YAKARIŞ kitap kapağı

26. bölüm / 37

YAKARIŞ

26

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 26

Duyurulardan haberdar olmak için beni buradan takip edebilirsiniz.

İyi okumalar...

Titreyen ellerimle telefonu Gizem'e verdim.

Herkes Duru'yu öğrenmiş miydi.?

/////////////////

Yaklaşık bir saattir Ateş'e ulaşmaya çalıştığım için evin içinde turlamadığım yer kalmamıştı.

Haberlerden sonra hızla bize geçmiştik.

Şimdi annemlerle beraber mutfakta oturmuş çığ gibi büyüyüp giden haberlere bakıyorduk.

"Açmıyor mu hala Efsun." Sezen teyze konuştuğunda ona başımı iki yana salladım.

Açmıyordu.

"Kartalla birliktelerdi bir yere gideceğiz demişti adını unuttum, İzbo mu izo mu.?" Annem konuştuğunda kaşlarım çatılmıştı.

"İso mu.?"

"Evet evet." Dedi annem beni onaylayıp kucağındaki kızıma dönmüştü.

Abimin orada ne işi vardı.

Ateş ve arkadaşlarının gittiği şehirden biraz uzak olan evdi İso.

Bu ismi oraya Ateş koymuştu. Hikayesini bilmiyordum o zamanlar diretmeme rağmen anlatmamıştı.

Sezen teyzenin telefonu çaldığında sevinçle ayağa kalktı.

"Oğlum, neredesin sen anneciğim her yer karıştı...ah anneciğim sorma çocuğum. Burada Efsun...konuşacak mısın.?" Sezen teyze telefonu bana uzatmaya hazırlanırken duyduğu şeyle beraber uzatmaktan vazgeçmiş gibiydi.

"Ver Sezen teyze." Dediğimde telefonu elime aldım ama çoktan kapanmıştı.

"Buraya geliyormuş, her şeyi halledeceğim söyle Efsun'a dedi." Telefonu ona tekrar uzatmıştım.

"Başka bir şey dedi mi.?" Başını iki yana sallamıştı ama yalan söylüyordu.

"Sezen teyze." Dememle ağlak bir ifadeyle konuşmaya başladı.

"Beni artık karıştırmayın aranızdaki mevzuya Efsun bir şey bilmiyorum ben." Az önce kalktığı sandalyeye tekrar oturduğunda anneme doğru eğilip Duru'yu öpmüştü.

Duru bacaklarını salladığında ağzında emzik olmasına rağmen gülüyordu.

Sıkıntıyla arkamı dönüp mutfaktan çıktığımda Can peşimden geliyordu.

"Efsun.! Neyim ben Sümbül ağa mı.? On tane kadının arasında kaldım lan bir de tek bırakıyorsun beni o sıkıcı kadınlarla." Can konuştuğunda bozulan sinirlerimle beraber güldüm.

Onun yanında ciddi kalmak imkansızdı.

"Esin teyze, teyzemle bu karmaşada Ayşin denen kadının dedikodusunu yaptı lan. Ben de oturdum onları dinledim Efsun." Kendini salondaki koltuğa attığında ben de karşı koltuğa oturdum.

Aklım Ateş'teydi.

Benimle konuşmak istememişti.

Galiba bu sefer gerçekten kararının arkasındaydı.

Benim iyiliğim için olduğunu söylemişti ama böyle daha çok üzülüyordum.

Ben konuşacağım diye telefonu kapatmıştı.

Aradan bir kaç saat geçmesine rağmen Ateş hala gelmeyince annemler Gül teyzeyle beraber Sezen teyzelere geçmişlerdi.

Duru'yu da yanlarında götürmüşlerdi ama o yirmi dakika sonra ağlama krizine girince annem geri bana getirmişti.

Kucağımda sırtını bana yaslayarak etrafına bakan kızımla beraber Can ve Gizem'i dinlerken odamın kapısı tıklatılmıştı.

"Gel hayatım." Can başını telefondan kaldırmadan kendi odasıymış gibi seslendiğinde kapım hızla açıldı.

Gördüğüm kişiyle beraber şaşırsamda, heyecanlanmıştım.

Ateş gelmişti.

Gözleri bir süre bende oyalandıktan sonra Duru'ya baktı.

Duru bacaklarını benim bacaklarıma vurmaya başladığında eliyle de alkış yapıyordu.

