7. Bölüm: Aşk Seçilmez, Yaşanılır

Vaveyla Yazarı: Hayal Yazarı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 7. Bölüm: Aşk Seçilmez, Yaşanılır
  1. 1 Tanıtım: Hayal Edin1.716 kelime
  2. 2 1. Bölüm: YKS Sonuçları1.643 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Tesadüfi Tanışma1.340 kelime
  4. 4 2.5. Bölüm: Gökyüzü1.620 kelime
  5. 5 3. Bölüm: Karar Vermek2.995 kelime
  6. 6 4. Bölüm: Zorlu Karşı Gelme Süreci1.927 kelime
  7. 7 5. Bölüm: Gitmek1.862 kelime
  8. 8 6. Bölüm: Beklenmeyen Açıklama1.867 kelime
  9. 9 7. Bölüm: Aşk Seçilmez, Yaşanılır2.233 kelime · Okuduğun bölüm
  10. 10 8. Bölüm: Sabrın Sonu Selamet1.450 kelime
  11. 11 9. Bölüm: Hisler1.102 kelime
  12. 12 10. Bölüm: Aşkın İlk Belirtisi: Kıskançlık1.578 kelime
  13. 13 11. Bölüm: Geç Kalınan Farkındalık1.888 kelime
  14. 14 12. Bölüm: Gerçekleşen Hayaller1.653 kelime
  15. 15 13. Bölüm: Açığa Çıkan Yalan2.387 kelime
  16. 16 14. Bölüm: Ritim Değiştiren Bomba2.405 kelime
  17. 17 15. Bölüm: Yılların Birikmişliği2.284 kelime
  18. 18 16. Bölüm: Poligonda Verilen Ders3.003 kelime
  19. 19 17. Bölüm: Sürpriz Zarf ve Hançer Timi2.326 kelime
  20. 20 18. Bölüm: Geride Kalmak1.122 kelime
  21. 21 19. Bölüm: İtirafın Şoku836 kelime
  22. 22 20. Bölüm: Yok Çare Özlemeye720 kelime
  23. 23 21. Bölüm: Kavuşma1.340 kelime
  24. 24 22. Bölüm: İnat Edip Başarmak4.539 kelime
  25. 25 23. Bölüm: İlk Operasyon2.768 kelime
  26. 26 24. Bölüm: İçeri Sızmak1.189 kelime
  27. 27 25. Bölüm: Mağara1.914 kelime
  28. 28 26. Bölüm: Yüzleşme1.371 kelime
  29. 29 27. Bölüm: Video568 kelime
  30. 30 28. Bölüm: Kurtarma Operasyonu2.215 kelime
  31. 31 29. Bölüm: Hastane2.318 kelime
  32. 32 30. Bölüm: Eve Dönüş2.243 kelime
  33. 33 31. Bölüm: Açığa Çıkan Sır2.332 kelime
  34. 34 32. Bölüm: Anlaşılmak1.841 kelime
  35. 35 33. Bölüm: Kavga ve Sonrası2.953 kelime
  36. 36 34. Bölüm: Uyanış (Ara Final)2.435 kelime

Aşka inanır mısınız?

Gökçe sadece hayallerine ve silahlara aşık bir kadındı. İnsanlara olan aşka inanmıyordu ki bu ilk görüşte ise.

Deniz Efe'ye ise mantıksız geliyordu. Birine ilk bakışta aşık olmak ve onu canından öte sevmek saçma geliyordu ona. Çünkü onun lügatinde aşk zamanla olan bir şey ve olduğun zamanda aşık olduğun insan için hayatından bile vazgeçmek demekti.

Tek ortak yönleri istedikleri mesleğe karşı olan bağlarıydı onlara göre... Çünkü kim öleceğini bile bile bir mesleği yapmakta ısrar ederdi ki?

İkisi de biliyorlardı ki onlar gibi asker olmak isteyen ya da asker olmuş binlerce insan isterdi.

Ama hayat ikisini de yanılttı. İkisi de ilk tanıştıkları gün aralarındaki çekimi hissetmiş ama buna bir isim koyamamışlardı.

Gökçe o dere kenarında ağlarken Deniz Efe merakına yenik düşüp bakmaya gitmese hala daha aynı şeyi savunuyor olurlardı. Sanki tamamlıyorlardı birbirlerini... Gökçe'nin o günkü hırçın tavırları Deniz Efe'nin rahat tavırlarına karşı yumuşamıştı.

