8. bölüm / 37
YAKARIŞ8
Bölümler 37Şu an: 8
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Odanın kapısı açıldığında yatağımın kenarıda çökmüştü.
Saçlarım okşandığında tanıdık koku ile gözlerimi açıp bağırmak istedim. Ona küfürler etmek istedim ama halim yoktu.
Senden nefret ediyorum Ateş.
Saçlarımın arasından geçen parmaklar başımın ağrısını biliyormuş gibi yavaş yavaş masaj yapıyordu.
Tanıdığım ve bir zamanlar aşık olduğum koku ile uykuya dalmıştım..
******************
Bugün aşağıda kahvaltı sofrası kurulmamıştı. Onun yerine sabaha kadar bahçede oturan annem ve babam duruyordu.
Hiç uyumamışlardı.
Saatin 11 olmasına rağmen evden ses çıkmıyordu. Can odaya geldiğinde ben de kırmızı eşofman takımımla yatakta oturuyordum.
"Bizimkiler bahçeye geçti annem kahvaltı için sizinkileri ikna etmeye çalışıyor." Tepki vermedim.
"Hadi dışarıya çıkalım biraz otururuz." Buna da bir şey demedim.
"Tamam sitenin içinden çıkmayız gel hadi kahve içmeye gidelim Efso." Bakışlarımı ona çıkarttığımda onun da gece hiç uyumadığını anladım.
Ben de iki saat uyuduktan sonra uyanmıştım ve sabaha kadar uyuyamamıştım.
Telefonuma uzanıp aldıktan sonra ayağa kalkmamla Can hemen koluna girmişti.
"Hadi." Dediğinde odadan çıkıyorduk.
Merdivenlerden inerken bahçeye baktım. Annemin üstünde bir tane polar battaniye vardı öylece durmuş Sezen teyzeyi dinliyordu.
Kıraç amcada babamla sigara içiyordu.
Annemin bakışları bana dönünce hızla ayağa kalktı ve onunla beraber herkesin bakışı burayı buldu.
Son basamağıda inip annemi beklemeye başladım.
Neredeyse koşar adımlarla yanıma geliyordu. Aramızda iki üç metre kaldığında üstündeki battaniyeyi atıp kollarını kaldırdı ve hızla bana sarıldı.
Ben de sıkıca ona sarıldım.
Gözleri şişmişti.
Boynumdan bir kaç kere öpüp sarılmaya devam etti.
"İyi misin." Dedi kendi haline bakmadan.
"Sen iyi misin uyumamışsın." Dedim çatallı sesimle. Geceden beri ilk kez konuşuyordum.
Annem benden ayrılıp elleriyle yüzümü kavradı.
"Sen iyi misin onu söyle sadece." Gülümsemeye çalıştım ama pek olmadı.
"Bilmiyorum." Dediğimde tekrar sarıldı.
"Konuşacağız akşam...tamam mı bebeğim oturup konuşacağız." Hiç sanmıyorum anne.
"Tamam." Dedim bir şey belli etmeden.
Onu üzecektim.
Can'a döndü bakışları.
"Sana emanet Can." Dışarı çıkacağımızı anlamıştı.
"Merak etme Esin teyze." Kolunu omzuma koyup kendine çekmişti beni.
Annem kararsız bir şekilde hala bana bakıyordu.
Yüzümü okşadı sonra da gözlerimin üstünden öptü.
"Biraz hava alıp gelin yemek yiyelim ya da siz dışarda kahvaltı yapın beklemeyin aç durma annem." Başımı salladım.
Annemle ayrıldıktan sonra evden çıktık. Ön bahçede çıkmak için yürürken Can'ların evlerinin kapısı açıldı.
Hepsi burada olduğuna göre Ateş'ti çıkan.
Demir kapıyı açıp yola çıktığımızda sol tarafa yani Can'ların kapısının önüne doğru yürümeye başladık.
Onların evinin önünden geçtiğimizde Ateş'te az ileride garaja doğru yürüyordu. Bizi görmemişti sanırım.
Kol kola girmiş yürümeye devam ediyorduk.
Can bir kolunu omzumdan geçirince ben de ona sarıldım ve bu şekilde yürümeye başladık.
"Gidecekmiş gibi duruyorsun." Beni tanıyordu.
"Gideceğim." Dedim başımı onun omzuna koyarken.
"Akşam bir konuşun Efsun benim hatrım için." Derin bir iç çektiğim esnada arkamızdan son sürat Ateş'in arabası geçmişti.
O kadar hızlıydık ki eşofman üstüm uçuşmuştu.
"Geri zekalı." Dedim ağzımın içinden.
"Kaza yapacak aptal." Can'da söyleniyordu.
Ateş'i aklıma getirmemeye çalışarak yürümeye devam ettim.
"Arabayla mı gelseydik Efsun ya." Dedi Can.
Ben de yorulmuştum.
"Taksiye binelim mi.?" Dedim.
