28. bölüm / 37
YAKARIŞ28
Bölümler 37Şu an: 28
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Kolunu bana uzatıp bedenimi kendine çektiğinde yerde oturmuş başımı onun omzuna koyarken önümüzde oyuncağıyla oynayan kızımızı izliyorduk.
Yavaş yavaş alışacaktık tüm olanlara.
Birbirimize.
///////////////
Mükemmel geçen üç günün ardından dönüyorduk.
Eve yaklaştığımızda derin bir nefes alıp Ateş'le yaptığımız konuşmayı düşündüm.
Ona çok yara aldığımızı, iyileşmek için biraz zamana ihtiyacımız olduğunu söylediğimde sessizce beni dinlemişti.
"Bir süre sadece Duru'nun anne ve babası olalım...bu kadar yaralıyken, bu kadar çok şey yaşamışken birden hiçbir şey olmamış gibi olamayız Ateş."
Sessizce beni onayladı.
Aslında söylediklerime katılmıyordu ama benim için susuyordu.
"Sen ne dersen onu yaparım." Burukça baktım karşımdaki adama.
"Şu an önemli olan Duru. Bize ne olacağını bilmiyorum sadece biraz zamana ihtiyacım, ihtiyacımız var.."
Tekrar başını sallamıştı.
Derin bir iç çektim.
"Kızdın mı.?"
"Hadi toparlan gidelim Duru arabada huysuzlanmasın." Sandalyeden kalktığında öylece arkasından bakmıştım.
Sonra da evden çıkmıştık zaten.
Araba durduğunda etrafıma bakındım.
Bizim bahçeye girmişti.
Ona baktığımda elleri direksiyonda önüne baktığını görünce dudaklarımı ısırdıktan sonra konuştum.
"Uyuyana kadar durmak ister misin.?"
"Şirkete gideceğim." Dedi hemen.
"Bu saatte mi.?" Gözlerini bana çevirdiğinde cevabımı almıştım.
Karışmak yoktu.
Sadece Duru için bir arada olacaktık.
Ben istemiştim bunu.
Evet ben istemiştim ve karışmamam lazımdı.
"Biz gidelim." Kapıyı açıp hızla çıktığımda o da arkamdan çıkmıştı.
Duru'nun kapısını açıp kemerini çözdüğünde kızını öperek kucağına aldı.
"Görüşürüz bir tanem...İyi geceler babacım. Mis kokulum." Duru onun sakallarına dokunurken bir yandan da gülüyordu.
Çantasını alıp onlara yaklaştığımda Ateş bana çok bakmadan bebeğimizi kucağıma verip tekrar arabasına binmişti.
Kapıyı çaldığımda Ateş'in arabası hala yerinde duruyordu.
Duru elindeki boboyu düşürdüğünde çantayı yana bırakıp eğildim ve aldım.
Hoşuna gitmiş gibi gülerken kapı Fatma teyze tarafından açıldı.
Aynı anda arkamızdaki arabada bahçemizden çıkmıştı.
"Kuzucuğum hoş geldiniz...oy benim sarı kuzum sende hoş geldin." Duru onu görünce bana biraz daha yapıştı.
Hala tedirgin oluyordu.
"Hoş bulduk Fatoşum nasılsın." İçeri geçerken onunla sohbet ediyordum.
"Annenler bahçede bir görün istersen." Başımı sallayıp adımlarımı mutfağa doğru atarken cam kapıdan bahçeye çıkıp görüş açılarına girmiştim.
"Oy benim miniğim gelmiş." Annem hızla yerinden kalkıp yanımıza geldiğinde Duru annemi görünce ellerini çırparak öne doğru atıldı.
Babamlarda bizi görünce ayağa kalkınca hepsiyle sarılıp Duru'yu anneme verdim.
"Ateş geldi mi yavrum." Sezen teyzeye baktım.
"İşleri varmış şirkette." Kaşlarını çattı.
"Bu saatte ne işiymiş...tartıştınız mı.?" Yanımda olduğu için son cümleyi sessiz söylemişti.
"Tartışmadık....sadece artık Duru için görüşme kararı aldık." Bir şey demedi.
"Size hangisi iyi gelecekse öyle yapın kızım."