Ve aşık olduğunu ilk anlayan Deniz Efe olmuştu.

İkisi o günden sonra bir daha görüşmeyeceklerini düşünseler de hayat onları tekrar bir araya getirmişti. Deniz Efe'nin misafirlik için geldiği evde karşılaştırmıştı hayat onları...

İkisi de gözlerine inanamamıştı. Ortam da oluşan sessizliği Deniz Efe'nin annesi Nergis hanım bozmuştu. "Ah oğlum gel bak Gökçeyle tanış. O da asker olacakmış."

Annesinin sözleriyle Deniz Efe'nin şaşkınlığı daha da artmıştı. 'Aşık olduğum kadınla aynı okula mı gideceğim?' diye geçirmişti içinden. Şaşkınlığını ilk atlatan ve böylece ilk konuşan Gökçe olmuştu. Ayağa kalkıp Deniz Efe'nin karşısına dikilmiş ve elini uzatmıştı selamlaşmak için. "Ben Gökçe memnun oldum."

Gökçe'nin konuşmasıyla silkelenen Deniz Efe de ona uzatılan eli sıkmış ve "Deniz Efe. Bende memnun oldum Gök." demişti. O an içinden gelen bir hisle Gökçe'ye 'Gök' demiş ve ağzından çıktıktan sonra bu ismin gözlerine kadar yakıştığını fark etmişti. Ama o da bilmiyordu o andan itibaren ona hep 'Gök' diyeceğini...

Deniz Efe'nin ismini kısaltmasıyla kaşları çatılan Gökçe sormuştu. "Gök mü?"

Deniz Efe bir şey demeden sadece başını sallamış ve konuyu değiştirmek amaçlı "Demek sende milli savunmaya gideceksin?" diye sormuştu.

Milli savunma ya da asker lafının bile bir cümle içinde geçmesi Gökçe'nin gözlerinin parlaması için bir sebepti. Bunun getirisiyle heyecanla başını sallamış ve "Evet sende gidecekmişsin sanırım." demişti.

Deniz Efe, Gökçe aksine daha sakin bir tavırla başını sallamış ve "İstersen yarın kayıt yaptırmaya beraber gidebiliriz?" diye sormuştu.

Böyle bir soru sorması Gökçe'nin duraksamasına sebep olmuştu. Gökçe'nin susmasını fırsat bilip lafa atlamıştı arkadaşı Yağmur. ""Ben gidecektim Gökçeyle ama nasıl olsa sende aynı yere gideceksen bizimle beraber gelirsin." Deniz Efe de cevap olarak başını sallamakla yetinmişti.

Daha sonra Gökçe'nin yanında duran Yağmur'un ikizi Rüzgar konuşmuştu. "Hadi hepimiz beraber dışarı çıkıp bir şeyler yapalım. Hava çok güzel."

"Biz spordan geldik. Biraz beklerseniz duş alalım. Öyle çıkarız." demişti Yağmur kardeşine cevap olarak.

Yağmur'a cevap olarak Rüzgarla Deniz Efe başlarını sallamış ve Rüzgar'ın odasına gitmişlerdi. Kızlar da duş almak için banyoya gitmişlerdi.

"Deniz bir şey isteyebilir miyim senden?" diye sormuştu Rüzgar odasının kapısını kapatırken.

"Ne isteyeceksin iste" diyerek kaşlarını çatmıştı Deniz Efe.

"Sen şimdi Gökçeyle aynı okula gideceksin ya. Ona orada göz kulak olur musun?"

Kaşları hayretle havalanırken "Neden böyle bir şey istiyorsun?" diye sormuştu Deniz Efe.

Yatağına oturup yüzünü bana çevirdikten sonra "Ben Gökçe'ye aşık oldum. Onun iyi olduğunu bilmem lazım. Bunu bir tek senden isteyebilirim." dedi.

Şaşkınlıkla ağzı açılan Deniz Efe. 'Bu deyyuz benim aşık olduğum kadına, Gökçe'me aşık olduğunu mu söylüyordu!? Ona şu an yüz göz dalış ağzını burnunu kırmamamın tek sebebi Gökçe'nin de bu dallamaya karşı bir şey hissetme ihtimali.' diye içinden söylenmişti.

