YAKARIŞ kitap kapağı

13. bölüm / 37

YAKARIŞ

13

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 13

İyi okumalar...

Duyurular için takip edebilirsiniz.

"Can." Dedim sessizce.

"Anlamıyorum Ateş neden...neden yapıyor bunu.?" Can bana döndü.

"Biliyorlar." Adımlarım durmuştu.

Biliyorlar..

"Biliyorlar her şeyi Cihan amca başından beri onlarla hallediyormuş tüm işi."

Beynimde yankılanan biliyorlar kelimesi susmuyordu.

Biliyorlar mıydı.?

Nasıl.

************
Nefes nefese ve terli bir şekilde uyandığımda hemen gece lambasının ışığını açıp etrafa baktım.

En son annem çorba getirdikten sonra aklımdaki düşüncelerle uyuyakalmıştım.

Hızlı atan kalbime elimi koyup bir süre sakinleşmeyi bekledim.

Rüyaydı.

Hayır,

Kabustu.

Derin derin nefesler alıp vererek biraz sakinleştiğimde telefonuma uzanıp ekranı açtım.

Saat 21.24 tü.

Banyoya geçip elimi yüzümü yıkadıktan sonra aşağıdan gelen seslerle annemlerin odalarına çekilmediğini anlayabilmiştim.

Üzerimde olan beyaz şortlu pijamama baktıktan sonra gözlerim karnıma kaydı. Acıkmıştım ve her yerim ağrıyordu.

Yaramı kontrol edip küçük adımlarla yürümeye başlayıp odadan çıktım.

Hem yemek yiyip hem de ilaç almam lazımdı.

Merdivenlerden inip mutfağa geçeceğim zaman salondan babamın sesini duyduğumda o tarafa yöneldim.

"Baba." Seslendiğimde konuşmasını bırakıp hemen salon kapısından çıkmıştı.

Kollarımı kaldırıp sarılmasını beklediğimde beni geciktirmeden hemen kollarını sarmıştı.

"Günaydın güzelim." Başımı omzuna koyup salladım.

"Ağrın var mı.?"

"Acıktım." Canını sıkmaması için olduğunu söylememiştim.

"Efsun..bir yeri mi ağrıyormuş Cihan noldu." Annem bizim konuşmalarımızı duymamıştı sanırım.

"Acıkmış." Dedi arkasına doğru.

"Oy benim kuzum gel Esin, Efsun'a getirdiğim sarmalardan koyalım yesin çocuk." Sezen teyzenin sesiyle şaşkınca başımı biraz yana uzatıp arkama baktım.

Kıraç amca'da salondaymış.

Kıraç amca, Sezen teyze.

Acaba Can burada mıydı.

Sezen teyze bizim yanımıza doğru yürüyüp koluma dokunduğunda babamdan ayrıldım.

"Gel hadi sarma koyalım sana kuzum ağrımıyor karnın değil mi.?" Beraber mutfağa doğru yürürken cevap verdim.

"Ağrımıyor merak etme Sezen teyzem." Koluna girdim ve kolumla kolunu sıkıştırdığımda güldü.

"Can sorup durdu sonra bana sarma yaptırıp annene zorla bizi davet ettirdi." Burukça gülümsediğimde mutfağa gelmiştik.

"Geldi mi.?" Diye sordum.

Hızla başını salladı.

"Hepsi salonda cam kenarında oturdukları için göremedin sanırım." Ateş'te mi buradaydı.

"Ateş, Kartal ve Elif'te var hepsi burada." İçimi okumuş gibi konuştuğunda ona tebessüm ettim.

Sezen teyzeyi seviyordum.

Eski kaynanamız.

Öyle.

Masaya oturduğumda Sezen teyze dolaptan sarmaları çıkartmış tabaklara koyuyordu.

İki tabağa koymasına kaşlarımı çatsam da ses etmedim sanırım o da benimle beraber yiyecekti.

Tabakları masaya bırakıp çatalları koyduğunda başımdan öptü.

"Sen ye ben geliyorum anneni çağırayım beraber oturalım."

Başımı sallayıp mutfaktan çıkmasını izledikten sonra hemen bir tane sarma attım ağzıma.

Burnumu çektiğimde üstümdeki halsizliğin sebebini öğrenmiştim. Grip olacaktım.

Karnıma giren sancıyla sarmaları hızlı hızlı yemeye başladım. Cahit amca bu ilaçları aç karnına almamam gerektiğini söylediği için yiyordum.

Biraz da acıkmıştım tabi ki.

Ben kendi kendime düşüncelerdeyken mutfaktan içeriye giren bedenle ağzıma yeni attığım lokmayı çiğnemeyi bıraktım.

Can gelmişti.

Bir şey demeden karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu ve göz göze geldik.

Onu en son hastaneye götürüldüğümde kavga ettiğimiz de görmüştüm. Gelmemişti yanıma.

Sarmayı hızla çiğneyip yuttuğumda ellerimi bacaklarımda birleştirip tabağımla bakışıyordum.

"İyi misin.?"

Gözlerimle hala tabağa bakmaya devam ederken başımı aşağı yukarı salladım.

Derin bir nefes alıp verdi.

"Kırgın mısın bana." Aynı şekilde yine başımı salladığımda sandalyesinden kalkıp bu sefer yanımdaki sandalyeye oturdu.

"Söylediklerimden pişman değilim Efsun, olmayacağım da sadece üslubumdan ötürü özür dilerim."

Dudaklarımı birbirine bastırarak ona döndüm.

"Hastanede yanıma gelmedin." Dedim duygusallaşarak. Evet buna üzülmüştüm.

"Sinirliydim odaya girmedim kapıda abimlerle bekledim." Bir şey demedim.

"Tekrar söylüyorum Efsun söylediklerimin hepsi doğruydu sadece bağırarak ve sen o durumdayken söylediğim için pişmanım. Hala aynı düşüncelerdeyim, aptalsın." Kaşlarımı çatıp başımı kaldırdım.

"Aptal olduğumu hatırlatmak için mi yanıma geldin Can." Sesim kısıktı.

