YAKARIŞ kitap kapağı

1. bölüm / 37

YAKARIŞ

1.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 1.BÖLÜM

Keyifli okumalar..

@TAZEMAGAZİN:
VEEE İKİ YIL ARADAN SONRA EFSUN GEDİZ TÜRKİYE DE...TEMELLİ GELDİĞİNİ DUYURAN 24 YAŞINDAKİ GENÇ GÜZELİMİZE GÜZEL DİLEKLERİMİZİ GÖNDERİYORUZ VE ASIL MERAK ETTİĞİMİZ ESKİ SEVGİLİSİ ATEŞ ÇAĞLAYAN İLE GÖRÜŞÜP GÖRÜŞMEYECEKLERİ. BİLİYORSUNUZ Kİ EFSUN'UN ABİSİ KARTAL İLE ATEŞ ÇAĞLAYAN ÇOK YAKIN İKİ ARKADAŞLAR VE AİLELERİNİN EVLERİ YAN YANA EFSUN'DA GELDİ NASIL OLACAK BİLMİYORUM. YORUMLARINIZI YAZIN.

298.628 beğenme. 19.629 yorum

@instagramkullanıcısı: Çığlık atıyorum Efsun dönmüş..
@instagramkullanıcısı: Oha lan unutmuştuk biz bu kızı
@instagramkullanıcısı: Ohaaa
@instagramkullanıcısı: Ateş şok
@instagramkullanıcısı: Bunlar abisiyle falan küs diye duymuştum
@instagramkullanıcısı: çok güzel lan
@instagramkullanıcısı: Efsun Gediz aşkımsın
@instagramkullanıcısı: Oha dönmüş mü komple şokum
@instagramkullanıcısı: olaylı ayrılıklarından sonra görmedik bu kızı
@instagramkullanıcısı: Çok heyecanlı
@instagramkullanıcısı: Arkadaşları almaya geldi havalimanından ben gördüm
@instagramkullanıcısı: ya çok havalı bence egolu
@instagramkullanıcısı: Vay prenses hazretleri gelmiş
@instagramkullanıcısı: Efsun sonunda aq gözümüz yollarda kaldı
@instagramkullanıcısı: Ya iki yıl yoktu şaka gibi Ateş'le ne kadar güzellerdi.
@instagramkullanıcısı: ah ahh hoş geldin aşkım.
@instagramkullanıcısı: fizik kadın gelmiş artık defilelerde görürüz.

Şu an iki yıl sonra odama gelmiş ve hakkımda çıkan haberlere bakıyordum. Annemlerle ve ablamla aram iyiydi ama abimle iki yıldır asla bir iletişimimiz olmamıştı. Arkadaşı daha önemliydi onun için. Ateş'i üzdüğüm için öz kardeşini silmişti.

Derin bir iç çektim.

Ateş ile çok güzel bir ilişkimiz vardı ona çok aşıktım, o kadar çok seviyordum ki, dünyanın diğer ucuna gidelim dese gideceğim tek insandı.

Olmadı. Bitti. Üzerime atılan iftira ve oynanan oyunlardan dolayı bitirdi ilişkimizi.

Abim Kartal ve eski sevgilim Ateş beni sadece bir kere dinleyip ikna olmadıkları, inandırıcı bulmadıkları için tek kalemde silmişlerdi.

Yıkılmıştım. Gerçekten dünyam başıma yıkılmıştı çünkü benim dünyam o zamanlar Ateş'ti.

İki yıl boyunca Newyork'taydım. Bana o şekilde bakmalarını istemediğim için kaçmıştım. Tabii ki bu hareketim onlarda suçlu olduğum için böyle yaptı algısı oluşturmuştu.

Haberler doğruydu. Ateş'lerle komşuyduk. Annem ve babam onun ailesiyle çok yakındı. Her gün birbirlerine yemeğe gidip geliyorlar. Tam da şu an bahçede o yemeklerden birisi gerçekleşiyordu. Yorgun olduğumu söyleyerek gitmemiştim yemeğe.

Odamdan çıkıp misafir odasına girdiğimde perdenin arkasından onların bahçesine bakmaya başladım. Hepsi kalabalık bir masada yemek yiyorlardı.

Ateş ve abim yoktu.

Benim geldiğimi biliyorlardı.

Annemler ve Ateş'in ailesi Ateş'le sevgili olduğumuzu ve ayrıldığımızı da biliyorlardı.

Aynı şekilde Sezen teyzelerde öyle. Sezen teyze Ateş'in annesi.

Kıraç amcada babası.

Babamla araları fazla iyiydi. Aynı abim ve Ateş'in olduğu gibi aralarından su sızmazdı.

Ben onları izlerken bahçeye giren iki lüks araçla duvarın diğer tarafına geçtim. Şimdi görebiliyordum arabaları.

Abim ve Ateş gelmişti.

Kalp atışlarım hızlanmaya başladı.

Kıraç amca elini onlara doğru sallayarak babama bir şey söylüyordu. Arabalarının kapıları açıldığında pür dikkat gözümü bile kırpmadan izliyordum.

İlk önce abim inmişti arabasından. Eskiden her kötü anımda yanımda olan her kötü hissettiğimde onun odasına gittiğim abim.

Burukça gülümsedim. Değişmemişti. Aksine iyice yakışıklı olmuştu.

İki yıldır bir gün bile beni aramadı.

Ateş'te arabasından indiğinde öylece onu izlemeye başladım.