Bunun ihtimali dahi onu mahvetmeye yetse de Gökçe'nin kararlarına saygı duyardı ve aşkını kalbinin en derinlerine gömerdi. Ama önce Gökçe'nin duygularından emin olması gerekiyordu.

Bu yüzden tepkisiz kalmaya çalışarak "Tamam sen merak etme. Gökçe bundan sonra benimde arkadaşım ve ben arkadaşlarımı kollarım." dedi.

Deniz Efe'nin verdiği cevaptan sonra derin bir nefes aldı Rüzgar. Daha sonra 1 saat kadar havadan sudan sohbet ettiler.

Kızlar hazırlanınca da dışarı çıktılar. Gökçe açık mavi kot pantolonun üstüne ince askılı bir atlet giymişti. Balıkesir'de hava biraz soğuk olduğu için üstüne de pantolonla aynı renk bir kot ceket almıştı. Yağmur ise her zamanki gibi spor takılmıştı.

Gökçe kapıda beyaz spor ayakkabılarını giyerken Yağmur da gidip Deniz Efeyle Rüzgar'ı çağırmıştı. Daha sonra hepsi dışarı çıkmıştı.

"Ee nereye gideceğiz?" diye sormuştu Yağmur.

Dudak büzüp "Valla ben buraları bilmiyorum. Siz diyeceksiniz gideceğiz." dedi Gökçe üçüne karşı.

Rüzgar bir anda Gökçe'nin sol tarafına geçip sağ kolunu omzuna attı. Sırıtarak Gökçe'nin yüzüne bakarken Gökçe ona öldürücü bakışlar atıyordu. Gökçe bir anda kolunun altından çıkıp Deniz Efe ve Yağmur'un arasına girdi. Hareketi sonrasında Rüzgar'ın yüzündeki sırıtış soldu.

Deniz Efe Gökçe'ye dönüp "Daha önce hiç Balıkesir'e gelmedin mi?" diye sordu. Gökçe başını iki yana salladı hayır anlamında. "O zaman önce Atatürk Parkı'na gidelim. Hmm ne dersin?"

Daha önce görmediği bir yeri göreceğinin heyecanlıyla kafasını salladı. "Olur. Çok isterim." dedi yüzündeki kocaman gülümsemeyle.

Gökçe'nin çocukça heyecanı Deniz Efe'nin yüzünde de gülümseme oluşmasını sağladı. Yağmur'la Rüzgar'a dönüp "Benim arabama geçelim. Otobüslerle uğraşmayalım." dedi.

Herkes onayladıktan sonra Deniz Efe'nin arabasının olduğu yere gittiler. Rüzgar öne otururken Yağmur'la Gökçe de arkaya oturmuştu.

Deniz Efe arabayı çalıştırmadan önce dikiz aynasından Gökçe'ye bakıp göz kırptı. "Hazır mıyız?"

Yağmur'la Gökçe aynı anda "EVET!!" diye bağırdı. Onların cevabına karşılık Deniz Efe arabayı çalıştırdı.

Yarım saatlik yol boyunca arada muhabbet arada da şarkı söyleyerek geçmişti. Yarım saatin sonunda Atatürk Parkı'na varmışlardı.

Gökçe'nin içinde çok tuhaf bir duygu vardı. Ama bu duygunun Deniz Efe'nin yanındayken körüklendiğini az çok anlamıştı. Biraz etrafı gezdiler.

Daha sonra oradan çıkıp tekrar arabaya bindiler. Bu sefer Yağmur sordu. "Şimdi nereye gidiyoruz beyler bayanlar?"

"Ben Kuva-yi Milliye Müzesini merak ediyorum oraya gidelim mi?" diye sordu Gökçe. Sorusuna karşılık herkesin bakışları ona döndü.

Sorusunu cevaplayan ise Deniz Efe oldu. "Tarihe ilgin var demek. Bende çok severim tarihi. Ben daha önceden gitmiştim ama bir kez daha gitmekten zarar gelmez." Ve bir ortak yön daha bulmuşlardı...

Gökçe başını sallamakla yetindi sadece. Başka kimsede ağzını açıp konuşmayınca Deniz Efe rotasını Kuva-yi Milliye Müzesine çevirdi.

