YAKARIŞ kitap kapağı

20. bölüm / 37

YAKARIŞ

20

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 20

Keyifli okumalar..

Sezen teyze tekrar çığlık atarak kendini yere bıraktığında yavaş adımlarla onlara doğru bir kaç adım attım.

"Sezen."

"Kıraç oğlumuz.! Oğlumuz kaza yapmış Kıraç arabası uçurumdan düşmüş.!"

Sezen teyze beynimin uğuldamasını sağlayan cümleleri kurmuştu.

********************************

Ne ara abimin arabasına bindim ne ara hastaneye geldim bilmiyorum ama şu an hepimiz Aslı'nın ameliyattan çıkmasını bekliyorduk.

Koltuklara oturmuş kucağımda uyuyan meleğime sarılarak bekliyordum.

Can ve Aslı ciddi bir kaza yapmışlardı. Dağ evinden dönerken arabaları uçurumdan yuvarlanmış.

Düşünmek bile kalbimi sıkıştırıyordu.

Sezen teyzenin sinir krizi geçirmesi, annemin onu sakinleştirmesi derken 2-3 saat geçmişti.

Can'ın durumu Aslı kadar kötü olmadığı için ona tahlilleri yapıp odaya almışlardı.

Duru ilk başlarda odada olsa da sonradan yanıma almıştım. Yüzünü göğüsüme gömmüş tedirgin bir şekilde uyuyordu.

Karşımda duran ve hastaneye gelmeden önce yıkılan adama sarılıp teselli etmek isterdim....eskiden.

Eskiden olsa bir saniye elini bırakmayacağım adama şu an onun içini rahatlatmak için tek bir kelimem bile yoktu.

Halini gördükçe içten içe üzülsem de Can'ı düşünüyordum.

Kardeşten öteydi o benim için. Çok şükür iyiydi.

Derin bir iç çektiğimde Duru kıpırdandı.

Gözleri açılır gibi olduğunda ayağa kalkıp onu salladım ama uyanmıştı. Gözleri beni bulduğunda alnından öptüm ama onun dudakları titredi.

"Buradayım anneciğim...ağlama Duru." Bunu derken benim ağlamam da ayrı bir ironiydi. Can için çok korkmuştum ve hala etkisinden çıkabilmiş değildim.

Duru sesli bir şekilde ağlamaya başladığında tekrar koltuklara oturdum.

Babam yanımıza gelmişti.

"Ver bana." Babam almaya çalıştı ama Duru yakamdan tutmuş bana sarılarak ağlıyordu.

Tekrar ayağa kalktım.

"Tamam baba ben hallederim." Dedim sessizce.

Halim kalmamıştı artık. Ne onlara ne bu olanlara halim kalmamıştı.

Abim ve Ateş'in yanından onlara bakmadan geçtim ama arkamdaki gözlerin farkındaydım.

Ağlama sesi onlardan uzaklaşmıştı ama kaynağı hala benim kucağımdaydı.

"Duru, niye ağlıyorsun bir tanem. Niye ağlıyorsun papatyam." Gözümden akan yaşı omzumla sildim.

"Her şey zaten zor lütfen Duru bugün değil anneciğim lütfen ağlama aşkım." Daha şiddetli ağlıyordu.

Her şeyi arabamda kalmıştı.

Biberonu maması oyuncağı zaten büyük bir sorundu ve bunu düşünmek bile istemiyordum.

Boş bir odaya geçip altını kontrol ettikten sonra acıktığını anlayabilmiştim.

Bakamıyordum ona. Düzgün bakamıyordum.

Bir ayda dengemiz sarsılmıştı.

Onu tekrar kaldırıp boynundan öperken başını omzuma koyup ellerimi de sıkıca sırtından geçirmiştim.

Eve gidip gelmem lazımdı.

Ya da daha buraya gelmemiş olan Gizem'i arayıp gerekli şeyleri istemem lazımdı.

Şu an Duru'nun hastanede olması bile o kadar saçmaydı ki...bırakacak tek bir kişi bile yoktu.

Hayatımda bebeğimi emanet edebileceğim tek kişi şu an yan odada yatıyordu.

Gül teyze ve Gizem'de yoldaydı.

"Ağlama Duru...lütfen anneciğim." Gözyaşlarımdan dolayı etrafı bulanık görüyordum.

Odadan çıkacağım zaman açılan kapıya yaşlı gözlerimle baktım.

Ateş gelmişti.

Duru kafasını öne eğip onu gördüğünde bu sefer ellerini ona uzatarak ağlamaya başlayınca başından tutup boynuma yasladım ama bu sadece daha çok ağlamasına sebep oldu.

Derin bir nefes alarak gözyaşlarımı silmeye çalışırken delirmek üzereydim.

"Efsun, bana ver biraz sakinleş." O da kötüydü ve hala ne diyordu.

Kardeşine bir şey olacak diye ödünün koptuğunu gözlerinden anlayabiliyordum.

