YAKARIŞ kitap kapağı

33. bölüm / 37

YAKARIŞ

33

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 33

Duyurular için buradan ya da instagram hesabımdan takibe alabilirsiniz. (Minabuse_)
Keyifli okumalar

"Tek hayalim Efsun'u gerçekten mutlu etmek."

Mutluydum.

Onun yanında mutluydum ama sanırım o öyle görmüyordu.

"Tek hayalim gözlerindeki ışığı tekrar getirmek."

Burukça gülümsedim.

Getirecekti biliyorum.

Beni tekrar dünyanın en mutlu insanı yapacağını biliyordum.

\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\

O günün ardından tam üç hafta geçmiş olmasına rağmen eve girerken hala korkuyordum.

Ateş sorun kalmadı dese de birisine bir şey olma ihtimali beni çok korkutmuştu.

"Efsun.! Ateş geldi hadi kızım."

Merdivenlerden inerken annemin seslenmesiyle adımlarım durdu.

Dün gece aklıma geldikçe yüzümü yastıkla kapatıp çığlık atıyordum ama şu an etrafımda kafamı bastıracağım yastıkta yoktu.

Aklıma gelenlerle nefesim kesilir gibi oldu ama illa ki yüzleşeceğimiz için uzatmamaya karar vererek merdivenlerden indim.

"Bababbab." Duru'nun sesi yakından gelmeye başlarken son kez gözlerimi kapatıp açtıktan sonra salona girdim.

Ateş,Duru'yu kucağına almış ona anlattığı şeyleri dinliyordu.

Beni fark ettiğinde göz göze geleceğimiz an hızla gözlerimi kaçırdım.

Dün gece.

"Ateş." Dedim resmen beni öpmesi için yalvarır bir tonda.

Ateş'in elleri yanaklarımı kavrarken onun üstünde ata biner pozisyonda oturuyordum.

İkimizde birbirimizin yüzlerini tutarken ilk hamle ondan geldi ve dudakları dudaklarımı esir altına aldı.

Alt dudağımı emerken elimde olmadan inlediğimde o beni çimlere doğru uzandırdı ve artık altındaydım.

Bacaklarımın arasına girdiğinde deli gibi öpüşüyorduk.

"Efsun." Diye inleme gibi bir ses çıkartıp tekrar dudaklarıma yapıştığında elinin birisi karnımdaydı.

İnlediğimde dudaklarımızı ayırıp alınlarımızı birleştirmişti.

"Efsun...cevap vermedin."

Cevap..

Gözlerimi kapatmış onda soluklanırken dudaklarımız kalkıp inen göğüslerimiz yüzünden tekrar temas edince bizde ipler kopmuştu.

Onların evindeki herkes bizde olduğu için bu kadar rahat davranıyorduk.

"Evlenelim Efsun...geç kaldığımız yuvamızı kuralım."

Üstünde nefes nefeseyken gözlerimi kaçırdım ama o çenemden tutarak ona bakmamı sağladı.

"İstemiyor musun.?"

Başımı iki yana salladığımda yanlış anladığı için hızla konuştum.

"Biraz zaman verir misin.?" Derin bir nefes aldı.

"Veririm Efsun, tüm zamanlar senin olsun can parçam." Dudaklarıma kısa bir öpücük bıraktıktan sonra az önce yaşadığımız anların utancı yeni yeni bünyeme yüklenmişti.

Sonunu düşünmeden deli gibi öpüşmüştük.

Tutkuyla.

Aşkla.

Eskisi gibi.

"Ben şey yapayım...Duru. Ben Duru'ya bakayım ağlıyordur belki gideyim ben o zaman." Üstünden hızla kalktığımda arkama bakmadan kaçar gibi eve gitmiştim.

"Günaydın." Dedi konuşmayı başlatarak.

Başımı kaldırıp ona baktım.

"Günaydın."

"İyi misin.?" Bu sefer ona bakmadan başımı olumlu anlamda sallamıştım.

Ortamda sessizlik oluştuğunda konuştum.

"Sen...sen nasılsın."

"İyi değilim." Hızla ona baktığımda göz göze gelmiştik.

