31. Bölüm: Açığa Çıkan Sır

Vaveyla Yazarı: Hayal Yazarı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 31. Bölüm: Açığa Çıkan Sır
  1. 1 Tanıtım: Hayal Edin1.716 kelime
  2. 2 1. Bölüm: YKS Sonuçları1.643 kelime
  3. 3 2. Bölüm: Tesadüfi Tanışma1.340 kelime
  4. 4 2.5. Bölüm: Gökyüzü1.620 kelime
  5. 5 3. Bölüm: Karar Vermek2.995 kelime
  6. 6 4. Bölüm: Zorlu Karşı Gelme Süreci1.927 kelime
  7. 7 5. Bölüm: Gitmek1.862 kelime
  8. 8 6. Bölüm: Beklenmeyen Açıklama1.867 kelime
  9. 9 7. Bölüm: Aşk Seçilmez, Yaşanılır2.233 kelime
  10. 10 8. Bölüm: Sabrın Sonu Selamet1.450 kelime
  11. 11 9. Bölüm: Hisler1.102 kelime
  12. 12 10. Bölüm: Aşkın İlk Belirtisi: Kıskançlık1.578 kelime
  13. 13 11. Bölüm: Geç Kalınan Farkındalık1.888 kelime
  14. 14 12. Bölüm: Gerçekleşen Hayaller1.653 kelime
  15. 15 13. Bölüm: Açığa Çıkan Yalan2.387 kelime
  16. 16 14. Bölüm: Ritim Değiştiren Bomba2.405 kelime
  17. 17 15. Bölüm: Yılların Birikmişliği2.284 kelime
  18. 18 16. Bölüm: Poligonda Verilen Ders3.003 kelime
  19. 19 17. Bölüm: Sürpriz Zarf ve Hançer Timi2.326 kelime
  20. 20 18. Bölüm: Geride Kalmak1.122 kelime
  21. 21 19. Bölüm: İtirafın Şoku836 kelime
  22. 22 20. Bölüm: Yok Çare Özlemeye720 kelime
  23. 23 21. Bölüm: Kavuşma1.340 kelime
  24. 24 22. Bölüm: İnat Edip Başarmak4.539 kelime
  25. 25 23. Bölüm: İlk Operasyon2.768 kelime
  26. 26 24. Bölüm: İçeri Sızmak1.189 kelime
  27. 27 25. Bölüm: Mağara1.914 kelime
  28. 28 26. Bölüm: Yüzleşme1.371 kelime
  29. 29 27. Bölüm: Video568 kelime
  30. 30 28. Bölüm: Kurtarma Operasyonu2.215 kelime
  31. 31 29. Bölüm: Hastane2.318 kelime
  32. 32 30. Bölüm: Eve Dönüş2.243 kelime
  33. 33 31. Bölüm: Açığa Çıkan Sır2.332 kelime · Okuduğun bölüm
  34. 34 32. Bölüm: Anlaşılmak1.841 kelime
  35. 35 33. Bölüm: Kavga ve Sonrası2.953 kelime
  36. 36 34. Bölüm: Uyanış (Ara Final)2.435 kelime

Abim'in hafif beni dürtmesi ve kulağıma "Gökçe uyan abicim." diye fısıldamasıyla yerimde kıpırdandım.

"Çok yorgunum biraz daha." diye homurdandım.

"Gökçe biliyorum abicim ama uçaktan bir inelim arabada uyumaya devam edersin. Hadi abim hadi."

İstemeye istemeye yerimden kalktım. Ama bir zombiden farkım yoktu. Gözlerim bile yarı açıktı. "Dikkat et tamam mı?"

Abime aldırmadan yürümeye başladım. O da kısa süre sonra koluma girmiş ve yürümeme yardım etmişti.

Bir zombi misali yürürken bir arabaya bindiğimizi hissettim. Büyük ihtimalle abim kafamı tutarak tekrar omzuna yaslamamı sağlamış ve kulağıma "Uyumaya devam edebilirsin." diye fısıldamıştı.

Kafamı kedi gibi sürterek "Hıhı." diye mırıldandım ve uyumaya devam ettim.

Sahi neden bu kadar yorgundum ben?

İç sesime bile cevap veremeyecek kadar yorgun olduğum için uyumaya devam ettim.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama bir ara bedenimin havalandığını hissettim. Korkuyla gözlerimi açtım ve refleks olarak beni kaldıran kişinin boynuna sarıldım. "Şş uyumaya devam et sevgilim. Güvendesin." diye fısıldadı Efe kulağıma. Bir yandan da yürüyordu.

