YAKARIŞ kitap kapağı

19. bölüm / 37

YAKARIŞ

19

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 19

Keyifli okumalar...

"Ateş git Efsun bizi öldürür git çocuğum." Sezen teyze kızımı diğer tarafa çevirdi ama Duru iyice ağladığında beklemediğim bir hamle yaparak Ateş'e, babasına kollarını uzattığında dişlerimi sıktım.

Ateş bir Duru'ya bir de ona uzanan kollarına bakarak kızıyla ilk temasını gerçekleştirdi.

Duru'yu kucağına aldı.

Babasının kucağına giden Duru eskiden benim yaptığım gibi kafasını hemen onun boynuna gömdüğünde Ateş gözlerini kapatmış kızının boynunu koklamıştı.

Ateş ve Duru tanışmıştı.

************

Bir süre onları izledikten sonra sinirle adım atacağım zaman annem mutfaktan çıkarak yüksek sesle konuştuğunda onları izlemek için yerimde durdum.

"Defol git şuradan Ateş, birde almış kızı kucağına bırak.!" Annem Ateş'in kucağındaki kızımın karnından tutup almaya çalıştı ama Ateş hala başını onun boynuna gömmüş öylece duruyordu.

"Ateş git.!" Annem hala bağırmasına devam ederken Sezen teyzeye baktı.

"Sezen neden Duru'yu buna veriyorsun Efsun'la aramın iyice açılmasını mı istiyorsun." İkisi arasında kavga çıkmasını istemediğim için hızla olaya dahil oldum.

"Sen ne laftan anlamaz bir insansın Ateş. Sana diyorum ki karşıma çıkma kızıma yaklaşma.!" Son cümleleri bağırarak söylediğimde Duru tekrar ağlamaya başlamıştı.

Oyuncak etmiştik çocuğu.

Sürekli kavga ve bağırışın içinde büyüyordu resmen.

Anneme sinirle baktığımda tekrar ona döndüm. Ateş'te kızarmış gözleriyle bana baktığında yüzümde nasıl bir ifade gördüyse şaşırmıştı.

"Ben bu evden siktir olup gidiyorum." Anneme döndüm.

"Tamam mı anne.!"

Annem dolu gözleriyle bana bakmaya başladığında Sezen teyze koluma dokunup ağlar bir şekilde konuşmaya başlamıştı.

"Ben izin verdim annenin haberi bile yok Efsun." Onu dinlemeden babasının kucağında kollarını bana uzatan kızıma uzandım.

Duru kucağıma geçtiğinde iki eliyle boynuma sarılıp ağlamaya başladığında onu sakinleştirmek için yerimde kıpırdanıp sırtını okşamaya başlamıştım.

"Ben geldim Duru...gel çiçeklere bakalım aşkım." Hala kafasını kaldırmadan ağlamaya devam ediyordu.

"Size sesten korkuyor dedikte beni bağırtıyorsunuz...bıktım hepinizden."

Hiçbiri bir şey söylemediğinde Sezen teyzelerin bahçesinden koşarak buraya gelen adamla oturup ağlamak istemiştim.

Abim gelmişti.

"Noluyor." Dedi hepimize bakarak.

Ben kucağımda Duru'yla beraber bir kaç adım arkaya gidip yerimde sallanmaya devam ettim.

"Amcasının güzel papatyasına nolmuş." Can hemen arkama geçip Duru'nun yüzünü kaldırmaya çalıştı ama yüzünü omzuma gömmüş korkuyla ağlıyordu.

Ateş'e değen gözlerim onun benim çaresiz halime ve kızına baktığını görünce iyice sinirlenmiştim.

Duru'nun ensesinden öpüp ağzımla oradan ses çıkarttığımda başını kaldırıp bana bakınca zor da olsa gülümsedim.

Ağlamak isterken otuz iki diş gülümseyerek kızıma baktım.

Onun ağlamasının durmasını fırsat bilerek aynı şeyi bir daha yaptığımda tek elime alıp diğer elimle gözyaşlarını silip alnından öptüğümde hala bana bakıyordu.

"Annecim." Dediğimde elinin birisini yüzüme attı.

Gözlerimi kapatıp elini öptüm.

"Mis bu kız mis." Kucağımda iki üç kere zıplattığımda sonunda gülmüştü.

"Sarı papatya gülüşünü yerim lan senin." Can saçlarını karıştırdığında başını arkaya atarak gülmüştü.

Karşımdaki kişilere bakmadan yanlarından geçip havuza doğru yürümeye başladığımda sürekli Duru'yu öpüyordum.

"Dı dıd dır."

"Evet aşkım dıdı." Çiçekleri gösteren parmağını tutup öptükten sonra annemlerin ektiği güllerin yanına eğilip Duru'yu da kollarından tutarak ayakta bıraktım.

İki kolunu da tuttuğum için güllere uzanamıyor sadece onlara doğru adımlar atıyordu.

"Da da." Ona başımı sallarken sağ tarafımızda kalan dörtlüye baktım.

Annem, sandalyeye oturup dirseğini masaya koymuş başını tutuyordu.

Abim ve Sezen teyzede donakalmış bir şekilde bu tarafa bakan Ateş'e bir şey diyorlardı ama o sadece Duru ve bana bakıyordu.

"Aptal." Dedim ama buradan duyamazdı.

"Bakma şuna boşver." Can'ı dinleyerek kızımla ilgilenmeye devam ediyordum.

