36. bölüm / 37
YAKARIŞ36
Bölümler 37Şu an: 36
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KEYİFLİ OKUMALAR
"Kısık sesine ben nasıl dayanacağım yarın Duru."
Koluna gitti dudaklarım.
"Kıyamam ben senin sesine."
Huysuzca mırıldandığında sustum.
Bir süre daha onu izledikten sonra gözlerim günün yorgunluğuyla kapanmıştı.
"Sessiz olun anne."
"İyiler Esin, çıkalım hadi Efsun uyanmasın."
Sezen teyzeyi duyuyordum ama annemin sesini duymamıştım.
"Çok kötü oldu Sezen, çok kötü oldu. Neyle sınıyorlar benim meleğimi." Demişti annem.
Elimin altında hareket eden minik bedenle tek gözümü zorla açarak Duru'ya baktım.
Ellerini açarak uyuyordu.
"Annem, uyuyor merak etme." Annemi gözlerimi kapatarak onaylayıp pencereye baktım. Hava aydınlanmıştı.
"Ateş nerede.?" Dedim boğuk sesimle.
Bir elim Duru'nun karnındaydı.
"Onlar abinle çıktılar." Gözlerini kaçırmasıyla kaşlarımı çatmıştım.
Kenardaki dijital saate baktığımda saatin sabah 09.51 olduğunu görmemle esnemem bir oldu.
Yatağın diğer tarafı buruşuktu yani Ateş gece gelmişti ama sabah bizi görmeden neden gitmişti anlayamamıştım.
"Kahvaltı hazır Can, Aslı ve Gizem aşağıda."
"Duru uyansın inerim." Sezen teyze yatağın ayak ucunda otururken annem ayakta benim tarafımda durarak üstten bize bakıyordu.
Duru'nun çıkarttığı seslerle hareket etmeden ona baktım. Normalde iki saat önce uyanması lazımdı ama dün çok geç uyuduğu için uyanacağını hiç sanmıyordum.
Yan durarak ona döndüğümde Duru, burnu karnıma değecek şekilde dönerek bana doğru dönmüştü.
Elimi beline koyup kendime daha çok çektiğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı ve bunları yaparken uyuyordu minik tırtıl.
"Bu çocuk beni yumuş yumuş yapıyor." Demişti Sezen teyze.
"Siz niye geldiniz.?" Dedim uykulu sesimle. Bir yandan da telefonuma uzanmaya çalışıyordum.
"Dün hemen odaya çıktınız göremedik çocuğu, merak ettim. Ateş bir şeyi yok dedi ama."
"Ne zaman gitti.?"
Ateş'ten bahsettiğimi anladıklarında Sezen teyze hemen konuşmaya başladı.
"Gece biraz sizin yanınızda durdu biz zaten hiç uyumadık hep beraber salondaydık...biraz salona geldi Kıraç ve Cihat'la tartıştı geri sizin yanınıza çıktı. Sonra yine geldi Kartal'la tartışıp tekrar yanınıza geldi...sabah 8 gibi de çıktılar. Uyumadı zaten kimse."
Yine esnemiştim.
Saat 10 olmuştu.
Duru kıpırdanmaya başlayınca ellimle sırtını ovmaya başladım. Rahatlıyordu böyle yapınca.
Eğilip yanağından öptüğümde tek gözü açılınca gülümsedim. Uyanmasını istemiştim bencilce.
O mavilere bakmak istemiştim ve istediğim olmuştu.
"Tırtılım."
Gözlerini hemen kapatıp başını tekrar karnıma gömdüğünde annemler gülüyordu.
"Oy Allahım."
"Bal bu bal bal."
Ben sessizce kızımı izliyordum.
Duru gözlerini kısarak başını karnımdan kaldırmaya çalıştığında çıplak sırtına dokunup destek oldum.
"Anne dolaptan üstüne bir şeyler verir misin.?"
Dün bir şey giydirmeden yatırmıştım.
"Anni ma."
Sırtımı yatak başlığına yaslayıp onuda kucağıma alıp sıkıca sarıldım. Sesini hem çok duymak istiyordum hem de istemiyordum. Düne göre biraz daha iyiydi ama hala kısıktı sesi.
"Oh." Dedim boynundan sertçe öperken. Gülmüştü.
Bir sürü öptüm gülmesi için. O da beni kırmadan gülücüklerini saklamamıştı.
"Annen çok aptal Duru..özür dilerim her şeyim." Dediğimde iki kadınında hareketleri durdu.
Duru gözlerini ovalarken bana bakıyordu.
Alnından öpüp bir süre dudaklarımı oradan çekmedim.
"Anniı."
Dudaklarıma değen parmakları tek tek öperken annemde giyecek bir şeyler getirmişti.