Aradan kısa süre sonra bedenimi yumuşak bir yere bıraktı. Ama ben uyanmıştım ve bir daha uyuyabileceğimi sanmıyordum.

Efe odadan çıkmadan doğruldum. Yataktan gelen gıcırtı sesiyle bana döndü. "Uyumaya devam etsene. Yoksa ben mi uyandırdım." diye telaşla sordu.

"Yok yok. Artık uyuyabileceğimi zannetmiyorum." dedim ayağa kalkarken. "Kaç saat uyudum ben?"

"4 saat kadar." dedi Efe kolundaki saate bakarken.

Gözlerim kocaman oldu. "Yuh ya! Günün yarısını uyuyarak mı geçirdim ben ya!" Etrafıma bakındım. "Telefonum nerede benim?" diye sordum bulamayınca.

Ayak ucumdaki poşeti işaret etti. "Sanırım onun içinde."

"Eyvallah sağ ol." dediğim sırada abimin sesini duydum.

"Yatırdın mı Deniz?" Kapının önüne geldi ve içeriye bakınca poşet karıştıran beni gördü. "Uyandın mı abim." dedi Efe'ye ters bir bakış atarken. Yüzde yüz onun beni uyandırdığın düşünüyordu.

"Efe beni uyandırmadı abi. Ben uyandım. Zaten uyandırmadığınız hata!" diye söylendim. Bir yandan da telefonumu bulunca zaferle gülümsedim.

"Karargaha uğramamız gerekti. Uyandıramadım işte." dedi ensesini kaşırken. "Aç mısın? Ne istersin?"

Başımı iki yana salladım. "Yok abi aç değilim ama şimdi çıkın da ben bir duş alayım." dedim imalı imalı.

"Çok pardon abim. Doktoru -Birgül'ü- çağırayım mı?"

Gözlerimi devirdim. "Abi çocuk muyum ben? Kendim yıkanabilirim!" diye kışkışladım onları ve kapıyı kapattım.

Derin bir nefes alıp Yağmur'dan gelen mesajları yanıtladım.

Yağmur:
Geldin mi Ankara'ya? (17.56)

Yağmur:
Bak arkadaşlarım haber bekliyor. Gelemem dersen anlarım. Ama onların en yakın arkadaşımla tanışmasını istiyorum.

Gökçe:
Geldim. Ankara'dayım. (19.13)

Gökçe:
Ne zaman buluşulacak? Şu ara izinliyim daha çok vakit geçiririz. :D

Yazdım ve telefonu yatağın üstüne fırlatıp dolabımın kapağını açtım ve elime gelen ilk eşofman takımını ve çamaşırları alıp banyoya geçtim. Üstümdekileri çıkarıp kendimi duşa kabine attım ve üstündeki yorgunluğu almasını umarak soğuk suyun altına girdim.

Su üstümden ayak uçlarıma doğru akarken kardeşlerimi ne kadar özlediğimi fark ettim.

Hazır izinliyken birkaç haftalığına gitsem mi acaba?

Bilmiyorum ki?

Bunu abimle konuşmayı kafama not ettim ve suyu kapatıp duşa kabinin içinden çıktım.

Bir güzel kurulanıp yanımda getirdiğim eşyaları giyindim. Siyah kenarlarında beyaz çizgileri olan bir eşofman altı ve takımı olan sweatshirt almıştım.

Saçlarımı kurutmayı sevmediği için sadece tarayarak banyodan çıktım. Odama geçtim ve arılı panduflarımı giydim. Ve saçımı üstten olacak şekilde bir at kuyruğu yaptım.

Telefonumu elime aldım. Yağmur'dan mesaj vardı.

Yağmur:
Cumartesi yani yarın buluşalım diyorlar. Sende müsaitsen cevap yazayım onlara. (19.23)

Gökçe:
Tamam yaz sen onlara. Ben sabahtan sizin eve gelirim beraber geçeriz. (19.29)

Anında cevap geldi.

Yağmur:
Tamam canım benim yazıyorum şimdi.

Telefonu kapatıp arka cebime attım ve odadan çıktım. Çok güzel bir koku vardı. Çok tanıdık... Ama ne olduğunu anlamadım?