"Hala bakıyor...Duru'yu odaya götüreyim." Başını sakladığında bende yürümeye başlamıştım.

Onlardan uzak bir şekilde ön bahçeye doğru yürüyerek eve girmiştim. Salon kapısının önünde onlar olduğu için dolanmıştım.

Merdivenlerden çıkarken Duru'nun başının üzerinden öpüp duruyordum.

Odaya geldiğimizde hala sinir doluydum. Bu çocuğu evde tek bırakıp bir yere gidemeyecektim anlamıştım.

Kızımı yatağa bıraktıktan sonra elime telefonumu alıp hemen şu an kendime en yakın gördüğüm kadını aradım.

"Efendim kuzucum."

"Gül teyze." Dedim titreyen sesimle.

Hışırtı seslerinden sonra sesi ciddileşmişti.

"Noldu Efsun."

"Bir kaç gün sende kalabilir miyiz.? Duru'yu burada bırakıp bir yere çıkamıyorum annemler.." Derin bir nefes aldım ama konuşamadım.

"Tamam gelin çabuk bekliyorum kuzucum." Minnetle gülümsedim.

"Görüşürüz..Teşekkür ederim Gül teyze." Daha fazla bir şey dersem ağlamaya başlayacağım için hemen kapatıp Duru'nun eşyalarını valize koymaya başladım.

Duru yatakta oturup kendi kendine sesler çıkartarak oynuyordu.

"Ta ta."

"Ta ta aşkım ta ta gidiyoruz birazdan."

Sanki ne dediğimi anlamış gibi sevinçle çığlık attığında gülerek ona baktım.

Bunca şeye rağmen tek çığlığıyla gülüyordum.

Elimdeki bezleri bavula atıp hemen Duru'nun yanına geçip karnına elimi koydum. Boynuna eğilip öptüm ama başımı bir süre oradan çekmedim. Elleri saçlarımı bulduğunda çekmeden okşadığında dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Her şeyimsin sen benim." Bir kere daha öptüm boynundan.

Elleri hala saçlarımdaydı. Çekmeden başımın üzerine koymuş parmaklarını oynatıyordu.

Kalkıp ona baktığımda gözümden akan bir damla yaşla hemen silerek gülümsedim.

Ağzını balık işareti yaparak yanaklarından öptüğümde gülüyordu.

Karnını son kez okşadıktan sonra işime geri döndüm.

Duru'nun valizine kendime de bir kaç kıyafet attıktan sonra kapatmaya çalıştım. Zor da olsa kapandığında yatağın yanlarına yastık koyarak valizle beraber aşağıya inmeye başladım.

Merdivenlerden inerken gelen seslerle daha da hızlandım.

Bavulun tekeri merdiven kenarına çarpıp durduğu için hepsinin bakışı burayı bulmuştu.

Annem, Sezen teyze ve babam vardı sadece.

"Efsun." Babam hemen oturduğu yerden kalkıp bana doğru gelmeye başladığında durdum.

İki elini de yüzüme atıp göz göze gelmemizi sağladığında ona baktım.

"Ne bu valiz saçma sapan iş yapma..gitmiyorsun bir yere bir daha olmayacak böyle bir şey tamam mı.? İkisini de yaklaştırmayacağım."

"Eğer Ateş ona yaklaşırsa defolup gideceğimi söylemiştim.!" Sesim yüksek çıkmıştı çünkü annemlerinde net bir şekilde duymasını istemiştim.

Sezen teyze yanımıza gelirken annem koltuktan kalkamamıştı.

Kanmayacaktım bu sefer.

Ne olursa olsun gidecektim.

"Çok özür dilerim benim hatam annenler bir şey yapmadı Efsun...ben izin verdim bilemedim ne yapacağımı ikisi de bir şey yapmadı neden gidiyorsun."

Sezen teyzeye de cevap verdim.

"Ateş benim kızıma yaklaşamaz Sezen teyze." Sinirden delirmek üzereydim.

"O adam ne benim ne de kızımın yanına yaklaşamaz dedikçe burnumun dibine sokuyorsunuz...ya ben zaten bittim." Merdivenin son basamağına oturup ellerimi alnıma attım.

"Ben zaten mahvoldum..görmüyor musunuz halimi siz.! Ben nefes alamıyorum baba nefes alamıyorum ben.!" Kimseden ses çıkmıyordu.

"Duru olmasaydı ben şu an yoktum." Bunu dememle babam sertçe ellerimden tutarak bedenimi ayağa kaldırdı.

"Ne diyorsun sen... ne demek yoktum Efsun.!

Başımı iki yana salladım.

Elimin birisini kurtarıp yukarıyı gösterdim.

"Eğer odada yatan kızım olmasaydı sen benim mezarıma getirirdin Ateşi'de oğlunu da."

"EFSUN, SUS."

Bağırdığında gözlerimi kapatmıştım.

"Sus." Diyordu sürekli tekrar ederek.

Kollarımı bıraktığında sarsak adımlarla arkasındaki duvara yaslandığında annemden gelen hıçkırık sesiyle bende bağıra bağıra ağlamak istemiştim.

Onun yerine kızım için güçlü durarak yerdeki valizi sürükleyerek kapıdan çıktım.

"Ömer abi..arabama koyar mısın valizi." Ağır olduğu için arabaya kadar taşıyamazdım.

Bana doğru gelen adamla tekrar içeriye geçtim.

Bu sefer Sezen teyze annemin yanına geçmiş onu sakinleştirmeye çalışıyordu.

