16. bölüm / 37
YAKARIŞ16
Bölümler 37Şu an: 16
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar...
"Efsun, Ateş'ten hamileydi... düşürdü." Nil'in sesi tekrar yankılandığında gözlerimi tekrar kapattım.
Sezen teyzenin hıçkırıkları babamın bağırışlarına karıştı.
Gözlerimi açtığımda Ateş'in öylece bana baktığını gördüğümde yutkundum.
Gözlerindeki acıyla kalbim sıkışsa da bir şey demedim.
Ben değil o öldürmüştü bebeğimizi.
Bana yaşattıklarından dolayı düşük yapmıştım.
************
"Ne bakıyorsun.!" Bağırdığımda babamda bağırmayı kesmişti.
"Ne bakıyorsun üzülmüş gibi...senin yüzünden oldu.!" Yanına gidip ona vurduğumda yerinden kıpırdamadı.
"Senin yüzünden oldu niye üzülüyorsun Ateş senin yüzünden gitti bebeğim.!" Kollarımı tuttuğunda vurmayı kestim.
"Sizin yüzünüzden öldü." Ateş ensemden tutup başımı boynuna gömdüğünde ağlamaya başlamıştım.
Canın yansın Ateş. Bu düşünceyle kahrol.
"Sen onu öldürdün..bebeğimi öldürdün sen Ateş.!" Daha sıkı bastırdı başımı.
Sesli ağlamalarım dışında kimseden ses çıkmıyordu.
"Allah belanı versin senin...ALLAH SENİN BELANI VERSİN ATEŞ DUYUYOR MUSUN..BIRAK.!"
"Öldürdün."
Ateş'ten gelen sarsılmayla onunda ağladığını anladığımda hareketlerim durdu.
Ateş ağlıyordu.
Ateş ilk defa yanımda ağlıyordu.
Boğuk bir feryat koptuğunda gözümden yaşlar akmaya devam etti.
"Konuş niye söylemedin Can.!" Sezen teyze Can'a bağırıyordu.
Beraber öğrenmiştik.
Abime ilk ben söyleyeceğim diye iki hafta tehdit edip durmuştu beni.
İkimizde söyleyememiştik.
Olaydan bir ay sonra kaybetmiştim onu da.
Ateş hala bana sarılarak ağladığında kollarım iki yana düşmüş bende onunla beraber ağlıyordum.
Bebeğimizi kaybetmiştik ve o yeni öğrenmişti.
Öğrenmemesi lazımdı ama öğrenmişti.
Ablamın gittikten sonra arayıp bana Ateş'in bir kızla nişan hazırlıkları yaptığını söylediği zaman sancım olmuştu. Arkasından Nil'de arayıp aynı şeyi dediğinde neredeyse nefes alamamıştım.
İki buçuk aylıktı kaybettiğimde. Ya da onlar öyle düşünüyordu.
Can'ı aradığımda açmamıştı ve bende doğru olduğu için telefonuma bakmıyor sanıp daha kötü olmuştum.
Bir kaç saat sonra da zaten artan sancım ve kanamamla tek başıma hastaneye gidip öldüğünü öğrenmiştim.
Sonradan ikisi de yanlış anladıklarını öyle bir şey olmadığını ve özür diledikleri söylediğinde inanmıştım.
Güvendiğim, ailem dediğim kişiydi ikisi de nasıl inanmazdım ki.
İkisine de inanıp kaybettiğim bebeğimle kalmıştım.
Aynen.
Bir kaç ay sonra yavaş yavaş Can'ın da yardımıyla toparlanmıştım.
Ateş'in bedeni tekrar sarsıldığında ağlamayı kestim. Uzaklaşmaya çalışacakken bir el tarafından çekildiğimde bakışlarımı beni çeken babama çıkarttım.
Bana tokat atacaktı.
"Bebeği aldırdın mı.?" Sertçe sormasına ağlamak istedim.
Beni tanımıyor muydu bu adam.
"Bebeği aldırdıysan sana hak.."
"ÖLDÜ.! Öldü kalbi durdu aldırmadım.!" Bağırdığımda gözlerini sinirle kapatıp açtı.
