27. bölüm / 37
YAKARIŞ27
Bölümler 37Şu an: 27
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
"Hadi." Dedim Ateş'in elini tuttuğumda.
Gözleri tuttuğum elindeyken ben onu çekiştirerek yürümeye başlamıştım bile.
Bir kaç gün ailecek vakit geçirecektik.
Kimse olmayacaktı.
Duru, Ateş ve ben.
Ailecek.
/////////////////////////
Duru'nun odasındaki koltuğa oturmuş yatağında ilk kez yatan bebeğimizi izliyorduk..
"Hadi karnını doyuralım." Ateş ayağa kalktığında beni de kaldırıp peşinden sürüklüyordu.
Yan taraftaki bebek telsizini aldığında hızlı adımlarla mutfağa gelmiştik bile.
Ateş bana sevdiğim gibi patatesli ve sucuklu tost yaparken ben de sandalyeye oturmuş onun sırtını izliyordum.
Derin bir nefes alıp verdiğimde bana döndü.
"Noldu.?"
Bir şey yok gibi omzumu oynattığımda o da nefesini verip önüne dönmüştü.
"Ketçap.?"
"Hayır." Dediğimde gülümsediğini biliyordum
"Belki huyun değişmiştir diye sordum ama hala aynısın."
Gülümsedim.
"Al bakalım." Tabağı önüme bıraktığında tekrar tezgaha dönüp portakal suyunu da getirmişti.
"Sen." Dedim o da karşıma otururken.
"Sen ye ben zaten doyarım."
Burukça gülümsedim.
Eskiden ondan bu cümleyi çok fazla duyardım.
Sen mutlu ol ben mutlu olurum.
Sen dinlen ben dinlenmiş gibi olurum.
Beraber yemeyi teklif edecektim ama Ateş patates sevmezdi.
"Şunları ayıklayayım mı.? Biraz sende ye." Tostu açacağım sırada elimi tutup durdurdu.
"Sana yaptım ye artık soğuyor...sen soğuk yemek sevmezsin."
Dudaklarımı birbirine bastırıp tosttan bir ısırık aldım.
"Omzun ağrıyor mu hala.?" Konuşmamla bana dönmüştü.
Ateş, düğünümüze az bir süre kala vurulmuştu.
Yarasının iyileşmesine rağmen ağrısı olduğu için o sıralar fizik tedaviye gidiyordu.
"Geçti." Dedi içli içli bakarken.
Hafifçe boğazını temizlediğinde tosttan bir ısırık daha almıştım.
"Nereden başlayacağımı, ne yapacağımı, sana zarar vermeden bu süreci nasıl atlatacağımızı bilmiyorum."
Konuşmak için ağzımdaki lokmayı hızlı hızlı çiğniyordum ama o konuşmama izin vermedi.
"Bebeğimiz var, bundan daha da önemlisiyse senin psikolojin."
Ona bakmaya devam ettim.
"Yıpranmışsın, çok yorulmuşsun bunu gözlerinden anlayabiliyorum Efsun. Yemek yemiyorsun, Can'la eskisi gibi bir yerlere gitmiyorsun. Kendine vakit ayırmıyorsun...aklın sürekli kızımızda ama artık herkes onun yanında bunu biliyorsun."
Biliyordum.
Ateş tekrardan derin bir nefes aldı.
"Yaşadıklarımız ve yaşadıkların kolay değil biliyorum ama artık biraz olsun rahatla ve şu gözlerindeki tedirginliği sil Efsun." Ellerimi tuttuğunda başımı eğdim ama çenemden tutarak tekrar ona bakmamı sağlamıştı.
"Ben varım güzelim, kızımızı da senide yalnız bırakmayacağım söz veriyorum sen beni itmediğin sürece ben yanında olacağım söz veriyorum Efsun..yemin ederim yanındayım ve gitmeyeceğim."
"Sen beni istemeyene kadar yanında olacağım."
Alnını alnıma dayadığında gözlerimi kapatmıştım.
"Kızımız iyi, önce annesini iyileştirmem gerekiyor."
Dudaklarım titrediğinde gözlerimde dolmuştu.
"Başımıza tekrar böyle bir şey geleceğini ve benim sana yeniden inanmayacağımı zannediyorsun...böyle bir şey yok. Olmayacak böyle bir şey Efsun."
