YAKARIŞ kitap kapağı

24. bölüm / 37

YAKARIŞ

24

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 24

Duyurular için beni buradan ve instagramdan takip edebilirsiniz.

İyi okumalar...

Bizi Kaya'yla mı görmüştü.

"Tüm şeyler üst üste gelince yanlış anlamam normal değil mi Efsun. Yanlış anlamam normal değil mi.?"

Cevap vermedim.

Normal olduğunu kabul edersem ona olan tüm öfkem dinerdi...normal değildi.

Beni dinlemesi lazımdı normal değildi hiçbir şey.

Dinlemesi lazımdı.

****************

Araba bahçeye girdiğinde yol boyu konuşmamıştım.

Ateş bir iki sefer koluma dokunsa da bir şey söylemedim.

Söyleyemedim.

Newyork'a gelmişti.

Yanıma gelmişti.

"Konuşacak mıyız.?" Dediğimde başını iki yana sallamıştı.

Yolda gelirken Can'a hazırladığım mesajı gönderip arabadan çıktım.

O da indi.

Duru'nun kapısını açtığında Duru yavaş yavaş gözlerini açtı.

"Uyu güzelim...uyu bir tanem." Diyordu ona uzaktan bakarken. Öpmemişti çünkü gidecekti, öperse gidemeyeceğini biliyordu.

Etrafa bakındığımda Ateş'in gözleri bana dönmüştü.

"Al Duru'yu geçin eve."

"Sen taşımayacak mısın.?" Dediğimde kapısını açıp şoför koltuğuna oturmuştu.

Tekrar çitlerin oraya bakarak yavaş yavaş Duru'nun yanına gittim. Can gelene kadar oyalayacak bir şeyler arıyordum.

"Uyuyor." Dediğimde Ateş derin bir nefes verdi.

"Evde de uyuyordu ama kucağına aldın Efsun."

Hep böyle mantıklı mı konuşacaktı.

"Şu an kıyamıyorum çok derin uyuyor." Derin uyuduğu falan yoktu. Gözleri açılıp kapanıyordu.

Ateş arabadan tekrar indiğinde Duru'nun gözlerini elimle kapattım.

"Işık girmesin." Tek kaşını kaldırıp sinirle baktığında ben tekrar Duru'ya döndüm.

"Kucağıma alınca uyanacak ve ağlayacak."

Ateş, Duru'ya doğru uzanıp bebek koltuğunu yerinden çıkartmaya çalıştığında ağzım açık ona bakıyordum. Pusette taşıtacaktı.

"Şimdi uyanmaz böyle taşırsın Efsun."

Ben başka ne bahane uydurabilirim diye düşünürken Can'ın sesiyle gözlerimi kapatıp açtım.

Sonunda.

"Abi...geldiniz mi sonu...ah.!" Can yere düştüğünde Ateş hızla ona doğru koşuyordu.

Arkadan Can'a okey işareti yaparken gülümsüyordum.

"Süper." Dedim ağzımı oynatarak.

"Abi çok fena dur.!" Arkamı dönerek istemsizce güldüğümde yüzümü düz hale getirmeye çalışıyordum.

Kafamı uzatıp Can'a baktığımda ne yapayım der gibi işaret yaptığında telaşla yanlarına koştum.

"Can ne oldu sana.!" Bağırarak yanlarına gidiyordum.

"Çok acıyordur içeri gidelim çabuk hadi Ateş." Yanlarına gittiğimde Ateş ikimize bakıp Can'ın koluna girdi.

Can alttan bana bakarken kaşımı kaldırıp indirdim.

O da gözlerini kapatıp açtığında anlamıştı.

"Abi dikişlerim kanıyor galiba." Ağlar bir tonda konuştuğunda neredeyse inanacaktım.

"Niye koşuyorsun Can aptal mısın sen.!" Ateş bağırdığında Sezen teyze bahçeden koşarak geliyordu.

Önce bana sonra Ateş'e baktı. Can yerde olduğu için henüz görmemişti.

"Kavga mı ediyorsunuz siz." Dedi. Kavga ediyoruz diye bu kadar telaşlıydı demek ki.

Gözleri yerde acı çekme numarası yapan Can'a takıldığında çığlık attı.

"Can.! Ateş noldu kardeşine. Can noldu anneciğim kalkın hastaneye gidelim çabuk.!" Dudaklarımı birbirine bastırdığımda arkamı döndüm.

Ateş'in başı bana döndüğünde boğazımı temizleyerek konuştum.

"Duru'ya bakıyorum." Buradan güldüğüm görünmese de anlamasın diye konuşuyordum.

"Anne çok kötüyüm ağrım var eve götürün beni." Bu kaçıncı eve götürün diyişiydi bilmiyorum ama kahkaha atmama az kalmıştı.

"Ateş noluyor.!" Abim bizim evin terasından konuştuğunda hemen başımı kaldırdım.

Ne zamandır oradaydı o.

"Düştü geri zekalı." Dediğinde Ateş'in kardeş sevgisi gözlerimi yaşartmak üzereydi.

Onlardan biraz uzaklaştığımda arabaya doğru yürüyordum. Arkamdan bakan bir çift kahverengi gözü hissetsemde dönmedim.

Sezen teyzenin ağlamaklı konuşma sesleri geldiğinde kendimi kötü hissetsem de Ateş gitmesin diye mecburduk.