Öyle bir yürüyordu ki yer titriyordu resmen. Abimle beraber ailelerinin olduğu masaya doğru konuşarak ilerlemeye başladılar. Ateş babamla, Abim ise Kıraç amca ile erkekçe selamlaşıp annemleri öpmüşlerdi.

Abim en son ablamın da başının üstünden öpüp yerine geçmişti. Bir şeyler konuşuyorlardı ama duymuyordum.

Herkes sensiz çok mutlu.

Öyleydi. Annem ve Sezen teyze birden güldüklerinde ablam da onlara katılıp gülmüştü.

Ablam, Elif. İyiydi aramız beni çokça aramıştı hatta yanıma bile gelmişti. Ona üstüme iftira atıldığını söyledim beni dinledi ağladığımda sarıldı. Ama ne kadar inandı bilmiyorum.

İnanmasa seninle görüşür müydü yanına geldi kaç kere.

Fazla emin değildim.

Birden telefonum titrediğinde ekrana bakıp sonra tekrar masaya bakmıştım. Abim ve Ateş birbirlerine bakıyorlardı. Ablam'da annemin elindeki telefona bakıyordu. Çünkü annem beni arıyordu.

Ararken masadakilere de bir şeyler söylüyordu.

Babam ve Kıraç amca başını sallıyordu ama abimler sinirlenmişti.

Telefonu açmadım ama annem bir şeyler söyleyerek yine aramıştı. Bu sefer onun telefonu hoparlördeydi masanın üstüne bırakmıştı. Açtım.

"Efsun." Dediğinde bir şey demedim.

"Annem bir şey yemedin geldiğinden beri, bahçedeyiz Sezen teyzenler de var iki dakika insene bir tanem hem en sevdiğin yemeği yapmış Sezen."

Ne diyeceğimi bilemedim ama gitmeyeceğim kesindi. Gözlerim Ateş ve abimin üstündeydi.

"Teşekkür ettiğimi söyle anne aç değilim size afiyet olsun selam söyle Sezen teyze ve Kıraç amcaya." Ateş ben konuşmaya başladığım andan beri annemin masaya koyduğu telefona öfkeyle bakıyordu.

"Üf Efsun üf illa bir sorun çıkartacaksın annecim tamam gelme, dinlen sen." Bir şey demeden telefonu kapattığımda Sezen teyze ve ablam gülmeye başladı annem de şaşkın şaşkın telefona bakıp sonradan güldü.

Abim ve Ateş'in kasıldıklarını buradan bile görebiliyordum.

Onları izlerken koridorun ışığı açıldığında hemen perdeyi kapatıp koşarak merdivenlerin oraya gittim.

"Ya Fatma teyze napıyorsun." Dedim sitemle.

"Kuzucum sen burada mıydın uyuyorsun sandım." Dedi yanıma gelip kolumu okşarken.

"Burdaydım Fatoşcum tuvalete gidecektim." Dedim ama arkama bakıp güldü.

"İki yılda tuvaletin yerini de unuttun galiba Efsun." Dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Giderken de bir annemlere baktım kim var kim yok diye, söyleme sakın." Dedim elimle sus işareti yaparken.

Güldüğünde ben de güldüm.

"Yemek getireyim mi sana aç mısın kaç saattir yemek yemedin." Dedi. Açtım aslında ama annemler beraber yiyeceğiz dediği için hemen odama çıkıp uyuduğumu söyledim.

Benim düşündüğümü görünce tekrar konuştu.

"Sarma da var." Alt dudağımı dişledim.

"Valla mı." Dediğimde sesli bir şekilde güldü.

"Getireyim hemen kuzuma." Yanağından öptüğümde gülerek aşağıya indi.

Işığı kapatıp tekrar pencerenin kenarına geçip yavaşça perdeyi çektim ve ufak bir delik yapıp aşağıya bakmaya başladım.

Bu sefer Ateş ve abim konuşuyordu.

Fatma teyze masaya doğru gitmeye başladığında benim başım eğilmedi koptu.

Sarma tabağı sanırım masada olduğu için gitmişti. Herkes Fatma teyzeye bakınca o da konuşarak annemin yanına doğru yürüdü.

Ateş ve abim yine birbirine baktı sonra abim eliyle bir hareket yaptı. Tam göremedim ama sanırım takma der gibi bir hareket yapmıştı.

Geri zekalı.

Sinirlenmiştim.

Ateş, Fatma abla sarma tabağını alana kadar onu izledi. Dalgındı.

Annem ve Sezen teyze sarma tabağına başka yemeklerden de koyunca gerçekten içimden lanetler okumaya başlamıştım.

Fatma teyze sen beni yaktın yaktın.

O yemeklerle beraber masadan ayrılırken abim olacak piç yüzünden yemeyi düşünmüyordum. Tekrar onları izlemeye başladım.

Ateş konuşmuyordu fazla.

Ablam da sessizdi.

Ablama da fazla güvenemiyordum çünkü abimlerin grubundan Yusuf abinin kız kardeşi Azra ile fazla yakındı ve Azra üstüme iftira atılmasını sağlayan kişi, yılanın başıydı.

Ateş'e ihanet edip şirketindeki bilgileri benim sızdırdığımı söylemişlerdi. Odamdaki çekmeceler de atölyemdeki gizli bölmemde tüm belgeler çıkmıştı. Ayrıca Kaya ile ilişkim varmış gibi göstermişlerdi.

Azra'nın yaptığına adım kadar emindim.

