22. bölüm / 37
YAKARIŞ22
Bölümler 37Şu an: 22
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Bir yap nasıl yapıyorsun...ben senin belanı sikmeden sen ona nasıl dokunuyorsun bir daha söyle.!" Abim Gizem'i arkaya ittirerek Elif'in boğazına yapıştığında şokla onları izliyordum.
Elif anneme bakarak bir şeyler dediğinde annem nefretle yüzünü buruşturdu.
"Bana anne bile deme.!senin gibi birisini ben doğurup yetiştirmiş olamam." Annem onun yüzüne tükürdüğünde o hala konuşuyordu.
Derin bir nefes alarak artık tüm bunları neden yaşadığımı öğrenmek için adımlarımı onlara doğru atmaya başlamıştım.
Başlamıştık.
**********************
"Bakalım Elif hanımın derdi neymiş.!" Yüksek sesle konuştuğumda hepsi bana doğru dönmüştü.
Gizem Elifin saçlarını tiksinerek bıraktığında yanıma yürümüştü. Kolumdan tuttu ama durmadım.
Yanlarına kadar gelmiştim.
Karşımda yüzündeki tokat izleriyle bana bakıyordu.
"Sen gerçekten iğrenç bir insansın yüzüne tükürsem tükürüğüme yazık." Elif söylediklerime yüzündeki saçları çekmeden güldüğünde abime baktım.
O da tiksinircesine Elife bakıyordu.
Bu sefer ben elimi ensesindeki saçlara atıp tuttuğumda elini koluma koymuştu.
"Söyle bakalım Elif derdin ne." Sakince konuşuyordum.
"Senin ölmen.!"
Kaşlarımı kaldırdım.
Anneme döndüm.
"Benim ölmediğimi zannediyor sanırım." Güldüğümde abim yanımıza gelip Elifin ayağına bastı.
"Belanı sikerim senin." Dişlerinin arasından konuştuğunda ona da şaşırıyordum. Beni savunmasını beklemezdim.
Elf alınmış bir ifadeyle abime döndü.
"Alınıyorum ama hani artık tek kardeşin bendim. Efsun'u siktir etmiştik unuttun mu bunları." Abim ayağına daha çok bastırdığında Elif acıyla inledi.
Elini Elifin boğazına atıp sıktığında ben onun saçlarındaki ellerimi çektim. Onları izlemek istiyordum.
"Kartal bırak şunu.!" Annem konuştuğunda sinirle ona döndüm.
"Bir şey yapmıyoruz kızına sakin ol."
"O yüzden mi diyorum Efsun.! O YÜZDEN Mİ DİYORUM.!" Sesi bahçede yankılandığında anneme daha fazla bakmadım.
"Efsun bitmişti senin için beni seviyordun sen söylemiştin...beni seviyorsun sen Kartal bunu değil..bendim tek kardeşin.!"
"Elif sıçarım senin olmayan beynine şizofren misin lan sen.!" Abim bağırdığında Elif ağlamaya başlamıştı bile.
Psikolojisinin bozuk olduğunu şu an daha iyi anlamıştım. O deliydi.
Birden güldüğünde gözüme çok korkunç gelmişti.
"Sen bunu değil bana daha çok seviyorsun ondan nefret ediyorsun...SÖYLE.!"
Şaşkınlıkla babama baktım.
O da anlamıştı. Acıyarak kızına bakıyordu.
"Delirmişsin sen amına koyayım siktir git şuradan." Abim konuştuğunda tekrar bağırdı.
"Söyle daha çok sevdiğini.! Beni daha çok seviyorsun bu kızdan nefret ediyorsun söyle.!"
Abimde aynı tiksinme ifadesiyle elini boğazından çekmişti.
"Kaybol." Abim yan dönüp gideceği zaman Elif ona saldırmaya başlamıştı.
"BENİ DAHA ÇOK SEVİYORSUN SÖYLESENE LAN.!"
Abim onu üstünden atamadığında babam yardım etmişti.
Elifi ilk defa bu kadar korkutucu görüyordum.
"Kes artık bizim senin gibi bir kızımız yok ilk günde söyledik bizden uzak dur evimize gelme...Efsuna bir adım dahi yaklaşma." Babam konuştuğunda gözleri yavaşça bana dönmüştü.
Nefretle bakıyordu.
Tek kaşını kaldırıp üzerime yürüyeceği zaman abim bir kolundan tutmuştu.