Ağzındaki emzik yeri boyladığında çığlık atıyordu.

Babasını gördüğü içindi bu sevinçli çığlığı.

Sanırım Duru gerçekten bana çekmişti.

Ateş, Duru'ya bakıp hareket etmediğinde ona bakmaya başladım.

İzin ister gibi bana bakıyor olduğunu görünce hemen ayağa kalktım.

Ateş'e doğru yürürken o sert ifadesini silerek kızını hızla kolları arasına alıp başını boynuna gömmüştü.

"Abi şükür gelebildin...bu sarı maymun sen yokken neler yaptı biliyor musun.?" Ateş merakla Can'a baktığında ben gözlerimi ondan çekemedim.

Duru babasını görür görmez heyecanlandığı için Can artık ona maymun diyordu.

"Anasına az çektirmedi...ama varya çirkefliği aynı amcasına çekmiş." Ateş'in dudağının kenarı kıvrıldığında Duru'ya biraz daha sıkı sarılmıştı.

"Hadi Can." Gizem Can'ın koluna girip beraber odadan çıktıklarında baş başa kalmıştık.

Ailecek.

"Bı bı bi." Duru heyecanla bir şeyler derken Ateş onun alnından ve yanaklarından öpüyordu.

"Bir tanem...meleğim." Ateş benden uzaklaşıp yatağa doğru yürümeye başladığında yatağın karşısındaki tekli koltuğa oturmuştu.

"Beni tanıyor musun sen babacığım...tanıyor musun beni Duru.?"

"Görmüyor musun.?" Dediğimde kızımızı öpen dudakları durmuştu ama bana hala bakmamıştı.

"O sadece beni gördüğünde böyle hareketler yapıyor..du...şimdi sen olmayınca ağlıyor. Seni tanıyor, babası olduğunu da biliyor."

Gözleri beni bulduğunda içim burkuldu.

Gözleri kaç çanağı gibiydi. Uyumamıştı.

"Konuşmayacak mısın.?" Derken yanlarına gidiyordum.

"Ne konuşayım Efsun. Hakkım mı var ne diyeyim ben sana."

"Vazgeçtin değil mi.? Böylesi daha kolay çünkü..çekip gitmek daha kol.."

"Senin gözlerinde gördüklerim yüzünden gittim Efsun. Sizi görmeye geldim birazdan tekrar gideceğim." Duru elini onun yanağına attığında Ateş yüzüne dokunan minik eli tutup öpmüştü.

Bir süre dudaklarını Duru'nun minik ellerinden çekmedi.

"Özür dilerim bir tanem." Demişti Duru'ya.

Duru ne dediğini anlamadığı için ona gülücükle karşılık verdiğinde Ateş buruk bir şekilde gülümsemişti.

"Bir tanemsin...bir tanemsiniz."

O bir kaç dakika daha Duru'yu öptükten sonra ayağa kalkınca gideceğini anlamıştım.

Duru'yu son kez boynundan sertçe öpüp onu yatağa bıraktığında bana döndü.

"Haberler kaldırıldı sana sormadan bir açıklama yapmadım...yarın seni Mehmet abi arayacak yalanladığımız ve yalanlamadığımız iki metin hazırladı hangisini istiyorsan onu söyleyeceksin."

Kapıyı açtığında ona seslendim.

Bana dönmemişti ama durmuştu.

"Vaz mı geçtin benden." Hızla arkasını dönüp yanıma geldiğinde çenemden tuttu.

"Ben senden ölsem vazgeçemem..her şeye rağmen iki yıldır vazgeçememişken bana vazgeçmekten bahsetme Efsun. Dayanamıyorum lan bakışlarına. Gözlerinin nasıl baktığını biliyor musun sen.? Bana nasıl kinle baktığını görmüyorsun."

Başımı iki yana salladım ama o sadece gülümsedi.

"Bu olanları sindirmeni bekliyorum vazgeçtiğim falan yok tamam mı.?" Dudakları alnıma değdiğinde gözlerim doldu.

"Alan tanıyorum sana, beni görmeyeceğin ve her şeyi düzgünce düşünebileceğin bir alan."

Böyle daha kötüye gidiyordu her şey.

"Vazgeçmem."

Odadan çıktığında bir süre arkasından kapıya bakakaldım.

Ellerimi başımın arasına alıp saçlarımı hafifçe çekiştirdim.

Duru'nun yanına uzandığımda yan dönerek ona baktım.

