencere kenarında ayakta duruyordu bense kızımın yanında uzanıyordum.

İkimizde gün doğana kadar konuşmadan düşünmüştük. Bu hale gelmemizi, gelmeden önceki halimizi sabaha kadar düşünmüştük.

Ateş'in arada dudağının kenarının kıvrılmasıyla onun da düşündüğünden emindim.

Saat sabah 7 olduğunda yataktan kalktım. Odamızdaki dolabı açtığımda iki sene önceki eşyalarımdan bir şeyler seçtikten sonra banyoya geçtim.

Ilık suyla duş aldığımda şampuanıma bile dokunmadığını anlamıştım. Bornozuma sarıldığımda odaya geçmeden üzerimi giyindim.

Saçlarım ıslaktı. Kurutma makinemi çalıştırıp hızlıca kuruttum.

Çekmeceyi açtığımda tokalarımın yerininde değişmediğini anlamıştım. Aldığım kemik tokayla saçlarımı topladığımda banyodan çıktım.

Ateş odada yoktu. Duru hala uyanmamıştı.

Yanına gidip onu öptükten sonra tekrar aşağıya indim. Ateş hala ortalıkta yoktu.

Salondan sesini duyduğumda Duru'nun eşyalarını toplamaya başlamıştım. Mutfağa geçip biberonları aldığımda hızlıca çantaya attım.

Çantayı kapının önüne bıraktıktan sonra merdivenin kenarına oturdum.

Duru uyanmasa da eve gidecektik. Telefonumu kontrol ederek Can'a mesaj attım.

İyiydi.

Geleceğimi söylediğimde üstten gelen sosyal medya bildirimlerine baktım. Sanırım bunları kapatmam lazımdı.

Bu seferde Ateş'in haberlerini yapmışlardı.

@GAZETEMAGAZİN:
AYRILIK ÖNCESİ SONRASI KÖŞEMİZDE ATEŞ ÇAĞLAYAN VAR. HEPİNİZ EFSUN VE ATEŞ ÇİFTİNİ ZATEN BİLİYORSUNUZ. HERKESİ AYRILIKLARIYLA ÜZEN ÇİFTİMİZİN NEDEN AYRILDIĞI HAKKINDA EN UFAK BİR BİLGİ YOK. SIR GİBİ SAKLANIYOR AYRILIKLARI. ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN DEĞİŞİMİNE NE DİYORSUNUZ .BEN DAĞ GİBİ ADAM YIKILMIŞ DİYORUM. HATIRLARSANIZ ATEŞ ÇAĞLAYAN, ESKİ AŞKI EFSUN GEDİZ YURTDIŞINA GİTTİKTEN KISA SÜRE SONRA SAÇLARINI KESMİŞTİ. UZUN SÜRE SAÇLARINI BÖYLE KULLANAN ÇAĞLAYAN BİR YIL SONRA TEKRAR UZATMAYA KARAR VERMİŞTİ. O DÖNEMİ HATIRLAYANLAR BURADA MI.?

562.926 beğenme 76.027 yorum

@instagramkullanıcısı: Amk adam yaşlanmış lan.
@instagramkullanıcısı: Efsun adamı mahvedip gitmişti tabi ki hatırlıyoruz
@instagramkullanıcısı: Hala gözlerim doluyor bunlar niye ayrıldı amk.
@instagramkullanıcısı: peki bu haberden sonra Efsun'un Ateş'in evinden çıkarken görüntülenmesi.
@instagramkullanıcısı: Lan Efsun bugün Ateş'in evinden çıktı barışırlar mı oha.
@instagramkullanıcısı: dağ gibi adam yıkılmış cidden.
@instagramkullanıcısı: Normalde erkekler eğlencesine bakardı ama Ateş gerçekten acısını yaşadı bir yıl hiçbir yerde görüntülenmemişti.
@instagramkullanıcısı: Adam bir yılda yaşlanmıştı tabi ki hatırlıyoruz aq
@instagramkullanıcısı: Ateş'te en az Efsun gibi atlatamamıştı hiçbir yerde görememiştik hatırlarsanız.
@instagramkullanıcısı: Bu ikili bir ara tüm ülkenin psikolojisini bozmuştu nasıl unutalım.
@instagramkullanıcısı: Aq sizin barışın lan.
@instagramkullanıcısı: Ateş ve Efsun çifte tüm gençlerin aşka olan inancını bitirdi.
@instagramkullanıcısı: Bunlar yerine ben depresyona girmiştim tabi ki hatırlıyorum.
@instagramkullanıcısı: Gözlerim doldu amk.