"Efsun eğer aldırdıysan seni çok fena yaparım." Hala aldırdığımı düşünüyordu.
"Son kez söylüyorum...aldırmadım...ablam aradı." Söze başladıktan sonra yutkunup devam ettim.
"Aradı...Onun nişanlandığını söyledi." Elimle Ateş'i gösterdiğimde başını kaldırıp kızarmış gözleriyle bana bakmıştı.
"Sonra Nil aradı o da aynısını söyledi." Bunu söylememle abimin kolundan tuttuğu Nil kahkaha attı.
Sezen teyze ağlamayı bırakıp Nil'e doğru koştuğunda onlara baktım.
Abimi kenara çekip Nil'in saçlarına yapıştığında Can'da annesine katılmıştı.
Onları yalnız bırakamayacağım için babamın kollarından çıkarak o tarafa doğru koştum.
Nil'in saçlarına yapıştıktan sonra kolunu ısırdım.
Hastanede Nil'in çığlıkları yankılanırken babamlarda bağırıyordu ve bizi onun üstünden almaya çalışıyorlardı.
"Esin'in gelini dedim sustum...ŞEYTAN.!" Sezen teyze Nil'e osmanlı tokatı attığında Can'la göz göze geldik.
Sinirlerim bozuk olduğundan dolayı sanırım çıkan sesle güldüm.
"O mendebur annen gelsin alsın seni elimden şimdi, bırak Kıraç.!" Kıraç amca onu çekmeye çalışırken babamda beni belimden tutmuş çekiyordu.
Can'a kimse karışmıyorken bir de o tokat attı.
Elimi Nil'in suratına uzatıp yanağını çizdiğimde o da tırnaklarını koluma geçirdi.
Canımın acısıyla ağzımdan bir ses çıkınca hemen yanımızdaki abim Can'ı kenara iterek beni babamla beraber ayırmaya çalıştı. Nil'de bizimle beraber iki adım geri geldiğinde çığlık attı.
"Sezen bırak şunu.!" Kıraç amca yüksek sesle konuşuyordu ama Sezen teyze bırakacak gibi değildi.
Nil hem ağlayıp hem çığlık attığı için sesimiz çok duyulmuş olacak ki olaya Cahit amca da dahil oldu.
"Cihan..Kıraç noluyor." Abim tüm gücüyle beni kaldırıp arkaya döndürdüğünde Cahit amcayla göz göze geldim.
"Ne yapıyorsun Efsun." Benden sonra gözleri Nil'i döven Sezen teyzeye kayınca kocaman açıldı.
Bende yandan arkaya baktığımda Sezen teyze Nil'i döverken Can annesini izliyordu.
Can beni her olayda güldürüyordu.
"Cihan bir şey yapın...Sezen.!" Cahit amcada Sezen teyzenin bir kolundan tuttu ama ayıramadılar.
Nil'in yüzü kan içindeydi.
Abimin bacağına tekmelerimi geçirdikten sonra bile beni bırakmayınca onun da omzunu ısırdım.
"Efsun." Dedi sessizce.
"Bırak.!"
"BIRAK.!" Benim sesimi bastıran babamla beraber hareketlerim durdu.
Abimde beni yere indirdi.
Babam omuzlarımdan tutup biraz bana baktıktan sonra sıkıca sarılmıştı.
Kollarımı ona sarmadım. Bana tokat atacaktı.
Hamile olduğum için bana tokat atacaktı.
"Bebeği aldırdın sandım özür dilerim...özür dilerim bir tanem aldırdın sandım." Çenesini başımın üstüne koymuş saçlarımı okşuyordu.
"Aldırmadım diyorum sana... aldırmadım.!"
Başını salladı.
"Aldırmadın...özür dilerim bir tanem."
Hala kollarımı ona sarmadım.
Hamile olduğum için değil aldırdığımı düşündüğü için tokat atacaktı.
Aksini düşünmemiştim zaten. Yapsa abime yapardı Nil'in hala ondan hamile olduğunu sanıyorlardı.
"Aldırdın diye çok korktum..kıydın diye korktum Efsun." Dedi.
Kıyamadım baba merak etme.
"Esin'i odaya alacağım toparlanın biraz Sezen sende bırak şu kızı.!" Cahit amcanın uyarısına kimse uymamıştı.