Elleri bana uzandığında hemen minik parmaklarını öpüp yüzümde tuttum.

"Ne yapacağım Duru."

Gözlerimi kapatıp tekrar parmaklarını öptüğümde o yanıma gelerek aramızdaki mesafeyi kapatmıştı.

Başını göğüsüme koyduğunda ona sıkıca sarıldım.

Başının üstünden öpüp sarılmaya devam ederken yavaş yavaş sırtına vuruyordum.

Ona yeni bir emzik verip kucağıma alarak yatağa tekrar uzandığımda hızla uykuya dalmıştı.

Ateş'in bakışları ve gözleri aklıma geldikçe nefesimi sıkıntıyla dışarıya veriyordum.

Duru geçen bir kaç saat içerisinde iyice uykuya daldığında daha fazla duramadığım için kıcağımda onunla beraber ayağa kalktım.

Ufak battaniyesini üstüne örttüğümde odadan çıkmıştık.

Bahçeye çıkıp karşı eve doğru yürürken onların bahçesinde hala oturup konuşan kadınlarla şaşırsamda durmadım.

"Efsun." Annem kalkıp yanıma gelirken bende Duru uyanmasın diye sırtını okşuyordum.

"Anneciğim noldu.? Nereye gidiyorsun.?"

"Ateş evde mi.?" Dedim buradan ayrılmadıkları için bildiğini umarak.

"Yeni girdi eve..az önce geldi ama Sezen'e çıkacağını söyledi."

Başımı sallayarak bir şey demeden yürümeye başladığımda annemin arkamdan şaşırarak baktığını biliyordum.

Açık olan kapıdan içeri geçtiğimizde adımlarım ezbere bildiği odanın önüne gelmişti.

Duru'yu tutan elimle yavaşça tıklatmıştım ama ses gelmedi.

Kucağımdaki minik kızım kıpırdandığında durdum.

Olduğun yerde biraz sallandıktan sonra kapıya tekrar vurdum.

Kulpu açacağım sırada kapı bir anda sertçe açıldığında bir iki adım geriye gittim.

Ateş tam ağzını açıp sinirle konuşacağı sırada bizi görünce ifadesi değişmişti.

Saçları ıslaktı ve tshirtü yoktu. Altında pantolonu vardı ve sanırım gitmek için hazırlanmıştı.

"Efsun." Dedi şaşkınlıkla.

"Merhaba." Dedim ne diyeceğimi bilemeyerek.

"Bir şey mi oldu.? ateşi mi var.?" Battaniyeyi Duru'nun üzerinden alıp onu kontrol ederken başımı iki yana salladım.

"Bugün burada kalabilir miyiz.?"

Ateş'in Duru'da olan bakışları hızla bana çıktığında ne dediğimi anlamamış gibiydi.

"Ateş." Merdivenlerin başından gelen sesle omzumun üstünden arkama baktım.

Abim elindeki viski bardaklarıyla Ateş'in odasına gelirken beni görmesiyle durmuştu.

Duru'nun kucağımda olduğunu anlamış olacak ki o da Ateş gibi merakla konuşmuştu.

"Noldu.? Bir sorun mu var.?"

Tekrar önüme dönmüştüm.

"Cevap." Dedim Ateş'e bakarak.

O hala dalgınlıkla bana bakıyordu.

"Geç." Kapıyı koluyla açtığında ben de kolunun altından içeriye geçmiştim.

Her yer o kokarken kapıdaki konuşmaların birazını duyuyordum.

"Gitmiyoruz bir yere Kartal. Efsun bana kızımı getirmiş."

Abim bir şey demeden sadece onun omzuna vurmuştu.

Duru'yu yavaşça yatağın ortasına bıraktığımda kıpırdanıp gözlerini hafifçe açınca elimdeki bobo'yu yanına bırakıp onu biraz salladım.

Eğilip karnını öptüğümde elleri saçlarımı bulmuştu ama bir kaç saniye sonra tekrar daldığı uykusuyla elleri yan tarafa düştü.

Eşofmanım ve tshirtümle olduğum için ben de onun yanına uzandım.

Kapı kapanma sesiyle gözlerimi kapattım.

Burnumu yastığa sürttüğümde gelen kokuyla gözlerimi açık tutmak benim için zaten imkansızdı.

Ateş'in adımları yatağın yanında durduğunda bize baktığını biliyordum.

Hareket ettiğinde adımları bu seferde benim yanımda durmuştu.