Ateş'in saçlarını kestirdiği fotoğrafı yakınlaştırdığımda gelen adım sesleriyle hızla ekranı kapattım.

"Bu kadar çok mu kurtulmak istiyorsun Efsun." Hazırladığım çantaya bakarak konuşmuştu.

"Buraya gelmem saçmalıktı. Ben neden senin evine geliyorum."

"Bizim." Diyerek düzeltti.

"Bizim evimize geldin, benim değil burası."

"Her ne boksa.!" Sesim yükseldiğinde ellerini saçlarına atıp sıkıntıyla kaşıdı.

"Efsun böyle bir yere varamayız lütfen doğru dürüst konuşalım bağırmadan sadece konuşalım."

Acıyla gülümsedim.

"Geçecek mi konuşunca...Ateş sen beni eve almadın ben bu kapının önünde sana yalvarmadım mı konuşmak için." Elimle dış kapıyı gösterdiğimde başını eğdi.

"Sana son kez yalvarmaya gelmiştim neden biliyor musun.? Duru'yu öğrenmiştim o gün Ateş. Bebeğimizi öğrenip sana geldim ben." Gözümden tekrar yaş düştüğünde elim karnıma gitmişti.

"Almadın beni...Duru'yla beni dışarıda bıraktın Ateş...almadın içeriye."

Ateş arkasını dönüp duvara vurduğunda içeriye geçerek salondaki her şeyi kırmaya başlamıştı.

Yemek masası duvara uçtuğunda içeriye doğru yürüdüm.

"Bilmiyordum Efsun. BİLMİYORDUM LAN BİLMİYORDUM DURU'YU." Elini tekrar duvara vurduğunda sesi binayı inletiyordu.

"Delirdim ben.! Kayayla seni el ele görünce delirdim anla beni Efsun.! ANLA BENİ ANLA ANLA" Her konuşmasında duvara yumruk atıyordu.

Vurduğu duvar artık kırmızı renkle kaplanıyordu.

Eli kanıyordu.

"Lan evleneceğim kadını orospu çocuğunun birisiyle gördüm ablanların anlattıklarından gösterdikleri kayıtlardan sonra üstüne senin yalan söylemen.!" Başını iki elinin arasına alıp arkasını döndü ama sakinleşmedi.

Aksine daha da delirdi.

Koltuğa tekme attığında boydan cam olan duvara çarptığında cam saniyeler içinde tuzla buz olmuştu.

"Her şeyi ayarlamışlardı ne düşünseydim Efsun. NE DÜŞÜNSEYDİM EFSUN NE.!"

"Suç zaten benim, ben sonuna kadar suçluyum kabul ediyorum bunu suçlu benim lan zaten.! Sen Nil ile olduğunu söylediğinde tüm olanlardan sonra ne düşünseydim ben Efsun.!"

"Evlenecektik lan biz beş gün sonra." Ateş yere oturduğunda sırtını az önce tekme atarak cama çarpmasını sağladığı koltuğun arkasına dayadı.

Bacaklarını iki yana açıp ellerini saçlarına attığında kollarını diz kapaklarına yaslamıştı.

Bu sefer ondan kopan acı bir hıçkırıkla ağlaya ağlaya yanına yürüdüm.

"Öl desen ölürdüm Efsun. Öl desen ölürüm...sen gidince ben hayatta mı kaldım sanıyorsun.!"

Dizlerimi yere koyacağım zaman üzerindeki tshirtü çıkartıp dizlerimi koyacağım yerin önüne serdi.

Cam var diye yapmıştı.

Tshirte bakarken dudaklarımı birbirine bastırdım.

Ellerini tekrar başının iki yanına koyduğunda başı yere eğikti.

Tshirtünün üzerine dizlerimi koyduğumda elimi onun dizine uzattım.

"Ağlama." Dediğimde tepki vermedi.