"Gel şuraya oturalım biraz." Gösterdiği yere geçtik. Bir evin merdivenine oturduk.
Bir kaç kişi daha vardı ama biz yan tarafa sıkışmıştık.
"Esin teyze çok üzülür sana çok düşkün." Öyleydi ama bu şekilde de ben zarar görüyordum.
"Dün Kartal bana kaşar dedi Can."
"Yine." Diyerek devam ettim.
Gözlerim dalmış bir şekilde yere bakıyordum.
"Erkek orospusu." Güldüm bu dediğine.
"Güldürme." Dedim hemen.
Saçlarımı karıştırdı ve ayağa kalktı.
Sigara içiyordu.
"Şunların sözleriyle gideceğim deme Efsun inadına evde kal rahatsız mı oluyorlar siktir olup gitsinler Esin teyze mahvolur onu düşün." Ellerimle yüzümü kapatıp açtım.
Uykusuzluktan ölmek üzereydim.
"Ayrı ev işini konuşmak istiyorum ama korkuyorum Can...ben annemlerle yaşamak istiyorum korkuyorum." Sigarasını söndürüp yanıma geldi.
Kollarını bana sarınca hemen sarıldım.
"Başka ev yok Efsun." Burnumu çektim daha sıkı sarılırken.
"Dün Cihan amca Kartal abinin belasını siktir artık ağzını açamaz siktir et şunları ablan asla konuşamaz bana güven." Bilmiyordum.
Hiçbir şey bilmiyordum.
"Efsun...sana bir şey soracağım." Gözlerimi kapattığımda kasılmıştım.
Onu soracaktı biliyorum.
Zorlanıyordu konuşurken.
"Abim...yani sen onu...Efsun seviyor musun hala abimi."
Gözlerimi kapatıp omzunda öylece bekledim.
Hayır diyemiyorsun.
Diyemiyorum.
Nefret ediyorum Ateş'ten.
Tüm kalbimle nefret ediyorum.
Susmamla derin bir nefes alıp iç çeken Can'la gözlerimi açtım. Kaldırım taşına doğru bakmaya başladım.
Kaç dakika orada Can'a sarılı halde kaldırım taşına baktım bilmiyorum ama canım acıyordu. Beynimde ki sesler susmuyordu.
Delirecek gibi hissediyorum.
"Eve geçelim mi annem kahvaltı hazırlar gömeriz kimse de yok." Kalkmamla onayı almıştı.
Yine aynı şekilde kol kola evin önüne gelmiştik.
"Bizde yesek." Dedim.
Can hemen onaylamıştı.
Çok acıkmıştım hatta elim ayağım titriyordu.
Büyük demir kapının yanındaki kapıyı açıp içeriye girdiğimizde etrafta kimse görünmüyordu.
Dış kapıdan içeriye geçip mutfağa doğru yürüyorduk. Merdivenlerden inen ablamla oraya hiç bakmadan direkt yürümeye devam ediyorduk.
"Efsun.!" Ablam seslendiğinde durmadan yürüdüm.
"Dün için özür dilerim haberler yanlışmış üstüne gittik." Konuşurken adımlarımı yavaşlatmıştım ama cümlesi bittikten sonra hızlandırıp Can'la beraber mutfağa girdik.
Can direkt geçip dolabı açtığında bir kaç şey çıkarttı. Tost yapacaktı sanırım. Gidip tost makinasının fişini taktım. Can'da sucukları doğruyordu.
"Tost makinasında mı kızartayım tavada mı.?" Bilmiyorum der gibi ellerimle işaret yaptım.
"Tost makinasında yapalım biz konuşurken pişsinler." Başımı sallayıp onun mutfaktaki hamaratlığına baktım.
"Aferin aferin katya." Bunu dememle omzuma vurması bir oldu.
Sevmiyordu katya dememi.
"Kızma katya yemeğimi hazırla." Benim güldüğümü görünce bir şey demeden işine devam etti. Normalde beni bir yerlere atmadan bırakmazdı.
O sucukları doğrarken elime telefonu aldım. Yine bildirimler susmuyordu. Bizi sanırım yolda görmüşlerdi. Haberlere baktım.
@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ DÜNKÜ HABERLERDEN SONRA MAKYAJSIZ VE GÖZLERİ ŞİŞ BİR ŞEKİLDE GÖRÜNTÜLENDİ. BİLİYORSUNUZ HERKESİN SEVGİLİ SANDIĞI İKİLİ ASLINDA REKLAM ÇEKİMİ YAPMIŞLAR YANİ YİNE KANDIRILDIK. DÜN EFSUN BAYA BİR LİNÇ EDİLMESİNE RAĞMEN BİR TANE AÇIKLAMA BİLE YAPMADI ONUN YERİNE MARKA DURUMU HEMEN AÇIKLAYARAK PAYLAŞIMLAR YAPTI. BEN ZATEN EFSUN'UN ATEŞTEN SONRA ALP GİBİ ÇAPKIN BİRİSİYLE BERABER OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM. DİKKATİMİ ÇEKEN TEK ŞEY ŞİŞ VE KIZARIK GÖZLERİ ARTI OLARAK MUTSUZ DURMASI. SANIRIM ÇIKAN HABERLERLE İLGİLİ BİR SIKINTI YAŞADI. SİZCE.?