Gelmiş beni teselli ediyordu.

"Çık şuradan." Dedim sertçe.

Duru'nun kollarımda titreyen bedeniyle onun da iç çektiğini anlamıştım.

Ne oluyordu bugün. Her şey üst üste gelmek zorunda mıydı.? Ateş'e baktığımda gözlerimin içine baktığını görünce istemesem de yenilgiyle Duru'yu ona uzattım.

Duru'ya yetmiyordum artık.

Yetemiyordum Ateş'e gidip duruyordu.

Eğer anlayabilseydi ona; o bizi terk etti diye kafasına yerleştirip babasına karşı doldururdum ama küçücüktü.

Ateş kollarını uzatıp Duru'yu aldığında uyuşan kolumu okşayarak onlara baktım.

Duru'nun ağlaması durduğunda sinirle ona baktım.

"Seni daha karnımdayken terk eden adama git tamam mı Duru...senden haberi bile olmayan adama git ve sus." Başımı ellerimin arasına alarak arkamı döndüm.

Sinirimden saçmalıyordum.

Can'a olan üzüntümden ve korkumdan dolayı aptallaşmıştım.

Duru sanki benim ona kızdığımı anlamış gibi tekrar ağlamaya başladığında burnumu çekerek tekrar onlara doğru döndüm.

Ateş'ten uzak durarak kucağındaki kızıma elimi uzattım. Hemen elimi tutmuş bu sefer bana uzanmaya başlamıştı.

Tekrar kucağıma geldiğinde beni daha çok üzecek o hareketi yaparak susmuştu.

Kafasını boynuma koyarak bana sarılıyordu. Ağlaması durmuştu.

Saçlarından öptüm.

Özür dilerim anneciğim. Özür dilerim bir tanem.

Ona neredeyse bağırmıştım. Yaptığının yanlış olduğunu anlamış gibi davranıyordu şu an.

Göz ucuyla Ateş'e baktığımda onun da kızarmış gözleriyle bana baktığını görünce gözlerimi kaçırmadım.

"Haberim yoktu." Kısıktı sesi.

"Annesinden ayrılmak bu kadar zorken onu bırakmazdım Efsun."

Dinlemek istemiyordum onu.

Yanından geçeceğim zaman kolumdan tutarak durdurdu.

"İnanmadım sana yemin ederim inanmadım. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar inanmam için yemin ederim Efsun. Fotoğraflar yazışmalar hiçbirine inanmadım...Seni aradım her şey olmadan iki saat önce." Kaşlarımı çattım.

"Sus ve elini çek." Konuşmasına beni dinlemeden devam etti.

"Sen ve Kaya restaurantta yemek yiyordunuz...Elif bana adresi atıp gitmemi söyledi. Gitmedim. Seni aradım hatırlıyor musun Efsun seni aradım bana Nil'le olduğunu söyledin." Gözlerimi kapatıp açtım.

Kaya beni, ablamı sevdiğini ve ona nasıl açılacağını konuşmak için yemek yemeye çağırmıştı.

Ateş aradığı zaman kızmasın diye Nil ile olduğumu söylemiştim ama eve geçince yüz yüze zaten söyleyecektim Kaya ile olduğumu ablamı sevdiğini benden yardımcı olmamı istediğini hepsini anlatacaktım.

Hep anlatırdım ona.

"Karşında Kaya varken tüm öğrendiklerime tüm söylenenlere rağmen bana Nil ileyim dedin."

"Fotoğraflar geldi Efsun. Fotoğraflar, video kayıtları, sikik mesajlar, ses kayıtları her şey seni suçlu gösteriyordu ama inanmadım, sana ailem üzerine yemin ederim ki inanmadım...Neden Nil ile olduğunu söyledin Efsun. Neden aklımdaki tüm şüphe bombalarını iki kelimenle patlattın."

Gözlerimiz bir saniye bile ayrılmamıştı.

Duru başını kaldırıp alnını çeneme koyduğunda yine bakışlarımı ondan çekmedim.

"Elif'i seviyorum dedi, yardımcı ol bana yemek yiyelim dedi kabul ettim. Söyleyecektim sana eve geçinc.."

"Niye söylemedin Efsun. Elimde Kaya ve senin sikik fotoğrafları varken neden onunla olduğunu söylemedin. Bu zamana kadar kiminle yediğin yemeğe karıştım da bana o an yalan söyledin.!" Sesi yükselmeye başladığında Duru'nun ellerini tuttum.

"İnanmadım gördüklerime Efsun, hiçbirine inanmadım sizi izlerken bana Nil'leyim dedin...Kaya ile yemek yerken Nil'leyim dediğinde benim ne düşünmemi bekliyorsun.! Sen yalan söyleyince orospu çocuğunun oynadığı oyuna düştüm.! İki kelimenle beni inandırdın aklıma şüphe düşürdün ve inandım Efsun siktiğimin evlatlarına inandım." Kollarını iki yana açıp Duru'ya baktı.

