♦️S. Özel 1. İstanbul'a dönüş

Vaveyla Yazarı: Azime Azime

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: ♦️S. Özel 1. İstanbul'a dönüş

....Drago...
Anında arkama döndüm. Uykusunda ağlayarak sayıklıyordu.

Yanına dönmek elini tutmak, hiç bırakmamak istedim. Ama sıktığım dişlerim, yumruklarım ve yere çakılı ayaklarım bana engel oldu.

En çokta içimdeki canavar Drago... Leyla'yı o canavara yem edemezdim.

Arkamı döndüm ve tereddüt etmeden kapıya yürüdüm.

Alex. Dönüyoruz!
Ben bu gece kalbimin yarısını ve ömrümün kalanını İstanbul'da bıraktım.
Bundan sonra korkun benden...

🔥🔥🔥🔥

LEYLA

Şuurum kulağıma gelen uğultulu seslerle yerine gelirken göz kapaklarım kapalı, zihnim hâlâ bulanık, bütün bedenim pelte gibiydi. Hareket etmeye çalışıyor, ama yapamıyor, kulağıma gelen ses kime aitti anlayamıyordum. Zihnimin içinde bir çok görüntü gelip geçiyordu, mantıklı mantıksız...
Kaldığım yurttan kalan anıların görüntülerine babamın ölü bedeni eklenirken cenaze ve babamın mezarı başındaki hâlim...

Birinin ellerini saçlarımda hissederken kulağıma gelen uğultular yerini kelimelere bıraktı.

" Korkma buradayız. İyi olacaksın. Ambulans gelmek üzere."

Duyduğum Salim amcanın sesine zihnimde bir ses karıştı. Kalın sert bir ses. Uğultulu tonda duyulan ama anlaşılmayan bir ses.

Sonra karanlık bakışlara sahip birinin gölgeli silüeti... Ardından kocaman bir ejderha canlandı zihnimde. Sonra bir kale. Zihnim o kadar karışık, o kadar bulanıktı ki ne oluyor anlayamıyordum.

Galiba aklımı kaybediyorum.

Dedim ama kimseler duymadı, kendim bile... Neden böyle oluyordu? Allak bullak olmuş zihnimin içinde yolumu bulmaya çalışırken siren sesleri geldi kulağıma. Sonra bağıran Engin amcanın tanıdık sesini duydum.

" Buradayız arka tarafa gelin!"

Engin amca da buradaydı. Gözlerimi zorlukla aralamayı başardım ama görüşüm net değildi. Salim ve Engin amcanın slüetlerini bulanık şekilde görebiliyordum.. Neredeydim anlayamıyordum? Hem bedenim hem beynim sanki sisli bir boşlukta yüzüyor gibiydi.

Az sonra önce ayak sesleri duydum, sonra yanıma gelen birinin varlığını hissederken üzerime doğru eğildiğini algıladım ama yüzünü seçemiyordum.

En az zihnim kadar bulanıktı görüşüm. Gidip gelen şuurumun arasında,

" Hastanın adı ne?" Dedi biri.

" Leyla." Diyen kişi Engin amcaydı, yine sesinden tanımıştım.

" Leyla Hanım.
Beni duyabiliyor musunuz?"

Evet duymuştum ama ne kıpırdayabiliyordum, ne de konuşabiliyor... Önce gözlerimin önünde elini sallayarak parmaklarını şıklattı. Cümlesini yeniledi.

" Leyla Hanım beni duyabiliyor musunuz?"

Sonra gözlerimin içine bir ışık tuttu, tepkimi ölçüyordu sanırım. Sonra nabzıma ve tansiyonuma baktı. Herşeyin farkındaydım ama tepki veremiyordum. Felç gibi olan bedenimle bir korku çöktü içime. Gelen ağlama isteği ile dolan gözlerim akmaya başlarken yeniden kapandı. Geçtiğim karanlıkta yine aynı adamı duydum.

" Şuan bir maddenin etkisinde gibi görünüyor. Kullandığı bir ilaç yada başka birşey var mıydı?"

Derken üzerimdeki kıyafetimin kollarını sırayla yukarıya sıyırdığını hissediyordum.