Ateş'in bakışlarıyla ben de ona baktım. Bana öyle bir bakıyordu ki bakışlarımı kaçırdım.
Geri zekalı aldırdığımı düşünüyordu sanırım.
Ayağa kalkıp bize doğru yürüdüğünde Kıraç amca onu omzundan itti.
Normalde asla yerinden oynamayacak birisiyken iki üç adım geriye gitmişti adımları.
Elini bana uzatıp babasını itmeye çalıştı.
"Bebeğimizi kaybetmiş tek başına...tek başına bıraktım onu baba." Babasına söylerken bana bakmasıyla dudaklarım titredi.
Babam daha sıkı sarılmıştı.
Sezen teyze, Ateş'in sesiyle Nil'i yolmayı bırakıp bize baktı.
"Tek başına kaldı." Hala bana bakarak konuşuyordu.
Nil'e baktı.
"Sevgilisi var dedin." Gözlerimi kapatıp gözyaşlarımın akmasına izin vermiştim.
Bunu da mı yapmışlardı.
"Sevgilisi var çok mutlu dedin." Nil'e doğru bir kaç adım attığında Kıraç amca tekrar onu tuttu.
"MUTLU DEDİN LAN.!" Baba sarıldığımda başımı boynuna gömmüştüm.
Ateş bağırmaya devam ediyordu.
"Çekil baba.!" Kıraç amcaya da bağırıyordu.
"Çekil ırzını ırkını siktiğimin kızına soru soracağım.!" Kıraç amca sanırım Nil'in yanına gitmesine izin vermiyordu.
"ÇEKİL LAN.!" Büyük bir gürültü koptuğunda başımı geriye attım.
Ateş etraftaki makinaları devirmiş Kıraç amcayı önünden çekmeye çalışıyordu.
Babam benden ayrılıp Kıraç amcaya yardıma gittiğinde ikisi Ateş'i tuttular ama Ateş bir şekilde onların kollarından kurtulup Nil'in önüne kadar gitmişti.
Bu sefer de Sezen teyze onun göğüsünden tutup engellemeye çalıştı ama onuda kenara itti.
Nil saçlarını ensesinden tutup kendine bakmasını sağladığında onun ilk defa bir kadına böyle davrandığını görüyordum.
"Sevgilisi var dedin lan bana...NİL SÜLALENİ SİKTİM SENİN NEFES ALDIRMAYACAĞIM LAN SANA.!"
Nil'in başı aşağıya kayınca Ateş tekrar kaldırdı.
"Evlenecekler dedin...gençlik hatasıymışsın uzak durmanı istiyormuş dedin Nil.!" Abime baktı.
"DEMEDİ Mİ LAN KONUŞ.!" Ona da bağırdığında Nil konuşmuştu.
"İyi oldu size....Efsun yeter ki mutsuz olsun beni Kartal'la olan ilişkimde mutsuz ettiği kadar mutsuz olsun." Ruh hastası.
"Hastasın kızım sen Cahit amca psikiyatri kaçıncı katta şu orospuyu yatıralım gelmişken." Can konuştuğunda kimse onu uyarmamıştı ama ben kaşlarımı bir kere kaldırıp indirdim.
Gözlerini kapatıp sustu.
"Efsun orada ölürken sana evlenecek dedim." Güldü bunu söyledikten sonra.
Bana baktı.
"Sen burada ölürken de ona aynısını dedim pişman değilim." Bana tiksintiyle bakıyordu.
"Öz ablası bebeğin düşmesini sağladı ben de Elif'e ayak uydurdum oldu mu.?" Babam dayanamıyormuş gibi yumruklarını sıkıp arkasını döndü.
"Elimde kalacak lan bir şey yapamıyorum Kıraç sustur şu kızı." Babam sinirle söylemişti bunları.
"Nil elimde kalırsın ben Kartal değilim...elimde kalırsın unutma bunu." Ateş'in bağırmadan söyledikleriyle ürperdim.
Nil'in de suratı düştüğünde Can'a baktım.
Tek kaşımı kaldırıp odayı gösterdiğimde adım attığı an abimin onun kolundan tutmasıyla hemen bakışlarımı kaçırdım.
