YAKARIŞ kitap kapağı

32. bölüm / 37

YAKARIŞ

32

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 32

Duyurular için instagram hesabımı takibe alabilirsiniz (minabuse_)

Oy ve yorumları unutmayın lütfen.
İyi okumalar

**************************

Ateş uyanana kadar bir iki saat uyuyabilirdim sanırım.

Onu gördüğüm için için rahatlasada hala abim için korkuyordum. Annem, babamın kolları arasında ağlarken bir süre sakinleşmesini bekledikten sonra gözlerimi kapattım.

Yarın Ateş uyandığında uykusuz olmak istemiyordum.

Onu sevinçle karşılamak için gözlerimi kapattım ve yarını düşünerek uykuya daldım.

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

2 gün sonra

Gece yarısı Gizem'le beraber abim ve Ateş'in kapılarının önünde beklerken Can'ın az önce getirdiği kahveleri içiyorduk.

Duru annemle beraber yan taraftaki odada uyurken bizse iki adamın kapısında nöbet tutuyorduk.

Ateş iyiydi dün sabaha karşı uyanmıştı.

Abimde iyiydi uyanmıştı.

Cahit amca bir sorun yok dese de annem korktuğu için bir saniye yanından ayrılmıyordu.

İki gündür beklediğimiz koridora alışmaya başladığımız için kimsenin sesi çıkmıyordu.

Sezen teyze bugün akşama doğru bir şeyler getirmek için temizlenen evine gitmişti.

"Şşt Batuhan'la sevgili misin sen." Can'ın sorusuyla Gizem başını kaldırdı.

"Değiliz." Diyip başını tekrar eğdiğinde yutkundu.

"Olacak mısınız.?" Dedim ben de merakla.

"Bilmiyorum ki." Dedi yine dalgın bir ses tonuyla.

Can elindeki kahveyi kenara bırakıp yanımıza geldi.

"Nasıl bilmiyorsun...seviyor musun.? sevmiyor musun.?"

"Can." Dedim uyarı niyetiyle.

Beni takmadan Gizem'in omzundan dürttü.

"Batuhan çok güzel kalpli birisi ben ona şu an iyi gelemem ki. O benim üzmek isteyeceğim son kişi bile değil."

Gizem ve Batuhan uzun süredir tanışıyordu ama daha yeni yeni yakınlaşmaya başlamışlardı. Yani Can bana böyle söylemişti.

"Niye üzeceksin kızım boylu poslu adam kendin diyorsun iyi diye...acaba sen Kart.."

Gizem sertçe Can'a bakınca Can susmuştu.

"Konusunu bile açma. Belirsiz olsak bile Batuhan'la nir yola girmeye hazırlanıyoruz onun adını benim yanımda söyleme Can."

Çok netti tavrı.

Batuhan'dan bahsettiği gibi dalgın çıkmamıştı sesi. Aksine çok net konuşmuştu.

Gizem abimi silmişti.

Tam olarak silmese bile silmeyi aklına koymuştu.

Kolunu okşadığımda kafasını tekrar eğdi.

Can şaşırmış ifadesiyle Gizem'e baktıktan sonra bakışları bana doğru kaydı.

Eliyle bitmiş işareti yaptığında bir şey demeden derin bir nefes aldım.

"Kızmıyor mu Batuhan burada onu beklediğin için."

Gizem tekrar başını kaldırdı ama bu sefer gözlerinde sinir de vardı.

"Ne olsun istiyorsun Can.! Ne dememi bekliyorsun.!" Bağırdıktan sonra sinirle ayağa kalktığında ben de onunla beraber kalkıp kolunu tuttum.

"İmalarına bak Efsun. Sabahtan beri Kartal Kartal Kartal.! Ne olsun Can söyle ne olsun.! Gidip başka bir kadını hamile bırakan adamla mı evleneyim ne istiyorsun ne duymak istiyorsun!"

"Öyle mi dedim Gizem." Dedi Can hemen.

"Tamam biraz sakinleşir misiniz.? Gel Gizem oturalım şuraya." Kolumu ittiğinde bizden uzaklaştı.

"Korkmayın bir şey hissetmiyorum ona karşı.." Can'a baktı. "Olmayacağım Kartalla Can. Rahatladın mı.?"