Can'la küsmeye dayanamıyordum.

Her anımız onunla geçiyordu, her şeyi beraber yapıyorduk ve küstüğümüzde hayatımda büyük eksiklikler hissediyordum.

Kolunu koluma attığında konuştu.

"Eğer sende istersen barışmaya geldim. Sadece bağırdığım için özür dilerim." Hala üstüne basa basa bağırdığım için diyor.

"Seni dinlemediğim için özür dilerim." Dedim uzatmayarak. Ben haksızdım çünkü.

Doğru söylüyordu Can. Söylediği her kelime doğruydu. Ama yapamıyordum.

Yapamıyorum olmuyor. Söylemek kanıtlamak istemiyorum. Ateş yapmadığımı gözlerimden anlasın istiyordum.

Fazla geç değil mi.?

Öyleydi.

"Sarılalım mı.?" Can'ın sesi de üzüntülü çıkınca hemen kollarımı kaldırıp boynuna doladım.

Gözlerimden bir kaç damla yaş aktığında sesli bir şekilde ağlamamak için kendimi sıkıyordum.

"Ağlama sakın Efsun uğraştırma kendinle." Gülümsedim söylediğine.

"Sevgilimin yanına gidemiyorum senin yüzünden." Beni güldürmek için alayla söylüyordu.

Burnumu çekip geri çekildim.

"Niye." Dedim boğuk sesimle.

"Sen uyanırsın diye akşamüstünden beri buradayım annene bugün bizi yemeğe çağırır mısınız dedim." Bunu söylemesiyle benim sesli bir şekilde gülmem bir oldu.

"Kadın şaşırdı." Hala gülüyordum.

"Annem yemek yapar getiririz sen uğraşma dediğimde ateşime baktı." Bu sefer ikimiz aynı anda kahkaha attığımızda başımı onun omzuna koyup gülmeye devam ettim.

"Salaksın." Dedim yan bir şekilde ona kollarımı sardığımda.

"İyi misin Efsun." Sorusuna tekrar başımı salladım.

"Beni engellemişsin." Dedim sinirle başımı omzundan kaldırmadan.

"Bu sefer çok sinirlendim sana." Başka bir şey söylemek istiyor ama söylemiyordu.

"Sana bomba bir haber vereyim mi.?" Hemen başımı kaldırıp dikkatle ona baktım.

"Abim ve Gamze..." Kalbim deli gibi çarpıyordu.

Evlenecekler miydi.

Sevgili mi olmuşlardı.

"Gamze bir story atmış sanırım abimle ilgili...abim kızın ağzına sıçtı."

Kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya kalkmıştı.

"Aralarında bir şey yokmuş, hatta bir şey yaşadıkları falan da yokmuş yani Gamze kafalamaya çalışmış ama olmamış."

Benim bu konuya sürekli üzüldüğümü anlayıp direkt bunları anlatıyordu.

Nil'de söylemişti ama Can söyleyince yüzsüz bir şekilde içim rahatlamıştı. Biz böyle konuşurken mutfağa gülerek giren annem ve Sezen teyzeye takılmıştı gözlerim.

"Barıştınız mı gülüşmeleriniz içeriye kadar geliyor." Annemin heyecanlı sesiyle gülümseyip başımı salladım.

İkiside birbirinin koluna dokunup sevindi.

"Efsun yalvardı Esin teyze iyi kalpli bir insan olduğum için kıyamadım affettim onu." Omzuna hafifçe vurup güldüğümde kolunu boynuma dolayıp başımı masaya yatırmıştı.

"Can.!" Dedim seslice.

Annemler ve Can gülüyordu.

Sağ yanağım masaya yaslı bir şekilde duruyordum. Başımdan bastırmaya devam edince ayağımla ayağına vurmaya çalıştım ama kaçırıyordu.

"Can yapma bırak kızı almayayım seni ayağımın altına." Sezen teyze yanımıza gelip Can'ın elini kafamdan çekmeye çalıştı ama o hala bastırıyordu.

Annem ve Can gülüyordu çünkü tipim çok komikti. En sonunda Sezen teyzenin de yardımıyla başımı kaldırıp Can'a uzandığımda hemen başını çevirdi.

"Efsun bir yerine bir şey olacak ani hareket etme çok." Annemi dinlemeden yaptığım hareket sonucu ağzımdan kaçan inleme ile elim hemen karnıma gitti.

Giydiğim şortlu takım beyaz olduğu için karnımdaki kırmızılık zaten hemen belli olmuştu.

Annem eliyle ağzını kapatıp hemen yanıma gelip karnımı açınca Sezen teyze koşarak içeriye gitmişti. Can ve annem karnıma bakıyorlardır.

"Sana artık hiçbir şey söylemiyorum Efsun tamam mı annecim bir şey söylemiyorum artık sana otur şuraya."

"Oturmasın Esin teyze hastaneye gidelim hemen." Can bunu dedikten sonra babam ve Ateş önde, abim ve Kıraç amca arkada mutfaktan içeriye girmişlerdi.

Babam önce bana sonra karnıma bakıp hızla yanıma geldiğinde diğerleri kapıda kalmışlardı.

Gözlerim istemsizce Ateş'e takıldığında onun da karnıma baktığını görmüştüm. Gözleri gözlerime değince hemen başka bir tarafa baktım.

"Yürü Efsun...dört saat ya sadece dört saatte dikişleri nasıl patlatabilirsin." Babam kolumdan tutmuş kapıdakilerin yanından beni geçirirken söyleniyordu.

"Cihan beni de bekle hırkamı alıp geliyorum." Annem konuştuğunda babam ona gelmemesini söylemişti.

"1 saate geliriz hayatım haber veririm sana baktırıp geleceğim."

Annem geleceğim dese de Sezen teyze ona bir şeyler dediğinde onaylamıştı. Yanıma gelip bana sarıldığında Ateş ve abimle aramızda neredeyse 1 metre vardı.

"Haber ver Cihan." Babam başını sallayıp annemin alnından öptükten sonra Can koluma girmişti.