Babam aynı yerde duruyordu.

Merdivenlerden hızlıca çıkıp tekrar odaya geçtiğimde Duru'nun huysuzlukla mızmızlandığını duyunca hızlı adımlarla kendimi ona gösterdim.

"Geldim aşkım gidiyoruz birazdan ağlama sakın." Etraftaki oyuncakları toplamayacaktım.

Çoğu eşyamız hala buradaydı ama sonra gelip alacaktım.

Odanın her yerinde oyuncak vardı. Ayağımla onları yana atarak yol açtım.

Banyoyu kontrol ettikten sonra işimize lazım olan her şeyi alarak çantaya gelişi güzel attım.

Aklıma gelen Can'la beraber ona da mesaj attım. Haberi yoktu gideceğimden.

Son kez odaya bakıp huysuzlanmaya başlayan ve az önce yatakta durmadığı için yere bıraktığım kızıma baktım.

Hemen kucağıma aldım.

"Gidiyoruz maviş gel bakalım."

İçine her şeyi doldurduğum büyük çantayı da omzuma taktıktan sonra son kez gözlerimle her şeyi kontrol ediyordum. Benim değil ama Duru'nun unuttuğum ihtiyacı olan şeyleri bırakmak istemiyordum.

Dağınık odada gözüme bir şey çarpmıyordu.

Derin bir nefes alarak çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım.

Annem hala ağlıyordu.

Babam merdivenin önünde beni beklediği için anında göz göze gelmiştik.

Duru kafasını boynuma gömdüğü için onu göremiyorlardı.

Sezen teyzede bizi görünce hemen yanımıza gelmişti.

Konuşacağı zaman yürümeye başladığımda babam omzumdaki çantayı alıp benden önce kapıya doğru yürümeye başlamıştı.

Sertçe kapıyı açtığında Duru başını kaldırıp bana bakınca alnından öpünce kafasını tekrar boynuma koydu.

"Özür dilerim kızım bilemedim, annen kötü bir gör öyle git." Adımlarım durdu.

Ameliyattan yeni çıkmasaydı asla yanına gitmezdim ama görmeden içimin rahat etmeyeceğini bildiğim için salona doğru yürümeye başlamıştım.

Annemin karşısına geçtiğimde ellerini yüzünden çekmemişti.

"Duru'yu görmeye gelirsin anne...bundan bir kaç ay önce zaten aynı evde yaşamıyorduk biliyorsun." Daha fazla ağlamaya başlamıştı.

Duru'yla eğilmem zor olsa da eğildim. İçimde kalanları söylemeye başladım.

"Anne...sen eğer beni sürekli görmek isteyen ya da görmeye gelen bir anne olsaydın hamileliğimden haberin olurdu değil mi.? Ağlama bu sefer ülke değil sadece ev değiştiriyorum." Kırmızı gözleriyle bana baktığında başını olumsuz anlamda sallayarak elini bana uzattı.

"Geldim.! Her seferinde arkaşlarımla tatildeyim dedin başka bir zaman sürpriz yaptım Newyork'ta değilim anne geri dön dedin.! Ne saçmalıyorsun."

Doğruydu söyledikleri gelmişti ama ısrar etmemişti beni görmek için.

Her dediğime inanmış gitmişti. Beklerim ben seni görmek istiyorum dememişti.

"Hep bahane buldun her seferinde gönderdin beni.! Arkadaşlarınla kafanı dağıtıyorsun sanırken sen." Gözleri Duru'ya döndü.

"Sen çocuğunu büyütüyormuşsun.!" Bağırdığında ayağa kalktım.

"Gittim ben Sezen..ayda üç kere, beş kere gittim almadı beni eve.!"

"Hamileyken gitmişim...doğumdan bir ay sonra gitmişim iki ay, dört ay sonra gitmişim ama aptal olduğum için fark etmemişim.!" O da benim az önce bağırdığım gibi bağırarak konuşuyordu.

"Sonunda gittiğimde evdeyim demiştin hatırlıyor musun, kendini toparlamışsın canın istediği için görüştük biz.!" Bir şey söylemedim.

Doğru söylüyordu ama bende haklıydım.

"Israr etseydin...ısrar etseydin ben sana nerede olduğumu söylediğimde oraya geleyim deseydin." Sesimi çok fazla yükseltemiyordum Duru'dan dolayı.

"DEDİM, DELİRTME BENİ." Annem neredeyse çığlık atarak ayağa kalktığında Duru kucağımda sıçrayarak ağlamaya başlamıştı.

Bense dolu gözlerimle anneme bakıyordum.

Annemin bir eli yüzümü bulduğunda çenemden tuttu.

"Çok özledim yanına geleyim nolur dedim...müsait değilim diğer ay dedin." Gözlerimi kapatmıştım.

Çenemi biraz sıktı.

"Sen... Ateş yüzünden beni sensiz mi bırakacaktın..Ateş ve abin yüzünden canına mı kıyacaktın sen Efsun.!"

Ne gözlerimi açtım ne de bir şey söyledim.

Bu konuda terapi alıyordum..alıyordum ama terapi bir işe yaramıyordu. Yeniden doğmam lazımdı benim.

Yeniden doğup her şeye baştan başlamam lazımdı.

"Git delirmek üzereyim...kendini toparla iki üç gün sonra tekrar yanıma döneceksin gebertirim seni." Annem ilk defa bana karşı bu kadar sert konuşuyordu.

Duru'nun başından öptükten sonra geri çekilmişti.

