YAKARIŞ kitap kapağı

4. bölüm / 37

YAKARIŞ

4

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 4

Keyifli okumalar...

"Efsun ayarttı sandım Esin, bir konuşalım." Dudaklarım titreyince güçsüz adımlarla bahçeye girdim. Evin kapısına değil arka bahçeye yürüdüm.

Can sessizce peşimden geliyordu.

Çimlerin üstüne oturup uzandım.

Bakışlarım gökyüzündeydi.

İki elimi de karnımın üstüne koydum.

Düşündüm.

Nasıl iyi olabileceğimi düşündüm.

Bu saatten sonra kendimi nasıl iyi hissedebileceğimi düşündüm.

*****************

"Kızdın mı.?" Dedi Can.

Bir şey söylemedim.

Kısa süre sonra annemler de yanımıza geldiğinde ben hala çimlerde uzanıyordum. Annem elinde örtü ve yastıkla geldiğinde alta örtüyü serip beni de oraya oturmam için kolumdan kaldırdı.

Şimdi de örtünün üstünde başımı yastığa koymuş öyle bakıyordum gökyüzüne.

Sezen teyze takmamam konusunda bir şeyler söylüyordu.

"Çocukları biraz yalnız bırakalım Esin hadi Efsun biraz nefes alsın."

Annem tereddüt etse de alnımdan öpüp içeriye geçmişti.

Can onlar gittikten sonra hemen başımın yanına oturup beni rahatsız etmeye başlamıştı.

İki saate yakın çimlerde oturuyorduk.

Sırtım ağrıdığı için diğer tarafa döndüğümde Can'da hemen yönünü değiştirip diğer tarafa uzandı.

Yastığın birazını ona uzattığımda bir ucunda onun kafası diğer ucundan benim kafam vardı ama o benim arkama uzatmıştı bacaklarını.

Ters duruyorduk yani.

"Özür dilerim." Dediğinde gözlerimi kapattım.

Kolumu dürttü.

"Nazlanma Efso iyi yaptım geldiğinden beri rahatsız ediyor o piç." Omzumu silktim.

"Sana söyleme dedim Can." Başımı hafifçe kaldırıp geri yerine koydum.

Kolumu tuttuğunda kolumu kendime çektim.

Ona da sırtımı döndüm.

"Ne dedi Serpil karısı kızım ben sana bir şey diyeyim mi annen bu kadınla hayatta dünür münür olmaz aha da söylüyorum." Ben böyle olmasını istememiştim ki.

Derin bir nefes aldığımda Can kolunu tekrar omzuma attı.

"Bırak Can." Dedim omzumu kıpırdatıp.

"Aman Efso ya dua et sadece oğlunu söyledim kadının ağzını yırtacaktım Nil'e ayıp olmasın dedim."

Can benim telefonumu eline almış oyun oynuyordu.

Kendi telefonu Ateş tarafından öldürülmüştü.

"Piç abim nasıl kırdı telefonumu...tutmayın küçük enişteyi." Söylediğine sessizce güldüm.

Geri zekalı.

"Bir yerlere gitmek ister misin ne bileyim canın ne yapmak istiyor sana yaş pasta getireyim mi piç abim en pahalısını almış." Cevabımı beklemeden kalkıp kendi bahçelerine geçti.

Annem getirdiği diğer örtüyü üstüme örtüp kafama kadar çektim.

Olayları düşünmemeye çalışıyordum.

İyi olmadığımı biliyordum.

İki yıldır kendimi kandırmaktan başka bir bok yapmamıştım.

Yediremiyordum kendime. Beni suçlu bilmelerini yediremiyorum.

"İyi ki doğdun Efso, İyi ki doğdun Efso mutlu yıllar sana.!" Can'ın tüm bahçeyi kaplayan sesiyle örtüyü üstümden çektim.

Pastanın üstüne mum koymuş sallaya sallaya bana getiriyordu.

Gülerek yerimden doğruldum.

Çatalı uzaktan yan tarafıma attığında ben de uzanıp çatalları aldım.

"İyi ki doğmuş benim güzel arkadaşım." Dedi.

İşin komik tarafı doğum günüm geçmişti.

Onun oyununa katılarak yanmayan mum için gözlerimi kapatıp dilek diliyormuş gibi yaptım. Gözlerimi açıp mumu üflediğimde elleri kopana kadar alkışladığında ben sadece gülüyordum.

"Can tamam yeter." dedim gülerek.

Çatalın birini ona uzatıp diğeriyle çok güzel görünen pastadan yemeye başladım.

Dün sabahtan beri yemek yemiyordum.

"Oha." pastayı yerken konuştum.

"Sana söylemiştim çok güzel değil mi.?" Dediğinde ben de elimle mükemmel işareti yaptım.

Pastanın hepsini getirmişti. Paketi yanımızdaydı. İçinde de vardı.

"Annenler kızar mı.?" Dediğimde siktir et dedi.

Hızlı hızlı yiyorduk pastayı.

Sonra ikimiz de birbirimize bakıp nasıl yediğimizi izledikten sonra ağzımdaki pastayı püskürtecek şekilde kahkaha attım.

Can o kadar komik ve hızlı yiyordu ki kahkahayı basmıştım.

O da benim yeme şeklime gülüyordu.

Elimdeki pasta gülerken düşecekken Can tuttu.

"Tut şunu salak gülme.!" Dedi ama kendisi de gülüyordu.

Bir iki çatal daha ağzıma attıktan sonra Can bana bir dilim daha kesip koydu.

Sesim çıkmıyordu çünkü çok açtım.

Kendine de bir dilim koyduğunda yine yemeye koyulduk.

"Efso." Dediğinde ona baktım ama o mahalleyi inletecek kadar güldü.

"Pastaya..pasta..pastaya Efso dedim..efsane." Bunu duymamla ben de kahkaha atmaya başladım.

Pasta tabağını yana bırakıp karnımı tutmaya başladım.