Önüme dönüp ellerime baktım.
Ateş istememişti sadece ben böyle olsun istediğim için kabul etmişti.
Sezen teyze omzuma dokunduğunda ona baktım.
"Doğru yapmışsın annem biraz zamana ihtiyacın olduğunu hepimiz biliyoruz Ateş'te biliyor ve bunun için sana kızmıyordur emin ol."
"Kızgındı giderken."
"Değildir sadece üzülmüştür." Dedi hemen.
Omuz silktiğimde beni kendine çekerek yan bir şekilde ona yaslanmamı sağlamıştı.
Ona sarıldığımda aklımda Ateş vardı.
"Esin hadi kahve yapalım torunumuzu da al gel." Sezen teyze benimle beraber ayağa kalktığında annem ve kucağındaki kızımda arkamızdan geliyordu.
"Geç Efsun'um." Sezen teyze bir sandalye çekip oturmamı sağladığında annemde yanıma oturmuştu.
"Noldu.? Tartıştınız mı.?"
Anneme başımı iki yana sallarken Sezen teyze konuşmaya başlamıştı.
"Artık sadece Duru için görüşeceklermiş." Annem bana bakarken Sezen teyzede bir yandan kahveleri yapıyordu.
"Sen mi istedin."
"Evet." Dediğimde Duru boboyu yere atarak çığlık atmıştı.
Eğilip boboyu tekrar kucağına verdiğimde bu sefer kulağından tutarak bacağına vurmuştu.
"Sen nasıl istiyorsan öyle olsun Efsun. Ateş bu kararına bir şey demez kendini üzme."
Bir şey demedim.
"Biz çıkalım saat geç olmuş zaten Duru'yu yatırayım."
Ayaklandığımda annem de kalkmıştı.
"Eğer yorgun değilsen Duru'yu uyutup yanıma gel konuşalım biraz."
"Yarın konuşalım mı.? Yorgunum biraz."
"Tamam bir tanem." Duru'yu kucağıma verdikten sonra bana sarılmıştı.
İki yanağımdan da öptükten sonra Sezen teyzeye döndüm.
"İyi geceler."
"İyi geceler güzelim yarın kahvaltıya gelmek ister misin Can ve Aslı'da olacak."
"Uyanabilirsem gelirim." Dediğimde ikisi de başını sallamıştı.
Odama girdiğimizde Duru'yu yatağa bırakıp banyoya geçtim.
Aynadan kendime bakarken kendimi tutamadan ağlamaya başladığımda elimle ağzımı kapatıyordum.
Aklım karışıktı.
Onunla her şeyi bir anda silip aile olamazdım.
Düşüncelerim izin vermezdi buna. Sağlıklı bir ilişki kuramazdım şu an.
Ağzımdan boğuk bir ağlama sesi çıktığında elimi daha sıkı bastırdım.
Sessizce hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.
Kapıyı aralayıp aynadan görünen Duru'yu kontrol ettikten sonra tekrar kapattım.
Rüya gibi geçen üç günü mahvetmiştim.
Zamana ihtiyacım vardı.
Bu olayları yeni yeni atlatabiliyordum.
Yeni yeni kendime geliyordum ve anında Ateş'le bir ilişkiye başlayamazdık.
Gözyaşlarımı silip tekrardan kendime baktığımda bu sefer şiş gözlerimle karşılaşmıştım.
Yüzümü yıkayıp odaya geçtiğimde Duru'nun kendi başına sessizce uyumuş olduğunu görünce yine üzüldüm.
Az önce baktığımda uyumuyordu ama sanırım banyoda fazla durmuştum.
Pijamalarımı giydikten sonra yanına gidip alnında öptüm.
Evden çıkmadan önce zaten üstünde pijamaları olduğu için değiştirmemiştim.
Sadece arabayla buraya gelmiştik ve üzeri temizdi gerek yoktu.
Yanına uzandığımda burnumu boynuna gömüp kokusunu içime çektim.
Her şeyim.
Bir tanem.
Kısa süre sonra kokusuyla ve bugünün ağırlığıyla uykuya dalmıştım.
Bir hafta.
Bir haftadır eve uğramıyordu.