Ateş bunları nereden biliyordu.
Bunları düşündüğümü nasıl biliyordu bu adam.
Benden ayrılıp ellerimi öptüğünde dudaklarını çekmedi.
"İyi olacağız söz veriyorum sana...iyileştireceğim seni."
"Beni iyileştirmen için şu an evimizdeyim." Ateş başını kaldırıp gözlerime baktığında gülümsemişti.
İzin verdiğimi Duru'yu ona getirip burada kalalım dememle belli etsem de hiç sözlü bir şekilde söylememiştim.
"Özür dilerim." Dediğinde ellerimi tekrar öpmüştü.
"Özür dilerim." Dedim ama o başını iki yana salladı.
"Sen değil ben özür dileceğim bir tanem. Aptal eski sevgilin özür dileyecek."
Eski sevgilin diyince gülümsemiştim.
"Olaylardan bir kaç gün önce tuhaftın. Yanıma çok gelmiyordun ve tedirgindin...hepsini düşünerek hareket ettim ama iki gün önce Can anlattı."
Ne anlatmıştı.
"Bana hamile olduğunu söyleyeceğin için gergin ve sinirliymişsin."
Öyleydim.
"O hafta Can'la etmediğimiz kadar kavga etmiştik nasıl söyleyeceğim konusunda." Diyip gülümsedim.
"O direkt söyle diyordu ama ben daha özel bir şekilde haber vermek istiyordum...Can pek yardımcı olmadığı için sürekli gergindim." Ensemden tutarak beni kendine çektiğinde kollarımı ona dolayıp başımı da omzuna koydum.
"Özür dilerim...senin başkasını sevme ihtimalin gözümü kör etti. Delirdim Efsun yemin ederim delirdim."
"Geberdim Efsun."
Gözlerimi kapatıp sarılmaya devam ediyordum. O da konuşmaya.
"Senin için öl deseler ölürdüm sesim çıkmazdı ama başkası olmazdı Efsun. Başkası.."
Susup yutkunduğunda ben konuştum.
"Ortada mükemmel işlenmiş bir plan vardı ve ikimizde bu plana düştük. Kaya ile olduğumu ablam istediği için söylemedim...akşam anlatacaktım sana...senin bizi gördüğünü bilsem söyler miydim hiç."
Bana daha sıkı sarılırken başını olumsuz anlamda salladı.
"Dinlemedim seni."
"Anlattın ama anlamadım...gözüm kör olmuştu. Başkası olma fikri delirtti beni Efsun. Elini tutması, elimdeki fotoğraflar...beynimden vuruldum."
O da haklıydı.
Ben de haklıydım.
O da haksızdı.
Ben de haksızdım.
Biz büyük bir oyuna kurban giden iki aşıktık.
O kadar aşıktık ki kör olmuştuk.
"Her gün bunları mı konuşacağız biz...iyileştireceğim diyorsun ama ben bunları hatırladıkça kötü oluyorum Ateş." Beni kendinden ayırıp yüz yüze gelmemizi sağladığında tekrar kızarık gözlerine baktım.
"Ben kendimden nefret ediyorum Efsun. Kendimden bu kadar nefret ederken seni nasıl iyileştireceğim." Saçlarımı okşarken alnımdan öpüyordu.
"Bunları unutmakla başlayabiliriz."
Burukça baktı bana.
Unutamam der gibi bakmıştı.
"Bizim bir bebeğimiz var." Dediğimde gözlerini kapatıp derin bir nefes alıp verdi.
"Annesi sen olan bir bebek..sana yaşattıklarıma rağmen hayalimi gerçekleştirdin."
Kız babası olmak istiyordu.
Düğünümüz yaklaştıkça 'kızım olsun istiyorum' diyerek geceleri bana hayallerini anlatmaya başlardı.
"Dünyalar güzeli bir bebek...Ve sarışın." İkimizde sesli bir şekilde güldüğümüzde nedenini çok iyi biliyorduk.
"Sana benzeyen esmer bir bebek." Dediğimde beni kolları arasına çekip çıplak tenimi okşamıştı.
"Ya da annesi gibi dünyalar güzeli kumral bir kız çocuğu." Kıkırdadım.
"Ya esmer olursa o zaman sevmeyecek misin sen benim bebeğimi."