"Dün gece terk edildim." Kurduğu ciddi cümleyle hafifçe gülümsedim.

"Çimlerin üstüne paramı bırakmamışsın." Başımı eğerek güldüğümde ellerimle yüzümü kapattım.

Dün gece bırakıp gittiğim için beni utandırmaya devam ediyordu.

Ateş'te gülüyordu.

"Özür dilerim." Dediğimde Duru'yu yere bırakıp yanıma gelmişti.

Hala ona bakmıyordum.

"Ne için özür dilersiniz Efsun hanım."

Eli karnıma dolandığında beni kendine doğru çekmişti.

"Dün için."

"Dün.? "Dedi bilmiyormuş gibi.

Beni konuşturmaya çalışıyordu pislik.

"Dün işte." Dedim ona istediğini vermeyerek.

"Hatırlayamadım biraz detaya iner misin.?" Sinirle ona döndüm.

"Dün gece öpüşürken seni bırakıp gittiğim için özür dilerim.! Oldu mu.?"

"NE...Abimle Efsun evlenmeden öpüşmüş mü.? Anne duydunuz mu.?" Arkamı döndüğümde kapıda gördüğüm kişilerle yer yarılsın istedim.

Annem, elindeki kahve tepsisiyle Sezen teyze ve Can salonun girişinde ağızları açık bir şekilde bize bakıyorlardı.

Biz böyle birbirimize bakarken Can halimize kahkaha patlatmıştı.

"Edepsiz insanlar." Diyerek salona girdiğinde Ateş ayağa kalktığı gibi yönünü bahçeye doğru değiştirip dışarıya çıktı.

"Geçin anne ne duruyorsunuz orada." Ateş takım elbisesinin kravatını çözerken sertçe konuşunca kapıdaki şaşkın kadınlar içeriye girmişti.

Sezen teyze tepsiden bir fincanı bana verirken ona bakmadan aldım.

"Teşekkürler Sezen teyze." Dediğimde bir şeyler demişti ama duymamıştım.

Duru emekleyerek bacaklarıma kadar gelince elimdeki fincanı sehpaya bırakıp onu kucağıma aldım.

"Günaydın aşkım." Dedim sadece onun duyacağı şekilde.

O ağzından anlamsız kelimeler çıkartırken salon hala sessizdi. Duru'nun söylemeye çalıştığı kelimeler hariç.

"Ben gidiyorum, Efsun bir gelir misin.?"

"O sana iki de gelir üçte gelir abiciğim." Can bahçe kapısının oradan kahvesini içerken konuştuğunda Ateş sabır çekerek ona bakıyordu.

"Can.! Sus gebertirim seni." Sezen teyze ona doğru konuştuğunda ben Duru'yu halının üzerine bırakıp kalktığımda Ateş onu kucağına almıştı.

İkisi önden giderken ben de arkalarından annemlere bakmadan hızla ilerliyordum.

"Görmedim annemleri asma şu yüzünü." Ateş dış kapının önünde durup bana döndüğünde çenemden tutarak başımı kaldırmamı sağlamıştı.

Bugün bunu kaç kez yapıyordu sayamamıştım.

"Utandım." Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

Alnımdan bir kaç kere öptüğünde ona sarıldım.

Kucağında Duru olduğu için ikisine de sarılmıştım.

"Bizim bir kızımız var ve bunu nasıl yaptığımızı ikisi de biliyor." Der demez onun koluna vurdum.

Her zaman böyle açık açık konuşuyordu.

"Bir daha öpüşelim o zaman gel." O cümlemi ciddi anlamış olacak ki bir kaç saniye sonra dudakları dudaklarımın üzerinde hareket ediyordu.

Davete icabet etmem gerek diyerek karşılık vermeye başladığımda o diğer eliyle Duru'nun gözlerini kapatıyordu.

Güldüğümde uzaklaşmama izin vermeden tekrar dudaklarıma kapandı.

Biz yine kendimizi kaptırmış öpüşürken duyduğumuz gürültülü sesle hızla ayrılmıştık.

