YAKARIŞ kitap kapağı

15. bölüm / 37

YAKARIŞ

15

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 15

Keyifli okumalar..

Duyurular için takip edebilirsiniz.

Benim şimdi anneme sarılıp bu yaşananları anlatmam lazımdı.

Annem kalp krizi geçirmişti.

Her şeyi öğrendikten sonra kalp krizi geçirmişti.

Beni, hepimizi yıkacak haberi duyacağımızı bilmeden Kıraç amcanın arabasıyla hastaneye gidiyorduk.

***********

Ameliyathanenin kapısının önüne oturup dizlerimi kendime çekmiştim. Kollarımı bacaklarıma sarmış, başım diz kapaklarımda olacak şekilde duruyordum.

Tüm ısrarlara rağmen üç buçuk ya da dört saattir buradan kalkmamıştım. Pozisyon değiştirmeyi geç, kıpırdamamıştım bile.

Can'da yanımda oturmuş gelen gidenle benim yerime konuşuyordu.

Babam bir saniye oturmadan annemi ayakta bekliyordu. Abimde karşı koltuklara oturmuş yerinden kalkmadan yere bakıyordu. Yanında ki Ateş'le beraber.

Kıraç amca babama destek olurken Ateş'in de abime destek olması lazımdı ama ağzını bıçak açmamıştı.

Yıkmıştım onu. Bunu istemişti ve olmuştu.

İkisini de mahvetmiştim ama asıl mahvolanın ben olduğumu yeni yeni anlıyordum.

Kalbim sıkışmaya devam ederken kolum ve bacaklarım uyuşsada kıpırdamadım.

Annem çıkana kadar kıpırdamayacaktım.

Omzuma dokunan ve önüme diz çöken babamla baktığım yere bakmaya devam ettim.

Babam saçlarımı okşayıp çenemi tuttuğunda gözümden bir damla yaş tekrar akmıştı.

Geldiğimden beri ağlıyordum daha on dakika önce susmuştum ama babam yanıma gelince tekrar sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştım.

Ablam burada değildi.

Babam onunla ne konuşmuştu bilmiyorum ama o yanımızda beklemiyordu. Hastanede olduğunu biliyordum ama.

"Yerden kalk." Dedi çatallı ve boğuk sesiyle.

Yine tepki vermedim.

Babam ellerimi bacaklarımdan ayırmaya çalıştı ama kendimi iyice sıktım.

"Efsun.!"

"Tamam Cihan annesi çıkınca kalkar kötü zaten karışma." Kıraç amcanın sesiyle babam sıkıntılı bir nefes verip yanımdan kalkmıştı.

"Şundan bir yudum al." Can'ı herkes duyuyordu ama ben yine tepki vermedim.

Artık ağlamadan gözümden yaşlar akıyordu. Dümdüz durduğum halde ağlıyordum.

Annem ölecek miydi.

Bir daha sarılamayacak mıydım ona.

Aldığım nefes ciğerlerime ulaşmadığında kollarımı birbirinden çözüp ellerimi yere koyduğumda tekrar nefesim daralarak ağlamaya başladığımda babam tekrar önüme eğilip saçlarımı yüzümden çekmeye çalıştı.

Yolarak açmıştım topuz olan saçlarımı.

"Baba, annem ölecek mi.?" Hıçkırarak ağladım soruyu sorduktan sonra.

Can arkadan sarıldığında ben kendimi kaybetmiş gibi ağlıyordum.

"Bir şey yap.!" Bağırmıştım babama.

Derin bir nefes aldığımda hala ciğerlerime ulaşmıyordu.

Babam yüzüme hava yapmaya çalıştığında onun da zor dayandığını gördüğümde kendimi toparlamaya çalıştım ama yapamadım.

Elim boğazıma gittiğinde Sezen teyze babamın yanına çöküp yüzüme su tutmuştu.

"Kıpkırmızı oldun Efsun kapıya çıkalım iki dakika gel yavrum." Sesli sesli ağlıyordum hala.

"Baba." Dedim acıyla.

Babam daha fazla konuşmama izin vermeyip beni göğüsüne doğru çektiğinde daha sesli ağlamaya başlamıştım ama koluyla sesim boğuk çıkıyordu.

"Baba bir şey olmasın özür dilerim nolur baba." Babam daha sıkı sarıldı bana.

Sezen teyzede ağlamaya başladığında hemen yanımızdan kalkmıştı.

Koridorda duyulan tek şey benim ağlama sesimdi.

"Ölmesin baba ben yapamam annemsiz lütfen baba annem gitm.." Sesim ağlamamdan dolayı kesiliyordu.

Sarsıla sarsıla ağladığım için babam yüzümü göğüsünden çekmeye çalıştı ama ben ona daha sıkı sarıldım.

"Özür dilerim...özür dilerim benim yüzümden. Benim yüzümd."

"Sus Efsun.!" Sertçe uyardı ama başımı iki yana salladım.

"Benim yüzü.."

"DEĞİL DİYORUM SUS.!" Babam neredeyse tüm hastanenin duyacağı şekilde bağırdığında saçlarımı okşamaya devam ediyordu.

"Sus Efsun." Dedi daha sakin bir sesle.

Ellerim iki yakasını tutarken ağlamamı durduramıyordum.

Lütfen bir şey olmasın. Lütfen.

Dayanamam. Buna dayanamam lütfen bir şey olmasın.

"Cihan yüzüne üfle nefessiz kalıyor." Sezen teyze hem ağlayıp hem de konuşuyordu.

Babam üstten yüzüme üflediğinde sakinleşmek yerine ağlamam daha da artıyordu.

Kaç dakika babamın omzunda ağladım bilmiyorum ama koridorun sonundaki camdan gördüğüm kadarıyla hava aydınlanmaya başlıyordu.

Sabah olmuştu ve annem hala çıkmamıştı.

Babamın kollarında yığılı bir şekilde dururken bedenime örtülen battaniye ile kıpırdamadım. Ateş örtmüştü.

Babam sırtını duvara yaslamış kollarında benimle beraber yerde oturuyordu.

Bedenim buz tutmuştu.

Soğuktu burası.

İçeriside soğuktu.

Ameliyathanenin kapısı açıldığında babam benim kalkmama yardım edip hızla ayağa kalktığında hepimiz doktora bakıyorduk.

"Bitti mi.? Noldu iyi mi annem." Doktorun dibine kadar girmiş öyle konuşmuştum.

"Söylesene Ömer.!" Babam sesini yükselttiğinde doktor bir bana bir babama bir de arkamızdakilere bakıp dudaklarını büzdüğünde kalbim duracaktı.

"SÖYLE İYİ OLDUĞUNU SÖYLE HADİ." Doktorun kolunu tutmuş onu sarsmıştım.

Babam konuşmuyordu.

Sezen teyze ağlamaya başladığında ben hala doktorun kolunu tutuyordum.

Can gelip beni çekmeye çalıştığında tekrar bağırdım.

"BIRAK CAN...Söyle hadi annem odaya mı alınacak.!" Sezen teyzenin hıçkırıklarına abimin sayıklamalarıda eklenmişti.

"Cihan, durum kritik üç kere kalbi durdu hala ameliyat devam ediyor biz elimizden geleni yapıyoruz ama olasılık düşük." Kolunu tuttuğum elim boşluğa düşünce belimdeki kollar sayesinde ayakta durmuştum.

Olasılık düşük..

Olasılık düşük.

Olasılık düşük.

"Nasıl düşük..düşük ne niye çıktın annemi bırakıp gir...tekrar gir kurtar.!" Adamı kolundan tutup arkaya doğru ittiğimde belimdeki kollar tarafından havaya kaldırılıp adamdan uzaklaştırıldım.

"Annemi iyileştirsene niye geldin.!" Bağırışlarım tüm koridorda yankılanıyordu.

Hıçkırdığımda kendimi arkamdaki bedene bıraktım. Tüm gücüm çekilmişti.

"Anne." Diyerek ağlamaya başlamamla babamın duvara bağırarak yumruk atması bir oldu.

"Cihan." Kıraç amca babamın kollarından tutup onu duvardan uzaklaştırırken ben küçük bir çocuk gibi anne diyerek ağlıyordum.