Abim ve Ateş'in babamlardan ayrı bir şirketleri vardı ama ikisi aynı zamanda şirketin diğer alanında babaları sayesinde mafya çocukları olarak anılıyorlardı.

Babam ve Kıraç amca sadece şirketle değil başka işlerle de ilgileniyorlardı ve bu onlardan oğullarına geçmiş gibi bir şeydi. Benim yanımda pek bu konuları konuşmuyorlardı. Ama bir takım şeyleri anlayabiliyordum.

Tehlikeli işler de yapıyorlardı.

Cihan Gediz'in ve Kıraç Çağlayan'ın oğulları. Herkes tarafından tanınan bilinen adamlardı.

Ailemizde aynı şekilde tanınıp biliniyordu.

Başımı iki yana sallayıp aşağıya baktığımda abimin annemle sinirli bir şekilde konuştuğunu görünce kaşlarım çatıldı. İşaret parmağını anneme sallayıp konuşuyordu.

Piç.

Sesleri biraz geliyordu. Perdenin arkasından elimi sokup pencerenin kulpunu bulmaya çalıştım. Camı biraz aralayıp elimle de çok açılmaması için alttan tuttum.

"Sakın diyorum anne sakın.!" Abimin sesini duymamla gözlerimi kapatmam bir oldu.

Kendime itiraf edemesem de ondan ne kadar nefret etsem de özlemiştim.

"Sakın Efsun ve beni aynı masaya oturtmaya çalışmayın.!" Dolan gözlerime küfürler ettim.

"Kes sesini Kartal kardeşin hakkında düzgün konuş kalk git şu masadan.!" Babamdı bunları söyleyen.

Dizlerimin üzerine çöküp dinlemeye başladım.

"Baba, kızın Kaya yavşağı ile bir olup bizi batırmaya çalıştı bunu biliyorsun.!" Hala bağırıyordu.

Kaya..fazla uzun bir meseleydi. Söylediği gibi yavşak herifin tekiydi.

Azra ve Kaya planlamıştı her şeyi..tüm belgeleri tüm mesajları..nasıl yaptıklarını bilmiyorum ama yapmışlardı.

Birisi Ateş'i kıskanıp batırmak istediği için diğeri de Ateş'i sevdiği için. Benden ayırmaktı Azra'nın niyeti.

Pencerenin kenarından kalktığımda Fatma teyzede merdivenlerden çıkıyordu.

"Yemeyeceğim Fatma teyze, İhsan amcaya söyler misin arabamı kapının önüne çıkartsın." Şaşırmıştı.

"Efsun, kızıyorum ama ye şunları öyle git ne demek yemeyeceğim hadi geç odana gidelim yemek ye kuzum." Başımı iki yana salladım tekrardan.

Bugün bu evde yemek yemeyecektim.

"Hay Allahım hay Allahım ya." Söylene söylene aşağı indi.

Ben de odama geçip çantamı aldım. Nil'lerin yanına gidecektim. Aynı sitede oturuyorduk ama onların evi on iki blok ötedeydi.

Aramızda arabayla 10 dakika vardı.

Nil benim en yakın arkadaşlarımdan birisiydi. Tabi bir de Can vardı. Ateş'in kardeşiydi ama benim en yakın arkadaşımdı.

Nil ve ailesi de annemlerle çok yakındı ama Sezen teyze kadar değil.

Nil'e mesaj atıp odadan çıktım. Hızlı hızlı merdivenlerden indiğimde annemin bakışı beni buldu. Tabii sadece annemin değil.

Eliyle gel işareti yaptığında bir şey demeden kapıya gittiğimde hızlıca yerinden kalkıp bana doğru gelmeye başladı masada bir hareketlilik olmuştu ama hızlanıp dış kapıyı açtım ve evden çıktım.

"Efsun." Annem arkamdan sesleniyordu.

"Nereye gidiyorsun Efsun geç eve.!" Babamın da sesini duydum.

İhsan amca arabamı kapının önüne çıkartmıştı. Hızlıca yürüyüp arabanın önüne geldiğimde sol tarafımda yemek yedikleri masa vardı ve hepsi beni görüyordu. O tarafa bakmadan arabama bindim. Kapıları kilitlediğimde annem de gelmiş ve kapıyı açmaya çalışıyordu.

"Aç şunu, geç eve gidemezsin bir yere.!" Arabayı çalıştırdığımda babam da buraya doğru geliyordu. Hızlıca arabayı bahçeden çıkarttım.

İlk andan böyleysen..

Farkında olmadan gaza fazla bastığım için biraz yavaşladım. Gözlerim dolu doluydu.

Ne kadar anlatsam da boş yere suçlanıyordum. Gözlerimi bir iki saniye kapatıp tekrar açtım.

Nefret ediyordum abimden de Ateş'ten de nefret ediyordum.

Telefonum sürekli çalıyordu ama açmıyordum. Yan koltukta yanıp sönüyordu.

Nil'lerin kapısının önüne park ettim arabayı. Bahçede bekliyordu beni zaten.

"Efsun.!" Nil beni gördüğü gibi üstüme atladı.

Sıkıca sarıldım ona.

"Çok özlemişim Efsun çok.." sırtını okşadım.

"Ben de çok özlemişim." Biraz daha sarıldıktan sonra içeriye geçmiştik.

"Kartal'la ben konuşurum tamam mı sen canını sıkma." Başımı iki yana salladım.

Nil abimin sevgilisiydi. Yaklaşık üç senedir beraberlerdi.