Ateş güldüğünde onunda çıplak göğüsü sallanmıştı. Başım göğüsünde olduğu için ben de sallanıyordum.
"Esmer sarışın hiç fark etmez yavrum senden çıkan her şeye ölürüm ben."
Bu sefer gülen taraf bendim.
"Sarışın.? İmkanlı şeyler hakkında konuşur musun biraz aşkım."
"Niye sarışın olmaz mı bebeğimiz."
Cıklayıp göğüsünden öptüm.
"Olmaz dinozorum...ama istersen bir test denemesi yapabiliriz."
Ateş sözlerimle birlikte üzerimizdeki örtüyü hızla yataktan dışarı atarken çıplak bedenimi altına aldığında kahkaha atmıştım.
"Şu an sevişirsek bebeğimiz sarışın mı olur diyorsun."
Gülerek ona başımı sallarken o kararmış gözleriyle bana bakıp dudaklarıma yapıştığında hızla karşılık vermeye başlamıştım...
"Uzmanlar öyle söylüyor." Dediğimde elleri vücudumda geziniyordu.
"Hım...kimmiş bu uzman."
Elimle kendimi gösterdiğimde Ateş daha fazla dayanamamış olacak ki ikimizi de doruğa çıkartmıştı.
Gerçekten de dediği çıkmıştı.
Sarışın bir bebek yapmıştık.
Tekrar güldüm.
Hafifçe gülümseyip bana bakarken elimi yanağına koydum.
"Üşenmedik yaptık bir velet." Dediğimde Ateş sesli bir şekilde gülmüştü.
Ben de öyle.
"Güzel bir velet."
Başımı salladım.
"Çok güzel bir velet." Dudaklarını tekrar alnıma bastırınca kollarına tutundum.
"Duru'yu yanımıza alıp biraz uyuyalım mı.?"
"Uyuyalım." Dediğinde ikna etmenin sevinciyle ona baktım.
"Hadi." Ayağa kalkıp elimi ona uzattığımda elimi tutup beni sertçe kendine çektiğinde çığlık atarak kucağına düşmüştüm.
Beklemeden benimle beraber ayağa kalktığında bacaklarımı kalçalarına sarıp kollarımı da boynuna dolamıştım.
Eskisi gibi taşıyordu beni.
O yanımdayken çok yürümüyordum.
Ateş'e yürümemi saymazsak çok az yürürdüm. Beni sürekli bebek gibi kucağında taşırdı.
Merdivenlerden çıkıp Duru'nun odasına geçtiğimizde kapıdan geri döndük.
Bizim odamıza girip beni yatağa bıraktığında tekrar gitmişti.
Bir kaç saniye sonra kucağında kızımızla beraber geldiğinde hemen yatağın örtüsünü kaldırıp Duru'yu bırakması için yer açmıştım.
"Hadi." Dedim o bize bakıp yatağa gelmezken.
Benim konuşmamı bekliyormuş gibi yatağa girdiğinde uzanması için yastığını indirdim.
"Yat hadi." Dedim kendim hala oturur haldeyken.
Ateş Duru'nun sağ tarafına uzandığında gülümseyip onlara baktım.
Sanırım bunu hep söyleyecektim ama onlar çok güzeldi.
Onun gibi ben de uzandığımda elimi Duru'nun karnına koydum.
Ateş onun minik parmaklarını tutarken ben de karnını okşuyordum.
"Çok tombul değil mi.?" Dediğimde Ateş yine o buruk gülümsemesini yapmıştı.
"Çok güzel." Dedi kızına büyülenmiş gibi bakarken.
"Güzel ama tombul." Dedim gülerek.
Çok tombul değildi ama ona böyle demeyi seviyordum.
"Efsun." Uyarır gibi konuştuğunda kaşlarımı çattım.
"Önce Duru sonra da sen...üst üste darbe yiyorum." Yalan bir triple ona arkamı döndüğümde maksatım konuşmayıp uyumasını sağlamaktı ama o yataktan kalkıp benim tarafıma geldiğinde yanımda diz çökmüştü.
"Sen benim için her şeyden önemlisin. Sen ve kızım benim dünyamsınız, her şeyimsiniz benim." Dudakları yanağımı bulduğunda hemen konuşmuştum.