"Anne nolur..özür dilerim lütfen gitme lütfen özür dilerim lütfen anne."

Arkamdaki beden kasıldığında başımı çevirip yandan baktığımda Ateş'in kucağında olduğunu görmemle çırpınarak kollarından çıktım.

"DOKUNMA."

Öylece ona vurmama izin veriyordu.

"Senin yüzünden oldu..SENİN YÜZÜNDEN YAPTIM BANA İNANMADIĞIN İÇİN YAPTIM SENİN YÜZÜNDEN OLDU." Ateş'in her yerine vuruyordum ama o hiçbir tepki vermiyordu.

Sadece o değil kimse beni durdurmuyordu.

"Senin yüzünden." Dedim gücüm çekildiğinde.

"Benim yüzümden." Dedi geldiğimizden beri ilk defa konuşarak.

Tekrar vurdum göğüsüne.

"Senin yüzünden." Diyerek neredeyse sayıklıyordum.

Ondan ayrılıp bir kaç adım geri gittiğimde elbisemin eteğine takılınca Can hemen kolumdan tutmuştu.

Ateş'te düşeceğim zaman elini uzatmış ama dokunmamıştı.

Bu sefer çaresizlikle Can'a dönüp dudaklarımı büzdüm.

"Can annemin durumu kötüymüş." Sanki haberi yokmuş gibi söylediğimde gözlerini sıkıca kapatıp açtı.

"Annem ölmesin Can." Beni kollarının arasına aldığında artık ağlamıyordum.

Ondan ayrılıp tekrar kapının hemen yanına aynı şekilde dizlerimi kendime çekip oturduğumda Can'da karşıma oturdu.

Kolumu okşadığında ayağa kalkıp koltuktaki polar battaniyeyi üstüme örttü. Yine hiçbir tepki vermeden karşıya doğru bakıyordum.

Başa dönmüştük.

"Kızım...mavişim dışarıya çıkalım mı beş dakika sadece." Kıraç amca dizlerinin üstüne çöküp karşıma geçtiğinde tepki vermedim.

Annem iyi olacak.

"Efsun." Koluma dokunup düşen battaniyeyi tekrar omzuma attığında sıkıntıyla nefes vererek ayağa kalktı.

Hava tamamen aydınlanmıştı.

Hastanenin bu katı boşaltılmıştı.

Annem için.

Annem ameliyattaydı. İçeride yatıyordu.

Kaç saat geçmişti artık saymayı bırakmıştım ama neredeyse öğlen olmuştu.

Can az önce kalktığı yere tekrar oturduğunda sol koluyla omzumdan sarıldı ama ben kıpırdamadım.

Annem çıkacak.

Odaya alacaklar ve bir şey olmayacak.

Yaptığımdan dolayı bana kızacaktı biliyorum onun için bile dayanırdı annem.

Bunları düşünürken ameliyathanenin açılan kapısıyla beraber üstümdeki battaniyeyi geriye atarak tekrar doktorun önündeydim.

"Ömer." Dedi babam artık tükenmiş ve kötü cevabı bekleyen sesiyle.

"Yoğun bakıma alıyoruz." Gözleri bana kayınca tekrar babama döndü.

"Durumu iyi değil ne kadar dayanır bilmiyoruz 14 saatlik bir ameliyattan çıktı ama dediğim gibi üç hatta dört kere kalbi durdu sonuncusunda zor bir şekilde hayata döndürdük...durum kritik her şeye hazırlıklı olun birazdan Cahit hoca çıkıp açıklama yapar." Yanımızdan ayrıldığında put gibi olduğumuz yerde kalmıştık.

Her şeye hazırlıklı olun dedi.

Dört kere kalbi mi durmuştu.

Titreyen ellerimle beraber Can'a baktığımda o zaten beni izliyordu.

Dudaklarım titreye titreye tekrar yere oturacağım sırada kapının açılması ve annemin bembeyaz olmuş yüzüyle yattığı yatağı görünce Cahit amca'da sonunda babamın yanına gelip omzunu sıktı.

Babam yatağın başıma gitmiş annemin elini tutarak bir şeyler söylerken ikisini izledim.

Adım atamadım. Gidemedim annemin yanına.

"Anne." Sesimi benden başka duyan birisinin olduğunu sanmıyordum.

Ayaklarımı sürüye sürüye adım attığımda Can'ın desteğiyle ayakta duruyordum.

Annemin yanına eğildiğimde Cahit amca bizi uyarıyordu ama ben onun soğuk elini tutup yüzüme götürmüştüm.

Avcunun içini öpüp sarı saçlarını okşadım.

Yatak hareket etmeye başladığında bende beraber yürüyordum. Babam arkamızda kalmıştı.

Yatakla beraber yan taraftaki yoğun bakıma yürüyen sadece bendim.

"Efsun hanım sizi alamıyoruz buraya." Annemin avuç içini son kez öpüp soluk yüzüne baktım.

"Seni çok seviyorum anne." Tekrar ağlamaya başladığımda hemşire kız beni yine uyardı.

Saçlarına eğilip öptüğümde kız yatağı yoğun bakımdan içeriye götürmüştü.

Babamlarla aramızda 4-5 metre varken onlardan tarafa döndüm.

Sezen teyze, Kıraç amcanın kollarında sarsılarak ağlarken babam boş boş duvara bakıyordu.

Abimde aynı şekilde.

Ateş'le göz göze geldiğimde kararan gözlerimle elimi önüme doğru attım ama tutunacak bir yer olmadığı için dizlerimin üzerine düşmemle hepsi koşarak yanıma geliyordu. En önde bana daha yakın olan Ateş vardı.

İyi olacak.

İyi olacak annem iyi olacak.

Uyanacak bir kaç saat sonra.

Bedenim öne doğru yüzüstü düşeceği zaman düşmeden tutan kollarla beraber gözlerim ve bilincim tamamen kapanmıştı.

Geçen üç günün ardından yoğun bakımın önünde hala annemi bekliyorduk.

Sezen teyze iki gündür kıyafetimi değiştirmem için ısrar ediyordu ama ben davetteki elbisemle yoğun bakımın kapısından sadece tuvalete gitmek için ayrılıyordum.

Günde birçok kez hemşireler ve doktorlar girip kontrol ediyorlardı ama durum aynıydı.

Kritik 24 saati atlatmıştık ama annem hala aynıydı. Doktorlar her şeye hazırlıklı olmamız gerektiğini söylüyorlardı.

Babam koltuk altlarımdan tutup beni ayağa kaldırdığında ona baktım.

Uykusuz kızarık gözleriyle bana bakıyordu.

"Koltuğa otur öyle bekle anneni Efsun." Şu an koridorda sadece babam ve ben vardık.

Diğerleri de sürekli buradaydı ama onlar arada sigara içmeye çıkıyorlardı.

Abim ve Ateş'te benim gibi bir saniye ayrılmıyorlardı.

Üç gündür sadece dün yediğim tostla durduğum için hafiften başımın dönmesiyle babama sarıldım.

"Sezen teyzen eşofman getirdi üzerini değiştir bir tanem hastane soğuk." Kollarımı okşayarak söylemişti.

"Hayır." Dedim kısık sesimle.

Sıkıntılı bir nefes verip çenesini başımın üstüne koydu.

"Yere oturma bir daha annen beni öldürür." Gülümsediğimde o da güldü.

"Sana poğaça almışlar iki lokma ye hadi." Koltuğa bıraktı beni.

Yan taraftaki poşetti açıp poğaçayı peçeteye sardıktan sonra bana uzattığında aldım.

Onu üzmek istemiyordum.

Zaten halsiz olursam annemi bekleyemezdim.

"İçecek bir şey istiyor musun güzelliğim." Başımı iki yana sallayıp poğaçadan bir parça ona uzattığımda yemişti.

İkimizde biraz yedikten sonra tekrar beklemeye başlamıştık.

Karşıdan gelen abimle beraber tepkisiz bir şekilde yoğun bakıma bakmaya devam ettim.

"Baba, Kıraç amca sana bir şeyler getirmek için eve gidecek...Efsun'da gelsin dinlensin diyor." Abim konuştuktan sonra babam bir süre konuşmadı.

"Baba.."