Gözlerimi açıp son kez ikisine de baktıktan sonra hızlıca yanlarından ayrıldım.

Annemin ağlamaları artık uzaktan geldiğinde dış kapıdan çıkmıştım.

"Bir şey yok papatyam." Duru'yu sallayarak sakinleştirmeye çalıştığımda ağlaması azalmıştı.

Başını boynuma gömmüş ellerini de gözlerine attığında göz yaşlarını siliyordu.

Burukça gülerek boynundan öptüm.

Bir tanemdi benim.

"Gül teyzene gidiyoruz Duru." Kulağına fısıldayarak söylüyordum hepsini.

Sakinleşiyordu biraz.

Babamı arabamın önünde sigara içerken görünce yanına doğru yürümeye başlamıştım.

Duru'yu diğer koluma alacağım zaman babam uzanıp onu benden almıştı.

Babamın kucağına geçmek için havalanan kızımın şaşkın ve ıslak bakışları beni bulunca hemen elini tutup gülümsemiştim.

Duru babama dönüp ensesini çenesine bastırdığında babam hafifçe gülmüştü.

"Nereye gittiğini söyleyecek misin yoksa peşine adam takayım mı.?"

"Çiftlik evine."

"Ararım Sami'yi dolabı doldurur." Hemen itiraz ettim.

Oraya gitmeyecektim.

"Ben hallederim Duru'nun eksikleri için zaten markete uğrayacağım alışveriş yaparım kafam dağılır." Başını salladı yavaş yavaş.

"Telefonu açmadığın an gelirim." Bende başımı salladım.

"Can'da gelecek mi.?" Gelmeyecekti ama ona da başımı salladım.

"Sonradan gelecek bir kaç gün Duru'yla tek kalmak istiyorum."

"Bir kaç gün sonra tekrar geleceksin yanıma Efsun." Sakallarıyla oynayan kızıma bakıp yanağını sertçe öptükten sonra tekrar konuştu.

"Bu güzelliği burada büyüteceksin istemediğin hiçbir şey olmayacak söz veriyorum ne Ateş ne de Kartal yaklaşmayacak Duru'ya."

Dolu dolu olan gözlerimi kapatıp başımı yan tarafa çevirdiğimde dudaklarımı da birbirine bastırdım.

Parmaklarımı alnıma koyduğumda kendimi ağlamamak için zor tutuyordum.

Babam diğer koluyla beni kendine çektiğinde hemen ona sarıldım ama sessizce göz yaşlarımı akıttım.

Bir koluyla kızımı diğer koluyla da beni sarmalamıştı.

"Ağlama bir tanem...özür dilerim bunları yaşarken yanında olamadım. Arkadaşlarınla kafanı dağıtıyorsun sanıyordum." Herkes öyle sanıyordu.

Bir kaç arkadaşımla günü birlik bir yere gidip bir sürü fotoğraf çekiyordum ve bunları günlük olarak onlara atıyordum.

Sürekli gezdiğimi ve tatilde olduğumu düşünüyorlardı.

"Senin tek hatan Duru'yu bize söylememen Efsun..annen ve bana söylemen lazımdı...sonra konuşacağız bunları ağlama tamam."

"Hadi hava kararmadan yola çıkın kendine de benim aşkıma da çok dikkat et tamam mı bir tanem." Başımı sallarken gözyaşlarımı siliyorum.

Alnımdan öptüğünde aklımda kalan kadınla konuştum.

"Annem.."

"Ben konuşur sakinleştiririm onu, sen bunları düşünme." Burnumu çektim.

"Bana yazarsın nasıl olduğunu." Başını salladı ağır ağır.

Son kez alnımdan öptükten sonra Duru'yla da vedalaşmıştı. Arabanın arka kapısını açıp kızımı güldüre güldüre koltuğuna bırakmıştı.

Kapıyı kapattıktan sonra bana döndüğü an kollarımı babama sararak sıkıca sarıldım.

Anında karşılık vermişti.

"Sen benim bir tanemsin Efsun. Bir tanecik bebeğimsin."

Daha sıkı sarılıyordum.

"Sende benim bir tanemsin." Boynumdan öptüğünde ayrılmıştık.

"Hadi bekletme Duru'yu korkmasın." Başımı sallayarak kendi tarafıma geçeceğim zaman babamın söyledikleriyle elim kapıda kalmıştı.

"Gül'e selam söyle." Ben ona şaşkınlıkla bakarken tekrar konuştu.

"Konuşacağız Efsun." Başımı sallayarak kapımı kapattıktan sonra hemen arkaya dönerek bebeğime baktım.

O da bana bakıyordu.

Tekrar önüme döndüğümde gözlerim salon camına takıldı. Annem kollarını birleştirmiş üzgün bir şekilde arabaya bakıyordu.

Arabayı çalıştırdığımda bu sefer diğer evin terasında gördüğüm kişilerle sinirle gözlerimi açıp kapattım.

Kaç dakikadır oradalardı acaba.

Ateş ve abim onların evinde terasta durmuş arabaya bakıyorlardı.

Babam cama hafifçe vurduğunda ona bakıp arabayı çalıştırdım.

Son kez el salladığımda o da el sallıyordu.

Geri geri giderken bizim evden koşarak arabaya doğru gelen Gizem'le durdum.

Babam onun yanına gidip bir şeyler söylediğinde o eliyle arabayı göstermişti.

Babam en sonunda başını sallayıp onun önünden çekildiğinde Gizem hemen ön kapıyı açıp binmişti.