"Lan." Başımı utançla Ateş'in boynuna gömdüm.

Gelen abimdi.

"Siktir git Kartal."

"Sen siktir git lan nereye gidiyorsan...geç içeriye Efsun."

Bir an eski günlerde olduğumuzu hisseder gibi olunca kalbimde bir sızı hissettim.

Abim eskiden hep böyleydi.

Ateş ve beni gördüğü yerde uzaklaştırırdı.

"Akşam konuşuruz can parçam. Seni seviyorum."

Alnımdan öpüp sessizce konuştuğunda onu sadece ben duyuyordum ve abim hala arkamızda benim içeriye geçmemi bekliyordu.

"Seni seviyorum." Dediğimde gülümseyip Duru'yu boynundan ve yanaklarından öptükten sonra zorla ayrılıyor gibi bana uzatmıştı.

İkimize bakıp iç çektiğinde abimin homurdanmalarını çok net duyuyorduk.

"Siktirtme belanı." Ateş, abime doğru konuştuğunda abimde ona küfür etmişti.

"Siktir git lan şuradan." Ateş son kez ikimizin de alnından öptükten sonra gitmişti.

Önemli bir toplantısı olduğunu söylemişti dün gece.

Dün gece...

Utanıyordum düşündükçe.

Arkamı dönüp sinirle bana bakan abimin yanından salona geçtiğimde diğer utanç kaynaklarım karşımdaydı.

Annemler.

Duru'yu yere bırakıp az önce kalktığım ve Ateş'le basıldığımız yere oturduğumda annem ve Sezen teyze sessizdi.

"Dün ne cevizler yenmişte haberimiz yokmuş be Efso." Can sigara içtiği için bahçe kapısının oradan konuşurken salona abimin girmesiyle sustu.

"Ne cevizi Can." Diyip annemlerin yan tarafındaki koltuğa yani benim karşıma geçtiğinde bakışlarım kızımdaydı.

Elindeki oyuncağı kaldırıp bana gösterdiğinde onun gibi halıya oturdum.

"Ne bu bir tanem." Legoyu elinden alıp yerine taktıktan sonra şaşkın ifadesiyle bana bakıyordu.

Taktığım legoyu çıkartıp ona uzattığımda o sevinç çığlıkları atarak elimden aldığı gibi abimin ayağının oraya atmıştı.

Oyuncaklara biraz kötü davrandığımız doğruydu.

"Hayır Duru." Dedim Legoyu bize doğru uzatan abimden alırken.

O da benim gibi koltuktan kalkıp halıya oturmuştu.

Karşımızdaydı ama aramızda çok mesafe yoktu.

Duru bir bana bir abime bakarken emekleyerek onun yanına gitmeye başlayınca taytının kenarından tutarak onu kendime çektim.

Yasaklı bölgeye gidemezdi.

"Yanımda dur."

Gözlerim anneme kaydığında onun dolu gözlerle bizi izlediğini görünce çok bakmadım.

Abime gittiğini engelledim diye doldurmuştu gözlerini.

Duru yanıma oturup dediğimi yaptığında bir süre legoyu yerleştirmesine yardım etmiştim ama o sürekli hala karşımızda oturmaya devam eden adama bakıp duruyordu.

Başını kaldırıp bana baktıktan sonra eliyle abimi işaret etti.

"Tat t."

Başımı olumsuz anlamda iki yana salladığımda gülerek benden biraz uzaklaştı.

"Hayır." Dedim abime gideceğini anlayarak.

Yine gülerek ona emekledi.

Anneme bakıp bir şey demeden tekrar Duru'ya baktım.

Benim tepkime bakıp abime doğru gidiyordu.

Başımı sinirli sinirli salladığımda bu onu korkutmak yerine kahkaha attırmıştı.

Abime baktığımda onun bakışlarının bende olduğunu görünce geri hemen yanına kadar giden kızıma baktım.

Abim hala izin ister gibi bana bakarken kalkıp koltuğa oturdum.

Hak etmese de izin vermiştim.

Duru'yla oynayabilirdi.

Annem elleriyle yüzünü kapatıp ağlarken koltuktan da kalktım.