Sinirliyken gitmesini istememiştim.

Geri zekalı.

Açık olan arka kapıdan meleğimi gördüğümde hala kapalı olan gözleriyle saçlarından öptüm.

Başından öptüğüm an kaynar sular üstüme dökülmüştü.

Ateş'i vardı.

"Duru." Dediğimde uyandırmaya çalıştım.

"Annecim." Gözlerini yarı baygın açtığında ellerim titriyordu.

Titreyen ellerimden dolayı kemerini bile açamamamla Ateş'e bağırdım.

"Ateş.!" O Can'ın kafasını bırakıp yere düşmesini umursamadan buraya doğru koşmaya başlamıştı.

"Noluyor.!"

"Duru." Dediğimde tekrar kızımın üzerine eğildim.

"Ateşi var."

Küfür ederek beni biraz dışarı çektiğinde hemen kemeri açıp kucağına aldı.

"Bir şey yok gel." O önden giderken ben de arkasından koşuyordum.

Bizim eve girmek yerine kucağında Duru'yla beraber koşarak kendi evlerine gittiğinde o önde ben arkada koşuyorduk.

Sezen teyze bu sefer inme inmiş gibi korkuyla peşimize düştü.

Can'da aynı şekilde.

"Efsun noldu." Cevap vermedim Sezen teyzeye.

Ateş eve girip hızla merdivenlerden çıktığında nefes nefese kalmıştım.

Onun odasına geldiğimizde Duru'yu yatağa bırakıp banyoya girdi.

"Suyu ayarlıyorum üzerini çıkart çabuk." Dediklerini yaptım.

Duru'nun üzerini çıkarttığımda ellerim hala titriyordu.

Bu anı üç kere daha yaşamıştım ama her seferinde böyle oluyordum.

Bu sefer yanında babası var sakin ol.

Babası yanındaydı.

Ateş yatağın üstündeki bebeğimizi alıp banyoya girdiğinde ben de arkalarından gittim.

Dolu gözlerle onlara bakarken odaya Sezen teyze gelmişti.

"Ateş...bir şeyi mi var noldu çocuğa."

"Ateşi çıkmış Sezen teyze." Dediğimde sesim çatallıydı.

Elini korkuyla kalbine koydu.

"Hastaneye gidelim hemen Esin'e haber vereyim." Odadan çıktığında ben de Ateş'lere döndüm.

Üzerini çıkartmış Duru'yla beraber ıslanıyordu.

Banyoda yankılanan ağlama sesiyle biraz olsun rahatladım. Baygın bir şekilde uyuduğundan dolayı çok korkmuştum.

Ateş onun başının üzerinden öperken sırtını okşuyordu.

"Güzelliğim...kızım." Benim aksime o böyle durumlarda çözüm odaklıydı.

Duru'nun ağlaması babasını görmesiyle biraz olsun dinmişti.

Bir kaç dakika daha ılık suda durduklarında giyinme odasına giderek hemen iki havlu çıkarttım. Birisini yatağın üzerine bıraktığımda hemen banyo kapısına gittim.

Elimde havluyla onları kapıda bekliyordum.

Ateş suyu kapattığında burnumu çektim.

"Bir şeyi yok Efsun ağlama Vedat'ı arayacağım." Havluyu ona verdiğimde Duru'yu sarmıştı.

Duru yaşlı gözleriyle bana baktığında başını huysuzca babasının göğüsüne gömdü.

Ateş Duru'yu bana uzattığında Duru gelmedi.

"Tamam kalsın." Yatağın üzerindeki havluyu alarak Ateş'in üst vücudunu sildim. Üstü çıplaktı.

Yüzünü sildikten sonra sırtını da kuruladım.

Kucağında Duru olduğu için ön kısma dokunmamıştım.

Saçlarının da ıslaklığını aldıktan sonra geri çekildim.

Ateş öylece bana bakıyordu.

"Ne yapıyorsun." Dedi.

"Seni kuruladım." Gözlerini kapatıp açtıktan sonra derin bir nefes verdi.

Islak pantolonuyla yatağa oturduğunda Duru ellerini onun boynuna dolamıştı.

"Ateş.!" Abim nefes nefese odaya girdiğinde ona bakmadım.

"Neyi var." Derken sesi iyice yakınlaşmıştı.

"Ateşi var." Dedi Ateş.

"Ben Duru için kıyafet alıp geleceğim...o kızımıza yaklaşmasın." Elimle abimi işaret ettiğimde kapıya doğru yürümüştüm. Ateş konuşacağı zaman hızla odadan çıktım.

Koşarak merdivenlere gittiğimde yavaş yavaş çıkan Can'la karşılaştım.

"Efsun.! Ateşi mi çıktı noldu." O da telaşlıydı ama ayağından dolayı hemen gelememişti.

Koluna girip destek olduğumda indiğim merdivenlerden tekrar çıktım.

"Ateşi yükselmişti abin hemen duşa soktu." Yüzünü buruşturdu.

"Yine ağır mı geçirecek meleğim." Ateşi çıktığında hemen doktora götürüyordum ama iki günde kendine gelemiyordu minik tırtılım.

"Sen nereye."

"Eşyalarını alacağım çocuğum çıplak kaldı." Hafifçe güldüğünde merdivenleri bitirmiştik.

"İyi misin." Dediğimde hemen başını salladı.

"İyiyim ben git hadi." Yine hızlıca merdivenlerden inmeye başladım.