Elindeki çantayı Duru'nun yanına bıraktıktan sonra kemerini bağlarken ben bahçeden çıkmıştım bile.

"İyi misin aşkım." Başımı iki yana olumsuz anlamda salladığımda omzuma başını koydu.

"Cihan amca annemi öğrenmiş."

"Biliyorum." Dedim hemen.

"Mahvedecek annem bizi." Hafifçe gülümsedim.

Gül teyze kıyamazdı bize. Bize kıysa Duru'ya kıyamazdı.

"Gerçi silahımız hazır." Arkasını dönüp Duru'nun karnını gıdıkladığında benim her şeyim hemen gülmeye başlamıştı.

Arabayı evin önüne park ettiğimde arkamı dönüp uyuyan kızıma baktım. Başını yana atmış iki büklüm uyuyordu.

"Çantaları alırım ben." Gizem'e başımı sallayarak hemen indim.

Duru'nun kapısını açtığımda irkilir gibi olup uyumaya devam etmişti. Yavaşça kemerini çözerek bebeğimi kucakladığımda esen rüzgarla beraber koşar adım eve doğru yürüyordum.

Gül teyze geldiğimizi görüp kapıda bekliyordu zaten.

"Hoş geldiniz geçin bakalım." Kapıyı sonuna kadar açıp Duru'nun elini tuttuktan sonra kenara çekilmişti.

Salona geçtiğimde hemen meleğimi koltuğa yatırdım.

Şu an derin bir uykuda olduğu için uyanacağını zannetmiyordum.

Kenara destek koyarak kalktım ve bana bakan kadına sarıldım.

"İyi misin kuzum." Bir şey söylemedim.

Sarılmaya devam etti.

Duru uyanmasın diye mutfağa geçip ona olanları anlatmıştım.

Bir kaç saat oturup yemeğin hazırlanmasını bekledikten sonra sofraya geçmiştik.

"Uyuyor mu hala." Gizem'e başımı salladım.

Çatalımla tabağımdaki balıktan alacakken gelen ağlama sesiyle koşar adım salona geçtim.

Duru'nun başında çalışan kız bekliyordu.

"Efsun hanım, size getirecektim sonra istemezsiniz diye getirmedim."

"Teşekkürler." Diyip kızımı kucağıma aldım.

Diğer kız gitmişti.

Duru ağlayarak bana baktığında derdini anlamaya çalışıyordum. Kucağımda onunla beraber koltuğa oturduğumda daha çok ağlamaya başlamıştı.

Gizem yanımıza geldiğinde hemen dizlerinin üzerine çöktü.

"Duru kuşum noldu teyzesinin bir tanesi."

"Gizem şu çantada oyuncağı var onu istiyor mavi beyaz bir ayıcık." Gizem çantaya baktı ama bulamamış olacak ki Duru'nun susmamasıyla içindekileri halıya döktü.

"Yok Efsun."

"Nasıl yok." Diyip bende yere dizlerimin üzerine çöküp Duru'yu ona uzattım.

Küçük valizi de didik didik aradıktan sonra sıkıntıyla bir nefes verdim.

Gizemin kucağında ayıyı bulmamı bekleyen Duru kuşa baktım.

"Ayıcık yok aşkım...yarın gidip alırım tamam mı.?" Tabi ki tamam değildi.

Anlamış gibi daha çok ağladı.

Uzanıp tekrar kucağıma aldığımda neredeyse çığlık atıyordu.

Buraya gelince bir şeyler olmuştu bu kıza.

"Duru...havuza bakalım gel." Bahçeye çıktığımda hava karardığı için Gizem ışıkları açmıştı.

"Bak nasıl yanıp sönüyor." Şu an sadece ağlıyordu. Söylediklerimi asla duymuyordu.

"Gizem, Can'ı arasana bize gidip ayıyı alsın." Duru hemen ağlamasını azaltıp bana bakınca bende sıkıntıyla ona baktım.

"Amca getirecek ayını bir tanem..ağlama." Gözyaşlarını silip saçlarını okşadığımda çenesi hala titriyordu.

"Açmıyor."

Duru'yu kucağımda zıplattım.

"Amcan nerede aşkım..yok amcan." Kafasını dağıtmak için saçmalıyordum ama o asla kanmıyordu.

"Efsun, mavi ayısı mı yok." Gül teyze içerden geldiğinde başımı salladım.

Biliyordu hangi oyuncakla uyuduğunu. Nasıl almamıştım onu. Her şeyi kontrol etmiştim ama o bir yerlere düşmüş olmalıydı. Görsem ilk alırdım.

"Ben gidip alayım mı.?" Dediğimde Gül teyze itiraz etti.

Gizem zaten gidemezdi hava kararmıştı ve o gündüz bile araba sürmekten hoşlanmıyordu. Akşam süremezdi.

"Gece ne yapacağız uyumaz ki...ben hemen gidip alayım iki üç saate gelirim."

"Duru bugün o olmadan uyuyalım kuzucuğum olur mu güzel gözlüm." Gül teyzeyi bile gözü görmüyordu.

"Biz gidip alalım şu ayıyı Gül teyze geliriz geri." İçeriye geçtiğimizde battaniyesini ve biberonunu aldıktan sonra onu battaniyeye sardım.

"Duru'da mı geliyor." Dedi Gizem.

Başımı salladım.