Can telefonuyla oynarken çimlerde oturuyordu ben de onun yanına gidip içeriyi görecek şekilde yanına oturdum.

Annem bu sefer sesli bir şekilde ağlıyordu.

Duru abime elindeki oyuncağı gösterirken abim iç çekerek ona bakıyordu.

Ellerini onun sarı saçlarına uzattığında dayanamamış gibi kollarını ona sardı ve kucağına alıp yanağından öptü.

Duru kahkaha attığında ayaklarını kıpırdatıyordu.

"Bu kızdaki cilveyle abimin işi var ben sana diyeyim." Can kolunu bana atarak kendine çektiğinde başımı onun omzuna koydum.

"Kötü mü yaptım izin vererek."

"Seni zaten kaybetti, bırak arada Duru'yla oynasın..o da kolay şeyler yaşamıyor. Annemler sana söylememem konusunda uyardı ama söyleyeceğim. Bak birisine söylersen seni öldürürüm Efso."

Kaşlarımı çatarak ona baktım.

"Noldu.?"

"Kartal abinin sol elinde kazadan sonra titreme oluşmuş."

Kalp atışlarım hızlanmıştı.

"Eli titriyor sürekli sanırım kalıcıymış."

Aptal gibi üzülmüştüm.

Başımı eğip gözlerimi kapattığımda Can sırtımı okşuyordu.

"Kartal abi sana yaptıklarının cezası olarak görüp fizik tedaviye gitmiyormuş."

Hemen başımı kaldırdım.

"Aptal mı.?" Dedim sinirle.

Başını salladı. "Evet." Diyerek soruma cevap verdi.

"Ateş'le konuşurum akşam."

Hızla omzuma vurdu.

"Sana söylemeyecekler diyorum sen ne diyorsun. Benim söylediğim anlaşılır sakın söyleme abime."

"Can eli böyle mi kalacak."

"Kalıcıymış zaten." Gerçekten üzülmüştüm.

Böyleydim işte. Aptalın teki.

Duru çığlık atarak güldüğünde içeriye baktım.

Abim onu karnından tutarak havaya kaldırırken Duru bunu sevdiği için kahkahalarla gülüyordu.

Abim onu kendine çekip boynundan öptüğünde Duru ellerini yüzüne koyup ona bakıyordu.

Derin bir nefes alıp tekrar önüme döndüm.

"Abime söylersen benden duymadın tamam mı?" Başımı salladım sadece.

"Gizem geldi mi bugün yanına." Telefonunu cebinden çıkartırken konuşmuştu.

"Sabah mesaj attım ama cevap vermedi."

Kaşları çatıldı.

"Kahvaltıya gelecekti gelmedi."
Eli
Arıyordu.

"Aşkısı neredesin."

Biraz karşı tarafı dinledi.

"Evet...Emin misin.?" Dediğinde kaçamak bakışlarla bana bakıyordu.

"Tamam canımcım haberleşiriz öptük."

"Nolmuş.?" Dedim koluna uzanarak. Telefonu kapatmıştı.

"Bir şey yok Batu'yla kaçamak yapıyorlar." Rahatlamıştım.

Gözlerim tekrar abim ve Duru'ya takıldığında eline bakmaya çalıştım.

"Titremiyorm..." Derken titrediğini görünce hızla bakışlarımı kaçırdım.

Gözlerim dolu dolu olduğunda başımı eğdim.

"Kalıcı mı kesin." Başını salladığında gözümden bir damla yaş aktı.

Bir yanım hak etti dese de bu çok fazlaydı. Sol eli titriyordu.

Duru'yu kolları arasına almış bebeğimin enerjisini atmasını sağlarken keyfi yerinde gibi görünüyordu ama eline üzülmüştüm.

Ateş'le akşam mutlaka konuşacaktım.

"Akşama Gizem ve Batuhan'ın yanına gidelim mi.?"

Dalgın dalgın başımı salladığımda bir şeyler diyordu ama aklım başka yerlerdeydi.

Tekrar salona baktığımda abimin Duru'yu koltuğa yatırmış göbeğinden öptüğünü görmüştüm.