Elleri saçlarıma dokunduğunda tüylerim diken diken oldu.

Yüzümdeki parmaklardan sonra diğer elini belime atmıştı.

Dudakları önce alnımı sonrada saçlarımı öptüğünde hafifçe gözlerimi araladım.

Ateş'in dolmuş olan gözlerine baktığımda gözlerimi tekrar sıkıca kapattım.

Onu bu şekilde görmek istemiyordum.

Öpücükleri yanağıma geldiğinde bir süre kendini çekmedi.

Derin bir nefes aldıktan sonra benden ayrılıp tekrar ayağa kalktığında gözlerimi tekrar açtım.

Sırtı bize dönüktü ve elleriyle yüzünü kapatıyordu.

"Tı." Duru'nun sesiyle ona baktığımda uyanık olduğunu görünce şaşırarak meleğime baktım.

"Uyandın mı sen anneciğim." Ona doğru yaklaşıp boynunu öptüğümde huysuzca kıpırdanıp ters tarafa dönünce üzerine eğilip ona baktım.

"Noldu.?" Dediğimde oyuncağına sarıldı.

"Duru kuş." Mavileri beni bulduğunda dudağının kenarı kıvrılınca gülümsedim.

Karnından öpüp uykusunu fazla açmamak için onu kendime çekeceğim sırada gözleri karşımızda duran adama takılınca önce bana döndü sonrada Ateş'i göstererek çığlık attı.

"Da da." Uyanır uyanmaz bu kadar enerjiyle bağırmasına hayret etsem de Ateş yatağa gelip benim gibi onun diğer tarafına geçtiğinde Duru bana çoktan poposunu dönmüş babasına ellerini uzatıyordu.

"Buraya kadar seni ben taşıdım." Dedim Duru'ya doğru.

"Karnımda da ben taşıdım buraya kadarda ben taşıdım ama sen babanı görünce hemen ona git." Onlara arkamı döndüğümde Ateş omzuma dokundu.

"Efsun saçmalama...bak nasıl bakıyor sana." Tekrar onlara döndüğümde dediği gibi merakla bana bakan kızımı görünce ona suratımı astım.

"Nankör." Dediğimde attığı sevinçli çığlıkla kendimi tutamadan güldüm.

Ateş'te gülümsüyordu.

Eğilip Duru'nun bacağını ısırdığımda tekrar konuştum.

"Çok nankör bir çocuk olmaya başladın." Saçlarımdan tutarak dişlerini kafama geçirmeye çalıştığında Ateş onu kucağına alarak başını boynuna gömmüştü.

Duru babasının göğüsünde yatarken yanağı babasının boynuna değerken başı benden tarafa dönüktü.

Ateş onun saçlarından öpüp sırtını okşamaya başladığında ben de az önce Ateş'i görünce ağzından yatağa fırlattığı emziği tekrar vermiştim.

Saçlarını elimle yana taradığımda gözleri tamamen kapandı. Yanağından öptüm.

"Uyuyor." Dedim fısıltıyla.

Ateş bana bakmaya devam ederken battaniyeyi Duru'nun üzerine örtüp onlara dönük bir şekilde başımı yastığa koymuştum.

"Sağ ol." Dediğinde bir şey demedim.

"Onu dünyaya getirdiğin için teşekkür ederim Efsun." Dudaklarımı birbirine bastırdım.

Bu konular açılınca bağıra bağıra ağlamak istiyordum.

Kolunu bana doğru uzattığında beklemeden başımı kolunun üstüne koyarak ona sığındığımda başımın üstünden öptü.

Bir koluyla kızımızı sarmalarken diğer koluylada beni sarıp sarmalıyordu.

"Geçmişe gitmeyi ne kadar çok istediğimi tahmin edemezsin...yanında olmayı isterdim Efsun...hamile halini görmek, doğumda sana destek vermeyi o kadar çok isterdim ki."

Yüzümü koluma bastırdım.

"Sizi hak etmeyen bir adamın odasındasın. Kızımızı bana getirmişsin ve birlikte uyuyoruz. Bunları hak etmiyorum."

"Sadece kendini suçlamaya devam mı edeceksin." Dedim sonunda sessizliğimi bozarak.

Güldü.

Alaylı bir gülüştü.

"Ortada bir tane suçlu var can parçam."

"Bir tane olmadığına eminim." Dedim boğuk sesimle.