İki gün önce Can'ı arayıp Duru'yu şirkete getirmesini isteyince Can onu babasına götürmüştü.
Duru'nun kızımız olduğunu artık herkes biliyordu ve tabi ki hepsi beni suçluyordu. Ateş ve avukatı bununla alakalı açıklama yapmışlardı ama hala her yerde linçleniyordum.
Anneliğimden insanlığıma kadar sorgulanmıştım.
Can'la dün Duru için balon ve oyuncak almaya gittiğimizde magazin muhabirleri bebeği neden Ateş'ten sakladığımı sormuştu.
Şimdide o haberlere bakıyordum.
@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ YAKIN ARKADAŞI CAN CAĞLAYAN İLE BİR OYUNCAKÇI DÜKKANINDAN ÇIKIŞ YAPARKEN GÖRÜNTÜLENDİ. GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE ATEŞ ÇAĞLAYANDAN BİR BEBEĞİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKAN GEDİZ'İN MAKYAJSIZ VE KEYİFSİZ HALİ DİKKATİMİZDEN KAÇMADI. GELEN DUYUMLARA GÖRE ATEŞ ÇAĞLAYAN EFSUN GEDİZE ORTAK ÇOCUKLARI İÇİN VELAYET DAVASI AÇMIŞ VE KIZINI ALMAK İÇİN ÇABALIYORMUŞ. İKİLİNİN BÜYÜK AŞKINDAN SONRA BUNLARI OKUMAK GERÇEKTEN ÇOK ÜZÜCÜ. EFSUN GEDİZ'İN SURATINDAN DA ANLAYACAĞIMIZ GİBİ KENDİSİ ŞU AN BAYA SIKINTILI BİR DÖNEM GEÇİRİYOR VE SIKINTI DEVAM EDECEK GİBİ. ATEŞ ÇAĞLAYAN KIZINI ALMAKTA HAKLI MI.?
176.026 beğenme 27.297 yorum
@instagramkullanıcısı: Efsun hak etti.
@instagramkullanıcısı: Anneden ayrılmaz bebek.
@instagramkullanıcısı: Gözleri şiş ağlamış kız.
@instagramkullanıcısı: Can'la asla ayrılmamalarına kopuyorum.
@instagramkullanıcısı: Kadın denmez böylelerine.
@instagramkullanıcısı: İkisi nasıl bu hale geldi ben hala oradayım.
@instagramkullanıcısı: Şaka gibi hala inanamıyorum bebekleri olduğuna.
@instagramkullanıcısı: Büyük aşkın bir meyvesi olmuş ve biz yeni öğrendik.
@instagramkullanıcısı: Ahlaksız kadın hala insan içine çıkabiliyor.
@instagramkullanıcısı: Evlenmeden çocuk doğurmuş.
@instagramkullanıcısı: Gözleri şişmiş ağlamaktan yazık lan kıza.
@instagramkullanıcısı: Ateş haklı.
@instagramkullanıcısı: Ateş almaz Efsundan kıyamaz ona.
@instagramkullanıcısı: Kadın abinden çocuğu saklamış sen hala onunla arkadaş mısın Can.
@instagramkullanıcısı: Dava mı açmış lan birde. Aşkları kesin bitmiş arkadaşlar.
@instagramkullanıcısı: Efsun yanlış yaptı.
@instagramkullanıcısı: Bebeği saklamak ne demek vicdansız kadın.
@instagramkullanıcısı: Ateş baba olmuş ve bu ikilinin bir çocuğu var hala şaka gibi geliyor.
@instagramkullanıcısı: Efsun ve Ateş dibine kadar yaşadıkları aşktan bir de bebek yapmışlar...BARIŞIN ARTIK.
@instagramkullanıcısı: Can ve Efsunun dostlukları peki. Yicem.
@instagramkullanıcısı: Efsun ağlamış baksanıza yüzüne gözleri hep şiş.
Dava falan yoktu.
Ateş zaten böyle bir şey yapmazdı.
Saçma sapan dedikodular böyle yayılıp gidiyordu.
Annem ve Sezen teyze Duru'yu yanlarına almış kahvelerini içerken ben de mutfakta ona yemek hazırlıyordum.