Bu sefer annemde yanlarındaydı.

İkisi Duru'yu güldürürken o annemden kurtulmak için kollarını abime uzatıyordu.

Duru bu eve alışmıştı.

Annemlere alışmıştı ve artık ben olmadan da duruyordu.

"Hadi gel alışveriş yapalım biraz kafamız dağılsın."

Onayladıktan sonra o arabayı almak için evlerine geçerken ben de içeriye girdim.

Abimin bakışları anında bana dönünce Duru'yu kucağından indirmişti.

Duru koltuğun kenarına tutunarak kalkıp ona ellerini uzatınca abim hala bana bakıyordu.

"Alayım mı.?" Dediğinde gözlerimi kıstım.

"Onu da yarı yolda bırakmak istiyorsan alma." Anneme döndüğümde abim Duru'yu çoktan kucağına almıştı.

"Anne biz Can'la dışarı çıkacağız 2 saate gelirim Duru'yu alayım mı.? Kalsın mı.?"

Annem hemen yanıma gelmişti.

"Kalsın annem...yani sen Kartal'la durmasını istemezsen götür." Abim konuştuklarımızı duyuyordu.

Duru'yu alacağımı sanmış olacak ki ayağa kalkmıştı ama ben salonun çıkışına giderken konuştum.

"Size emanet." Onları arkamda bırakıp ön dış kapıyı açtığımda Can'ın bizim kapının önüne geldiğini görünce çantamı alarak evden çıktım.

Duru'yu öpmeden çıkıyordum çünkü öpersem gitmem zor olacaktı.

İki saat ayrı kalabilirdik sanırım.

Ön koltuğa yerleştiğimde hemen yola çıkmıştık.

Can'la bir kaç saat bir şeylere baktıktan sonra mağazadan çıkacağımızda karşıdan gelen kameranlarla hızla yürüyordum.

Can bilerek önden gitmişti.

"Efsun hanım iyi günler Ateş bey ile durumunuz çok merak ediliyor açıklama yapacak mısınız.?"

Adımlarımı hızlandırdım.

"Efsun hanım bir kızınız olduğu açıklandı Ateş beyin dava açtığı doğru mu.?"

Gelen hiçbir soruya yanıt vermezken arabanın yanına geçmiştim.

Can arabada beklerken kapıyı açtığımda açılmayınca hızla cama vurup arkama baktım.

Gelmişlerdi.

Can kahkaha atarak halime bakınca cama tekrar vurdum.

Kapıyı açmıyordu salak.

El hareketi yaptığında istemsizce güldüm.

Adamlar yaklaşınca kapının kilidini sonunda açmıştı.

"Öldüreceğim seni bekle sen." Dediğimde gülerek arabayı çalıştırdı.

Omzuna vurup annemleri aradığımda her şeyin yolunda olduğunu söyleyince Ateş'e mesaj attım.

İki saate geleceğini söylemişti.

Can'la müzik kavgası yaparak sonunda eve geldiğimizde özlediğim meleğime koştura koştura gidiyordum.

Abimle oynamasına izin vermiştim çünkü abim artık benim için bitmişti.

Benimle zaten bir ihtimali yoktu o yüzde Duru'yla hevesini alıp sıkılana kadar oynayabilirdi.

İçeriye girdiğimde gelen gülüşme sesleriyle salona adımladım.

Annem ve Sezen teyzenin gülme sesine Duru'nun çığlıkları eklenirken görüş açıma girmişlerdi.

Duru abimin elinden destek alarak ayakta dururken annemlere doğru adım atıyordu.

Geçen gün Ateş'leyken desteksiz bize yürüdüğünden dolayı şaşırmadım bu duruma.

Yürümeye başlamıştı her şeyim.

"Baba."

Gülümsedim.

"Oy baban kurban olsun sana." Demişti Sezen teyze.

"Babababa."

Nefessiz konuşması karşısındaki kadınları güldürüyordu.

"Ateş bu kızın elinde aklını oynatır Esin." Annem Sezen teyzeyi gülerek onaylamıştı.