"Durmaz sizin başınıza iş çıkartır zaten dişi çıkıyor ekstra huysuz yanımda dursun." Battaniyeye sardığım kızımı tekrar kucağıma aldım.

Gizem telefonumu ve çantamı tuttuğunda beraber arabaya doğru yürüyorduk.

"Emin misin bak gelirim sorun yok." Başımı iki yana salladım hemen. Duru'nun kemerini takıp kapısını kapatmıştım.

"Gizem hemen gidip geleceğiz yorulma boşuna."

"Efsun dikkatli git gel kızım aman diyeyim." Dedi Gül teyze.

"Merak etmeyin hadi geçin içeriye hava esiyor." Onlarla son kez sarıldıktan sonra bende yerime geçerek arabayı çalıştırdım.

Duru biberonundaki suyu içerken hızlı bir şekilde yola çıkmıştık.

Trafik olmaz sanıyordum ama yaklaşık 1 saattir evin yoluna girmeyi bekliyordum.

Saate baktığımda gece yarısı olduğunu gördüm. 00.46'ydı.

Duru huzursuz bir şekilde dışarıdaki arabalara bakarken telefonun ekranını kapattım.

Trafik biraz ilerlemeye başladığında sonunda ev yoluna dönebilmiştim. Buralar çok kalabalık olmadığı için hızlı ilerliyordum. Siteye giriş yaptığımda yorgunlukla gözlerimi kapatıp açtım.

"Geldik Duru...ağlama." Saat iyice ilerlemişti ve Duru hala ağlıyordu.

"Bak geldik alacağız şimdi oyuncağı." Sürgülü kapı açıldığında gözüme ilk çarpan bahçedeki kişilerdi.

Annem, babam, Kıraç amca, Sezen teyze.

Ve tabi ki Ateş.

Hepsinin başı buraya döndüğünde babam hızla arabayı park edeceğim yere geçmişti bile.

Ateş'e çok bakmamaya çalışarak el frenini çektiğimde kapım açılmıştı.

"Efsun. Bir şey mi oldu niye geldiniz bir tanem." Ben bir şey demeden Duru'nun sesini duyunca hemen dolanıp onun kapısını açtı.

Annem'de gelmişti.

"Nolmuş Cihan." İkisi ağlayan kızımla ilgileniyordu.

Arabadan çıktığımda yanlarına geçtim.

"Oyuncağı kalmış almaya geldik. Geri gideceğiz."

Babamın kucağındaki kızıma bakarken onun gözleri yan tarafa kayıp bacakları kıpırdanmaya başladığında loş ışıkta gördüğüm adamla ağzımı açacakken kolumun tutulması bir oldu.

"Ateş!." Babam bağırınca Duru'nun sevinçli çığlıkları kesilmişti.

"Getireceğim geri Cihan amca." Kolumu çekmeye çalıştığımda başını iki yana sallayarak ellerini bacaklarımdan geçirdiğinde çığlıklarım bahçeyi inletiyordu.

"Seni öldürürüm bırak.!"

"Sadece beş dakika."

"Ateş bırak.! Bırak gelmem seninle bir yere.!" Arabasının kapısı açıldığında açana baktım.

Abimdi.

"Şerefsiz...defolun gidin...BABA."

Ateş beni yere bıraktığında göz göze gelmiştik.

O an anladım günlerdir uyumadığını. Gözlerinin içi kırmızıydı. Kenarlarında yorgunluktan mor halkalar vardı.

"Çek elini kolunu." Dedim sinirle.

"Sadece beş dakikanı ayır lütfen Efsun." Eli yüzüme uzanacakken eline sertçe vurdum.

Ateş birden geriye doğru itildiğinde babamın geldiğini görüp onun arkasına geçtim.

"Siktirin gidin lan gözüm görmesin ikinizi. Biz ne konuşuyoruz ne yapıyorsunuz itler.!"

Babam kolumdan tutarak yürüyeceği zaman Ateş'te durmamız için babamın önüne geçti.

"Cihan amca beş dakika..beş dakika bana yaşatılanları anlatayım geri getireceğim." Sesi. Çaresizdi.

Ben de böyle çaresizdim. Bana inansınlar diye ağlarken aynı bu şekilde çaresizdim.

"Senin yaşadıkların sence benim umrumda mı.?" Babamın kolundan çıkıp ona doğru bir adım attım.

İki elimle göğüsünde ittirdiğimde güçsüzce geriye gitmişti.

"Yaşadıklarından bana ne.!" Bir kere daha ittirerek üzerine yürümüştüm.

"Sana yaşatılanlardan bana ne Ateş bana ne senin yaşadıklarından...bak ne güzel sen yaşamışsın." Ellerimi iki yana açarak kendimi gösterdim.

"Ben yaşamadım. Yaşayamadım ben senin yüzünden." Abime döndüm.

"Sizin yüzünüzden ben yaşayamadım sen ne yaşatılanlarından bahsediyorsun.!" Havadaki ellerimi sıkıca tuttu.

"Beş dakika." Elinden kurtulmaya çalıştım.

"Beş saniyen yok artık bende." Göz bebekleri titrediğinde nefes nefeseydim.

Elimle arabanın yanında kucağındaki kızımla beraber telaşla bize bakan annemleri gösterdim.

"O olmasaydı ben yoktum..YOKTUM BEN ATEŞ." Tekrar ittirdim ama yine tuttu.

"Sen sevgililerinle gezerken ben yeni doğan bir bebekle tek başıma ne yapacağımı düşünüyordum.!" Artık ona vuran ellerimi tutmayıp vurmama izin veriyordu.

