17. bölüm / 37
YAKARIŞ17
Bölümler 37Şu an: 17
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnstagram: minabuse_ (açıklamalar için takip edebilirsiniz.)
Keyifli okumalar...
Duru 1 yaşındaydı. 16 aylıktı.
Ateş'in bugün öğrendiği ve öldü sandığı bebeğimiz yaşıyordu.
Ben de onun sayesinde yaşıyordum.
***************
Kaya hamile olduğumda ama onların düştüğünü sandığı zamanlarda da bana saldırmıştı.
İlk beş hatta altı ay karnım neredeyse çok hafif belli oluyordu. Zayıftım Duru için kendimi zorlayıp yesem de hamileliğimde çok fazla kilo almamıştım.
"Hadi be kızım ne duygusal oldunuz ayrılın hadi şimdi birisi sizi böyle görecek bıktım yalan makinası olmaktan." Can'ın söylediklerine hafifçe güldüm.
"İyi değil mi Gizem bir sorun yok öndeki dişi çıktı mı.?" Gizem gülerek başını salladı.
"Ararız akşam seni bir görsün kaç gündür huysuz göremiyor diye." İhmal etmiştim onu.
Hem Ateş'in teyzesine bırakıp hem de Duru'yu arayıp sormamıştım.
Annemi kaybedeceğim diye aklım gitmişti. Benim yüzümdendi çünkü. Söylediklerinden sonra annem fenalaşmıştı.
"Efsoşum asma şu yüzünü hadi daha sahtede olsa tartışma yaşayacağız." Gizeme çok minnettardım.
O günler aklıma geldikçe ona daha fazla şükrediyordum.
Ateş'i aldattığımı sandığı için evime gelmişti. Kavga etmek için. İyi ki de gelmişti.
"Sen gerçekten tahmin ettiğim gibi yılanın tekisin Efsun."
Gizem bana bağırırken ben Ateş'in nişanlanmasını düşünüp bebeğimi kaybetmek için resmen zemin hazırlıyordum.
Acıyla iki büklüm olduğumda Gizem üstten üstten bana bakıyordu.
"Beni Ateş mi sanıyorsun sen bana bir baksana yer miyim bu numaraları Efsun hanım.!"
"Gizem." Dedim acıyla.
"Efsun seni rezil edeceğim duyuyor musun beni." Omzumdan ittiğinde bir kaç adım yalpalayarak geriye adımladım.
Gizem'in yüzündeki ifade değişirken koluma tutundu.
"Ne oluyor."
"Bebek...hamileyim bir şey yap." Bir kaç saniye şaşkınlığı giren sancıdan dolayı bana bir saat gibi gelmişti.
"Na..nasıl hamile..hamilesin." Koluma girip beni kaldırmaya çalıştığı zaman dayanacak gücüm kalmadığı için dizlerimin üzerine düşmüştüm.
"Efsun.! Tamam özür dilerim bilerek yapma şunu özür dilerim." Başımı iki yana salladığımda o bilerek yapmadığımı anlayıp ambulansı arıyordu.
Gelen acıyla nerdeyse çığlık atmıştım.
"Tamam geliyorlar sakinleş." Yere eğilip kolumdan tutarak destek oluyordu.
"Ne yapmam lazım bilmiyorum bir şey söyle." Sarı saçlarını telaşla gözünün önünden çekip konuştuğunda artık konuşacak gücüm kalmadığı için bilincim kapanmıştı.
"Hadi Gizo önce biz çıkalım Efsun arkadan gelsin anlaşılmasın."
Onlar çıktıktan sonra ben de dediği gibi arkalarından çıkmıştım. Annem ve babamın odada tek olmasından dolayı hızlıca girdim ve kapının önünde durdum.
İkisininde meraklı bakışlarıyla beraber karşılarına geçtim.
Aradan geçen iki saatin sonunda Sezen teyzelerde gelmiş annemle konuşuyorlardı.
Ben hala pencerenin kenarından ikisinin de üzgün suratlarına bakıyordum.
Gece gidecektim. Biletimi almıştım ve onlara da söylemiştim.
Gül teyzeye kısaca durumu haber verip geleceğimi söylediğimde sevinmişti.
Duru'dan ayrı kalamadığımı biliyordu.
Çok bile kalmıştım onsuz.
"Efsun gidiyor." Annemin birden Sezen teyze ve Kıraç amcaya söyledikleriyle başımı telefon ekranında açık olan Duru'nun fotoğraflarından kaldırdım.
"Niye...kalacağım demiştin kuzucuğum niye gidiyorsun..olanlar yüzünden mi.? Konuşuruz bir tanem...konuşalım hatta hemen gitme." Yanıma gelip kolumdan tutarak beni ikna etmeye çalışıyordu.
Gülümsedim.
"Kısa sürede dönmeye çalışacağım Sezen teyze." Dedim kollarımı ona sararken. Kızacaktı bana. Çok kızacaktı.
Gözleri dolu dolu bana baktıktan sonra hemen sarılışıma karşılık verdi.
"Konuşurum bir daha karşına çıkmaz Ateş, gitme Efsun annen daha tam iyileşmedi."
"Çok özletme kendini Efsun kısa sürede dön kızım." Kıraç amcada bunları söylemişti.