Beni kendine biraz daha bastırıp tekrar öptü.

Kolumu onun gibi Duru'nun sırtına koyduğumda hemen elimi tutmuştu.

"Mutlusun sanmıştım...orospu çocuğuyla seni orada görünce mutlusun sandım...bu kadarını tahmin edemedim Efsun."

Newyork'a gelip bizi gördüğü zamandan bahsediyordu.

"Biliyorum." Dedim sessizce.

Kimse tahmin edemezdi.

"Yanıma geldin...kızımızla beraber odama geldin."

Duru kıpırdadığında gözlerim ona takılmıştı.

"Hep böyle uyanıyor mu.?" Demişti merakla.

Bir yandan da kızının saçlarını öpüyordu.

"Çok değil, bu sıralar uykusu hafif önceden böyle değildi."

Bir şey demeden gözlerini kapatıp başımı tekrar omzuna koymamı sağlamıştı.

Duru kucağında ben de yanındayken yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.

Çok güzeldik.

"Yarın kahvaltıya gidelim mi.?" Ateş konuştuğunda başımı kaldırıp tekrar ona baktım.

Gözleri kapalıydı.

"Gitmeyelim."

Gözlerini açmadı. Sesini de çıkartmadı.

Üzülmüştü sanırım.

"Evimize gidelim ben hazırlarım kahvaltıyı." Gözlerini açtığında dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Gidelim güzelim."

Başımı tekrar omzuna koyduğumda bu sefer yerime tam olarak yerleştim ve Duru'nun şişman yanağını parmağımla sevip gözlerimi kapattım.

Uyku ve uyanıklık arasında gidip gelirken Ateş'in saçlarıma dokunması ve arada öpmesiyle gözlerimi hafif aralıyordum.

Bir şeyler diyerek tekrar uyumamı sağladığında dediğini anlamasam da yapıyordum.

Sıcaklamaya başlayan bedenimden rahatsız olarak gözlerimi açtım.

Koca yatakta tek başımaydım.

Ateş ve Duru odada yoktu.

Yan taraftaki saate baktıktan sonra ağzım şaşkınlıkla açıldığında hızla yataktan kalkıp banyoya girip çıktım.

Saat 12.30 du.

Merdivenlerden koşar adım inerken birisini bulmak için salona bakındım ama kimse yoktu.

Bahçeden gülüşme sesleri geldiğinde oraya doğru yürümeye başladım.

"Bana bak sarı maymun.!" Can'ın yüksek sesiyle Duru ona uzattığını elini korkuyla indirip başını kaldırdığında kime baktığını görmek için biraz daha ilerledim.

Duru Ateş'e bakıyordu.

Birden ağlamaya başladığında Ateş Can'ın başına vurup kollarını ona uzatarak çığlık çığlığa ağlayan kızımızı kucağına aldı.

"Bir şey yok babacığım...piç amcanın her zamanki hali."

"Ateş." Diyerek uyaran Sezen teyzeyle annem gülmüştü.

"Bir daha kızıma karşı sesin yükselirse sikerim belanı." Kucağındaki Duru'yu susturmak için benim gibi yerinde hareket ederken yüzümdeki gülümsemeden habersizdim.

Ateş ona bir şeyler diyordu ama uzak olduğum için duyamamıştım.

Duru babasının kulağına söylediği sözlerle sakinleşmişe benziyordu.

Tombul elleriyle gözyaşlarını sildiğinde Ateş onun ellerinden başlayarak yüzünün her tarafını öptü.

"Kurban olurum lan sana nasıl bir şeysin sen."

"Aynı anası." Demişti Can çirkefleşerek.

Güldüm.

"Efsun'a çok benziyor değil mi Esin...o da böyle maviş maviş bakardı ama onun saçları biraz daha koyuydu." Sezen teyzeydi bunları söyleyen.

"Karşımda Efsun'un çocukluğu var sanki." Demişti annem Sezen teyzeye.

"Kendini doğurdu çirkef karı." Can tekrar konuştuğunda Ateş ona tekrar vurmuştu.

Sesli bir şekilde gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

"Abi farkında mısın bilmiyorum ama ben hala yaralıyım iyileşmedim...geçen bayıldım ama Efsun bayıl dediği içindi, vurmaya devam edersen şimdi gerçekten bayılacağım yeter."

Gülümsemem yüzümde solduğunda gözlerimi kapatıp açtım.