Boğazına sayısız öpücükler kondururken odamın kapısı sessizce ve yavaşça açıldığında hepimiz geleni merak ederek kapıya bakıyorduk.
Ateş gelmişti.
Annemleri gördüğü gibi kaşları şaşkınlıkla çatıldığında Duru ellerini birbirine vurarak alkış yapıyordu.
"Ateş, oğlum sen gitmemiş miydin.?"
"Geldim." Derken gözlerimiz ayrılmamıştı.
Gelmişti.
Hafifçe gülümseyip kucağımda kıpır kıpır olan bebeğimi yatağa bıraktığımda o uca doğru emekleyip babasına ulaşacakken babaannesinin engeline takılıp kucaklanmıştı.
Sezen teyze onu yanaklarından öperken Duru'nun gözleri ona doğru gelen adamdaydı.
Babasında.
"Güzelliğim...güzel kızım, baban ölsün sana." Kızını daha fazla bekletmeden kucağına aldığında gözlerimi bir saniye bile onlardan çekemiyordum.
Çok güzellerdi.
Gülümsememi kesen Duru'nun öksürmesi öldü. Hemde tam hasta öksürmesiydi bu. Kuru kuru ciğerlerinden öksürmüştü.
"Bir şeyi yoktu." Diyerek telaşla yanlarına gittiğimde Ateş onun alnını öperek ateşini kontrol ediyordu.
"Bir şeyi yok ateşi normal." Dedi.
"Dün üstü ıslak dedin...üşümüştür." Konuşamadığımda dudaklarımı birbirine bastırdım.
Çok çabuk unutmuştum dünü ama daha Duru'nun neler yaşadığını bilmiyordum.
"Ne ıslağı Efsun." Dedi annem.
"Dün bulduğumda üstü ıslaktı." Ateş'ten cevap geldiğinde ikisi de üzülerek birbirlerine baktı.
"Saçları ıslak mıydı.?" Dedim aklımda dolanan ve beni kahreden düşünceyle.
"Hayır." Derken kızımızın saçlarını okşayıp öptü.
Onu boğmuş olabilirlerdi diye düşünmüştüm ama çok şükür ki böyle bir şey olmamıştı. Biz içimizi kaplayan üzüntüyle konuşmazken duyduğumuz kısık kahkaha ile hemen gülümsemiştik.
Babasının gömleğinin düğmesiyle oynarken gülüyordu.
Ensesinden öptüğümde bana dönüp gülmüştü. Yanaklarından tutup boğazından tekrardan öptüm.
Hemen iyileşsin diyeydi bu öpücükler.
Annelerin öpücükleri iyileştirirdi.
"Banba."
"Baba." Dedi Ateş onu düzelterek.
"Baba." Derken tekrardan öksürmüştü.
"Üzerini giydireyim Ateş." Bana doğru uzattığında hemen kucaklayıp yatağa yatırdım.
Ayakları kıpır kıpırdı durmuyordu.
"Kolunu tutar mısın.?" Ateş yanımıza geldiği için hemen tutmuştu.
"Dur meleğim, annen üstünü giydiriyor."
"Efsun biz aşağıdayız annem, sizde kahvaltıya gelirsiniz." Annemler odamdan çıkınca üçümüz kalmıştık.
Ailecek.
"İyi misin.?" Duru'nun ellerini bıraktığında yanağımı okşamaya başlamıştı.
"Biraz." Dedim keyifsizce.
Uzanıp Duru'nun bacağını öptüm. Çok derin değildi ama kanayacak kadar derindi.
Kanadığını dünkü sargı bezini çıkartırken görmüştüm.
Neredeyse vücudunun her yerini öpmüştüm.
O bunu oyun sandığı için çığlıklarla gülüyordu.
Kısık çığlıklarla.
"Spreyi sıktın mı hiç." Ateş'in sorusuna başımı hayır anlamında salladım.
Ayaklandığında banyoya gidip gelmişti.
"Doktor gösterdi ben yapayım şimdilik sonra sen yaparsın."
Ben Duru'nun şortunu giydirirken o da boğazına sprey sıkmıştı.
Duru, hemen gözlerini doldurup bana baktığında bende ağlak bir ifadeyle onu kucağıma alıp sarmaladım.
"Anni baba."
Eliyle Ateş'i gösterip bir şeyler derken yüz ifadesi küfür eder gibiydi.
"Baban, iyi ol diye yaptı aşkım." Elinin tersiyle burnunun kenarını silip başını göğüsüme yasladığında yandan yandan babasına bakıyordu.
"Meleğim." Ateş ona uzandığında Duru elini iterek bana daha çok yapıştığında bozulan sinirlerimle güldüm.
Sprey sıktı diye küsmüştü.