Bahçede koşarken annemlerin çıktığım eve geldiklerini görmüştüm.

"Efsun bir şeyi var mı.?" Annem telaşla konuştuğunda hızımı biraz kestim.

"Ateş duşa soktu bir şeyi yok kıyafet alıp geliyorum siz gidin." Tekrar koştuğumda hızlıca eve gelmiştim.

Bir çantaya Duru'nun kıyafetlerini attıktan sonra arabadan da diğer çantayı aldım.

İki çantayla koşa koşa merdivenlerden çıkıyordum. Ayağım takıldığında merdivenin basamağına dizim çarptı.

Duru üşümesin diye umursamadan tekrar çıktım.

Odaya girdiğimde hepsinin burada olduğunu görünce kaşlarım çatılsa da sesimi çıkartmadım.

Ateş, Duru'ya kendi tshirtlerinden birisini giydirmişti. İstemsizce gülümsedim.

Çok güzeldi.

Çok güzellerdi.

"Geldin mi annem, Ateş üşümesin diye tshirt giydirdi." Anneme bakmadan sadece başımı salladığımda o tekrar Sezen teyzeye dönerek sessizce bir şeyler söylemişti.

Ateş'in yanına gidip meleğimi kucağıma aldığımda abim benim gelmemle yataktan uzaklaşmıştı.

Duru gözlerini hafifçe açıp beni görünce yüzüme uzanan ellerini öptüm. Sesli bir şekilde güldüğünde ben de güldüm.

"Her şeyim..ateşi mi çıkmış benim mavişimin." Duru ayaklarını kıpırdattığında bana kollarını dolamaya çalışıyordu.

Boynundan öptüğümde bir süre öylece durdum. Hala ateşi vardı. Ona rağmen beni görünce gülmüştü.

"Annesi gelince nasıl sattı babasını." Sezen teyze annemle konuşuyordu ama bizde duyuyorduk.

"Anne kuzusu o daha Sezen." Demişti annem.

Duru kulağına hava yaptığımda bir kere daha çığlık attığında gözleri babasındaydı.

"Aradınız mı birisini gelecek mi.? Ya da biz gidelim hastaneye." Ateş hemen başını salladı.

"Vedat geliyor on dakikaya."

Bir şey demeden meleğime sarılmaya devam ettim.

Can odanın köşesinde koltuğa uzanmıştı. Ayakta durunca ağrıları oluyordu.

"Gelecek misiniz eve Efsun." Annemin sorusuyla gözlerim Ateş'e kaydı.

Ben ona bakınca o hemen pencereye doğru baktı.

İstiyordu.

Onun evinde, onun odasında kızının kalmasını istiyordu.

"Sabah geliriz." Ateş'in başı tekrar bana döndüğünde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Sigara içip geliyorum." Bana bakarak konuştuğunda başımı salladım.

Odadan çıktığında abimde arkasından gitti.
Can'da ağrıları başlayınca gitmişti.

Şimdi iki kadınla kalmıştım. Bir de meleğim vardı.

"Sizin evde mi kaldınız.?" Annemden gelen soruyla gözlerimi devirdim.

"Ne yapacaksın anne." Suratı asıldı.

"Kaldık ya da kalmadık ne yapacaksın...Ateş'in sevgilisi sandığınız kadınla beni aynı masaya oturtup sonra da aramızın nasıl olduğunu öğrenmeye çalışmayın."

"Tamam kadın bir şey demedi Efsun." Sezen teyzeye baktım hemen.

"Ben bir şey mi söyledim Sezen teyze. Yaptığınız şeyleri söyleyince niye üzülüyorsunuz burayı anlamadım. Bunları bana yaşattığınızda benim üzüntüm umurunuzda değildi ama yaptığınız şeyi size söyleyince üzülüyorsunuz bunu anlamıyorum."

İkisi de sustu.

"Gel Esin çıkalım biz Efsun sakinleşsin biraz."

"Sezen teyze ben zaten sakinim yaptığınız olayları yüzünüze karşı söyleyince niye alınıyorsunuz. Ben alındım mı size. Gamzeyle aynı sofraya oturduğumda alındım mı size anne."

Duru başını kaldırıp karşımızda oturan kadınlara bakınca başının üzerinden öptüm. Kafasını göğüsüme koyup annemlere bakmaya devam ederken elim başındaydı. Saçlarını okşuyordum.

"Tamam Efsun bir şey denmiyor sana tamam." Dedi Sezen teyze.

"Aynen o yüzden ikinizde bana bir şey söylemeyin." Annem gözyaşlarını sildiğinde onlara sırtımı dönerek Duru'yu bacaklarıma yatırdım.

Hemen gülmüştü.

"Duru'yu sevebilir miyiz bari Efsun hanım."

Sezen teyzenin sorusuyla ona döndüm.

"Kıraç amcanın bir şeyler yaşadığı kadınla aynı sofraya oturduğunda torununu sevebilirsin Sezen teyze, annemde aynı şekilde."

"Tövbe tövbe yarabbim." Diyordu.

"Tövbesi mövbesi yok ciddiyim." Dediğimde ikisi de sustu.

"Kızım ikisi bir şeyler yaşamamışlar öğrendik işte." Sezen teyzeyle ben atışırken annem sessizdi.