Odaya giren abimle beraber annem bir tepki vermeden bana bakmaya devam etti.
Sezen teyzeyle ayrıldığımızda ben de yaşaran gözlerimi silip öne doğru adım attım.
"Ben hazırlanayım gelirim bir iki saate buradan geçerim havaalanına." Annem kırgınlıkla başını salladı.
Yanına yaklaşıp başının üstünden öptüğümde bile tepki vermedi.
"Efsun gidiyor Newyork'a." Sanırım Kıraç amca abime söylemişti bunu.
Abimden ses çıkmadı.
"Baba." Ona da sarıldığımda kırgın olsa da sıkıca karşılık vermişti.
"Geleyim mi seninle." Başımı iki yana salladım.
Newyork'tan bahsediyordu.
"Geleceğim söz veriyorum." İçi rahatlamış gibi baktı.
"Söz." Dedim tekrardan.
Ondan da ayrıldıktan sonra Sezen teyze ve Kıraç amcaya görüşürüz dedikten sonra abimin yanından hızlıca geçip odadan çıktım.
Karşıda oturan Can ve Gizem'e baktım.
İkisi kafa kafaya vermiş bir şeyler konuşuyorlardı.
"Ben gidiyorum hazırlanacağım." Biliyorlardı gideceğimi.
Annemlerden sonra onlara söylemiştim.
Gizem sevinçle ayağa kalktı.
"Duru sevinçten konuşmayı öğrenecek." Güldüm düşününce.
Daha konuşamıyordu ağzından sesler çıkartıyordu.
Mamayı uzatarak söylüyordu.
Tata diyordu.
Böyle söylediği çok kelime vardı ama daha anlaşılır şeyler diyemiyordu.
"Arabam altta b3 te hemen girişte." Can Anahtarı uzattığında aldım.
"Bir iki saate gelirim." İkisi de başını salladıktan sonra odadan çıkan abimle, Gizem hemen yüz ifadesini değiştirip yerine oturdu.
Arkamı dönmüş gidecekken abimin sesiyle durdum.
"Biraz konuşalım mı.? Gitmeden." Gülümseyip arkam ona dönükken yürümeye devam ettim.
"Efsun lütfen.!" Arkamdan bağırıyordu ama sanırım Can onu tutmuştu.
"Beş dakika...tamam iki dakika Efsun sadece konuşalım yalvarıyorum." Adımlarımı daha da hızlandırdım.
Arabayı bulduktan sonra hemen eve geçtim.
Bavul yapmama gerek yoktu. Çantama bir kaç şey koyduktan sonra spor çantası gibi ufak bir çanta aldım.
İçine önemli bir kaç eşyamı atıp kendimi banyoya attım.
Bir saate yakın banyoda durduktan sonra saatin yaklaşmasıyla üzerimi giyinmeye başladım.
Annemlerin yanında da duracaktım daha.
Odama bakıp her şeyimi aldığıma emin olduktan sonra çıktım.
Fatma teyzeyle biraz konuştuktan sonra tekrar Can'ın arabasıyla hastaneye geçtim.
Beni havaalanına o bırakacaktı.
Hastaneye tekrar geldiğimde bu sefer daha derli topluydum.
Her şeyi arabada bırakıp siyah eşofman takımımla hastaneye girmiştim.
Annemin odasının olduğu koridora geldiğimde her zamanki gibi kapının dışında bekleyen abim ve Ateş görüş açıma girmişlerdi.
Ateş benimle göz göze gelince hemen ayağa kalkmıştı ama ben kapıyı açıp annemlerin yanına girmiştim.
Bir kaç saat annemlerle vakit geçirdikten sonra artık gitmem gerektiğini hepimiz biliyorduk.
Annemi bu halde ağlattığım için vicdan azabı çeksem de her şey daha kötü olmadan gitmem lazımdı.
Duru'yu görmem lazımdı.
"Dikkat et." Babamın neyi kast ettiğini anlayarak başımı salladım.
Hepsiyle vedalaştıktan sonra ağlayan anneme bir kere daha sarıldım.
"Ağlama ki gideyim." Gözyaşlarını sildi.
"Çabuk dönün." Dediğinde güldüm.
"Kısa sürede döneceğim merak etme ve üzülme." Boynundan sertçe öptüm.
"Biz Efsun'u aşağıya kadar götürelim hadi Kıraç." Sezen teyzeler ısrar etse de havaalanına gelmelerini istememiştim.
Can ve Gizem gelecekti zaten gerek yoktu.
Anneme son kez el salladıktan sonra koridora çıktık.
Abim ve Ateş benimle konuşmak için bekliyorlardı ama onlara hiç bakmadan yanlarından geçtim.
Ateş'e olan sinirimle hırsla arkamı döndüm.
"Sen hiçbir şeyi hak etmiyorsun Ateş bunu sakın unutma. Bunu hak ettiğinden dolayı yapmıyorum." Son cümlemi sessizce söylemiştim.
"Hadi Efsun." Babam omzumdan tutup tekrar yürümemi sağladığında her şey çok hızlı olmuştu.
Ateş önüme geçip kolumdan tuttu ama babam ve Kıraç amca izin vermediler.