"Bu konuyu açma Nil boş ver nefret ediyorum ikisinden de annemlerle konuşacağım ayrı eve çıkmak istediğimi söyleyeceğim." Kolumdan tuttu.

"Efsun..bak gel diyorum şu kızla konuşalım itiraf ettirelim abinle aran boş yere açık şu an." Güldüm.

"Nil sen iyi misin.?" Sinirlenmiştim.

"Şu an gerçekler ortaya çıksa ne çıkmasa ne, kimin umrunda." Ayağa kalkıp pencereye doğru yürüdüm.

"Bana iki yıl önce inanacaklardı." Kısık çıkmıştı sesim.

Nil yanıma gelip arkamdan sarıldı.

"Efsun yaptıklarının ne kadar gerçekçi olduğunu sende bende biliyoruz..Ben bile seni tanımasam." Devamını söylemedi.

"Abim ve sevdiğim adamında beni tanıması lazımdı değil mi Nil." Bir şey demedi. Onlar haklıysa ben on haklıydım.

Serpil teyzelerle de biraz konuştuktan sonra saat on bire gelince kalktım. Nil arabama kadar benimle yürüyordu.

"Yarın Can, sen, ben bir şeyler yapalım olur mu.?" Başımı salladım burukça gülümserken.

Ellerini birbirine vurdu.

"Ayy heyecanlandım eskisi gibi takılacağız." Sarıldığında ben de sarıldım.

Sanırım bunca zaman uzak kaldığımız için henüz alışamamıştım.

"Hadi o zaman yarın görüşürüz gideyim artık." Başını salladığında vedalaştıktan sonra yola çıkmıştım. Telefonumu arabada bıraktığım için dikkatli bir şekilde uzanıp ekrana baktım.

Bir sürü arama ve mesaj vardı.

Sezen teyze bile aramıştı.

Ekranı geri kapattım.

Eve yaklaşmıştım zaten. Tek dileğim onların yemekten sonra bahçede oturmamasıydı ama korumalar kapıyı iki yandan açtığında bahçeye baktım ve tüm kadronun aynı şekilde orada olduğunu görmemle şansıma sövmeye başladım.

Annem arabamı görünce hemen yerinden kalkıp bana doğru yürümeye başlamıştı. Bir an tekrar dönsem mi diye düşününce gülesim geldi. Evin kapısın önünde durmuştum.

Kapımı açmayıp annemin gelmesini bekledim.

Kapım annem tarafından açıldığında kızgınlıkla bana baktığını hissedebiliyordum. Başımı direksiyona yaslayıp ben de anneme bakmaya başladım.

"Aferin sana." Dedi çenesi titrerken.

"Benim ömrüm seni merak etmekle mi geçecek Efsun." Sesi biraz yükselmişti.

Araba yüksek olduğu için yüzlerimiz yakındı.

Kolunu bana atıp sarıldığında ben de ona sarıldım.

Başım hala direksiyondaydı.

"Yemek yedin mi.?" Başımı olumlu anlamda salladım.

"Serpil teyze yapmıştı." Dedim kısık sesimle.

Direksiyondaki başımı kaldırıp yüzümü ellerinin arasına aldı.

"Abin ve Ateş yüzünden mi gittin." Gözlerimi kaçırdım.

Uzanıp yanağımdan öptü.

"Baban abinle sert bir şekilde konuştu aynı şekilde Kıraç amcanda ikisiyle konuştu." İç çektiğimde yine öptü.

"Onlara uyup eğer beni üzecek bir şey yaparsan seni asla affetmem Efsun." Annem öyle bir modda konuşuyordu ki. İster istemez gözlerim doluyordu.

"Benim suçsuz olduğumu biliyorsun değil mi anne.?" Dedim gözlerinin içine bakarak.

Bazı şeyleri anlamak istiyordum.

"Biliyorum." Dedi tereddüt etmeden.

"Benim kızım ihanet etmez, abisine ve sevgilisine ihanet etmez benim güzel bebeğim." Dudaklarım titredi.

"Yusuf abinin kardeşi." Dediğimde kaşlarını çattı.

Şimdi o Bir şeyleri anlamak ister gibi bakıyordu.

"Ne olmuş Azra'ya." Dediğinde gözlerine nasıl baktım bilmiyorum ama anladı. Anladı ve onunda gözleri doldu.

"O mu yaptı." Dediğinde başımı salladım.

"Kaya ve o." Dedim. Kaya'yı zaten biliyordu ama Azra'yı ben ve çocuklardan başka bilen yoktu.

Annemin bedeni kasıldı.

Ne yapacağını düşünür gibi gözlerini açıp kapattı.

"Tamam sen çık şu arabadan odana geç geleceğim yanına konuşalım annecim tamam mı.?" Ben de ona sıkıca sarıldım.

"Yorgun olduğunu söyleyeceğim ama yarın Sezen teyzeni bize çağıracağım ayıp olmasın." Ona da başımı salladım.

"Can seni görmek istiyordu sen gittikten sonra geldi, ben yanına gelince o gelmedi ara ya da mesaj at arkadaşına."

Burnumu çektim.

Ağlamamıştım bile.

"Konuşurum merak etme." Dedim kısık sesimle. Saçlarımı okşayıp benden ayrıldı.

"Hadi çık." Dedi kapıyı iyice açarken. Çantamı ve telefonumu koltuktan alıp arabadan çıktım.

Bahçedekiler şu an bizi görmüyordu.