"Efsun benim yanımda kalıyor siz ikiniz ne bok yerseniz yiyin." Sert ses tonuyla ben bile buz kesmiştim.

Babam ilk defa böyle davranıyordu içimizden birine.

İkisi de çok iyiydi bize karşı. Biz salaktık.

Kıymetlerini bilemiyorduk.

Bilememiştik.

Dudaklarım titrediğinde aklıma annemin gelmesiyle ağzımdan bir ses çıktıktan sonra ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya başlamıştım.

"Alo...Sezen, Efsun'a evden bir hırka getirir misiniz.?" Ben ağlarken babam telefonda Sezen teyzeyle konuşuyordu.

"Evet ağlıyor." Karşı tarafı dinledi bir süre.

"Tamam Kıraç konuşuruz bunu sonra." Sanırım ikisi yan yanaydı ve Kıraç amcayla da konuşmuştu.

Üzerime örtülen battaniyeye tepki vermedim ama abim örtmüştü.

"Sabah gelirsiniz Kıraç bakma sen Sezen'e durmayın burada yapacak bir şey yok zaten." Öyleydi. Yapacak hiçbir şey yoktu.

Ağzımdan bir hıçkırık daha kaçınca ellerimle dudaklarımı kapattım ama yine krize girmiş gibi ağlamaya başlamıştım.

Ayağa kalkıp yoğun bakım kapısının önüne tekrar oturduğumda babamda kulağında telefonla beraber ayağa kalkmıştı.

"Haberleşiriz görüşürüz." Telefonu koltuğa atıp yanıma diz çöktüğünde yüzümdeki saçları çekti.

"Biraz dışarıya çıkalım hadi kızım." Başımı iki yana salladığımda yüzümü ellerinin arasına alıp başımı kaldırdı.

Karşıda abimin yanında duran Ateş'i gördüğümde geri hemen babama baktım.

Babasıyla gitmemiş miydi.

Üç gündür koridordan ayrılmayıp sadece ağladığım için ne haldeydim hiçbir fikrim yoktu.

Can bir saat önce yanımdan ayrılmıştı.

Hastanede benimle beraber kalacağı için kendine kıyafet almaya gitmişti. Sezen teyze ikinci gün bana üstümü değiştirmem için bir şeyler getirmişti ama ben değiştirmemiştim.

"Hadi Efsun...bende biraz hava alayım sıkıldım buradan sigara içerim eğer gelirsen bana da iyi gelir." Dudaklarım titreyerek ona baktığımda beni ikna etmek ister gibi bakıyordu.

"Bir şey olursa." Dedim.

"Kartal ve Ateş burada bir şey olursa bize söylerler." Göz ucuyla abimlere bakıp tekrar babama döndüm. Bizi dinliyorlardı.

Başımı salladığımda gülümseyip beni ayağa kaldırdı.

Abim ve Ateş'e hiçbir şey söylemeden beni belimden tutup yürüttüğünde yoğun bakıma baka baka yürümüştüm.

On adım atıp anneme bakıyordum.

Bu katın sonuna gittiğimizde babam bir kapıyı açıp geniş terasa çıkmamızı sağladı.

"Gel bir tanem." Kenardaki oturma grubuna geçtiğimizde temiz havayı içime çektim.

Üç hatta dört gündür hava almamak başımı ağrıtmıştı.

Babam saçlarımı okşayarak cebinden sigarasını çıkartıp yaktı.

Üzerimde hala ince battaniye vardı. Güneşe alışamayan gözlerimi kısıp etrafa bakındım.

Babamın telefonu çaldığında kolumdaki elini çekip cebinden çıkarttı.

Abim mi diye sorduğumda kaşlarını yukarı kaldırıp reddetti.

"Efendim." Dedi.

"Evet...evet ama kızım şu an müsait değil..tamam en kısa zamanda getireceğim teşekkür ederiz."

"İfade vermen gerekiyormuş iki gündür arıyorlar." Dedi.

Başımı salladım sadece.

"Yanlış yaptım değil mi.?" Titreyen sesimle babam anında bana dönmüştü.

"Yanlış bir şey yapmadın bir tanem söyledim bunu yanlış yapmadın annen sadece ablanın yaptığına üzüldü...küstü o yüzden böyle yapıyor." Gözlerimden tekrar akmaya başlayan yaşlarla başımı babamın omzuna koydum.

"Gitmesin baba ben ölürüm." Kollarını bana sardığında üstümdeki battaniyenin düşmesini sağlayıp bende kollarımı ona doladım.

Gitmeyecek demedi.

Gitmez de demedi.

"Söyle." Dedim kısık sesimle.

"Neyi."

"Gitmez desene, gitmeyecek annen bizi bırakma de...Sizi çok seviyor bırakmaz ölmez de." Ağlayarak söylemem onu daha çok üzmüştü. Gözünden bir damla yaş aktığında ona daha sıkı sarıldım.

"Ben de yaşayamam Efsun...annensiz ben de yaşayamam bir tanem." Ben yine sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda babam konuyu değiştirmeye çalışıyordu ama kendimi durduramıyordum.

Annem dört gündür yatıyordu.

Dört gündür öpmemiştim.

Sarılmamıştım.

Konuşmamıştım.

Sesini duymam lazımdı annemin.

Artık halim kalmadığında babam beni kucağına alıp terastan çıktığında yorgunluğa ve üç gündür uykusuzluğa dayanamayan gözlerimi kapatmıştım.

Titreyerek iç çektiğimde babam yürürken kasılmıştı ama yürümeye devam etti.

"Baba noldu." Abimin sesinden sonra Ateş'te konuşmuştu.

"Cihan amca." Soru sorar gibi çıkmıştı sesi ama babam konuşmadı.

Kucağında benimle beraber koltuğa oturduğunda beni uzun ince koltuğa uzandırıp başımı dizine koymuştu.

"Git battaniye getir." Nefret eder gibi çıkan sesinden sonra birisi gitmişti.

"Odaya yatıralım Cihan amca eşyaları orada." Babam Ateş'e cevap vermedi.

Uyumayacaktım. Sadece kapanan gözlerimi açamıyordum ve dinlendirecektim.

Bacaklarımı kendime doğru çekip küçüldüğümde babam kolumu okşadı.

Üzerime örtülen battaniye ile babamın kolumdaki elini tuttum.

Ona sığındım.

Ailemden şu an yanımda babamdan başka kimse yoktu.

Annem ve babam dışında kimse yanımda olmamıştı zaten.

Saçlarımın üzerinden öpülmemle Sezen teyzenin sesini duydum.

"Uyudu mu sonunda yavrum." Nefeslerim düzenli bir hale geçiyordu.

"Ağladı...uyudu." Demişti babam.

"Gel hava alalım Cihan." Kıraç amca'da buradaydı.

"Yeni uyudu kalkarsam uyanır...elimi bırakmıyor." Küçük bir çocuk gibi elini tutuyordum.

"Güzel kızım." Demişti Kıraç amca.

"Siz niye burada duruyorsunuz bu kızın yanına yaklaşmayacaksınız demedim mi size Ateş.!" Kıraç amca son cümlesinde sesini yükselttiğinde ben korkuyla kıpırdanında babam konuştu.

"Kıraç...bırak kalsınlar." Dedi.

"Efsun uyudu mu Cihan amca." Can'ın sesiyle gözlerimi açmak istedim ama yapamadım.

Birisi iki göz kapağımı birbirine dikmiş gibiydi ve gözlerimi oynatamıyordum bile.

"İyi şükür bırakın uyusun çocuk." Sezen teyze kendime çektiğim bacaklarımı koltuğa uzattığında babama daha sıkı tutundum.

Artık konuştukları şeyleri boğuk boğuk duymaya başladığımda çok geçmeden istemesemde kendimi uykunun kollarına atmıştım.

Gözlerimi açtığımda karşımda doktorla konuşan üçlüyü görünce hemen ayağa kalktım.

Babam, Ateş ve Kıraç amca sıkıntıyla doktoru dinliyorlardı.

Üzerimdeki battaniye yere düştüğünde Ateş'in bana dönen bakışlarından sonra yanıma gelmek için bir kaç adım atmasıyla ben ondan önce davranıp babamın yanına geçtim.