"Ne içindi ne içindi...oğlum siz çete misiniz yavrucuğum siz beni öldürecek misiniz Can."

"Efsun mu bayıl dedi sana Allahım yarabbim bu ikisi niye büyümüyor Sezen...çocuğu var benim kızım hala deli."

Sezen teyze ve annemin yakarışlarından sonra Ateş'e baktım.

Sinirle Can'a bakıyordu.

"Bana ne diyorsa onu yapıyorum bakma öyle abi...yapmasaydım beni öldürürdü."

Can sus artık hayatım.

Hızlı adımlarla onlara doğru yürümeye başlayınca Ateş'in gözleri Can'dan bana kaymıştı.

Hafifçe gülümsediğimde o da yüzündeki kızgın ifadeyi silmişti.

"Günaydın." Dediğimde gözlerimi ondan ayıramadım.

"Aha geldi benim en sevdiğim kişi...günaydın canım benim tam senden bahsediyordum." Ona tek kaşımı kaldırdığımda yanıma gelip koluma girmişti.

"Şu güzelliğinden boyundan posundan bahsediyordum....annemler senin dedikodunu yapıyorlar benden duymadın."

Can'ın son cümlesiyle Sezen teyze ona masadan bir şey atınca o da yanımızdan koşarak uzaklaşmıştı.

"Delirtecek beni bu çocuk." Diye söyleniyordu.

"Günaydın kızım...yeni mi uyandın.?"

Anneme başımı sallayıp Ateş ve Duru'ya doğru yürümeye başladığımda Duru beni görür görmez bacaklarını babasına vurmaya başlamıştı.

"Günaydın, aldın mı uykunu.?" Ateş konuştuğunda başımı salladım.

"Kahvaltı hazırlayacağım dedim uyanamamışım keşke uyandırsaydın."

"Duru'nun her şeyi hazır sen hazırlan çıkalım hemen." Kaşlarımı çattım.

"Nereye."

"Evimize gidip kahvaltı yapacağız." Kaşlarımı daha çok çattım.

Yemek yememiş miydi.

"Kahvaltı yapmadın mı.?"

"Hadi Efsun hazırlan çıkalım aç durma." Yapmamıştı tabi ki.

Beni beklemişti kahvaltı yapmak için.

Aptalın tekiydim.

"Oğlum kızlar hazırlasın hemen o kadar yol gitmeyin." Sezen teyze konuşmuştu ama Ateş'in onu çok taktığı söylenemezdi.

"Arabanın yanında bekliyoruz." İkisi içeriye girip gözden uzaklaştıklarında ben hala şaşkınlıkla arkalarından bakıyordum.

"Yemek yemedi mi.?"

"Seninle yiyeceğini söyledi." Dedi annem.

"Biz gidelim o zaman hemen."

İkisinin de bir şey demesine izin vermeden koşar adım arkalarından gittiğimde hazırlanmak istememiştim.

Zaten evimize gittiğimiz için eşofmanla durmamda bir sakınca yoktu diye düşünüyordum.

"Ateş.!"

Arkasını döndüğünde hemen konuştu.

"Koşma." Dedi sertçe.

Ne zaman koşsam düştüğüm için bunu telaşla söylemişti.

"Hadi gidelim." Dedim.

Duru'nun elini tutup öptüğümde kollarını bana uzatınca hemen aldım.

Dudaklarımı boynuma gömdüğümde kedi gibi bana sırnaşmıştı.

"Gidelim." Dediğinde elini belime atıp yürümeye başladığında arabasının yanına gelmiştik.

Duru'yu koltuğa yerleştirip kemerini taktıktan sonra bana da kapıyı açmıştı.

Arkada oturuyordum.

Ateş arabayı bahçeden çıkarttığında bende telefonumu alıp Duru hakkında çıkan haberlere bakmak için instagrama girdim ama durumlar hiç iyi değildi.