544.827 beğenme 36.926 yorum
@instagramkullanıcısı: Lan ağlamış bu kız
@instagramkullanıcısı: Oha.
@instagramkullanıcısı: Üzüldüm şu an kıza.
@instagramkullanıcısı: Haberler yalanmış amk yanarım da buna yanarım
@instagramkullanıcısı: Uyumamış sanırım
@instagramkullanıcısı: Konudan bağımsız çok güzel lan
@instagramkullanıcısı: Şiş lan gözleri cidden
@instagramkullanıcısı: Efsun ağlarım bu nasıl bir surat ya
@instagramkullanıcısı: Kızın yaşam enerjisini almışsınız amk
@instagramkullanıcısı: Makyajsız gördüğüm en güzel kızsın be Efsun.
@instagramkullanıcısı: Üzüldüm lan şimdi
@instagramkullanıcısı: ne mal insanlarız biz lan kızı linçletip ağlatıyoruz
@instagramkullanıcısı: uyumamış bu kız nerede görsem tanırım bu gözleri
@instagramkullanıcısı: Ağlamış ya
@instagramkullanıcısı: Çok seviyorum
@instagramkullanıcısı: Haberleri kaldıramayacaksan dışarı çıkma o zaman
@instagramkullanıcısı: Makyajsız bile güzel durması şaka mı
@instagramkullanıcısı: Bayıldım bu kıza
@instagramkullanıcısı: Lan her hali güzel amk uykusuzken bile çok güzel
Fotoğraflarda o kadar komik çıkmıştım ki. Gerçekten de hayat enerjim alınmış gibi çıkmıştım.
Can tostları yaparken ona haberin başlıklarını okuyup fotoğraflarımı gösterdim. O da güldü.
"Kaşarları getirsene." Dediğinde tezgahtan alıp uzattım.
"Tipime bak yarabbim." Bir elimle saçımı düzeltip bir yandan haberlere bakıyordum.
"Güzelsin güzelsin." Dedi.
Tostları tabaklara alıp böldüğümüzde hemen yemeye başladık. Çok acıkmıştım. Can'da öyle.
Yemeklerimizi yerken sıkıldığımız için elimizdeki tabaklarla havuzun kenarına geçtik. Ayaklarımızı havuza sokup tostlarımızı yiyorduk.
Güneş tam tepemizdeydi ama biz biraz salak olduğumuz için sorun değildi.
Tabağımda kalan tostu yana koyup ayaklarımı oynattım. Çok oynatmış olacağım ki Can'a sıçradı su.
"Yemek yiyorum Efsun.!" Dedi yüksek sesle.
Güldüm.
"Afiyet olsun." Ağzının içinden bir şeyler söyleyip yemeye devam etti.
Arkaya doğru uzandım ve gözlerimi kapattım. Başım çimde ayaklarım havuzdaydı.
"Gamzenin haberleri çıkmış, bir fanına saldırmış." Söylediğine gülmek istedim.
Vahşi.
"Saygısız." Dedim ağzımın içinden.
"EFSUN.!" Annemin sesiyle gözlerimi açıp dirseklerimin üstünde durdum.
"Annem sen deli misin burnun kanayacak şimdi gölgeye gel hadi...Can sende." Kollarımdan tutup beni kaldırmıştı bile.
"Belin ağrıyor mu.?" Dedi.
"İyiyim bugün." Biraz ağrıyordu ama söylemedim.
Telefonumu elime alıp yürürken bir kaç habere baktım.
Can'ın paylaştığı fotoğrafları beğenip hepsine baktım. Tüm ifşalarım vardı.
@cancaglayan: Efsun'la bir hafta.
1.827.726 beğenme 61.527 yorum
@instagramkullanıcısı: Lan haykırdım
@instagramkullanıcısı: Efsun niye hep yerde
@instagramkullanıcısı: Ateş beğenmiş.
@instagramkullanıcısı: Şöyle bir arkadaş istiyorum aq
@instagramkullanıcısı: Ağlıyor bu kız.
@instagramkullanıcısı: Lan efsun shhaha
@instagramkullanıcısı: Can'ın burada Efsun'u ifşalamasına bayılıyorum amk
@instagramkullanıcısı: Ateş'in her fotoyu beğenmeyip bunu beğenmesi.
@instagramkullanıcısı: Efsun çok komik lan
@instagramkullanıcısı: Kız niye hep yerde yatıyor
@instagramkullanıcısı: Lan bu ikisi aşırı komikler amk
@instagramkullanıcısı: beni de alın aranıza
@instagramkullanıcısı: E Ateş beğenmiş
@instagramkullanıcısı: Gümledim ilk fotoya.