"Lütfen Cihan amca gidiyor konuşmam lazım.!" Babam onu engelliyordu.
Ateş kızarmış gözleriyle bana baktıkça ağlayasım geliyordu.
Bu söylediklerimle mahvolmuştu, yapacaklarımla onu tamamen bitirecektim. Kahredecektim onu karar vermiştim.
Kıraç amcanın yardımıyla abimden de kurtulup sonunda arabaya kadar gelmiştik.
Onlarla vedalaştıktan sonra bir şey belli etmemek için Gizem hastanede kalmıştı.
Can ve ben gelmiştik bile.
Her şey tamamdı.
Uçak yarım saate kalkacaktı.
"İyice öp benim prensesimi." Başımı salladım.
"Çok özledim yerim lan ben onun tombul yanaklarını." Gülümsemem genişledi.
Duru yaşına göre tombuldu.
Can'da sürekli kolumda boğumları ısırıyordu. Tamam sadece o değil bende aynısını yapıyordum.
Çok tatlıydı ama.
Anons yapıldığında Can'la sıkıca sarılıp ayrıldık ve ben kızıma kavuşmak için uçağa yürümeye başladım.
Bir kaç saat sonra kucağımda olacaktı bebeğim.
Uçağın kalkması ve inmesi benim derin düşüncelere dalmamla neredeyse on dakika gibi gelmişti.
Herkese indiğimi haber verip taksiye bindim.
Evin önüne geldiğimizde kapının önünde gördüğüm Gül teyze ve kucağındaki dünyalar güzeli bebeğimle hemen indim.
Dolan gözlerimle Gül teyze güldü.
Taksi gittiğinde ben de hemen çığlık atarak kollarını bana uzatan kızımı kucağıma aldım.
"Aşkım çok özledim...oh yerim seni yerim yerim yerim." Yüzünün her yerini öpüp onu biraz havaya kaldırdığımda ayaklarını sallayarak gülüyordu.
Ellerini saçıma atmış sıkıca tutuyordu.
Gül teyzeye döndüm. Az önce Duru'yu görünce yere attığım çantayı alıyordu.
"Gül teyze çok teşekkür ederim zorlandın mı.?" Duru'yu sağ koluma alıp diğer kolumu ona uzattığımda sarıldık.
Ayrıldıktan sonra Duru'nun saçlarından öptüm.
"Hiç zorlamadı beni bu prenses...Nasıl büyümüş mü.?" Diye sordu gülerek.
İç çekerek baktıktan sonra onun sıkılmaktan çığlık atmasını sağlayacak derecede sıkı sarılmıştım.
"Özledim niye bağırıyorsun." Ciddi ciddi konuşmamla başını hemen boynuma gömdü.
Boynundan koklayarak öptüğümde o da iç çekti.
Gül teyzeye baktım onun bu tepkisiyle.
"Annesini özlemiş." Sesi titremişti söylerken çünkü Duru çok içli bir şekilde nefes alıp vermişti.
Şaşırmıştım.
Elimle başını okşarken bir yandan etrafımda sallanıyordum.
"Çok özledim Duru." Elini omzuma vurduğunda gülerek sustum.
Hep böyle sakin ve olgun bir bebekti. Benim aksime.
Babasına çekmiş.
"Hadi yoruldun mu geçelim içeriye Duru'da biraz annesiyle uyusun."
"Eşyaları hazır mı.?" Dedim kapıdan içeriye girerken.
Bahçeli iki katlı bir evde oturuyorduk.
Herkesin bildiği apartman dairemin aksine asıl yaşadığımız ev burasıydı.
Can, Gizem ve Gül teyze dışında kimse bilmiyordu evimizi.
Kaya için o evde yaşıyormuş gibi yapıyordum ama sonra tekrardan buraya dönüyordum.
Kızımın yanına. Kimse bilmiyordu tabii ki.
"Hazırladım hepsini...Seninde bir kaç eşyan kalmıştı onları da koydum. Ne zaman gideceksiniz kızım."
Evet. Gidecektik.
Duru'yu götürüyordum.
Annem ve babamla tanışacaktı.
Babaannesi ve büyükbabasıyla tanışacaktı.
Gerisiyle tanışmayacaktı.
"Sabah gideceğiz erkenden." Başını sallayıp koluma girdi.
"Söyledin demek annenlere." Başımı salladım.
Gideceğimi söylerken Duru'yu da söylemiştim.
Onlara torunlarını götürmem için buraya gelmeme izin vermişlerdi.
"Anne öncelikle sakin ol...bir şey söyleyeceğim."
Annem korkuyla kalbini tutup babama bakınca hızla konuştum.
"Kötü bir şey değil lütfen üzülme..sevineceğin bir haber." Dedim.
Babam konuşmam için eliyle işaret yaptı.
"Sana gitmeden önce abim ve Ateş yüzünden düşük yaptığımı söylemiştim ya hani."
Annemin kalp krizi geçirmesini sağlayan olay zaten buydu.
Video devam ederken anneme hamile olduğumu ama bebeği kaybettiğimi söyledikten sonra annem Sezen teyzenin kucağında fenalaşmıştı.
Kalp krizi olduğunu bilmeden Oğuz'un yanına gitmiştim.