"Mamma."

Bana anne yerine mama diyordu.

Yanında bazen ingilizce konuştuğumuz içindi sanırım.

Ya da yemek olan mamadan bahsediyordu.

Gülümsedim.

"Anne de kuzucuğum...anne." Sezen teyze ona doğru eğilip konuşurken Duru kaşlarını çattı.

"Babba." Gülümsemem genişledi.

"Anasıyla bir sorunu var bu kızın." Annem konuşmuştu bu sefer.

"Annesi iki üç saat yalnız bıraksın yaygara kopartıyor bakma sen bu oyuncu kuzuya dili dönmüyordur daha."

Sezen teyze konuşmasını bitirdiğinde içeriye girmiştim. Annem beni gördüğü gibi yanıma gelirken sarılmıştık.

"Annem, ne zaman geldin sen.?" Saçlarımı okşarken gözlerim bu tarafa bakan kızımdaydı.

Tekrar anneme dönüp konuşacağım sırada ağlayarak çığlık atan Duru'yla telaşla ona baktım.

Abimin elinden tutarak bana doğru yürümeye başlayıp düşmüştü ve benim onu kucağıma almam için ağlıyordu.

Ona doğru yürüyüp kollarından tutarak kaldırdım ve kucağıma aldım.

"Yeni geldim." Dedim anneme karşılık olarak.

Duru yüzüme dokunurken dikkatle küpelerimi inceliyordu.

O küpemle oynarken ben karşımda bir şeyler anlatan annemi dinliyordum.

Duru başını boynuma koyunca başının üstünden öpüp bacaklarını okşadım.

"Aç mısın.?" Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Duru'nun uykusu gelmiş odaya çıkacağım...yordu mu sizi.?"

Bu sefer konuşan Sezen teyzeydi.

"Sen gelene kadar gülüp duruyordu seni görünce şımardı." Gülümseyip boynumdan küpelerime bakan kızımın saçlarını okşadım.

"Şımarık benim kızım Sezen teyze bilmiyor musunuz.?" İkiside gülmüştü.

Geldiğimde salonda olan abim şimdi yoktu. Bahçede sigara içerken telefonda konuşuyordu.

"Hadi ben bu şımarığı uyutup geleyim." Duru onlara el salladığında ikiside dünyanın en mutlu insanları gibi kızıma bakıyorlardı.

Salondan odamıza çıktığımızda Duru'yu uyutup kendimi duşa attım.

Saçlarımı kurutmadan kızımın yanına uzandığımda telefondan gelen seslerle koşarak sessize aldım.

Bildirimler sosyal medyadan geliyordu.

Sanırım bugünkü haberi girmişlerdi ve herkes beni etiketliyordu.

@MAG:
EFSUN GEDİZ YAKIN ARKADAŞI CAN ÇAĞLAYAN İLE GÖRÜNTÜLENMİŞ. MALUM OLAYLARDAN SONRA KENDİSİNİ ÇOK GÖREMEMİŞTİK. KENDİSİNE SORULAN ATEŞ ÇAĞLAYAN VE DURU ÇAĞLAYAN SORULARINA CEVAP VERMEDEN KAÇAR ADIM ARACINA BİNEN GEDİZ'İN TELAŞI DİKKATLERDEN KAÇMAMIŞ. HERKES ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN KENDİSİNE DAVA AÇTIĞINI SÖYLESEDE BİZE GELEN HERHANGİ BİR BİLGİDE DAVA AÇILDIĞI YOK. HATTA ARALARI YAVAŞ YAVAŞ DÜZELİYORMUŞ. HER AN İKİLİNİN BARIŞMA HABERİNİ ALABİLİRİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