Ateş, Nil'in yanından kalkmış benim yanıma gelince bir kaç adım geriye atıp babama baktım.
"Ne var." Dedim bir adım daha geri giderken.
Omuzlarımdan sıkıca tutup gözlerimin içine baktığımda kızarmış gözlerine baktım.
"Bebeği aldırdın mı.?." Cevap vermediğimde çenemden tuttu.
"Bırak.!"
"Aldırdın mı Efsun.!"
"ÖLDÜ DİYORUM BIRAK." İttim ama bir etki yaratmadı.
"Efsun bebeğimiz öldü mü öldürdün mü.?" Kaşlarımı şaşkınlıkla kaldırdım.
"Ateş sen hep böyle aptal mıydın.?" Dişlerini sıkıp arkamdaki duvara yumruk attığında Kıraç amca omzundan tutup çekti ama hareket dahi etmedi.
"Efsun bana inat aldırdın mı.?"
"Sen öldürdün. Kendi çocuğunu öldürdün Ateş bununla yaşa hayatın boyunca...çek şu elini de." Gözlerime bir şeyleri anlamak istermiş gibi baktığında Can'a baktım.
"Bebek öldü mü Efsun." Anında bakışlarımı Ateş'e çıkarttım.
"Aptal aptal konuşma.! Bu konuda da mı inanmayacaksın bana Ateş. Yine mi suçlayacaksın beni.!" Biraz daha yüzüme baktıktan sonra uzaklaştı.
Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
Geri zekalı.
"Cihan, Esin çıkacak birazdan sesleri duyuyor biriniz camın oraya gidip görünün." Cahit amcanın söyledikleriyle babam hemen yanımızdan geçip gitti.
Sezen teyzenin karşıma geçmesi ve hıçkırarak bana sarılmasıyla bende ona sıkıca sarıldım.
"Annem...bana neden söylemedin Efsun, niye anlatmadın kızım." Sesli sesli ağlıyordu.
"Anlatamadım." Dedim kısık sesimle. O buna daha çok ağladı.
"Özür dilerim mavişim özür dilerim ben ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyorum torunum ölmüş ne diyeyim ben Allahım." Sezen teyze bu olaydan baya etkilenmişti.
O da Can'dan önce iki kere düşük yapmıştı. Anlatıyorlardı bize.
Gözlerim sağ çaprazımıza kaydığında Ateş'in, Can'ın kolundan sertçe tutmuş bir şeyler dediğini görünce gözlerimi kocaman açmış Sezen teyzeden ayrılmıştım.
"Bırak.!" Bağırarak yanlarına gittiğimde Ateş kolunu bırakmıştı.
Can kolunu ovalayarak bana bakınca ben de ona baktım.
"Rahat bırak bizi Ateş." Ateş bana seyiren gözüyle bakıp şaşıracağım bir şey yaparak gitmişti.
"Ne sordu." Dedim hemen.
"Aldırıp aldırmadığını sordu." Başka der gibi baktım.
"Yaşayıp yaşamadığını." Başımı salladım.
"Konuştun mu.?" Başını salladığında biraz rahatlamıştım.
Ateş karşıdan tekrardan yanımıza gelmeye başladığında hemen Can'dan ayrıldım.
Kolumdan tutup beni yürütmeye başladığında çok ani olduğu için tepki verememiştim.
"Bırak diyorum sana aptal mısın sen Ateş bırak BIRAK.!"
"Ateş bırak.!" Babam yan taraftan bağırdığında onuda dinlememiş beni koridor boyunca arkasından yürütüyordu.
Kıraç amca arkamızdan bağırarak bir şeyler söyledikten sonra artık seslerini duyamıyordum.
"Ateş sen benden çok mu yüz buldun bana istediğin zaman dokunamazsın, çekiştiremezsin beni.!" Bir odanın kapısını hırsla açıp beni içeriye ittiğinde sakin kalmaya çalışıyordum.
"Efsun sadece bir kere soracağım."
Ne soracağını biliyordum. Beni tanıyordu. Beni çok iyi tanıyordu.
"Neden inandın." O sormadan ben ona sormuştum.
"Neden seni aldattığıma inandın Ateş."