Bütün gün beraber bir yerlere gittiler. Gezdiler dolaştılar, yemek yediler. Akşam saat 8'e doğru Deniz Efe arabayı evin önüne park etmişti.

Yarın milli savunmanın kayıt günü başlıyordu. Onlar da bu yüzden plan yapıyordu. "Bence sabah erken saatte gidelim. Sıra olursa bir gün içinde bitiremeyiz." demişti Deniz Efe.

"Evet haklısın sabahtan gitmek lazım" diye onayladı onu Gökçe. Yağmur da onları onaylayınca yarın sabah 7 gibi buluşmak için anlaştık ve evlere dağıldık.

Herkes bütün gün çok yorulduğu için hemen odalarına gidip üstlerini değiştiler ve yemeklerini yiyip yattılar. Gökçe yarın istediği okula kayıt yaptıracak olmanın heyecan ve sevinciyle uykunun kollarına bıraktı. Deniz Efe ise istediği okula gidecek olmanın sevincinin yanına o okula aşık olduğu gideceği gerçeğiyle heyecanlı bir şekilde uykunun kollarına bıraktı kendini.

--------------------------------------

Hellüüü gençler!

Nabersiniz?

Ben süperim (Soranlara)

Deniz Efe sizce Gökçe'ye açılcak mu?

Gökçe Rüzgarla ne yapacak?

Daha bir sürü soru...

Sizi daha fazla tutmayayım ben.

Sol alt köşedeki yıldızı parlatın lütfen🥺🥺

Hayallerinizle kalın;)Aşka inanır mısınız?

Gökçe sadece hayallerine ve silahlara aşık bir kadındı. İnsanlara olan aşka inanmıyordu ki bu ilk görüşte ise.

Deniz Efe'ye ise mantıksız geliyordu. Birine ilk bakışta aşık olmak ve onu canından öte sevmek saçma geliyordu ona. Çünkü onun lügatinde aşk zamanla olan bir şey ve olduğun zamanda aşık olduğun insan için hayatından bile vazgeçmek demekti.

Tek ortak yönleri istedikleri mesleğe karşı olan bağlarıydı onlara göre... Çünkü kim öleceğini bile bile bir mesleği yapmakta ısrar ederdi ki?

İkisi de biliyorlardı ki onlar gibi asker olmak isteyen ya da asker olmuş binlerce insan isterdi.

Ama hayat ikisini de yanılttı. İkisi de ilk tanıştıkları gün aralarındaki çekimi hissetmiş ama buna bir isim koyamamışlardı.

Gökçe o dere kenarında ağlarken Deniz Efe merakına yenik düşüp bakmaya gitmese hala daha aynı şeyi savunuyor olurlardı. Sanki tamamlıyorlardı birbirlerini... Gökçe'nin o günkü hırçın tavırları Deniz Efe'nin rahat tavırlarına karşı yumuşamıştı.

Ve aşık olduğunu ilk anlayan Deniz Efe olmuştu.

İkisi o günden sonra bir daha görüşmeyeceklerini düşünseler de hayat onları tekrar bir araya getirmişti. Deniz Efe'nin misafirlik için geldiği evde karşılaştırmıştı hayat onları...

İkisi de gözlerine inanamamıştı. Ortam da oluşan sessizliği Deniz Efe'nin annesi Nergis hanım bozmuştu. "Ah oğlum gel bak Gökçeyle tanış. O da asker olacakmış."

Annesinin sözleriyle Deniz Efe'nin şaşkınlığı daha da artmıştı. 'Aşık olduğum kadınla aynı okula mı gideceğim?' diye geçirmişti içinden. Şaşkınlığını ilk atlatan ve böylece ilk konuşan Gökçe olmuştu. Ayağa kalkıp Deniz Efe'nin karşısına dikilmiş ve elini uzatmıştı selamlaşmak için. "Ben Gökçe memnun oldum."

Gökçe'nin konuşmasıyla silkelenen Deniz Efe de ona uzatılan eli sıkmış ve "Deniz Efe. Bende memnun oldum Gök." demişti. O an içinden gelen bir hisle Gökçe'ye 'Gök' demiş ve ağzından çıktıktan sonra bu ismin gözlerine kadar yakıştığını fark etmişti. Ama o da bilmiyordu o andan itibaren ona hep 'Gök' diyeceğini...