"Efsun Efsun Efsun...EFSUNU SİKEYİM.!"
"Onun ağzına sıçayım ben her şeyimi aldın benden sen her şeyimi...Ateş'i aldın benden.!" Dudaklarım açılmıştı.
Ateş mi.?
Herkes benimle aynı durumdaydı.
"Demek Ateş'le evlenecektiniz ha...hem de gizlice.!"
Duymuştu bizi.
Biliyordu evleneceğimizi.
Gözlerimi kapatıp açtım.
Ablam evleneceğim adamı sevdiği için bizi bu hale getirmişti.
"Ben hak ediyordum onu ben...duyuyor musun beni...senin gibi bir Kezban değil ben..benimdi o. ÇALDIN BENDEN BENİMDİ O.!" Gizem yanıma geldiğinde hafifçe önüme geçmiş olası saldırıdan beni korumak istemişti.
Bu sefer Elif Gizem'e döndü.
"Sende benim arkadaşımdın ne oldu da bunun yanına geçtin Gizem...Herkesi çaldı benden..Allahım herkesi çaldı hepinizi aldı elimden.!"
Saçlarını çekiştirdiğinde acıyarak ona bakıyordum.
Kimseyi çaldığım yoktu.
Gizem hamile olduğumu öğrendiğinde bana yardımcı olmuştu. Ablam ve Azra'nın umrunda bile değildi Gizem.
Bizi bilmeden önce de arayıp sormuyorlardı. Gizem zaten yurtdışında yaşıyordu söylediği gibi onun arkadaşı falan değildi. Türkiyeye geldiğinde bir iki kere onlarla takılıyordu o kadar.
"Siktir git ötede delir kızım ruh hastasısın sen." Gizem konuştuğunda o tekrar gülerek bana baktı.
"Sana daha az yaptım ben...Ateş'e de sana da az yaptım ikinizi de öldürmeden durmayacağım." Kızarmış gözleriyle delirmiş gibi duruyordu.
Kollarımı göğüsümde birleştirmiş onun bu halini izliyordum.
"Sen benden Ateş'i çaldın, Ateş'te sana karşılık mı verdi...o zamandan sonunuzu planlamaya başladım biraz zaman aldı ama ne demişler geç olsun güç olmasın...her şey seni mahvetmek içinde...tabii Ateş'ten de intikam almam lazımdı. Gözünün önündeki dururken aptal bir çocuğa baktığı için onun da cezasını kestim."
Ateşin'de Cezasını kestim.
"Sen benim sevdiğim adamın elini tutup şu masaya geldin ya Efsun." Eliyle Ateş'lerin bahçesindeki masanın olduğu tarafı gösteriyordu.
Başını hızlı hızlı sallayarak nefes aldığında tekrar konuştu.
"O gün ayarladım her şeyi...o gün sizin sonunuzun böyle olacağını ben dışında kimse bilmiyordu. Tabi yola çıktığım bir kaç kişinin de yardımıyla işim çok daha kolay oldu...en yakın arkadaşın Nil'e ne yaptıysan senden nefret ediyordu."
Abimi gösterdi.
"Sürekli seni öne sürerek sevgilisine ekince kızcağız daha fazla dayanamamış ve benimle beraber seni buradan göndermek için elinden geleni ardına koymadı." Abim bağırdığında tekrar onun boğazına yapışmıştı.
"Acısız gönderecektik ama seni annemle konuşurken duydum...annemle benim sevdiğim adam hakkında nasıl konuşursun lan sen.!"
Elif psikolojik olarak gerçekten iyi değildi.
"Sen anneme nasıl Ateş'i anlatırsın Efsun.!"
Bahçede onun çığlıkları yankılanıyordu.
Nefes nefese kalmıştı ama hırsı gözünü kör ettiği için hala konuşuyordu.
"Ateş'le evlenmek istediğini söylediğin an çektim senin ipini...acılı bir sonu hak ediyordun...daha da acılı olması lazımdı ama o da benim hatam işte." Güldü.
"Kaya'yı evine gönderdim sana saldırmasını hatta.." abime baktı göz ucuyla.
"Sana zorla sahip olmasını söyledim ama aptal arkadaşın eve gelip seni kurtarınca planım suya düşmüştü." Abim ona sert bir tokat attığında Elif yere düştü.
Hala gülüyordu.
"O zaman ölecektin ama başaramadık yakın bir zamanda umarım." Abim onu saçlarından tutarak kenara attığında o hala gülüyordu.