"Ben seni aldatabilir miydim böyle bir ihtimal var mıydı sence."
Alnında çıkan damarlarıyla yüzünü yüzüme yaklaştırdı.
"Tek soru." Dedi onu geçiştirmeye çalıştığımı fark ederek.
"Bebeğimizi doğurdun mu.?" Yüz ifademi aynı tuttum.
"Sen kafayı iyice yedin sanırım...Nil anlattı ben anlattım bebek düştü...öldü. Kaybettim nokta."
Başını sağa sola doğru salladı.
"GÖZLERİNDE NEDEN ÜZGÜN BİR İFADE YOK LAN O ZAMAN."
Bağırmasıyla irkilsem de belli etmedim.
"Bebeğimi kaybettim diye üzgün olmadığımı mı ima ediyorsun şimdi de."
"Bebeğimizi kaybetmediğini ima ediyorum."
Gülümsedim.
"Nil'i gösterirken sen de bizimle gel seni de yatıralım psikiyatriye."
Sol elini tekrardan yanımdaki duvara vurduğunda diğer elini karnımdan sürtünerek belime getirerek sıktı.
"Bebeğimiz yaşıyor mu Efsun son kez soruyorum."
Gözlerim dolu dolu oldu.
Ağlamaya başladığımda surat ifadesi sarsıldı.
"Öldü diyorum..bir kere olsun bana inan Ateş bir kere olsun inan." Hıçkırdığımda yüzümle ellerimi kapattım.
O fark etmeden ellerimin arasından ona baktığımda biraz daha sesli ağladım.
Arkasını dönmüş saçlarını sıkıyordu.
Git artık Ateş.
Kapıya doğru bir adım attığımda arkasını döndü. Suratımı hemen eski ifademe getirerek ağlamaya başladım.
Aklında kalan şüpheyle bana bakıyordu.
"Çocuğumun ölümüne sebep olan bir adamla daha fazla aynı ortamda kalmayacağım sakın yaklaşma." Ateş söylediklerime tepki vermeden çıkmama izin verdi diye düşünürken beni tekrar kapıyla arasına aldı.
"Efsun." Dedi sakince.
"Efsun dua et seni tanımıyor olayım, dua et şu gözlerindeki ifadeyi yanlış anlıyor olayım."
"Sen beni tanıdığını mı zannediyorsun...hala bunu mu iddia ediyorsun. Ateş sen piçin tekisin lütfen beni tanıma olur mu.?" Gözyaşlarımı silip gideceğim zaman tekrar kolumu tuttu.
"Efsun yapmamış ol."
Daha fazla konuşmasına izin vermeden sertçe kolumu çekip sonunda kapıyı açabildim.
Kapıyı açtığım an yüz yüze geldiğim abimle kenara çekildim ama bu sefer de o kolumdan tuttu.
"Geç şuraya konuşacağız." Sesi normal çıkıyordu.
Hapşurdum. Bilerek.
"Orospu çocuğuna alerjim var çek elini."
Sinirlendiğinde yürümeye başlamıştım bile.
İkisi arkamda kalırken ben titreyen vücudumla beraber annemin camına doğru yürüdüm.
Can yarı yolda koluma girip sorular sormaya başladığında evet ya da hayır olarak cevap veriyordum.
Babamın yanında durup Camdan baktığımda annemin babama baktığını görünce stresli olsam da gülümsedim.
Sonra bakışları Can ve bana dönünce gülümsemesi genişledi.
Ona el salladığımda yan tarafımıza abim gelmişti. Annem ona bakmadan bize bakmaya devam etti.
Anneme öpücük attığımda bana dikkatle bakıp kaşlarını çattı ve babama baktı.
Arkamı dönüp yüzümü sildiğimde tekrar cama döndüm.
Ateş ortalıkta görünmüyordu.
"Bir kere bakmadı." Abimdi bunu söyleyen.
Babam abime dönünce bende ona baktım.
"Yüzüne bakılacağı mı kaldı itin çocuğu." Babam kendine küfür edince dudaklarımı birbirine bastırdım.
Can koluma vurunca bende onun koluna vurdum.
Can'la gülmemek için birbirimizin koluna vururken anneme baktım.