"Bu haldeyiz..."

Kalbim dışarı çıkacakmış gibi atıyordu. Ateş'in alnındaki damarlar kabarmıştı. Sinirliydi.

Duvara yumruk atacağı zaman aklına Duru gelmiş gibi son anda durup sinirle ve titreyen elleriyle bize arkasını döndü.

"Kaya'yla otele gitmedim. Yemek yedim ve bana yalandan bir şekilde ablam hakkında bir şeyler sordu. Senin gibi kimseyle otelde buluşmadım." Anında öfkeli gözleriyle bana döndü.

"Ne oteli lan, ne oteli Efsun kiminle buluştum lan ben.!"

Bir şey demediğimde tekrar sordu.

"Üste çıkmaya çalışma sak.."

"Azra'yla...Azra'yla otele gittin duyduk sizi. Ama sen herk.."

"Aptal." Dedi ve tekrar arkasını döndü.

"Efsun aptal aptal konuşma siktirtme bana oteli de evi de."

"Ben duyacağımı duydum inkar etme boşu.."

"Azra oyunumuzun parçasıydı sikik sikik konuşma bir şey ima etmeye çalışma. Senden sonrası yok, olmadı. Ne Gamze ne Azra kimse yok. Senin aksine benim kalbimde bir daha başkası olmayacak, senden başkası bir daha giremez bu kalbe. Biz olmasakta hayatımda kimse olmayacak."

Alay edercesine başımı salladım.

"Aferin sana. Çekil şimdi." Elini çekmek yerine kolumu daha sıkı tuttu.

"Kardeşim içeride yatıyor ve ben kendimi sana açıklamaya çalışıyorum sadece beş dakika." Duru'ya baktı. "Kızımız için beş dakika istiyorum."

"O senin kızın değil." Odanın kapısı açıldığında gördüğüm annemle beraber telaşla ona baktım.

"Bir şey mi oldu." Dediğimde Duru'yu kucağımdan aldı.

"Sesiniz koridorda yankılanıyor çocuğun yanında ne yapıyorsunuz siz." Duru başını annemin boynuna gömdüğünde gözleri yarı açıktı. Uyuyordu.

Annemlerin arkasından çıkacağım zaman bu sefer daha sert bir şekilde Ateş tarafından durduruldum.

"Efsun, bak her şey çok karmaşık nereden başlayacağımı inan bilmiyorum. Çok sikik şeyler yaşıyoruz ve hepsi benim yüzümden." Öyleydi.

Beni arkaya doğru iterek yatağa oturtmamı sağladığında eli hala kolumdaydı.

"İnanmadım. Ne dosyaya ne beni aldattığına ne fotoğraflara hiçbirine inanmadım. Senin yanına geliyordum Efsun...Elif'in bana verdiği tüm delilleri toplamış yanına geliyordum her şeyi sana anlatmak için."

"Yolda Elif mesaj attı 'çok güvendiğin sevgilin şu an boynuzlandığın adamla' yazıyordu. Konum atmıştı." Çok fazlaydı bunlar.

Öz ablamın bana bunları yapması çok fazlaydı.

"Aradım açmadın...sana ulaşamadığım için kafayı yemek üzereydim ve konuma gittim." Yutkundu.

"Efsun sizi gördüğümde benim kalbim durdu, sen aradığımda açıp Nil ile olduğunu söylediğinde benim nefesimi kestin Efsun."

"Elimdeki fotoğraflar ablanın ve en yakın arkadaşının anlattığı şeyler senin Kaya'yla yemekte olman..benden gizlemen hepsi tek bir şeyi işaret ediyordu Efsun.!" Delirmiş gibiydi.

"Hepsi seni suçlu yapıyordu inanmamak için çabaladım düşündüm, Nil'in Kartal'a anlattıkları, hiçbirine inanmadım ama sen o telefonu açıp yalan söylediğinde ben bittim Efsun. Nefesim kesildi lan benim doğru diye.!"

"Söyleyecekt.."

"SÖYLESEYDİN EFSUN. SÖYLEMEN LAZIMDI LAN BİZ NELER YAŞIYORUZ KİME KARIŞTIM BEN.!" Eliyle cam dolaba vurduğunda yeri boylamıştı.

"Ben hangi arkadaşına karıştım. Ne zaman senin giydiğine, yediğine, içtiğine karıştım Efsun. Neden söylemedin bana Kaya'yla yemek yediğini. Ben yanındaki hangi normal bir erkek arkadaşına laf ettim lan."

Etmemişti.

"Her zaman doğruyu söyleyen kadın elimde fotoğraflarının olduğu adamla yemek yerken bana yalan söylüyor ben ne düşünseydim Efsun.!"

"Bunca zaman bana tek bir yalan söylemeyen sen bunca şey olup biterken mi yalan söylemek istedin Efsun.!" Duvara vurdu.