Gülmekten ağrı girmişti.

Can gülerken omzuma vurduğunda geriye doğru düşüp çimlere uzandığımda yan dönüp daha çok güldüm. Uzandığımdan Can yanıma gelip beni yuvarlamaya başladığında kollarımı hemen birbirine sarmıştım. Çitlere değdiğimde bu seferde diğer tarafa doğru yuvarlamaya başladı. Geri daha demin oturduğumuz yere gelmiştik.

Can içi dışına çıkacak gibi gülüyordu.

Tam doğrulduğumda daha demin başımı koyduğum yastığı suratıma attı ve ben yine geriye doğru savruldum. Can kahkaha atıyordu.

Sırt üstü yatarak karnımı tutarken Can'ların terasında sigara içen Ateş ve abimi görünce gülümsemem kesildi.

Siktir.

İkisi de doğrudan buraya yani bize bakıyorlardı.

Onlar ne ara gelmişlerdi.

Biz kaç saattir buradaydık hiçbir fikrim yoktu.

Can kolunu bana uzattığında tutup doğruldum.

Tekrardan örtünün üstüne oturdum.

"Can sakın çaktırma abimler sizin terasta." Dediğim an kafasını çevirip el salladı.

Koluna vurucam vuramıyordum da.

"Alkışlıyorum seni bravo Can aferin." Son kez onlara bakıp bedenimi bizim eve doğru çevirdim. Şimdi sadece sırtımı görebiliyorlardı.

"Al tabağını." Can arkadan tabağımı uzatınca ben de ona bakmadan kolumu uzattım. O da pasta tabağını elimin hizasına getirdi.

"Bunlar niye bize bakıyor lan rezil olduk Efso." Omzumu indirip kaldırdıktan sonra ağzıma bir dilim pasta attım.

Can ayağa kalktığında omuzlarımda hissettiğim baskıyla kısık sesle çığlık attım.

Bacaklarıyla beni sıkıştırmıştı.

"Sen ölmedin mi şimdi." Dedim kalkmaya çalışırken ama başımdan tutuyordu.

"Hadi bir yerlere gidelim." Dedi hala aynı pozisyondayken.

Başımı biraz daha eğip elinden kurtulduğumda hızlıca ayağa kalkıp sırtına atladım ama beni üstünden atmaya çalışıyordu.

Saçlarından tuttuğumda daha çok sarstı ben ve ben onun sırtından çimlere düştüm.

Kısık seste inleyerek sırtımı tuttum. Ölü gibi çimde uzanmaya devam ettiğimde Can gelip bacağımı ayağıyla dürttü.

"Efso kalk lan hafif düştün yalan söyleme." Ayağıyla bu sefer karnımı dürttüğünde yukarıdan abimin sesini duyduk.

"Lan Can rahat durun mal mısınız siz.!" Bana da diyor.

Can onu takmayarak bana doğru eğildiğinde hızla ellerimi saçlarına atıp çekmeye başladım.

Can küfür ede ede ayağa kalkmaya çalıştı.

Saçlarını bırakmıyordum.

"Asıl sen ölüsün kızım bittin sen." Ellerimden kurtulduğunda tekrar ayağa kalktım ama bu sefer hızla üzerime gelince arkamı dönüp onların bahçesine doğru koşmaya başladım.

"CAN.!" Ateş'in sesiydi.

Can onu da takmadan peşimden koşuyordu.

Havuzlarının oraya geldiğimizde çevresinde dolandık. Nefes nefese kalmıştım.

Tekrar bizim bahçeye doğru koşarken çitlerden atlayacağım zaman ayağım takıldı ve ben yine yüz üstü yere çakıldım.

"LAN CAN.!" Abimdi.

"Efso.!" Can hemen yanıma çökmüş yüzüme bakıyordu.

Ona bakarak güldüğümde o da omzuma vurup güldü.

"Bir kere de düşme lan geri zekâlı belamı sikecekler şimdi." Beni tutup eşya gibi kaldırdığında dizlerimdeki çim izlerine baktım.

Fena düşmüştüm yine.

"Aha abim aşağıya inmiş." Can arkaya bakıyordu. Kol kola girmiş bizim bahçeye geçiyorduk.

"Kartal abide geldi havuzun başında duruyorlar." Can arada arkasına bakıp öyle konuşuyordu.

Kolumdan sertçe dürttü.

"Bir şeyin var mı.?" Dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.

"İyisin iyisin maşallah turp gibisin şimdi saçlarımı çekmenin hesabını vereceksin." Dediği an beni sırtına aldığında çığlığım tüm sitede yankılanmıştı.

Can sırtında ben varken koşuyordu.

"Can.!" Düşeceğiz diye gözlerimi kapatmış bekliyordum.

"Can belanı siktirtme şimdi doğru dur.!" Ateş işsiz gibi sürekli bizi uyarıyordu ama biz onu takmıyorduk.

"Can düşürürsen seni öldürürüm." Dediğimde biraz koşuşunu yavaşlattı.

Annem ve Sezen teyze bizi gördüklerinde hemen ayağa kalkıp bize doğru gelmeye başladılar. Can düşecek gibi olduğunda Sezen teyzenin kısık sesli çığlığını duymuştum.

"İndir kızı düşüreceksin şimdi yavrum siz niye böylesiniz ki annem vallahi yeter iki günde yaşlandım şunlar yüzünden Esin." Sezen teyze söyleniyordu.

Can beni annemlerin yanına gidip indirdiğinde annem hemen kolumdan tutup inmeme yardım etti.

"Kızım siz deli misiniz divane misiniz niye böyle yapıyorsunuz Allahım yarabbim ya." Annem de bana söyleniyordu.

"Can başlattı." Dediğimde Can tekrar omzumu dürttü.

Sandalyeye oturmuştu bile.

"Geç hadi yemek hazırladık sana mutfakta ilaçlarını içeceksin."Annem ve Sezen teyzeyle beraber mutfağa geçtik.