Annem beni kapının önüne bırakıp kendisi de sağ taraftan bahçeye doğru gitti.

Seviyordum annemi.

Hepsini seviyordum. Sadece ablam ve abim konusunda bir takım sıkıntılarımız vardı.

Fatma teyzeyle kısaca konuşup hemen odama çıktım.

Üstümü değiştirdikten sonra annem tekrar odama gelmişti.

"Gittiler mi.?" Dedim.

"Gitmediler, babanlarla oturuyor herkes gel sen şuraya ne yapacağımızı konuşalım." Yatağa geçtim. Bir tarafta o bir tarafta ben vardım.

Annem yatağa uzandığında ben de hemen yanına uzanıp kollarımı ona sardım. Başım omzundaydı.

"Azra, Ateş'ten mi hoşlanıyordu sen varken." Başımı salladım hızlıca.

"Biz hareketlerinden anlamıştık ama iki yıllık bir mevzu olduğunu sanmıyorduk." Şaşırsam da belli etmedim.

"Ne hareketleri." Dedim sakince.

"Geldiğinde sürekli Ateş'in yanına gidiyor gözleri sürekli onun üstünde daha bir sürü detay var fark ettiğimiz." Bir şey demedim.

Annem saçlarımı okşamakla meşguldü.

"Bir tanem..sen yani..Efsun sen Ateş'e karşı hala bir şeyler hissediyor musun annem." Gözlerimi kapatıp ona daha sıkı sarıldım.

Cevap vermedim ama annem cevabımı almış gibi başımın üzerinden öptü.

"Zor olacak ama yarın kahvaltıya inmek zorundasın Efsun. Kaçarak bir yere varamazsın kızım Ateş'le her gün aynı sofraya oturuyoruz biz güzel meleğim." Biliyordum bunları.

"Bir hal çaresine bakarız tamam mı o Azra'yı mahvederiz üzülme sen sakın düşünmem gerekiyor kafam durdu annecim."

Derin bir nefes aldı.

"Beraber uyuyalım mı.?" Başımı salladım ona daha çok sokulurken.

"Anne.." Devamını getiremedim nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum.

"Söyle annesinin küçük bebeği." Dedi hemen.

"Anne Kaya üç gün önce Newyork'a geldi." Başımı omzundan anında ayırıp yüzüme baktı.

"Ne diyorsun sen Efsun.!" Elimi ağzına koydum hemen.

"Sessiz ol anne lütfen." Dedim gözlerim dolarken.

Annem şaşkınlıkla ve telaşla bakıyordu.

"Anlat yoksa babana konuyu söylemem gerekiyor." Dedi.

"Anne Kaya eve geldi..kapıyı zorla ittirdi yemin ederim ki gücüm yetmedi girdi içeriye.." Gözleri dolmuştu onunda.

"Hızlı anlat.!" Dedi.

Burnumu çektim.

"Polisi aradım karakola götürdüler ikimizi de. sevgilisiyim kavga ettik dedi polislere. Ben, beni taciz ettiğini söyledim içeriye attılar."

Yüzümü ellerinin arasına aldı.

"Sonra." Dedi kısık sesiyle.

"Sonra bir daha gelmedi yani görmedim ben gece ifademi verdikten sonra tekrar eve geçtim sonra işte..eşyalarımı toplayıp geldim." Gerçekten de olay böyle olmuştu.

Annem hızlıca başımı yine göğüsüne koydu.

Sıkıca sarıldık birbirimize.

"Babanla konuşmam gerekiyor bu konuyu Efsun."

Ben de babamla konuşmak istiyordum çünkü Kaya'dan o günden sonra korkmaya başlamıştım.

"Tamam." Dedim sessizce.

Annemin ağladığını hissettiğim de benim de gözümden bir kaç damla yaş düştü.

"Ağlama anne bir şey yok babama anlatalım sadece tamam mı.?" Dedim kolunu okşarken.

Başını iki yana salladı ağlarken.

"Bir daha sakın..sakın evden başka bir yerde yaşamıyorsun benden uzağa gitmiyorsun gebertirim seni."

Başımı salladım hızlıca.

Gözyaşlarını silip son kez beni öptü ve ayağa kalktı.

"Sezen teyzenleri geçirip babanla konuşacağım uyu sen ben yanına gelirim gece annem." Başka bir şey demeden odadan çıktı.

Yastığıma sarılıp olanları düşündüm.

Kaya beni son zamanlarda gerçekten çok korkutuyordu. Buraya gelmemin sebebi zaten tamamen oydu.

Mesajlarını hiçbir zaman ciddiye almamıştım ama işler yanıma gelip evime zorla girmeye çalışınca ciddileşmeye başlamıştı.

Buraya babamla bu konuyu konuşmaya gelmiştim. Ama sanırım annem bunu benim yerime yapacaktı.

Zihnim ve bedenim bir gündür uykusuzluğuma daha fazla dayanamayıp direkt uykuya geçmişti.

Gözlerimi yüzüme vuran ışıktan dolayı yavaş yavaş açtım. Yan tarafıma baktığımda boştu. Sanırım annem gece gelmemişti. Telefonuma uzanıp saate bakacaktım ama annemin mesajıyla ilk önce ona baktım.

🤍: Efsun, uyandığında Sezen teyzenlerin bahçesine in annem kahvaltıya davet etti kadın, hazırlanıp mutlaka in dün konuşmuştuk kızım tamam mı.?