"Bana trip mi atıyor yoksa yanlış mı anlıyorum."
Gülümseyerek başımı salladığımda şaşırmışa benziyordu.
"Lan sen daha bir buçuk yaşındasın nasıl trip atabilirsin." Gülerken vücudum titrediğinde Duru başını kaldırmış bana bakıyordu.
Güldüğümü görünce gülerek elini yanağıma attı.
Bir kaç dakika daha üçümüz odada kalmıştık ama Duru'nun acıkma ihtimaliyle hemen ayaklandım.
Sabaha karşı uyandığında yedirmiştim ama hızlı acıkıyordu benim oburiksim.
Herkes salondayken babam ve Kıraç amcanın olmaması dikkatimi çekmişti.
"Babamlar nerede." Dedim ağzıma çilek atarken.
Duru'nun yemeğini hazırlıyordum.
Annem duraksadığında Sezen teyzeye baktı.
"Babanların erkenden çıkması gerekti." Dedi annem yerine Sezen teyze.
Tek kaşımı kaldırıp çilekleri kesmeye devam ettim.
"Ateş neden babamlarla tartıştı demiştiniz." Dediğimde onlara dönmüştüm.
Birbirlerine bakıyorlardı.
"Zor bir soru muydu.?"
"Hayır..hayır zor değil uykusuzuz Efsun." Yine Sezen teyze konuşmuştu.
"Hımm." Dedim gıcık bir şekilde.
"Anne. Babam nerede.?"
"Efsun." Sezen teyzeye baktığımda susmuştu.
"Şirkete gitti anneciğim, erkenden işleri varmış."
Tekrar önüme dönüp muzları soydum.
Yalan söylüyorlardı.
"Ben çocuğa bakayım Can bir şey yapmasın." Diyerek hızlı adımlarla mutfaktan çıkan annemin arkasından bakıyordum.
"Eğer önemli bir şeyse ve benden saklanıyorsa sizi affetmem."
Bir şey demedi Sezen teyze.
"İyi siz konuşmayın, ben Ateş'e sorup zaten öğrenirim."
"Ateş'e sor o söylesin kızım."
Bir şey demeden Duru'nun tabağıyla beraber mutfaktan çıktığımda içeriden keyifli gülüşme sesleri geliyordu.
Ateş kucağında bebeğimizle beraber abimin yanında otururken, abim eline boboyu almış sallayarak kızımı güldürüyordu.
Sabır çeke çeke yanlarına yürürken beni fark eder etmez boboyu masaya bırakarak önüne dönmüştü.
"Mamamam."
"Geldim bir tanem." Elimdeki tabağı masaya bıraktığımda Ateş'te onu bana getiriyordu.
Duru kucağıma gelmek istediğinde alıp sandalyeye yan bir şekilde oturdum.
"Babamlarla tartışmışsın."
Ateş yan tarafımızda duran masanın başındaki sandalyeye oturduğunda abime bakıp tekrar bana döndü.
"Sorun yok hallettim."
"Hangi sorunu hallettiğini soruyorum Ateş." Duru'ya yemeğini yedirirken onun konuşmasını bekliyordum.
"Sana ihaleden dolayı kaçırdıklarını söyledim ama kaçıran kişiler işle ilgili değil."
Tüylerim diken diken olduğunda gelecek olan şeyi biliyordum.
"Kaya mı.?" Dedim çıkmayan sesimle.
Plastik bebek kaşığını tuttuğum elim titreyince o hemen ayağa kalktı ve boynumdan öpüp bir kaç saniye orada bekledi. Arkadan sarılıyordu.
"Korkma o değil."
Dudaklarım titrediğinde göz yaşlarım yavaş yavaş yanaklarımdan akmaya başlamıştı. Aklım geçen on saniyelik düşünce bile beni bu hale getirmeye yetmişti.
"Ağlama Efsun, ağlama can parçam."
Duru başını kaldırıp bize bakmaya çalıştığında Ateş abime seslendi.
"Gel güzelim yemeğini yedirelim sana." Abim Duru'yu kucağımdan aldığında hızla Ateş'e sarıldım ve ağlamaya başladım.
Dün yaşadığım korkuyu hala üstümden atamamışken aklıma gelen düşünceyle iyice kötü olmuştum.
"Ağlama, öldürme beni Efsun."
Boynuma bıraktığı öpücüklerle kendimi neredeyse ona teslim etmiştim. Tüm yüküm ondaydı. Beni zorlanmadan kaldırıp kucağına aldığında ayaklarım yandan sarkıyordu.
"Elif ve Azra."
Duyduğum isimlerle korkuyla başımı kaldırdım.
Onlarda en az Kaya kadar tehlikelilerdi.