"Olma mı dedim Gizem sadece tepkini merak et."

"Etme.! Etmeyin ya. Ben her yediğiniz haltta nasıl sizin yanınızda durduysam sizde benim yanımda durun.! Kartal'la olsam da durun olmasam da durun Can."

"Tabi ki duracağım Gizem konuyu başka yerlere çekme." Can ona doğru yürüdüğünde Gizem'i kolları arasına çekmişti.

"Biz hep senin yanındayız aptal." Diyordu Gizem'in kulağına doğru.

Gizem'in hıçkırık sesini duyduğumda onlar sarılırken ikisine de kollarımı dolayarak sarıldım.

Şimdi koridorun ortasında üçümüz sarılıyorduk ve Gizem'in hıçkırık sesi yankılanıyordu.

Sinirleri bozulmuştu yaşananlardan dolayı.

"Kartal'la olmam, olamam onun gibi bir adamla. Batuhan'a da layık değilim."

"Ne demek layık değilim geberttirme kendini." Dedim hemen.

"Kalbi çok güzel...Kartal'ı o kurtardı. Daha bir gün önce ona benim yüzümden yumruk atan adamın hayatını kurtardı."

Sırtını okşuyordum.

"Tıpkı senin Duru'yu kurtardığın gibi." Başını kaldırıp bana baktığında ağlaması da durmuştu.

Tekrar konuştum.

"Yani ikinizde birbirinize layıksınız aşkım."

Dudakları titrediğinde Can'a sarılan kollarını bu sefer bana doladı.

"Ben onu kırmaktan çok korkuyorum Efsun. Aşık değilim ama denemek istiyorum. Onu hayatıma almak istiyorum. Kartal'a inat diye değil yemin ederim."

Başımı sallıyordum beni inandırmaya çalışmasına.

"Biliyorum Gizem açıklama yapma."

"O umrumda bile değil ben sadece mutlu olmak istiyorum...Batuhan'la mutlu olmak istiyorum."

Saçlarını okşadım.

"Olun Gizem. Hiçbir engel yok bir tanem olun..her şeye rağmen mutlu olun."

Başını tekrar omzuma koyduğunda sıkıca sarıldım.

"Kızdın mı Kartal'ı sana söylemedim diye." Abimle birlikte olmasından bahsediyordu.

"Kızmadım."

"Kısa süreli bir şey değildi çok sevmiştik ama ben Amerikaya gidince bitmişti zaten. Hala konuşup mesajlaşıyorduk, o benim gelmemi bekleyeceğini söylüyordu ama sonra Nil'le beraber oldu."

"Yemin ediyordum piç." Can konuştuğunda Gizem onun koluna vurdu.

"Sonrasını biliyorsunuz zaten...o çok geri de kaldı sadece bir an görünce afalladım ve ne yapacağımı bilemedim."

Başımı sallıyordum.

"Çok haklısın her şeyde...kiminle mutlu olacağını düşünüyorsan onunla ol Gizoşum sen her şeyin en iyisine layıksın ve abim iyi birisi değil."

O da başını sallıyordu.

"Değil." Dedi kendi kendine.

Abim onu hak etmiyordu. Beni bu kadar sevdiğini söyleyip tek bir hatada bunları yapan adam hiçbir şeye layık değildi.

Ben bir hata yapıp Kaya ile oladabilirdim de ama abimin Ateş için bana vereceği tepki bu olmamalıydı.

Benim hayatımı bitirmişti o.

Duru babasız büyümüştü bir buçuk yaşına kadar.

Tüylerim diken diken olduğunda daldığım düşüncelerden çıkıp her zamanki gibi Ateş'in odasının yolunu tuttum.

2 gün sonra..

İlaçlardan dolayı uyuyordu.

Baş ucundaki koltuğa oturduğumda yüzüne baktım. Onu affetmek istiyordum.

Duru için onu affetmek istiyordum.

Elim istemsizce yüzüne gittiğinde yatağa eğilip yanağını okşadım.

Gözlerim dolunca kendimi tutamadan bozulan sinirlerimle beraber ağlamaya başlamıştım.

Hıçkırık sesim odada yankılandığında alnımı Ateş'in omzuna koydum.

Gözyaşlarım onun koluna doğru akarken açılan kapıyla beraber kendimi toplamaya çalıştım ama Sezen teyze beni çoktan görmüştü bile.