"Can aç mısın.!" Sezen teyze dışarıya doğru bağırdı. Can'dan ses gelmemişti. Sezen teyze dışarıya gidip geldiğinde orada olmadığını söylemişti.

Ruh hastası Can.

Her yerim yine morarmıştı.

Yemeğimi yedikten sonra tam kalkacağım sırada Can'ın yanıma gelmesi ve Ateş'e küfürler etmesi bir oldu.

"Cidden şerefsiz."

Elindeki telefona bakarak konuştuğu için gözlerimi devirerek telefonu aldım.

Keşke almasaydım.

@SARMALMAG:
ATEŞ ÇAĞLAYAN VE GAMZE TÜRK AŞKI BELGELENDİ DİYEBİLİR MİYİZ. İKİLİ GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BERABER ARABADA GÖRÜNTÜLENMİŞLER. GÖRÜNTÜLER HIZLA YAYILIYOR BAKALIM KARŞI TARAFLARDAN BİR AÇIKLAMA GELECEK Mİ.?

317.720 beğenme. 21.628 yorum

@instagramkullanıcısı: OHA BENİM BEST ÇİFT
@instagramkullanıcısı: lan sonunda
@instagramkullanıcısı: No yakışmıyorlar
@instagramkullanıcısı: Gamze çok güzel
@instagramkullanıcısı: Aşklarım
@instagramkullanıcısı: Efsun başka birisiyle Ateş başka birisiyle sevgili ağlayacağım bunu bana yapmamalıydınız.
@instagramkullanıcısı: Hayır ya bize bunu yapma Ateş
@instagramkullanıcısı: Aldatmam dedin aldattın (Efsunla shipliyorum hala)
@instagramkullanıcısı: Gamze kaşarıyla ne işi var bunun
@instagramkullanıcısı: Lan çok sevindim
@instagramkullanıcısı: Çok güzeller
@instagramkullanıcısı: lan Ateş niye bu kadar gergin
@instagramkullanıcısı: Üf alev aldık
@instagramkullanıcısı: Gamze nasıl gülmüş kaptı dalyan gibi adamı gül tabi
@instagramkullanıcısı: Efsun ağlıyor
@instagramkullanıcısı: Yeni çiftimiz
@instagramkullanıcısı: Efsun ile daha çok yakışıyorlardı diyenler beğensin

Ekranı hızlıca kaydırdım.

@MAGAZİN:
ÇİFTİMİZDEN İLK FOTOĞRAF GELMİŞ. HAYIRLI OLSUN DİYELİM ATEŞ ÇAĞLAYAN VE GAMZE TÜRK BERABER GÖRÜNTÜLENMİŞLER VE GAMZE HANIM BAYA NEŞELİYMİŞ. BEN EFSUN DÖNÜNCE ATEŞ ÇAĞLAYAN ONUN BÜYÜSÜNE TEKRAR KAPILIR DEMİŞTİM AMA DEMEK Kİ BÜYÜ BOZULMUŞ.

266.921 beğenme. 8.629 yorum

@instagramkullanıcısı: Ah Efsuna yazık amk ben olsam üzülürdüm
@instagramkullanıcısı: Bu arada yakışmaları
@instagramkullanıcısı: Gamze yerine Efsunu tercih ederim
@instagramkullanıcısı: Ateş ciddi misin amk
@instagramkullanıcısı: Gamze çok güzel lan
@instagramkullanıcısı: Ateş zevklerini değiştirmiş
@instagramkullanıcısı: peki Gamzenin Efsunun tam tersi olması.
@instagramkullanıcısı: Iy Gamze
@instagramkullanıcısı: Hiç yakışmamışlar silin şunu
@instagramkullanıcısı: Efsun seri üzgün
@instagramkullanıcısı: kocam elimden gitmiş
@instagramkullanıcısı: Gamze şeytanı
@instagramkullanıcısı: Ohaa bayıldım

Telefonu sessizce tekrardan Can'a uzattım.

Can benim telefonumda takılıyordu.

"Takma kafana." Dediğinde başımı iki yana salladım.

"Sorun yok takmadım." Kolumu okşadı.

"Şu yüz ifadeni tanımasam inandıracaksın lan beni." Gülümsedim.

"Uğraşma Can." Dediğimde masadan kalkmıştım.

"Hadi gel bir yerlere gidelim kafamızı dağıtalım." Koluma girmişti çoktan.

"Üstümü değiştireyim bekle." Diyip hızla odama çıktım.

"Senin arabanla gidelim şimdi benimkini alırsak abimler soru sorar direkt çıkalım." Ben merdivenlerdeyken arkamdan bağırmıştı.

"Tamam sen arabayı çıkart o zaman beş dakikaya geliyorum." O da bahçeden çıkmıştı.

Hızla üzerim bol paraşüt bir pantolon ve crop geçirdim.

Çantamı almadan sadece telefonumu alarak aşağıya indim. Anneme seslendim ama sanırım Sezen teyzelere gitmişlerdi.

Can sürücü koltuğunda oturduğu için hemen yanına geçtim.

"Hazır mısın bebek." Diyerek cevabımı beklemeden gaza basmıştı bile.

Annemi iki kere aradım ama açmadı.

Can'ın telefonu çaldığında hoparlörü açarak konuştu.

"Efendim Kartal abi." Camda olan bakışlarımı hemen telefona çevirdim.

"Nereye gidiyorsunuz Can.!" Sertti sesi.

"Biraz hava alalım dedik."

"Bir saat önce kriz geçirdi o yanındaki ne havası Can siz aptal mısınız.!" O yanındaki...

Arkadan Ateş'in de sesini duyduk.

"Can.!" Dedi Ateş.

"Abi."

"Efsun'u eve getir burada takılın bir iş açacaksınız yine başınıza." Gözlerimi devirdim.

"Kapat telefonu Can." Dayanamayıp konuştum.

Can şaşkınlıkla bana baktı.