Annemden gelen hıçkırık sesiyle ona döndüm.
Elini dudaklarına kapatmış sesli bir şekilde ağlıyordu.
"Hepsini planladım her şeyi düşündüm kızım ben senin gibi aptal mıyım.? Ateş'e senin fotoğraflarını gösterdim...sahte ama bunu o bilmiyordu." Ben gittikten sonra da mı göstermişti.
Daha ne kadar saydırabilirdim ben bu kadına.
"Hak etmiyor seni dedim ne yaptı biliyor musun.? BENİ ODADAN KOVDU.!"
Tekrar başını hızlıca salladı.
"Haberler çıkarttım sevgilinle görüntülenmişsin gibi yalan haberler çıkarttım bakmadı.! Televizyonu kapattı." Abim ellerini sıkıp tekrar onun üzerine yürüdüğünde Elif karnıma bakarak konuştuğunda bu sefer babam yanına gidip ona tokat atmıştı.
"Karnındaki piçten kurtulmanın yolunu aramaya başladım...aslında önce Ateş'ten habersiz doğurduğunda ona söyleyip kışkırtacaktım ama bebek olunca aranız düzelebilir diye düşündükten sonra düşük yapmanı sağladım...Ateş nişanlandı."
Babamın tokatıyla susmuştu.
Ama hala gülüyordu.
"Ateş nişanlandı Efsun seni çoktan unutmuş şerefsiz." O gün bana dediği gibi telaşlı bir şekilde konuşarak kendi taklitini yapıyordu.
Beni bu şekilde inandırmışlardı zaten.
Gizem babamın kolundan tutmuş yanlış bir şey yapmasını engelliyordu.
Babam elinde olsa öldürecekti yerdeki kadını.
"En yakın arkadaşında bana katılınca BUM...bebek aramızdan çekilmişti." Eğleniyordu bunları söylerken.
Mutluydu.
"Sizin hesabınızı da keseceğim hiç merak etmeyin." Annemle babama bakarak söylemişti bunu.
"Kes artık sesini defol git evimden.!" Annem bağırdığında o tek kaşını kaldırarak anneme baktı.
Yine zehirli diliyle bir şeyler söyleyecekti.
Bana döndüğünde hemen konuşmaya başlamıştı.
"Annen neden yanına gelmedi biliyor musun.? Ona beyin ameliyatı yaptım." Kahkahası neredeyse tüm mahallede yankılanmıştı.
"Senin depresyonda olduğunu Nil'i bile yanına yaklaştırmadığını söyledim e başka konularıda araya katınca yanına gelmesine engel olmuştum."
Abime döndü.
"Bunu zaten söylemiyorum bile çok hızlı gaza geldi bu huyunu seviyorum abiciğim." Abim ona vuracakken kendini durdurup arkasını dönmüştü.
"Irzını siktiğimin kızı." Demişti abim.
"KES." Diye bağırdığında Elif'ten iyice korkmaya başlıyordum.
"Tek kardeşim sensin diyen sendin.! Beni kandırdın o sana ihanet etmişken bile onu bulmaya çalıştın sen.!" Abim mi beni bulmaya çalışmıştı.
"Görmem lazım dedin Ateşe...NE DEMEK GÖRMEM LAZIM HANİ SADECE BENİ SEVİYORDUN.!"
Bana döndüğünde bedenim kasıldı.
"Bu eziğin yanına gidecektin...bilerek Nil'e elimi kırdırmasam bunun yanına gidecektin." Bu sefer abim ona şokla bakıyordu.
Nil'e elini mi kırdırmıştı.
Kendim için değil ama kızım için karşımdaki kadından korkmuştum.
Ona zarar verebilirdi çünkü tam bir ruh hastasıydı.
"Hadi ama bu kadar aptal olma Efsun'un yanına gideceğin gün kaza geçirmem tesadüf müydü.? Salak."
Benim yanıma mı gelecekti.
Elif her konuştuğunda bir şeyler öğreniyordum.
"Ruhunuz duymadan neler yaptım bir bilseniz beni ayakta alkışlarsınız da neyse...bildiklerinizi sindirin siz önce." Tekrar bana döndü. Bana döndüğünde öfkeyle gözleri açılıyordu.
"Evlen de göreyim." Alay ederek söylemişti bunu.
"Sen benim elimden lise aşkımı alabileceğini mi sandın.?"