Nefes nefese etrafıma baktım.

Abimin başını eğdiğini görünce taşlı yolda adımlarım onu buldu.

Karşısına geçip koluna sertçe vurup bana bakmasını sağladım.

"Allah en çok senin belanı versin Kartal...geber tamam mı geber yeter ki benden uzakt.."

"Efsun gel annem gidelim lütfen." Sezen teyze kolumu tuttuğunda tek kaşımı kaldırarak ona baktım.

"Laf söyledim Kartal'ına Sezen teyze kusura bakma.!" Ona da bağırdığımda gözlerini kapatıp açtı.

"Ne değerli çocuklarınız varmış sizin ya." Güldüm.

"Bu hayatta Ateş ve Kartal olmak varmış gerçekten." Gülerken Sezen teyzeyi alkışlıyordum.

"Al tepe tepe kullan piç oğlun Kartal'ı, sadece benden uzak tut." Abime laf söyledim diye beni uzaklaştırmaya çalışmıştı.

"Efsun."

"Sezen teyze dokunma bana...bana dokunmayın.!"

Kolunu indirmişti.

"Savunduğumdan demedim yanlış yere çekme." Alayla başımı salladım.

Abime dönüp baktım.

"Hayatımı sikip attığın için senden özür dilerim abi.!" Babam omuzlarımdan tuttuğunda yine sinirle Sezen teyzeye döndüm.

"Oğlun benim kalbimi sikip attığı için ondan ve senden özür dilerim Sezen teyze bana orospu muamelesi yaptığı için çok özür dilerim hepinizden." Gözyaşlarım akarken gülüyordum.

"Beni siktir edip hayatlarınıza devam ettiğiniz için hepinizden özür dilerim Sezen teyze."

Sezen teyzeninde gözyaşları akmaya başladığında gülmeyi kesip abime döndüm.

"Keşke şirket batsaydı abi...keşke şirket batsaydı yıkılsaydı da ben bunları yaşamasaydım..Kaya'nın size yaptığı her şeyi hak ediyorsunuz siz ya."

Gözyaşlarımı sildim.

"Sen kardeşine orospu diyeceğine yanında gezdirip aşkından ölüp bittiğin sevgiline baksaydın keşke biraz...SAÇLARINI OKŞAYIP BENİ KÖTÜLEDİĞİN KARDEŞİNE BAKSAYDIN KARTAL.!" Tüm sitede yankılanan çığlığımla sarsak adımlarla bir iki adım geriye gittim.

Elif'e odada söylediklerini unutmamıştım.

"Rol yapıyor. Annemlerde anlayacak."

Sezen teyze hala ağlıyordu.

Babam tekrar omuzlarımdan sıkıca tuttuğunda bu sefer kaçamadım.

Çenesini başımın üzerine koymuş sarılmıştı. Sakinleşmemi bekliyordu ama ellerim ayaklarım titriyordu.

"Sakinleş." Sessizce söylediği şeye kahkaha atmıştım.

"Tamam." Dedim sakince.

Başımı sallayarak babama baktım.

"Tamam baba sakinleştim hemen...üzülme Efsun, kafana takma Efsun, bebeğin var Efsun onu bırakma, annenler üzülmesin yanlarında kal Efsun. SAKİNLEŞ EFSUN." Babamdan uzaklaştım.

"Tamam baba. Tamam hepsine tamam.!"

Koluma dokunun parmaklarla Ateş'e tekrar vurmaya başladım.

"Sen varya...sen." Nefes nefese kalmış konuşamıyordum.

"Ateş, sana aşık olan kalbimin Allah belasını versin, seni gördüğüm gün keşke ölseydim de se.." Kollarımı sertçe sıkıp bedenimi kendine çekti.

"Sus."

Gülerek babama döndüm.

"Sus Efsun'u unuttum." Dedim yine alayla gülerek. Gözyaşlarımdan dolayı her şeyi buğulu görünce gözlerimi kırpıştırdım.

"Siz çok mükemmel bir ailesiniz gerçekten...bu adam eve sevgililerini getirirken benim babam hiç demiyor mu benim kızım bunun yüzünden gitti bu adam niye hayatına devam ediyor...BU ADAM NİYE MUTLU NİYE DEMİYORSUNUZ YA SİZ.!"

"Ben orada her gün kendime bir şey yapmamak için zor dururken bu neden mutlu, niye hayatını yaşıyor bu adam.!" Ağlamalarım hıçkırıklara dönüştüğünde Ateş'e del gibi vuruyordum.

O kadar sert vuruyordum ki elim çok ağrıyordu.

"Beni mahvedip hayatına devam edemezsin.!"

"Sevgili yapamazsın beni karnımda bebeğimle tek başıma bırakıp sevgili yapamazsın.!"

Hem vurup hem ağlarken Ateş'in bağırmasıyla korkuyla gözlerimi kapattım.

"ETMEDİM LAN DEVAM ETMEDİM.!"

Kollarımı sıkıca tutmuş vurmamı engelliyordu.

"Etmedim Efsun, sen gittikten sonra ben bittim lan BİTTİM BEN EFSUN.!"

Gözlerim kapalı konuşmasını dinliyordum.

Gözlerim kapalı olmasına rağmen yaşlar akıyordu.

"Senin odandan çıkmadım ben, kokun üstünden gidene kadar battaniyeni yıkattırmadım!."

Yandaki heykellere tekme attığında bir tanesi hızla yere düşmüş yüksek bir ses çıkartmıştı.