"Kaya'yla yemekteyim...bak iki kelime, iki kelime Efsun iki.!" Omzularımdan tutmuş sıkıyordu.

Tekrar uzaklaştı.

"İki kelime sadece iki kelime bizi mahvetti lan çocuğum bensiz büyümüş...sen yanında ben yokken geçirdin hamileliğini Efsun.! Yanında olmam lazımdı lan.!"

Sürekli odadaki bir şeylere tekme atıp kırıyordu.

Elif ve Nil çok güzel oynamıştı. Görevlerini başarıyla tamamlamışlardı.

Günler öncesinden akıllarına şüphe tohumları ekmişlerdi. Son günde her şey canlı bir bomba gibi patlamıştı.

"Ne Gamze ne Azra ne başkası hiçbiriyle işim yok. Olmadı da. Sürekli Gamzeyi evde görme sebebin Elif'ti. O çağırıp size de benim yanıma geldiğini söylettiriyordu o ikisi ne dedi bilmiyorum ama ben Gamzeyi eve çağırmadım. Elif'le geldikçe bize de uğradılar sana da benim sevgilimmiş gibi gösterdiler. Gördüğün haberlerde de onu sadece bir iki kere gideceği yere bıraktım..." ellerini çırptı. "Bu."

Tepki vermiyordum ona.

Çıkmak istiyordum sadece.

"Çekilir misin.?" Çekilmedi.

Yüzüme elini uzattığında ona baktım ama o yarı yolda ellerini yumruk yaparak indirmişti.

"Efsun...sana beni affet diyemiyorum. Bunca olandan, bunca yaşananlardan sonra affetmeyeceğini de biliyorum. Ben de kendimi affetmeyeceğim zaten. Duru'yu tek başına doğurmak zorunda olduğun için özür dilerim."

Dişlerimi sıkıyordum. Ağlamamak için tüm gücümle dişlerimi sıkıyordum.

"Siktiğim insanları için ne hale geldik. Sana hatalı değilim demiyorum ama keşke karşında orospu evladı otururken bana yalan söylemeseydin Efsun. Ben bana söylenilenlere inanmadım..sana anlatmak için yanına gelirken senin söylediğin yalandan dolayı inandım. Elif'miş, Azraymış hiçbiri benim sikimde değildi. Ben senin ağzının içine bakıyordum tek cümlen için."

Ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi şaşırmış bir halde karşısındaydım.

"Neden yalan söylediğimi niye sormadın.?" Öylece yüzüme baktı.

"Senin hatan karşında o piç varken bana yalan söylemendi...benin hatamda gördüklerimden dolayı sana inanmamaktı." Arkasını dönüp ellerini saçlarından geçirdi.

"Onlar yüzünden böyle olduğuna yanıyorum lan ben...senin benim değil orospu çocukları yüzünden bu hale geldiğimize yanıyorum Efsun. Duru'yu tek büyütmene, tek başına hamile halinle..." Bundan sonra konuşmayıp sadece duvara vurmuştu.

Yumrukları duvara değerken boğazımı temizledim.

"Saçma hareketlerine bir son ver artık...biz diye bir şey yok bitti. Geçti bitti tamam mı.? Duru'yu görme meselesini henüz düşünmedim, düşündüğümde seni ararım gelip görürsün kızımı." Son kelimeyi bastırarak söylediğimde alnındaki damar çıktı.

"Şimdi çıkarsan arkadaşımın yanına gideceğim." Yenilmişlikle önümden çekildiğinde hızla odayı terk ettim.

Koridora çıktığımda Gizem'le göz göze geldim. Dolu gözleriyle bana doğru gelerek sıkıca sarıldığında ben de aynı şekilde karşılık vermiştim.

"Çok korktum." Dediğinde sırtını okşadım.

Ben de korkmuştum.

Can iyiydi ama Aslı onun kadar şanslı olamamıştı.

Bir kaç saat ameliyathanenin önünde bekledikten sonra sonunda Aslı'nın ameliyatı bitmişti. Onu yoğun bakıma aldıklarında herkesle beraber sağ tarafa gidecekken karşıdan gelen adamın seslenmesiyle durdum.

"Efsun hanım." Selçuk beydi.

Hafifçe dönerek ona baktım.

"Çok geçmiş olsun son anda haberim oldu arkadaşınız şanslıymış ama kız arkadaşı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim."

Başımı salladığımda koluma dokunan eliyle ona baktım.

"Kötü görünüyorsunuz size kahve getirmemi ister misiniz ya da isterseniz odama geçelim."

Tam gerek olmadığını söyleyeceğim zaman Ateş'in yanımıza geldiğini görmüştüm.

Tam ortamızda konuşmadan durup bize bakarken bu yaptığına anlam veremiyordum.

"Sorun nedir.?" Sertçe sormuştu.

"Bir sorun olduğunu size düşündüren ne Ateş bey.?" Selçuk beyde onun kadar olmasa da sertçe sormuştu.