Meyveleri ezip püre yaptıktan sonra telefon ve tabağı alarak yanlarına gittim.
Duru'nun oturduğu yere oturup bağdaş kurduğumda elindeki boboyu atıp hemen kucağıma geldi.
"Hazırladın mı annem." Anneme başımı sallayıp kızımı doyurmaya başladığımda hızlı hızlı yemesine gülümsüyordum.
Suyunu içirdikten sonra biten tabağı yan tarafa bırakıp onu kucağıma yan bir şekilde yatırdığımda yorgun gözleriyle alttan bana bakıyordu.
Sabah Can'la oynadıktan sonra öğlen babam ve Kıraç amcayla oynadı.
Hava kararmak üzereykende biraz annemlerle oynayınca pili bitmişti.
Kucağımda onu sallarken kayan gözlerini öptüm.
Poposuna hafifçe vururken o çoktan uykuya dalmıştı.
"Uyudu mu.?" Anneme bakmadan başımı salladığımda sırtımı yanımızdaki sandalyeye dayayıp gözlerimi kapattım.
İki gündür neredeyse 6 saatlik uykuyla durduğum için benimde uykum gelmişti.
"Efsun uyuma burada odanıza çıkın annem...hadi kızım."
Dediği gibi odama çıktığımda yatağa yatırdığım kızımla birlikte uykuya dalmıştık.
Aradan geçen bir kaç günde Ateş hala yoktu.
Onu neredeyse 12 gündür görmemiştim.
Can bazen Duru'yu alıp ona götürüyordu o kadar.
Televizyondan onun adını duyduğumda Duru'nun elindeki kumandayı alıp sesi açtım ama haber bitmişti.
Oyuncakların arasından telefonumu bulup hemen ismini arattım.
@GAZETEMAGAZİN:
ATEŞ ÇAĞLAYAN BUGÜN TOPLANTIYA GİRERKEN EFSUN GEDİZ VE KIZI HAKKINDA AÇIKLAMA YAPMIŞ. VELAYET DAVASI AÇMADIĞINI, KIZININ HER ZAMAN ANNESİNİN YANINDA KALACAĞINI, EFSUN GEDİZ'İN MÜKEMMEL BİR ANNE OLDUĞUNU VE KIZLARINA EN İYİ ŞEKİLDE BAKTIĞINI SÖYLEYEN ÇAĞLAYAN HERKESİN KAFASINI KARIŞTIRDI. MADEM TÜM OLANLARA RAĞMEN ORTADA VELAYET DAVASI YOK VE ATEŞ BEY EFSUN GEDİZ İÇİN BUNLARI SÖYLÜYOR O ZAMAN İKİLİ TEKRAR BARIŞMIŞ OLABİLİR Mİ.?
356.052 beğenme 37.926 yorum
@instagramkullanıcısı: Erkek ✖️Adam ✔️
@instagramkullanıcısı: ÖZ ABİM
@instagramkullanıcısı: Evlenin lan
@instagramkullanıcısı: Bunlar barıştı kesin ben size diyeyim
@instagramkullanıcısı: Ateş, Efsuna kıyamaz ki
@instagramkullanıcısı: Bebeğin fotosunu gören var mı.?
@instagramkullanıcısı: Seviyor lan hala.
@instagramkullanıcısı: İkisi de hala birbirini seviyor bence.
@instagramkullanıcısı: Bunlar niye ayrıldı.
@instagramkullanıcısı: Ayrı kalsalar bile birbirlerini seviyorlardı.
@instagramkullanıcısı: Ateş sevdiği kadına kıyamaz.
@instagramkullanıcısı: Çok güzellerdi ya.
@instagramkullanıcısı: Bebeği ne zaman görürüz.
@instagramkullanıcısı: Ateş seviyorum demesede olur.
@instagramkullanıcısı: Kocam durduk yere baba olmuştur ama bebeğin annesi ben değilimdir.
@instagramkullanıcısı: Efsun çok şanslı.
@instagramkullanıcısı: Bir de anneliğine aşık etmiş kadına bak aq
@instagramkullanıcısı: Abi sen seviyorum demesende olur.
@instagramkullanıcısı: Yalan haberden ne zaman vazgeçeceksiniz adam dava falan açmamış.