"Bende geliyorum." Gülümseyip ona baktım.

Dikişlerim ağrımaya başlamıştı ama en yakınım, kardeşim yanımdaydı. Barışmıştık.

Bunun düşüncesi bile ağrımı azaltıyordu.

"Gelelim mi baba." Abim konuştuğunda babam ona cevap bile vermeden kolunu omzuma atıp yürümemi sağladı.

"Gel babacım, ağrın var mı.?" Ona başımı iki yana salladığımda diğer kolumda olan Can'da bizimle beraber yürüyordu.

"Hadi Esin biz geçelim içeriye on dakikaya giderler hemen Cahit bakar merak etme." Çıkarken duyduğum son şey Sezen teyzenin anneme bir şeyler söylemesiydi.

Can ve ben arabaya bindiğimizde Kıraç amcada babamla konuşuyordu sanırım o da gelecekti.

Kıraç amca direksiyona geçtiğinde onunla gideceğimiz kesinleşmiş oldu.

Babamda yanına geçip bana baktıktan sonra kemerini bağladığında yola çıkmıştık bile. Camdan gördüğüm kadarıyla annemlerde bahçeye çıkıyorlardı. Hemde arkalarında abim,ablam ve Ateş'te vardı.

Hızla bir şekilde yola çıktığımızda herkes sürekli ağrımın olup olmadığını soruyordu ama ben başımı Can'ın omzuna koymuş ona sarılıyordum.

Çok üzülmüştüm.

Can'la küsünce çok fazla üzülmüştüm.

O benim her şeyimdi. Bana inanan tek insandı Can.

Sırlarımı bilen, beni koruyup kollayan tek dostumdu.

Çocukluk arkadaşımdı.

Nasıl olduğumu sormalarını saymazsak sessiz geçen bir yolculuktan sonra hastaneye gelmiş Cahit amca'nın bana tekrar dikiş atmasını beklemiştik.

Şimdide arabada verilen ikinci ağır ilaçtan sonra yine Can'ın omzunda uyukluyordum.

"Uyudu mu Can." Can avuç içini soğuk kollarıma sürterek başını sallıyordu.

Uyumadığımı söylemek için bile halim yoktu. Ölü gibi yığılmıştım resmen.

"Cahit söyledi ilacın ağır olduğunu dayanamamış maviş." Kıraç amcaydı konuşan.

"Canı acıdı dikiş atılırken uyuması iyi oldu." Babam sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdiğinde Can'da kolumu yavaş yavaş okşuyordu.

Araba durduğunda arka koltuğa uzattığım bacaklarımı kendime doğru büktüm ama karnım biraz sızlamıştı.

"Can aynı tut oğlum kıpırdamasın kucağıma alacağım." Babamın kapısı açılıp kapandığında dışarıdan da bir kaç ses gelmişti.

Bacaklarımı uzattığım yerden soğuk hava gelmeye başlayınca mırıldandım. Uyanıktım ama değil gibiydim.

Mayışmıştım ilaçtan sonra.

"Gel bir tanem." Bacaklarımda ve karın boşluğumdaki kollarla gözlerimi hafifçe açıp etrafa bakıp Can'la göz göze geldiğimde hemen gülümsemişti.

"Can." Dedim mırıltıyla elimi ona uzatarak ama babam kucağında benimle beraber arabadan çıktığında gözlerimi tekrar kapatıp başımı babamın omzuna gömmüştüm.

Alnımdan öpen babam yürümeye başladığında annemlerinde sesleri daha yakından gelmeye başladı.

"Uyudu mu.?" Annem hastanede ve arabada neredeyse telefonu kapatmadığı için her şeyden zaten haberleri vardı.

"Baba ben taşıyayım istersen belin ağrımasın." Abimin sorusuna babamın cevabı beni az kalsın güldürecekti.

"Kes sesini Kartal çık önümden." Abim sanırım önünden çekilmemişti ki babam tekrar konuştu.

"Kardeşin acıdan uyuyakaldı odasına götüreceğim siktir git şuradan elimde kalacaksın şimdi Kartal." Aslında ağrım çok yoktu ama babam öyle söylemişti.

"Çekil Kartal." Ateş'in sesiyle şaşırsamda babam yürümeye başladığında rahatlamıştım. Babamın kucağında kıpırdandığımda adımlarını durdurup saçlarımdan öpünce iki kolumu kaldırıp boynuna sıkıca sardım.

"Uykunu açma bir tanem." Cevap vermediğimde yürümeye devam etmişti.

"Uyanık mı Cihan." Annemde arkamızdan geliyordu sanırım.

"Değil, kapıyı açar mısın yavrum."

Merdivenlerden çıktıktan sonra odama geçmiş ve babamın beni yatağıma bırakmasını beklemiştim.

Annemle ikisi hala odadan çıkmadıklarında tek gözümü açıp baktığımda ikisinin de dalgınca bana baktığını görünce bu sefer iki gözümü açtım.

"Noldu."

Annem sesimi duyunca yatağa oturup beni yavaşça kendine çekip kollarının arasına alınca hemen karşılık verdim.

"Uyu annecim...uyuyunca çıkacağım uyu bir tanem." Annemin sözleri ve saçlarımı okşamasıyla uykuya dalmam dakikalar içinde olmuştu.

Sabah ailecek masada kimsenin konuşmadığı bir kahvaltı yaptıktan sonra odama geçmiştim.

Bir kaç telefon görüşmesi yaptığımda saat iki olmuştu bile.

Sosyal medyayı kontrol ettiğimde gördüğüm haberle açıklamayı okumaya başladım.

@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ YİNE YAPMIŞ YAPACAĞINI.. DANİEL'İ SANIRIM HEPİMİZ TANIYORUZ GLOBAL BİR ÜNLÜ VE BİZİM KIZIMIZ EFSUN GEDİZİ DÜN YAPTIĞI RÖPORTAJINDA TAKİP EDİP ÇOK BEĞENDİĞİNİ SÖYLEMİŞ ARTI OLARAK KENDİSİNE BİR FANTEZİSİ SORULDUĞUNDA EFSUN GEDİZE MAKYAJ YAPMAK OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ. ÜŞENMEDEN BAKTIM İNSTAGRAMDAN EFSUN'U TAKİBE ALMIŞ AMA EFSUN'DAN KARŞILIK HENÜZ GELMEMİŞ. DANİE, MİLLİ GURURUMUZ EFSUN'A MAKYAJ YAPAR MI SİZCE.?