"Duru ağlıyor baksan iyi olur."

Bunun hesabını ona daha sonra soracaktım.

"Gitmem gerekiyor Selçuk bey teklifiniz için teşekkür ederim çok naziksiniz daha sonra belki." Gülümseyerek elini kolumdan çektiğinde mahcup bir şekilde ona bakıyordum.

"Görüşürüz yazıyorum kahve borcunuzu."

"Kahvesini siktiğim." Yanımdaki adamı sadece ben duyarken gözlerim kocaman açılmıştı.

"Kolay gelsin Selçuk bey." Arkamı dönmüş hızlıca yürürken Ateş'in hala orada olduğunu görünce aptalca bir şey yapmaması için ona seslendim.

"Hadi Ateş." Sinirle Selçuk beye bakan gözleri bana değince yürümeye başlamıştı.

Aptal adam.

Yanıma geldiğinde sessiz ama sertçe konuştum.

"Kendine gel ve bir daha yanıma gelen hiçkimseye bu şekilde davranma istersem gider evlenirim. Sana bu saatten sadece oturup izlemek düşer unutma.!"

"Siktirme evliliğini Efsun.!" Bağırdığında içimden sabırlar çekiyordum.

Hızlı hızlı başımı salladım.

"Devam et...bu tavırlarına devam ettiğin sürece Duru'yu sana vermeyeceğim. Önce akıllan sonra görürsün kızını." Kolumdan tuttuğunda sertçe kendime doğru çektim.

"Efsun beni delirtmek için Duru'yu kullanma. Duru benim kızım er ya da geç onunla bağımızı geliştireceğim. Şu an sana kendimi açıklamak için uğraşıyorum sen beni affetmeden yapmak istemiyorum bunu...affetmezsin affedemezsin biliyorum Efsun biliyorum ama ben gördüklerime inandım. Her şey planlanmıştı üstüne sen aptal bir yalanla içimdeki şüphe tohumlarını yeşerttin ne yapmamı bekliyordun Efsun. Yalan söyledin bana.! Kaya'yla oturuyorum deseydin ben ne diyecektim lan sana.!"

Sesi yükseldiğinde arkasını dönüp ellerini saçlarından geçirdi.

"Kaya'ylaydım diyecektin lan sadece Kaya'yla oturuyorum demek çok mu zordu Efsun. Yalan söyledin. Bana yalan söylemeyen kadın o gün yalan söylüyor. İlk defa bana yalan söyledin ne düşünmemi bekliyordun. Hatalıyım. Hatalıyım Efsun yüzde yüz hatalıyım bunu kabul ediyorum sadece...kendini benim yerime koy. Sevgilim ilk defa bir erkek için bana yalan söylüyor, ablan ve Nil zaten oyunu çok güzel oynayıp aklımı siktiler ama ona rağmen inanmadım onlara. Ağzından çıkanlar önemliydi Efsun. Kaya'yla otururken onun eline uzanıp tutması senin ben aradığımda yalan söylemen hepsi üst üste geldi ne düşünseydim Efsun ne.!"

Gömleğinin yakalarını açtığında bir kolunu duvara dayadı.

Ne düşüneceğimi ne hissedeceğimi bilmeyerek Ateş'e bakıyordum.

Yalan söylemiştim.

Kabul ediyorum ama geçerli bir sebebim vardı.

Kaya'yla bizi görüp her şeye emin mi olmuştu.

Fotoğraf konusunda Nil ve Elif çok iyi iş başarmışlardı çünkü ben bile kendim sanmıştım.

Ateş elini duvara geçirdiğinde karşıdan gelen Kıraç amca bizi gördüğünde adımlarını hızlandırdı.

"İnanmadım senden duyana kadar inanmadım Efsun.!"

"Ateş.! Kendine gel ne yapıyorsun." Kıraç amca Ateş'in kanayan elini kendine çekip bakmıştı. Yere damlayan kanlara bakıyordum.

Bizi mahvetmişlerdi.

Abim, Elif, Nil...Ateş.

El birliğiyle mahvetmişlerdi.

Kaya ve Azra değil bize bunu en yakınlarımız yapmıştı.

Diğerleri sadece senaryoyu yazmıştı. Bizimkilere de oynamak düşmüştü.

"Cihat eline baksın gel." Ateş kafasını bana doğru çevirdiğinde Kıraç amcayı dinlediği pek söylenemezdi.

Bir şey söylemeden bana bakmaya devam ettiğinde gözlerimi kaçırdım. Hala elinden yere kan damlaları düşüyordu.

"İnanmamak için direndim ta ki sen o siktiğimin cümlesini kurana kadar...anla beni Efsun.! Anla beni bir kere şöyle bakmadan önce anla.!"

"Ateş burası yeri değil kalk şuradan...Efsun, Duru ağlıyor Sezen ve Esin susturamadı bir bak kızım." Kıraç amcanın konuşmasıyla zor olsa da adım atabildiğim için şükretmiştim.