Dudaklarımdan bir hıçkırık çıktığında başımı boynuna bastırdı. Saçlarımı okşarken ben ağlıyordum.
"Bir şey yapmamışlar ağlama."
"Babamla Cihat amca Elif'in kaçtığını biliyormuş ve kimseye söylememişler. Her yerde onu arıyorlarmış ama bulamamışlar."
Yüzümü sildim kaba bir şekilde.
"Azra'da çıkmış o delikten haberim yoktu, babamlar hiçbirimize söylemediler...Şu an ikisi de hapishanede. Savcılığa sevk edildiler cezaları belli olacak. Avukatlarımızla görüştüm. En az 15 yıl içeride kalacaklar." Yüzüm yine ağlak ifadeye büründüğünde ona sıkıca sarıldım.
Sırtımı okşuyordu.
"İyice korkmaman için dün sana söylemedim bir tanem. Benimde kaçırıldığını duyduğumda haberim oldu."
İnanıyordum ona.
"Seninle tek bir şartla evlenirim." Sırtımı okşayan elleri durduğunda hızla başını boynumdan kaldırıp bana baktı.
"Söyle..söyleme. Kabul ediyorum."
Dudaklarımı gözünün biraz aşağısına bastırdığımda göz yaşım yine akmıştı.
"Kabul ediyorum Efsun, sen yeter ki benimle evlen. Öl de ölürüm senin için."
Diğer gözünün altından da öptüm.
Ağlamaya devam ediyordum bunları yaparken.
"Buradan gitmek istiyorum...üçümüz olalım Ateş, nolur." Hıçkırdığımda başımı tekrar onun boynuna koymuştum.
"Gidelim can içim, gidelim ağlama...nereye istiyorsan gideriz Efsun ağlama."
"Artık İstanbulda ve bu evde olmak istemiyorum...üçümüz olalım sadece."
Başını hızlı hızlı sallarken boynumun kenarından öpüyordu.
"Gidelim hemen bu akşam."
"İşlerin." Dedim tedirginlikle.
"Hallederim onları...benim her şeyim, can parçam gitmek istemişken işleri kim siker Efsun."
"Yurtdışına mı gitmek istiyorsun."
Başımı olumsuz anlamda salladım.
Tekrar o kadar uzaklaşmak istemiyordum. Gizem vardı, Can vardı.
Onları bırakıp gitmek istemiyordum.
Annemleri de aynı şekilde. Sadece her gün görmek istemiyordum. Ayrılmak istiyordum onlardan.
Üçümüzün yaşadığı ve İstanbul'dan uzak bir yer...
Bodrum.
Ateş'in orada evi vardı ama orada da yaşamak istemiyordum.
Yeni bir ev. Üçümüzün güzel anılarıyla dolacak bir ev.
Ateş'e söylediğimde hızla hazırlıklara başlamıştı.
Ertesi gün beraber ev bakmaya gittiğimizde iki katlı bahçeli ve denize beş dakika olan bir ev almıştık, bir haftadır da buradaydık.
Bu arada..
Biz Bodrum'da evlendik.
"Ağlayacağım şimdi Efsun çok güzel oldun." Gizem gerçekten ağlarken ben aynada kendime bakıyordum.
Üzerimde hayallerimden bile güzel olan bir gelinlik vardı.
"Lan abim seni görünce kalpten gitmezse iyi." Can'ın söyledikleriyle gözlerimiz dolu bir şekilde gülmüştük.
"Hadi ben gidip damadı çağırayım yoksa sümüklü Gizem gibi ağlayacağım." Can hızla odadan çıktığında arkasından gülümseyerek bakıyorduk.
Gerçekten de ağlayacağı için bahane bulup kaçmıştı.
"Mutlusun değil mi Efsun."
Gözlerim dolduğunda kendime hava yaptım.
"Çok." Dediğimde hızla bana sarıldı.
"Ben senden daha mutluyum." Biliyordum.
Canımdı o benim. Çok seviyordum Gizem'i.
Duru yanımdaysa belki de Gizem sayesindeydi ve ben böyle önemli bir günde onun yanımda olmasını istemiştim.
Biz evi tuttuktan sonra Can ve Gizem'de gelmişti.
Diğer günde abim gelmişti.
Can, Aslı ile gelirken Gizem'de Batuhan'la gelmişti.
Ve Batuhan'a gerçekten değer veriyordu. Abime inat olsun diye yapmıyordu bunu. Seviyordu Batuhan'ı.
Mutluydu Gizem.
Can'da aynı şekilde. Aslı ona iyi geliyordu.
Biz böyle gözlerimiz dolu bir şekilde birbirimize sarılı dururken kapı açılmıştı ve sonunda beklediğim kişi gelmişti.