Yataktan kalkıp hızlıca işlerimi halledip üzerimi giyindim.

Merdivenlerden indiğimde gerginlikten ölmek üzereydim. Elimdeki telefonu sıka sıka dış kapıyı açtım.

Salondan da bahçeye çıkıp onların bahçesine geçebilirdim ama o zaman gözler ben oraya yürüyene kadar üzerimde olurdu. O yüzden ilk onların bahçesine girecektim.

Çitlerin üzerinden atlayıp masayı görüş açıma aldım. Gözlerimi sıkıca açıp kapattım.

Ateş'te dahil herkes sofradaydı.

Abim benim geldiğimi hissetmiş gibi kafasına çevirince göz göze geldik ama hemen gözlerimi Can'a çevirdim.

Artık yavaş yavaş masaya yaklaştığımda annem adımı söylediğinde Can hızlıca kafasına çevirip bana baktı. Sonra sandalyesinden arkaya düşürecek kadar hızlıca kalkıp koşarak yanıma gelmeye başladı.

"Efsun'um." Dedi aramızda bir metre kalmışken.

Gözlerim dolu dolu kollarımı açmış onu bekliyordum. Sonunda birbirimize sarıldığımız da kafamı hemen onun omzuna gömdüm.

"Çok özledim aptal." Dedi sessizce.

"Ben de..ben de çok özledim seni Can." Beni kucağına alıp etrafında döndürdüğünde masadakiler gülmüştü.

Can beni bıraktığında sırtım artık masadakilere dönüktü. Bilerek yapmıştı.

Yüzümü ellerinin arasına aldı.

"Nasıl güzelleşmişsin lan sen." gülümsedim ama gözlerim dolu doluydu.

"Sakın ağlayayım deme geri zekalı." Dediğinde hızlıca tekrardan sarıldım.

Çenesini başımın üstüne koydu.

"Gitmiyorsun bir daha değil mi.?" Dedi sessizce.

Başımı salladım. Burnumu çektiğimde kemiklerimi kıracak şekilde sarılıyordu.

"Kemiklerim gruptan ayrılıyor Can." Dediğimde kahkaha atıp ellerini gevşetti.

"Çocuğum biraz ayrılın da biz de sarılalım." Sezen teyze konuştuğunda Can'dan ayrılmak istemesem de kolunu sıkıp ayrıldım ve arkamı döndüm.

Sezen teyze ve Kıraç amca ayağa kalkmışlardı. Abim ve Ateş'e hiç bakmadım.

Hızlıca ilk Kıraç amcanın yanına geçip sarıldım.

"Oyy benim kızım gelmiş hoş geldin Efsun'um." Ailecek bana Efsun'um derlerdi. Çok seviyordum hepsini.

"Hoş buldum Kıraç amca özlemişim seni." Dedim sessizce.

Başımın üstünden öptü.

"Bizde seni çok özledik güzel kızım bizde." Ondan ayrılıp bu sefer Sezen teyzeye baktım. Gözleri dolu doluydu.

Gülümseyip hızlıca yanına gidip sarıldım. Annemde onun yanında olduğu için Sezen teyzeyle sarıldığımda sırtımı okşuyordu.

"Benim bebek kızım gelmiş kurban olurum sana yaz kokulum." Boynumda öptüğünde ben de onun boynundan öptüm.

"Nasıl güzelleşmiş güzelliğim." Gülümseyip daha sıkı sarıldım.

"Hoş geldin Efsun." Dedi ayrılırken.

Başımı salladım. Ellerimi tutuyordu hala.

"Hadi geç çabuk yerine yemeğini ye Efsun." Dedi annem.

Başımı Ateş'e doğru çevirdiğimde telefonda olan bakışlarını o da bana çevirdi.

Nefesimi tutmuş bir şey demesini bekliyordum.

Kıraç amca boğazını temizlediğinde Ateş'te telefonunun ekranını kapatıp başıyla selam verdi ve konuştu.

"Hoş geldin." Sesi duygusuzdu. Normal bir insanla konuşurken takındığı umursamaz tavır vardı sesinde.

"Hoş buldum." Dedim sessizce yerime geçerken. Sesimi kimse duymamıştı.

"Gel buraya Efsun beraber oturalım." Can'ın sesiyle Ateş ve abimin karşısına doğru yürümeye başladım.

Abim hiç konuşmamıştı. Tepki bile vermemişti yemeğine devam ediyordu.

"Günaydın kızım." babam ben yerime geçerken konuştu.

"Günaydın." Dedim onunla göz teması kurmadan.

Can sandalyemi çektiğinde koluna dokunup oturdum.

"Çekersen ölürsün." Dediğimde kahkaha attı.

Sandalyeyi ben otururken çekme gibi bir huyu vardı arkadaşımın.

"Otur şuraya Efsun." Dediğinde gözlerimi kısarak baktım ama oturdum.

Annem tabağımı uzattığında can alıp önüme koydu.

Başını omzuma koyduğunda elimin birini yüzüne çıkartıp ben de yanağımı onun kafasının üstüne yasladım.

Annemler gülüyordu bu halimize.

Ben gitmeden önce hep böyleydik.

Böyle mutlu.

Göz ucuyla abime baktığımda ablamla konuştuğunu gördüm. Abim ablamın burnuna dokunup bir şey söylemişti. Biraz ikisini izlemek istedim ama Can koluma vurunca çatalımı elime alıp ağzıma bir patates attım.

"Sende bir haller var." Dedi kulağıma eğilirken.