Yürüyordum ama nerede olduklarına dair bir fikrim yoktu.

Arkamı dönüp konuşacağım sırada Kıraç amca ne söyleyeceğimi anlamış gibi tekrar konuşmuştu.

"Sola dön göreceksin kapıdalar." Ona başımı sallayarak hızlı adımlarla yürümeye başlamıştım.

Görüş açıma girmeden önce Duru'nun ağlama sesiyle kaşlarımı çattım.

Koridorun sonuna geldiğimde nihayet bebeğimi görmüştüm. Babam yoktu yanlarında. Sadece annem ve Sezen teyze vardı.

Onlara doğru yürürken beni gören annem kucağındaki kızıma bir şeyler söyleyerek onu bana döndürünce Duru bu sefer beni gördüğü için kollarını uzatarak ağlamaya başlamıştı.

"Anneciğim...gel bir tanem..ağlama aşkım geldim." Onu kucağıma aldığımda başını hemen boynuma gömmüştü.

Hala ağlıyordu.

"Bir şey de yapmadık duruyordu sonra ağlamaya başladı." Anneme başımı sallayarak koridorda sallanarak yürümeye başladım.

"Mavi papatyam...anneciğim geldim ağlama artık. Duru." Çenesinden tutup bana bakmasını sağladım ama kafasını kaldırmıyordu.

Derin bir nefes vererek gözlerimi kapatıp açtığımda karşı taraftan bize doğru gelen adamla arkamı döndüm.

Bir yandan da Duru için sallanıyordum.

Göz ucuyla Ateş'in olduğu tarafa baktığımda ayakta durmuş bize baktığını görmüştüm ama yanımıza gelmiyordu. İyi bir şeydi bu.

Geri zekalı.

"Tamam anne.!" Ateş'in kızgın sesiyle Duru başını boynumdan çıkartıp yaşlı gözleriyle babasına baktığında Ateş'in de gözleri kızını bulmuştu.

Sert bakışları yerini yumuşak bakışlara bıraktığında Duru başını kaldırıp bana baktıktan sonra tekrar Ateş'e baktı.

Bir süre babasını izleyip tekrar bana döndü.

"Tıtı." Başımı sallayıp alnından öptüğümde kafasını omzuma koymuştu.

Sarı saçlarını sürekli öpüyordum.

Her şeyimdi o benim.

Meleğimdi. Bir tanemdi.

Annesini hayata bağlayan bir melekti Duru.

Sıkıca onu sardığımda mavi gözleri tekrar beni buldu. Annemlerden ve Ateş'ten biraz uzakta olduğumuz için sürekli o tarafa bakıyordu.

Gizem yanımıza geldiğinde abimde aynı anda sinirle annemlerin yanına geçip oturmuştu ve herkesin bakışı bu ikiliyi bulmuştu. Gizem Duru'nun başını öptükten sonra yan bir şekilde bana sarıldı.

Bizi böyle gördükleri için hala şaşırıyorlardı.

Dediğim gibi Gizem ve ben bu dünyada kıyamet kopsa anlaşamayacak iki kişiydik ama o işi de Duru kuş çözmüştü.

Mucizeleriyle gelmişti.

"İyi misin..canını sıktı yine değil mi.?" Gizem konuştuğunda Gözlerimi kaçırıp omuz silkmiştim. O da teselli etmek ister gibi omzumdan öpmüştü.

"Siktir et şunu...Kartal'la aynı bok..Kartal tam bir piç arkadaşı da ona çekmiş işte." Sinirle abime saydırıyordu.

Arada Ateş'te kaynıyordu. Çok kaynadığı da söylenemez aslında.

"Beyin yoksunu..bu varya başına gelen her boku hak ediyor beynine tükürdüğüm...yok ki beyni, beyni yok ki neye tüküreceğim özür dilerim." Gizem baya sinirlenmişti.

"Ne söyledi de bu kadar sinirlendin."

Elini Duru'dan çekip tam karşıma geçtiğinde diğerleriyle görüş açımı kapattı.

"Ne dedi biliyor musun.? Hala çok sinirliyim Efsun."

"Anlat ne söyledi beyinsiz şeytan."

"Yok Nil'den sonra başkasıyla olamazmış yok artık kalbi kimseye açılmamak üzere kapanmış...Nil'i benim yüzümden hayatına almış ve beni etrafında görmek istemiyormuş...sen kimsin ya sen kimsin ki ben senin etrafında gezeceğim aptal şizofren...siktirsin gitsin cehenneme.!" Son cümlesini arkasını dönüp abime bakarak söylediğinde abimin dalgın bakışları Gizem'i buldu.

"Ne bakıyorsun.!" Gizem ona doğru bağırdığında annemlerde merakla ikisine bakıyordu.