"Ama biz bunu yeni öğrendik Sezen teyze o an öyle sandın ve benim sizinle oturmam için ısrar ettin..ettiniz yanındaki arkadaşında dahil."

Başka bir şey söylemedi.

"Gel kahve yapayım sana Esin hadi arkadaşım." Annem başıyla reddedince Sezen teyze geri oturdu.

"Sen bakma şu cadaloza hıncını çıkartıyor işte." Daha fazla karşılık vermedim Sezen teyzeye.

"Doğru söylüyor." Annem sonunda konuştuğunda sesi titriyordu.

"Doğru tabii ki ama şimdi konuşmayalım bunları yarın sakin kafayla oturup konuşuruz." Sezen teyze hala ikisiyle oturacağımı sanıyordu.

"Oturmaz bir daha." Dedi annem.

Tanıyordu beni.

"Oturmazsa saçından tutup getiririz."

"Hala buradayım Sezen teyze." Dediğimde omuz silkti.

Ben de gözlerimi devirerek onlara tekrar sırtımı döndüm.

Duru'nun gözleri yavaş yavaş kapanırken onu yatağa bıraktım.

Ayaklarım yerdeyken yarım bir şekilde yanına uzandım. Yatak buram buram Ateş kokuyordu. Gözlerimi kapattığımda bu kokuyu aldığım an uykumun geldiğini yeni fark ediyordum.

Eskiden de böyleydi zaten.

"Efsun burada uyuma bir tanem annenler kızıyor sonra." Onun odasındaydık.

Ateş bilgisayardan işlerini hallederken ben de yatağa uzanmış uyumak üzereydim.

"Bir şey olmaz sabah sen konuşursun kızmaz."
Yastığa tekrar sarıldım.

"Şu ses tonuna nasıl hayır diyeyim lan." Gülümseyerek yanağımı yastığa daha çok bastırdım.

"Kokun uykumu getiriyor."

Bir şey demediğinde kendimi uykuya atacağım sırada belime sarılan kollarla gözlerimi açtım.

"Senin kokun da beni bağımlı yapıyor onu ne yapacağız her şeyim."

Çok fazla anı vardı.

Her yerde anımız vardı ve bunları hatırlamak bana iyi gelmiyordu.

Odanın kapısı yavaş bir şekilde açıldığında gözlerimi açmadan uzanmaya devam ettim.

"Uyudular mı.?" Ateş sormuştu.

"Efsun yeni uzandı Duru uyumuştur."

Adım sesleri yatağa yaklaştığında tek gözümü açıp başımı biraz Ateş'e doğru çevirdim.

"Uyumadım, Vedat ne zaman gelecek."

"Siteye girdi iki dakikaya geliyor." Gözlerimi açıp kapattığımda tekrar önüme döndüm.

Ateş kolunu uzatıp Duru'nun alnına dokunduğunda sıkıntılı bir nefes bıraktı.

Ben de dokundum. Düşmemişti ateşi.

Alnından öptüğümde mavileri açılmıştı. Beni görünce başını göğüsüme sürttüğünde dudaklarımı büzdüm. Çok tatlıydı bu hareketi.

"Yiyeceğim şimdi seni." Fısıltıyla söylemiştim o da sanki anlamış gibi gülmüştü.

Gözlerini kapattığında dudakları hala gülme şeklindeydi. Uzanıp dudağının kenarından öptüm.

"Aşkımsın sen aşkım." Dudaklarını balık şekline getirdiğimde hala gözleri kapalıydı.

Zaten doğduğundan beri onu uyurken de böyle sevdiğim için alışkındı.

Dayanamıyordum tatlılığına.

Kapı tıklatılınca başımı oraya çevirdim ama Ateş'in bize bakan koyulaşmış gözleriyle bir süre ona baka kaldım.

Bakışları fazla derindi.

"Ateş."

"Oğlum Vedat geldi." Sezen teyze ve abimin seslenmesiyle ikimizde birbirimizden bakışlarımızı çekmiştik.

Uzandığım yerden Duru'ya dikkat ederek kalktığımda meleğimde hemen gözlerini açmıştı.

"Buradayım bir tanem." Elini yukarıya doğru uzattığında tuttum.

"Kardeşim." Vedat'la Ateş toklaştığında Vedat'ın bakışları bu sefer beni buldu.

Ateş'in ve abimin yakın arkadaşıydı.

"Efsun geçmiş olsun." Sadece başımı salladım.

Eskiden iyi anlaşırdık ama iki yıldır konuşmuyorduk. Konuşmayıda düşünmüyordum zaten.

Vedat yatağa doğru geldiğinde Ateş hemen arkasındaydı.

"Lan bu güzellik nasıl senin çocuğun olabilir." Ateş ona arkadan vurduğunda Vedat gülerek kızımıza bakıyordu.

"Çok tatlı bu bebek." Duru'nun başını okşadığında Duru hemen huysuzca sesler çıkarttı.

"Ama çokta huysuz aynı babası." Duru sanki babasına laf edildiğini anlamış gibi dudaklarını büzdüğünde ağlayacağını anlayarak hemen kucağıma aldım.

"İyi ki güzelliği anasına çekmiş sana çekse.." Ateş ona tekrar vurmuştu.

Vedat gülüyordu.

"Gel bakalım prenses kontrol edelim seni...şaka yapıyorum ağlama hemen...tamam baban dünyanın en iyi geçinilen adamı özür dilerim." Duru onu dikkatle dinlerken Vedat dişlerini sıkarak Duru'yu öptü.