Başımı iki yana salladım ama kafama çatalıyla vuruncu şaşkınlıkla ona baktım.

"Can ne yapıyorsun oğlum sen delirdin mi niye vuruyorsun kıza." Sezen teyze konuştu ama ben hala şaşkınlıkla Can'a bakıyordum.

"Yok bir şey anne." Dedi hala bana bakarken.

"Anlatacaksın yemekten sonra." sadece ikimizin duyacağı ses tonuyla söylemişti.

"Kafama niye vuruyorsun aptal." Dedim fısıltıyla.

"Ne olduğunu söylemezsen kırarım kafanı." O kadar ciddi söylüyordu ki gülemiyordum.

Bacağına vurduğumda o da benim bacağıma vuracakken hemen kaldırdım ama bu sefer sandalyeyi yana ittiğinde hemen koluna tutundum.

"Can.!" Kıraç amca çıkan sesten dolayı konuştu.

"Şakalaşıyoruz baba." Can gülümsüyordu.

"Düzgün şakalaş düşüreceksin Efsun'u." Dedi. İki evin de en küçüğü olduğum için çok düşkünlerdi.

Can başını sallayıp tekrar çatalını eline aldı.

"Değişmiyorlar valla Esin." Sezen teyze gülerek annemle konuşuyordu.

Ablam ve abimden hala ses soluk yoktu. Gerçi o üçlüden genel olarak ses soluk yoktu.

Can birden ayağa kalkıp sandalyemi geriye çektiğinde masadaki herkes bize baktı.

"Biz gidelim artık bir arkadaşımıza sözümüz vardı hadi Efsun çok yedin kalk." Dedi Can. Ağzımda zeytin varken bunu demesi herkesin kaşlarını çatmasına sebep olmuştu.

"Can abuk subuk konuşma çocuk yemeğini yesin otur şuraya hergele!." Kıraç amca sinirleniyordu.

Can kolumdan tutup kaldırdığında ona ayak uydurdum.

"Evet unuttum sözümüz vardı gidelim biz ellerine sağlık Sezen teyze." Dedim geldiğimden beri ilk defa sesli konuşarak.

"Efsun otur ye kızım bakma sen şuna." Dedi Sezen teyze.

Can kolumdan tutup resmen sürüklüyordu. Sandalyeme takıldım düşecektim ama Can kolumu tuttuğu için düşmedim.

"Can.!" Ateş'in sesiyle ikimizde durduk. Masadakilerde aynı şekilde.

Ateş sanki ağzından istemsizce çıkmış gibi gözlerini kapatıp açtı.

"Arabanın anahtarını bırakmayı unutma." Dedi birden.

"Bakıma bugün mü gidecekti abi." Can'ın sesiyle Ateş başını salladı.

Can cebinden araba anahtarını çıkartıp Ateş'e doğru attı.

Tekrar bana döndüğünde koluma girip yürümeye başladı.

Masa'dan uzaklaşırken ayağım yine birbirine takıldığında Can beni havada kolumdan kaldırdı ama sendelemiştim. Hızlı bir şekilde yürüyordu hayvan.

"Can.!" Kıraç amca arkamızdan bağırdı.

"Git getir arabanın anahtarını çabuk." Dediğinde hızlıca odama çıkıp çantamı aldım ve Can'ın yanına indim.

"Kolumu kopart Can al kopart." Dedim ona uzatarak.

Anahtarı ona verdiğimde hızlıca sürücü koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı. Ona söve söve ben de yanına geçtim. Ama geçmemle gaza basması bir oldu.

Bahçede olduğumuz için çok ses çıkmıştı. Babamlar buraya doğru geldiğinde Can, ben daha kemerimi bağlamadan gaza basmıştı bile.

"Salaksın biliyorsun değil mi.?" Dedim yan aynalardan babamların arkamızdan el kol yapmalarına bakarken.

"Neden geldin Efsun bir şey oldu değil mi.?" Bir şey demeden kemerimi taktım.

"Nil gelmesin bugün mesaj atarız birazdan beraber takılalım." Dediğinde Nil'e mesajı ben attım.

O arabayı sahile çektiğinde ikimizde hızlıca özel yerimize yürümeye başladık.

Konuşmuyorduk. Oturduk ve yarım saat boyunca sustuk. Ama Can sıkılmış olacak ki sessizliği bozdu.

"Bir şey olmuş." Kendi kendine demişti bunu.

"Sana bir şey olmuş." Dedi tekrar ederek. Denizde olan gözlerim onu buldu.

"Bir şey olmadı."

Kolumu tuttu ve anlatmamı ister gibi baktı.

"Efsun.."

"Kaya mı bir şey yaptı." Biliyordu. Ona anlatmıştım ve bana inanmıştı.

Başımı salladım. Uzatmanın bir anlamı yoktu.

"Buraya gelmeden önce eve geldi saldırmaya çalıştı, karakola gittik onu tutukladılar ben de ilk iş buraya geldim." Sesim titremeden anlatmıştım.

Can küfürler edip duruyordu.

"Orospunun çocuğunu sikmez miyim bu sefer..Gel Kartal abiye ya da abime söyleyelim." Dediğinde dudaklarım titrerken gülümsedim.

Sonra başımı iki yana salladım.

"Asla." Dedim kısık sesimle.

Sıkıntılı bir nefes alıp ayağa kalktı.

Sigarasını çıkartıp yaktı.