Annem şaşkınlıkla başını hemen babama çevirdi. Onun bildiğini bilmiyordu.
Herkes öğrendi anne. Herkes.
Ben de babama baktım.
"Bebeği aldırmadım baba."
"Kaybettin." Dedi hemen arkamdan.
Gözlerine baktım.
"Kaybetmedim." Annemden şaşkınlık nidası çıkarken babam öylece bana baktı.
"Kaybetmedim doğurdum." Babamın annemin omzundaki elleri iki yana düştüğünde annem iki eliyle ağzını kapatıyordu.
"Duru'yu doğurdum. Ateş'in çocuğu eğer test gibi şe.."
"EFSUN.!" Babam bağırınca gözlerimi kapattım.
"Yaşıyor mu.?" Annemin çaresiz sesiyle gözlerimi açıp başımı salladım.
Babam yanıma gelince kollarımdan tuttu.
Önce kızacak sansam da beni kendine çekip sarılmasıyla ağlamaya başladım.
"Özür dilerim baba." Hıçkırıklarımın arasından konuşmuştum. Cevap vermedi.
Annemde ağlamaya başladığında babam bu sefer onun yanına gitti.
İkisi de bir süre konuşmadıktan sonra sessizliği bölen babam oldu.
"Git eve hazırlan torunumu almaya gideceğiz...kime bırakıp geldin sen Efsun eve git çabuk hazırlan.!" Telefonunu eline aldığında yanına gidip durdurdum.
"Getiremem buraya annem iyileşsin siz gelirsi.."
Annem bu sefer bağırdı.
"Efsun.! Seni asla affetmem. Getir onu." Tekrar ağlamaya başlamasıyla konuştu.
"Fotoğrafları var mı.?" Gözyaşlarımı silip telefonumun ekranını açtım.
Babam dibime kadar gelmiş göstermemi bekliyordu.
Ben Duru'nun fotoğrafını açınca babam telefonu hemen elimden çekip annemin yanına geçti.
Annem fotoğraflara bakmış olacak ki ağlamaya başladı.
Kendini yormaması lazımken o ağlıyordu.
Nefessiz kalır gibi bir ses çıkarttığında hemen yanına gittim.
"Tamam anne, getireceğim ağlama." Oyalamak için söylemiştim ama babam anlamış gibi anında sözlerimi kesti.
"Bu akşam gidip getiriyoruz." Dedi.
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
"Aynı Efsun bu çocuk Cihan aynı Efsun." Annem hala telefona bakıyordu.
Babam tek kaşını kaldırıp bana baktığında çaresizlikle ona baktım.
"Öğrensin istemiyorum." Dedim ağlak bir ifadeyle.
"Çocuğu git Ateş'e ver demiyorum sana Efsun. Sen benim yanımdan ayrılmayacaksın bu saatten sonra Duru'da senin yanından ayrılmayacak git eve hazırlan."
Annemin ağlamaları ve fenalaşmasıyla kabul etmiştim.
Babamı gelmemesi için ikna ederken odaya giren Sezen teyze ve Kıraç amcayla susmuştuk. Onlara Duru'yu getirdiğimde söylemeye karar vermiştik.
Bir şekilde onlara söylemiştim.
Eve girdiğimizde Gül teyzeye olanları söyleyip hemen odama çıktım.
Duru'yu yatağa bırakacaktım ama ellerini çekmediği için kucağımda yan döndürüp onunla beraber oturdum.
Alttan yüzüme bakıp dudaklarını birbirine çarpınca gülümsedim.
Yüzünün her yerini doyamadan öptüm.
Mavi gözleri kapanmaya başlamıştı ama o hala eliyle benim saçımı tutuyordu.
Gideceğimi düşündüğü için yapıyordu sanırım.
Elini saçlarımdan ayırmaya çalıştım ama ayaklarını oynatarak kızdığını belli edince ısrar etmeden elinin üstünü eğilip öptüm.
"Nasıl özlemişim bebeğimi."
"Mis gibi kokuyorsun annecim." Duru iyice göğüsüme sinmiş alttan alttan bakmaya devam ediyordu.
Sarı saçlarını alnından çekip yüzüne üflediğimde çok az güldü.
Dediğim gibi çok olgun bir bebekti.
Durduk yere ağlamıyor, uyandığında mırıltıyla sesler çıkartıyordu o da ayaklarıyla oynadığı için çıkan seslerdi.
Gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladığında saçımdaki eli de düşmüştü.
İç çektiğimde kucağımda hafifçe sarsılmıştı ama uyumaya devam etti.
Bir süre yanağını okşayarak onu seyrettikten sonra yavaşça yatağımıza yatırıp banyoya geçtim.
Hızlıca duş alıp anneme Duru'nun fotoğrafını attım.
Gül teyzenin yanına inip biraz onunla konuştuktan sonra tekrar odaya çıkıp Duru'ya sarılarak uyumaya çalıştım.
Sabah erkenden havaalanına gitmemiz lazımdı ve bu Duru'yla ilk uçuşum olacağı için biraz korkuyordum.
Uçaktan korkup korkmayacağını bilemediğim içindi bu korkum.