"Noldu.? Uyanacak mı.?" Babamın yanında durmuş doktora soru sormuştum ama o üzgün bir şekilde babama bakmıştı.

"Baba." Dedim kısık sesimle.

Sanırım gece olmuştu kattaki hemşire sayısı azalmıştı. Her zamanki gibi.

"Baba söylesene." Dedim ama Kıraç amca kolumdan tutup ona bakmamı sağladığında titreyen gözlerimle ona baktım.

"Nolmuş Kıraç amca uyanacak mı annem." Kıraç amca gözlerini kapatıp açtığında tekrar babama baktım.

"Efsun." Dedi Kıraç amca.

"Esin bir ameliyat daha olacakmış."

Babama baktım hemen.

"Uyanacak mı tamam olsun hemen uyansın...olsun baba." Dedim babamın kollarından tutarken.

Koridorun sonundan gelen abime gözlerim kaydığında yıkılmış ifadesiyle koltuklara oturduğunu görmüştüm.

Babamı sarstığımda bakışları sonunda beni bulmuştu.

"Riskli...riskli ameliyat." Dedi gözlerini kapatıp.

Kollarındaki ellerim düştü.

"Ölecek mi.?" Diye sorduğumda babam duvara sertçe yumruk attığında bağırdı.

"ÖLMEYECEK...ANNEN ÖLMEYECEK EFSUN ŞUNU SORMA, ÖLMEYECEK." Kıraç amca babamı omzundan tutup uzaklaştırdığında Ateş'te beni kolumdan tutmuştu.

Gözlerimden akan yaşları silip yoğun bakım kapısına baktım.

Hala cansız gibi yatıyordu.

Kolumu Ateş'ten sertçe kurtarıp oraya doğru yürüdüm.

"Anne."

Yanıma gelen adamla bir adım yana kaydım. Abim'de benim gibi elini cama koymuş anneme bakıyordu.

Konuşmasada ayakta zor duruyordu.

"Sen başına gelen her şeyi hak ediyorsun." Dedim ona doğru dönüp. Babamlar karşı tarafta koltukların oradaydı.

"Duyuyor musun beni." Dedim sessizce.

"Annem senin yüzünden bu halde sen pisliğin tekisin Kartal." Onun koluna yumruk attığımda babam hemen ayağa kalkmıştı ama ben bir kaç kere daha vurdum.

"SENİN YÜZÜNDEN.!" Babam beni karnımdan tutup diğer tarafa döndürdüğünde başımı çevirip hala bağırıyordum.

"ŞİRKETİNİN DE SENİN DE ALLAH BELANI VERSİN AL BİR TARAFINA SOK ŞİRKETİ.!"

"Efsun bağırma.!" Babamın kollarında çırpınmam boşunaydı çünkü bırakmıyordu beni.

"APTAL ŞEREFSİZ."

Nefes nefese babamın kollarında bağırdıktan sonra tekrar bağırmak için döndüm ama babam bu sefer ağzımı kapattı.

"Erkek orospusu.!" Ağzım kapalı olduğu için sesim boğuk çıkmıştı.

"Efsun sus diyorum..küfür etme.!"

Kıraç amca abimin şu haline dayanamamış olacak ki yanına gitmiş bir şeyler söylüyordu.

Hala ona destek oluyorlardı.

Onunda annesi..

Ağzımdan çekilen ellerle tekrar bağırdım.

"PİÇ." İçimden geçen tüm küfürler bugün gün yüzüne çıkmıştı.

"EFSUN GEÇ ŞURAYA YETER." Babam tekrar bağırdığında çırpınmayı bıraktım.

"Hala onu tutup bana bağırıyorsun...BIRAK.!" Kolundan kurtulmaya çalıştım ama izin vermiyordu.

"Annen içeride canıyla cebelleşiyor sakinleş.!" Nefes nefese durdum.

Annem..

"Gel Efsun terasa çıkalım." Can'a bakmadan sadece yere bakmaya devam ettim.

"Sen bırak Cihan amca ben hallederim." Babam emin olamamış gibi bırakmadı.

"Üzerimi değiştireceğim." Dediğimde bıraktı.

"Yan odada eşyaların var giyin yanıma gel kapıdayım." Demişti babam.

Tek başıma kimseye bakmadan odaya geçtiğimde yatağın üstündeki takıma baktım.

Beyaz eşofman takımımı getirmişti Sezen teyze.

Banyoya geçip komple üstümdekileri çıkartıp getirilenleri giydiğimde aynaya baktım.

Gözlerim şiş ve kızarıktı.

Sadece gözlerim değil. Yüzümde kıpkırmızıydı.

Saçlarımı tepeden topladığımda rahatlamıştım.

5 dakika içerisinde odadan çıktığımda önce yoğun bakımın camından anneme bakıp sonra da babamın işaretiyle onun yanına geçmiştim.

İç çeke çeke babamın omzuna yasladım bedenimi.

O da doğrudan önüne bakıyordu.

Yıkılmıştı.

Ameliyattan çıkamama ihtimali babamı da yıkmıştı.

"Tamam Cihan hadi çocuklar perişan oldu sadece yarım saat odaya geçelim ve yemek yiyelim...Efsun gel kuzum donmuşsun zaten hadi güzelim." Sezen teyze babama yaslı bir şekilde dururken konuştu ama ona tepki vermedim.

"Sen yemezsen çocuklarda yemiyor Cihan, Efsun kötü zaten Kartal'da öyle ayakta duramıyorlar hadi hep beraber." Kıraç amcada konuşmuştu.

Babam yerinden doğruluğunda bende onunla beraber kalkmıştım ama yemek yemeyecektim.

"Geç odaya Kartal.!" Babam sert sesiyle abime seslendiğinde kızgın olsada abime kıyamadığını anlamıştım.

Oğlu bana kıymıştı ama o oğluna kıyamıyordu.

Sezen teyzenin ne ara hazırladığını bilmediğim masanın etrafından dolandığımda Ateş hariç herkes odadaydı.

"Gel Efsun." Can'ın yanına geçtim.

Abim karşıma oturduğunda sadece önündeki böreğe bakıyordu.

Babam onun yanına oturduğunda Sezen teyze önüme bir şeyler koyuyordu.

Odanın kapısı açıldığında yoğun kokusuyla kimin geldiğini zaten anlamıştım.

"Hadi Efsun." Babama baktım beni anlaması için. Beni artık abimle aynı sofraya oturtmaması gerektiğini anlasın diye ona baktım.

Gözlerini kapatıp açtı ve sinirle bir nefes verdi.

Sırası değildi ama elimden bir şey gelmiyordu.

İstemiyordum onunla aynı sofraya oturmak. Ateş'e benim hakkımda dediklerini duyduktan sonra istemiyordum.

Ateş onun için ayrılan sandalyeye oturmadan camın kenarına geçip sigarasını yaktığında Kıraç amca onu uyarsada içmeye devam etti.

Elime tutuşturulan börekle bakışıyordum.

Babamın biraz yemesi için bir lokma alıp yavaş yavaş çiğnediğimde o da yedi.

Abim yemiyordu.

"Kartal başla hadi." Kıraç amcanında sesi sertti.

Babam Ateş'e, Kıraç amcada abime aynı kendi çocuklarına davrandıkları gibi sert ve mesafeli davranıyordu.

Ben hala ağzımda ilk lokmamı çiğnerken göz ucuyla babama baktım.

Hala karşıma geçip oturabiliyordu abim.

Babam iki dilim börek yedikten sonra masadan kalktığında Sezen teyzenin önündeki su bardağını alıp yemeğiyle bakışan abimin suratına içindeki suyu attığımda herkes yaptığı şeyi bırakmış bir kaç saniye şaşırmıştı ama ben yetinmeyerek bardağıda abime fırlattığımda sağ omzunun üstünden duvara gelmişti.

Babam sandalyemle beraber beni arkaya çektiğinde ben önümdeki tabağıda abime doğru fırlattım.

"EFSUN.." Babamın elini itip Sezen teyzenin tabağını da fırlattım.

Omzuna değişmişti.

"Beni bir daha bunlarla yan yana oturtturmayın.!" Babamın kollarından kurtulup kapıya gittiğimde Can şaşkın bir şekilde peşimden geliyordu.