Olumsuz anlamda başını salladı.
"Ateş'i öldürürüm yine de sana bırakmam...kimseye bırakmam. Ne Azra ne Gamze. Ben düşmanlarımı sadece yakınımda tuttum." Gamze ve Azra'dan bahsediyordu.
Sevdiklerini bildiği halde onlara bir şey belli etmemişti.
Korkunç birisiydi.
"Ateş Efsun'u seviyor, Kartal Efsun'u seviyor. Annem zaten senin için ölüyor. BEN NE OLACAĞIM. Elif ne olacak anne düşündün mü.?"
Asla böyle bir şey yoktu. Annem de abimde en az benim kadar Elifi düşünüyorlardı. Annem de babam da her zaman üçümüze de eşit davranmışlardı.
Elif her şeyi bilerek yapmıştı şimdi de bahane arıyordu.
Sevmediğiniz için diyerek kendini kandırıyordu ama böyle bir şey yoktu. Hatta onunla daha çok ilgileniyorlardı.
Sadece abim ve ben ondan daha çok yakındık.
O da Elif bizim aramıza katılmadığı içindi. Onun için arkadaşları daha önemliydi. Benim için de abim. Vaktimi onunla geçirmeyi seviyordum.
Elif bunu çok yanlış anlamıştı. Kendisi abimle kalıp vakit geçirmemişti ve bunu bana bağlıyordu. Benim onlara izin vermediğimi iddialar ediyordu.
Ruh hastası.
Yaptığı, planladığı onca şeyden sonra ona normal insan gözüyle bakamazdım.
"Ateş'e neler dedim Efsun...sahte bir şekilde senin ne boklarını anlattım bir bilsen." Yüne gülüyordu.
Gittikten sonra bile ona saçma sapan şeyler anlattığını yeni öğreniyordum. Ateş'te söylememişti.
"Senin o varken Nil'in yanında bile birileriyle kesiştiğini, hatta bazen kaçamak yaparak öpüştüğünü."
"Kartal götür şunu depoya bırakma sakın." Babam konuştuğunda Elif tabi ki onu takmadı.
"Mesajlarını gösterdim..bu konuda çok profesyonel bir arkadaşım var o sağ olsun numarandan mesaj atılmış gibi yazışmalar ayarladı...Ateş hepsini okudu..başkasını arzuladığını ona okuttum Efsun."
"Sevgilimden daha fazla doyuracağını eminim senin olmak istiyorum Alper.!" Mesajın bir kısmını dalga geçerek söylemişti.
Bunları Ateş'e ben gittikten sonra okutmuştu.
Hem de ben yazmışım gibi.
"Numaran bile aynıydı." Abimde artık şaşkınlıkla ona bakıyordu.
Ben gittikten sonra bile Ateş'e oynamışlardı. Tüm bağlarımızı kopartmak için her şeyi yapmıştı..
Öz ablam.
Beraber büyüdüğüm ablam yapmıştı.
"Hakkında sahte haberler çıkartıp her gün Ateş'in yanında şaşırmış gibi okuyordum."
Elif'i artık dinlemek istemediğim için arkamı dönmüştüm ki konuştu.
"Dursana Efsun en güzelini söylemedim.!" Arkamdan bağırıyordu.
"Alper ben sanırım senden hamileyim." Hızla arkamı döndüm.
Bunu ben yazmışım gibi Ateş'e okumuştu.
Yüzümü buruşturduğumda artık dayanamıyordum.
"Ateş'e ondan olduğunu söyleyeceğim." Devam ediyordu.
Ateş bunların hiçbirini bana söylememişti.
Duru'yu getirdiğimde bile sorgulamadan onun kendi kızı olduğunu söylemişti. Bunları okuduktan sonra bile bana Duru konusunda şüphesiz bir şekilde nasıl inanmıştı.
Neden sorgusuz inandın bana Ateş. Neden Duru'nun senin kızın olduğuna inandın.
Ben inanmazdım. Kimse inanmazdı.
Can bana Ateş ile ilgili bunları söyleseydi ben bir daha Ateş'e inanmazdım.. o inanmıştı. Duruyu kabul etmişti.
Gözlerimi kapatıp tekrar arkamı döndüğümde Elif hala konuşuyordu. Bu sefer abimi çıldırmak için konuşuyordu.
"O değil senin sevgilin Alperle yatıyordu.!" Abime hitaben konuştuğunda Nil'den bahsettiğini anlamıştım.