Dayanamayıp tombul yanağından sertçe öptüğümde tek gözünü açıp bana baktı.
"Uyu bir tanem özür dilerim...gözlerini yerim senin bak." Hafifçe salladığımda tekrar uykuya dalmıştı.
Göğüsümde uyuyan kızımla beraber bende günler sonra huzurla uykuya geçmiştim.
Sabah Gül teyzenin erkenden kaldırmasıyla valizleri kapının önüne indirdikten sonra Duru'yu giydirmeye çalışıyordum.
"Şunu şurdan...bunu da burdan geçirelim." Hırkasını giydiriyordum.
"Oldu annecim." Biraz yüksek sesle konuşup onu kucağıma alıp kaldırdığımda gülüyordu.
Karnına öpücükler attığımda bu sefer çığlıklarıyla beraber gülmüştü.
"Oh mis kokulum benim ya bu kız benim mis kokulum." Yüzünün her yerini öpüyordum ve o da sıkılmadan öpmeme, özlem gidermeme izin veriyordu.
"Hadi bakalım gidiyoruz sarı papatya." Mavilerini bana dikmiş gülerek bakıyordu.
"Gidiyoruz diyorum hadi giyin ayakkabılarını, al valizleri düş peşime."
Bana hala gülerek baktığında karnını ısırmaya başladım.
Elleri saçlarımda başını arkaya atmış gülüyordu. Kolundaki boğumları öptüm.
"Oh benim aşk bahçem." Duru'yu kucağıma alıp odadan çıktığımda hazırlanan Gül teyzeyle beraber arabaya geçtik.
Kısa sürede havaalanına geldiğimizde Duru kucağımda uyuyakalmıştı.
Arabada uyumayı sevdiğini söylemiş miydim.
Kontrollerden sonra uçağa binmiştik. Duru uyanmış etrafa bakıyordu.
Gül teyze Duru'nun fotoğrafını çekince beklemeden Can'lara ve annemlere attım.
Ben: Geliyoruz.
Telefonu uçak moduna aldığım için arayamıyorlardı ama sesli mesajlardan annemin ağladığını anlamıştım.
Duru uçak kalkarken huysuzlanıp bana yapışmıştı. Bir kaç saat bu şekilde bana yapışık kalınca korktuğunu anlayıp gözlerim dolu dolu sürekli öpüyordum.
Kalan dokuz saatimiz de sorunsuz geçtiğinde Duru sakinleşti derken bu sefer uçak inerken uykusundan uyanıp ağlayarak bana sarılmıştı.
Herkes uçaktan inene kadar onu sakinleştirmiştim ve en son biz iniyorduk.
Gül teyze valizler için önden gitmişti.
Kucağımda Duru'yla beraber onun başını okşaya okşaya indiğimde valizlerin alındığı yere gitmeden hemen çıkışa doğru yürümeye başladım.
Babam ve Can gelmişti.
Telefonum çaldığında Duru'yu tek koluma alıp hemen açtım.
"Efsun neredesin kızım." Etrafıma bakınıp babamı ileride görmemle burukça gülümsedim.
"Sağ çaprazda kapının önündeyiz." Babamın bakışları anında benimle buluştuğunda hemen Duru'ya kaydı.
Telefonu tutan eli istemsizce iki yana indiğinde omuzları da düşmüş öylece bize bakıyordu.
Duru'da başını omzuma koymuş etrafı izliyordu. Başından tutarak babamlara doğru yürümeye başladığımda babamın gözlerinden akan yaşlarla benimde ağlamam bir oldu.
Can Duru'ya bakıp bizden biraz uzaklaştığında alan tanımıştı. Babam ve Duru'nun tanışması için.
Duru'nun mavileri babamı bulunca önce kaşlarını çatıp sonra bana sığındı. Hep öyle yapıyordu zaten.
Benim ona sığındığım gibi o da bana sığınıyordu.
Babam arkasını dönüp gözyaşlarını sildiğinde bende biraz kendimi toparladım.
Aşağıya kayan kızımı biraz hoplatıp yukarıya çıkarttım.
"Sana bir prenses getirdim baba." Babam anından arkasını dönüp kollarını Duru'ya uzattı.
Duru beni şaşırtarak hemen babama gittiğinde ikisine bakarken ağlıyordum.
Babam boynunu koklayarak öptüğünde bir süre öyle kaldı.
Duru ellerini babamın saçlarına atmış bana kaşlarını çatarak bakıyordu.
"Deden aşkım." Babamı gösterip konuştum ama o babamın saçını çekti.
Gülerek onlara uzandım.
Babam onu göz hizasına getirdiğinde detaylıca yüzünü inceliyordu.
Parmağının arkasıyla yanağını okşadığında Duru hemen bana döndü.
İki kaşını kaldırmış şaşkınlıkla bana bakıyordu.
Uzun süre Gizem ben ve Gül teyzeyi gördüğü için şimdi şaşırıyordu.
Ağzından sesler çıkarttığında babam bir süre ona içi gidiyormuş gibi baktıktan sonra sarıldı.
Duru başını bu sefer onun omzuna koyduğunda uykusu olduğunu biliyordum.
Anneannen ve babaannenle tanışacaksın aşkım bir süre uyutmayacağım seni.