@GAZETEMAGAZİN:
BİR GÜNDÜR GÜNDEMİ SARSAN HABERİN DETAYLARIYLA BİRLİKTE GELDİM. HABERLER DOĞRU!!! EFSUN VE ATEŞ ÇİFTİMİZİN BİR BUÇUK YAŞINDA MİNİK BİR KIZ BEBEKLERİ VAR. ADINA ULAŞTIK AMA HABERE GİZLİLİK KARARI GETİRİLDİĞİ İÇİN SÖYLEYEMİYORUZ. EFSUN GEDİZ SEVGİLİSİ ATEŞ ÇAĞLAYANDAN AYRILDIKTAN SONRA AİLESİNİN DAHİ HABERİ OLMADAN BEBEĞİNİ NEWYORKTA DÜNYAYA GETİRİYOR. BURAYA GELDİĞİNDE İSE ATEŞ ÇAĞLAYAN OLAYI ÖĞRENİP KIZINI NEWYORK'TAN ALARAK TÜRKİYE'YE GETİRİYOR.
İKİLİ HAKKINDAKİ YORUMLARINIZI MERAK EDİYORUM ÇÜNKÜ BEN ŞOKLARDAYIM.

550.017 beğenme 132.368 yorum

@instagramkullanıcısı: ağzım açık yazıyı okuyorum.
@instagramkullanıcısı: Oha amk.
@instagramkullanıcısı: Efsun sen şaka mısın kızım.
@instagramkullanıcısı: Adamı çocuğundan ayırmak ne demek.
@instagramkullanıcısı: Lan şizofren misin Efsun.
@instagramkullanıcısı: Bu kadarı çok fazla.
@instagramkullanıcısı: Olay gerçek mi abi bence değil bu ne film gibi.
@instagramkullanıcısı: Aşka olan inancımı siken bir çift.
@instagramkullanıcısı: Efsun mal mısın.
@instagramkullanıcısı: Aranızda ne yaşanırsa yaşandın çocuğu babasından ayıramazsın.
@instagramkullanıcısı: Nasıl lan çocukları mı varmış.
@instagramkullanıcısı: Yüzyılın olayı patladı hadi bakalım.
@instagramkullanıcısı: Ateş bu kızı bu raddeye getirecek ne yaptı acaba.
@instagramkullanıcısı: Hem evlenmeden
çocuk yap hem de babasından sakla.
@instagramkullanıcısı: Ateş hemen mahkemeye ver şunu.
@instagramkullanıcısı: Oha Efsun ne yapmışsın aşkım bu sefer olmadı.
@instagramkullanıcısı: Kadının bir bildiği var ki göstermemiş aq.

Haberler her yere yayılmıştı.

Şu an herkes kızımızın olduğunu hatta ismini bile biliyorlardı.

"Ateş." Dedim korkuyla.

Dikiz aynasından gözlerimiz buluşunca hemen haberi okudum.

"Tamam eve gidelim halledeceğim." Kırgınlıkla önüne döndüğünde yanlış anladığı için tekrar konuştum.

"Eve gidince açıklayalım kızımız olduğunu."

Dudağının kenarı kıvrıldığında onu böyle görmeye alışık değildim.

Ateş yorgundu.

Bir şey söylemediğinde bir kaç habere daha bakınıp yol boyunca Duru kuşla ilgilendim.

Araba durduğunda etrafıma bakındım.

Evimize gelmiştik.

Ateş kapıyı açmam için anahtarı verdiğinde kucağındaki Duru'yla binaya girmişti bile.

Kapının önüne geldiğimizde beklemeden açıp önceden bir an olsun dışarı çıkmadığım evimize girmiştik.

Etraf derli topluydu ama benim eşyalarım yine olduğu yerde duruyordu.

Gördüğüm masayla beraber Ateş'e döndüm.

"Hani ben hazırlayacaktım."

"Seni yormayacağımı bilmen gerekiyordu." Doğru. O bana iş yaptırmazdı ki.

Yaptığımda da kızardı.

Hamileyken yaptığım işleri görseydi sanırım ellerimi ayaklarımı bağlardı.

"Otur hemen acıkmışsındır." Dediğinde gözlerine dikkatle baktım.

Gözlerinin altı şişti.

Ateş yine uyumamıştı.

"Başla Efsun." Derken sofranın etrafından dolaşıp camı açtı.

Oturduğumda Ateş'te baş köşeye geçmişti.

Duru'yu kucağından bırakmadan tabağa masadaki kahvaltılıklardan koyarken ben de tabağıma bir şeyler alıyordum.

Önümdeki tabak birden çekildiğinde yerine onun hazırladığı tabak konulmuştu.

Bir şey demeden sadece ona baktım.

Çabalıyordu.

Farkındaydım.

"Teşekkürler." Sesim kısıktı.

"Ye hadi." Çay fincanını önüme bıraktığında Duru şaşkınlıkla ne yaptığımızı izliyordu.

"Aşkım." Dedim ona bakarak. Gözleri benim beni bulmuştu.