Ateş.
Sevgilim.
Eli kapı kolunda öylece bana bakarken Gizem kıkırdayarak odadan çıktı.
Ateş arkasından kapıyı kapattığında yanıma doğru yürüdü ve tam önümde durup ellerimi tuttu.
"O kadar güzelsin ki...her seferinde beni bir daha aşık edemez dememe rağmen sen inatla beni kendine tekrar ve tekrar aşık ediyorsun."
Alnımdan başlayarak öpücüklerini boynuma indirdiğinde elleri artık belimdeydi.
"Bu anı kaç senedir hayal ettiğimi biliyor musun.? Seni böyle gelinliğin içinde görmeyi ne kadar uzun zamandır bekliyorum biliyor musun Efsun...Can parçam."
Tekrar alnımdan öptüğünde ellerimi yüzünün iki tarafına yerleştirdim.
"Evleniyoruz." Dedim kısık sesimle.
"Evleniyoruz her şeyim."
"Yaşadıklarını, yaşattıklarımı geri alamam her şe.."
"Ateş." Dedim susması için ama o dudaklarıma önce dudaklarını bastırdı sonra da baş parmağını koydu.
"Bundan sonra seni dünyanın en mutlu insanı yapmak için elimden gelmeyeni de yapacağım Efsun, söz veriyorum sana can içim. Söz veriyorum her şeyim, bu aptal adam seni dünyanın en mutlu kadını yapacak, bir daha hiç üzmeyecek."
Zaten dolu olan gözlerimden bir kaç damla yaş aktı.
"Ağlama." Dedi boğuk sesiyle.
"Ağlama...bundan sonra senin sadece gülmen lazım güzel meleğim...seni çok seviyorum Efsun."
Dudakları alnımda bir süre durduğunda kollarımı sıkıca boynuna sardım.
"Seni seviyorum." Dedim zar zor çıkan sesimle.
"Bundan sonra sadece senin için yaşayacağım. Sen ve kızımız için. Her şeyimsiniz siz benim."
"Her şeyimizsin." Yüzümdeki parmakları gözyaşlarımı sildiğinde elimi tuttu ve kaldırıp dudaklarıyla buluşturdu.
Kapıdan çıkıp merdivenlerden inmeye başladığımızda nikahımıza gelen 5 kişi alkışlamaya başlamıştı.
Bir de kızımız vardı tabii.
O da abimin kucağında bizi gördüğü an çığlık atarak ellerini birbirine vurmaya başlamıştı.
Fotoğraflarımız çekilirken biz evetlerimizi demiştik bile.
Mutlu bir aile olacağımıza,
Kızımızı huzur içinde büyüteceğimize,
Belki başka bebeklerimizin olacağına,
Ailemizi yeni bir şehirde kuracağımıza,
Ve birbirimizi sonsuza kadar seveceğimize evet demiştik.
Şimdide uçaktan inmiş eve, annemlere ve Sezen teyzelere kararımızı açıklamaya ve evlendiğimizi söylemeye gidiyorduk.
Onları çok seviyordum ama uzaklaşmam gerekiyordu. Anne olduğum için bazen bocalanabileceğini biliyordum, bunlar normal şeylerdi anneme hak veriyordum ama onlarla yaşamak istemiyordum.
Kendi ailemi kurmaya ve uzaklaşmaya ihtiyacım vardı.
Olmuştu.
Bir hafta sonra gidecektik buradan.
"Aç mısın bir tanem."
"Uçağa binmeden önce yedik ya Ateş." Dediğimde gülmüştüm.
"Uçuştan sonra acıkıyorsun sen."
Öne doğru uzanıp elimi omzuna koyduğumda hemen elimi tutmuştu.
"Ölürüm sana Efsun." Omzunun üstünden öptüğümde başımı bir kaç dakika orada tuttum. Bir gece bile baş başa kalmak bize iyi gelmişti.
Ailecek vakit geçirip gezmiştik. Denize bile girmiştik. Duru için bir ilkti ve bunu yaşarken babası yanındaydı.
Bodrum'daki evimizin eşyalarını abimin ayarladığı iç mimarlarla konuşup, kararlaştırarak sipariş ettiğimizde bize bir hafta süre vermişlerdi.
Oradan hiç ayrılmak istememiştim ama annemlere ve babamlara söylemek için mecburen gelmek zorundaydık.
Sürekli titreyen telefonumla Ateş'ten ayrılıp ekrana baktım. Bizimle ilgili haberler çıkmıştı.