Telefondan da ses gelmiyordu. Direkt olarak yüzlerine kapattım.

Can beklemiyor olacak ki arabayı yavaşlatıp arada bana bakıyordu.

"Efso sen delirdin iyice ha...kızım bunlar seni değil beni öldürecek şimdi." Gülümsedim.

"Bir şey yapamazlar boşver."

Nereye gittiğimizi bilmiyordum ama yarım saattir yoldaydık. Benzinliğe girdiğimizde Can hemen indi. Ben de arkasından indim.

"Efso bir şey istiyor musun gel içecek bir şeyler alalım." Başımı iki yana salladım.

"Sen al bir şeyler ben bekliyorum." Beni onaylayıp gitti.

Arabadan telefonumun sesini duymamla Can'ın kapısını açıp uzandım. Annem arıyordu.

"Annem aramışsın Sezen teyzenlerdeydim noldu...nerdesin sen ayrıca."

"Anne biraz dışarıya çıktık Can'la hava alalım dedik bir kaç saate geliriz onu söylemek için aramıştım." Dedim hemen.

"Nereye gittiniz bir tanem ayrıca iyi misin sen." Derin bir nefes aldım.

"İyiyim...anne eve gelince seninle bir şey konuşacağım."

"Bir şey mi oldu korkutma beni." Telaşlanmıştı.

"Yok bir şey yok merak etme gelince anlatırım konuşuruz aşkım." Dedim ılımlı sesimle.

"Tamam annecim hemen gel merak ederim." Güldüm.

"Tamam anne hadi öptüm kapat artık." Dediğimde yine gülüyordum.

"Öpüyorum bebeğim dikkatli olun." Onayladıktan sonra kapattım.

Can'ı beklemeye başladım zaten kısa süre sonra elleri kolları dolu şekilde çıktı.

"Yuh Can nereye götürüyoruz bunları." Elindekilere uzandım ama bana vermeden arka koltuğa koydu.

"Abur cubur işte gömeriz." Kolunu omzuma atmıştı.

"Nereye gidiyoruz." Dedim.

"Seni her zamanki tepeye çıkartıyorum Efso biraz şehiri izleyelim." Hızlıca Can'a sarıldım.

Bizim gizli yerimize gidiyorduk.

"Seni çok seviyorum Can." Dediğimde o da sıkıca sarılıyordu.

"Ben de seni Efsun'um hadi yeter bu kadar sevgi akşam olacak gidelim." Arabaya geçmiştik hemen.

Arabada son ses müzik açıp bir kaç video çekmiştik.

Telefonu elime aldığımda sosyal medyadan gelen bildirimlerle bir tanesinin üstüne tıkladım.

@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ BİR BENZİNLİKTE GÖRÜNTÜLENMİŞ. AY BU KIZIN FİZİĞİ ŞAKA MI YA GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL AMA BİR TIK ZAYIF. AYRICA EFSUN'UN YANINDA ÇOK YAKIN ARKADAŞI OLAN CAN ÇAĞLAYANDA VARMIŞ. EFSUN'UN ÜZERİNDEKİLER DUYDUĞUMA GÖRE ANLAŞMA YAPACAĞI BİR MARKANIN KIYAFETLERİYMİŞ. BU ARADA ARABASININ DEĞERİ TÜRK LİRASI İLE 25 MİLYONMUŞ. DÜŞÜNCELERİNİZİ YORUMLARDA BELİRTİN.

287.628 beğenme. 11.828 yorum

@instagramkullanıcısı: Zayıflığı şaka mı
@instagramkullanıcısı: Efsun baba parası yersin anca.
@instagramkullanıcısı: Organları nerede
@instagramkullanıcısı: Arabaya bak amk şöyle bir hayat istiyorum
@instagramkullanıcısı: Üstündeki kombin toplamda 50k bu arada
@instagramkullanıcısı: Aile zengin olunca elli milyonlukta alırlar.
@instagramkullanıcısı: Bu yaşta böyle bir arabası var
@instagramkullanıcısı: Can neredee
@instagramkullanıcısı: Kız çok güzelmiş
@instagramkullanıcısı: Bu kız Ateşin eskisi değil mi
@instagramkullanıcısı: Ah Efsun aşkıma bakın ya
@instagramkullanıcısı: Gamze daha güzel
@instagramkullanıcısı: Baba parası yiyen bir ünlü daha
@instagramkullanıcısı: Sevemiyorum bu kızı soğuk
@instagramkullanıcısı: Gamze > Efsun
@instagramkullanıcısı: Çok güzel kombini

O kadar saçma yorumlar vardı ki. Telefonu sinirle kapattım.

"Noluyor yine sana Hiroş." Can'ın söylediğiyle sinirli olsam da kahkaha attım.

"Cehennem." Dediğimde o da krize girmiş gibi güldü.

Aptaldık. Hayır.

Aptalın önde gideniydik.

"Can tamam sus." Gülerken Bir elimle onun kolunu tutuyordum.

Can hala gülerken etrafa baktım. Gelmiştik.

Burası ıssız dağ başıydı aslında ama bizden başka bilen birinin olduğunu zannetmiyoruz. O yüzden bizim gizli yerimizdi.

Arabadan eşyaları alıp indik biraz ilerleyip şehrin ayaklarımızın altında olduğumuz o yere gittik.

Can arabada bulduğu hırkamı altımıza serdiğinde ona kötü kötü bakarak oturdum.

Kahve kola su bir sürü içecek almıştı.

"Can hepsini içersek ölürüz." Dediğimde eliyle bir şey olmaz der gibi bir şey yaptı.

"Siktir et Efso unutma ki bize hiçbir şey olmaz." Yine gülmüştük.

"Nil ile konuşacak mıyız ne düşünüyorsun yani." Dedi birden.

"Bilmiyorum...belki o konuşmaz benimle."

Koluma vurdu.

"O kim ki konuşmuyor şeytan olan onun anası." Dudaklarımı bilmiyorum der gibi büzdüm.