Gözlerimi kapatıp kokuyu takip ettim. Beni getirdiği yer salon oldu. Gözlerimi açıp bakınca orta sehpanın etrafına ve koltuklara yayılmış tim arkadaşlarımı ve en önemlisi önlerinde duran lahmacunları görmeyi beklemiyordum.

"Siz... Siz ne yapıyorsunuz?" dedim şaşkınlıkla.

"Birde hafıza kaybı mı yaşıyorsun kız." diye dalga geçti Sarp. "Lahmacun yiyelim demedin mi dün?"

"Hafızamı falan kaybetmedim. Hala senin ne kadar sakar biri olduğunu biliyorum Sakarcığım." dedim yüzümdeki sahte gülümsememle.

"3 ay evdesin. Gelsin kilolar." dedi Oğuz.

"Ne kilosu be. Kilolu değilim ben." diye çemkirdim.

"Ben kilolu musun dedim ya?" diye etrafına baktı sanki onlardan medet umarmış gibi. "Sadece 3 ay evde otura otura kilo alırsın dedim."

Orta sehpanın yanına gidip Özalp abi ve Sarp'ın arasına sıkıştım ama Oğuza laf sokmayı da ihmal etmedim. Ama önce komutanlarıma bakıp önden bir özür diledim. "Abilerim ve ablam şimdiden diyeceğim şeyler için özür dilerim."

Özalp abi sırtıma vurdu. "Hak etti şimdi. Saydır. Arkandayım ben. Resmen kilolu dedi ya."

"Komutanım. Ben... Ben öyle mi dedi-" diyordu ki lafını böldüm.

"Ulan salak 3 ay izinliyim diye evde mi oturacağım? Benim zaten rutin yaptığım egzersizlerim var. Yani merak etme 3 ayın sonunda aynı formumda yani senden daha bir şekilde döneceğim görevimin başına."

Sen onları tek nefeste mi söyledim?

Sanırım öyle oldu iç ses.

Görev deyince aklıma Mercan'ım geldi. Masadaki lahmacunlara uzanırken tam karşımdaki Efe'ye baktım. "Mercan'ım nasıl?"

Efe bana baktı. "Mercan? Mercan çok iyi. Keyfi yerinde paşamın. Temizlenmiş, yağlanmış seni bekliyor kılıfında." dedi gülümserken.

"Ayy nasıl özledim onu. En kısa zamanda getir ya da dur ben yarın gelip alırım senden." dedim Yağmur'la buluşacağımızı hatırlayınca.

Abime baktım. Arabasını isteyecektim. İnsanların arasında istersem hayır diyemezdi. "Abi," dedim en masum sesimle.

"Hı," diye kabaca konuştu. Ağzı da doluydu.

"Yarın bana arabanı verir misin?" diye sordum lahmacunumun arasına yeşillik koyduktan sonra sararken.

"Araba mı?" diye sordu. "Ne yapcan arabayı?"

"Yağmur'la buluşacağız." diye yanıtladım.

Kaşları çatıldı. "Rüzgar sünepesi de geliyor mu?" diye sordu sinirle.

Kafamı yukarı kaldırıp indirdim. "Cık," diye bir ses çıkardım. "Yağmur beni arkadaşlarıyla tanıştıracak."

"Rüzgar kim? Ve sen neden onunla gitmesini istemiyorsun?" diye sordu Yunus abi.

Burnundan nefes verdi abim. "Rüzgar, Yağmur'un ikizi. Ama o geri zekalı kardeşime aşıkmış ve uyarılara rağmen Gökçe'yi rahatsız ediyor." diye yanıtladı rahatsız bir şekilde.

"Yağmur kim?" diye sordu Pars. Neyse ki hastane odasından onu kovmamın sonucunda kendini suçlamayı bırakıp eski benliğine dönmüştü.

"Liseden en yakın arkadaşım." diye cevapladım lahmacunumdan kocaman bir ısırık alırken.

"Ne yani en yakın arkadaşının ikizi sana mı aşık olmuş?" diye sordu Oğuz. "Ve seni rahatsız mı ediyor?"

Başımı salladım ve ağzımdaki lokmayı yutmak için yutkundum. "Zeka fışkırıyor vallaha." diye dalga geçtim.

"Biz ne güne duruyoruz? Görünelim şuna. Bakalım sıkıştırmaya gelince rüzgar olup esecek mi yoksa tırsıp duracak mı?" diye kelime oyunu yaptı Özalp abi.