Duru başını birden kaldırıp kollarını bana uzattığında babam burnunu çekerek bana tekrar uzattı.
Ayaklarını karnımın iki yanından geçirmiş bana sıkıca sarılmıştı.
Saçlarından öpüp babama baktım.
Eliyle arabayı gösterdikten sonra ağzını açıp kapattı ama konuşamadı.
Duru'ya son kez bakıp arabaya bindiğinde Can'a baktım.
Yanımıza gelip Duru'yu almak istedi ama o benden ayrılmadı.
Uykusu vardı ve geldiğimiz yeri tanımadığı için huysuzdu.
Boynundan öpüp Can'ın açtığı kapıya geçtim.
"Gül teyzeyi evine bırakacağım siz gidin bende annemler öğrendikten sonra gelirim." Ona başımı salladıktan sonra uzanıp Duru'yu öptü.
"Bizim valizleri unutma Duru'nun eşyaları lazım." Başını salladı.
Kapıyı kapattıktan sonra babam arabayı hemen çalıştırmıştı bile.
Babamla dikiz aynasından arada bir göz göze geliyorduk.
O daha çok Duru'ya kaçamak bakışlar atıyordu.
Baş parmağını ağzına atan kızımın parmağını hemen çektim.
İki gündür bunu yaptığını görüyordum. Ben gitmeden önce yapmıyordu.
Telefonum çaldığında ekrana baktım. Annemdi.
Doktor kontrolünde eve geçmişti sabah. Birazda Duru geliyor diye ısrar etmişti Cahit amcaya.
"Efendim anne."
"Buldun mu babanı bir tanem." Dedi hemen.
"Geliyoruz." Dedim kısık sesimle.
Bir kaç dakika konuşmadı.
"İneyim mi aşağıya."
"Hayır anne kalkma sakın yataktan. Cahit amca ne dedi sen hala ilk günden kalkacağım diyorsun." Bir süre ses gelmedi.
"O nasıl korktu mu uçaktan." Sesi titrek çıkınca ben de bir süre konuşamadım.
"Tanıştılar mı babanla...Cihan kucağına aldı mı.?" Heyecanla sorduğunda biz eve iyice yaklaşmıştık.
Can biraz geç gelecekti çünkü Gül teyzeden sadece annem ve babamın haberi vardı. Onların bildiğini söylemeyecektik.
O da Gül teyzeyi evine götürecekti.
"Anne on dakikaya evdeyiz o zaman konuşalım olur mu.?" Onayladığında kapatmıştı.
Eğilip kucağımda şaşkın şaşkın yola bakan kızımı öptüm.
Babamın ağzını açıp tek bir kelime konuşmadığı yolculuk sonunda bitmişti ve biz eve gelmiştik.
Bahçeye tedirginlikle baktım. Kimse yoktu.
Babam gelip kapımı açtıktan sonra kucağımda Duru'yla beraber indim.
Başını boynumdan kaldırmamıştı sarı papatyam.
Babam dalgın dalgın duruya bakıp eve yürümeye başladığında ben de onu takip ediyordum.
Evin kapısı birden açıldığında gördüğüm Fatma teyze ve annemle beraber kaşlarımı çattım.
"Odaya geçelim orada tanışırsınız hayatım durma ayakta...hadi Esin." Babam annemin koluna girmişti.
Duru'dan gözlerini çekemeyen annem elleriyle ağzını kapatıp sesli bir şekilde ağlamaya başladığında Duru'nunda önce dudakları titredi sonra bana iyice sarılarak ağlamaya başladı.
O ağlayınca annem sessizleşmişti ama Duru susacak gibi değildi.
"Tamam ağlamıyorum özür dilerim..özür dilerim Efsun ağlamasın." Etrafımda sallanıp yanağını okşuyordum sakinleşmesi için.
Yaşlı gözlerle bana baktığında dudaklarımı alnına bastırdım.
"Anneannenle tanışacağız ağlama aşkım." Beni anlıyormuş gibi dinledikten sonra tekrar boynuma sindi.
Sırtını okşayıp sallanmaya devam ettiğimde biraz biraz susuyordu.
Annem kötü görününce gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
"İçeriye geçelim mi.? Hadi anne sen otur Duru'yu da kucağına alırsın." Annem gözlerini bir saniye bile ondan ayırmıyordu.
Ellerine ayaklarına saçlarına her yerine bakıyordu.
Sarı saçları alnından çekip havaya diktiğimde biraz yüzüne üfledim. Bunu sevdiği için sürekli yapıyordum.
Babam yanıma gelip Duru'nun burnuna vurduğunda hemen başını kaldırıp babama bakmıştı.
Babam bir daha aynısını yapınca Duru'nun ayakları heyecanla karnıma vurdu.
Gülümsedim.
"Gelecek misin kucağıma." Kollarını uzatıp onun tepkisini bekledi ve Duru beni tekrar şaşırtarak babamın kucağına heyecanla kollarını çırparak gitti.
Babam boynundan bir kaç kere seslice öpüp onu güldürdüğünde annem burukça gülümseyerek ikisini izliyordu.
Hemen yanına gidip koluna girdim.