Elinden yere damlayan kana baktığımda gözlerim kocaman oldu. Çok fazla kanıyordu.

Çıkarttığı tshirtü altımdan çekerek eline bastırdığımda dizlerime baktı.

"Kalk şuradan cam var her yerde."

Kalkmadan yanına daha da yaklaştım.

"Ellerini uzat." Uzatmadı.

"Elini uzat Ateş.!" Bağırdığımda yine uzatmayınca sertçe elini tutarak kendime çekip tshirtü kanayan yere bastırdım.

"Siktir et elimi, Duru'ya bak uyanmıştır."

Elini kucağımda tutarken etrafa baktım. Salonda kıyamet kopmuş gibi bir görüntü vardı.

İç çektiğimde bedenim sarsılınca başını kaldırıp bana döndü.

"Duru'yu al gel..bırakayım sizi." Kalkmaya çalıştığında izin vermedim.

"Kanaması dursun." Elini benden sertçe çektiğinde tshirt yere düşmüştü. Her yeri kan olmuştu.

"Beni siktir et Efsun beni siktir et ben artık önemli değilim siz önemlisiniz." Ayağa kalktığında arkama geçtiğinde karnımdan tutarak beni de yerden kaldırdı.

Mutfağa yürümeye başladığında arkasından bakıyordum.

Bir dakika sonra mutfaktan çıktığında elinde emzik vardı. Çantama doğru giderek onu da içine attı.

Eli için bir şeyler yapacak sanarken o Duru'nun emziğini almıştı.

Üst kata çıktığında kendime gelerek ben de arkasından gittim. Yavaşça yatak odasının kapısını açtığında Duru'nun hala uyuduğunu görmüştük.

Ses çok fazla gelmiyordu bizim odamıza.

Ateş dolabın kapağını açıp üstüne bir şey aldıktan sonra yanımdan geçerek odadan çıktı.

Peşinden gideceğim zaman tekrar konuştu.

"Duru'yu al bekliyorum kapıda." Merdivenlerden inmeye başlamıştı bile.

Gözyaşlarımı silerek Duru'yu kucağıma aldığımda hafifçe gözlerini açtı.

Merdivenlerden inerken Ateş'i gördüğümde Duru'yu biraz hareket ettirerek uykusunu açmaya çalıştım.

"Babanı mı istiyorsun Duru bak burada baban." Ateş iyi olmadığı için sesli konuşarak ona Duru'yu uzattım.

Geri çevirmeyeceği bir şey vermiştim ona.

Ateş soğuk ve kızarık bakışlarıyla kızımızı benden aldığında hemen onun başının üzerinden öpmüştü.

Konuşmadan ikisi önden çıktığında son kez etrafıma bakındım.

Mahvolmuştu salonumuz.

Kapının önünde bile cam kırıkları vardı.

Onlar önden arabaya geçtiklerinde ben de Can'ı aradım.

"Efsom."

"Can biz eve geliyoruz...Biraz kötüleş."

"Ne demek kötüleş delirdin sen herhalde ne diyorsun Efso."

"Ateş evden gitmesin kötüleş işte Can. Gerekirse hastaneye kaldıralım seni tamam mı.?"

"Bir şey mi oldu.? İyi mi.?"

Başımı iki yana salladım.

"Değil."

"Tamam ben bahçede bayılırım gelin siz."

"Öpüyorum." Dedikten sonra kapatmıştık.

Arabanın arka kapısını açıp Duru'yu kontrol ettikten sonra kapatıp öne geçtim.

Ateş dümdüz önüne bakarak beni bekliyordu. Arabaya binince hızlı bir şekilde yola çıkmamız bir olmuştu.

"Konuşalım...Duru'yu annemlere bırakalım konuşalım."

"Sonra Efsun." Bir şey söylemedim sinirliydi. Bana değil kendine sinirliydi.

Eve yaklaştığımızda telefonumu çıkartıp Can'a mesaj attım. Bu adamın bugün konuşmaya niyeti yoktu mecbur ikinci planı uygulayacaktık.

İnstagrama girdiğimde kendimi görmemle gözlerimi kocaman açarak haberi okumaya başladım.