"Abi sence ben çocuğa görünmeyi bilmiyor muyum?" diye sordum ters ters. "Ben bunu bana ilk itiraf ettiği zaman uyardım. Ben sana böyle şeyler hissedemem diye. Ama bana ben seni sevmeyi bırakamam diyor." Konuşmamı etkilemeyecek şekilde ısırdım 4.lahmacunumdan. "Hem abimde uyardı onu. Ama nafile."

"Ee madem konuşmak işe yaramıyor. Başka şekilde anlatalım." diye bir seçenek sundu Yunus abi. Her zamanki gibi gayet sakin bir şekilde.

Başımı çevirip ona baktım. "Yunus abi," diye nefes verdim. "En yakın arkadaşımın kardeşi diyorum!"

"Ee ne var iki gözüksek ne olur?" diye sordu Sarp.

Yanındaki Sarp'a baktım. "Sarpcığım," dedim sinirle. "Ona döverek laf anlatabileceğimi bilsem hiç düşünmeden yapardım. Ama o Yağmur'un kardeşi."

"Sende bizim kardeşimizsin." dedi Kubilay lahmacun sararken.

"Ya şu konuyu kapatalım mı?" diye sordum çaresizce. Laftan anlamayacaklardı çünkü. "Yarın Rüzgar gelmiyor. Ben Yağmur'la buluşmaya gidiyorum" Tekrar abime baktım. "Veriyor musun anahtarı? Yoksa diğer abilerime danışayım mı?"

Abim elini cebine atınca zaferle gülümsedim. "Al bakalım." dedi ve anahtarı bana doğru fırlatınca havada kaptım. "Ama çok geç gelme. Zaten hastaneden yeni çıktın. Yaran da var." diye söylenmeyi de unutmadı tabii ki.

Yerimden doğrulup abime gittim ve yanağını öptüm. "Abim benim. Merak etme." dedim gülümserken. "Ben odama gidiyorum."

"Ee hiç yemedin?" dedi Özalp abi masaya bakarken.

"Abi sekiz tane yedim." dedim. "Siz kişi başı kaç tane söylediniz?" diye sordum merakla.

"Kişi başı kaç tane bilmiyorum ama yüz elli tane söyledik. Telefonda adam cemiyet mi var diye sordu." dedi Oğuz gülerken.

"Tabii burada bir ayı sürüsü olduğunu bilmiyor. Sormuştur öyle şeyler." dedim sakince. "Yüz elli tane ne? Kim yicek o kadar şeyi?" diye patladım bir anda.

"Gökçe bak bakalım kaç kişiyiz şurada? On kişiyiz on. Zaten kaldı üç dört tane bir şey." dedi yemeğe devam eden Kubilay.

"Bir dakika sen kaç tane yedim dedin?" dedi Sarp.

"Sekiz" dedim uzatarak.

Gözleri açıldı. "Sekiz mi?" ayaklanıp yanıma geldi. Elinin tersini alnıma dayadı. "Ateşinde yok ama." diye yüksek sesle mırıldandı.

"Niye ateşim olsun Sarp?" diye sordum çatık kaşlarım arasından.

"Ben en az on dört on beş tane yersin diye düşünüyordum." diye fikrini belirtti Özalp abi.

"Ama şimdi yeni hastaneden çıktı ya ondan." dedi abim elini sallarken.

Ayıplarcasına baktım hepsine. "Aşk olsun size ya!" diye cırladım. "Ciddi bir şey diyorsunuz sandım. Yediğim lokmaları sayın siz anca. Ben nasılım diye düşünmeyin." dedim küskünce. " 'Bir yerim ağrıyor mu, yorgun muyum?' diye hiç düşünmeyin!" Kollarımı göğsümde bağlayıp onların olmadığı tarafa çevirdim kafamı.

Hepsinin endişeli gözlerini üstümde hissediyordum. "İyi misin?" diye sordu ilk abim.

"Ağrın mı var? Ağrı kesici getireyim mi?" diye sordu Efe ayaklanırken.

"Gökçe bir şey desene neren ağrıyor?" diye endişeyle konuştu Özalp abi.

Hepsinin karşımda kıvranışı çok güzeldi ama daha fazlasına gönlüm el vermedi. Dayanamayıp kahkaha attım. "Ohh nasıl da yediniz ama?" dedim kahkahamın arasından.

"Oyun muydu hepsi? Aşk olsun Gökçe ya!" dedi Birgül abla. "Endişelendirdin."