@instagramkullanıcısı: Adam adam.
@instagramkullanıcısı: Kızlarının adı neee!
Burukça gülümsedim.
Göz ucuyla Duru'ya baktıktan sonra hemen dolaptan kıyafetlerimi çıkartıp giyindim.
"Babanın yanına gidiyoruz anneciğim." Duru anlamış gibi çığlık attığında peçeteyle çenesine akan tükürükleri sildim.
"Senide hazırlayalım hemen...gel bakalım." Kucağıma alıp onu da hazırladıktan sonra tamamdık.
Boboyu da elime aldığımda hızla aşağıya inmiştim.
"Anne."
Ses vermeyince salona doğru yürüdüm.
Bahçe tarafına baktığımda Sezen teyzeyle onu sınırdaki çamların yanında görünce yanlarına doğru gidiyorduk.
"Anne biz gidiyoruz biraz hava alacağız."
İkisi de sevinçle bana bakıyordu.
Neredeyse bir haftadır evden çıkmamıştım.
"Gidin bir tanem kafan dağılır biraz...oy anneannen yesin seni nasıl bir bebeksin sen."
Duru bacaklarını oynattığında gülüyordu.
"Hareketlere bak Esin tam yemelik bu çocuk." Sezen teyzede kızımın yanağını öpünce yanlarından ayrılıp arabaya binmiştik bile.
Şirketin otoparkına girdiğimde Ateş'e özel alana park edip kızımı kucağıma aldım.
Bebek arabası arabadaydı ama şu an çıkartmaya üşendiğim için kucağıma almıştım.
Asansöre binip kimseye görünmeden kata çıkmıştım ama indiğimde herkesin yoğun bakışı üzerimde olmuştu.
"Hoş geldiniz Efsun hanım." Yanıma gelen kıza baktım.
Tanıyordum ama adını unutmuştum.
"Hoş buldum nasılsın."
"Sağ olun siz nasılsınız Efsun hanım...tebrik ederim çok sevindim." Duru'ya bakarak konuştuğunda hafifçe gülümsedim.
"Teşekkür ederim..."
"Yaren." Diyerek ismini hatırlattığında tekrar gülümsedim.
"Ateş odasında mı Yaren."
"Ateş bey sabah 7 den beri toplantıda." Saatine baktı. "Ama bitmek üzeredir sizi odasına alayım ben kahve içersiniz değil mi.?"
Gülümsedim.
"İçerim teşekkür ederim." Odasına doğru yürüyorduk.
"Dila, Ateş beyin odasına orta şekerli türk kahvesi gönderir misin.?" Ben söylemeden nasıl içtiğimi biliyordu.
Buraya geldiğimde çok karşılaşırdık ama adı aklımdan çıkmıştı.
"Buyrun Efsun hanım siz içeriye geçin kahveniz bir kaç dakikaya gelir."
"Teşekkür ederim Yaren." Açtığı kapıdan içeri geçtiğimizde arkamdan tekrar kapatmıştı.
Oda buram buram Ateş kokarken gözlerim bir kaç saniyeliğine kapandı.
Duru'nun yönünü kucağımda önünü görecek şekilde değiştirdiğimde merakla etrafa bakınıyordu.
Başının üstünden öpüp çantayı ve boboyu koltuğun üstüne atıp biraz turladım.
Masanın diğer tarafına geçtiğimde kapı tıklatılmıştı.
Elinde tepsiyle odaya giren kızı görünce durdum.
"Hoş geldiniz efendim...afiyet olsun."
"Eline sağlık teşekkür ederim." Gülümseyip odadan çıkmıştı.
Masanın üzerine tekrar baktığımda kenardaki çerçeveyi elime alıp burukça gülümsedim.
"Bak sen varsın burada aşkım." Duru çerçeveye elini bastırdığında çekip almaya çalışıyordu.
"Baban senin fotoğrafını masasına koymuş." Çığlık attığında çerçeveyi alttan destekleyerek tutmasını sağladım.
Huysuzlanmaya başlayınca örtüsünü yere serip oyuncaklarını döktüm.
O yerde oyuncakları birbirine vururken kahvemi içiyordum.