321.628 beğenme. 21.829 yorum

@instagramkullanıcısı: Kızın değerini sadece biz bilmiyoruz sanırım.
@instagramkullanıcısı: Lan Danielll
@instagramkullanıcısı: Oha gerçekten söylemiş mi.?
@instagramkullanıcısı: Efsun için evi barkı satmaya giden kaç kişiyiz.
@instagramkullanıcısı: Kızın güzelliğine vuruldum dememişte makyaj yapmak istiyorum demiş.
@instagramkullanıcısı: Efsun'u canlı görse aşkından kul köle olur lan herif.
@instagramkullanıcısı: Bak hele sen gavura.
@instagramkullanıcısı: Efsun çok güzel amk
@instagramkullanıcısı: Gurur
@instagramkullanıcısı: Kim güzel buluyor bu estetik güzelini.
@instagramkullanıcısı: Ah o gözler.
@instagramkullanıcısı: Daniel beni aldatma be.
@instagramkullanıcısı: Yapmacıklığına vurulmuştur Efsunun.

Daniel Papeer'i tabi ki tanıyordum ve şaşırmıştım açıkçası.

Takibine geri döndükten sonra odamın kapısının çalınmadan açılmasıyla sıçramıştım.

"Hayvan mısın Can." Diyerek ona kollarımı uzatıyordum.

Beni bekletmeden hemen sarıldığında kendiyle beraber beni de yataktan kaldırdı.

"Hadi gel dışarıya çıkalım." Dediğinde hemen başımı salladım.

"Üzerimi değiştireyim mi.?" Bana bakıp başını olumsuz anlamda salladığında çorap giymek için hemen dolabı açmıştım.

Üzerimde kısa siyah bir şort ve siyah askılı tshirtüm vardı.

"Spor salonuna gidelim mi.? Aslı'da oradaymış." Ayakkabılarımı da giyindikten sonra bugün ona uymaya karar vermiştim.

Koluna girdiğimde odadan çıkıyorduk.

"Olur." Saçlarımı karıştırdığında birbirimizi ite ite merdivenlerden inmiştik.

"Çocuklar, nereye." Annemin radarına takıldığımızda hemen konuştum.

"Spor salonuna gidiyoruz anne merak etme ben bir şey yapmayacağım Can ve Aslı'yı izlerim bugün." Annem yanıma gelip beni öptükten sonra Can'ı da öpünce ikimizi birbirine emanet etmiş sonra da bu kararından vazgeçmişti.

"Dikkat et annecim dikişlerini zorlama beni pişman etme tamam mı.?" Anneme başımı sallayıp öptüğümde elindeki davetiyeye bakıyordum.

"O ne." Dedim elinden alıp incelediğimde.

"İki gün sonra davet varmış onun davetiyesi geldi." Geri ona uzattım.

"Gidecek misiniz."

"Beraber gideceğiz ailecek." Gözlerimi devirip Can'ı beklemeden kapıdan çıktığımda bir kaç dakikaya o da bana yetişmişti.

"Gel araba dışarıda."

Bahçeden çıktıktan sonra arabaya binip yolun bitmesini bekliyordum.

"Dün arabada uyuyakaldın Cihan amca seni kucağına aldığında şerefsiz abim bir saniye bakışını yüzünden ayırmadı." Can konuşunca ona doğru dönmüştüm.

"İki eli cebinde sadece sana bakıyordu annem koluna vurup uyarsa da o bir saniye çekmedi bakışlarını."

"Ne yapmaya çalışıyor." Dedim ağzımın içinden.

"Şerefsiz işte...Ne göze alabildin ne de gözünü." Bunu sesini inceltip söylediğinde kendimi tutamadan güldüm.

"Aslı'yı biz mi alacağız." Başını iki yana salladı.

"O geçti çoktan bende seni alıp geleceğimi söyledim." Önüme dönüp telefonumu kontrol ettim.

Salona geldiğimizde Aslı ve Can çalışırken ben de yavaş tempoyla yürüyüş yapıyordum.

Yanımda Erkan vardı.Can ve benim spor hocamızdı.

Yani çok onun gösterdiği şeyleri yapmasakta yine de spor hocamızdı işte.

Çifte kumrulara baktığımda spordan çok birbirleriyle ilgilendiklerini görüp gülümsedim.

Birbirlerine çok aşık bakıyorlardı ve ben Can'ı ilk defa böyle görüyordum.

Önceden de ilişkileri olmuştu ama hiçbirinde gözleri böyle parlamamıştı. Aslı'ya baktığı gibi kimseye bakmamıştı.

Biraz daha müzik eşliğinde yürüyüş yaptıktan sonra koşu bandından inmiştim.

Bir kaç saattir buradaydık ve çok sıkılmıştım.

"Efsun dışarı çıkalım mı sigara içeceğim." Can'ı onaylayıp hemen peşine takılmıştım.

Erkan bu seferde Aslı'nın yanına gitmiş ona hareketleri gösteriyordu.

Can çıkarken kapının yanındaki dolaptan içecek alıp bana uzattı.

Hemen kapının yanındaki banka oturup konuşmaya başlamıştık.

"Nil'den haberin var mı.?" Telefondaki gözlerimi ona çıkarttım.

"Nolmuş." Dedim.

"Efsun..Nil öpüştü demiştim ya hani." Gözlerimi büyütüp başımı salladım.

"Odadan çıkıyorlardı." Elimle ağzımı kapattım.

"Sonrada öpüşerek ayrıldılar."

"Can." Diyip sustum.

Bir şey diyemiyordum.

"Yatmışlar mı.?" Dedim korkarak.