"Oğlum vallahi çok tatlı lan gözlere bak."

"Hadi Vedat boş yapmadan kızımı muayene et gebertmeyeyim seni." Ateş Duru'yu kucağımdan aldığında Vedat bebeğimizi babasının kucağında kontrol ediyordu.

Ağzını açtığında Duru başını hemen çevirdiği için zorlanmıştı.

Kontrolü bitince reçeteye bir şeyler yazmıştı.

"Var mı bir şeyi." Dedi Ateş.

"Prensesin sadece ateşi var muhtemelen dişi çıktığı içindir...üst tarafta bir dişi çıkıyor bak şurası Efsun." Elindeki çubukla çıkan dişi gösterdiğinde baktım.

O yüzden huysuzdu yani.

"Teşekkürler." Dedim soğuk bir şekilde.

Bir şey söyleyecek gibi ağzını açtığında vazgeçip konuşmadı.

"Şu ilaçları alın ateşi ve kaşıntısını alır...ateş düşürücü şurup zaten sabah alınacak diğerini de yemekten bir kaç saat sonra verirsiniz."

Başımı salladığımda Vedat eşyalarını topluyordu. Ateş kucağındaki bebeğimizin başının üstünden öperken Duru kafasını halsizce onun boynuna koymuştu.

"Geçmiş olsun tekrardan gidiyorum ben."

Ateş başını salladığında abimle Vedat odadan çıkmıştı.
Annem ve Sezen teyzede ayaklanınca onlarında gideceğini anlayarak çantadan Duru'nun kıyafetlerini çıkarttım.

Odanın kapısı son kez kapandığında ailecek kalmıştık.

"Getirir misin kıyafetlerini giydireyim." Ateş kızımızı yatağa bıraktığında yanına oturdu.

"Ben yaparım." Başımı salladığımda ben de yatağa oturmuştum.

Kendi tshirtünü Duru'dan çıkarttığında o bunu oyun sanarak gülüyordu. Babasına çok fazla gülüyordu bu kız.

Tükürükleri de işin içine eklenince artık Ateş'te gülüyordu..

Bezini bağladıktan sonra kıyafetlerini dikkatlice giydirirken resmen terlemişti. O kadar narin davranıyordu ki şaşırıyordum.

Yaralı eline düştü bakışlarım. Yarası hala açıktı ama kanamıyordu.

İkisini orada bırakıp banyoya gittiğimde dolapları karıştırdım ama ilk yardım çantası yoktu. Odadan bir şey demeden çıktığımda Can'ın kapısını çaldım.

İçeri girdiğimde laptoptan Aslı ile konuştuğunu görünce odadan gitme sebebini anlamıştım.

"Efso'm."

"İlk yardım çantası var mı.?" Eliyle banyoyu gösterince bu sefer onun banyosuna girerek biraz aradıktan sonra buldum.

Onları rahatsız etmeden elimle çantayı gösterip odadan çıktığımda tekrar Ateş'in odasına geldim.

İkisinin gülme seslerini duyduğumda dudağımda hafifçe tebessüm oluştu.

Hep böyle olacakken mahvolmuştuk. İkisi daha yeni tanışmıştı.

Aklıma gelenleri gönderip odaya girdim.

Ateş Duru'nun karnını ısırıyordu.

Beni görünce hemen yüzündeki gülüşü silerek kızından biraz uzaklaştı ama Duru hala gülerek ona uzanıyordu.

Yatağa geçip çantayı açtığımda Ateş konuştu.

"Ne yapıyorsun bir şey mi oldu." Kolumu tutup bakışlarıyla vücudumu kontrol ediyordu.

Geri zekalıydı bu adam. Elinden haberi yok muydu.?

"Elini uzat." Dediğimde bakışları değişti.

"Gerek yok kalsın böyle."

Sinirle nefes vererek eline uzandım.

"Efsun kalsın diyorum karışma."

"Uzat."

Elini tutarak bacaklarıma koyduğumda sargı bezine alkol döktüm. Yüzümü buruşturarak yarasına bastırdığımda onda mimik oynamıyordu.

"Acıyor mu.?" Cevap vermedi.

Duru'ya bakıyordu.

Temizledikten sonra elini sardığımda sargı bezini keserek kenarlarını birbirine bağladım.

Açılmazdı artık.

Eşyaları tekrar çantaya doldurup ayağa kalktığımda normalde teşekkür edecek olan adam konuşmamıştı.

Ben elini sararken bir kaç kere yutkunduğunu görmüştüm ama konuşmuyordu.

Can'ları rahatsız etmemek için çantayı Ateş'in banyosuna bıraktığımda tekrar yatağa gidecekken odada Ateş'in olmadığını fark etmiştim.

Balkonda da değildi.

Duru'nun mamasını yapmak için eşyaları alıp kucağımda miniğimle mutfağa geçtim.

Yardımcıları görünce biz yaparız demişlerdi ama mamayı benim yapmam lazımdı.

"Şunu da ekledik mi tamamız Duru kuş." Uykulu gözleriyle elimdeki biberona baktığında burnundan öptüm.

Annemler bahçede kahve içerken ben mutfağa gelince arkamdaki masaya geçmişlerdi.

Duru'yu almak isteselerde uykusu olduğunu söyleyip ikisine de vermedim.