"Hadi anne." Gözleri bu sefer bana döndüğünde kolunu tuttuğum elimi itekleyerek arkasını döndü ve salona gitti.
Babamda peşinden gidince Fatma teyzeyle bakıştık.
"Halledersiniz sinirli sadece üzülme kuzucum." Kolumu okşuyordu.
"İnşallah Fatoşum inşallah." Omuzlarımı düşürerek onların yanına gittiğimde annemin babamın kucağındaki kızımın saçlarını okşadığını görmemle ağlamamak için kendimi sıktım.
"Cihan bu nasıl bir bebek Allah aşkına oyuncak gibi."
"Çok güzel." Dedi babamda.
"Duru çok güzelsin sen annem." Annem benimle konuştuğu gibi kızımla konuşuyordu.
Duru ayaklarını kıpırdattığında sıkıldığını anlamıştım.
Dikkatle etrafa bakan gözleri beni buldu ve hemen kollarını öne doğru uzatmaya başlayınca yanlarına yürüdüm.
Onlar koltukta otururken ben de önlerine eğilip oturdum.
"Burdayım aşkım...Dedenin kucağında kal." İki elini tutup salladığımda yüzüme uzanmaya çalışıyordu.
Annem tekrar eliyle ağzını kapattıktan sonra bir hıçkırık sesi çıkmıştı.
Bana kırgınlardı.
Haber vermediğim için onlarla tanıştırmadığım için kırgınlardı.
Sonuna kadar haklılar ama yapamadım.
Söyleyemedim.
"Bir kere ben de kucağıma alayım mı Cihan." Annem gözyaşlarını silerken konuşmuştu.
Duru bir anneme bir babama baktıktan sonra elini tuttuğum ellerimle oynuyordu.
Babam onu yavaşça anneme uzattığında annem hemen kucağına aldı ve sarılıp öptü.
Boynundan yanaklarından kollarındaki boğumlardan sırayla öptü.
"Çok güzel." Diyordu sadece.
Çok güzeldi benim aşkım.
Duş aldırmam lazımdı.
"Duş aldırıp getireyim mi sana tekrar." Annem hiç konuşmamışım gibi beni takmadan Duru'yla sarılmaya devam ediyordu.
Babamda aynı şekilde. Bir eli annemde bir eli de Duru'nun sırtındaydı.
Babam onun ensesini kontrol ettikten sonra anneme döndü.
"Terlemiş bir tanem. Efsun banyo yaptırsın geri getirsin artık hep burada olacak merak etme ." Annem, babam konuştuktan sonra başını sallayarak Duru'yla ayağa kalkmaya çalıştı ama sanırım ağır geldiği için sancı yapmıştı.
Kalbini tutunca hemen Duru'yu kucağından alıp annemin kolundan tuttum.
"İyi misin noldu sancı mı vurdu." Telaşla konuştuğum için cevap vermişti.
"Geçti hadi sen yıka çocuğu hasta olmasın." Babama baktığımda o da anneme bakıyordu. Babama iyi olduğunu söyleyip gülümsemişti.
"Tamam biz gidiyoruz o zaman..çantayı verir misin baba." Çantayı aldı ama bana uzatmadan merdivenlere doğru gittiğinde anneme son kez bakıp arkasından gittim.
"Dikkatli çık bir şey olmasın çocuğa." Arkamdan bağırmıştı annem.
Merdivenleri yavaşça çıktıktan sonra odama girmiştim. Girmiştik.
Duru sürekli başını çevirip her yere bakmaya çalışıyordu. İlk defa gördüğü için meraklıydı papatyam. Uykusuzluktan yarı açık gözleriyle her yeri incelemeye çalışıyordu.
Yatağın yanındaki çantayla babamın bırakıp gittiğini anlamıştım.
Duru'yu yatağa yatırıp üzerindekileri çıkartmadan önce küveti doldurmuştum. Sarı papatyamı alıp hazır olan banyoya geçtiğimde hemen bacaklarını çırpıp ağzından sesler çıkarttı.
Banyoyu çok seviyordu ama şu an yorgun ve uykusuz olduğu için huysuzluk zamanıydı.
"On dakika aşkım." Bacaklarını suya soktuğumda değmemek için kaldırmasına güldüm.
Kafası dışında tamamen küvete soktuğumda beklediğimin aksine huysuzlanmadı.
Başını koluma yasladığında çok yorgun olduğunu anlamıştım.
Vücudunu yıkadıktan sonra çantamdan çıkarttığım şampuanlarıyla hemen saçlarını da yıkadım.
Onu yıkarken her yerim ıslanmıştı.
Havluya sarıp hemen odaya geçtiğimde ilk iş saçlarını kurutmak oldu.
Havlusunu açıp bezini bağladıktan sonra gözleri kapanan aşkımla onu daha fazla yormadan üstüne bir şey giydirmedim sadece ince bir örtü örttüm.
Nefesleri düzenli bir hale gelince üzerine eğilip başımı ağırlığımı ona vermeden karnına koydum.
Bir elim kolunu tutuyordu.
"Seni çok seviyorum bir tanem..her şeyimsin sen benim." Karnını örtünün üstünden öpüp doğrulduğumda yanlarına yastık koydum.