"Efsun, noldu annem." Telaşla yanıma gelirken ben başımı tekrardan Ateş'in omzuna koydum.

"Noldu Efsun.?" Sezen teyze koluma dokunup yatağın yanına geldiğinde yaşlı gözlerimle ona baktım.

"Bir şey yok sinirlerim bozuldu." Dedikten sonra ağzımdan çıkan ağlama sesiyle şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"Gel biraz hava alalım bunaldın kaç gündür burada." Başımı iki yana sallayıp Ateş'e biraz daha yanaştım.

Elimi onun karnından yatağın diğer tarafına geçirdiğimde artık yüzüm omzuna gömülüydü.

"Anneni çağırayım mı.? Ağlama Efsun ne yapacağımı şaşırdım senin yüzünden...gel hadi koridorda duralım biraz kafan dağılsın."

"Yok Sezen teyze." Dediğimde burnumu çekmiştim.

"Hay Allahım, hay Allahım...bari koltuğa ayaklarımı uzat iki büklüm durma öyle."

Ben cevap vermeyince o ayakkabılarımı çıkartıp bacaklarımı koltuğa koydu.

"Ağlama maviş...her şey düzelecek eminim."

Kolumu okşadıktan sonra başımın üzerinden öpüp odadan çıkmıştı.

Sanırım Ateş'in yanında kalmak için gelmişti ama beni görünce vazgeçti.

Ateş'e dikkat ederek biraz daha sokulduğumda kıpırdanınca hareketlerim durdu.

Ağrı kesicileri ağır olduğu için anında uyku yapıyordu ve sabaha, hatta öğlene kadar uyutuyordu.

Onun kokusuyla kendimi uykuya bıraktığımda kafamda sabah erken uyanma hayalleri yapıyordum.

"Tamam sana da bir şey denmiyor oğlum. Bir şeye üzülmüştür ağlamıştır...söyleme benim sana söylediğimi."

Saçlarımı okşayan parmaklarla ilk bir kaç saniye nerede olduğumu anlamaya çalıştım.

Ateş'in odası.

"Bir şey mi dediniz anne." Ateş'in sert ve sinirli çıkan sesiyle olaya müdahale etmek istedim ama benden önce Sezen teyze hızla konuşmaya başlamıştı.

"Ateş delirtme beni, ne yapacağım kıza iyice kötü kaynana yaptınız beni."

Son cümleye gülmek istesem de hemen başımı kaldırdım.

Göz göze geldiğim adamla bir kere daha şükrettim.

Yaşıyordu.

Onunla göz göze gelince söyleyeceğim şeyi unutmuştum.

"Günaydın Can parçam."

Göz ucuyla Sezen teyzeye baktım.

"Günaydın, iyi misin.?"

Kaşlarını çatarak bana bakıyordu.

"Ben iyiyim sen iyi misin.?" Dedi kolumu tutup okşarken.

Başımı salladığımda saate baktım.

"Duru uyanmıştır, annemde mi.?" Sezen teyze başını salladığında kalkacakken ben getireyim diyerek bizi odada baş başa bırakmıştı.

"Efsun'um.."

"Güzel bebeğim."

Bakışlarımı kaçırdığımda o önümde saçımı alnımdan çekiyordu.

"Bir şey mi yaptım bilmeden...gece ağlamışsın."

"Bir şey yapmadın." Çenemden tutup ona bakmamı sağladığında yüzlerimiz daha da yakınlaşmıştı.

"Niye ağladın Efsun."

"Sinirlerim bozulmuştu kendimi tutamadım." Dedim hızla.

Niye ağladığımı ben de bilmiyordum.

Ateş'i affetmek istediğim için mi.? Yoksa başıma gelenler yüzünden mi.?

Bunu ona söylersem yanlış anlayacağı için sesimi çıkartmadım.

Gözlerime dikkatlice baktı.

Baktı.

Baktı ve başını salladı.

"Öyle olsun güzelim."

İnanmamıştı.

"İyi misin ağrın var mı.?" Gözleri tekrar bana döndü.

"Sen iyi olmadıkça ben de iyi olmayacağım Efsun." Sinirlenmişti.

Ellerine uzanıp tuttum.