Sezen teyzeler yabancı olmadığı için dolabı açıp kızımın yiyebileceği bir kaç şey çıkarttım.

Hepsini doğrayıp tabağa koyduğumda Duru daha şimdiden elini çileklere uzatıp sıkmıştı. Ateş'in yeni giydirdiği üstü yarım saat içinde batırmıştık.

"Efsun burada yedir öyle gidin...lütfen." Annem konuştuğunda karşılarına oturdum.

Oturduk.

Duru'ya yemeğini yedirirken mutlu olduğu için ayakları durmuyordu bir ayağını masaya çarpıp ağladığında mamasıyla kandırıp susturmuştum.

Duru'ya yemeğini yedirirken biraz kafamı dağıtmak için sosyal medyaya baktım ama keşke bakmasaydım.

Her yerde biz vardık. Eski bir fotoğrafımızla haber yapılmıştı.

@GAZETEMAGAZİN:
HERKESE SELAM BUGÜN BENİM AŞKA OLAN İNANCIMI BİTİREN BİR ÇİFTİN BARIŞMA HABERLERİYLE UYANDIK. BİLİYORSUNUZ BUGÜN SABAH EFSUN GEDİZ, ESKİ AŞKI ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN ÖNCEDEN BERABER YAŞADIKLARI EVDEN ÇIKARKEN GÖRÜNTÜLENDİ. HERKES BARIŞMA DİYOR AMA BENİM AKLIMA KALAN EŞYALARINI ALMAYA GİTMİŞ OLABİLİR DİYE BİR İHTİMAL DAHA GELİYOR. UMARIM BARIŞMIŞLARDIR ÇÜNKÜ BEN HAYATIMDA İKİSİ KADAR BANA GEÇEN BİR ÇİFT GÖRMEDİM. HER RÖPORTAJLARINDA, HER KONUŞMALARINDA BİRBİRLERİNİN ADLARINI DUYDUKLARINDA GÖZLERİNDEKİ AŞKI GÖRÜYORDUK. YAKINDA BARIŞMA HABERLERİNİ YAPMAMIZ DİLEĞİ İLE.

470.629 beğenme. 21.729 yorum

@instagramkullanıcısı: abi bir an barıştıkları onaylandı sandım.
@instagramkullanıcısı: barışmadılarsa niye böyle bir başlık atıyorsun aq.
@instagramkullanıcısı: Lan barışsalar yine ayrılacaklar mal mısınız.
@instagramkullanıcısı: Aynı derede iki kere yıkanılmaz boşuna ümitlenmeyin.
@instagramkullanıcısı: Ateş'in adının çıktığı kadınlar ne olacak.?
@instagramkullanıcısı: niye ayrıldılar bana yazar mısınız.
@instagramkullanıcısı: Barışmışlar mı. (Boş buzdolabı)
@instagramkullanıcısı: Barışın lan nolur.
@instagramkullanıcısı: Gamze açıklama yaptı ama bence aralarında bir şeyler olacaktı o kadar story atıyordu.
@instagramkullanıcısı: Lan Ateş git barış kızla aq malı.
@instagramkullanıcısı: Efsun hani Arasla beraberdi.
@instagramkullanıcısı: Ateş daha iyilerine layık.(bana)

Yorumların bazılarını okuduktan sonra telefonun ekranını kapattım.

"Gidiyoruz biz." Ayaklandığımda annem hemen durdurdu.

"Biraz daha oturalım hem uykusu gelmemiş gibi."

"Geldi diyorum anne uyuyacak birazdan."

"Tamam uyut sonra gel biraz konuşalım seninle." Başımı ik yana salladığımda bu sefer ikna etmek için Sezen teyze konuşmuştu.

"Tamam ben gideyim siz anne kız konuşun baş başa."

Tekrar anneme döndüm.

"Anne bana biraz zaman ver tamam mı.? Kafamı toplamam lazım dedikçe üzerime geliyorsun biraz zaman ver şu an ne seninle ne abimle konuşmak istemiyorum...önce Ateş'le sorunumuzu halledip Duru için orta yol bulup yine ayrı ayrı takılan iki insan olacağız izin verin önce kızımın babasıyla sorunumuzu halledelim sonra sizinle konuşuruz."

"Ne demek ayrı ayrı takılan iki insan." Demişti Sezen teyze.

Bıkkınlıkla ona döndüm.

"Duru için bir araya geleceğiz o kadar demek Sezen teyze gerisi yok. Gerçekler ortaya çıktı diye Ateş'i bağrıma basacak değilim. Her ayrılan anne baba gibi muhattap olacağız o kadar."

Sezen teyze konuşacağı zaman ağzını açıp kapattığında tekrar konuştum.

"Nokta."

"Tamam Ateş'le bir konuşun sorunlarınızı halledin sonrasına bakarsınız." Anneme sinirle güldüm.

"Sonrası yok diyorum sana. Yok sonrası artık bu kadarız, anne ve baba olarak kızımız için görüşeceğiz kafanızda saçma sapan şeyler kurmayın."

İkisini de dinlemeden mutfaktan çıktığımda Duru tahmin ettiğim gibi uyukluyordu.

"Uyuyacağız şimdi anneciğim geldik." Odanın kapısını açtığımda Ateş'i balkonda sigara içerken görmüştüm.

Tekrar gelmişti.

Biz odaya girince göz ucuyla bakıp tekrar önüne dönerek sigarasını içmeye devam etti.