Ateş'in koltuğuna oturup çekmecelerine bakarken benim fotoğrafımı neden koymadı diye içimden ona trip attım.
"Hem adama istemiyorum de sonrada suçu onda bul." Kendi kendime konuşup sinirle ayağa kalktığımda Duru bir an bana bakıp oyuncaklarına geri döndü.
Geçen bir saatin ardından Duru'nun yanına ben de oturup oyuncaklarla güzel bir şekilde oynamasını sağladım ama kızım onlara biraz kötü davranıyordu.
Odanın kapısı çalınmadan açıldığında abimle göz göze gelmem uzun sürmemişti.
Şaşkınlıkla bana ve Duru'ya bakıp kaşlarını çattı.
"Efsun...niye haber vermedin ne zamandır buradasın." Gözleri Duru'ya kaydığında ayağa kalktım.
"Ateş'i bekliyoruz toplantısı varmış." Cam duvardan dışarıya baktığım sırada görüş açıma büyük bir topluluk ve burada bulunma sebebimiz olan adam girince abimin yanına geçip onlara bakıyordum.
Ateş'in yanında bulunan kadın güldüğünde Ateş'te güldü.
Tek kaşımı istemsizce kaldırdığımda kadının eli Ateş'in kolunu bulmuştu ve beyefendi sesini çıkartmadan yüzündeki gülümsemeyle kadını dinliyordu.
Abim Duru'nun yanına gittiğinde ben hipnoz olmuş gibi önümdeki manzaraya bakıyordum.
Başını sallayıp kadını onaylarken kadın otuz iki diş gülüyordu.
Giydiği takım elbisesinden üstünde sadece beyaz gömlek ve siyah pantolonu vardı. Ceketi yoktu.
Gömleğinin kollarını katlayıp üst düğmelerini de biraz açmıştı.
Fazla yakışıklı görünürken bir de kadınlarla böyle konuşması.
Derin bir nefes alıp kollarımı birbirine bağladığımda abim bir şeyler söylüyordu ama şu an onu dinleyemeyecek kadar meşguldüm.
Bu kadar yakınlığa gerek var mıydı.?
Ateş'in yanına bu sefer başka bir kadın geldiğinde onunla daha sakin konuşuyordu.
Kimdi bunlar.
Diğer kadın elini hala onun kolundan çekmemişken şimdi bir de diğer kadın geçmişti karşısına.
Ateş'e elini uzattığında bekletmeden karşılığını almış ve el sıkışırken gülümseyerek Ateş'e bir şeyler demişti.
Kalabalığın hepsiyle el sıkıştığında ayak üstü tekrar bir kaç kişiyle konuşuyordu.
Bu sefer yan tarafına daha genç bir kadın gelince gözlerimi kıstım.
Kız başkasıyla konuşmasına rağmen bakışlarını Ateş'ten çekmiyordu.
"Gözlerin kayacak gözlerin." Dedim içimdeki anlamsız sinirle.
Kadınların şık mini elbiselerine baktıktan sonra kendime baktım.
Beyaz bir tshirt ve kot pantolon giymiştim.
Spor ayakkabılarımı söylemiyorum bile.
Saçlarımda özensizdi.
Bir anda gelmiştim ve kendime dikkat etmemiştim.
"Geliyor mu.?" Abime yine cevap vermedim.
Ateş'e bakarken arkaya doğru konuştum.
"Yaklaşma Duru'ya."
Ses vermedi.
Ateş'le hala gülerek konuşan kadına bakıyordum.
Gözleri bir saniye bile üstünden ayrılmazken bu durum anormal gelmeye başladı.
"Bu nasıl bir toplantıydı ne işi bu." Bu sefer abim bana cevap vermemişti.
Sonunda gitmeye başladıklarında Ateş'le tekrar tokalaşmışlardı.
İçlerindeki genç ve güzel olan sarışın kadın hala gözlerini ondan ayırmazken sonunda arkasına doğru bir adım atıp Ateş'ten uzaklaşmıştı.
Arkamı dönüp Duru'yu kontrol ettiğimde abimin dibinde olduğunu görünce hızla yanlarına gidip onu sertçe ittirdim.
"Uzak dur diyorum.!" Bağırdığımda Duru'nun gülen yüzü korkuyla bana dönmüştü.