Kapının yanındaki ilaç arabasının üzerindekileri devirdiğimde babama döndüm.

Elleri iki yana düşmüş ne yapacağını bilemez bir şekilde bana bakıyordu.

Abimin oturduğu yerden kalkmasını geçtim hala başını bile kaldırmamıştı.

Ateş'in karşıdan bakışlarını hissetsemde ona asla bakmadım.

Babama baktım tekrar.

Sezen teyze ve Kıraç amca şaşkınlıktan konuşamıyor gibilerdi.

"Çık dışarıya." Dedi babam etrafa bakıp.

Titreyen ellerimi tutan Can'la beraber babamda ellerime baktı.

Sadece ellerim değil tüm vücudum titriyordu.

"Beni bir daha bun.."

"Çık.!" Sözümü kesip bağırdığında bu sefer sinirden ilaç arabasını komple devirdiğimde yanıma gelmeye başlayan babamla içindekileri abimin sırtına attım.

Hepsi isabet ediyordu.

"Efsun." Diyet telaşla uyardı Sezen teyze.

Can kolumdan tutmuş cam şişeleri atmamı engelliyordu ama ben hepsini abimin ensesine atmaya devam ediyordum.

Babam sertçe kollarımdan tutup beni itekleyerek dışarıya çıkarttığında gözyaşlarımın aktığını yeni anlıyordum.

"Kendine gel." Yanağımdan tutup bastırarak ona bakmamı sağlıyordu.

"SEN KENDİNE GEL." Ona karşılık bağırdığımda alnındaki damarları çıkmıştı.

Ağlayarak bağırıyordum ona.

Odanın kapısı açılıp içinden Kıraç amcanın çıkmasıyla yanımıza gelmesi bir oldu.

Babamın çenemi tutan elini çekmeye çalıştı ama babam çekmedi.

Canımı acıtmıyordu uyarı anlamında tutuyordu sadece.

"Annen içeride...uyanana kadar dedim sana.! Uyanana kadar unut dedim tamam dedin Efsun. Annen uyanana kadar unut diyorum karım içeride can çekişirken benim aklımı dağıtmayın dedim.!" Gözlerimi kapatmış bağırmasını dinliyordum.

"Karım yoğun bakımdayken yapmayın dedim.!"

Kapalı gözlerimden akan yaşlarla onu dinledim.

Demişti.

"Tamam bir daha yapmayacak Cihan sesini yükseltme haklı çocuk...çıkalım dışarıya hadi bırak." Kıraç amca konuştuktan sonra Sezen teyzede telaşla yanımıza gelmişti.

Can hala kolumdan tutuyordu.

"Cihan ne yapıyorsun bırak bağırma kıza." O da Kıraç amca gibi konuşmuştu.

Babamın sol gözünden akan yaşla tekrar gözlerimi kapattım.

"Annen uyandıktan sonra ne yapılacaksa ben yapacağım dedim Efsun.!" Tane tane ve dişlerini sıkarak konuştu.

"Beni artık onlarla aynı masaya oturtmayın.!" Ben de ona bağırmıştım.

Dişlerini sıkıp gözlerini kapatıp açtı.

Kıraç amca babamın omzundan tutup onu bir kaç adım benden uzaklaştırdığında hala aynı yerde babama bakıyordum.

"Esin içeride lan...ikimizin büyüttüğü çocuklar birbirini öldürecek durumda Kıraç." Ellerini saçlarından geçirip sağa sola yürümeye başladığında Sezen teyzede benim koluma girmişti.

"Sinirleri bozuk o yüzden sana bağırdı mavişim üzülme sakın gel oturalım şuraya."

Gözyaşlarımı silip Sezen teyzenin söylediği yere oturduk.

O ikisi hala odadan çıkmamışlardı.

Yoğun bakımın karşısındaki koltuğa oturduğumda dizlerimi hemen kendime çekip başımı yeniden diz kapaklarıma koydum.

Anneme anlatmam lazımdı bu olanları.

Babamı ona şikayet etmem lazımdı.

Sarılmam lazımdı anneme.

Odanın kapısı açıldığında gözlerim kapalı olsada adım seslerinden ikisininde çıktığını anlamıştım.

"Geç diğer tarafa gözüme gözükme.!" Babam abime baya yüksek bir sesle bağırınca bacaklarımı iyice kendime çektim.

Abimden ses çıkmamıştı. Hatta beni şaşırtarak babamın söylediği köşeye gitmişti.

Ateş bir süre olduğu yerden gözlerini üzerime diksede sadece karşıma baktım.

Kıraç amca ve babamın konuşmaları kulağıma uğultu şeklinde gelmeye başlayınca kulaklarım çınladı.

Durduramamıştım kendimi. Annem yan odada canıyla uğraşırken aptalca bir kavga çıkartmıştım.

Haklıydım ama şu an yeri değildi.

"Tamam Kıraç kızımın yanına gideceğim bir şey yapmayacağım." Bakışlarımı karşıdan çekip yanıma gelen babama çevirdiğimde dudaklarım titreye titreye ona baktım.

Önüme gelip dizlerimin üzerine çöktüğünde ellerimi sardığım dizlerimden çekip tuttu.

"Özür dilerim bir tanem...sinirlerim çok bozuk Efsun...ağlama sakın."

Böyle dediğinde dudaklarımı birbirine bastırıp gözlerimi kapattım ama o ağlayacağımı anlayıp beni kollarının arasına aldığında kollarımı sıkıca ona sardım.

"Annen uyansın halledeceğim her şeyi bir tanem hepsini halledeceğim tek değilsin." Başımı güçsüzlükle onun omzuna koyduğumda kollarımı boynundan çekmedim.

Saçlarımı öpüp okşadığında gözlerimi kapatmış babama sığınmıştım.

Yoğun bakımın kapısı gürültüyle açıldığında içeriye koşarak giren dört kişiyle babam benden ayrılmamış sanki birazdan olacakları biliyormuş gibi beni tutuyordu.

"Baba." Dedim ondan ayrılmaya çalışarak.

"ANNE." Abimin bağırışı ve Sezen teyzenin ağlayışlarıyla babamdan ayrılmaya çalıştım ama o beni sımsıkı tutmuş kalkmama izin vermiyordu.

Çığlık atıp ondan ayrılmaya çalıştım ama bırakmadı.

"ANNE...BABA...ANNEM." Abimi göremiyordum çünkü babam başımı omzuna bastırıyordu.

"BIRAK ANNEME BAKACAĞIM BIRAK.!" Hastaneyi inletecek kadar bağırdım ama babam beni bırakmadı.

İçeriye iki kişi daha girdiğinde birisi bir yere yumruk atıyordu.

"Cihan.!" Kıraç amca yanımıza geldiğinde telaşla babamın omzuna dokundu ama o transa girmiş gibi sadece benim kalkmamı engelliyordu.

"BIRAK BENİ...BIRAK...Anne nolur gitme nolur anne lütfen." Kıraç amca kolumdan tutup babama vuran ellerimi durdurduğunda babamın gevşeyen tutuşuyla hemen kalktım.

Yoğun bakımın camının önüne gidip herkesle beraber içeriye bakmaya başladığımda anneme kalp masajı yaptıklarını görmemle dizlerimin bağı çözüldü.

"Anne nolur." Ellerim camda yalvarıyordum.

"Nolur."

"Efsun.!"

Sürgülü kapı açılıp içinden koşarak çıkan hemşireyle düşünmeden içeriye girdim kapı bir saniye sonra arkamdan kapanmıştı.

Sadece içeriden açılabiliyordu.

Adımların kapının yanında durmuş beş kişinin annemin başında bir şeyler yapmaya çalışmalarını izliyordum.

Ekranda düz bir çizgi gidip gelirken dışarıdan yoğun bakımın camına vuruluyordu abim ya da babam olmalıydı.

Bir kaç adım atıp yatağa yaklaştığımda anneme baktım.

"Hocam eks." Asistan olduğunu tahmin ettiğim çocuğun sesiyle çığlık atıp bir iki adım daha attım.

"DEĞİL BİR ŞEY YAPIN..KURTARIN DURMASANA." Doktorun kolunu tuttuğumda asistanlardan birisi omuzlarımdan tutup beni kapıya doğru döndürmeye çalıştı ama ben hala bağırıp çığlık atıyordum.