"Alper, Serkan daha kaç kişi." Kahkaha atıyordu.
"Senden de intikamımı böyle aldım işte abiciğim."
Hızlı bir şekilde merdivenlerden çıkarak odama girdim.
Üzerimdekileri çıkartıp kendimi banyoya attıktan sonra bornozumla Duru'nun yanına uzandım.
Duru'yu babasından ayırmışlardı.
Beni Ateş'ten ayırmışlardı.
O gün Elif bana sakın Kaya ile olduğunu abim ya da Ateş duymasın eve gelince anlatacağım dediğinde ona inanmıştım.
Kaya bana ablama aşık olduğunu ona açılacağını söylerken Ateş aradığında açmadım. Bir kaç kere arayınca meraklanmasın diye açtım ama Nil'le olduğumu söylemek zorunda kalmıştım.
Elif öyle bir anlatmıştı ki abim ve Ateş'in Kayaya durduk yere sırf onu seviyor diye saldıracağını söylediğinde durumu çaktırmamak için yalan söylemiştim.
Nereden bilebilirdim ki benim ve Kaya'nın yatakta olan sahte fotoğraflarımızı Ateş'e gösterdiklerini.
Nil'leyim dediğimde tekrar sormuştu. Emin olmak için bir kere daha sorduğunda ısrarla Nil ile olduğumu söylediğimde telefonu suratıma kapatmıştı.
Zaten o telefonu bir şey demeden kapattığında her şeyi anlatmak için anında kalkmıştım.
Ama bir daha yanına yaklaşmamıştım.
Alper denilen adamla yattığımı söylemişlerdi Ateş'e. Ondan hamile olduğumu.
Gözümden akan bir damla yaşı silerek elimi bebeğimin eline koydum. Hemen parmağımı tutmuştu.
Eğilip karnından öptüğümde kıpırdanıp bana sokulduğunda gözlerimi kapattım.
El birliği ile beni mahvetmişlerdi.
Aptal bir şizofren yüzünden bebeğimi babasız büyütüyordum.
Ben ağlayarak Duru'yu öperken kapı tıklatılıp beklemeden açıldığında gelene bakmamıştım.
Gözlerim kapalıydı.
Kapı kapandığında ayak sesleri yatağa doğru geliyordu.
Aldığım kokuyla beraber gözlerimi açtığımda karşımdaki adamla bağıra bağıra ağlamak istemiştim.
Ateş gelmişti.
Bir şey söylemeden yatağın yanına dizlerini kırarak oturduğunda konuşmadan birbirimize baktık.
Benim sessiz ağlamalarım Ateş'in derin iç çekişleriyle geçen yarım saatin ardından o hareketlenmişti.
Yatağın kenarına oturup gözyaşımı sildiğinde ona bakmadan konuştum.
"Duru senin kızın."
"Biliyorum. Konusunu açma bir daha bunun." Sertti sesi.
Eğilip Duru'nun başından öptüğünde gözlerimi tekrar kapattım.
Ateş bu sefer bana doğru eğilip alnımdan öptüğünde kendimi tutamadan sesli bir şekilde hıçkırmıştım.
"Ben kimseyle birlikte olmadım Duru senin.."
"Efsun sus."
"Babası sensin yemin ed.."
Beni karnımdan tutarak Duru'nun yanından ayırdığında kendi kucağına çekmişti.
Başımı onun omzuna koyarak ağlamaya başladığımda o da sırtımı okşayıp sakinleşmem için bir şeyler söylüyordu.
Bornozumdan dolayı bacaklarım açılmıştı ama umursamadım.
Sadece ona sarılarak sessiz sessiz ağlamaya devam ettim.
"Tanımıyorum Alper'i de başkasını da Duru senin kı.."
"Sus diyorum sana." Sesi yükseldiğinde susarak ağlamama kaldığım yerden devam ettim.
Ağzımdan sesli bir şekilde hıçkırık çıktığında dudaklarımı omzuna bastırdım.
Ateş kucağında benimle beraber ayağa kalktığında kapının yanındaki koltuğa oturmuştu.
Ben ise hala kucağındaydım.
"Sormadın bana...Kaya'yla ne yapıyordun diye gelmedin yanıma açmadın kapıyı." Bedeni kasıldı.
"Açmadın beni içeriye almadın." Onun beraber kaldığımız evine gitmiştim ama o günden sonra bir daha oraya girememiştim.