265.926 beğenme. 21.939 yorum

@instagramkullanıcısı: bence barıştılar bile.
@instagramkullanıcısı: Ay keşke barışsalar ya.
@instagramkullanıcısı: Benim imkansız çiftim barışırsa exime yazacağım.
@instagramkullanıcısı: Ben şok.
@instagramkullanıcısı: Barışmışlar mı yani.
@instagramkullanıcısı: Peki Efsun'um adımı.
@instagramkullanıcısı: Duru'yu paylaşmamışlarda bence Ateş kabul etmiyor bebeği.
@instagramkullanıcısı: Efsun suçlusun hala gülmüşsün aq
@instagramkullanıcısı: Ya barışmasınlar Efsuna sinirliyiz.
@instagramkullanıcısı: Ateş bu kadına kıyamaz ki aq.
@instagramkullanıcısı: Net barıştılar.
@instagramkullanıcısı: O nasıl bir adım atmak yuh.
@instagramkullanıcısı: Ateş barışmaz bir daha bununla.
@instagramkullanıcısı: üçüncü fotoda adımına bakın..

Haberleri kapatıp tekrar Duru'nun yanına uzandığımda kafasını karnıma gömmüştü.

Kapanan göz kapaklarımı daha fazla tutamadan bende uyumuştum.

Yanağımdaki dudaklarla gözlerimi hafifçe açtım.

Ateş'ti.

"Uyanma güzelim gideceğim sizi görüp."

Tek gözümü tamamen açıp onun yakışıklı yüzüyle karşılaşınca gülümsedim.

Hava kararmıştı.

"Ne zaman geldin.?"

"Yarım saat oluyor. Biraz aşağıda durup uyanmanızı bekledim ama dayanamadım." Boynumdan öptü.

Göz ucuyla uyuyan kızımıza baktım.

Saat akşam dokuzdu ve biz dört saattir uyuyorduk.

Esneyip doğrulduğumda Ateş beni kolları arasına çekmişti..

Başım onun göğüsündeyken neredeyse kucağına çıkmıştım.

"Saçlarını kurutmadın mı.?" Dedi elleri ensemde gezinirken.

"Kuruttum." Dedim yalan söyleyerek.

Gözlerini kısarak bana baktıktan sonra hafifçe burnuma dokundu.

"Pinokyo."

Uyku sersemliğiyle ona daha çok sarılırken sesimizden rahatsız olan Duru kıpırdanmaya başlamıştı.

Ben onu sallarken Ateş elimi tuttu.

"Çok özledim uyansın." Sesli bir şekilde güldüğümde elimi hemen dudaklarımın üstüne kapattım.

Çocuk gibiydi.

Ateş şanslı gününde olacak ki Duru yavaş yavaş gözlerini açıyordu.

Biz onun uyanışını büyülenmiş gibi izlerken Ateş alnımdan öptü.

Sonunda mavi gözleri gördüğümüzde Ateş benden ayrılıp onun tarafına gitmişti.

Duru babasını gördüğü gibi tombul elleriyle gözlerini kaşıyıp tekrar Ateş'e baktı.

"Baba."

"Babam." Diyerek karşılık almıştı Ateş'ten.

"Bababab."

"Baban ölsün sana her şeyim." Ona uzanan kolları daha fazla bekletmeden kucağına alan Ateş başını hemen boynuna gömdü.

Çok güzellerdi.

Ateş Duru'nun yanağını öperken Duru gözlerini doldurup yanağını tuttuktan sonra ağlamaya başlayınca kaşlarımı çattım.

O yanağını tutarak ağlarken Ateş'e bakmayıda ihmal etmiyordu.

"Noldu Efsun." Dedi korkuyla.

Hemen yanlarına gittim.

"Duru noldu bir tanem." Elini tuttum ama o elini yanağında tutuyordu.

Diğer eliyle bana Ateş'i gösterip ağlarken olayı anlamaya çalışıyordum.

"Noldu.?" Dedim ben de şaşkınlıkla.

Ateş onun göz yaşlarını silip diğer yanağından öpeceği sırada Duru daha çok ağlamaya başladı.

Eliyle Ateş'i göstermeye devam ederken ben onun minik elini tuttuğu yanağından çektim.

Kızarmıştı.

"Ateş sakalın batmış." Der demez Ateş onu hızla bana verdi.

"Aklıma gelmedi hiç Efsun." Diyerek telaşla yataktan kalktığında kolunu tutmaya çalıştım ama o uzaklaşmıştı bile.