"Senden varya hiçbir bok olmaz Kartal hayatın boyunca bu şekilde sürünmeye devam et...layığını da buldun zaten umarım daha beter olursun." Gizem hızını alamamış gibi ona doğru yürümeye başladığında bir elimi Duru'dan çekip onun kolunu tuttum ama durmadı.

Abim Gizeme bakmıyor sadece yere bakıyordu.

"Senin etrafında gezen de seni merak eden de yok kendini bir bok sanıp artistlik yapacağına önce bana, sen benim gibi aptal bir adamın etrafında geziyor musun diye sorsaydın ben de sana cevabını verseydim."

"Nil'in kullanıp attığı bir adamla benim işim olmaz Kartal merak etme. Paçavralarla hiç işim olmaz." Abim son cümlesini duyduğunda başını kaldırıp Gizem'e baktığında Gizem sinirden nefes nefeseydi.

Tuttuğum eli bile titriyordu.

Diğer elini hıncını alamamış gibi abime uzattı.

"Sen Nil gibilere layıksın ben sana zaten büyük gelirim işim olmaz senin gibi kardeşine bile inanmayan bir adamla." Gizem gülerek elini dudaklarına kapatıp bana döndü.

"Adam dedim ama özür dilerim." Cümlesini bitirdiğinde Sezen teyze konuştu.

"Gizem, sakinleş abartm.."

"Karışma Sezen teyze.!" Abim yüksek sesle konuştuğunda annem ayağa kalkıp Gizem'in kolunu tuttu.

"Ne oldu bir şey mi yaptı sana." Gizem anneme dudakları titreyerek başını iki yana salladığında tekrar abime döndü.

"Korkak.!" Diye bağırdı Gizem.

Gizem'e eminim bana anlattığından daha çok şeyler demişti ki bu kız bu hale gelmişti.

"Sen kimsin ki ben etrafında gezeceğim ya senin.! Nil'in kuklası.! Bir de kendine adam diyorsun sen önce kardeşine abi olsaydın da sonra sevgilinin kölesi olsaydın.!"

"Yeter Gizem...yeter.!" Abim ayağa kalkıp bağırdığında Duru hemen bana baktı.

Abim'de göz ucuyla Duru'ya bakıp tekrar yerine oturduğunda Gizem sinirle güldü.

"Sana sadece acırım Kartal Gediz. Ne anladıysan yanlış anlamışsın senin gibi korkak bir erkekle benim işim olmaz. Bokunda boğulursun inşallah."

"Gizem yürü gidiyoruz." Sezen teyze onu kolundan tuttuğunda sertçe Sezen teyzeden kurtuldu.

"Karışma teyze...bir boka da karışmayın ya siz.!" Gizem'i ilk defa böyle gördüğüm için şaşırmaktan küçük dilimi yutmak üzereydim.

"Her boka atlamayın yeter artık.!" Annemler kaşlarını kaldırmış şaşkınlıkla karşılarında bağıran kıza bakarken ben Gizem'in elini tuttum.

"Oğullarınızı yüceltmeye devam edin. Onlarda böyle piç olmaya devam etsinler.! Şerefsiz.!" Abime doğru tekrar bağırdığında koridorda Gizem'in ismi yankılandı.

Gül teyze elindeki su bardağını kenara atıp sinirle geliyordu.

"Ne yapıyorsun sen.! Ne diyorsun sen teyzenlere Gizem.!" Gül teyze bağırdığında abim hemen ayağa kalkıp onun önüne geçti.

"Oğlu odada yatan kadına ne diyorsun sen.!" Duymuştu Gizem'i.

Gizem konuşacağı zaman elini sıktım. Bana döndüğünde başımı olumsuz anlamda sallayıp şu an değil demek istedim o da daha fazla konuşmadı.

"Tamam Gül belli ki tartışmışlar karışmayalım." Sezen teyze konuştuğunda Gizem tekrar güldü.

"Sonunda bir şeyi doğru söyledin teyze.! Evet karışmayın artık bir boka da karışmayın.!" Gizem'i çekiştirdiğimde arkaya doğru bir kaç adım atmıştık.

"Bahçeye çıkalım Gizem hadi."

"Geri zekalı umarım yalnız kalarak ölürsün.!"

"Gizem.!" Annem yüksek sesiyle onu uyarınca Gizemin tek kaşı yukarıya kalktı.

Sadece kaşını değil ellerini de teslim olurmuş gibi yukarıya kaldırıp güldü.

"Anne karışmayın.!" Abimde bağırmıştı.

"Sen oğlunu pohpohlamaya devam et Esin teyzeciğim kusura bakma lütfen oğlun tam bir şerefsiz olduğu için özür dilerim tamam mı.?." Sezen teyze annemin kolundan tutmuş öne çıkmıştı.

"Gizem git sakinleş öyle gel.! İlla olay çıkartacağım diyorsan da hiç gelme." Gizem Sezen teyzenin konuşmasıyla gülmeye devam ediyordu.