"KURTAR."

"Dışarı çıkartın.!" Birisi bağırmıştı.

Kalp masajı yapan doktor birisine bir şey hazırlamalarını söylemişti ama çığlıklarımdan duymamıştım.

Arkamdaki bedene beni bırakması için dirseklerimle vuruyordum.

"Ali çıkartın çabuk!" Daha önce annemin yanında hiç görmediğim doktor bana bakıp tekrar bağırdığında ben sadece ağlıyordum.

Düz çizgi adam kalp masajına devam ederken birden uzun çizgilerle kaplandığında cihazdaki seste düzelmişti.

Hareketlerim durdu.

Yaşıyordu.

Kalbi atıyordu.

Ağlarken nefes aldığımda elimin birisini boğazıma attım. Nefes alamıyordum.

"Hocam stabil."

Ağlayarak onları izliyordum.

Annemin başında olan ve onu hayata döndüren orta yaşlı adam bana sinirle bakıp asistana döndü.

"72..76..80 hocam." Ekrana bakıp bir şeyler diyordu yanındaki kadın.

"Hastanın ameliyat izinleri var mı kontrol et yanıma gel Aysu." Yanındaki kız yoğun bakımdan hızla çıkıp gittiğinde arkamda çocukta beni çekiştirdi.

"Efsun hanım...lütfen." Anneme ve ekrana son kez bakıp arkamı döndüm.

Doktorun arkamdan söylenmelerini duymuştum ama konuşacak halim olmadığı için bir şey demedim.

Kapıdan çıktığımda karşımda kırmızı gözleriyle beni bekleyen babamla ağlayarak ona sarıldım.

Koridorda Sezen teyze ve ben ağlayışlarımız yankılanırken yoğun bakımın kapısı açıldı.

Annemi kurtaran doktor çıkınca hemen gözyaşlarımı silip ona baktım. Bana kısa bir gözü değdikten sonra babama döndü.

"Cihan bey, izin kağıtlarını imzalamanız gerekiyor Esin hanıma ameliyata alacağız." Babamın kolunu sıktım.

Abimde babamın yanına gelmiş doktoru dinliyordu.

"Riskli diyorsunuz Selçuk bey annem uyanmazsa.." Devamını getirememişti abim.

Gözümden bir daha daha yaş düştüğünde babam belimden sıkıca tutuyordu.

"Ameliyata ben gireceğim tabi ki risk durumu fazla...ama ameliyata almazsak Esin hanımı kaybetme riski daha fazla. Sizde gördünüz her an böyle ataklar olacaktır ve kaç tanesinde başarılı olabiliriz bilmiyorum." Babam başını salladığında gözlerimi kapatıp alnımı onun koluna koydum.

"Tamam ameliyata alınsın hemen." Sol kolumu kaldırıp babama sardığımda ağzımdan bir hıçkırık çıkmıştı.

Babamda hemen sıkıca bana sarıldığında doktor tekrar konuştu.

"Bir saat içinde ameliyata alıyoruz Esin hanımı. Geçmiş olsun." Yanımızdan ayrıldığında babam diğer kolunu da abime sarmıştı.

İkimize sarılı halde yoğun bakım kapısında anneme bakıyordu.

Bundan sonra hızlı gelişmişti babam imzayı attıktan sonra annemi ameliyat için yoğun bakımdan çıkartmış ameliyathaneye almışlardı. Bizde şimdi bir alt katta kapının önünde bekliyorduk.

Selçuk bey hazırlanmış bir şekilde hızla kapıdan içeriye girdiğinde kapının önüne oturup yine dizlerimi kendime çektim.

Ateş abime bir şeyler diyordu ama şu an annemden başka kimseyi düşünemiyordum.

Riskli bir ameliyata alınmıştı.

Üç saat süreceğini söylemişti Selçuk bey ama şu an beşinci saatin içindeydik.

Babam elinde Kıraç amcanın az önce getirdiği su şişesini tutarak yere bakıyordu.

Abimde onun yanında başını arkaya atmış tavana bakıyordu.

Yanında Sezen teyze vardı.

Bu süreçte bir benim bir abimin yanında oluyordu. Ateş her bana yaklaştığında ona bağırıp ortalığı ayağa kaldırdığım için ne zaman bana doğru bir adım atsa Kıraç amca tarafından engelleniyordu.

"Kıraç, Efsun'u kaldırır mısın şuradan." Babamın boğuk sesini duymuştum ama başımı dizlerimden kaldırmadım.

Kıraç amca babamın yanından kalkıp bana doğru yürüdüğünde ona bakmadan konuştum.

"Burada duracağım Kıraç amca." Dedim.

Sıkıntıyla bir nefes verip yanıma eğildiğinde Can biraz yana çekilmişti.

Koluma yaslanmış benimle beraber bekliyordu.

"Baban perişan Efsun. Üç adım ileride bekleyelim kızım yere oturma." Göz ucuyla babama baktım.

Kıpkırmızı gözlerle kapıya bakıyordu.

Gelecek haberi bekliyordu.

Can ve Kıraç amcanın yardımıyla kalkıp babamın diğer tarafına oturduğumda bana baktıktan sonra gözlerini tekrar kapıya dikmişti.

Geçen bir saatin sonunda babam ayağa kalkmış sağa sola yürüyerek beklerken abim karşı tarafta bi yere sigara içmeye gitmişti.

Ateş buradaydı.

Hepsi buradaydı gerçi. Can, Sezen teyze, Kıraç amca.

Ameliyathanenin kapısı açıldığında hepimizin yerlerimizden kalkmıştık.

"Selçuk bey...iyi mi.?" Babam çaresizce sormuştu bu soruyu.

Derin bir nefes alıp konuştu.

"Tekrar yoğun bakıma alacağız ameliyat beklediğimden güzel geçti bundan sonrası Esin hanımda." Ellerimi kalbime koymuş doktoru dinliyordum.

Esin teyze yandan bir şekilde sevinçle bana sarıldığında babama baktım.

Koridorun sonundan koşarak gelen abime bakıyordu. Bakışları beni bulduğunda kollarını kaldırıp beni çağırdığında onu bekletmeden kollarının arasına girip gözyaşlarımı dökmeye başladım.

"Ağlama bir tanem annen iyi, ağlama kızım." Sarsıla sarsıla sessizce ağladığımdan dolayı daha sıkı sarılmıştı.

Kurtulmuş muydu yani annem.

Kapıların tekrar açılması ve annemin çıkmasıyla hemen babamdan ayrılıp ona baktım.

Tekrar yoğun bakıma götürüyorlardı.

"Anne...anne seni çok seviyorum duyuyor musun beni çok seviyorum özür dilerim anne." Yatakla beraber bende ilerliyordum.

Hem yürüyor hem de konuşuyordum.

"Efsun hanım müsade eder misiniz." Kıza bakıp asansöre geçmeleri için yana kaydım.

Babamlarda yatağın ayak ucundan bizi takip ediyorlardı.

Asansöre yerleştirilen yatakla kapılar kapanınca merdivenlerden üst kata çıkmak için hızla yürüdüm. Babam arkamdan seslendi ama anne bir kere daha görmem lazımdı.

Asansörden çıkartılan yatağı görünce biraz koşup tekrar anneme baktım.

Elini tutmak için uzanacağım zaman uyarılmıştım.

"Efsun hanım lütfen dokunmayın yeterince riskli bir ameliyattan çıktı hastamız." Elimi geri çekip bakmaya devam ettim.

Yoğun bakımın kapısı açılıp annemi tekrardan içeriye aldıklarında cama iki elimi koymuş onları izliyordum.

Ameliyattan çıkmıştı.

Omzumdan sarılan kollarla kendimi arkaya doğru atıp babama yaslandım.

Arkadan gelen seslerle hepsinin geldiğini anlamıştım. Abim yanımızda durup anneme baktığında ondan bir iki adım uzaklaştım.

Babamda benimle beraber yana kaymıştı.

Bir süre daha annemi izledikten sonra koltuklara geçip aynı şekilde beklemeye başlamıştık.

Saat gece üç buçuk olduğu için Sezen teyze odaya geçip uzanmıştı.