"Uyu diye döndüm trip attığımdan değil."
"Dönme arkanı, uyuyabilir miyim sen küsünce."
Uyumazdı.
Yanıma gelirdi ve barışıp beraber uyurduk.
Boynumdan sertçe öpüp tekrar yerine geçtiğinde o tavana bakarken ben de onu izliyordum.
Elim Duru'nun kolundayken birden ellerini iki yana açmıştı.
Onun bu hareketiyle Ateş'in bakışları bize döndü.
"Çok güzel." Dedi yine.
"Dünyanın en güzel bebeğini doğurmuşsun Efsun." Gülümsedim.
Öyleydi.
Çok güzeldi benim her şeyim.
Ateş'in göğüsü inip kalktığında yine sıkıntıyla nefes aldığını anlamıştım.
"Gözlerini kapatır mısın artık."
Kolunu yüzüne atıp gözlerini koluyla kapattığında ortaya çıkan kol kaslarına baktım.
"Ben gidince kendini spora mı verdin ne bu kaslar.?" Göğüsü hafifçe sarsıldığında güldüğünü anlamıştım.
Kol kasına dokunup sıkmaya çalıştım ama çok sertti.
"Gereksiz." Dedim ağzımın içinden ama duyuyordu.
"Uyuyorum Efsun."
"Bu kaslarla zor."
"Ne.?"
"İyi geceler diyorum." Kolunu gözünden kaldırıp bana baktıktan sonra Duru'nun başının üstünden kolunu geçirerek bana doğru uzatmıştı.
Başımı avucunun içine koyduğumda gülümsedi.
Çok seviyordum bunu.
Bildiği için gülümseyerek bakıyordu.
Ateş gözlerini kapattığında ben de aynı şekilde kapattım ve kısa süre sonra uykuya daldım.
Uyku ve uyanıklık arasında gözlerimi açıp beni sarmalayan kollara baktığımda Duru'nun benim tarafımda yattığını görmüştüm.
Ateş uyuyordu.
Sırtım arkamdaki adamın göğüsündeydi.
O arkamdan bana ve Duru'ya sarılırken ben ortadaydım.
Bir elimi Ateş'in eline, diğerini de Duru'nun karnına koyduktan sonra tekrar uykuya geçmiştim.
Duru'nun mırıltılarıyla beraber gözlerimi açtığımda o göz göze gelmemizle sevinç çığlığı atmıştı.
Uyku sersemi gülümseyip onu karnından tutarak göğüsüme aldığımda sesini çıkartmadı.
Boynundan öptükten sonra omzumun üstünden Ateş'e baktım.
Elleri hala karnımdaydı.
Elini hafifçe üstümden çektiğimde uyanmamıştı.
Normalde en ufak bir sese uyanırdı ama uykusuz olduğu için uyanmıyordu.
"Bak baban burada aşkım." Duru'yu poposundan tutup Ateş'i görmesini sağladığımda bacaklarını sallayarak ona doğru atıldı.
"Uyuyor olmaz Duru." Duru hala kollarını Ateş'e doğru uzatırken düşmemesi için karnından da tuttum.
Onu Ateş'e uzatıp geri kendime çekerken sinirleniyordu.
"Senin beni daha çok sevmen gerekiyor...anayım ben." Beni hiç takmadan babasına doğru çığlık attığında yüzümü buruşturup onu Ateş'in yanına bıraktım ve biraz geriye gidip yatakta oturur pozisyonda durdum.
Duru Ateş'in yüzüne dokunduğunda Ateş'in göz bebekleri kıpırdamıştı.
O da benim gibi oturur pozisyonda dururken başını babasının boynuna koyduğunda minik kollarıyla da Ateş'e tutunuyordu.
Poposuna vurduğumda yan gözlerle bana bakıp güldü.
"Hain misin sen.?" Dedim saçlarını düzeltirken.
Duru çığlık atıp Ateş'in yüzüne elini attığında güldüm.
"Da da."
Ateş'e baktığımda onun uyanmış bana baktığını görünce gülümsemem genişledi.
Zaten Duru'nun çığlıklarına uyanmaması imkansızdı.
"Günaydın." Dedim onun gözleri Duru'ya kaydığında.
Duru'yu belinin iki yanından tutup havaya kaldırdığında minik bebeğimiz kahkaha atmıştı.