Can sıkıntıyla nefes verip başını salladığında şaşkınlıkla ona bakıyordum.

"Aldatmış mı yani abimi." Tamam zaten aldatmıştı ama öpüşmek farklı bu çok farklıydı.

"İyi oluyor ona siktir et." Dedi. Sıkıntıyla ayağa kalkmıştım.

"Abim beni suçlarken çok sevdiği kız arkadaşı tarafından aldatıldı yani." Hırkamı çıkartıp banka attığımda Can konuşuyordu ama aklım başka yerdeydi.

"Buradan sonra şirkete uğrayacağım abimle Kartal abiye dosya bırakacağım bizde kalmıştı gelecek misin." Başımı olumsuz anlamda salladım ama ısrar etti.

"Gel biraz takılıp geri eve döneriz babamlarda orada ayrıca Nil'de bu ara abinin dibinden ayrılmıyor."

"Yok Can şimdi laf edecek abim kavga edeceğiz gelmeyeceğim sen git."

"Efsun gel dosyayı bırakıp geliriz hem Cihan amca sevinir seni şirkette gördüğüne." Üstüme baktım.

"Kıyafetim."

"Ayarlarız yolda bir sürü mağaza var bahane üretme." Derin bir nefes verip onayladım.

"Biraz Elif ve Nil'le dalga geçeriz." Söylediğine gülüp hırkamı tekrar aldım.

Giymeye çalıştığımda Can elimden çekiyordu.

"Hava yanıyor zaten giyme şunu." Bende hırsla hırkamı ondan çekiştiriyordum.

İçeriye geçtikten sonra Aslı ve Can biraz daha spor yaptıktan sonra ben de İsmail amcaya getirmesi için rica ettiğim elbiseyi giyiniyordum.

"Efsun...Akşam bize gelin isterseniz film izleriz." Sanırım Can zaten gidecekti ayıp olmasın diye beni de çağırıyordu.

"Ben biraz yorgunum Aslı kusura bakma sonra katılırım siz takılın." Aslı'yla sarıldıktan sonra vedalaşıp Can'la beraber arabasına geçtik.

Telefonuma gelen bir kaç bildirimle ekranı açtım.

Sosyal medyada bir çok haber sitesi haberlerimizi yapmıştı.

@KISKANMAG:
EFSUN GEDİZ VE CAN ÇAĞALAYAN BİRBİRLERİNİ TAKİPTEN ÇIKTIKTAN SONRA BUGÜN BARIŞTI. İKİLİNİN BARIŞMASI BUGÜNÜN EN ÇOK KONUŞULAN KONUSU OLDU. BEN ZATEN İKİSİNİN KÜS KALMAYACAKLARINI BİLİYORDUM O YÜZDEN ŞAŞIRMADIM. EFSUN VE CAN ASLA KÜSMEZ ARKADAŞLAR SADECE TARTIŞIRLAR BUNU UNUTMAYIN.

364.856 beğenme. 33.648 yorum

@instagramkullanıcısı: Şşş sessizlik bugün en mutlu günüm
@instagramkullanıcısı: Ya sizi yerim lan
@instagramkullanıcısı: Bu ikisinin arkadaşlığı > her şey.
@instagramkullanıcısı: İkiside birbirini çok seviyor nasıl küssünler ki.
@instagramkullanıcısı: Fizik kadın.
@instagramkullanıcısı: Ya yorumları okudum da herkes ikilinin gerçekten dost olduğunu kabullenip asla yakıştırmamış.
@instagramkullanıcısı: Ateş ne kaçırdığını her gün görmeye devam edecek yani.
@instagramkullanıcısı: Ah ulan bir daha böyle bir şey yapmayın.
@instagramkullanıcısı: Peki fiziği...
@instagramkullanıcısı: Şimdi engellerinizi kaldırıp birbirinizi geri takibe alın aşklarım.
@instagramkullanıcısı: Oy benim aşklarım barışmış yerim sizi.
@instagramkullanıcısı: Kartal'la da barışsın lan abisiyle hiç görüşmüyorlar üzülüyorum.
@instagramkullanıcısı: Efsunumda Efsunum.
@instagramkullanıcısı: Fiziğe bak aq

Diğer haberlere de baktım.

@MAGAZİNDİYARI:
BAZI BARIŞMALAR YAŞANMIŞ. EFSUN VE CAN BUGÜN SPOR SALONUNUN ÖNÜNDE GÖRÜNTÜLENMİŞLER VE BARIŞTIKLARI ONAYLANMIŞ. BEN SEVİNDİM BU İKİLİNİN BARIŞMASINA ÇÜNKÜ AŞIRI EĞLENCELİLER ARTI OLARAK BİRBİRLERİNE VE DOSTLUKLARINA ÇOK DEĞER VERİYORLAR O YÜZDEN TÜM ÜNLÜLERDEN ÖNCE EFSUN VE CAN GELİR BENİM İÇİN..

122.920 beğenme. 5.920 yorum

@instagramkullanıcısı: Efsun niye karnını tutuyor.
@instagramkullanıcısı: Ay çok sevindim.
@instagramkullanıcısı: İşte günün güzel haberi.
@instagramkullanıcısı: Herkes niye ikisinin barışmasını konuşuyor sanki Ateş'le barıştılar aq.
@instagramkullanıcısı: Efsun çok güzel amk götüne bakın.
@instagramkullanıcısı: İkisini de sevmiyorum iticiler.
@instagramkullanıcısı: Küsmüşler miydi lan bunlar.
@instagramkullanıcısı: Oha barışmışlar.
@instagramkullanıcısı: çok şükür bismillah.
@instagramkullanıcısı: Nazar değmiş aşklarıma.
@instagramkullanıcısı: Efsun biraz daha açık giyinseydin böyle tam göremedik.
@instagramkullanıcısı: Kız çok güzelmiş instası var mı.?

"Fotoğraflarımızı çekmişler." Dedim.

"Siktir et." Güldüm.

Her şeye böyle diyordu.

Şirkete yaklaşmaya başladığımızda şimdiden gerilmeye başlamıştım.