O da benim gibi başını omzuma koyduğunda ikimizin de iyi olmadığını biliyordum.
Elimin birisi kucağıma düştüğünde Ateş düşen elimi tuttu.
"İki yıl." Bedeni yine kasıldı.
"İki yıl boyunca beni ölüme terk ettin."
Konuşmuyordu.
"Bebeğinden ayrı kaldın."
Omzuma değen ıslaklıkla ağladığını anlamıştım.
İkimizde ağlıyorduk. Ben tekrar hıçkırdığımda dudaklarımı tekrar omzuna gömdüm.
"Tek kelimen bizi bitirdi Efsun...hatalısın demiyorum hatalı olan benim ama senin tek kelimenle hata yaptım ben. Sevdiğim kadının lafıyla hata yaptım başkasının dedikleriyle değil. Onlar şüphe tohumları ekti sense o tohumları patlattın." Bir şey demeden gözyaşlarımı akıtmaya devam ettim.
Doğru söylüyordu.
Hatam Kaya'yı söylememekti. Ben böyle büyük bir oyun oynandığını nasıl bilebilirdim ki.
"Tahmin ettiğin gibi burada günümü gün etmedim. Tek bir gün. Tek bir günüm seni düşünmeden geçmedi lan benim."
Omzundaki gömleğini sıktım.
"Ölen tek kişi sen değilsin Efsun..Canımdın sen benim canımdan sakındığımdın. Benim canımı aldılar."
Ağlarken bedenim sarsıldığında tek eliyle sıkıca sarılmıştı.
"Ben senin ağzından çıkanlara inanırım Efsun. Sadece senin dediklerine inanırım. Anlıyor musun neden hata yaptığımı sen bana gördüğüm manzara karşısında bana yalan söyledin. Bunca anlatılandan sonra ne düşünebilirdim. Sen ne düşünürdün Efsun."
İnanmazdım ona.
"Bizim için her şey çok geç bunları konuşmayalım." Dediğimde başımı omzundan kaldırdı.
"Saçma saçma konuşma...ne seni ne de kızımızı bırakmam, bir daha olmaz Efsun...bir daha olmaz."
Başımı iki yana salladım.
"Bırakacaksın. Kızını değil beni bırakacaksın Duru her zaman babasını görecek onu artık senden ayırmayacağım ama biz diye bir şey olmayacak. Sadece Duru'nun anne ve babasıyız başka bir şey değil." Gözleri sinirle koyulaşmıştı.
"Sikerim başka bir şey değili.!" Sesi yükseldiğinde beni kucağından indirmiş ayağa kalkmıştı.
"Bırakanı da sikeyim, her şeyi sikeyim."
Yumruklarını sıktığında sinirle bana döndü.
"Kırgınsın. Gözlerin bana eskisi gibi bakmıyor farkındayım ama düzelteceğim sana yemin ederim düzelteceğim Efsun yemin ederim her şey düzelecek seni dünyanın en mutlu insanı yapacağım."
Burnumu çekip gözlerimi kaçırdığımda karşıma diz çöktü.
"Benden nefret ederken bebeğimi doğuran kadını bırakmayacağım...beni dünyanın en güzel bebeğinin babası yapan kadını bırakamam." Gözlerimi kapattığımda gözyaşlarım tekrar akıyordu.
Gözlerim Duru'ya kaydığında konuşmaya başlamıştım.
"Güneşte çok fazla duramıyoruz, burnu kanıyor. Burun damarlarının ince olduğunu söyledi doktor. Ek besine geçtiğimde fıstığa alerjisi olduğunu öğrendik. Fıstık yiyemez. 2 kilo 760 gram doğdu. İki hafta erken doğuma alındım. Normal doğumdu. Psikolojik olarak bittiğim an geldi bebeğim..annesini artık yalnız bırakmamak için erkenden gelmişti."
Gözümden yaşlar akarken devam ettim.
"Genel olarak sessiz bir bebek uyandığında yanında beni görürse ağlamıyor görmezse ağlıyor. İlk aylar çok fazla gaz sorunu vardı ve sürekli doktora gidiyorduk."
Ateş put gibi kıpırdamadan dolu gözleriyle beni dinliyordu.
"Saçları böyle değildi üçüncü aydan sonra sararmaya başladı açık kahverengiydi."
"Kahvaltıda muz ve böğürtlen yemeye bayılıyor hatta böğürtlene aşık diyebilirim." Gülmüştüm hafifçe ama ağlıyordum.