"Beni mi uyandırmaya çalışıyorsun sen güzelim." Onu kendine doğru indirip boynundan öpüp kokladığında tekrar havaya kaldırmıştı.
Duru'nun karnına dokunup parmaklarımı oynattığımda attığı çığlıklı kahkahasıyla bizde gülüyorduk.
"Demek beni satarsın ha." Ben onu gıdıklarken o keyifle kahkaha atıyordu.
Ateş hızla doğrulup Duru'yu göğüsüne yatırdığında ben onu gıdıklamaya çalışırken ikisi benden kaçıyordu.
"Gel buraya." Dedim Duru'ya atılmaya çalışırken.
Babası onu bana doğru uzatıp tekrar kendine çektiğinde kahkaha krizine girecekti.
Biraz sakinleşmesi için durdum ama o elini bana uzatıp dokunacağım sırada tekrar kahkaha atarak babasına sığındığında oyunu bozamadım.
"Ölürüm lan sana nasıl bir bebeksin sen." Ateş onun başının üstünden öperken Duru hala elini bana uzatıp hemen geri çekiyordu.
"Sana şımarıyor." Dediğimde bakışları beni bulmuştu.
Arkamdaki pencereye bakıp havanın karardığını görünce şaşırmıştı.
Öğlen gelmiştik ama şu an gece yarısıydı.
"Saat kaç."
Arkamı dönüp dijital saate baktım.
"01.35."
Gözlerini kapatıp açtıktan sonra Duru'yu tekrar öpmüştü.
"Acıkmıştır bir şeyler hazırlayayım." Yataktan çıktığımda ikisine baktım.
Ateş'le birbirimize bakarken gülümseyip hızla odadan çıkmıştım.
Merdivenden inerken dolu olan gözlerimi silip hızla mutfağa geçmiştim.
Sanırım alışamayacaktım bu kadar güzel olmalarına.
Buzdolabını açıp Duru için bir şeyler çıkarttığımda hepsini ezip tabağa koyuyordum.
Dolaptan bizim içinde bir şeyler çıkartmaya başladığımda masaya yerleştiriyordum.
Ateş'e sevdiği gibi bir kaç tane omlet yapıp onlarıda masaya koyduğumda Duru'nun sesiyle kapıya döndüm.
İkisi kapının girişinde durmuş beni seyrederken Duru bacaklarını sallayarak kollarını bana uzatıyordu.
Gülerek onlara bakarken Ateş kızımızı yanıma getirdiğinde onu hemen kucağıma almıştım.
"Aşkım." Dediğimde Ateş hemen başını kaldırıp bakmıştı.
Yanlış anladığını anlayınca gözlerimi kaçırdım.
"Kahve tezgahta." Dediğimde uzanıp masaya koymuştu.
"Ellerine sağlık."
"Afiyet olsun başla hadi ben de Duru kuşu doyurayım."
Hazırladığım tabağı önüme çekerken Duru heyecanla sık sık nefes alıp veriyordu.
Acıkmıştı.
"Yesene." Ateş'e doğru konuşmuştum.
"Doyur bebeğimizi beraber başlarız."
Duru elimdeki çatala yarı yolda sabırsızca elini uzatınca çatal elimden düşmüştü.
"Duru." Dedim gülerek.
Yanağından öptüğümde Ateş Duru'nun çatalını suya tutup bana uzatmıştı.
"Sakin ol aşkım yiyeceğiz...obur aşkım benim."
Can'ın dediği kadar boğazına düşkündü meleğim.
Ben yedirirken Ateş'te onun ağzını siliyordu.
"Doydun mu bir tanem...gel bana annende biraz yemek yesin." Ateş konuştuktan sonra onu kollarımdan aldığında gözleriyle tabağımı işaret etti.
Duru'ya yemek yedirirken o yine tabağıma bir şeyler doldurmuştu.
Çatalımı elime alıp yemeye başladığımda Ateş'te kızımızı tek koluna alıp omletten yiyordu.
Kendime çay Ateş'e de kahve doldurduktan sonra masaya tekrar dönmüştüm.
İlk defa üçümüz böyle normal bir şekilde yemek yiyorduk.
Aramızda hala mesafeler vardı. Yavaş yavaş onları da aşacağımıza inanıyordum.