Araba durduğunda vale hemen gelip Can'dan anahtarı almıştı. Bende mecbur olarak indiğimde Can'ın koluna girip yürümeye başladım.

"Kolay gelsin Ilgaz abi." Güvenlikçiye selam vermişti.

"Hoş geldiniz Can bey...Efsun hanım hoş geldiniz." Adamı tanımıyordum ama o beni tanıyordu.

"Hoş bulduk kolay gelsin." Dediğimde başıyla selam vermişti.

Döner kapıdan geçip içeriye girdiğimizde bir kaç bakışı üstümüzde hissediyordum.

"Can bey hoş geldiniz..Sizde hoş geldiniz Efsun hanım." Kızlara konuşmadan başımla selam verdim.

Asansörlerden birine bindiğimizde hala çok gergindim.

Hemen babamın yanına gitmek istiyordum.

"Efso sakinleşir misin burası seninde şirketin farkında mısın.?"

Değildi.

Babamın ve Kıraç amcanındı. Yani eskiden.

Şu an hisseler abim ve Ateş'teydi.

Ortaktı ikisi.

27 katlı şirket ikisinindi.

Asansörün sesiyle kapılar iki yana açıldı ve ben iki yıldır görmediğim ama öncesinde her gün Ateş için sürekli geldiğim yerdeydim.

Kattaki çoğu kişi bu tarafa bakmaya başladığında Can koluma girmiş babamların odasına doğru yürümeye başlamıştık.

"Şunu verip gidiyoruz tamam mı.?" Elindeki dosyayı sallayıp konuşmuştu.

Başımı salladım.

Hızlı hızlı yürüdüğümüzü babamın kapısının önüne çabucak gelince anlamıştım.

Hepsinin odası yan yanaydı ve yan tarafta onun odası vardı. Ateş'in.

Kapıyı Can çaldığında kimseden ses çıkmamıştı.

Kapıyı açtığında kafasını odadan içeriye soktu ama kimse yoktu.

İlk Kıraç amca'nın yanına gelmiştik ama şansımıza odada yoktu.

"Gel Cihan amcaya bakalım." Hemen yandaki odayı tıklattık.

Oradan da ses gelmemişti.

"Yoklar mı.?" Dedim sessizce. Başını iki yana salladı olumsuzca.

Telefonunu çıkartıp Kıraç amcayı aradı.

"Baba şirkette misin.?"

Karşı tarafı dinliyordu.

"Tamam Kıraç'cım bekliyorum." Sesli bir şekilde güldüm söylediğine.

"Bende seni seviyorum canım benim önce sen kapat." Kahkaha atmıştım neredeyse Kıraç amcayla konuşmasına.

"Hayır önce se.."

Telefon suratına kapandığında şaşkınca ekrana bakmasıyla daha çok güldüm.

"Neredeymiş." Dedim hala gülerken.

"Cihan amcayla yemektelermiş yirmi dakikaya gelirmiş." Başımı salladığımda şimdide Ateş'in odasına bakıyorduk.

"Sen git o zaman dosyayı ver gel bekliyorum ben." Can başını salladığında ona arkamı dönüp babamın odasına girdim.

Sırtımı kapıya yaslayıp etrafa baktım.

Ateş'in beni burada sıkıştırmaları gözümün önüne gelince hemen başımı sallayıp gözlerimi kapattım.

"Bitti düşünme şunu...bitti o yok artık." Elim kalbimde aynı yerde duruyordum.

Kapının önünde Nil'in sesini duyduğumda sırtımı çekmedim bilerek. Kilitli sanması için.

"Bırak." Nil'in sesine odaklandığımda odadaki banyodan çıkan abimle gözlerim kocaman açıldı. Onun da kaşları çatılmış giydiği takım elbiseye kıyasla absürt duran ıslak saçlarıyla bana bakıyordu.

"Bırak Ozan.!" Kapının arkasından gelen sesle tekrar abime döndüm.

Hızlıca yanıma gelip kolumdan çekerek beni banyoya doğru götürüyordu.

"Bırak." Dedim sessizce.

Biz banyoya girdikten sonra açılan odanın kapısıyla abim kapıyı hafifçe aralık bırakmış o aralıktan odaya bakıyordu.

"Söyle diyorum Nil.!" Tanımadığım erkek sesiyle burada neler olup bittiğini anlamaya çalıştım.

"Sus lütfen Cihan amca birazdan gelecek akşam anlatacağım Ozan git lütfen...Kartal görecek lütfen çık şuradan."

Nil'in çaresiz sesiyle abim göz ucuyla bana bakıp tekrar odaya baktı.

Hala kolumdan tutuyordu.

"Bebek benden mi Nil.!" Gözlerim ve ağzım sonuna kadar açılmış abime bakıyordum. Boynunda çıkan damarlarla odadaki kişileri dinliyordu.

"Sus sus Ozan sessiz ol çıkalım şuradan Cihan amca gelecek birazdan Ozan lütfen akşam gel konuşalım." Nil'in cevap vermemesine dilim tutulmuştu.

Hayır dememişti.

"Evet mi hayır mı lan.!"

Abim pür dikkat aralıktan bakıyordu. Kendisini sıkmaktan damarları patlayacaktı.

"Bilmiyorum...Bilmiyorum git şuradan Ozan.!" Sona doğru bağırarak konuştuğunda verdiği cevapla abim aldatıldığını öğrenmişti.

Nil abimi aldatıyordu.

Aldatmıştı.

"Akşam bana geliyorsun yoksa o piç sevgiline görüntüleri atarım şakam yok Nil.!"

"Tamam sessiz ol tamam diyorum tamam çık artık lütfen." Kapı açılıp sertçe kapatıldığında Nil'in nefes sesleriyle sadece adamın çıktığını anlayabilmiştim.

Abime baktığımda sert duruşuyla hala odaya baktığını gördüm.

Kolumdaki elini çekmeden diğer eliyle cebinden telefonunu çıkartıp birisine mesaj attı.

Ateş'e.