"Yerim seni anneciğim." Duru ağzından tükürük çıkararak güldüğünde Ateş gülümseyerek onun ağzını siliyordu.

Ateş'in önündeki tabağı alıp bana yaptığı gibi masadaki her şeyden koyduğumda önüne bıraktım.

"Kahven var mı.?" Dediğimde masaya bakınıyordum.

O çay sevmezdi.

Filtre kahve içerdi.

"Varmış." Derken biraz kalkıp diğer uçtaki kahveyi alıp bardağa doldurduğumda Ateş konuşmuyordu.

Kahveyi yanına bırakıp yemeğime başladığımda o hala yemiyordu.

Bana baktığını hissetsem de dönmedim.

Tabağımdaki omleti keserken Duru kıpır kıpırdı.

Ateş onu öptüğünde o babasına doğru dönüp başını omzuna koyduğunda önüme dönüp gülümsedim.

Çok güzellerdi.

Ateş kızının boynunda sertçe öpüp onunla beraber masadan kalkmıştı.

Arkalarından bakarken merdivenlerden çıkmışlardı bile.

Elimdeki çatal bıçağı bırakıp dolu gözlerimi sildim.

Ateş üzülüyordu.

Uyumuyordu.

Ateş'in telefonu titremeye başladığında burnumu çekerek yüzümü ellerimle kapatmıştım.

Dayanamayıp kalktığımda onları bulmak için ben de merdivenlerden çıktım.

Duru'nun sevinç çığlıklarını duyduğumda sesleri takip ettim ve yatak odamızın yanındaki odanın kapısını açtım.

Gördüğüm şeylerle gözlerimden yaşların akması uzun sürmemişti.

Ateş Duru'ya oda yaptırmıştı.

Ateş bana döndüğünde hızla yanıma gelip bedenimi kolları arasına aldığında ona sıkıca sarılıp hıçkıra hıçkıra ağladım.

"Ağlama."

Daha sıkı sarıldım.

Duru yeni beşiğinde üstünde dönen oyuncakları izlerken ben içimdekileri boşaltıyordum.

"Ateş." Dedim ağlamalarımın arasından.

Saçlarımı okşayarak başımı göğüsüne bastırdı.

"Çok güzel." Dedim başımı kaldırmaya çalışarak ama izin vermedi.

"Çok güzel Ateş."

"Ağlamaya devam edecek misin yoksa odaya bakalım mı.?" Başımı sallayıp gözyaşlarımı silmeye çalıştığımda beni kendinden ayırıp parmaklarıyla yüzümdeki yaşları sildi.

Alnımı öptükten sonra gözlerime baktı.

Yorgun gözlerine bakarken tekrar ağlamak istedim.

Neden uyumuyordu.

"Gözlerin kanlanmış." Dediğimde saçlarımdan öptü.

"Beğendin mi.?" Dedi konuyu değiştirmek ister gibi.

Elimi yüzüne attığımda onun bana yaptığı gibi okşadım.

"Neden uyumuyorsun.?"

Elimi yüzüne atıp okşadığım an gözleri kapanmıştı.

"Duru'yu odaya götürelim üçümüz birlikte uyuyalım olur mu.?

Gözlerini açmadı ama yanağını elime bastırdı.

"Sen yanımdayken uyuyamam...görmediğim iki yılın acısını çıkartmam lazım."

"Yorgunsun." Dedim diğer elimi de yüzüne atarken.

"Bir kaç gün evimizde kalalım mı.? çıkmayalım dışarıya."

Gözlerini açtığında bunları duymayı beklemiyormuş gibi şaşkındı.

Ona beklentiyle baktığımda gözlerini tekrar kapatıp derin bir nefes verdi.

"Ateş." Dediğimde bakmıştı.

"Olur Efsun, evimizde duralım." Gülümsediğimde Duru'nun huysuz sesini duymuştuk.

Sıkılmıştı.

Ateş omzunun üstünden kızıma baktığında yanına gidip kucağına aldıktan sonra tekrar benim yanıma gelmişlerdi.

"Hadi." Dedim Ateş'in elini tuttuğumda.

Gözleri tuttuğum elindeyken ben onu çekiştirerek yürümeye başlamıştım bile.

Bir kaç gün ailecek vakit geçirecektik.

Kimse olmayacaktı.

Duru, Ateş ve ben.

Ailecek.

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.824okunma 42beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.