@MAHZENMAG:
HERKES TOPLANSIN OLAY VAR. EFSUN GEDİZ AZ ÖNCE ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN LÜKS APARTMAN DAİRESİNDEN ÇIKARKEN GÖRÜNTÜLENMİŞ. İKİSİ SEVGİLİ İKEN BERABER BU APARTMANDA YAŞIYORLARDI VE EFSUN TEKRAR BURADAN ÇIKARKEN GÖRÜNTÜLENMİŞ. BEN ÇOK HEYECANLANDIM SİZCE İKİLİ BARIŞTI MI.?

489.801 beğenme 61.926 yorum

@instagramkullanıcısı: LANNNN
@instagramkullanıcısı: Ağzım açık NE
@instagramkullanıcısı: Lan barıştılar mı.?
@instagramkullanıcısı: Efsun barışma kızım şununla.
@instagramkullanıcısı: Ya saçı falan ev topuzu gibi geldi bana bunlar barışmış
@instagramkullanıcısı: İkisi beraber görüntülense kafayı yerim.
@instagramkullanıcısı: Çok zayıflamış bu kız ya yazık.
@instagramkullanıcısı: Ya belki eşyalarını toplamaya gitmiştir.
@instagramkullanıcısı: Lan bunlar barışmış.
@instagramkullanıcısı: Oha burası gerçekten iki yıl önce beraber yaşadıkları evin önü
@instagramkullanıcısı: Ben şok
@instagramkullanıcısı: Barıştınız mı Efsun.
@instagramkullanıcısı: Tüm magazin tekrar bu ikiliyi konuşuyor.
@instagramkullanıcısı: hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler olmuş.
@instagramkullanıcısı: Konudan bağımsız Efsun çok zayıf bu normal mi.?
@instagramkullanıcısı: Barışın artık lütfen
@instagramkullanıcısı: Hiç beklemiyordum oha.
@instagramkullanıcısı: Ya barışmasın Efsun daha iyilerini hak ediyorsun.
@instagramkullanıcısı: Kocam elden gidiyor yardım edin.
@instagramkullanıcısı: Gamze'yle ilişkileri olmamış zaten Gamze yalanlamıştı haberleri.
@instagramkullanıcısı: Oha barışmışlar
@instagramkullanıcısı: Benim imkansız ikilim.
@instagramkullanıcısı: Zayıflık şaka mı.?

Ateş'e döndüm hemen.

"Duru'yu bırakalım konuşalım bugün Ateş."

"Sonra diyorum sana sonra." Bağırmadı ama sesi sertti.

"Sonra beni bulursan konuşursun."

"Ben seni hep bulurum merak etme."

Bir süre bana bakmadığı için yan profiline baktım. Birden bana baktığında hemen önüme dönmüştüm.

"Newyorka geldiğimde Kaya'yla beraber apartmanın önünde konuşurken de seni buldum bundan sonra da bulurum."

Başım öyle bir hızla ona döndü ki.

"Ne Newyork'u."

Belli belirsiz gülümseyerek sustu.

"Söyle ne saçmalıyorsun.!"

Dikiz aynasından Duru'ya bakıp tekrar yola baktı.

"Diyorum ki gittikten iki ay sonra senin peşinden geldiğimde Kaya'yla beraber evinin önünde konuşuyordunuz...o senin saçlarına elini atınca tepki vermediğinde emin olarak Türkiye'ye geri döndüm."

"Tehdit etmeye gelmiştir Ateş ben onunla hiçbir zaman normal bir şekilde konuşmadım tehdit edip gidiyordu yemin ed.."

"Biliyorum Efsun sus.!" Sesi yükseldiğinde sinirlenmişti.

Bizi Kaya'yla mı görmüştü.

"Tüm şeyler üst üste gelince yanlış anlamam normal değil mi Efsun. Yanlış anlamam normal değil mi.?"

Cevap vermedim.

Normal olduğunu kabul edersem ona olan tüm öfkem dinerdi...normal değildi.

Beni dinlemesi lazımdı normal değildi hiçbir şey.

Dinlemesi lazımdı.

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz aşklar.

Kitap nasıl gidiyor.

Oy sınırı 1k
Yorum 350

Müsait oldukça yeni bölümü hızlıca atacağım merak etmeyin.

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.892okunma 53beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.