Anında göz göze gelmiştik. Bana bakıyordu.
Gülümsedim ona. Otuz iki diş gülümsedim hatta.
Uyanmıştı.
Şşş sessizlik.
Bugün en mutlu günüm.
Öyleydi.
Annem uyanmıştı ve iyi olacaktı.
Annem bir şey mi oldu der gibi başını oynattığında hemen başımı iki yana sallayıp elimle okey işareti yapmıştım.
Sonra babama baktı. Dalgın dalgın anneme bakıyordu.
Biz böyle annemle bakışırken ona verilen ilaçtan dolayı bir kaç dakika sonra uykuya daldığında camdan ayrılmıştık.
Can ve ben biraz uzaktaki koltuğa oturduğumuzda Sezen teyzeler de gelmişti.
Ateş hala ortalıkta yoktu.
Bir kaç saat sonra annemi normal odaya aldıklarında kimse olay hakkında bir yorum yapmıyordu.
Herkes dalgın bir şekilde koridorda dururken karşıdan gelen kişiyle gözlerim sonuna kadar açıldı.
Gizem.
Can ve Ateş'in kuzenleri.
Benimle göz göze geldikten sonra hiç takmadan Sezen teyzeye doğru yürüdü.
"Gizem'in ne işi var burada." Can telaşla kulağıma fısıldadığında ben hala Gizem'e bakıyordum.
"Kızım sen niye geldin bir tanem oy kuzum benim." Sezen teyze ve ikisi sarıldığında kaşlarımı çatmış Gizem'i izlemeye devam ettim.
Can koluma vurunca bilmiyorum der gibi omuzlarımı kaldırıp indirdim.
Kıraç amcayla da sarıldıktan sonra Ateş'in de yanına gidip sarıldı.
Ateş ve ikisi çok konuşmadan bize doğru döndü.
Sonra bakışları abimi buldu.
"Kartal, geçmiş olsun anca gelebildim." Abimle ikisi de sarıldığında ne konuştuklarını artık duymuyorduk.
Ayrıldığında bize doğru yürüyordu.
"Geçmiş olsun." Dedi uzaktan uzaktan.
Sevmiyorduk birbirimizi.
Sadece başımı salladığımda o karşımıza oturmuş babama da geçmiş olsun diyordu.
Niye gelmişti.
Neden gelmişti.
"Ben şununla bir konuşayım." Can ayağa kalktığında kolundan tuttum.
"Sonra." Dedim sessizce.
"Efsun." Başımı iki yana salladığımda itiraz etmeden oturdu.
Gizem bize hiç bakmadan Sezen teyze ve Ateş'le konuşmaya başladığında babam ve Kıraç amca kalkıp uzaklaştılar.
Severlerdi Gizem'i.
Ben hariç herkes seviyordu.
Karşılıklı olarak sevmiyorduk birbirimizi.
Abim ayağa kalkıp sağa sola yürümeye başladığında birden Can ve bana baktığında bakışlarımı Gizem'den çekip abime çıkarttım.
Tek kaşımı kaldırıp kafamı salladığımda sakallarını sıvazlayıp gözlerini kısarak bana baktı.
Beyinsiz.
Annem uyandıktan sonra yanına tek tek girmeye başladığımızda sadece abim ve Ateş gitmemişti.
Can ve ben en son girecektik.
Gizem yanımızdan geçerek içeriye girdiğinde Can onun duyacağı şekilde söylendi.
"Geri zekalı."
Gizem ona bir kaç saniye bakıp hızlıca annemin yanına girdi.
Can telefonla konuşmak için yanımdan ayrıldığımda bana kaçamak bakışlar atan ikiliyle baş başa kalmıştım.
Odadan Sezen teyzenin konuşma sesleri gelince biraz olsun rahatlıyordum. Annem iyiydi ve o annemle bir şeyi belli etmeden konuşuyordu.
Ateş'in beni odaya çekmesinden sonra benimle fazla göz teması kurmamıştı Sezen teyze.
Can kulağındaki telefonu kapatarak yürüdüğünde o gelmeden ben ayağa kalktım.
Yarı yolda buluştuğumuzda soru sorar gibi bakıyordum.