Can yanımdaydı ama kafasını duvara koymuş uyuyordu.

Babam ve Kıraç amca sigara içmek için dışarıya çıkmışlardı.

Abim ve Ateş yoğun bakımın önünde ayakta bekliyorlardı.

Bir şey konuşuyorlardı ama duymuyordum.

Hemşire bir kadın yoğun bakımın kapısını açtığında bende ayağa kalkıp başımı içeriye doğru uzattım ama kapı hemen kapanmıştı.

Ne yaptığına bakmak için mecburen ikilinin yanında durup içeriyi izliyordum.

"İlaç veriyor." Abim kısık sesiyle bana dönerek konuştuğunda ben de ona baktım.

Gözlerime bakıp sonra bakışlarını kaçırdığında tekrar anneme döndüm.

Geri zekalı hala konuşuyordu.

Hemşire işini bitirip çıktığında karşıdan gelen Selçuk beyle beraber ona doğru yürümeye başladım.

"Efsun hanım bir sorun mu var." Ben konuşmayınca o konuşmuştu ama sertti konuşması.

Sinirliydi.

"İçeriye girme şansım var mı.? Beş dakika bile olsa olur." Tek kaşını kaldırdı.

"Sabah bu süreyi kullandınız sanırım Efsun hanım." Bu adamın derdi neydi.

"Nüfuzlu bir aileye sahipsiniz diye maalesef kuralları esnetenem izin verirseniz annenizi kontrol etmem gerekiyor." Yanımdan geçip gittiğinde yediğim laflarla kalmıştım.

Arkamı dönüp adama baktığımda hızlıca yoğun bakıma girdiğini görünce tekrar cama doğru yürüdüm.

Bir şeyleri imzaladıktan sonra ekrana baktı. Değerleri kontrol ediyordu sanırım.

Bu adamı ilk defa bugün görmüştüm ama Cahit amca'nın yerine ameliyata girdiğine göre iyi bir doktor olmalıydı.

Selçuk bey odadan çıkmadan arkasından başka bir hemşire odaya girdiğinde ikisi konuşmaya başladı.

Hemşireye bir şeyler anlatıp gösterdiğinde kız hemen başını salladı.

İkili beraber odadan çıktıktan sonra abim adama seslenmişti.

"Selçuk bey bir sorun yok değil mi.?"

"Sorun yok merak etmeyin genel bir kontrol..bir kaç saat önemli riskli bir ameliyattan çıktı Esin hanım." Yanımızdan ayrıldığında hala anneme bakıyordum.

Babamlar geldiğinde artık bayılmak üzere olduğumdan dolayı babamın omzuna başımı koyup gözlerimi kapattım.

Ateş ve babamın bir şeyler konuştuğunu duyuyordum ama anlayamıyordum.

Zihnim kapanmak üzereydi.

Başım yumuşak bir yere değdiğinde bacaklarımdaki eller beni bir yere uzandırmıştı.

Bacaklarımı kendime çekip kollarımı göğüsümde birleştirdiğimde bilincimde aynı hızda kapanmıştı.

Annem ameliyat olalı iki gün olmuştu ve hala uyanmamıştı.

Can sabah duş almak için eve gitmişti. Babam ona akşama doğru gelmesini söylediği için hala gelmemişti. İki gündür uyumadan annemin başımda bekliyordum.

Babam artık ayakta duramadığı için Kıraç amca ve Cahit amcanın zoruyla ilaçla uyumuştu.

Abimse benim gibi endişeli ve bitik bir haldeydi.

Bugün Ateş ve ikisi sabahtan Can'la beraber eve geçmişlerdi. Hastaneden ayrılmadığımız için onlar arada eve duş almaya gidiyorlardı. Sezen teyze eve gitmem ve bir kaç saat dinlenip gelmem konusunda ısrarcıydı ama ben annem uyanana kadar yanından ayrılmak istemediğim için gitmeyi kabul etmiyordum.

Babam telefonu çaldığı için benden biraz uzaklaştığında neredeyse yarım saattir tek başıma bekliyordum.

Bir haftadır elime telefonumu alamamıştım hatta nerede olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Yoğun bakımın kapısı açıldığında karşıdan hızlıca gelen Cahit amcayla beraber hemen ayağa kalktım.

"Efsun cama geç çabuk.!" Bana yüksek ve sevinçli bir sesle söylenip içeriye girince kalbim duracak gibiydi.

Cama geçip içeri baktığımda annemin açık gözleriyle beraber ağzımdan sesli bir hıçkırık çıktı.

Uyanmıştı.

Annem uyanmıştı.

"Anne.!" Bağırdığımda karşıda hararetle telefonda konuşan babam kaşlarını çatıp bana dönüp telefonu kapattı.

"Anne." Cama vurmaya başladığımda hem ağlayıp hem gülüyordum.

"ANNE." Gözleri Cahit amcadan bana döndüğünde dudakları hafifçe kıpırdandı.

Arkadan bana sarılan babamla beraber artık sarsıla sarsıla ağlamaya başlamıştım.

"Baba, uyandı annem...uyandı baba." Gözyaşlarımdan etrafımı göremeyince elimi sertçe yüzüme atıp gözlerimi sildim.

Cahit amca anneme bir şeyler sorup dosyada bir şeyler işaretlerken koridordan abimin telaşlı sesi yankılandı.

Ben hala iç çeke çeke ağlıyordum.

"Cihan noldu.!" Dedi Kıraç amca. Hepsi gelmişti.

Gözlerimi annemden ayıramıyordum.

Odaya bir tanede hemşire girdiğinde abim yanımıza gelmiş camdan anneme bakmıştı.

Şok olmuş bir şekilde iki eli camda konuşmadan sadece içeriye bakıyordu.

"Allahım çok şükür...çok şükür yarabbim uyanmış sonunda Kıraç." Sezen teyze sevinçle kocasına sarılıyordu.

Ateş'te abimin omzuna vurdu.

Hemşire kapıdan çıktığında direkt bize döndü.

"Efsun hanımı hazırlayalım Esin hanım çok ısrar ediyor." Gözyaşlarımı siliyordum ama hala sesli sesli ağlıyordum.

Dizlerim tutmuyordu sevinçten.

Babam başımdan öptükten sonra beni yönlendirmişti.

Abimin bakışları hemşirenin konuşmasından sonra bir iki saniye bana dönse de sonra tekrar anneme baktı.

Verdikleri kıyafetleri üstüme geçirip maskeyi taktıktan sonra babamın elimi sıkmasıyla kapıdan içeriye girdim.

Annem Cahit amcayı gözleri kapalı bir şekilde dinliyordu ama benim ağlama sesimi duyup anında gözünü açmıştı.

"Annem." Dedi kısık ve çatallı sesiyle.

"Anne.!" Yüksek ve ağlayarak söylediğimde yanına doğru bir kaç adım attım.

"İyiyim aşkım ağlama." Ellerimi ağzıma koyup sesimi bastırmaya çalıştım ama daha çok ağlıyordum.

"Anne." Yatağın başında durup eğildiğimde o hafifçe elini kaldırdı ama yüzünü buruşturduğunda Cahit amca hemen müdahale etti.

"Kollarını kaldırma Esin." Dedi.

"Gel bir tanem." Beni biraz daha yakınına çağırdığında dikkat ederek kollarımı boynuna sardım.

Dudaklarım boynuna değdiğinde sürekli öpüyordum.

Elini sırtımda hissedince hemen ayağa kalktım.

"Ağrın var mı.?" Dedim ona dikkatle bakarak.

"Kalkma Efsun sarılacağım." Burnumu çeke çeke tekrar yükümü vermeden sarıldığımda o da kollarıyla beni sardı ama çok güç uygulayamıyordu.

"Ağrın var mı Esin...söyledim çok riskli bir ameliyattan çıktın ve seni bir süre daha hastanede tutacağız." Annem sadece bana bakıp saçlarımı okşuyordu.

"Babam çok merak etti seni mahvoldu." Gözleri cama kaydığında sağ tarafa yani az önce babam ve benim olduğum tarafa bakıp hafifçe gülümsediğinde bakışları abime kaydı.

Dudakları düz bir çizgi haline gelince hemen bakışlarını bana çıkartmıştı.