"Aman neyse," diye elimi salladım. "Abi," diyordum ki "Özalp abi," diye düzeltim.

"Efendim." dedi Özalp abi karnını ovuştururken.

"Şarkı söyleyelim mi?" diye sordum hevesle.

"Kızım sende bülbül kesildin başımıza ha." dedi hala lahmacun gömen Sarp.

"Hakikaten ha." diye katıldı Oğuz.

"Bak ne diyeceğim." diye lafa atladı Birgül abla.

"Sende mi öyle düşünüyorsun abla ya!" diye sitem ettim.

"Yok şimdi siz çömezlere," Efe, ben, Kubilay ve Oğuz'u işaret etti. "Hepimiz gibi lakap lazım."

Başını salladı Efe. "Ee?"

"Heh işte Gökçe'nin ki Bülbül olsun mu?"

Ağzım beş karış açıldı. "Aaa bak çok mantıklı olabilir." dedi Özalp abi.

"Vallaha çok mantıklı karıcığım." diye Birgül ablanın yanağını öptü Yunus abi.

"Bülbül ne ya?" diye söylendim. "Bana bülbül demenize izin vermem!"

"Bana sakar demelerine karşı çıkmadın mı zannediyorsun?" diye sordu Sarp. "Bende istemedim ama bir süre sonra alışıyorsun Bülbül."

"Off hevesimi kursağımda bıraktınız! Yemin ediyorum." diye gözlerimi devirdim. "Ne istiyorsanız onu deyin!"

Bir telefon çalma sesi...

"Kimin telefonu çalıyor?" diye sordu Kubilay. Ceplerini kontrol etti. "Benimki değil."

"Benim de değil." dedi Pars.

"Benden de gelmiyor." dedi Efe.

Ben ceplerimi kontrol ettim. "Aa benim ki benim ki!" dedim telefonu elime alırken. Arayana baktım. Yağmur'du. "Ben odamdayım." dedim ortaya ve odama koştum.

İçeriye girer girmez aramayı yanıtladım. "Efendim canım."

"Neredesin sen ya? Yarım saattir çaldırıp duruyorum!" diye çemkirdi.

"Ulan ev kalabalık. Herkese laf anlattım." dedim sinirle.

"Kim var o kadar kız?" diye sordu merakla.

"Bizimkiler işte ya. Timdekiler." diye geçiştirdim. "Sen neden aradın?"

"Hee. Ben şey ya. Yarın için aramıştım." dedi. "Ya şimdi sen beni almaya gelecek misin?"

"Gelicem dedim ya. Daha ne soruyon?" diye sordum tahammülsüzce.

"Ne biliyim ya?" diye cırladı.

"Kaç kişi olcaz? Nereye gideceğiz?" diye soruları sıraladım.

"Bizim haricimizde 3 kişi daha olacak." dedi. "Bir kafeye gideceğiz işte."

"He iyi." diye mırıldandım. "Valla bak kafa insanlar değil mi? Bu aralar patlamaya çok uygunum çünkü. Tutamam kendimi." diye uyardım.

"Yok ya. Öyle insanlar değiller. Merak etme sen." diye güvence verdi. "Ama başka bir sıkıntı var." dedi endişeyle.

Kaşlarımı çattım. "Ne sıkıntısı?"

"Rüzgar da gelmek istiyor." dedi.

"Hayatta olmaz." diye kesin bir dille reddettim. "Bak patlamaya hazırım diyorum. Gelemez o."

"Bende dedim ama senin geleceğini duyunca daha da bastırıyor." dedi sesli bir nefes verirken.

"Ben onunla konuşurum. Hele bir denesin gelmeyi. Bu sefer kardeşin demem ağız burun girerim ona." dedim sinirle.

"Aslında bir sevgilin olsa. Belki senden ümidini keserdi." deyince dudaklarımı dişledim.

"Yağmur," diye soludum. "benim sana bir şey demem gerekiyor."

"Söyle ne diyeceksin?"

"Biz Efe'yle sevgiliyiz. Yaklaşık iki aydır." dedim dan diye. Ses gelmedi. "Yağmur orada mısın?"

"Buradayım." dedi sadece.

"Sen Efe'den hoşlanıyordun ama..." diyecek bir şey bulamayıp sustum. "Kızdın mı?"