@instagramkullanıcısı: Lan ağlarken de çekmezsin Can.
@instagramkullanıcısı: Allahım çok iyiler ya
@instagramkullanıcısı: Bunların arkadaşlığı >>>>>>
@instagramkullanıcısı: Bayılıyorum size lan.
Can önce eve uğrayıp sonra bize gelecekti. Biz şu an annemle beraber eve gelmiştik.
Beraber mutfağa geçtiğimiz de yaptığımız dağınıklıkla karşılaştım.
"Fatma halleder burayı gel salona geçelim." Bu sefer de salona geçmiştik.
Havuzun orada bir karartı görür gibi oldum ama bir saniye sonra görüntü yok olmuştu.
Annem kafamın dağılması için benimle bir kaç saçma şey konuştuğunda akşam olmuştu bile.
Can'ın şirkette işi olduğu için abisinin yanına gitmişti.
Kıraç amca bir imza için onu çağırmıştı.
Kucağımda mısırla televizyondaki saçma diziye bakıyordum.
Ev halkı yavaş yavaş saat akşam 10 yaklaşırken gelmeye başlamıştı.
Sadece babam yoktu.
Abim ve ablam ben salonda olduğum için sanırım inmemişlerdi.
Babam da geldiğinde sofraya geçmiştik.
Babam ben oturmadan önce saçlarımın üstünden öptüğünde hemen başımı boynuna gömdüm.
"İyi misin bebeğim." Diğerleri buradayken konuşmamak için sadece başımı salladım.
Annem de geldiğinde sessiz bir şekilde yemeğe başlamıştık. Kimseden çıt çıkmıyordu.
Doyduktan sonra odama geçmiştim. Bugün herkes bir tuhaftı.
Dün gece hiç uyumadığım için yattığım gibi Can'la bile konuşmadan uyumuştum.
Birden hissettiğim rüzgarla uyandım. Yan taraftaki saate bakıp bacaklarımı sarkıttım.
4.28.
Neredeyse sabah olmuş ve ben 5 saattir uyuyordum.
Esnedikten sonra yağmura bakmak için balkona çıktım. Sesi geliyordu çünkü.
Toprak kokusunu içime çekip etrafa baktım ama aynı anda kalbim de durmuştu.
Ateş iki bahçenin arasındaki çitin yanında uzanmış kanlar içinde yatıyordu.
Çığlık atarak aşağıya inmeye başladım. Merdivenlerden tökezleye tökezleye inip hemen kapıyı açtım.
"ATEŞ.!" Bağırarak yanına gittiğimde havuzunda kan olduğunu gördüm.
"ATEŞ UYAN BANA BAK." Ellerim titriyordu. Yanına oturduğumda tüm her yerim çamur olmuştu.
Islanıyordum. Hatta tek bir kuru yerim kalmamıştı.
"Ateş." Gözlerini hafifçe açıp bana baktı.
Yarasına baktığımda yüksek sesle çığlık atıp ellerimle yüzümü kapattım.
"BABA, ATEŞ YARDIM ET."
Abimin yüksek sesiyle başımı terasa çevirdim.
"EFSUN.!" Abimin yanında gördüğüm kişiyle tekrar afalladım.
İkisi de benim halime baktıktan sonra koşarak arkaya doğru koşmaya başladılar.
Dizlerimi kırıp önünde durduğum kişiye baktığımda yerinde yoktu. Ayağa kalkıp geri geri gittim ama düşmüştüm.
Titriyordum.
"EFSUN." Bu sefer duyduğum Ateş'in sesiyle ona baktım. Sonra tekrar kanlar içinde gördüğüm yere tekrar baktım.
Birisi çenemden sertçe tutup başımı çevirdiğinde o kişiye baktım.
Ateş'ti.
"Noldu.! Noldu Efsun konuş.!" Bağırıyordu.
Abim daha demin oturduğum yere gitmiş bakıyordu.
"Ateş." Dedim kısık sesimle.
"PEÇETE GETİR KARTAL." Elini bıyık bölgeme atıp sildi. Sanırım burnum kanıyordu.
"KARTAL." Tekrar bağırmıştı.
Abim içeriye doğru koşuyordu.
"Ne oldu Efsun.! Ne oldu söyle hadi.!" Gözlerimi kapatıp açtım.
Ben deliriyor muydum.
Ateş'i görmüştüm. Kanlar içinde yatıyordu. Rüya değildi. Görmüştüm.
"EFSUN." Annem ve babamın da bağırma sesleri gelince vücudumdaki tüm kanlar çekilmiş gibi kendimi bıraktım.
"Noldu Ateş niye bağırıyordu kavga mı ettiniz noldu.!" Annemler de sesimi duymuştu.
"Bilmiyorum...bilmiyorum oturmuş ağlıyordu."