"İyi misin annecim...gözlerin şişmiş Efsun uyumadın mı.?"

Cevap vermeden avuçlarından öptüm.

"Babam çok korktu." Dedim konuyu değiştirmek için.

Bakışları tekrar cama kaymıştı. Hali olmadığı için babama bakarak gözlerini açıp kapattı.

"İyi olduğumu söyle ona." Başımı salladım hızlı hızlı.

Annem başımı biraz yaklaştırıp yanağımdan öptüğünde gözyaşım onun yanağına düşmüştü.

"Efsun sen dışarıya çık kızım Esin'i bir kaç saate normal odaya alacağız." Çıkmak istemiyordum ama kontrollerin yapılmasını engellediğim için annemin saçlarından öperek biraz uzaklaştım.

"Hadi Efsun." Dedi Cahit amca.

"Hemen kapının önündeyim anne camdan bakarsın tamam mı.? Camda olacağım." Burukça tebessüm ettikten sonra gözlerini kapattı.

"Seni çok seviyorum." Gözlerini tekrar açtığında bu sefer dolan gözleriyle bakıyordu.

"Çıkıyorum...çıktım." Kapı açıldığında daha fazla durmayarak çıkmıştım.

Hızlı bir şekilde babamın yanına geçtiğimde bu sefer ona camdan bakıyordum.

Sezen teyze koluma sıkıca girmiş bir şeyler diyordu ama sadece anneme bakıyordum.

Cahit amca bir şey dedikten sonra elini kalbine götürdüğünde gözlerinden bir kaç damla yaş akınca babam cama vurdu.

"Tamam Cihan vurma birazdan çıkar Cahit sorarız." Annemin bakışları burayı buldu. Hepimize tek tek baktı ama abime bakmadı.

Abim ve Ateş'e gözünün ucuyla bile bakmadı.

"KARTAL.!" Hepimiz arkaya dönüp bağıran Nil'e bakmıştık.

Abim dolan gözlerini silerek ve ciddileşerek arkasını döndü ve sinirle Nil'in üzerine yürümeye başladı.

"Tiyatroyu izle şimdi." Can konuşunca hafifçe tebessüm ettim.

Koluma girip ikimizi de onlara doğru çevirdiğinde gözlerimi kısıp Nil'i izlemeye başladım.

Abimin yakasına yapışmış ağlayarak bir şeyler diyordu.

Abim kollarını sertçe ittiğinde Nil yere düştü.

Ateş abimin omzundan çekip onu arkasına almıştı.

Babam yanlarına gideceği zaman Kıraç amca onu tuttu.

"Halleder onlar muhattap olup canını sıkma." Dedi babama.

Babam tekrar anneme döndü ama Can ve ben koridordaki olayı izliyorduk.

Nil'in gözleri bana kayınca bu sefer hırsla beni göstererek konuşmaya başlamıştı.

"Ne diyor bu orospu.!" Can sesli bir şekilde konuştuğunda Nil'de bize doğru bağırdı.

"Bana nasıl böyle dedirtirsin Kartal.!" Nil çıldırmış gibiydi.

Can kolunda benimle beraber ileriye doğru bir kaç adım atıp onlara yaklaştı.

"Orospusun çünkü Nil hadi siktir git." Can iyice kudurttuğunda Ateş ona bakarak uyarmıştı.

"Sen nesin o zaman Can...Efsun'un kölesi.!" İşte buna şaşırmıştım.

Ne saçmalıyordu bu.

"Sen, Kartal.." Ateş'e döndü bakışları.

"Ateş...hepiniz onun kölesi olmuşsunuz aptallar.!" Şimdi anlaşılmıştı derdi.

"Efsun Efsun Efsun tek derdin Efsun mu senin Kartal.!" Bağırdığı için babamlarda duyuyordu.

Abim konuşmadan ona bakıyordu.

Nil'in bakışları bana döndüğünde sinsice sırıttı.

"Söyledin mi Ateş'e." Ateş'in bakışları anında bana döndüğünde ben sadece Nil'e bakıyordum.

"Söyle hadi Ateş'e..." Can'ın kolundan çıkıp ona doğru atıldığımda saldıracağım zaman Ateş kolumdan tutmuştu.

Nil gülüyordu.

Can onun kolundan tutup uzaklaştırmaya çalıştırdığında abim engel oluyordu.

"Bırak Can.!" Abim bağırmıştı ama Can bırakmadı.

Hırsla Nil'i kolundan tutmuş itiyordu.

"Ateş...Efsun gitmeden önc.." Ateş'in kollarında çırpınıp gitmeye çalışıyordum ama bırakmadı.

Can, Nil'in ağzını kapattığında abim Can'ı itmişti.

"CAN SUSTUR.!" Bağırdığımda Ateş beni arkasına alıp Nil'e doğru yürüdü.

"Söyle Efsun yoksa ben söylerim." Başımı iki yana sallayıp bağırdım.

"Can.!" Can ona gitmeye çalışırken abim tutmuştu. Babamlar yanımıza geldiğinde bu sefer yardım istercesine ona baktım.

"Çıkar şunu baba.!" Bağırdığım için kaşlarını çatıp olayı anlamaya çalıştı.

"Bırak lan çocuğu.!" Babam Abimin ellerinden Can'ı kurtardığında Can tekrar Nil'e atıldı.

Nil gülüyordu.

Hemde nefessiz kalmış gibi gülüyordu.

"Efsun gitmeden önce.."

"NİL.!" Bağırdım ama o susmadı.

"Hamileydi."

Ateş'in beni tutan kolları gevşediğinde bana döndü.

Sadece o değil babam ve abimde aynı şekilde.

Sezen teyzeden kopan bir çığlıkla Can'a baktım.

"Efsun." Babam abimin kolunu sertçe bırakıp bir iki adım attığında şaşkınlıkla bana bakıyordu.

Ona bakmadım.

Ateş'in kolunu çıkmak için sertçe attım ama bırakmadı.

"Bırak." Dedim sessizce.

"Efsun.!" Babamın sesi yükseldiğinde yerdeki bakışlarımı ona çevirdim.

Sezen teyze Ateş'in yanına gelmiş bize bakıyordu.

"Ne diyor bu kız." Dedi doğru olmadığını söylememi ister gibi.

Sessiz kaldığımda Can konuştu ama bu sefer Sezen teyze bağırdı.

"Cihan amca saçmalıyor apt.."

"SUS...Söyle Efsun doğru mu.?" Elimi tekrar Ateş'te ayırmak için çektim bu sefer bırakmıştı.

Bir iki adım geriye doğru attığımda babam kolumu sertçe sıktı.

"EFSUN DELİRTME BENİ." Gözlerimi kapatıp bağırmasını bekledim.

Daha çok bağırsın ve ben buradan gideyim istedim.

Hepsi sessizleştiğinde başımı kaldırıp Ateş'le göz göze geldiğimde onun gözlerine baktığımda anladığını anlamıştım.

Anlamıştı sessizliğimden.

Doğru olduğunu anlamıştı.

Başını iki yana sallayıp bir adım attığında işaret parmağını bana doğru salladı.

"Sen..."

Sezen teyze iki eliyle ağzını kapatıp ağlamaya başladığında babam kolumu daha çok sıktı.

Babama döndüm.

"Doğru." Dememle kolumu tutmayan eli havaya kalktı ve bana tokat atacakken Ateş babamın kolunu havada tuttu.

"Cihan.!" Kıraç amca yanıma gelip babamı benden hızla uzaklaştırdığında yalnız kalmıştım.

Tutunacak kimsem yoktu.

"Efsun, Ateş'ten hamileydi... düşürdü." Nil'in sesi tekrar yankılandığında gözlerimi tekrar kapattım.

Sezen teyzenin hıçkırıkları babamın bağırışlarına karıştı.

Gözlerimi açtığımda Ateş'in öylece bana baktığını gördüğümde yutkundum.

Gözlerindeki acıyla kalbim sıkışsa da bir şey demedim.

Ben değil o öldürmüştü bebeğimizi.

Bana yaşattıklarından dolayı düşük yapmıştım.

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Oy sınırı 700
Yorum sınırı 300

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.064okunma 75beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.