"Bir sorun yok, biz telefonlara bakmayınca teyzem göndermiş kontrol için..her şey iyiymiş." Başımı sallayıp kollarımı ona doladığımda o da hemen bana sarılmıştı.
"İki gün sonra gideceğim." Dediğimde başını salladı.
"Ben de geleyim mi.?" Hayır anlamında mırıltılar çıkarttım.
"Sen burada kal sonra gel ." Bir şey demedi.
"Niye Esin teyzenin yanına girmedin gel beraber girelim sonra da Gizem'le konuşalım." Kol kola girip yürümeye başladığımızda Ateş ve abimde ayağa kalkmış kapının yanında bekliyorlardı.
Abim Can'la birleşen kollarımıza bakıp sonra yüzümüze baktı.
Öküzün trene baktığı gibi bakmaya devam edince Can'a döndüm.
"Retinam yandı öküze bakmaktan." Can hızla koluma vurdu.
Abim duymamıştı dediğimi.
"Sen benimle geliyorsun." Abim beni Can'dan ayırıp bir kaç adım uzaklaştırdığında bağırdım.
"BIRAK PİÇ." Bırakmayınca ayağına tekme attım.
"BABA.!" Çığlık atar gibi bağırdığımda Ateş gelmişti yanımıza.
Odanın kapısı açıldığında Sezen teyze telaşla bize doğru koşmaya başlamıştı.
Gizeminde kapının oradan bize bakıp arkaya doğru konuştuğunu görünce Sezen teyzeye döndüm.
"Bir şey söyle şu piçe Sezen teyze.!" Babamlar olmadığı için ona söylüyordum.
"Kartal.! Çek şu elini kolunu.! Uzak duracaksınız Efsun'dan. Kıraç ve Cihan'ı arattırmayın bana."
Abim hala kolumu bırakmamıştı.
"Bıraksana şerefsiz.!" Nefes nefese kolumu çekiştirdiğimde Ateş'in elini kolumda hissettim.
"Bırak Kartal." Dedi sakince.
Benim kolumuda çekmeye çalışıyordu.
"BIRAK KARTAL." Ateş birden bağırdığında abim kolumu bırakmıştı.
"Hayvan hayvanın dilinden anlıyor işte gördün mü Sezen teyze." Dedim.
Abime yumruk yaptığım elimi geçirdiğimde yerinden kıpırdamadı.
Tekrar göğüsüne vurdum.
"Efsun tamam gel annenin yanına geçelim biz hadi kızım bulaşma şu ikisine." Sezen teyze beni çektiğinde onlardan uzaklaşmıştık.
Biz içeriye girerken kapının önünden çekilip abim ve Ateş'e doğru yürüyen Gizem'le arkama baktım.
Elini abimin koluna atmış bir şeyler diyordu.
Arada bir de Ateş'e bakarak konuşuyordu.
Can'a baktığımda başını sallayıp onların yanına gitti.
"Efsun...ne oluyor yine bunlar beni öldürmeye yemin etmiş Sezen." Annem sızlanarak konuştuğunda hemen yanına gittim.
"Bir şey yok anne kolumdan tutunca bağırdım." Annem hemen saçlarımı okşayınca dikkat ederek sarıldım.
"Eve git biraz uyu, dinlen sonra gel annecim tamam mı üzme beni." Başımı salladım.
Gitmem lazımdı zaten.
"Gizem gelmiş." Annemin sorusuyla başımı salladım.
"Gül göndermiş seni merak etmiş." Gül, Sezen teyzenin ablasıydı.
Gül teyze.
"İşleri varmış gelememiş söyledi Gizem." Dedi annem.
"İyisin değil mi.?" Sarılırken sormuştum bunu.
Boynundan öptüm.
"İyiyim bir tanem çok iyiyim. Efsun'um iyi olsun çok daha iyi olacağım."
Gülümsedim.
"İyiyim." Dedim hemen.
Annemin saçlarımı okşamasıyla gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlayınca yerimden kalkmak istedim ama yapamadım. Odanın kapısı bir kaç kere kapanıp açıldı ama kimin gelip kimin çıktığını algılayamıyordum.
Ağırlık çökmüştü.
"Esin..kavga mı ettiler." Babam gelmişti.