"Teyzen, Gül teyze bizimle kaldı o bana yardımcı oldu. Gizem ve onunlaydım iki yıl boyunca. Gizem'le Duru'yu düşüreceğim günden bu yana iyiyiz. Kızımızı Gizem kurtardı. Beni hastaneye o götürdü. Seni aldattığım için bana hesap sormaya geldiği bir gün kanamam varken beni hastaneye yetiştirdi."
Derin bir iç çektiğimde devam ettim.
"Doğduğundan beri fazla insan görmedi üçümüzü görüyordu sürekli tabi arada da Can bizimle kalıyordu. Bu kadar. Kalabalıktan ve seslerden korkuyor fazla hassas bir bebek." Gülümsedim.
Melekti o.
Bir tanemdi.
"Oyuncak ayısı var bir tane maalesef onsuz uyuyamıyoruz şu sağ elinin kenarında olan." Duru'ya döndüğünde gösterdiğim yere bakıyordu.
Tekrar bana döndü.
Ona hızlandırılmış tur yaparken o yanıma gelip tekrar bana sarıldığında ağlamaya devam ettim.
"Tamam Efsun bunları sonra konuşalım tamam mı.?" Sarsıla sarsıla ağlarken tüm yükümü ona vermiştim.
"Yabancılara çok yüz vermez ama senin kucağından inmiyor sürekli sana atılıyor sevmez o yabancıları." Her konuşmamda biraz daha kasılmıştı.
Yabancıydı o.
Tanımıyordu Duru onu.
"Gider misin.? Uyuyacağım." Bunu derken ona sıkıca sarılmam fazla tezattı ama o bu sefer bana zorluk çıkartmadan ayrılmıştı.
"Sabah tekrar geleceğim konuşalım olur mu.?" Bir şey demeden bornozumun yakasını düzeltip ayağa kalktığımda beni izliyordu.
Duru'nun yanına uzandığımda kapının önündeki adamın gözleri hala bizdeydi.
Yüzümü Duru'nun eline sürttüğümde gözlerimi kapatıp bacaklarımı kendime çekmiştim.
Gelen adım sesleriyle yatağın kenarının çökmesi bir oldu.
Ateş Duru'yu öpmüştü.
Bir saniye sonra alnıma değen dudaklarla gözlerimi açmadım.
"Sabah siz uyanmadan burada olacağım."
Ve kapı kapanmıştı.
Gözlerimi açtığım an ağlamam tekrar başlamıştı.
Hiç uğruna mahvolduğumuza ağlıyordum.
Hiç uğrunaydı bunca acı.
Gözlerimi kapatıp yorgun bedenimi uykuya bıraktığında bir kaç dakika içinde ağlayarak uyumuştum.
Sabah Duru'nun erkenden uyanmasıyla uyanmış yaklaşık yarım saattir onu güldürüyordum.
Yatağın kenarlarına yastık koyarak lavaboya geçtiğimde şiş olan gözlerime baktım.
Yüzümü yıkadıktan sonra kızarık gözlerim iyice gün yüzüne çıkmıştı.
Odadan duyduğum seslerle hızla banyodan çıktım.
Ateş kucağındaki kızımızı havaya attığı için Duru çığlıklarla gülüyordu.
"Tı ta tı tı."
Ateş bana bakarken Duru babasına bir şeyler söylemeye çalışıyordu.
"Mım." Benim gözüm onun kucağındaki kızıma kayarken o da baktığım yere baktı.
Duru'ya bakmasıyla meleğim heyecanla çığlık atmıştı. Ateş'i çok seviyordu.
Babasını sevmişti Duru.
Ateş'in çenesine yeni yeni çıkan dişlerini bastırdığında istemsizce gülümsemiştim.
Çekmeceden Duru'nun mendillerinden birisini çıkartıp yanlarına gittim. Ateş'in çenesindeki tükürükleri silerken onun ben de olan bakışlarına karşılık vermedim.
"Duru'nun gerekli eşyalarını al çıkalım." Kaşlarımı çatarak baktım.
"Nereye...Can çıkacak bugün hastaneye gideceğim."
"Can dün akşam eve geçti...bir kaç saat rahat konuşacağımız bir yere gideceğiz Efsun." Derin bir nefes vererek Duru'nun eşyalarını toplarken hepsini yeni çıkarttığım çantaya koymuştum.