@GAZETEMAGAZİN:
ATEŞ ÇAĞLAYAN VE EFSUN GEDİZ ÇİFTİ'NİN BODRUM'DAN EV ALDIĞINA DAİR SÖYLENTİLER VAR. HATTA SÖYLENTİ DEĞİL ATEŞ ÇAĞLAYAN, EFSUN GEDİZ ADINA BODRUMDA BİR EV ALMIŞ. İKİLİ YENİ EVLERİ İÇİN BİR İÇ MİMARLA ÇALIŞIP EN KISA SÜREDE HAZIR OLMASINI İSTEMİŞLER. BİR KAÇ KİŞİ İKİLİYİ SON BİR HAFTADIR BODRUMDA GÖRDÜKLERİNİ SÖYLEMİŞTİ AMA TEYİTLİ OLMADIĞI İÇİN HABERİ GİRMEMİŞTİM. ŞİMDİ TÜM TAŞLAR BİRLEŞTİ DİYEBİLİRİM. SANIRIM ÇİFTİMİZ HER ŞEYDEN UZAKLAŞIP YENİ BİR SAYFA AÇMAK İSTİYOR.
379.389 beğenme. 18.739 yorum
@instagramkullanıcısı: Bunlar kesin barıştı mı şimdi ya.
@instagramkullanıcısı: Bebekleri bulunduktan sonra sanırım bu kararı almışlar.
@instagramkullanıcısı: Ay benim hayalim ya.
@instagramkullanıcısı: Vay be.
@instagramkullanıcısı: Bu çift benim travmalarımı tetikliyor. Ayrıldıklarında travmam oluştu.
@instagramkullanıcısı: Mutlu olmayı hak eden iki insan.
@instagramkullanıcısı: Efsun çocuğu saklamış ama araları iyi bu nasıl oluyor.
@instagramkullanıcısı: Resmen gözümüzün önünde barıştılar aq.
@instagramkullanıcısı: Bir daha ayrılırlarsa bunu kaldıramam.
@instagramkullanıcısı: Ay bizim emlak şirketinden aldılar. Arkadaşlar evleri o kadar güzel kiii.
@instagramkullanıcısı: Para var huzur var.
@instagramkullanıcısı: Bari evlenin utanmazlar.
@instagramkullanıcısı: Bunlar bir daha ayrılmasın tüm ülke çökeriz.
@instagramkullanıcısı: Bebekleri bulunmuştu değil mi.?
@instagramkullanıcısı: Ev mi almışlar (boş buzdolabı)
Yine bir sürü haber ve yorum vardı.
Siteye giriş yaptığımızda bebek koltuğunda uyuyan kızımıza baktım. Uçak inerken korkup ağlamıştı.
Yanaklarını öpüp dudaklarımı orada beklettiğimde minik ayaklarını tuttum. Boynundan öpüp kokusunu içime çektiğimde kıpırdanınca hemen çekildim.
Araba durduğunda Ateş arkasını dönüp bize bakmıştı.
"Geldik hanımefendi."
Gülerek ona uzandığımda dudaklarımızı buluşturdum. Ateş yüzümden tutarak beni kendine çektiğinde resmen ortadaki aralıktan onun kucağına geçmiştim.
"Ateş." Dedim kahkaha sesim yankılanırken.
Elimle dudaklarımı kapatırken başımı onun omzuna koyarken bu sefer sessizce gülüyordum.
"Birisi görec.." Dememe kalmadan dışarıdan bize bakan kadınlarla göz göze gelmiştik.
Gülen suratım hızla düzeldiğinde Ateş'in omzunu sıktım.
Sezen teyze arabanın kapısını açtığında ikimizde sürücü koltuğunda kucak kucağa oturur bir haldeydik.
"Sonunda geldiniz kaçaklar." Derken bizim kapımızdan uzaklaşıp arka kapıyı açmışlardı.
Onlar bize bakmıyorken inmek için hareket etmiştim ama Ateş izin vermeden kucağında benimle birlikte arabadan indi.
Beni evimize taşıdığı günkü gibi kucağına aldığında kendimi tutamadan gülmüştüm.
"Umarım seni yormuyorumdur brandon."
"Brandon'ın belasını siktirme şimdi Efsun..kim lan bu lavuk." Kahkaham bahçede yankılandığında ellerimle boynuna iyice sarıldım.
Annemlerin konuşma sesleri geliyordu ama ben hala Ateş'in sinirli durmasına gülüyordum.
"Efso.! Abi...abim damat oldu sırada bana ge..!" Can karşıdan bize doğru gelirken ben gözlerimi kocaman açmış ona bakıyordum.
Arkamızdaki annemleri gördüğü gibi susmuştu. Başımı annemlere çevirdiğimde pusetteki kızımla arkamızda olduklarını görünce Can'a küfür etmek istemiştim.
"Ne diyorsun sen oğlum ne damadı." Sezen teyze konuştuğunda Can öylece ona bakıyordu.