Ateş'e mesaj atmıştı.

Ne yani ikisi Nil'e oyun mu kurmuşlardı.

Ozan çıktı Nil hala burada çıkart şunu.

Bunu yazmıştı.

Nil'den hiçbir ses çıkmazken odanın kapısı tekrar sertçe açıldı.

"Ateş..Cihan amca yok yani bir saat önce çıktı bende Kartal'a vereceğim dosyayı almaya gelmiştim ama bulamadım." Hızlı hızlı konuşmuştu.

"Can gelmiş seni arıyordu." Ateş'in sert ve mesafeli çıkan sesiyle ikisinin her şeyi önceden bildiğine artık emindim.

"Tamam ben gideyim o zaman." Kapanan kapıyla Ateş'in sesini duymamız bir oldu.

"Kartal."

Abim kolumu bırakmadan kapıyı açıp benimle beraber çıktığında Ateş ilk olarak bana bakmıştı.

Bakışları bende takılı kalınca abim kolumu bırakıp camı açtı.

"Bebek benden değilmiş." Dedi normal sesiyle.

Ateş abimin sesiyle son kez bana bakıp abimin yanına doğru yürüyüp omzunu sıktı.

"Biliyordun zaten sakinleş." Abim iki elini cana dayamış derin derin nefesler alıp veriyordu.

"Duymak ağır oldu." Dedi sert sesiyle.

Olduğum yerde kıpırdandığımda Ateş'in bakışları tekrar beni buldu ve baştan aşağı beni süzdü.

"Efsun neden burada." Dedi hala bana bakarken.

"Bilmiyorum odadaydı diğer piç gelmeden."

Ağzımı açıp konuşmuyordum. Konuşamıyordum çünkü şaşkındım.

Ben sadece Can biliyor sanırken ikisi olayı öğrenmişti bile.

Abim hırsla bana doğru dönüp yürümeye başladığında iki adımla yanımdaydı.

"Biliyor muydun." Yine bir şey demedim.

Bir adım geriye doğru attığımda kolumdan tuttu.

"Biliyor muydun Efsun.!" Sesi yükselince Ateş'te sağ tarafıma geçmiş abimin elini kolumdan çekmişti.

"Belanı siktirtme Kartal." Dedi sertçe.

Ateş konuşmasını bitirdikten sonra sonunda konuştum.

"Evet." Abim tekrar hızla başını bana çevirdiğinde başımı salladım.

"Biliyordum." Dedim.

Ağzının içinden bir şeyler söyleyip tekrar camın oraya gittiğinde sağ tarafımdan gelen kokuyla ondan bir kaç adım uzaklaştım.

Kokusu dünyada en çok özlediğim şeydi.

"Yardım da ettin mi amına koyduğumun kızına." Geri zekalı.

Abim gerçekten tam bir geri zekalıydı.

"Etmedim." Dedim sertçe.

"Ama çok sevindim senin aldatılmana." Bunu dememle gözlerini kısarak bana baktı.

"Darısı Ateş şerefsizinin başına." Yanımdaki adamın kasıldığını görebiliyordum.

Abim benden sonra Ateş'e baktı şaşkınlıkla.

Abim bir şey diyecekmiş gibi ağzını açıp kapattı ama bir şey diyemedi.

"Ateşin başına zaten geldi sen tarafınd.."

"Kartal karışma.!" Ateş yüksek sesiyle abimin cümlesini tamamlamasına izin vermedi.

"Ateş'in başına gelmedi ama umarım gelir. Umarım Ateş'i de Nil'in seni aldattığı gibi birisi aldatır." Ateş'e döndüğümde dişlerini sıkarak bana baktığını gördüm.

"Umarım bana yaşattıklarının bin katını yaşarsın Ateş...Allah ikinizin de belasını versin." Abim yanıma geleceği zaman Ateş elini kaldırıp onu durdurdu ama bunu yaparken bakışlarını benden bir saniye bile çekmemişti.

"Keşke çocuk doğduktan sonra...Sen o çocuğa bağlandıktan sonra bunu öğrenseydin." Öyle olmasını asla istemezdim ama canını acıtmak için bunları söylüyordum.

"Defol git şuradan Efsun." Dedi abim.

"Babamın odasından kimi kovuyorsun sen Kartal.!" Onun bağırmamasına rağmen ben bağırarak konuşmuştum.

"Ateş çıkart şunu delirtecek beni şimdi." Tekrar cama dönüp pencerenin kenarına kollarını uzattı.

Ateş kıpırdamıyordu bile.

"Bokunda boğul." Dedikten sonra Ateş'in yanından geçip kapıyı açtığımda sonunda Ateş'in sesini duymuştum.

"Efsun, bildiğini Nil'e belli etme."

"Şimdi ona söylemeye gidiyorum." Kapıyı sertçe kapattıktan sonra Can'ı bulmak için etrafa bakındım.

Söylemeyeceğimi bildikleri için arkamdan gelmemişlerdi.

Beni hem en çok onlar tanıyordu hem de en çok onlar tanımıyordu.

Can'a bakınırken karşıdan salına salına ultra mini eteği ile gelen kişiyle kan beynime sıçradı.

Azra.

Kaya'nın ortağı ve Ateş'e sırılsıklam aşık olan Azra buradaydı.

Gözleri bana takıldığında herkese tebessüm eden suratının düşmesi bir olmuştu.

Başımı sallayarak hızla arkamı döndüm ve Kıraç amcanın odasına baktım.

Tekrar kapıyı kapatıp arkamı dönüp Azra'ya seslendim.

"Azra...nasıl özlemişim seni." Yanına gidip kollarımı kaldırdığımda o da etraftakiler için gülümseyerek bana sarıldıktan sonra koluna girdim.

"Gel biraz sohbet edelim." Dedim hala gülümseyerek konuşurken.

"Bırak Efsun." Sıktığım kolunu işaret edip tebessümle konuşuyordu şeytan.

Kolundan çekerek Kıraç amcanın odasına kadar getirmiştim onu.

Kapıyı kapattığımda korkuyla kapıya sonra bana baktı.