"EFSUN.!" Can'ın sesiyle bile gözlerimi açamadım. Ateş'in kollarına yığılmıştım resmen.
"Ateş." Dedim o halleri gözümün önüne belirken.
Ateş yüzümdeki saçları çekip bana doğru eğilerek konuştu.
"Söyle Efsun,. Buradayım söyle.!" Bir şey demedim.
Yaralanmıştı o.
"Vurulmuşsun." Bunu dememle birden herkes sustu. Elimle az önce durduğum yeri göstermeye çalıştım.
"Vurulmuştun orada yatıyordun." Gözlerine baktım. Telaşlı bir şekilde bakıyordu.
Burnumdan akan sıvıyla gözleri oraya kaydı.
Kanıyordu.
"Ateş müsade et." Babam konuştu ama Ateş bir milim bile kıpırdamadı.
"Ateş." Kıraç amcanın sesiydi.
Hala kimseye tepki vermeden elleri yüzümün iki yanında bana bakıyordu.
İç çektiğimde elleri yüzüme dahada sıkı tuttundu.
"Sorun yok Efsun vurulmadım iyiyim." Başımı iki yana salladım.
"Ateş eve götüreceğim çekil." Babam sinirliydi.
Ama Ateş hala çekilmiyordu.
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Dudaklarım ya da çenem titriyordu bilmiyorum.
"ATEŞ.!" Kıraç amcanın bağırma sesiyle sıçradığımda Ateş'te bağırdı.
"BAĞIRMA KORKUYOR." İkisi de fazla bağırıyordu.
"Anne." Dedim kısık sesimle. Annem Sezen teyzenin kollarından çıkıp arkadan dolandı ve koluma dokundu.
"Anne eve gidelim nolur." Annem hıçkırdıktan sonra babama baktı. Ateş'in elleri yüzümden çekilmişti.
"Gel meleğim." Babam Ateş'in biraz önce kalktığı yere geçip beni kucağına aldı. Gözlerimi açıp az önce Ateş'i gördüğüm yere baktım.
Oradaydı. Yatıyordu.
"Bana bak babacım bir şey yok orada Ateş iyi burada." Babam çenemden tutup ona bakmamı sağlamıştı.
Gözlerimi kapatıp başımı onun boynuna gömünce başımın üstünden öpüp kucağında benimle beraber ayağa kalktı.
"Beraber uyuyalım mı bir tanem." Dedi yürürken.
Başımı salladım.
Hafifçe gülümseyip arkasını döndü.
"Esin, toparlandıktan sonra gel bir tanem Efsun için bir tane de ilaç getir." Başımın ağrıdığını burnumun kanamasından anlamıştı sanırım.
"Burnu kanıyor." Dedi annem.
"Halledeceğim ağlama sen gelirken ilaçları al bir tanem...Kıraç." Dedi sanki özür dilermiş gibi.
"Hadi Cihan çıkar Efsunu biz buradayız." Babam başını sallayıp yürümeye başladı.
Beraber onların odalarına çıktığımız da beni hemen yataklarına bıraktı.
Hızla üstüne yorgan çektim ama burnum hala kanıyordu. Babam hemen çekmeceden peçete çıkartıp burnuma bastırdı. Diğer eliyle de yüzümdeki saçları çekiyordu.
"Bebeğim." Dedi saçlarımı okşarken.
"Rüya mı gördün Efsun.." Rüya değildi.
Ama başımı salladım.
Gözlerimi kapatmıştım.
"Melisa çayı ister mi benim meleğim." Olumsuz anlamda sesler çıkarttım.
"Tamam peki beraber uyuyalım mı.?" Buna olumlu anlamda gözlerimi kapatıp açınca alnımdan öptü.
"Annene bakıp geliyorum uyuma sakın bebeğim ilaç içeceksin." Bir tepki vermedim hızla odadan çıkmıştı.
Yorganı kafama kadar çekip cenin pozisyonuna geçtim.
Deliriyor muydum.?
Oradaydı eminim.
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
Babam burnumdaki peçeteyi tutmamı söylediği için hala onu tutuyordum.
Bir kaç dakika sonra aklımdaki düşüncelerle daha fazla dayanamadan uyuyakalmışım.
Sabah annemin kolları arasında uyandığımdan beri daha iyiydim. Babam şirkete geçtiği için annemle beraber öğlene kadar yataktan çıkmamıştık.
Ne o ne ben ikimizde konuşmuyorduk.
Dün olanları sormuyordu. Ne gördüğümü de sormuyordu. Sadece fazla üzgündü. İki gündür onu çok fazla üzüyordum.
"Sezen mesaj atıyor geceden beri." İlk konuşan o olmuştu.
"Ateş yanındaymış durmuyormuş benden haber bekliyor." Şaşırmıştım Ateş'in merak etmesine.
Ona sarılı halde durmuş düşünüyordum. Başımın üstünden öpüp daha çok kollarının arasına çekti beni.