Biten sigarasını söndürüp bir tane daha yaktığında kaşlarımı çattım.

Karışma Efsun.

Duru uyurken üzerini değiştirdiğimde göz ucuyla sık sık sigara yakan adama bakıyordum.

Duru'yu tekrar Ateş'in tarafına yatırdığımda ben de burada kaldığımda yattığım tarafa uzandım.

Ateş nerede yatıyorsa yatabilirdi.

Bir süre sonra balkon kapısı açıldığında Duru'ya daha çok sarıldım. Adım sesleri durduğunda karşıdan bizi izlediğini anlayabiliyordum.

"Israrcı olmayacağım...seni rahatsız etmeyeceğim Efsun. Dediğin gibi Duru'nun anne ve babası olalım." Kaşlarım istemsizce kalktı.

Duymuştu.

Mutfakta annemlere söylediklerimi duymuştu.

Gülümsedim.

"Demek ki huyun böyleymiş." Dediğimde bu sefer şaşıran taraf oydu.

Duru'nun yattığı taraftan dolaşıp karşıma geçti.

"Ne diyorsun Efsun.?"

"Odadan çık."

Derin bir nefes alıp burun kemerini sıktıktan sonra ellerini ne yapacağını bilmiyormuş gibi havada sıkıyordu.

"Başladığın cümleyi bitir."

"Diyorum ki her zaman çabucak vazgeçmek senin huyunmuş ben iftiralara özel sanmıştım."

Gözlerini kapatıp açtıktan sonra dizlerinin üzerine çöktü.

"Seninle normal bir şekilde konuşamıyorum. Şurana ulaşamıyorum Efsun sürekli nefretini yansıtmakla meşgulsün." Eliyle başına dokunmuştu konuşurken.

"Bu şekilde olmaz tamam mı normal olamıyoruz ama ben beklerim sorun yok...senin gözlerindeki hırs dinene kadar bekleyeceğim Efsun. O zamana kadar istediğin gibi sadece Duru için bir araya geleceğiz."

Mutfakta aynı cümleleri söylemiştim ama şimdi o söyleyince neden ağlamak istiyordum.

"Tamam." Diyip gözlerimi kapattığımda bir an önce odadan çıkmasını bekliyordum. Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Ben ne istiyordum bu adamdan tam olarak.

Hem gitsin hem de gitmesin istiyordum.

Aramızın hem düzelmesini hem de düzelmemesini istiyordum.

Haklı olduğu tarafları görmezden gelmiyordum ama kendi yaşadıklarımın yanından bile geçemezdi Ateş'in haklı olması.

"Tamam Efsun sakinleş bir şey yok ağlama."

Odada hıçkırık ve acı dolu inleme seslerim vardı.

"Kaybedemem onu...bir şey olmasın sakın.!"

Gizem alnımdaki terleri silerken ağlıyordu.

"Tamam bir şey olmayacak yemin ederim olmayacak bak gidiyoruz." Elleri şiş olan karnımdaydı.

8 aylık hamile olmama rağmen o kadar zayıftım ki...kızıma üzülüyordum.

Benim gibi bir annesi olacaktı.

Benim gibi ona bakamayacak bir anne. Daha önce bebekleri bür kaç dakika kucağıma almam dışında hiçbir bilgim yoktu.

Canını yakabilirdim bu bilgisizlikle.

"Anne hızlan.! Kanaması artıyor." Gizem bağırdığında derin derin nefesler almakla meşguldüm.

Dikkatsizliğim yüzünden merdivenlerin yarısında düşmüştüm ve kanamam başlamıştı.

Başımdan yüzüme de kan akıyordu ama şu an onu düşünemiyordum.

Ona bir şey olursa yaşayamazdım.

Gizem saçlarımı alnımdan çekerken elindeki bezide kanayan yere koymuştu.

"Korkma Efsun ben yanındayım..korkma lütfen." Gizem bunları kendisine söyler gibi sürekli sayıklıyordu.

"Gizem...bir şey olmasın ona nolur."

Ateş yanımda olmadığı için çok fazla şey yaşamıştım ben.

"Efsun." Gözlerimi açtım.

"Sana sesleniyorum iyi misin.?" Kolunu bana doğru uzattığında elime dokunmadan yarı yolda durmuştu.

"Duru uyudu aşağıya inip beş dakika konuşalım mı.?"

Gözlerim bebeğimize kaydı. Derin bir iç çekip yavaşça kolumu ondan çektim.

Ateş onunla geleceğimi anlayıp Duru'yu öptükten sonra kapıya doğru önden gitmişti. Ben de kızımın yanlara yastık koyarak onu takip ettim.

Ateş kapıyı açmış geçmemi beklerken bu sefer ben önden yürüyordum.

Bahçeye çıktığımızda annemler çardağa gidene kadar bizi izlemişlerdi.

"Otur bakalım." Gösterdiği yere oturduğumda o da karşıma geçerek dizlerini kırarak oturdu.

"Efsun nereden başlayacağımı bilmiyorum." Gözlerini kapatıp açtığında göz göze geldik.

Ellerime uzandığında artık parmaklarım onun avcunun içindeydi.

"Biliyorum kolay olmayacak ama ben vazgeçmiyorum Efsun, yukarıda söylediğimi siktir et tepkini ölçmek için söyledim."

Geri zekâlı.