"Ne yaptığını sanıyorsun kızım sen." Kolumdaki çantamı yere atıp Azra'nın saçlarına asıldığımda sessizce onu dövmemi bekliyordu.

Kafasını sandalyeye çarptıktan sonra çığlık attığında bu sefer o tırnaklarını koluma geçirmişti.

"Seni öldüreceğim Efsun bugün olmasada ölümün benden olacak lan...Kaya var diye karışamıyordum ama artık o da yok arkanı kolla bundan sonra." Parmaklarını büktüm.

"Siz beni zaten öldürdünüz.!" Dedim parmakları iyice bükülürken.

Azra şeytanca gülüşünü yaptı.

"Biz seni sadece bıçakladık...Abin ve sevgilin hiçbir şey yapmadan senin kan kaybından ölmeni izledi." Bunu söylemesiyle parmaklarını büken ellerim gücü çekilmiş gibi durdu.

Yutkunamadım bile söylediği cümleyle.

"Zoruna mı gitti prenses Efsun...Abinin sana inanmaması zoruna mı gitti...Ateş'in onu aldattığına inanması zoruna mı gitti kıyamam sana." Onu hırsla itip bir kaç adım uzaklaştım.

"Kaya'yı bile etkin altına aldın...İŞİN SİNİR OLDUĞUM TARAFI BUNU BİR ŞEY YAPMADAN YAPIYOR OLMAN."

"Kaya seni neden öldürmedi neden Ateş'in ve Kartal'ın canını daha fazla yakmak varken yapmadı biliyor musun.?" Saçlarını eliyle karıştırıp yanıma yaklaştı.

"Sana aşık oldu." Öylece Azra'yı dinliyordum.

Eliyle alkış yaptığında gözlerimi kapatıp açtım.

"İlk baştan sana iftira atıp abin ve Ateş sana inanmadığı için seni öldürüp, intihar süsü verecek olan adam sana aşık olduğu için bunu yapmadı.!"

Söyledikleri...

Söyledikleri çok fazlaydı.

Cebimdeki telefona baktım.

Geri Azra'ya döndüm hemen.

İşaret parmağını bana uzatıp konuşuyordu.

"Öldürelim dedim...Efsun'un yok oluşu onları mahveder dedim ne dedi biliyor musun.?"

"BENİ DE DEDİ.! Beni de mahveder dedi aptal." Omzumdan ittiğinde bir iki adım arkaya gittim.

Hem gülüp hem de hırsla konuşması beni korkutmuştu. Gözü dönmüş gibiydi.

"Ama artık Kaya yok ecelin olacağım senin..Ateş seni unutacak ölmen lazım senin...Ateş unutacak seni unutmak zorunda." Kendi kendine konuşuyor gibiydi.

Korkmuştum. Çok fazla korkmuştum.Gerçekler açığa çıkmadan ölmekten çok korkmuştum.

Yerini ezbere bildiğim kameraya baktım.

Ateş sürekli beni buraya ya da yan odaya çektiği için sürekli kayıtları siliyordu.

Kendi bilgisayarına bağlıydı iki yıl önce.

Bilgisayar işini Can'la bir şekilde halledecektik.

Azra kendini toparlayıp bana yaklaştığında kolumu tuttu.

Ona izin veriyordum bana bir şeyler yapması için.

Saldırması için ona izin veriyordum.

"Seni bitireceğim...Seni dünyadan da Ateş'in aklımdan da sileceğim Efsun gözün arkada kalmasın ona çok iyi bakacağım." Hastaydı bu kız.

Azra ruh hastasıydı daha iyi anlamıştım.

Ve ablamın arkadaşıydı.

Gülümseyip başımı salladığımda diğer omzumdan itip iki adım geriye gitmemi sağladı.

Kameranın açısından çıktığımda hemen tekrar öne geldim.

"Defol git Azra."

Güldü kırmızı rujlu dudaklarıyla.

Eşek ağızlı.

Tekrar gülümsediğimde Azra sinirle omzuma çarpıp odadan çıktı.

Telefonumu cebimden çıkartıp kaydı durdurdum.

Azra'yı gördüğümde odaya bakarken kaydıda açmıştım. Kameraya tekrar baktığımda yanan kırmızı ışıkla gözlerimi kapatıp açtım.

Hala çalışıyordu çok şükür.

Hemen Can'ı aradım.

"Efsun neredesin telefonun kapalı ulaşamıyorum." Uçak moduna almıştım arama gelince kayıt bölünmesin diye.

"Can babanın odasına gelir misin çabuk." Bir şey demeden kapatmıştı.

Odadaki kamera sesi de kaydediyordu ama iki yıldır ne olup olmadığını bilmediğim için yine de kayıt almıştım.

Azra'nın işini de bu kayıtla bitirecek ve ispatlayacaktım.

Beklemedikleri bir anda yapacaktım bunu.

Odanın kapısı açıldığında Can telaşla yanıma geldi.

Ona her şeyi anlattım ve sesi dinlettim.

"Kamera kaydı günlük olarak abimin bilgisayarına düşüyor...odasına gidelim gel." Odadan çıkıp yan taraftaki odanın kapısını açacağımız zaman kapının yanındaki seslerle Can'ın eli kapı kulpunda kaldı.

"Bir kere senin olmama izin ver unutturacağım söz veriyorum sana Ateş sadece bir kere sevi.."

Kapıya yumruk atıldı.

"Çık odadan.!"

"Efsun Kaya'nın altına giriyorsa sen neden beni ter.."

"Çık Azra.!" Ateş'in sesini koridordakilerde duyup buraya bakmaya başlamışlardı.

"Bir kere Ateş sadece bir gece istiyorum senden nol.."

Aklımı yitirmemi sağlayacak o cevapla Can'a tutundum.

"Tamam Azra sen kazandın..yarın bizim otelde."

**************

BÖLÜM SONU

Bölümle ilgili düşüncelerinizi buraya bırakabilirsiniz.

Oy sınırı 650
Yorum 250

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.931okunma 69beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.