"Bitmemiş aranızdakiler annecim...kitap için kavga ettiğiniz gün Sezenle konuşmuştuk ama dün gece emin oldum. İkiniz de bazı şeyleri bitirememişsiniz." Gözlerimi kapatıp dudaklarımı birbirine bastırdım.
Telefonuna bir tane daha mesaj gelince biraz eğilip telefona baktı.
"Sezen teyzen geliyor ben gidip karşılayayım bir tanem daha iyisin değil mi.?" Başımı salladığımda tekrar alnımdan öpüp yataktan çıktı. Ben hemen yorganı kafama kadar çekip diğer tarafa dönmüştüm.
Boydan boya olan pencereden dışarıya bakıyordum. Yatağın karşısında da balkon kapısı vardı.
Sırtımı kapıya dönmüş dışarıya bakıyordum. Annemin iç çekmesini duyunca ben de derin bir nefes verdim.
Gözlerim uyumaktan şişmişti.
Saçlarım darmadağın duruyordu.
Gözaltlarım ağlamaktan kırmızıydı. Gözlerimin içi de öyle.
Olayın etkisinden hala çıkamamıştım.
Geçen 10 dakika sonunda hala durmuş boş boş dışarıya bakıyordum.
Kapı yavaşça açıldığında Sezen teyzenin geldiğini düşünmüştüm. Yine dışarıya bakmaya devam ettim.
Sağ taraftan gelen uzun bir silüetle Sezen teyzenin olmadığını anladım ama zaten gelenin kokusunu aldığımdan beri biliyordum. O önümde dizlerinin üzerini çöktüğünde bile bakışlarımı pencereden çekmedim.
Öylece dışarıya bakıyordum.
Bir elini bana doğru yaklaştırdığında gözlerimi kırptım.
"Efsun.." konuşmadım. Bakmadım. Tepki vermedim Ateş'e.
Çenemin altında duran iki elimden birine uzandığında kaşlarımı çatıp ellerimi geri çektim.
"Tamam dokunmuyorum bir kere bak." Bakmadım.
Bakmak istemiyordum ona. Onun yüzünden bu haldeydim.
"Efsun." Adımı öyle bir söylüyordu ki. Bakmamak için kendimi çok zor tutuyordum.
Gözlerimi kapatıp açtım. Bunu kendime gelmek için yapmıştım.
"Bir şey söyle Efsun bir kere sesini duyayım siktir olup gideceğim."
Ayağa kalkıp ellerini saçlarına attı. Odada biraz dönüp tekrar aynı yere dizlerinin üzerine çöktü.
"Kendini iyi hissettiğinde konuşalım mı sadece yarım saat." Benden yine bir tepki alamadı.
"Kaya ile ilgili konuşalım." Bunu demesiyle gözlerim anında onun kahvelerine tutundu.
Kalbimi söküp atan koyu kahveler.
"Bana olayı anlat söz veriyorum yorumsuz bir şekilde dinleyeceğim tamam mı.?"
Siktir git diye bağırmak istedim ama ona bile halim yoktu.
Bakışlarımı tekrar pencereye çevirdim.
Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Gece fazla uyuyamamıştım.
Yüzüme dokunan el ile gözlerim tamamen kapandı.
"Neye inanıyorsan o...bir şey anlatmayacağım sana..Asla." Gözlerim kapalı istemsizce konuştum.
"Beni öldürdün sen...yaşarken öldürdün beni Ateş." Sesim çok kısık ve çatallıydı.
Bir şey demiyordu.
"Ben öldüm." Diye devam ettim.
"Öldüm." Ruhum ölmüştü. İçimdeki yaşama sevincim ölmüştü. Aşkım, sevgim hepsi ölmüştü.
"Niye inandın ki Ateş."
Sesi soluğu çıkmıyordu.
"Ben sana yalan söylemeyi bile beceremiyordum niye inandın." Öyleydi. Ona yalan söylediğimde hemen anlardı ve ben bayılana kadar beni gıdıklardı.
İç çektim.
"İnanmaman lazımdı...iki yıl...sana tek bir yalan bile söylemediğim iki yıl boyunca bana hiç mi güvenmedin Ateş."
"Evleneceğin insana hiç mi güvenmedin.?" Burnumun üstünden bir damla yan şekilde gözüme doğru kayınca hemen sildim.
Bakışlarımı Ateş'e çevirdim. Öylece durmuş bana bakıyordu. Yüzümü inceliyordu.
Gözyaşlarımı silip sırtımı yatak başlığına dayadım.
Gülümseyerek ona baktım.
"Belki de ben değil sen bana evleneceğim kişinin iğrenç bir insan olduğunu göstermişsindir." Gözlerim odada gezintiye çıktı.
Yorganı bacaklarımdan çekip yataktan çıktım. O hale dizlerinin üstünde daha demin kalktığım yere bakıyordu.