"Ellemedim sadece saçlarına dokundum."
"Dokunma.! Dokunma diyorum sana kıt mısın yaklaşma kızıma."
Abim ayağa kalktığında Duru da korkuyla bacağımdan destek alarak aynı şekilde ayağa kalkmıştı.
Uzanıp onu kucağıma aldığımda sinirimi abimden çıkarttığımın farkındaydım.
Yaklaşmasını istemiyorum dedikçe dibine giriyordu.
Dudakları titreyen kızım başını boynuma gömdüğünde minik bedeni sarsılmıştı.
Ağlıyordu.
Gözlerimi kapatıp açtığımda sakinleşmeye çalıştım ama olmadı.
"Bir şey yok özür dilerim bir tanem...özür dilerim annecim bir daha bağırmayacağım senin yanında özür dilerim." Gözyaşı omzuma değerken kendime küfür ediyordum.
"Senin yanında olamıyorum bırak bari onun yanında olayım."
"İstemiyorum diyorum yaklaşma ne bana ne de kızıma." Sesim kısık olsa da sertti.
Bana çaresizce bakarken ona acımıyordum.
O bana acımazken ona acıyamazdım.
"Dinledin mi beni hiç...kendimi açıklamama izin verdin mi Efsun."
"Sen izin verdin mi.? Kapına geldim yalvardım...diz çöküp sana yalvardım." Dudaklarım titrediğinde ona arkamı döndüm.
Odanın kapısı açıldığında gelen kişiyi bilmeme rağmen arkamı dönmedim.
Kucağımda Duru olduğu için dolan gözlerime hava yapamıyordum.
"Efsun."
Ateş'in ayak sesleri yaklaşırken burnumu çektim.
Abimle tartıştığımızı hareketlerimizden anlamıştı sanırım.
"Kartal bize müsade eder misin.?" Dediğinde odanın kapısı açılıp kapandı.
Ateş önüme gelip elini çeneme koyduğunda mecburen göz göze gelmiştik.
"Ağlama." Duru onun sesini duyduğu an ellerini uzatınca ağlayarak babasının kucağına geçmişti.
"Bir tanem...sen beni ziyarete mi geldin güzelim." Boynundan öptüğünde ağlamaları biraz azalıyordu.
"Ölürüm lan sana..ölürüm senin için."
Derin bir nefes alıp bekleme koltuklarından birine oturduğumda Ateş'in bende olan gözlerini hissedebiliyordum.
"Efsun." Bir şey demedim.
Bir kaç hışırtıdan sonra Ateş önümde diz çöktüğünde parmaklarıyla yüzümü tutunca tekrar göz göze gelmemizi sağlamıştı.
Bir şey demeden ensemden tutarak beni kendine çektiğinde kollarımı ona doladım.
O sırtımı okşayıp bana sıkı bir şekilde sarılırken ben boynunda soluklanıyordum.
"Çok bekledin mi.?"
Başımı iki yana salladım.
"Kızımızı getirdiğin için teşekkür ederim." Boynumun kenarını öptüğünde başımı kaldırdım.
"Eve gelmiyordun...seni görmek istedim."
Gözlerime öyle derin bir ifadeyle bakıyordu ki..hep böyle baksın istemiştim.
Eskisi gibi bakıyordu bana.
Hiçbir şey olmamış gibi şefkatle bakıyordu.
"İyi yaptın güzelim."
Baş parmağı yanağımı okşarken sertçe nefes verdi.
Burnumu çekip kendimi toparlamaya çalıştım.
Ateş'in yüzüne baktığımda onun zaten beni incelediğini görünce gözlerimi kaçırdım.
"Aç mısın.? Yemeğe gidelim mi.?" Dediğinde odada dolaşan bakışlarım onu buldu.
"Müsait misin.?" Yarım şekilde güldü.
"Bu soruyu senin sormaman lazım...unutmuş olamazsın." Diyip ayağa kalktığında yerde duran kızımızı kucağına alıp boynundan öptü.
Ateş bana hep müsaitti.
İki eli kanda olsa da bana her zaman zamanı olduğunu söylerdi.