Eskiden yemeklerde bir an olsun susmazdık hep konuşurduk ama şimdi..
Derin bir nefes alıp verdikten sonra önümdeki tabağı alarak ayağa kalkınca Ateş kolumu tuttu.
"Otur biraz daha ye Efsun tabağın komple duruyor."
Beni zorla oturttuğunda kendimi zorlayarak biraz daha yedim.
"Ne zaman emzirmeyi bıraktın." Ateş'e baktım.
Yutkunup elimdeli çatalı bıraktığımda dişlerimi sıktım.
Ağlama.
"Emzirmedim."
Ateş'in gözlerindeki hüznü gördüğümde tabağımı alarak bu sefer hızla masadan kalkmıştım. Tezgaha bıraktım.
"İçerideyim." Diyip mutfaktan çıktığımda titreyen dudaklarıma elimi bastırdım.
Ağlamamak için kendimi sıkarken yüzüme hava yapıyordum.
Adım sesleriyle göz yaşlarımı sildim.
Onlara sırtım dönükken ağlamamak için dışarıyı izliyordum.
Belime sarılan kollarla beraber gözlerimden akan yaşları tutamamıştım.
Ateş arkamdan sarılarak başını boynuma gömdüğünde sessizce ağlıyordum.
"Kızımız çok mutlu ve sağlıklı...emzirip emzirmemen önemli değil ben sadece sizinle ilgili detayları merak ettiğim için sordum."
Başımı salladım anladığımı belirtmek için.
Duru emekleyerek koltuğa çıkmaya çalışırken onu camdan izliyordum.
"Erken doğum oldu ilaç kullandım yapam.." Devamını getiremediğimde beni kendine döndürüp sıkıca sarıldı.
"İkinizde iyisiniz bir şey yok." Dediğinde bacağımdan tutarak kucağına çıkmamı sağlamıştı.
Bacaklarımı kalçalarına doğru dolarken biraz sakinleşmeye çalışıyordum.
"Bir şey yok." Dedi saçlarımı okşarken.
Başımı sallayıp burnumu çektiğimde yüz yüze gelmemizi sağlayıp yüzümdeki saçları çekip biraz hava gelmesi için üfledi.
"Lan.!"
Gözlerimi kapattığım sırada Ateş'in şaşkın sesiyle hemen açtım.
Yere bakarken ben de onun gibi baktım ve gördüğüm şeyle beraber başımı onun omzuna koyarak güldüm.
"Sen ne ara geldin bir tanem." Diyordu ayağımızın yanına gelen Duru'ya doğru.
"Kucağına alır mısın.?" Dediğinde benim onu alacağım kadar yere eğilmişti.
Duru zaten kollarını kaldırıp bizi beklediği için onu hemen kucağıma almıştım.
Duru benim kucağımda ben de Ateş'in kucağındaydım.
Havalandığımızda onun neşeli çığlığının bize iyi geldiğini fark etmiştim.
Her şeyimizdi o bizim.
Doğduğunda beni toparladığı gibi şimdi de bizi toparlayacaktı.
Farkında olmasada bunu o yapacaktı.
Alnımdaki dudaklarla Duru başını babasının göğüsüne yaslamıştı.
Mırın kırın etmeye başladığında Ateş hala saçlarımı okşuyordu.
Duru Ateş'e istediği gibi sarılamadığında arkasını dönüp beni iteklediğinde şaşkınlıkla ona bakıyordum.
Ateş gülmemek için kendini tutarken tüm çirkefliğimle konuştum.
"Senden önce ben vardım. İndir Duru'yu yerde dursun Ateş."
Ateş konuşmamla beraber sesli bir şekilde gülünce ben hala Duru'ya bakıyordum.
"Ne babacı çıktın ya sen..ben doğurdum seni. Elinle ittiğin karnımda taşıdım seni." Yanağından tutup ciddi ciddi konuşurken o gülüyordu.
Gülüşüne dayanamayıp ben de güldüğümde Ateş yürümeye başlamıştı.
Tabi bizde kucağında olduğumuz için onunla birlikte ilerliyorduk.
"Sarı maymun." Dediğimde Ateş yine gülmüştü.
Can onu sattığı için Duru'ya sarı maymun derken kızıyordum ama haklıymış canım arkadaşım.