"Kızgınım sana!" dedi birden. Endişeyle dudaklarımı dişlerim arasında ezdim. "Ama Denizle sevgili olmana değil. Bana söylememene kızdım." deyince dudaklarımı serbest bırakıp rahat bir nefes verdim. "Nasıl saklarsın ya?"

"Ya ben... Yani biz... Şey işte... İlk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum yani böyle bir ilişkim oluyor. Ve sen Efe'den hoşlanıyorsun. Ne diyeceğimi bilemedim." diye geveledim.

"Kızım benimki beğenmeydi. Hem bizim Deniz'le kafalarımız uyuşmuyor. İstesek de yürütemezdik."

"Beni rahatlatmak için öyle demiyorsun değil mi?" diye sordum masumca.

"Ya salak mısın? Niye yalan söyliyim. Benim amacım gönül eğlendirmekti."

"Efe'yle sevgili olmama kızmadın yani?" dedim inanamıyormuş gibi. Bir anda odamın kapısı açıldı. Yerimde sıçradım.

"Hayır kızmadım." dedi Yağmur her şeyden habersiz.

Kafamı kaldırınca gelenin Sarp olduğunu gördüm. Ağzı açık bir şekilde bana bakıyordu. Ona bakmaya devam ederken "Yağmur ben seni sonra arayacağım." dedim telefona ve cevap vermesini beklemeden kapattım.

Ayağa kalkıp Sarp'ı odanın içine çektim. Kafamı uzatıp sağı solu kontrol ettikten sonra kapıyı kapattım ve Sarp'a döndüm.

"Ne duydun?" dedim elim alnımda önünde volta atarken.

"Senin Denizle sevgili olduğunu duydum." dedi şaşkınlıkla. "Ne zamandır?"

Volta atmayı bırakıp ona baktım. Sertçe yutkundum. "İki aydır."

"Yuh ya! Ayakta mı uyuttunuz bizi." dedi. Şaşkınlığı her yerden belli oluyordu.

"Öyle bir şey yapmadık!" diye savundum ikimizi birden. "Sadece nasıl söyleyeceğimizi bilemedik."

"Nasıl oldu peki?"

"Onunla ilk göreve çıktığınız zamanı hatırlıyor musun?" diye sordum. Başını salladı. "Siz göreve çıkmadan önce bir anda oldu."

"Benden başka biri biliyor mu?" diye sordu ciddiyetle. Başımı salladım.

"Oğuz ve Kubilay biliyor." dedim utana sıkıla.

Şaşkınlığına şaşkınlık eklendi. "Allah'ım ya rabbim!" diye mırıldandı. "Bize ne zaman söyleyecektiniz? Sen ölüyordun neredeyse! İkinizden biri ölünce mi öğrenecektik!" diye sesini yükseltti.

"İlk önce o sesini biraz kıs!" dedim kısık ama sert sesimle. "İkinci olarak ölebileceğimi biliyorum. Ben bu mesleği gerekirse öleceğimi bile bile seçtim! Üçüncü ve son olarak ne zaman hazır hissedersem o zaman söyleyecektim!"

Burnundan güldü. "Hah. Ne zaman hazır hissedecektin peki?"

"Bilmiyorum tamam mı! Ben çok mu memnunum sizden bir şey saklamaktan!" Sesim git gide yükseliyordu. "Ama benim içinde zor bir durum tamam mı? Böyle bir şeyi ilk defa yaşıyorum ve ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmiyorum! Korkuyorum tamam mı? Korkuyorum! Sizi kaybetmekten korkuyorum! Ailesini bir gecede silip atan ben sizi kaybetmekten korkuyorum! Kendi başıma bir şey gelir diye değil sizin başınıza bir şey gelir diye korkuyorum!" Gözlerim dolmuştu. Ağlıyor muydum peki? Hayır, akmıyordu yaşlar. "Sanki yanlış bir şey yapmışım da beni tek kalemde silip atacaksınız gibi geliyor."

Bir şey demesini beklemedim. Telefonumu, araba ve ev anahtarını aldığım gibi ilk önce odadan sonra da evden çıktım. Abimin arabasına binip arabayı çalıştırdım. Ve sürdüm arabayı. Sadece sürdüm.

———————————-
Hiii
Nasılsınız????
Ben iyiyim. Ve biliyorum ortasında kestim gibi olmuş olabilir ama diğer bölümde hız kesmeden olaylara deva m ediyoruz.

Ve sezon finaline 3 bölüm kaldı (yaklaşık)

Hayallerinizle kalın;)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.