"Abinlerle peki yani Elif abla, Kartal abi ne düşünüyorsun ne yapalım." Tebessüm ettim ona.

"Sen bir şey yapıp kötü olma Can ben hallederim." Dedim ama itiraz etti.

"Git ötede kur hayalini hadi." Ben de onun koluna vurup soğuk kahveden içtim.

Bir sürü abur cubur almıştı ve mecbur yiyecektik.

Konuşa konuşa tüm yiyecekleri neredeyse midemize indirmiştik ve benim karnım aşırı şekilde ağrımaya başlamıştı.

"Hep böylesin ama sen salaklık ben de ne mıymıntısın Efsun ya yürü kalk hadi eve geçelim hava kararmış zaten baksana." Gerçekten de etraf kapkaranlık olmuştu.

Arabanın olduğu yere doğru yürümeye başladık ama bir türlü arabayı göremiyordum.

Can koluma girmiş etrafa bakıyordu.

Araba yoktu.

"Can.!" Dedim bağırarak.

"Anasını sikeyim lan araba yok Efsun." Siktir.

Etrafımıza tekrar baktık.

"Can fren..el frenini çekmiş miydin." Dediğimde ileriye doğru yürüyorduk.

"Siktir." Diyerek bağırdı.

"Arabayı çalmışlar lan.!" Şaşkınlıktan dilim tutulacaktı.

Arabayı çalmışlardı.

"Can biz sıçtık farkında mısın Can.! Telefon çekmez burada boku yedik Can.!" Şu an karnımın ağrısını unutmuştum.

"Siktir lan siktir." Hala etrafa bakıyorduk.

Aptaldık.

Ben elimdeki telefonun flaşını açıp tekrar etrafa baktığımda bir kaç metre ötemde olan Can bağırdı.

"Salak mısın Efsun flaşı açınca koskocaman araba bir anda ortaya mı çıkacak yok işte.!"

"Bana niye bağırıyorsun geri zekâlı.!" Ben de ona bağırmıştım.

Neredeyse dağın başındaydık ve tek ses bizim bağırmamızdı.

"Can gel yürüyelim telefonun çektiği bir yer bulalım hadi." Onun yanına yürümüştüm.

"Gel araba yoluna çıkalım ama taşlı yürüyebilir misin.?" Hemen başımı salladım.

"Hay siktiğimin orospu evlatları kim çaldı lan burnumuzun dibindeki arabayı." Koluna girdiğimde yürümeye başladık.

Düşe kalka taşlı yoldan biraz yürümüştük. Sürekli telefonumu kontrol ediyordum.

"Can.!" Telefon çektiğinde hemen durdurdum.

Ama sinyal geri gitti.

"Çekiyordu gitti." Küfür ede ede yürümeye tekrar başladık.

O kadar çok yürümüştük ki saat neredeyse gece yarısı olmuştu.

"Çekmiyor mu siktiğimin telefonu." Konuşmadım. Çekmiyordu. Daha yamaçtan inememiştik bile.

"Ayağın ağrıyor mu.?" Daha demin taşa takılıp düştüğüm için sormuştu.

Dizim kanıyordu ama şu an ki aksiyonumuzdan acısını hissedemiyordum.

"Yok ağrımıyor beni düşünme ne yapacağımızı düşün iki günde bitmez bu yol hem annemler delirmiştir şimdi Can öldürecekler beni bu sefer." Hala yürüyorduk.

Birden telefonuma mesaj geldiğinde durduk.

"Mesaj.!" Diyerek bağırdım.

Bir adım geri gittim. Çekiyordu.

"Can çekiyor çıkart telefonunu ara babanı." Dedim bana kızmasınlar diye. Ama Can küfür ede ede konuştu.

"Telefon arabada kaldı Efsun ara çabuk babanı." Dedi.

"Tamam senin babanı arayalım sen konuş." Dediğimde benden uzaklaştı.

"Cihan amcayı ara o sana bi şey demez."

"Can Kıraç amca asıl sana bir şey demez babam beni öldürür." Biz böyle tartışırken sinyal tekrar gidince sinirden ağlamaya başladım.

"Yürü ağlama." Can'da kolumdan çekiştire çekiştire yürütüyordu beni.

Saat gece 12 olunca biraz oturduk.

"Niye bizim başımıza geliyor Allahım niye." Söyleniyordum.

"Senin yüzünden niye buraya geldik." Dedim ona doğru.

Telefonumu havaya kaldırıp bakıyordu.

"Bir dur Efsun ya senin yüzünden hayır senin yüzünden mi diyeceğiz şimdi bekle çekmi..gel çekiyor koş.!" Hızlıca yanına gittim.

Babamı arıyordu.

"Bari annemi arasaydın."

İlk çalışta açılan telefonla gözlerimi kapatıp açtım.

"EFSUN.!"

"Baba kızma lütfen telefon çekmiyor bizi gelip buradan alın tamam mı konum atacağım hatta şu an attım." Hızlı hızlı konuşmuştum.

"Nerdesiniz Efsun.!" Diyerek tekrar bağırdı.

"Can yanında mıymış Cihan.!" Arkadan Kıraç amcanın sesiyle Can'a baktım.

"Yanımda." Dedim hemen.

"Baba konuma gel hemen telefon çekmiyor ışık yok dağ başında kaldık." Babamında küfürlerini duyuyordum.

"Arabada bekleyin geliyoruz.!" Dediğinde Can güler gibi bir ses çıkarttığında dudaklarımı birbirine bastırdım.

Can ben gülmeyeyim diye arkasını döndü.

"Tamam çabuk gel baba." Dedim.

Arkadan bir sürü kişinin sesi geliyordu.

"Tamam Ahmet haber edeceğim sana." Ahmet kimdi.

"Kapat Efsun geliyoruz.!" En son bağırıp kapattığında Can bana döndü birbirimize bakarken birden kahkaha atmasıyla ben de gülmeye başladım.