"Vazgeçeni siksinler. Bir daha olmaz, seni bir daha kaybedemem Efsun...olmaz."

Ellerimi çenesinin altına koyup birleştirdiğinde başını da eğmişti.

Ateş birden beklemediğim bir şey yapıp beni kollarının arasına çektiğinde yüzüm göğüsüne geliyordu. Kollarım iki yanda kalmıştı. O sarılıyordu ama ben sarılmadım.

Boynuma değen dudaklarla gözlerimi kapattığım gibi gözyaşlarım dökülmeye başlamıştı.

Çok özlemiştim.

"Çok özledim Efsun...yemin ederim çok özledim." Ben onun göğüsünde sessiz sessiz ağlamaya devam ederken o bana sıkı sıkı sarılmakla meşguldü.

"Çok özledim." Diyordu sürekli.

"Çok özledim Efsun."

Dudaklarım titrerken konuşamıyordum.

Ateş boynumdan yüzüme doğru öpmeye devam ederken gözlerimi kapattım. Hala gözyaşlarım akmaya devam ediyordu.

O gözyaşlarımı silerek gözlerimden öptüğünde dudakları alnımda durdu.

"Efsun." Dedi içli içli.

Ateş ağlıyordu.

"Ağlama Efsun."

Bunu bekliyormuşum gibi ağzımdan çıkan hıçkırıkla Ateş çenesini başıma bastırıp beni kendine daha çok çekti.

Beni kucağına alıp oturduğum yere kendisi oturduğunda başımı göğüsüne gömdüm.

Sarsıla sarsıla ağlarken Ateş'in de ağladığını biliyordum.

"Özür dilerim...özür dilerim binlerce kez özür dilerim."

O konuşurken yakasını tutup sıktım.

"Haklı değilim ama geçerli sebeplerim vardı Efsun." Bizi görmüştü. Tüm bu oyunun üstüne Kaya ve beni el ele görmüştü.

Yanlış düşünmesi normaldi sadece beni bırakmasını kaldıramıyordum.

Canımı aldı benden. Canımdı o benim.

Başımın üzerinden öptüğünde sadece kendi hıçkırıklarımı duyuyordum.

"Toparlanacağız söz veriyorum toparlanacağız Efsun. Nasıl dağıldıysak daha güçlü toparlanacağız bana izin ver."

İzin vermek istiyordum ama yapamıyordum.

İzni verirsem yaşadıklarıma ihanet edecekmişim gibi hissediyordum.

"İzin ver Efsun lütfen izin ver can içim."

Can içim.

"Can içimsin sen benim...her şeyimsin Efsun."

Hıçkırdım.

"Olmaz." Dedim sonunda konuşarak.

"Olmaz Ateş yapamam ben...ben yaşadıklarımı silip atamam...atamam.!" Ondan ayrılmak istediğimde izin vermedi. Daha sıkı sardı beni.

"Lütfen izin ver...unutturacağım söz veriyorum unutturacağım. Her şeyi yapacağım izin ver Efsun."

Başımı iki yana salladığımda onun dolu dolu bana bakan bakışlarıyla karşı karşıya kaldım.

"İzin ver her şeyi halledelim. Herkese karşı toparlanalım Efsun."

"Olmaz."

Sıkıntılı bir nefes alıp bana daha da sıkı sarıldı.

"İzin ver Efsun. Duru için, yaşadığın her kötü olay için izin ver. Sen yanımda olursan herkesi ezer geçerim."

"Ezmedin, ben yanındayken neden ezip geçmedin kimseyi."

"Kendimi ezdim geçtim ben Efsun. Senin için kendimi öldürdüm ben." Dedi boğuk sesiyle.

Kucağımda duran ellerimi onun boynuna doladığımda hıçkırıklarım da arkasından geldi.

Çok özlemişim Ateş.

Sarılmayı çok özlemişim.

Ateş dudaklarını omzuma bastırdığında sürekli öpüyordu.

"Söz veriyorum hepsinin hesabını keseceğim. İzin ver Efsun."

Yapamam.

Şu an yapamam.

"Olmaz." Dediğimde Ateş'in omzuları çöktü.

Vazgeçmişti.

Konuşmadı.

Bir süredir ikimizde bu şekilde durduk. Ne o konuştu ne ben.

Ateş'in dudakları tekrar boynuma değdiğinde ona daha çok yapıştım.

Kokusuyla bayılmak üzereydim. Hep böyle oluyordu. Kokusuyla büyüleniyordum.

"Zorlamayacağım daha fazla...seni hak etmiyorum ama çabalacağım Efsun. İzin vermemiş olsan bile çabalacağım seni bırakmayacağım tamam mı.?"

Alnımdan öptü.

"İyileştireceğim seni can içim."

Yutkundum.

Ateş hala alnımdan öperken konuştum.

"İyileştir beni Ateş."

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Kitap nasıl ilerliyor.?

Bazılarınız çok tekrara sarıyor diyor ama bana da bir anda barışmaları hiç samimi gelmiyor. Barışmaları için alanlar tabii ki tanıyacağım sadece önce tepkilerini okuyoruz.

İyileşme adımlarını da okuyacağız merak etmeyin. Sadece bir anda olmasını istemiyorum.

Bu arada wattpade girmekte sorun yaşayan var mı.?

Oy sınırı 1k
Yorum sınırı 400

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.847okunma 54beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.