"Göt gibi çocuklarınız var adam desen adam değiller ama siz hala konuşuyorsunuz ya helal olsun ikinize de."

Gül teyze tekrar Gizem diye bağırdığında bu sefer sert bir şekilde Gizem'i kendime çektim.

"Uğraşma şunlarla gel dışarı çıkalım." Onun koluna girdiğimde tek kolumla Duru'yu biraz havaya atıp yukarı çıkmasını sağladığımda o tüm bu olan kavgaya rağmen sesli bir şekilde gülmüştü.

Onun gülmesiyle arkamızda birbirini sakinleştiren kadınların da sesleri kesildi.

"Yemek istiyorum senin şu kızını." Gizem tüm sinirine rağmen Duru'nun boynundan öptüğünde Duru daha sesli bir şekilde gülerek ellerini Gizem'in yanaklarına koyduğunda tebessüm ederek onlara baktım.

Duru'yu bir kere daha zıplattığımda yine kahkaha atmıştı.

Gizem az önce sert bir tartışmadan çıkmamış gibi Duru'yu güldürüyordu.

"Gel teyzene aşkım." Duru kollarını Gizem'e uzattığında bir yandan da bakışları bendeydi.

Elini tuttuğumda o da sıkıca parmağımı tutuyordu.

"Çıkmayalım dışarıya karşı koltuklara geçelim." Gizem'e başımı salladığımda bizimkilerin çaprazına oturmuştuk.

Sezen teyze hararetle bir şeyler söylediğinde Gül teyze Gizem'e bakarak sinirle söyleniyordu.

Gül teyze hastanede olay çıkartmasına kızmıştı. Yoksa bizim haklı olduğumuzu biliyordu.

Cahit amca Can'ın uyandığını söylediğin de herkes tek tek odaya geçmişti. Ben herkes içeride diye cesaret edip giremiyordum ama Can'ı da görmem lazımdı.

"Gel gidelim bizene onlardan Efsun." Duru'yu kucağıma alıp kalkmıştım.

Gizem önde biz arkada kapının önüne geldiğimizde beklemeden içeri geçmiştik.

"Emin misin annem." Sezen teyze Can'ın başını okşayarak öptüğünde herkesin gözleri bize dönmüştü.

"Sonunda beklediğim kişiler geldi." Can'ın sesiyle güldüm.

"Amcasının mavişi de mi gelmiş. Kurban olurum lan sana." Can kolunu kaldırdığında Sezen teyze ve annem yataktan kalkıp bize alan açmışlardı.

Abim ve Ateş cam kenarındaydılar.

İkisi de Duru'ya bakıyordu.

Duru Can'ı gördüğü gibi çığlık atarak ayaklarını salladığında bir kaç kişi gülmüştü.

"Lan Duru..lan Duru gel de amcan seni bir yesin." Yatağa bıraktığımda kafasını hemen Can'ın göğüsüne koymuştu.

Dudaklarımı büzerek onları izliyordum.

Çok güzellerdi. İçimden ona bir şey olmadığı için dualar ediyordum.

Çok şükür o iyiydi. Aslı'da iyi olacaktı.

"Aslı dışarıda mı.?" Dediğinde kaşlarımı çattım.

Söylememişler miydi.

Annemlere baktığım an tek kaşını kaldırdığını görünce ne yapacağımı şaşırmıştım. Ona yalan söyleyemezdim.

Gizem onun elini tuttuğunda Can'da hemen Gizem'e karşılık vermişti.

"Efsun." Dediğinde hala Duru'nun saçlarına bakıyorum.

Can bir şeyler olduğunu anlamış gibi hafifçe doğrulup etrafa baktığında konuştum.

"Gizem." O ne diyeceğimi anlamış gibi Duru'yu kucağına alıp çıktığında Can sertçe kolumu tuttu.

"İyi mi Efsun.!" Bağırıyordu.

"Can, Aslı yoğun bakımda." Can dolu gözleriyle bana bakmaya başladığında kafasını iki yana sallıyordu.

"Efsun." Diye uyarmıştı annem.

İki elimle ellerini tuttum.

"Ameliyatı bitti yoğun bakıma alındı duruma göre normal odaya alacaklar şu an iyi tamam mı yalan söylemiyorum." Can alnını omzuma koyduğunda bir süre sonra sarsılmasından ağladığını anlamıştım.

Onu kendimden uzaklaştırıp yüzüne baktığımda gözlerim dolmuştu.

"İyi olacak bana güvenmiyor musun.?" Can beni hızla kendine çekip sarıldığında odada sadece onun ağlama sesleri duyuluyordu.

Onunla beraber ağlarken Aslı için dualar ediyordum.

Can onu çok seviyordu.

Onun değer verdiği kişiye ben daha çok değer verirdim.

Her şeyimdi Can benim.

Üzülmesine izin veremezdim.

BÖLÜM SONU

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Oy sınırı 1.1k
Yorum sınırı 400

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.015okunma 77beğeni 14yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.