Aldatıldık resmen.
"Kurban olurum ben size." Duru'yu öpüp sonra beni öptüğünde kızımız huysuzlandığı için Ateş beni yavaşça indirmişti.
Duru'nun poposuna vurduğumda galibiyet sevinciyle bana baktığını görmüştüm.
"Yazıklar olsun." El hareketlerim Ateş'i yine güldürmüştü.
Şaka yaptığımı biliyordu.
Ayrıca onun Ateş'i daha çok sevmesine ben sadece sevinebilirdim.
Kızım babasına aşık bir bebek olabilirdi.
Hiçbir sıkıntı yoktu.
Sadece onunla uğraşmayı seviyordum.
"Gül sende tamam mı.? Siz yakında beni evde de istemezsiniz." Ateş kolunu bana uzatıp kendine çektiğinde ona yan bir şekilde sarılıyordum.
"Seni çok seviyor...beni yeni tanıdığı için böyle bir kaç güne hevesini aldıktan sonra anneci olmaya devam edeceğine eminim."
Yanlış düşünüyordu.
Duru babacı bir insandı.
"Sen öyle san Duru seni bir kaç yıl bırakmaz hatta beş altı yaşına geldiğinde dibinden ayrılmaz."
Ateş söylediklerim hoşuna gitmiş gibi gülümsediğinde Duru'yu öpmüştü.
"Yerim lan seni." Dedi.
Güldüm.
"Da da tı."
"Dada bir tanem dada." Dediğinde bana da sıkıca sarılıyordu.
"Dadayım ben." Ateş'e gülüyordum.
"Dada." Dedi Duru tekrardan.
Aklıma gelen fikirler beraber Duru'yu halıya bırakıp bizde karşısına geçmiştik.
"Sana gelecek." Konuştuğumda Ateş bana dönmüştü.
"O kadar emin olma." Dediğinde ben Duru'ya gelmesini için hareketler yapıyordum.
"Gel hadi." O emeklemeye başladığında Ateş'in olduğu hizaya geçmişti bile.
"Yanlış yol buraya gel." Dedim kollarımı göğüsümde birleştirirken.
Ateş gülümseyerek Duru'ya bakarken Duru hızla ona doğru emekliyordu.
"Ölürüm sana." Diyordu.
"Ama mızıkçılık yapma konuşmadan beklemen lazım."
Ateş inanmaz bakışlarla bana döndüğünde ciddi ciddi ona bakıyordum.
"Sabahtan beri çocuğa buraya gel diyip boboyu gösteren sen mi diyorsun bunu." Elimdeki oyuncağı arkama sakladığımda tekrar gülmüştü.
Duru iyice yaklaştığında tekrar konuştum.
"Boboyu bir daha vermem sana yanıma gel Duru." Duru beni hiç takmadan babasına iyice yaklaşıyordu.
Heyecanım gittiğinde Duru bizi şaşırtarak bana doğru dönüp emeklemeye başladığında onu yarı yolda kollarıma alıp ayağa kalkmıştım.
"Ben kazandım.!"
Kucağımda bebeğimle beraber Zıplarken Ateş bizi izliyordu.
"Bundan sonra best çocuğum sensin Duru kuş."
Ateş kahkaha atmıştı.
"Kaç çocuğumuz var Efsun kandırma artık çocuğu." Sesi keyifliydi.
Duru'nun burnundan öptüğümde onun elleri saçlarımdaydı.
"Olsun o bunu bilmiyor ama."
"Hala aynı mızıkçılık." Ona omzumu kaldırıp indirdiğimde öylece bize baktığını görünce tekrar yere oturup biraz ona yaklaştım.
Duru'da yanımızda duruyordu.
"Al bakalım." Arkama sakladığım boboyu uzattığımda hemen elimden almıştı.
"Mızıkçısın Efsun."
Ateş'e güldüm.
"Sende hala bir şeyler öğrenememişsin." Bu sefer gülen taraf o'ydu.
Kolunu bana uzatıp bedenimi kendine çektiğinde yerde oturmuş başımı onun omzuna koyarken önümüzde oyuncağıyla oynayan kızımızı izliyorduk.
Yavaş yavaş alışacaktık tüm olanlara.
Birbirimize.
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