Ben önden onlar arkamdan odadan çıkarken merdivenleri iniyorduk.
Merdivenlerin bitiminde görüş açıma giren kadınlar önce bana sonra da arkama bakınca burukça tebessüm etmişlerdi.
"Sizin her hareketinize sinir olmam normal mi.?" Yan taraftan annemlere karşı söylenerek gelen Gizem'le dudaklarımı birbirine bastırdım.
Annemlere çok fena gıcık olmuştu.
"Gizem delirtme beni." Sezen teyze konuştuğunda Gizem gözlerini devirip bana döndü.
"Delirse kaç yazar hala konuşuyor...bak gelmiş oğluşun biraz onu pohpohla teyze hadi." Gizem koluma girip beni dış kapıya doğru çekiştirdiğinde şaşkınlıkla Gizeme bakan kadınlar arkamızda kalınca sonunda gülebilmiştim.
Boynuma dolanan kollara anında karşılık verdim.
"İyi misin.? Dün biraz nefes al diye gelmedim." Arkaya kaydı gözleri.
"Ateş kimse yukarı çıkmasın diyince mecbur eve gittim ama sabah erkenden geldim." Biraz daha sıkı sarıldım.
Çok seviyordum.
"Can davarı da iyi onu hiç merak etme senden benden sağlıklı...sadece dün olanları anlattığım için seni merak ediyor."
"İyiyim ben merak etmeyin dün Ateş'le konuştuk biraz." Merakla bana bakıyordu.
"Ne dedi andaval." Tabirlerine gülüyordum.
"Her zamanki konular işte şimdi de konuşmaya gidiyoruz." Sakince başını salladığında dudakları açılıp kapanıyordu.
"Sakın beni yanlış anlama kimseyi savunduğum falan yok zaten bunların savunulacak tarafları da yok...Efsun benim fikrimi söylüyorum sana."
Başımı salladığımda devam etti.
"Ateş tabi ki haksız ama seni Kaya'yla öyle görmesi senin Nil ile olduğunu söylemen hepsini denk getirip çok iyi hazırlanan bir oyun kurmuşlar...ben de inanabilirdim Efsun dün Elifin anlattıklarından sonra emin oldum. Bana böyle bir oyun oynansa şu an sevgilimden ayrılmış başka birisiyle evlenmiştim." Gözlerimi kapatıp açtığımda tekrar iç çektim.
"Sakın haklı bulduğumu düşünme. Erkekler her zaman haksızdır zaten, sadece oyun çok büyük Efsun. Ateş'i de düşünerek hareket et hala köpek gibi seni seviyor. Tüm duyduklarına tüm gördüklerine rağmen köpek gibi sana aşık."
Kolumu okşadığında ona sadece başımı sallamıştım.
"Affet demiyorum orası sana kalmış sadece empati yaparak konuşun Duru için en iyi kararı vereceğini zaten biliyorum." Son cümlesini sessiz bir şekilde söylediğinde arkaya bakınca susmuştu.
Ateş gelmişti.
Duru'yla beraber yanımızdan geçip arabaya doğru yürümeye başladığında onun arabasına baktım.
Arka kapıyı açtığında kucağındaki meleği güldüre güldüre bindirmişti.
Arabasına koltuk almasına şaşırsam da kendimi toparladım.
"Hadi gidin konuşun vakit geçirin sonra da içinden geleni yap."
Ateş'i öylece affedemezdim..Affetmem zordu.
Gizemle sarıldıktan sonra arabaya doğru yürümeye başladığımda Ateş eski günlerdeki gibi kapıyı açmış beni bekliyordu.
Duru'ya bakarak ön koltuğa oturduğumda Ateş'te yanıma gelmiş hızlı bir şekilde yola çıkmamızı sağlamıştı.
Ailecek bir yere gidiyorduk.
Üç kişilik bir aileydik biz. Bunlar yaşanmasaydı hep böyle olacaktık.
Yol bitene kadar ne o ne de ben konuşmuştuk. Sadece Duru'nun çığlık sesleri vardı.
Arada arkama dönüp kızımı öptükten sonra tekrar sessiz bir şekilde yolun bitmesini bekliyordum.
Araba durduğunda önünde durduğumuz rezidansa şaşkınlıkla bakarken Ateş arabadan inmişti bile.
Onun evine gelmiştik.
Burada mı konuşacaktık.?
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Oy sınırı 1.2k
Yorum sınırı 400
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