Yattığı gibi kalkan bir bebekti ama yine de yastıkları koyuyordum.
Banyoya geçip bu sefer ben hızlıca duş aldıktan sonra üzerimi giyindim.
Kurutma makinasını alıp karşıdaki misafir odasına geçip saçlarımı kurutmaya başladım.
Uykusuzluktan gözaltlarım şişmişti ama Duru'yu sonunda annem ve babamla tanıştırdığım için de çok mutluydum.
Makinayı kapattıktan sonra duyduğum ağlama sesiyle hızla odadan çıktım.
Sezen teyze gelmiş ve şu an koridorda annemin kollarında ağlayarak benim odamın kapısını açıyorlardı.
Müdahale etmeden girmelerine izin verdim.
İkili odaya girip kapıyı kapattıktan sonra odadan çıt çıkmadı.
Ağlayan Sezen teyze sanırım Duru'nun uyuduğunu görünce mecburen susmak zorunda kalmıştı.
İçerden duyduğum boğukça ağlama sesiyle ben de kapıyı açıp içeri geçtim.
Sanırım bir ya da bir buçuk saattir banyodaydık ve annemde Sezen teyzeye olayları anlatmıştı.
Sezen teyze göz ucuyla bana baktıktan sonra geri torununa dönmüştü.
Küsmüştü bana.
Yanlarına yaklaşıp Duru'ya baktım.
Kollarını iki yana açmış uyuyordu bebeğim.
Sezen teyze saçlarını okşayıp eğildiğinde öpmüştü.
Duru kıpırdamamıştı bile. Uykusu ağırdı.
Bu sefer hepsinin yaptığı gibi boynundan öptüğünde ağlama sesi çıkınca hemen elleriyle ağzını kapattı.
Annemde aynı şekilde gözleri dolu dolu kızıma bakıyordu.
"Bizim torunumuz mu varmış şimdi Esin..hem de böyle dünyalar güzeli bir bebek." Annem gözünden akan yaşlarla başını salladı.
Sezen teyze elleriyle yüzünü kapatıp hemen açtı ve Duru'yu izlemeye devam etti.
"Masmavi gözleri deniz gibi, bir görsen Sezen." Dedi annem.
Sezen teyze göz ucuyla bana bakıp tekrar anneme döndü.
Bana sinirli bakınca üzülsemde bir şey diyemedim.
Oğlundan sakladığım için sinirliydi sanırım.
"Pişman değilim." Dediğimde ikisi de bana döndüler.
"Oğlundan sakladığım için pişman değilim Sezen tey.."
"Benden niye sakladın onu Efsun..söyleme deseydin ben demezdim benden niye sakladın sen kızım...neden tek başına baktın bunca zaman."
Bu sefer sesli bir şekilde ağlayan annemdi.
Tek başıma baktığım için mi kızmışlardı yani.
"Ben o Ateş'e söyler miydim böyle bir güzelliği Efsun." Sezen teyze kısık sesiyle kızıyordu.
Odanın kapısı tekrar açıldığında bu sefer babam ve gözleri dolu dolu olan Kıraç amca gelmişti.
Kıraç amca bir süre bana baktıktan sonra omzuma dokunarak karısının yanına geçti.
Hiçbir şey demeden destek olmak ister gibi sadece omzumu sıkmıştı.
Duru'yu görmüş olacak ki ağzından bir kaç şaşkınlık nidası çıktı.
"Sezen...çok güzel bu bebek." İlk cümlesi bu oldu.
"Çok güzel Kıraç." Dedi Sezen teyze de.
Babam yanımdan geçip dolandı ve annemin olduğu taraftan kızımı izlemeye başladı.
Hepsi Duru'ya bakıp bir şeyler konuşurken Can'da sonunda gelmişti. Arabanın sesinden anlamıştım.
Cam kenarına gidip Can'a bakacağım zaman Ateş'in arabasını görmemle gözlerim sonuna kadar açıldı.
Tamam odama gelip Duru'yu görecek değildi ama korkmuştum.
"EFSUN.!" Aşağıdan bağıran sesi odadan bile çok net duyulunca babamlar hemen çıktılar.
"YAPTIN MI BUNU EFSUN.!" Ateş bağırmaya devan ederken anneme korkuyla baktım.
Birbirlerine telaşla baktıktan sonra onlarda Ateş'in gitgide yükselen sesiyle odadan çıktılar.
Kıraç amcanın eve girmeye çalışan Ateş'i sertçe göğüsünden ittirip engellemeye çalışmasını camdan izliyordum.
Bahçeye bir araba daha girdiğinde gelen abimle iyice kasıldım.
Bu ikisini tutamayacaklardı ve Ateş eve girecekti.
"BEBEK, BENİM BEBEĞİMİ DOĞURMUŞ BABA.!" Ateş babasına karşı haykırdığında sesi odanın içinden yankılanıyordu.
"BEBEK YAŞIYORMUŞ BABA ÇEKİL...ÇEKİLİN LAN.!" Ateş babam ve Kıraç amcayı itip evin kapısına yürümeye başladığında görüş açımdan çıkmıştı.
Ben de sinirle odadan çıktım.
O odaya gelmeden ben onunla yüzleşecektim.
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Oy 700
Yorum 300
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