"Azra orospusu abimin etrafında dolanıp duruyor sana söz verdim diye bir sikimde yapamıyorum."

Bu sefer sıkıntılı nefesi ben aldım.

"Sevgilisi oldu mu ya da ne bileyim takıldığı kızlar." Bir şey demeden bana baktı.

"Söyle." Dedim ısrar ederek.

"Bir kaç kişiyle görüştü."

Canımın acımaması gerekiyordu değil mi.? Sonuçta iki yıldır burada yoktum ve onu görmüyordum. Ayrılmıştık biz.

Bu beni incitmemeliydi ama neden canım yanmıştı.

Başımı sallayıp tırnaklarımın yanlarını soymaya başladım.

"Olması gerektiği gibi yani." Dedim sesim titrerken. Can sigarasını atıp yanıma geldi. Beklemeden beni kollarının arasına aldı.

"Siktir et abimi." Dediğine güldüm.

"Ettim." Dediğimde o da güldü.

Burnumu çekip başımı Can'ın omzuna koydum.

"Abim ve Ateş'i asla affetmeyeceğim." Dedim.

"Affetme."

"Ben utanılacak bir şey yapmadım." Diyerek devam ettiğimde başımın üstünden öptü.

"Yapmadın güzelliğim sen benim kardeşimsin ben kardeşimi tanıyorum." Sıkıca sarıldım.

"Abin tam bir piç." Kahkaha attı.

"Orospunun önde gideni." Onun söylediğine Bu sefer ben de kahkaha attım.

"Abim de aynı şekilde." Dedim.

Can'la biraz daha sohbet etmiştik ve saat epey geç olmuştu.

Hava kararmıştı ve biz dedikodu yapmaktan bunun farkında bile değildik.

Can'ın eski kız arkadaşlarından ve ben yokken olan olaylardan konuştuk.

Arabaya yerleştiğimizde Can yine sürücü koltuğuna geçti. Hızlı bir şekilde eve geçiyorduk.

Telefona Nil'den mesaj geldiğinde sabahtan beri ilk defa ekranı açtım.

Hep beraber bizde olduklarını söylemişti. Sanırım Serpil teyzelerle beraber gelmişlerdi.

Bir şey yazmadan telefonu geri arabanın önüne bıraktım.

"Abin Nil'e evlenme teklifi edecek." Burukça gülümsedim.

Eskiden olsa Nil ile saç baş kavga ederdim. Abimi çok seviyordum ben onu kimseyle paylaşamazdım ki.

Benim aşkımdı o.

Dı.

Kafamı cama yaslayıp gözlerimi kapattım. Ailemle ilgili özel şeyleri bu şekilde duymak zoruma gidiyordu. Yapmadığım bir şey yüzünden bu konumda olmak çok zoruma gidiyordu.

Gözlerim dolmuştu. Ağlamadım. Başkasının yanında ağlamazdım ben.

Annem ve Can hariç.

"Üzül diye söylemedim Efsun yapma şunu."

Bir şey demedim Can'a.

Siteye girdiğimizde kendimi toparladım.

Can site boş olduğu için biraz fazla hızlandığında güldüm.

"Yapma şunu." Dedim gülerken elim torpidonun üstündeydi.

İyice hızlandı.

"Can." Dedim ama eve gidene kadar böyle süreceğini biliyordum. Tozu dumana katıyordu.

Tavandaki camı açıp koltuğun üstüne basarak dışarıya çıktım.

Kollarımı kaldırıp gözlerimi kapattım.

Can kornaya bastığında kahkaha attım.

Geri zekalı.

Kornaya basılı tutuyordu.

Onların kapısının önüne geldiğimizi görünce inmeye çalıştım ama bacağımı tuttu.

Gülerek koluna vurdum.

Bizim bahçe kapısı açıldığında hala kornaya basıyordu.

Herkes bahçedeydi. Ve evet Nil ailesi ile gelmişti.

Ben hala bedenimi çıkartmış dımdızlak duruyordum.

Can'a sertçe tekme savurup içeriye girdim.

"Can sen bittin bekle öldüreceğim seni in arabadan." Dedim ben sertçe inip kapımı açarken.

Kapıyı sertçe kapatıp Can'ın tarafına dolandım ama o kahkaha atıyordu.

Nil oturduğu yerden kalkıp karşımızda duruyordu ama ben Can'ı arabadan inmesi için zorluyordum.

"Bırak Efsun.!" Dedi Can bağırarak.

Saçları elimdeydi.

"Cenaze namazını kılmaz mıyım ben senin şimdi." Dedim daha çok çekerken.

"Öldün lan sen." Dedi kolumu çekmeye çalışıp. Nil'de bize gülüyordu.

"CAN.!" Kıraç amcanın sesiyle elimi hafifçe gevşettim ama bu sefer de Can arabadan indi.

Hızla elimi çekip evin kapısına doğru koşup bahçedekilerin görüş açısından çıktım ama Can arkamdan gelip hayvan gibi kolumdan tutunca dengemi kaybedip betona düştüm.

Çığlığım bahçede değil sitede yankılandı.

Çenem ve kaşımı sırayla merdivenin betonuna çarpmıştım.

"Siktir.!" Can telaşla beni yerden kaldırıp yüzüme baktı.

*************

İlk bölüm nasıldı.?

Ateş'e bol bol söveceğimiz bir kitap olacak aşklarım.

Oy ve yorumlarınız ilk bölüm için çok önemli unutmayın.!

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.674okunma 128beğeni 40yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.