"Arabada bekleyin." Dediğinde karnımı tuttum.

Kahkaha atıyorduk.

"Can arabamı çalmışlar." Dedim gözyaşlarımı silerken.

Gülmekten gözümden yaş gelmişti.

"İlk defa başıma böyle bir şey geldi." Dedi.

"Benim her gün başıma böyle şeyler geliyor Can." Dedim alayla.

"Yürüyelim mi biraz daha korktum ben burdan gel aşağıya doğru inelim." Başımı salladım.

Babamlar en fazla bir ya da bir buçuk saate gelirlerdi. Burası çok uzaktı.

Yamaçtan biraz daha aşağıya inip taşların üstüne tekrar oturduk. Donuyordum.

Hırkam yukarıda kalmıştı.

"Babam beni öldürecek." Dedim kollarımı birbirine sararken.

"Asıl beni öldürecekler bak gör." Ağzımdan güler gibi bir ses çıktı.

"Boku yediğimizi söylemiştim." Dedim.

Can'la bir saate yakın burada beklerken aşağıdan gelen araba ışıklarıyla sevinçle çığlık atıp ayağa kalktım.

Dolanıp buraya geleceklerdi.

Ayağa kalkıp yolun ortasına geçtiğimizde araba tam önümüzdeydi. Hala Can'la kol kola duruyorduk.

Bir araba vardı sanırım babam ve Kıraç amcaydı. Farlar sönünce önce sürü koltuğunun kapısı açıldı bir saniye sonra da yolcu koltuğunun.

Ama gelenlerden hiç memnun değildim.

Abim ve Ateş gelmişti.

Şaka mı babam.

Bilerek mi yapıyorlar bunu.

"Ulan Can...Lan aptal mısınız siz ne yapıyorsunuz burada.!" Abimin bağırmasıyla ürktüm ama onu çok takmadım.

Bakışları bana döndüğünde baştan aşağıya taradı.

"Araba nerede Efsun lastik mi patladı." Abimin sorusuyla mecbur ona baktım.

"Araba üstte kaldı sabah gelip alırız hadi gidelim." Dediğimde Can'da kafasını sallıyordu.

"Tamam Ateş yukarıya çıkıp arabayı alalım uğraşmayalım iki kere." Dedi abim.

"Hayır.!" Bağırınca Can koluma vurdu. Ateş'te Can'ın bana vuran koluna baktı.

"Bugün burada kalsın." Dediğimde Can ağzından gülmesini kaçırmıştı. Ayağımla onun ayağına vurdum.

"Arabaya bir şey mi oldu kaza mı yaptınız." Ateş'ti bu soruyu soran.

"Hayır." Dedi Can.

"Bir şey olmadı sadece arabamı bugün burada bırakmak istiyorum gidecek miyiz artık." İkisi birbirine baktıktan sonra Ateş arabaya doğru yürüyüp sürücü koltuğuna geçti.

Abim'de aynı şekilde yolcu koltuğuna geçince Can kolunu omzuma attı.

"Efso sen sıçtın."

"Abini görünce sen sıçtın diyorsun hani biz sıçmıştık Can." Dedim ona dönerek.

Kolunu omzumdan attım.

"Tamam kızma Efsun'um biz sıçtık oldu mu bu ikisi bizi öldürecek söylemesek mi ben sana yeni araba alırım çakmasınlar." Omzuna vurdum.

"Can babamlar eve gidince karakola götürürler bizi saçma saçma konuşma." Dediğimde eliyle yüzünü kapatıp açtı.

"Sen prensessin olan bana olacak bittim ben ya." Güldüm onun bu haline. Birden arabanın kornası çaldığında yerimden sıçradım.

Abim'in sesini burdan bile duyuyordum.

"Yürü hadi." Dedi beni iteklerken.

Ben Ateş'in arkasına oturduğumda yol dar olduğu için Ateş arabayı geri geri çıkartıyordu.

"Ne işiniz var burada bir bok yemişsiniz siz belli." Abim arkasını döndüğünde direkt benimle göz göze gelmişti. Bana fazla bakmadan Can'a döndü.

Can ağzını bile açmıyordu.

"Sana ne." Dediğimde bakışları tekrar beni buldu.

"Efsun kendine gel ikidir benimle böyle konuşamazsın sen.!" Bağırmıştı.

"Konuşuyorum sen kimsin asıl bana bağırıyorsun.!" Ben de ona bağırdığımda araba hala geri geri gidiyordu.

Yavaştı araba çünkü sol tarafımız uçurumdu.

"Ben ne sikime geldiysem senin yanına lan.!" Öylece baktım.

"Aynen bir daha benim yanıma gelme ben senin olduğun masada artık yemek bile yemeyeceğim sen de aynısını yap okey.!" Dediğimde eliyle Ateş'in koltuğunun kenarına yumruk attı.

"Çok korktum bir daha vursana." Arkama yaslandığımda tekrar vurdu ben de tekrar doğruldum.

"Durdur arabayı.!" Ateş durmadı.

"DURDUR DİYORUM ATEŞ DURDUR ŞU ARABAYI.!" Durmuştu.

Kapıyı açıp indim.

Can'da aynı şekilde indi.

Hala yamaçtan inememiştik.

"Can ver telefonumu!." Dedim Cana bağırarak.

Uzattı.

Çekmiyordu.

"Geç şu arabaya." Abimdi konuşan.

Onu takmadan telefonu havaya kaldırdım.

Donuyordum. Hava rüzgarlıydı.

"GEÇ ARABAYA EFSUN.!" Can abimin yanına gidip bir şeyler söylediğinde Ateş'te arabadan indi.

"Bağırma Kartal.!" Kendisi de bağırıyordu.

"Lan görmüyor musun yaptığını belasını sike..!" Son anda küfürünü tamamlamadı.

Benim belamı sikecekti.

"Tamamla." Dedim onun yanına doğru yürürken.