Deniz Efe'nin ismini kısaltmasıyla kaşları çatılan Gökçe sormuştu. "Gök mü?"

Deniz Efe bir şey demeden sadece başını sallamış ve konuyu değiştirmek amaçlı "Demek sende milli savunmaya gideceksin?" diye sormuştu.

Milli savunma ya da asker lafının bile bir cümle içinde geçmesi Gökçe'nin gözlerinin parlaması için bir sebepti. Bunun getirisiyle heyecanla başını sallamış ve "Evet sende gidecekmişsin sanırım." demişti.

Deniz Efe, Gökçe aksine daha sakin bir tavırla başını sallamış ve "İstersen yarın kayıt yaptırmaya beraber gidebiliriz?" diye sormuştu.

Böyle bir soru sorması Gökçe'nin duraksamasına sebep olmuştu. Gökçe'nin susmasını fırsat bilip lafa atlamıştı arkadaşı Yağmur. ""Ben gidecektim Gökçeyle ama nasıl olsa sende aynı yere gideceksen bizimle beraber gelirsin." Deniz Efe de cevap olarak başını sallamakla yetinmişti.

Daha sonra Gökçe'nin yanında duran Yağmur'un ikizi Rüzgar konuşmuştu. "Hadi hepimiz beraber dışarı çıkıp bir şeyler yapalım. Hava çok güzel."

"Biz spordan geldik. Biraz beklerseniz duş alalım. Öyle çıkarız." demişti Yağmur kardeşine cevap olarak.

Yağmur'a cevap olarak Rüzgarla Deniz Efe başlarını sallamış ve Rüzgar'ın odasına gitmişlerdi. Kızlar da duş almak için banyoya gitmişlerdi.

"Deniz bir şey isteyebilir miyim senden?" diye sormuştu Rüzgar odasının kapısını kapatırken.

"Ne isteyeceksin iste" diyerek kaşlarını çatmıştı Deniz Efe.

"Sen şimdi Gökçeyle aynı okula gideceksin ya. Ona orada göz kulak olur musun?"

Kaşları hayretle havalanırken "Neden böyle bir şey istiyorsun?" diye sormuştu Deniz Efe.

Yatağına oturup yüzünü bana çevirdikten sonra "Ben Gökçe'ye aşık oldum. Onun iyi olduğunu bilmem lazım. Bunu bir tek senden isteyebilirim." dedi.

Şaşkınlıkla ağzı açılan Deniz Efe. 'Bu deyyuz benim aşık olduğum kadına, Gökçe'me aşık olduğunu mu söylüyordu!? Ona şu an yüz göz dalış ağzını burnunu kırmamamın tek sebebi Gökçe'nin de bu dallamaya karşı bir şey hissetme ihtimali.' diye içinden söylenmişti.

Bunun ihtimali dahi onu mahvetmeye yetse de Gökçe'nin kararlarına saygı duyardı ve aşkını kalbinin en derinlerine gömerdi. Ama önce Gökçe'nin duygularından emin olması gerekiyordu.

Bu yüzden tepkisiz kalmaya çalışarak "Tamam sen merak etme. Gökçe bundan sonra benimde arkadaşım ve ben arkadaşlarımı kollarım." dedi.

Deniz Efe'nin verdiği cevaptan sonra derin bir nefes aldı Rüzgar. Daha sonra 1 saat kadar havadan sudan sohbet ettiler.

Kızlar hazırlanınca da dışarı çıktılar. Gökçe açık mavi kot pantolonun üstüne ince askılı bir atlet giymişti. Balıkesir'de hava biraz soğuk olduğu için üstüne de pantolonla aynı renk bir kot ceket almıştı. Yağmur ise her zamanki gibi spor takılmıştı.

Gökçe kapıda beyaz spor ayakkabılarını giyerken Yağmur da gidip Deniz Efeyle Rüzgar'ı çağırmıştı. Daha sonra hepsi dışarı çıkmıştı.

"Ee nereye gideceğiz?" diye sormuştu Yağmur.

Dudak büzüp "Valla ben buraları bilmiyorum. Siz diyeceksiniz gideceğiz." dedi Gökçe üçüne karşı.