"Abim evlenme teklifi etmişti ya hani anne..ona dedim damat olacak diye."
Annemler onu takmadan yanımızdan geçip eve girdiklerinde Ateş'te arkalarından yürümeye devam etti.
"Şimdi mi söyleyeceksiniz." Ateş, kardeşine başını salladığında gerilmiştim.
Kızacaklardı.
Kırılacaklardı.
Ama bunların hepsini ben de yaşamıştım. Onlarda bana yaşatmıştı aynılarını.
İlk defa kendim için bir şey yapmak istemiştim ve sevdiğim adamın teklifini geri çevirmeden yuvamızı kurmak için gittiğimiz yerde evlenmiştim.
Burada olsaydı da aile içinde olacaktı. Değişen bir şey olmayacaktı yani. Hatta burada olsaydı gelinlik bile giymek istemezdim.
Yani sadece imza attığımızı görmemişlerdi.
Vicdanını rahatlatmaya mı çalışıyorsun şu an.
Sanırım.
"Ben nasıl özledim seni kuzucuğum benim..babaannen yesin seni."
"Beş günde nasıl özletti kendini görüyor musun Sezen." Demişti annem.
Bunları tam konuşmayı yapacağımız sırada demeleri biraz modumu düşürmüştü.
"Ateş, kimseye söylemeden çekip gitmek ne demek oğlum...en azından bir vedalaşsaydık bir anda çıkmış gitmişsiniz...valla ben artık bu ikisinin deliliklerine akıl sır erdiremiyorum."
"Geç otur anne size bir şey diyeceğiz."
Ateş beni koltuğa bıraktıktan sonra annesine bakmıştı.
Ben de aynı şekilde anneme baktım ama o bana değil parmağımdaki yüzüğe bakıyordu. Gözleri bana çıktığında dolu gözleriyle gülümsedi.
Anlamıştı.
Başını eğip burnunu çektiğinde gözyaşları akmış olacak ki yüzünü siliyordu.
"Esin, ne oldu.?"
"Biz taşınmaya karar verdik..Bodrum'a." Ateş'in konuşmasıyla iki kadında aynı anda bize baktı.
Annem gözünden akan yaşlarla Sezen teyzede dolan gözleriyle.
"Nasıl Bodrum'a, İstanbul'da yakınımızda bir yere taşınsanız annem hem Duru'yu görmek için gidip geliriz." Sezen teyzenin konuşurken sesi titreyince ben sadece anneme bakıyordum.
Üzülmüştü.
Ama gözlerime sevinmiş gibi bakıyordu.
"Ne yapacaksınız orada, kimse yok sıkılırsınız."
Sezen teyze bizi ikna etmeye çalışırken salona babamlarda girmişti.
İkisiyle de konuşmuyordum.
Elif'i bize söylemedikleri için kaçırılmıştı kızımız.
"Hoş geldiniz kızım." Babam konuşarak annemin yanına geçtiğinde neden ağladığını çözmek ister gibi ellerini tutmuştu.
"Bodrum'a taşınacaklarmış Kıraç." Dedi Sezen teyze titreyen sesiyle.
Kıraç amca ve babamın bakışları bize döndüğünde ben sadece iç içe geçen parmaklarımıza bakıyordum.
"Neden uzağa gidiyorsunuz oğlum, buradan size uyan bir yerde tutun...annenleri Duru'dan uzaklaştırmayın."
Güldüm.
"Hep kendi eşleriniz önemli değil mi Kıraç amca." Dediğimde bana bakmadı.
"Hep siz önemlisiniz sizin mutluluğunuz, sizin eşlerinizin mutluluğu, huzuru...gerisi de umrunuzda değil."
Salona Can girdiğinde sesini çıkartmadan köşeye geçip oturdu.
"Bodruma taşınalım mı diye size sormuyoruz." Dediğimde hepsine bakıyordum.
"Taşınacağımızı haber veriyoruz." Diyerek bitirdim konuşmamı.
Ateş dudaklarını şakağıma bastırdığında babam konuşmuştu.
"Biz burada şam babası değiliz Efsun, başka bir şehire gitmenize tabi ki bir şey deriz."
"İki yıldır yurtdışında yaşadığımı hatırlıyorsun değil mi baba. O zamanlar neden gitmemem için beni ikna etmedin...çünkü kalırsam sürekli tartışma çıkacaktı ve bu da karını üzecekti. Elif ve Kartal'ı üzecekti benim kalmam, o yüzden tek başıma şehir değil ülke değiştirirken sesini çıkartmamıştın."
Ateş elimi sıkarken ben boğazımı temizledim.
"Ben sizi çok seviyorum ama yaptığınız bazı şeyleri unutmuyorum baba." Babam sinirle ayağa kalktığında anneme döndüm.