Ona bir şey demeden hızla odama geçip buraya getirdiğim ve açtırmadığım küçük bavulumu aldım. Annem ve Sezen teyze merdivenlerden çıkarken bana ve elimdeki valize baktılar ama ben onları beklemeden çıktığım odaya tekrar girdim ve bavulu yanıma koyup Ateş'in yanına oturdum.
Pembe bavuluma bakıyordu.
Bir şey söylemeden açmaya başladığımda annemlerde kapının oradaydı.
Bavulu ikiye açtıktan sonra hemen fermuarını çektim ve içindekileri artık görebiliyorduk.
Kar küresini elime aldım.
Ateş'in bana aldığı kar kürem.
Gülümseyerek tekrar ona baktım.
"Bak." İçinde dans eden kadın ve erkek figürü vardı. Bizdik onlar.
"Bak biz böyleydik." Gülümseyerek konuşuyordum hala.
"Çok güzeldik biz." Ateş uzun uzun kar küresine baktıktan sonra en son bana baktı.
Son kez gülümsedikten sonra tüm gücümle kar küresini duvara fırlattım. Parçalara ayrılmış tüm suyu duvara sıçramıştı.
Annemler çığlık attığında ben dudaklarım titreye titreye Ateş'e bakıyordum.
"Sen beni bu şekilde rüyamdan uyandırdın. Ben çok güzel bir rüya görüyordum...uyandım."
Beni kollarımdan tutup ayağa kaldırdı. Cam kırıkları her yere dağılmıştı. Göğüsüne vurdum.
"Sen beni bunun bin katı kadar parçalara ayırdın." Kollarımı tutmaya çalıştı ama tekrar bavula eğildim.
Derin bir nefes alıp elime çerçeveyi aldım. Her baktığımda nefesimi kesen o fotoğraf karesi.
Kaldırıp ona gösterdiğimde onun da bakışları fotoğrafta kaldı.
Bahçede öpüşürken ablamın çektiği bir fotoğraftı. Öylesine habersiz çekilen bir karenin bu kadar güzel olması imkansızdı ama olmuştu.
Alayla gülümseyip ayağa kalktım.
Tüm hırsımla onu da duvara fırlattığımda kolumdan tutmaya çalıştı ama geç kalmıştı. Çerçeve çoktan parçalara ayrılmıştı.
Fotoğrafın yanına gideceği zaman kolundan tuttum.
"Sakın.!" Bağırmıştım.
"Sakın eşyalarıma dokunma Ateş.!" Eğilip biraz daha kurcaladım bavulu. O kadar fazla şey vardı ki.
Çerçevelerden birini daha duvara fırlattım.
"Tamam Esin gel çıkalım." Sezen teyzenin sesini duymamıştım bile.
Ateş'in bir kaç tshirtünü ben kullandığım için bende kalmıştı. Hepsini ortadan ikiye ayırıp yırtıyordum ve o müdahale etmiyordu.
Birini daha yırtıp duvara attım.
Bir tane daha kar küresi vardı. Sevdiğimi bildiği için sık sık kar küresi alırdı bana.
Onu elime aldığım an elimden alınması bir oldu.
"Kes şunu.!" Dedi ama koluna vurup kar küresinin yere düşmesini sağladım.
Halıya düştüğü için kırılmamıştı. Ayağımla vuracağım zaman ben engellemişti.
"EFSUN.!"
Kırardım nasıl olsa. Diğerlerine baktım.
Aptal anılar.
Saçma sapan eşyalar.
İğrenç resimler doluydu.
Bavulu kapatıp arkamı döndüm ve balkona doğru yürümeye başladım. Beni engellemeye çalışıyordu ama şu an kriz geçiriyordum.
Gözüm hiçbir şey görmüyordu.
Balkon kapısını Ateş yüzünden açamamıştım. Elimdeki bavul ağırdı.
İçindekiler ağırdı. Anıları daha ağırdı.
Koşar adım pencereye gidip bavulu nasıl geldiğini bilmediğim bir güçle bahçeye atmıştım.
Öylece durmuş bana bakıyordu.
Biraz ileride az önce kırdığım kar küresinin figürlerini gördüm ve elime aldım.
Kırmıştım. Yatak odamdan ayırmadığım kar küresini kırmıştım. Ateş'in bana hediye olarak aldığı kar küremi kırmıştım.
Kaya'dan korktuğumda bakarak uyuduğum kar küresiydi.
Sesli bir şekilde ellerimi açarak iki yandan parkeye koydum ve başımı biraz eğerek ağlamaya başlamıştım.
Elimde olan figürleri sıkıyordum.
Sırtımı okşayan bir elle başımı biraz yana kaydırdım. Sezen teyzeydi.
"Sezen teyze." Dedim acı bir sesle.
"Yemin ederim yapmadım Sezen teyze yemin ed.." Beklemeden bana sarılmış ve susmamı sağlamıştı.