Rüzgar bir anda Gökçe'nin sol tarafına geçip sağ kolunu omzuna attı. Sırıtarak Gökçe'nin yüzüne bakarken Gökçe ona öldürücü bakışlar atıyordu. Gökçe bir anda kolunun altından çıkıp Deniz Efe ve Yağmur'un arasına girdi. Hareketi sonrasında Rüzgar'ın yüzündeki sırıtış soldu.

Deniz Efe Gökçe'ye dönüp "Daha önce hiç Balıkesir'e gelmedin mi?" diye sordu. Gökçe başını iki yana salladı hayır anlamında. "O zaman önce Atatürk Parkı'na gidelim. Hmm ne dersin?"

Daha önce görmediği bir yeri göreceğinin heyecanlıyla kafasını salladı. "Olur. Çok isterim." dedi yüzündeki kocaman gülümsemeyle.

Gökçe'nin çocukça heyecanı Deniz Efe'nin yüzünde de gülümseme oluşmasını sağladı. Yağmur'la Rüzgar'a dönüp "Benim arabama geçelim. Otobüslerle uğraşmayalım." dedi.

Herkes onayladıktan sonra Deniz Efe'nin arabasının olduğu yere gittiler. Rüzgar öne otururken Yağmur'la Gökçe de arkaya oturmuştu.

Deniz Efe arabayı çalıştırmadan önce dikiz aynasından Gökçe'ye bakıp göz kırptı. "Hazır mıyız?"

Yağmur'la Gökçe aynı anda "EVET!!" diye bağırdı. Onların cevabına karşılık Deniz Efe arabayı çalıştırdı.

Yarım saatlik yol boyunca arada muhabbet arada da şarkı söyleyerek geçmişti. Yarım saatin sonunda Atatürk Parkı'na varmışlardı.

Gökçe'nin içinde çok tuhaf bir duygu vardı. Ama bu duygunun Deniz Efe'nin yanındayken körüklendiğini az çok anlamıştı. Biraz etrafı gezdiler.

Daha sonra oradan çıkıp tekrar arabaya bindiler. Bu sefer Yağmur sordu. "Şimdi nereye gidiyoruz beyler bayanlar?"

"Ben Kuva-yi Milliye Müzesini merak ediyorum oraya gidelim mi?" diye sordu Gökçe. Sorusuna karşılık herkesin bakışları ona döndü.

Sorusunu cevaplayan ise Deniz Efe oldu. "Tarihe ilgin var demek. Bende çok severim tarihi. Ben daha önceden gitmiştim ama bir kez daha gitmekten zarar gelmez." Ve bir ortak yön daha bulmuşlardı...

Gökçe başını sallamakla yetindi sadece. Başka kimsede ağzını açıp konuşmayınca Deniz Efe rotasını Kuva-yi Milliye Müzesine çevirdi.

Bütün gün beraber bir yerlere gittiler. Gezdiler dolaştılar, yemek yediler. Akşam saat 8'e doğru Deniz Efe arabayı evin önüne park etmişti.

Yarın milli savunmanın kayıt günü başlıyordu. Onlar da bu yüzden plan yapıyordu. "Bence sabah erken saatte gidelim. Sıra olursa bir gün içinde bitiremeyiz." demişti Deniz Efe.

"Evet haklısın sabahtan gitmek lazım" diye onayladı onu Gökçe. Yağmur da onları onaylayınca yarın sabah 7 gibi buluşmak için anlaştık ve evlere dağıldık.

Herkes bütün gün çok yorulduğu için hemen odalarına gidip üstlerini değiştiler ve yemeklerini yiyip yattılar. Gökçe yarın istediği okula kayıt yaptıracak olmanın heyecan ve sevinciyle uykunun kollarına bıraktı. Deniz Efe ise istediği okula gidecek olmanın sevincinin yanına o okula aşık olduğu gideceği gerçeğiyle heyecanlı bir şekilde uykunun kollarına bıraktı kendini.

--------------------------------------

Hellüüü gençler!

Nabersiniz?

Ben süperim (Soranlara)

Deniz Efe sizce Gökçe'ye açılcak mu?

Gökçe Rüzgarla ne yapacak?

Daha bir sürü soru...

Sizi daha fazla tutmayayım ben.

Sol alt köşedeki yıldızı parlatın lütfen🥺🥺

Hayallerinizle kalın;)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.