21. bölüm / 36
Sınır Tanımayan Hayaller19. Bölüm: İtirafın Şoku
Bölümler 36Şu an: 19. Bölüm: İtirafın Şoku
- 1 Tanıtım: Hayal Edin1.716 kelime
- 2 1. Bölüm: YKS Sonuçları1.643 kelime
- 3 2. Bölüm: Tesadüfi Tanışma1.340 kelime
- 4 2.5. Bölüm: Gökyüzü1.620 kelime
- 5 3. Bölüm: Karar Vermek2.995 kelime
- 6 4. Bölüm: Zorlu Karşı Gelme Süreci1.927 kelime
- 7 5. Bölüm: Gitmek1.862 kelime
- 8 6. Bölüm: Beklenmeyen Açıklama1.867 kelime
- 9 7. Bölüm: Aşk Seçilmez, Yaşanılır2.233 kelime
- 10 8. Bölüm: Sabrın Sonu Selamet1.450 kelime
- 11 9. Bölüm: Hisler1.102 kelime
- 12 10. Bölüm: Aşkın İlk Belirtisi: Kıskançlık1.578 kelime
- 13 11. Bölüm: Geç Kalınan Farkındalık1.888 kelime
- 14 12. Bölüm: Gerçekleşen Hayaller1.653 kelime
- 15 13. Bölüm: Açığa Çıkan Yalan2.387 kelime
- 16 14. Bölüm: Ritim Değiştiren Bomba2.405 kelime
- 17 15. Bölüm: Yılların Birikmişliği2.284 kelime
- 18 16. Bölüm: Poligonda Verilen Ders3.003 kelime
- 19 17. Bölüm: Sürpriz Zarf ve Hançer Timi2.326 kelime
- 20 18. Bölüm: Geride Kalmak1.122 kelime
- 21 19. Bölüm: İtirafın Şoku836 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 20. Bölüm: Yok Çare Özlemeye720 kelime
- 23 21. Bölüm: Kavuşma1.340 kelime
- 24 22. Bölüm: İnat Edip Başarmak4.539 kelime
- 25 23. Bölüm: İlk Operasyon2.768 kelime
- 26 24. Bölüm: İçeri Sızmak1.189 kelime
- 27 25. Bölüm: Mağara1.914 kelime
- 28 26. Bölüm: Yüzleşme1.371 kelime
- 29 27. Bölüm: Video568 kelime
- 30 28. Bölüm: Kurtarma Operasyonu2.215 kelime
- 31 29. Bölüm: Hastane2.318 kelime
- 32 30. Bölüm: Eve Dönüş2.243 kelime
- 33 31. Bölüm: Açığa Çıkan Sır2.332 kelime
- 34 32. Bölüm: Anlaşılmak1.841 kelime
- 35 33. Bölüm: Kavga ve Sonrası2.953 kelime
- 36 34. Bölüm: Uyanış (Ara Final)2.435 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Birinin size aşk itirafı yaptığı sahneleri hiç kendi zihninizde canlandırdınız mı? Acaba şöyle desem, o böyle derse şunu derim diye kendi kendinize girdiğiniz provalarla kendi binlerce olasılığınızı hesaplamayı denediniz mi?
Ben denedim. Hemde bir değil, iki değil, üç hiç değil, bir çok kez denedim. Aklımda bini geç milyonlarca ihtimal, olasılık, itiraf taktiğini geliştirmiştim kendi çabımda. Ancak hiçbiri bu sonucu vermemezdi sanırım bana.
Gökçe'ye aşk itirafı yaptığım bir sürü olasılığı kafamda canlandırmıştım.
Ama böylesi hiç aklıma gelmemişti.
İlk görevime çıkacağım sırada onun bana aşık olduğunu itiraf etmesi planlarım arasında hiç yoktu.
Hep ilk itiraf eden ben oluyordum.
Birde sondaki sarılışı...
O sarılış kalbimin en derinlerine işledi. Gittiğim görevde ölme ihtimalimi hiçe sayıp hiç bırakmak istemiyormuş gibiydi...
O bana öyle sarıldığı zaman Allah'a dua ettim. 'Allah'ım ne olur bizi ayırma ya rabbim. Şu sarılış için dünyaları verebilecek olsam bile bizi böyle bir şeyle sınama, lütfen!"
Bize göre kısa ama dünyaya göre uzun süren bir vedalaşma ardından helikopterin geleceği yere gelmiş ve diğerlerinin yanında sıraya geçmiştim. Yanımda duran Pars bana doğru eğilip "Ne yaptınız o kadar da bu kadar geç kaldın?" diye sordu.
Omuz silktim. "Vedalaştık işte. Size söylediği her şeyi tekrar söyledi falan filan." diye kestirip attım.
O sırada Kayra komutan "DİKKAATT!!!" diye bağırıp komutanın yanımıza geldiğini haber verdi. "Hançer timi bir binbaşı, bir yüzbaşı, iki kıdemli üsteğmen, bir üsteğmen, iki astsubay üstçavuş ve bir teğmen olarak emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım!"
Altay yarbay "Sağ ol Kayra." dedi ve başını salladı. Sonra bize döndü. "Hançer timi görevinizi en iyi şekilde ifa edeceğinize karşı inancım tam. Şimdi gidip o soysuzların canını alın. Ve hiçbir kayıp vermeden sağ salim geri dönün. Hançeriniz körelmesin!"
Hazır ola geçtik. "EMREDERSİNİZ KOMUTANIM!"
Kayra komutan bize döndü. "Hançer timi helikopter bin!"
Hepimiz koşup helikoptere bindik ve benim için ilk görevim başlamış oldu.