"TAMAMLASANA ASIL BEN SENİN BELANI SİKERİM." Abim kolunu havaya kaldırdığında Can çığlık atarak bize doğru koştu ama ondan önce Ateş abimin kolundan tuttuğu gibi benden uzaklaştırdı.

"Elini kolunu siktirtme Kartal benim yanımda ona dokunamazsın kendine gel.!" Kalbim çok hızlı çarpıyordu.

Can kolumdan tuttuğunda tüm yükümü ona verdim.

"Sakın ağlama bir şey yok." Dediğinde dişlerimi sıkıyordum.

"Can babamı aramam lazım ben bunlarla gitmek istemiyorum." Dedim.

"O zaman çeken bir yere çıkana kadar dayanalım yolda mesaj atalım olur mu çok geç oldu saat Efsun beraber anayola kadar gidelim dayan azcık tamam mı.?" Ona sarıldım.

"Tamam." Dedim sessizce. Burnumu çektiğimde başımdan tutarak beni kendine daha çok bastırdı.

"Ağlama sakın Efsun." Dedi. Gözlerimi kapatıp başımı salladım.

Abim ve Ateş'in bağırma sesleri geliyordu ama şu an kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.

Can'la beraber arabaya yürüdük. Onlar arabanın önündelerdi.

Can kapıyı açtığında yine aynı yerime oturdum.

O da dolanıp kendi yerine geçtiğinde hemen başımı onun omzuna koydum.

İkisi hala dışarıda konuşuyorlardı.

"Efso bunlarla gitsek eve kadar sessizce babamlar zaten bizi öldürecekler bir de buna kızmasınlar ha." Düşünmem lazımdı.

"Bilmiyorum." Dediğimde Ateş arabaya doğru yürüdü.

Kapıyı sertçe açıp yerine geçti. Abim hala dışardaydı. Sanırım sigara içiyordu. Ateş camı açıp bağırdı.

"Arabada iç Kartal siktirip gidelim hadi.!" Arabaya doğru gelip bindi şerefsiz Kartal.

Camını aralayıp sigarasını içmeye devam etti.

Araba tekrar geri geri gitmeye devam etti.

Gözlerimi kapatmış Can'ın omzuna yaslanmıştım.

"Arabaya ne oldu Can.!" Ateş'in sorusuyla Can'ın kolunu sıktım.

"Yukarıda abi." Dediğinde Ateş bağırdı.

"Araba nerede diyorum Can son cevap hakkın.!" Dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Yukarıda." Dedim ben de.

"Can üç saniyen var.!"

Can kasılmıştı.

O da kolumu sıktı.

Söyleyecekti.

Bana baktığında gözlerimi açıp kapattım.

"Abi araba çalındı." Araba aniden durduğunda ben de Can'ın omzundan kalktım.

Abim tekrardan şaşkınlıkla arkasını dönüp bana baktı.

"Nasıl çalındı amına koyduğumun arabası aptal mısınız siz lan.!" Ateş bağırdıktan sonra arabayı tekrar çalıştırdı bu sefer hızlıydı.

Abim bakışlarını benden çekmeyince tekrar ona baktım.

"Dön önüne." Dedim normal sesimle.

"Babam senin hakkından gelir." Dedi ve o da önüne döndü.

"Aynen hadi sus otur şimdi...fino." Son cümleyi Cana bakıp söylediğimde Can elini ağzına koyup diğer Cama döndü.

Omuzları sarsıldığında güldüğünü anladım.

"Ateş karakola gidelim babamlar da oraya gelsinler." Ateş bir şey demeden arabayı düz hale getirmişti.

Şu an son sürat karakola doğru gidiyorduk.

"Nasıl çaldırdınız arabayı Can." Dedi abim.

Şerefsiz piç.

Ağzımı açıp konuşacağım zaman hırsla bana dönmüştü.

"Sen kes sesini.!" İşaret parmağını bana sallıyordu.

"Kudurmuş köpek gibi arkanı dönüp dönüp hırlama dön önüne." Dediğimde daha çok sinirlendi.

"Lan elimde kalacak şimdi.!" Dedi.

"Kartal tamam.!" Ateş konuştuktan sonra Can'a döndüm.

"Yer değiştirelim Can." Hiç sorgulamadan ortaya geldi.

Ben de onun üstünden dikkatlice sağ tarafa geçmiştim.

Ben bunu yaparken araba biraz yavaşlamıştı. Sol elimin parmak uçları abimin omuzlarına değdiğinde hızla çektim. Yerime oturduğumda araba tekrar hızlanmıştı.

Dikiz aynasından Ateş'e baktığımda sigara içtiğini gördüm. Bir eli direksiyonda diğer eli açık olan camın kenarındaydı.

Şerefsiz.

Abim şimdi önümde oturuyordu.

Telefonumun ekranını açtığımda abimlerden önce ben babamı aradım. Şu an anayolda olduğumuz için telefon çekiyordu.

"Kızım, abinler geldi mi.?" Dedi direkt.

"Baba neden sen gelmedin bir daha sakın beni bu ikisiyle yalnız bırakma son kez söylüyorum baba beni bir daha Kartal ile yan yana getirmeyin Ateş'le de aynı şekilde." Herkes beni duyuyordu.

Can abimlerin tepkisini görmeye çalışıyordu.

"Kavga mı ettiniz."

"Evet baba kavga ettik, etmeye de devam edeceğiz şunu yapmayın artık biz." Derin bir nefes aldım.

"Biz...abi kardeş değiliz baba tamam mı şunu aklınıza sokun benim abim yok son kez söylüyorum yan yana getirmeyin bizi." Ses çıkmıyordu kimseden.

"Tamam Efsun gelin artık eve evde konuşacağız iyi misiniz siz." Şimdi zurnanın zort dediği yere gelmiştik işte.

"Baba." Dedim kedi gibi çıkan kısık sesimle.