"Bir şey olduğu için ağlamadım...sinirlerim bozuldu ve sen öyle yatarken sinir patlaması yaşadım bu kadar."

Ateş kolumdan tutup beni kendine çekeceği sırada odanın kapısının açılması ve ağlama sesinin yankılanmasıyla hızla ayağa kalktım.

Duru, Sezen teyzenin kucağında kıpkırmızı olmuş suratıyla var gücüyle ağlıyordu.

Beni gördüğü an kollarını uzattığında beklemeden onu kucağıma aldım.

"Mam ma m."

"Anneciğim, ağlama bir tanem buradayım." Başının üstünden öptüğümde Sezen teyze Ateş'e bir şeyler söylüyordu.

"Gizem'le oynuyorlardı birden ağlamaya başladı durmayınca getirdim hemen."

Duru'nun ağlama sesi kesilince ona baktım.

Yaşlı gözlerini açmış Ateş'e bakıyordu.

Bu sefer ona gitmek için kucağımdan atıldığında şımarık bir şekilde ağlama sesi çıkarttı.

"Hayır." Dedim Duru'ya doğru.

Yarasını acıtabilirdi.

Hala kollarını Ateş'e uzatırken bana dönüp ağlamaya başlamıştı.

Derin bir iç çektiğimde onun yeni huylarına alışmam gerektiğini aklımın bir kenarına yazdım.

Bu aralar sürekli ağlayarak istediklerini yaptırmaya çalışıyordu.

"Ta ta ta."

"Bugün yok tata." Dediğimde çığlık atıp tekrar Ateş'e doğru atıldı.

Onu kucağımda hoplatıp tekrar üste çıkmasını sağladığımda kollarımın arasında kıpırdayıp duruyordu.

"Kurban olurum lan ben sana nasıl bir şeysin sen Duru." Ateş konuştuğunda Sezen teyzeye baktım.

Duru'nun babasını istemesini dolu gözleriyle izliyordu.

"Getir bana Efsun."

"Olmaz eli kolu durmuyor bir şey olur. "

Ateş'te kollarını uzattığında artık kucağımda heyecanla çığlık atan bebeğimizi tutmam imkansızdı.

Duru ta ta diye diye Ateş'e atılırken dolanıp dikkatlice Ateş'e verdim.

Yatağın kenarına bırakacakken Ateş onu kucağına almıştı.

Sezen teyze kaşla göz arasında odadan çıktığında artık sadece üçümüz vardık.

Ailecek.

Yanlarına oturduğumda Duru bana sinirli sinirli bakıp başını babasının boynuna koyunca Ateş güldü.

"Senin bu kızınla uğraşılmaz triplere bak." Dedim Duru'nun poposuna vururken.

Başını babasının boynundan kaldırıp poposuna vurduğum için gülerek bana bakıyordu.

Dudaklarını elimle balık yapıp onu öptüğümde çığlık atıyordu. Bu sefer sevinç çığlıklarıydı.

Ben bir yanağını öperken Ateş'te diğer yanağından öptüğünde Duru bizim aramızda sıkışmıştı.

İkimizde yanaklarından sürekli öpüp geri çekilince onun kahkahası odada yankılanıyordu.

Ellerini benim saçlarıma atıp tuttuğunda Ateş zorla ayırmıştı.

Hem hasta bakıp hem de şiddet görüyordum.

Duru hala gülerken Ateş bana bakıyordu.

"Acıdı mı.?"

"Yok yok acımadı çok çekemiyor zaten merak etme."

Hala emin olamayarak bana bakarken kucağında duran kızımızın başının üstünden öpüyordu.

"Anneye bir daha böyle bir şey yapma Duru." Gülümsedim Ateş'in söyledikleriyle.

"Ben anneni çok üzdüm sende üzme bir tanem. Artık onu sadece mutlu etmemiz lazım." Dudaklarımdaki gülüş tebessüme dönüştü.

"Onu dünyanın en mutlu kadını yapmamız lazım Duru."

Dudaklarım titrediğinde hemen birbirine bastırdım.

Ateş bunları bana değil sadece kızımıza bakarak söylüyordu.

"Tek başıma yapamıyorum o yüzden ikimiz yapacağız tamam mı meleğim."

Sonunda kahveleri bana döndü ama bir kaç saniye sonra hızla kaçırdı.