Annem de Ateş'in yanındaydı.
Ona bir şeyler söylüyordu ama kendi ağlama sesimden onları duymuyordu.
"İnanmadı bana." Ağlamalarımın arasından zar zor konuşuyordum.
"İnanmadı Sezen teyze...terk etti beni. Ben kimsesiz kaldım...DELİRDİM BEN." Sezen teyze de ağlıyordu.
"Bıraktı beni." Titremeye başlamıştım.
Öyle bir ağlıyordum ki nefesim daralıyordu.
"Kar küremi kırdım...ona sarılıp uyuyordum ben Sezen teyze kırdım...kırıldı." Nefes alamıyordum.
Sezen teyze ona bakmamı sağlayıp yüzüme gelen saçlarımı çekti ve bana hava yapmaya başladı.
"Tamam bir tanem yenisini alırız ağlama Efsun lütfen yavrum." Başımı iki yana sallayarak ağladım bu sefer de.
"Kırdım yenisi olmaz...kırıldı." Odadaki oksijenin yetmediğini sanmaya başlamıştım.
"Esin kıpkırmızı oldu gel bir arkadaşım." Hala nefes alamıyordum. Ya da bana öyle geliyordu bilmiyorum.
İyi değildim.
"Yapmadım ben hiçbir şey.!" Annem de gelmişti yanımıza.
Bu sefer Sezen teyze kalkmıştı. Annem bana sarıldığında tepki bile veremiyordum.
Ateş hala odadaydı.
Gözlerimi kapatıp dudaklarımı birbirine bastırdım.
Ağlamamı biraz kesmeye çalışmıştım ama durduramıyordum.
Ellerim uyuşmaya başladığında vücudumu neredeyse annemin üstüne bırakmıştım.
"Efsun." Dedi beni sıkı sarmalarken.
"Anne nolur çiftliğe gidelim dayanamıyorum lütfen anne." Annem başımdan öpüp hızlı hızlı kafasını salladı.
"Gidelim annecim..hemen gidelim ağlama hadi hazırlanalım gidelim bir tanem." Beni kaldırmaya çalıştı ama kalkamadım.
Sezen teyze elinde suyla geldiğinde hemen elinden aldım.
Hızlı hızlı içmeye başladım.
Üstümde askılı önü açık atlet tarzı bir şey vardı ve ona rağmen nefes alamıyordum.
Su içerken ellerim titrediği için çenemden üstüme dökülmüştü.
Derin bir nefes alıp iç çektiğimde Ateş sarsak adımlarla odadan çıkıyordu. Göz ucuyla bakıp hemen gözlerimi kapatmıştım.
"Senden nefret ediyorum." Dayanamayıp tekrar konuşmuştum. Gözlerimi açıp baktığımda adımlarının durduğunu görmüştüm.
Bir kaç saniye sonra hızlı adımlarla odadan çıkıp gitmişti.
"Defol git." Kendi kendime konuşuyordum ama annem ve Sezen teyze duyuyorlardı.
"Tamam Efsun hadi annecim gidiyoruz sen toparlanana kadar gelmeyeceğiz bir daha." Sezen teyzeye döndüm.
"Can gelebilir mi.?" Kadın şaşkınlıkla suratıma bakıyordu.
Az önceki olayların şokunu atlatamamıştı.
Normal olan buydu zaten.
Başını salladı bir kere.
"Aşa..aşağıda zaten Can senin yanına gelecekti Ateş'ten sonra." Bunu der demez Can odaya girmişti bile.
"Efso valiz kafama gelecekti sen mal mısın kızım." Buna normalde çok gülerdim ama yüzümdeki yaşları siliyordum.
Kolumun birini uzattığımda hemen beni kaldırmıştı.
Ona sıkıca sarıldığımda anında karşılık verip beni sarmalamıştı.
"Çiftliğe gidiyoruz gelir misin."
"Tabi ki gelirim geri zekalı."
Çenemi omzuna koyup odaya baktım.
İçine sıçmıştım.
Mahvolmuştu oda.
Duvarda kar küresinin suları vardı. Yerlerde camlar.
Çerçeveyi kırdığım yere baktığımda fotoğrafın orada olmadığını gördüm.
Bir tepki vermedim.
Annemle beraber odama geçtikten sonra hızlıca eşyalarımı topladım. Annemde bu sırada babama haber veriyordu.
Onu bekleyecek ve beraber gidecektik.
"Ben de gelirim bir kaç güne tamam mı.? Efsun'un nasıl olduğunu hep söyle bana Esin merak ederim." Sezen teyze ve annem kapının önünde konuşuyorlardı.
Üzerimi değiştirip valizimi aldım ve yanlarına geçtim.
Umarım çiftlik bana iyi gelirdi.
Ateş'i görmemek umarım bana iyi gelirdi.
BÖLÜM SONU
Oy 100
Yorum 50
Kitap nasıl ilerliyor.
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