"Güzellerime her zaman müsaitim değil mi babacığım." Duru sanki konuştuklarımızı anlıyormuş gibi gülerek başını babasının boynuna koyduğunda bir kaç saniye onları izledim.
Çok güzellerdi.
Ateş hayallerimin ötesinde bir baba olmuştu.
Hamileliğimin başından beri bu anları hayal etmiştim.
Gözlerim hızla dolarken bununla tek başıma başa çıkamayacağımı anlıyordum.
İçimdeki her şeyi Ateş'e anlatmam lazımdı.
Gerekirse kızıp bağırırdım ama ona her şeyi söylemem lazımdı. Beni neyin üzdüğünü, onsuz neler yaşadıklarımı anlatmam lazımdı.
Hepsi içimde kaldığı için sürekli üzülüp ağlıyordum ama anlatıp rahatlamam lazımdı.
Düşüncelerimin hepsini ona söyleyecektim.
"Efsun." Ona baktım.
Göz kırpıp ne olduğunu sorduğunda cevap vermeden bakışlarımı kaçırdım.
O yanıma doğru gelirken beklemeden ayaklandığımda Duru'nun çantasını aldım ama o yine yanıma gelip kolumu tutmuştu.
"İyi misin.? Beni görmek iyi gelmiyor sana Efsun." Hemen başımı kaldırıp baktım.
"Seninle alakalı bir şey değil...ben biraz yorgunum." İçi gider gibi bakmaya devam ettiğinde içimden gelerek kollarımı ona sardım.
Şaşırmış olacak ki bir süre sarılmadı.
Bir kolunda Duru varken diğer tarafına komple sarılmıştım.
"Yemekten sonra sana bir şeyler anlatabilir miyim.?" Alnımdan öptüğünde gözyaşlarım akıyordu.
"Bana her şeyi anlatabilirsin can içim...ne istersen anlat bana Efsun yeter ki şöyle bakmasın gözlerin." Gömleğini buruşturarak sıktığımda dudaklarım titriyordu.
"Duru'yu eve bırakıp hep gittiğimiz yere gidelim olur mu.?"
Başımı salladığımda Duru elini başıma atıp saçlarımı tutunca Ateş hemen kolunu tutmuştu.
"Hayır bir tanem...annene zarar verme." Duru çığlık atarak güldüğünde ellerini de saçlarımdan çekti.
"Duru'da gelsin mi.?" Dediğimde elini tekrar yüzüme atıp konuştu.
"Gelmesin...biz baş başa konuşalım her şeyi." Başımı salladığımda o düşen gözyaşlarımı siliyordu.
Onu görünce içimden ağlamak geliyordu.
Görmeyince de öyle oluyordum ama görünce daha farklıydı.
Tek koluyla beni sarıp kendine çektiğinde sırtım Duru'nun ayaklarına değiyordu.
Başımın üstünden öptüğünde gözlerimi kapattım.
"Annemler bakabilir değil mi.?"
Başımı salladığımda az önce alıp yan tarafa bıraktığım çantayı aldı ve yürümeye başladı.
"Telefonumu alır mısın koltuğun kenarında." Aldım.
Onlar önden ben arkalarından odadan çıktığımda herkes bize bakıyordu.
Ateş adım atmayı bıraktığında ben de onunla beraber durdum.
Yanına gelince benimle aynı hizada yürümeye başlamasıyla açtığı koluna girdim.
"Alayım mı.?" Dedim çantaya uzanarak.
Vermedi.
"Geç güzelim." Asansörün kapısını açtığında arkamdaki bakışlardan kurtulmak için hemen binmiştim.
Araba evin önünde durduğunda Ateş yine Duru'yu ve çantayı alırken ben boboyu almış peşlerine takılmıştım.
Annem evde olmadığı için Sezen teyzeye bırakacaktık.
"Sana emanet anne bir şey olduğu an ara."
"Oğlum tamam dedim on defa...ben biraz oynayıp sonra yatırırım kuzucuğumu." Dedi Sezen teyze.
Ateş bana döndüğünde kolunu omzuma atıp yürümemizi sağlamıştı.
Duru'yla az önce vedalaşmıştık zaten.
Arabaya binip özel yerimize gelince Ateş'e baktım.
Başlıyorduk.
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