"Ateş." Diyip tekrar yan tarafına oturduğumda elimi yanağına attım.

"Ben zaten çok mutluyum...Duru var, sen varsın dünyanın en mutlu insanıyım." Burukça gülümsedi ama bir şey demedi.

İnanmıyordu.

Duru birden benim yaptığım gibi ellerini Ateş'in yanağına attığında Ateş dayanamamış olacak ki onu yatağa koyarak her yerini öpmeye başlamıştı.

"Lan." Diyordu onun bu tatlılığına karşılık.

"Nasıl bir bebeksin sen nasıl...kafayı yiyeceğim ben senin elinde." Duru halinden memnun bir şekilde kahkahalarını bize sunarken Ateş elimi tuttu.

"Odaklanamıyorum Duru varken." Güldüm.

Bende öyle olduğum için onu çok iyi anlıyordum.

Duru ayağa kalkmaya çalıştığında poposunun üstüne düşünce ağlayacağı için hemen diğer tarafa geçmiştim ama o beni şaşırtarak babasına bakıp gülmüştü.

Tekrar denediğinde yine düşmüştü ama Ateş var diye şımarıp ağlamıyordu aksine ona kalktığını göstermek istiyordu ama yapamıyordu.

"Kalk babacığım." Elinden tutup destek olduğunda Duru yatakta ayakları üstünde duruyordu ama Ateş'e tutunarak.

Alkış yaptığımda gülerek bana bakıp tükürükleriyle beraber güldü.

Onun kahkaha seslerinin dışarıya kadar gittiğine emindim.

Ateş yüzünü tutup sertçe öptüğünde tatlılığına doyamıyormuş gibi tekrar öptü.

Duru başını onun boynuna koyup poposunun üstüne oturduğunda Ateş gözlerini kapatıp kokusunu içine çekiyordu.

Karşımdaki görüntü o kadar güzeldi ki.

Bebeğimizin çığlığıyla daldığım düşüncelerden çıkıp onlara baktım. Duru kollarını bana uzatıyordu.

"Böyle dönersin işte kürkçü dükkanına." Diyerek kucağıma aldığımda elleri boynuma tutunmuştu bile.

Ayakta kıpırdana kıpırdana onu gezdirirken tombul yanağını ve nefesini boynumda hissettiğim için şükrediyordum.

Odanın kapısı açıldığında Ateş'e baktım. O zaten hayran bakışlarıyla bizi izliyordu.

"Günaydın Ateş bey, nasılsınız." Doktor konuştuğunda ona baktım.

Güzel bir kadındı ve onu bizimle ilgilenirken ilk defa görüyordum.

"İyiyim teşekkürler."

Kadın göz ucuyla bana bakıp dosyayı eline aldığında Ateş'e bakıp Duru'nun sırtını okşuyordum.

Göz kırptığında gülümseyerek karşılık vermiştim.

İç çektiğinde kucağımda sessizce duran bebeğimizin alnından öpmeye çalışıyordum.

"Şu anlık bir sıkıntı görünmüyor ama sizi iki gün daha misafir edeceğiz....herhangi bir şikayetiniz olursa çağırmanız yeterli geçmiş olsun."

Odadan hızla çıktığında yatağın kenarına oturdum.

"İyisin değil mi.?"

Durunun sırtındaki elimi tuttu.

"İyiyim güzelim...sen iyi değilsin yine yoruldun gözlerin uykusuzluktan kızarmış."

İki gündür ilk defa onun odasına geldiğimde uyumuştum.

"İyiyim ben." Dediğimde Duru başını boynumdan kaldırıp bana baktıktan sonra omzunun üstünden babasına bakmıştı.

"Bab ba."

Duru'nun ağzından çıkan kelimeyle ikimizinde hareketleri durmuştu.

Ateş öylece Duru'ya bakarken güldüm.

"Baba dedi." Dediğimde Ateş hala kızımıza bakıyordu.

"Babb." Duru ona uzanıp konuşmaya çalışırken Ateş'in gözlerini bu sefer baba dönmüştü.

"Baba diyor Ateş." Bende şaşkındım. Beklemiyordum bunu.

"Bir daha söyle Duru. Baba."

"Babba." Ben sesli bir şekilde gülüp onu öptüğümde o da gülmüştü.