"Ateş.!" Kıraç amca bağırıyordu ama Ateş tekrar kollarımdan tutup konuşmaya başladı.

"Resimlerin mesajların videoların geldi Efsun. Ses kayıtların, parmak izlerin hepsi ayarlanmıştı inandım.! Allah benim belamı versin Efsun inandım.!"

"Fotoğra.." Susup kollarımı bıraktı ve arkasını dönerek tekrar bir yerlere tekme attı.

"Ateş inanmadı." Abimden gelen sesle gözlerimi açtım.

"İnanmadı, Efsun yapmaz dedi...Ben direttim. Yaptı yapar dedim." Abim konuştukça gözlerimden yaşlar hızla akıyordu.

"Ateş'i ben ikna ettim..sen geldiğinde bile gözlerine baktım o yapmış olamaz dedi." Babam küfür ederek abime doğru gideceği zaman kolundan tuttum.

"Efsun'un şirketle de, Kaya piçiyle de işi olmaz kumpas kurmuşlar Efsun'uma dedi ama ben inandım...onu da inandırdım aklına şüpheleri ben soktum."

"Kes sesini Kartal.!" Karşımdaki adam abimin yanına gidip onu bahçenin çıkışına doğru çekiştirdi ama abim gitmedi.

"Fotoğrafları gördüğü an masanın üzerine fırlatıp yalan dedi.!" Abim, Ateş onu çekiştirirken bağırıyordu.

"Efsun ölse aldatmaz dedi ama ben yapar dedim.!" Ateş onu sürüklerken babam kollarımın arasından çıkıp hırsla abimin yanına gidip yumruk atmaya başladığında o yere düşmüştü bile.

Babam acımadan yumruklarını oğluna atıyordu.

Yüzü kanlardan görünmeyince Ateş babamın kolundan tuttu.

"Piç.!"

"Senin adamlığını sikerim lan it.!" Babam kendini kaybettiğinde Kıraç amca müdahale ederek onu abimin üzerinden aldı.

"Nasıl bir sikik yetiştirmişim lan ben.!"

"Hepinizden çok sevdiğim kişiyi dosyaları alırken görünce kan beynime sıçradı. Canını acıtmak istedim.! O dünyada benim canımı yakabilecek tek kişiyken bende onun canını yakmak istedim inandım, sevdiği adamı da inandırdım. Doldurdum Ateş'i." Yere yığılmışken bile hala konuşuyordu.

"Ateş'le canını yakmak istedim. Beni iflas ettirmek için bu kadar çabaya giren kelebeğin kanatları kopsun istedim.!" Kelebek.

"Burada mıymış benim güzel kelebeğim."

Abimin sesi kafamda yankılandığında boş gözlerle ona bakıyordum.

Kelebeğim diyordu bana. Güzel kelebeğim.

Kelebeğiydim ben onun.

"Ateş hiçbir kanıta inanmadı...ben inanıp onu kışkırttım." Bakışları Ateş'e döndü.

"Söylemeseydim daha fazla bununla yaşayamazdım Ateş...özür dilerim."

Ateş'te abime yumruk attığında o başını taş zemine koyup gökyüzüne bakmaya başlamıştı.

Ağzından ve burnundan kanlar akıyordu ama o sakince gökyüzünü izliyordu.

"Özür dilerim Efsun. O piçlere inanıp Duru'yu yalnız büyütmek zorunda kaldığın için çok özür dilerim kelebeğim."

Babam, küfür ederek buraya doğru bağırdığında Kıraç amca artık onu tutamıyordu.

"Seni sevip abi dediğim için ben özür dilerim." Dedim sessizce. Ama duymuştu.

Arabanın içinden gelen telefonumun sesiyle burnumu çektim.

"Bir daha gözüm görmesin seni Kartal.!" Babam bağırırken Kıraç amcanın da telefonu çalmıştı.

"Cihan tamam gel uzaklaşalım şuradan." Diyordu Kıraç amca.

Telefon sesi kesilmişti.

"Sikerim belanı kes sesini.!" Abimin ne söylediğini duymuyorduk ama Ateş bağırıyordu.

Telefonu çalmaya başladığında hırsla abimin çenesini bırakıp ayağa kalktı ama telefonu açmadı.

Bahçenin çıkışına doğru yürümeye başladığında gözlerim arabamın oraya kaydı. Annemler ilk andan gitmişlerdi sanırım.

Eve, kızımın yanına gitmek için bir adım attığımda Sezen teyze çalan telefonuna bakarak açmıştı.

"Efendim Can."

O konuşurken ben eve doğru yürümeye devam ediyordum.

Adımlarımı durduran şey Sezen teyzenin çığlıklar atarak Can'ın ismini bağırmasıydı.

Yerinden çıkacak gibi hızlı atan kalbimle arkamı döndüm ama adım atamadım.

"Can.! İyi mi.! İyi mi söyle Arzu.!"

Arzu teyze, Aslı'nın annesiydi.

Sezen teyze tekrar çığlık atarak kendini yere bıraktığında yavaş adımlarla onlara doğru bir kaç adım attım.

"Sezen."

"Kıraç oğlumuz.! Oğlumuz kaza yapmış Kıraç arabası uçurumdan düşmüş.!"

Sezen teyze beynimin uğuldamasını sağlayan cümleleri kurmuştu.

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Oy sınırı: 1.2k
Yorum sınırı: 350

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.964okunma 53beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.