Yaşlı gözlerle bana bakıyordu.
"Sık sık gelirim yanına." Dedim ağlamaması için ama bu onu daha çok ağlattı. Ciddi olduğumuzu anlamıştı.
"Ateş biz bir konuşalım." Kıraç amca konuştuğunda Ateş ayağa kalkıp kapının oraya gitti.
Sigara içecekti.
"Beş altı güne gidiyoruz konuşulacak bir şey yok evimizi aldık bile." Dedi Ateş.
Duru kapıya uzak olduğu için sigarasını rahatlıkla yakmıştı.
Dumanı bahçeye üflüyordu.
"Siz bu yüzden mi gittiniz, ev almaya hem de bize sormadan."
Kaşlarım çatılmıştı Sezen teyzenin söylediklerine.
"O evde Efsun'la yaşayacağım için ondan başkasına sormama gerek yoktu."
Hepsi sinirli olduğunu belli ederken gözlerim annemdeydi. O hiçbir şey demeyip sadece ağlıyordu.
"Kadını ne kadar üzdünüz Efsun, gördünüz mü.?" Sezen teyze konuştuğunda annem ayağa kalkıp yanıma doğru gelmişti.
Koltuğa oturmadan önüme gelip dizlerini kırdığında ellerimi tuttu.
"Gidin bir tanem, nerede mutlu olacaksan oraya git..şu mavilerin nerede parlayacaksa oraya git meleğim." Yolda bu konuşmalara kendimi hazırlamıştım ama annemin böyle diyeceğini tahmin edememiştim.
Gözlerim dolu bir şekilde ona bakarken o ellerimi tutup öptü.
"Sadece mutlu olmanı istiyorum Efsun, bebeğimin sadece mutlu olmasını istiyorum...yeniden kahkahalarla gülmeni, yeniden cıvıl cıvıl hiç susmadan konuşmanı istiyorum."
Gözümden bir damla yaş aktığında hızla silmişti.
"Ağlama meleğim...çok sevindim." Baş parmağı yüzüğüme dokunurken neyden bahsettiğini anlamıştım.
Yüzüğümü parmağıyla çevirip gülümsediğimde tekrar ellerimi öptü.
"Çok sevindim." Tekrar söyledikten sonra ayağa kalkmıştı. Onunla birlikte bende hızla kalkıp kollarımı boynuna doladığımda ağlamaya başlamıştım.
O beni sakinleştirmek için bir şeyler diyordu ama ben sadece ağlıyordum.
Saçlarımı okşarken boynuma doğru hafifçe üflüyordu.
"Efsun, ağlama anneciğim. Bana bak." Bakmadım. Sadece sarılmaya devan ettim.
"Kızdın mı.?" Dedim ağlarken.
Boynumdan öptü.
"Çok mutlu oldum kızmadım bir tanem."
Evlendiğimizi ilk o öğrenmişti.
Yüzümü boynundan ayırıp elleriyle yanaklarımdan tuttuğunda yaşlı gözlerle ona bakıyordum.
"Sadece Duru'yu her gün göremeyeceğim için üzüldüm. Sen git ben de biraz kafamı dinleyeyim." Güldüm dediklerine. O da gülüyordu.
Ben anneme bakarken Ateş ortaya bir bomba daha bırakıp Duru'nun pusetini yerden almıştı.
"Bu arada biz evlendik."
Sezen teyze şaşkın bir ses çıkarttığında babam ve Kıraç amca sinirlenmişlerdi.
"Efsun..Ateş ne diyorsun sen. Evin huzurunu bozmaya mı geldiniz." Babam konuştuğunda Sezen teyze ayağa kalkıp Ateş'in yanına gitmişti ama o buraya doğru geliyordu.
"Ne demek evlendik Ateş...bu kızın annesi babası var onlar olmadan ne demek evlendik." Kıraç amca konuşurken Ateş elini bana uzattığı gibi tuttum.
Hepsini arkamızda bırakıp odaya çıkarken Ateş elimi sıkmıştı.
"Takma kimseyi."
Annem hariç diğerlerinin ne dediği umrumda değildi. Sadece anneme üzülmüştüm.
Ateş boşta olan elini omzuma attığında beni kendine çekip başımın üstünden öptü.
Birlikte yeni bir hayata başkayacaktık.
O, ben ve kızımız.
Yeni evimizde ve herkesten uzakta çok mutlu olacaktık.
BÖLÜM SONU
Aşklarım diğer bölüm final olacak.
Neredeyse bir kitabın daha sonuna geldik.
Final bölümünü attıktan kısa süre sonra yeni hikayemi paylaşacağım.
Beni buradan ya da instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Bölüm etkileşimi