"Sezen ayırmış sorun yok." Diye karşılık verdi annem.
Saçlarımdaki ellerle kıpırdandım.
"Mahvoldu, kapının önüne oturup seni bekledi meleğim." Babamın seni boğuk çıkmıştı.
Annem bana biraz daha sıkı sarılınca bilincim artık tamamen gidiyordu.
Okşanan saçlarımla günler sonra ilk defa hızlıca uykuya daldım.
Kulağıma gelen seslerle derin bir nefes alıp gözlerimi açtığımda hastane yatağında uzandığımı anlayıp etrafıma baktım.
Babam anneme çorba içiriyordu.
Bana da yanına bir yatak koydurmuşlardı uyumuştum.
"Günaydın güzelliğim." Babamın sesiyle gözlerimi kırpıştırıp ona baktım.
"Günaydın." Dedim anneme bakarak.
"Bir tanem günaydın annecim." Annemin koluna elimi uzatıp tuttum.
Tekrar yatar pozisyona geçip bu sefer annemin sağ koluna sarılmıştım.
Annem seslice gülüp başımın üstünden öptü.
"Can uyanırsa yanıma gelsin dedi kapının önünde bekliyordu seni annecim." Annem ayrılıp yataktan kalktığımda babamın sesiyle ona döndüm.
"Gizemle tartışmaya girmeyin en azından eve gidene kadar tamam mı.?" Başımı salladım.
Sürekli tartışıp birbirimize laf soktuğumuzu biliyorlardı.
O olaya kadar..
Kapıyı arkamdan kapatıp koridora baktığımda kimse ortalıkta yoktu.
Odaya dönüp babamdan telefonumu aldıktan sonra Can'ı aradım.
Söylediği yere yürürken adımlarım hızlıydı.
Koridorun sonundaki odaya girdiğimde hemen kapıyı açıp kapattım.
Gizem ve Can sigara içiyorlardı.
Gizem benim geldiğimi görüp anında sigarasını söndürüp ayağa kalktığında kollarımı açıp onu bekledim.
Hızlıca sarıldığımızda sorular sorup duruyordum.
"Neden haber vermedin Gizem aklım çıktı seni görünce...iyi mi.?" Benden biraz ayrılıp hızla başını salladı.
"İyi merak etme annem hallediyor ikinizde bakmadınız telefona...Can ben uçağa bindikten sonra anneme haber vermiş öldüm öldüm dirildim sizin yüzünüzden aptallar." Tekrar sarıldığımızda bu sefer daha sıkı sarıldım.
Birbirimizden çok hoşlanmazdık. Yani herkes öyle biliyordu.
İki yıl önceye kadar.
"Gelecektim...çok özledim. Gül teyze idare edebiliyor mu.? duruyor mu.?" Gülümseyerek başını sallıyordu.
"Duru çok iyi Efsun onu düşünme sadece annesini özledi." Burukça gülümsedim.
Düşük yaptığımı sanıyorlardı. Ablam ve Nil.
Eğer Gizem o gün gelip beni bulmasaydı öyle olacaktı.
Duru şu an olmayacaktı.
Gizem sayesinde yaşıyordu kızım.
Telefondan fotoğraflarını gösterdiğinde gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile. Çok özlemiştim bebeğimi.
"Bu da ben havaalanına giderken çekildi en son fotoğrafı bu yani Durucuk çok iyi merak etme annesi."
"Ne zaman döneceksin beraber gidelim." Dedim gözyaşlarımı silerek.
"Bir dur be kızım iki üç gün daha sabret gel bir daha sarılacağım özledim aşkımı." Gizem bu iki yılda en yakınlarımdan birisi olmuştu.
Hiç kimseye bir şey belli etmemişti.
Can'da biliyordu tabii ki.
İlk günden beri biliyordu. Görüşemedik demiştik annemlere ama Can sürekli yanımıza gelip gidiyordu.
Duru 1 yaşındaydı. 16 aylıktı.
Ateş'in bugün öğrendiği ve öldü sandığı bebeğimiz yaşıyordu.
Ben de onun sayesinde yaşıyordum.
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Oy sınırı 700
Yorum sınırı 300
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