Ateş hala inanamıyor gibi bize bakıyordu.

"Baba aşkım bak baban." Duru utanmış gibi başını tekrar boynuma gömdüğünde bize neler hissettirdiğinden haberi yoktu.

Ben onu öperken Ateş alnımdan öpüp Duru'yu kendi kucağına aldığında artık babasının karnında oturuyordu.

"Bab."

Konuşurken biraz bağırıyordu.

"Efsun bana baba diyor."

"Allah Allah." Dedim şaşkınlıkla.

"Niye ki." Diyip güldüğümde Ateş hala şaşkın bakışlarıyla bana döndü.

"Baba dedi."

Duru birden çığlık atarak Ateş'in karnına doğru uzandığında ikimizde şaşkınlıkla ona bakıyorduk.

Baba demişti.

Can bunun için Duru'ya güzel bir trip atacaktı.

"Efsun kucağıma uzanıyor, baba diyor. Delireceğim." Koluna uzandığımda okşamıştım.

"Duru seni çok seviyor görmüyor musun. Bak ilk kelimesi baba oldu." İlk kelimesi değildi ama anlamlı olan ilk kelimesiydi.

"Anne de Duru." Diyip yanaklarından tuttuğumda huysuzlukla diğer tarafa döndü ve minik kollarını Ateş'e sarmaya çalıştı.

"Duru." Dedim yüzünü döndüğü tarafa geçerken.

"Anne de şimdi de." Yine huysuzlukla diğer tarafa dönünce Ateş'in gülmeye başlaması bir olmuştu.

"Kıskanç meleğim." Diyip diğer kolunu bana uzatırken hemen yanına oturup başımı omzuna koydum.

"İlk anne der diye düşünmüştüm ama o sana çabuk iyileş diye sürpriz yaptı."

Başımın üstünden öptüğünde Duru hemen Ateş'e bakmıştı.

Ben şaşkın şaşkın kızımın tepkilerine bakarken o bizi şaşırtarak Ateş'in eline uzandı ve benimle olan temasını kesmeye çalıştı.

"Bana bak." Dedim yerimden kalkarken.

"Sen çok olmaya başladın." Dizlerimi kırarak ona doğru eğildiğimde gülerek bana baktı.

"Anne de." Ateş alakasız anda söylediğime gülerken Duru kaşlarını çattı.

"Bana düşman kesilmiş bu çocuk. En son annem ve Sezen teyze bakıyordu doldurmuşlar bana karşı." Diyip ayağa kalktığımda sesimdeki eğlenceli tını Ateş'i güldürüyordu.

"Eğer üç saniye içinde anne demezsen bu iş burada biter."

"Babbba."

Ateş gülerken ben sahte sinirle Duru'ya bakıyordum.

"Al babanı tepe tepe kullan tamam mı.? Acıktığında da gelme yanıma baban halleder."

"Babb."

Ateş'in gülme sesi yükseldiğinde odanın kapısı açılmıştı.

Sezen teyze ve Kıraç amca girdiğinde şaşırarak oğullarına bakıyorlardı.

"Efsun...noldu.?" Dedi merakla.

Ateş'i böyle gülerken görmedikleri için normaldi tepkileri.

O sadece benim yanımda böyle gülerdi. Dışarıya karşı hep soğuk bir adam olmuştu.

"Görürsün birazdan Sezen teyze." Dediğimde Kıraç amcaya sarılmıştım.

"İyi misin kızım." Diyen adama başımı sallıyordum.

"Ateş ne oldu annem bana da söyle." Ateş dudaklarındaki gülümsemeyle kızımıza bakarken Duru tekrar konuştu.

"Baba."

Çenesindeki tükürükleri silmek için yanlarına gittiğimde Sezen teyzeninde bizim gibi donup kaldığını görünce güldüm.

Çenesini silip geri çekileceğimde Ateş kolumdan tutup avuç içimi dudaklarına götürünce bir süre dudaklarını avcuma yaslı bir şekilde tuttu.

"Seni çok seviyorum Efsun." Sesi kısıktı ama hepimiz duymuştuk.

Yanağını okşadım.

O zaten gözlerimden anlardı cevabımı.

Onu sevdiğimi anlardı.