"Bir şey olmuş mu.?" Derken bizden uzaktaydı.

"Kızarmış sadece bir şey yok." Dediğimde Duru yaşlı gözlerle babasına bakıyordu.

"Boynunda var mı.?" Hemen oraya da baktım.

"Yok sakin olur musun geçer şimdi." Dedim ona karşılık olarak.

"Bilemedim Efsun hiç aklıma gelmedi acıyacağı...bir şey olmadığına emin misin ağlıyor hala."

"Ateş oturur musun bir şey yok acımıştır geçer birazdan hem bak ağlamıyor sadece sana bakıyor."

"Gelir mi bir daha bana." Dedi.

"Ateş saçmalama lütfen o sensiz durabilir mi.? Sadece biraz daha yavaş öpersin dikkat ederiz bir şey olmaz."

Derin bir nefes verdi.

"Ben gideyim biraz sakinleşsin yine gelirim." Dediğinde hızla odadan çıktı.

Duru'nun yanağına krem sürdüğümde artık ağlamıyordu.

"Babayı korkuttun aşkım...çok mu acımış benim bir tanemin yanağı...yerim ben o tombul yanakları. Ham ham ham yaparım." Son cümlemle gülmeye başladığında yine söyledim.

"Ham ham yaparım." Yine gülmüştü.

"Keserim o sakalları." Dediğimde bu sefer ben gülmüştüm.

Ateş ve sakalları..

Kesmenin k sı aynı cümlede geçemezdi.

Duru'yu alıp salona geçtiğimizde annemler buradaydı.

Sanırım babamlar daha gelmemişti çünkü sadece ikisi vardı.

Bu sefer kahveleri içmiş fal bakıyorlardı.

Duru'yu koltuğa bırakıp yanına oturduğumda boboyu çekiştiriyordu.

"Günaydın aşklarım." Dedi annem.

"Ateş yukarıya çıkmıştı gitti mi.?"

"Ateş'in sakalları Duru'nun yanağına battı, ağlayınca Ateş kendini suçlayıp gitti." Kendini suçladığına emindim.

Duru'nun ağlamasına zaten kıyamıyordu şimdi onun yüzünden ağladığı için kendini suçluyordu.

"Bir şey oldu mu.?"

"Yok yok sadece yanağı kızarmış acıyınca ağladı ama krem sürdüm ben cadıya." Duru oyun halısına gitmek için bana eliyle gösterince onu yere bıraktım.

Legoları duvara atarak oynuyordu.

Oyuncaklar konusunda hırçın bir bebekti.

"Yemek hazırlasın Fatma." Başımı tamam anlamında salladım. Acıkmıştım.

Can'a uyumadan önce gelmeyeceğimi söylemiştim o da zaten Batuhan'ın işi olduğu için buluşamayacağımızı yazmıştı.

O yüzden rahat rahat uyumuştum.

Sofra yarım saat içinde kurulduğunda Duru'yu annemlerle bırakıp masaya geçtim.

"Ellerine sağlık fatoşum." Dediğimde sırtımı okşadı.

"Afiyet olsun maviş."

Çatalı uzatıp patatese batıracağım sırada Sezen teyzenin şaşkın sesiyle telaşla arkamı döndüm.

"Ateş.!"

Onu gördüğüm gibi şaşkınlıkla ayağa kalkmıştım.

Ateş gelmişti.

Hayır.

Ateş sakallarını kesmiş bir şekilde gelmişti.

Yaptığı bu hareket gözlerimi doldururken durumun gerçekliğini sorguluyordum.

Ateş sakallarını kesmezdi ki. Benim için bile kesmemişti.

Duru yanağını tutup ağladı diye o, asla kısa bile kullanmadığı sakallarını kesmişti.

BÖLÜM SONU

Finale doğru gidiyoruz. Kaç bölüm sonra olur bilmiyorum ama fazla uzatmayacağım.

Bu arada alıntılar için beni buradan ya da instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.

Yakarış bittikten sonra yeni kitabım "Sahte ve Gerçek" yayında olacak.

Panoda instagram hesabım ekli ♥️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.722okunma 45beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.