"Biz eve gelmiyoruz...karakola geçiyoruz." Arkadan kopan bir kaç çığlıkla sesimin hoparlörde olduğunu anladım.

"Ne karakolu Efsun.! Ne oldu birisi bir şey mi yaptı.!"

Dudaklarımı dişliyordum.

"Baba...birisi biz Can'la otururken arabayı çalmış." Bir kaç saniye ses gelmediğinde ben de abimin oturduğu koltuğun başıyla bakışıyordum.

"Ne diyorsun sen kızım, arabanı mı çaldırdın." Cana bakıp başımı iki yana olumsuz anlamda salladım.

"Baba yemin ederim duymadık birisi gelmiş almış anahtar üstündeydi biz biraz ileride oturuyorduk ses hiçb.."

"EFSUN.! İyi misiniz siz bu şekilde mi oldu emin misin babacım görmediniz değil mi çalanları."

"Görmedik baba sesini bile duymadık." Arkadan ah vah sesleri geliyordu.

Annem ve Sezen teyzeydi.

"Tamam güzelim karakola sabah gidelim istersen yorgun musun bir tanem." Gülümsedim babamın söylediklerine.

Çok seviyordum.

"Gidip halledelim baba sabah erkenden başka işlerim var." Babam onaylayan sesler çıkarttı.

"Annem iyi misin bebeğim bir şeyin yok değil mi..Allahım niye giderler ki dağın başına kalp hastası olacağım bu çocuklar yüzünden iyi misin Efsun." Annem söylenip duruyordu.

"İyiyim anne merak etme bir şeyimiz yok sadece araba gitti."

"Gitsin gitsin tamam bir şey olmaz sana bir şey olmasın sadece gitsin araba bir tanem...biz karakola gelelim hadi kapat." Bana kalmadan o kapatmıştı bile.

Daha hangi karakol diye sormamıştı bile.

Manyak kadın. Çok seviyordum ikisini de.

"Kızdılar mı?." Dedi Can.

Başımı iki yana salladım.

"Kızmadılar bir şey oldu mu diye sordular." Başını salladı.

"Ayağın nasıl oldu." Dedi.

Biraz ağrısı vardı ama iyiydim.

"İyiyim Can." Dedim ve kollarımı ona uzatıp sarıldım.

Ateş arabayı fazla hızlı kullanıyordu.

"Başka bir şey olmadı değil mi Can öğrenirsem kötü olur sizin için." Ateş konuşmuştu.

Gözlerimi devirdim tekrardan.

"Silahlı çatışmaya girdik." Can'ın kulağına söylediğim de güldü.

"Sana diyorum Can.!"

Ateş'in bağırmasıyla hemen birbirimizden ayrıldık.

"Yok abi ne olacak sanki dağ başındaydık." Can cümlesini bitiremeden bozulan sinirlerimle kahkaha attığımda hemen elimi dudaklarımın üstüne koydum ama Can'da anırarak gülünce kendimi tutamadan onun gibi gülmeye başladım.

Biz gerçekten iyi değildik.

Tedavi olmamız lazımdı.

"İyi değil oğlum bunlar bu ikisi kafayı yemiş ilk başı da benim kardeşim çekiyor." Abim konuşmuştu.

Biz hala birbirimize bakarak gülüyorduk.

Nefes nefese kaldığımda biraz gülmemi durdurdum ama tekrar aklıma gelmesiyle yine güldüm.

Kıpkırmızı olduğuma emindim.

"Can." Dedim nefes nefese.

"Sus Efsun." Dedi zar zor.

Derin bir nefes aldım.

Can'ın koluna vurduğumda bana baktı.

"Bir sorsana su var mı.?" Ben bunu sessiz söylemiştim ama Ateş torpidoyu açıp su çıkarttı ve bana doğru uzattı.

Bir kaç saniye almayınca konuştu.

"Alsana Efsun araba kullanıyorum." Hızlıca aldım.

Ama içemedim.

"Senin için her zaman arabamda su bulundurmam lazım sanırım bir tanem."

Başımı hemen iki yana salladım.

Aklıma gelenlerle zihnimde Ateş'in sesi yankılanmıştı.

"Sen benim her şeyimsin..Can parçamsın."

Suyu hızlıca açıp içtim.

Düşünme.

Düşünme.

Başka şeylerle zihnimi meşgul etmeye çalıştım ama olmuyordu.

"Babanlara artık konuyu açalım güzelim evleneceğimizi bilsinler saklama yüzüğünü."

"Can." Abim seslenince ilk bana baktı.

"Efendim Kartal abi." Dedi.

"Kimlikleriniz arabada mıydı." Bana baktı. Başımı salladım.

"Evet benim telefonumda arabadaydı." Benim de içinde önemli şeylerin olduğu tabletim arabanın arka koltuğundaydı.

Bir şey olursa elimdeki tüm kanıtlar giderdi ama nedense bunu pek dert etmiyordum.

Kendimi onlara ispatlamak istiyordum ama istemiyordum da.

Ne değişecekti ki.

Hiçbir şey.

Ateş ve abim beni mahvettikten sonra hayatlarına devam ediyorlardı.

İkisinin de sevgilisi vardı. Mutlulardı.

İşleri iyiydi.

Her şeyleri süperdi.

Buruk bir tebessüm oluştu dudaklarımda.

Bense bir enkazdan ibarettim.

Kabuslu geceler.

Zihnimdeki susmayan sesler.

Bir travma.

Olan bana olmuştu bundan sonrasının ne önemi vardı ki.

Ben mahvolduktan sonra, geceleri kabus göreceğim korkusu ile uyuyamadıktan sonra ne önemi vardı.

Karanlıkta bile kalamıyordum artık.

Çok korkuyordum. Her şeyden, herkesten korkuyordum.

Ben böyleydim işte.

Enkaz.

*************************

BÖLÜM SONU

Nasıl gidiyoruz aşklarım...

Yorumları unutmayın lütfen ilk bölümler önemli...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.977okunma 85beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.