"Baba mı diyorsun sen..Baba diyor Kıraç." Sezen teyze hemen duygusal moda geçtiğinde odaya annemlerde gelmişti.

Sezen teyze herkese Duru'nun baba dediğini söylediğinde hepsi gülüşürken Ateş öylece bana bakıyordu.

Yatağın kenarına oturup yanağından öptüğümde dudaklarımı bir süre yanağında tuttum.

İç çekmişti.

Duru'nun huysuz çığlığıyla beraber ona baktığımızda yine benim gitmemi ister gibi bacağımı ittiğini görünce annemlerle beraber gülmüştüm.

Babasından kıskanıyordu.

Sanırım bunun şokunu bir süre atlatamayacaktım.

Kız çocukları babalarına düşkün olur diyenlere gülüyordum ama başıma geleceğini tahmin etmemiştim.

Sanırım bir erkek bebeğe ihtiyacım vardı.

Düşündüğüm şeyle beraber sesli güldüğümde annemlerin bana baktığını görünce Duru'nun koluna dokundum.

"Beni sevmiyor musun sen niye anne demiyorsun." Duru gülerek çığlık attığında ağzından bir kaç anlamsız cümle çıkıyordu.

Boynundan öperken Ateş'te beni öpmüştü.

Annemler bir kaç saat sonra gittiklerinde bu sefer ziyarete Can ve Aslı gelmişti. Onlar konuşurken ben de ayakta durarak kucağımda uyuyan bebeğimi sallıyordum.

"Abi lütfen ya." Pencereden dışarı bakan bakışlarım onlara döndü.

Can, Ateş'in yatağına uzanmış koltukta oturan abisine yalvarıyordu.

Evet tam tersi olması lazımken yatakta yatan kişi Can'dı.

"Evde konuşacağız bunları sus şimdi." Demişti Ateş.

Gözleri bana döndüğünde ayağa kalkıp bir kaç adımda yanıma gelip uyuşan kollarımdan kızımızı aldı.

"Biraz oturur musun artık Efsun." Yorulan bedenimle beraber itiraz etmeden onun kalktığı yere oturdum.

Aslı, yatakta Can'ın ayak ucunda oturuyordu.

Ateş Duru'yu benim gibi hafifçe salladığında gülümsedim.

"Efso...ohoo uçtu yine abimi görünce." Aslı ve Can gülerken ikisine bakıp suratımı düzelttim.

"Eve gideceğiz senide bırakalım biraz uyu sabah geliriz."

Başımı iki yana salladığımda bakışlarım Ateş'le kesişti.

Bizi dinliyordu.

"Duru'yu götürelim mi.?"

"Hayır." Demişti Ateş.

Duru'yu bırakmazdım zaten o da bunu bildiği için benden önce davranmıştı.

"O zaman biz gidelim Ateş abi çok geçmiş olsun." Aslı ayaklandığında Ateş ona başını salladız.

"Teşekkürler abiciğim." Dedi.

Aslı'ya sarıldıktan sonra Can'la da vedalaştık.

İkisi gittiğinde Ateş Duru'yu yavaşça yatağa bırakıp üzerini örttükten sonra yanıma oturdu.

İki kişilik hastane koltuğunda onun kolları arasında duruyordum.

"Ağrın var mı.?"

Elim göğüsündeyken başım omuzlarındaydı.

Başımın üstünden öpüp daha çok kendine çekti bedenimi.

"İyiyim bir tanem...çok iyiyim." Gülümsedikten sonra artık açık tutamadığım gözlerim kapanmıştı.

Ateş saçlarımı okşarken bilincim yavaş yavaş kapanıyordu.

"Her şeyimsin sen benim Efsun, her şeyimsin."

"Can parçam...bir tanem."

Boğuk duyduğum bir kaç cümleden sonra kendimi tamamen uykuya bırakmıştım.

"Oğlum, Cihan taşır Efsun'u sen Duru'yu al."

"Duru'yu al anne...uyanmasın başının altından da tut." Ateş'in sesiydi.

"Oy benim kuzucuğum kurban olurum sana." Sezen teyze konuşurken kucağında olduğum beden hareket etmişti.

"Önden geç, arkandayım."

Başımı oynattığımda saçlarımdan öpülmüştüm.

"Uyu bir tanem."