🐺
Yaklaşık yarım saatlik uçuşun ardından helikopter bizi gideceğimiz yere 5 kilometre kala bıraktı.
5 kilometrelik yolun çoğunu yürümüştük. Şu an oraya yakın bir yerde durmuş plan yapıyorduk.
"Hançer toplan!" Kayra komutanın talimatıyla yanına yaklaştık. "Yunus, ve Pars siz sağdan; Birgül, Alparslan ve Sarp siz soldan; ben, Özalp ve Deniz de arabanın önünü kesecek. Deniz sen arkamızda duracaksın ve bir kahramanlık yapmaya kalkışma!"
Başımı salladım. "Tamam komutanım."
"Bu herkes için geçerli. Kimse kahramanlık yapmaya kalkışmayacak! Temiz iş istiyorum. Sevkiyatı önleyeceğiz o kadar." diye uyardı. "Arabadaki adamların yerine geçip içeri sızacağız ve içerideki adamları hallettikten sonra Deniz orayı patlatacak." Gözlerini hepimizde gezdirdi. "Anlamayan var mı?"
"Anlaşıldı komutanım." diye herkes onayladı.
Arabanın sesini duyunca hepimiz oraya odaklandık. "Hadi bakalım. Gazamız mübarek olsun."
Herkes yerlerini almıştı. Gelen tırın önünü kesmiş ve içindekilerin işlerini sessiz olması için kasaturalarla halletmiştik. Daha sonra onları gözükmeyecek bir yere atmıştık.
Kayra, Özalp ve Alparslan komutan kamyonun önüne oturmuştu ve o adamların kıyafetlerini giymişlerdi. Ben, Birgül komutan, Sarp ve Pars komutanla beraber kamyonun kasasına binip aralara gizlenmiştik.
Araba hareket ettikten 20 dakika sonra binanın içindeydik. Onlar silahları indirmeye başladıkları zaman Kayra komutanın telsiz kulaklıktan "Şimdi" diyen fısıltısını duyduğumuz gibi 4 adamı tutup kasaya çekmiş ve öldürmüştük.
Daha sonra temkinli adımlarla kasadan aşağı atlamıştık. Ve karşımıza çıkan herkesi öldürmeye başlamıştık.
Ama adamlar bitmiyordu. "Komutanım bu soysuzlar bitmiyor." diye kulaklığa konuştum. Nerden baksan 30 kişi öldürmüştüm ama bitmiyorlardı.
"Evet komutanım bu işte bir terslik var." diye beni destekledi Birgül komutan.
"Hay baskın yapacağımızı haber alıp adam çağırmışlar." dedi Özalp komutan.
"Bukalemun ne yapacağını biliyorsun!" dedi Kayra komutan.
"Biliyorum komutanım." dedi Alparslan. Bir süre sonra yine konuştu. "Ben yerimi aldım komutanım."
"Yılan sıra sende. Konuştur yılanlığını."
"O iş bende komutanım." dedi Pars. "Çaylak gel peşimden." dedi bu sefer bana hitaben.
"Geliyorum komutanım." dedim ve peşinden ilerledim. Binanın içini temizlediğimiz için orası güvenliydi. Biz içeri girdik. Dışarıdakiler hala çatışıyordu ve sabah olmak üzereydi!
Pars komutan beni bir yere götürdü. "Çaylak şimdi binanın 4 tarafına patlayıcı yerleştireceğiz. Sonra buradan sıvışacağız. Biz çıkınca onlar buraya doğru gelmeye başlayacaklar ve onlar yaklaşınca kumandayla patlayacağız. Anladın mı?" diye planını açıkladı.
"Anladım komutanım." dedim ve çantamda getirdiğim patlayıcıyı kurdum. Sonra birkaç yere daha kurduk ve binadan çıktık.
"İşlem tamam komutanım. Arka taraftan çıkabiliriz." dedi telsize Pars komutan.
İçeri 2 kişilik gruplar halin sakin sakin girdik. Sonra arka kapıya doğru ilerledik ve dışarı çıktık. Oradan seri ve sessiz adımlarla uzaklaştık. Yeterince uzaklaşınca kumandaya basıp büyük bir gürültüyle orayı patlattım.
"Budur be!" diye yumruklarını tokuşturdular ikizler.
Sonra Pars bana yaklaşıp bir eliyle omzumu sıktı diğer eliyle yumruk yapıp bana uzattı. Bende bir elimi yumruk yapıp tokuşturdum. "İyi işti çaylak aferin."
"Sağ olun komutanım."
Kayra komutan "Hançer eve dönüyoruz." diye önden yürümeye başladığı sırada bir anda arkasına döndü. "Ve kimseye bir şey olmadığı için mutluyum. Gökçe'den laf işitmeyeceğiz!" dedi gayet ciddi bir şekilde.
"Vallahi bende çok mutluyum komutanım. O kız böyle tatlı, çıtı pıtı gözükse de tersi çok fena." diye Kayra komutana katıldı Özalp komutan.
"Ne yalan söyleyelim Gökçe kardeşim olabilir ama ters tarafı beni de korkutuyor." İşaret parmağını salladı. "Tabii ki bunu Gökçe'nin bilmesine gerek yok!" deyince hepimiz kahkaha attık.
Ve sohbet ede ede helikopterin bizi alacağı yere doğru yürüdük.
-------------------------------------
Selam aşkollarrr :-D
Nasıl gidiyor hayat? Ya da gidiyor mu?
Efe ve Gökçe hakkında ne düşünüyorsunuz?
Neler olacak?
Yorumlarınızı bekliyorum;-)
Hayallerinizle kalın;)
Bölüm etkileşimi