Uyku ve uyanıklık arasında olduğum için hiçbir şey anlamıyordum.

Bedenime çarpan soğuk havayla dışarıya çıktığımızı algılayabilmiştim.

"Ateş! Ne yapıyorsun sen bırak babam taşısın." Belime dokunan başka kolları hissettiğimde kıpırdandım. Çekilmişti o da.

Ateş cevap vermedi.

"Bırak koltuğa hemen dikişlerine bir şey olacak aptal." Diyordu abimin olduğunu düşündüğüm ses.

O da mı ayaklanmıştı.

"Çok zayıf...kuş gibi Kartal çok zayıflamış benim meleğim."

Ateş konuştuktan sonra ortam sessizleşmişti.

Omza vurulma ses geldiğinde Ateş tekrar yürümeye başladığında annem ve Sezen teyzenin sesleri kulaklarıma geliyordu.

"Oğlum niye sen taşıyorsun hay Allahım ya..geçin arabaya." Annemin sesiydi.

Kapı sesisinden sonra sırtım soğuk koltuğa değince bacaklarımı kendime çekmeye çalıştım.

"Duru'nun kemerini tak anne." Benim tarafımdaki kapı kapandıktan kısa süre sonra diğer kapıda kapanmıştı ve sanırım Duru pusetindeydi.

"Geç yana iki yaralı olarak yola devam edeceğiz." Abimin sesi arabada yankılandığında hafifçe gözlerimi araladım.

Abim şoför koltuğunda Ateş'te yanına oturmuştu.

Gözlerime gelen ışıkla beraber tekrar kapattığımda araba hareket etmeye başlamıştı.

"Ne dedi Cahit amca nasıl ikna ettin adamı bizi çıkartması için." Abimin sorusuna Ateş bir kaç saniye sonra cevap vermişti.

"Efsun harap oldu hastanede...her gün doktor gelip evde kontrollerimizi yapacak bu şartla kabul etti."

"Efsun hastanede uyumasın diye mi riskli bir şekilde çıkış yaptık yani."

Ateş cevap vermemişti ama cevabı zaten biliyordum.

Ateş...

Sevdiğim adam.

Seviyordum onu.

Belki yanlıştı ama seviyordum.

Yaşanan onca şeyden sonra gerçekleri öğrendiğimden beri kalbim tekrar onun için atmaya başlamıştı.

"Çok seviyorum Kartal, ölecek kadar çok seviyorum." Ateş'in sesiyle onları dinlemeye başladım.

"Biliyorum."

"Onun için ölsem bile az...çok yaralı. Geri getiremiyorum gözlerindeki ışığı."

"O ışığı ben kardeşimden söküp atmadım mı Ateş, nasıl geri getireceksin ki...ben acımasız bir şekilde onun ışığını aldım nasıl geri gelsin." Demişti abim.

"Gelecek." Diye karşılık almıştı.

"Ben Efsun için varım ve onun gözlerindeki ışığı tekrar görmek için her şeyi yapacağım...Efsun için yaşıyorum ben Kartal."

Derin bir iç çektiğimde bedenim sarsılmıştı.

"Seni affetti."

"Affetmedi." Dedi Ateş.

"Affetti Ateş."

Ateş itiraz eden bir kaç ses çıkartmıştı.

"Kafamı sikip atmak istiyorum." O da derin bir nefes vermişti.

"Çocuğunuz var." Abim hala inanmıyormuş gibi söylediğinde Ateş hafifçe gülmüştü.

"Benim çocuğumu dünyaya getirmiş."

Bu sefer abim onu onaylamıştı.

"Kızım olmuş benim Kartal, dünyalar güzeli bir kız bebek."

Abim gülmüştü.

"Hayalin gerçekleşmiş amına koyayım."

Bu cümleden sonra Ateş bir kaç dakika susmuştu.

"Tek hayalim Efsun'u gerçekten mutlu etmek."

Mutluydum.

Onun yanında mutluydum ama sanırım o öyle görmüyordu.

"Tek hayalim gözlerindeki ışığı tekrar getirmek."

Burukça gülümsedim.

Getirecekti biliyorum.

Beni tekrar dünyanın en mutlu insanı yapacağını biliyordum.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldıııı.?

Oy ve yorumları unutmayın lütfen.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.763okunma 43beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.