" Be-ben bilmiyorum.
Leyla kızım öyle biri değildir!"

Dedi Salih amca. Sol kolumda gezindi adamın bir eli.

" Evet. Leyla hanıma bir şey enjekte edilmişe benziyor. Kendisi de yapmış olabilir bir başkası da. Sedye!
Hastayı hemen hastaneye götürüyoruz."

Bir anda hissettiğim ellerle bulunduğum yerden havalanıp sedye üzerine bırakıldım.

" Korkma iyi olacaksın."

Dedi Engin amca. Ama sesinde endişe hâkimdi. Sedye üzerinde dar koridordan geçerken burnuma gelen kitap kokusu ile gözlerimi yeniden araladığımda yanıbaşımda babamın hayalini gördüm. Yaşıyordu. Baba... Dedim sessiz ağlayarak. Ama bu imkansızdı, belki de ben ölüyordum.

Gözlerim yeniden kapanırken etrafımdaki sesler yavaşça uzaklaştı. Geride sadece bir sessizlik kaldı. Zifiri bir karanlık çöktü üzerime sonra. Ve o karanlığa çekildi şuurum ve bedenim bir kez daha.

&

Gözlerimi yenide açtığımda ambulansın içindeydim. Yanıbaşımda oturan iki sağlık görevlisini görünce zorlukla çevirdim başımı. Bu kez görüşüm netti.

" Ne oluyor?"

Dedim kuruyan boğazım yüzünden zorlanarak. Daha yakında oturan genç sağlıkçı konuştu.

" Komşularınız seni bilinçsiz şekilde bulmuş ve ambulans çağırmış. Ne olduğunu hatırlayabiliyor musun?"

" Ha-hayır." Dedim hâlâ uykulu.

" Nasıl hissediyorsun peki?"

" Yorgun. Zi-zihnim çok bulanık.
Sesler ve görüntüler var ama net değil."

" Kendini zorlama. Birazdan hastanede olacağız."

Kendimi geriye doğru bırakırken gözlerim karanlığa doğru kaydı yeniden...

*****

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Dakika... Saat... Gün.
Zaman hissi kaybolmuştu.

Gözlerimi yeniden açtığımda hastane odalarından birindeydim. Bakışlarımı önce kolumda takılı olan seruma çevirdim, sonra odanın içinde gezdirdim. Sonra kendime... Kıyafetlerimin yerinde hastane pijamaları vardı. Odanın açık kapısının diğer tarafından gelen tanıdık sesleri seçebildiğimde dikkat kesildim.

Salim amca ve Engin amca birileriyle konuşuyorlardı. Ne konuştuklarını anlamaya çalışırken kapıdan giren doktor ve hemşireyi gördüm. Ardından da Salim amca ve Engin amca girdiler. Onların ardından da iki polis. Az önce boş olan oda şuan fazlasıyla doluydu. Yanıma ilk koşan Salim amca oldu.

" Leyla kızım uyanmışsın! Nasılsın? Nasıl hissediyorsun?"

Sonra Engin amca sordu.

"Ağrın falan var mı?"

Gözlerim ikisi arasında gidip gelirken,

" Yok." Dedim. Onlar geri çekilirken doktor yaklaştı.

" Leyla hanım geçmiş olsun. Bir de ben sorayım. Nasılsınız?"

" İ-iyiyim. Yani sanırım. İyiyim."

Dedim bu sırada hemşire de kolumdaki serumu çıkarıyordu.

" Neler olduğunu hatırlıyor musunuz?"

Soruyu soran arkadaki polislerden biriydi. İki adım öne gelerek Engin amcanın yanından geçip daha da yaklaştı.

" Bu beyler sizi baygın şekilde bulmuşlar. Bu hâle nasıl geldiniz hatırlıyor musunuz?"

O an ilk kez düşündüm.
Ne olmuştu?
Nasıl bu hâle gelmiştim gerçekten.

Gözlerim boşlukta düşündüm. Bir süre ne olduğunu hatırlamaya çalıştım ama hiç bir şey bulamadım zihnimin boş duvarları arasında. Hatırlayamadığımı hâlimden ve bakışlarımdan anlamış olacak ki,

" Son hatırladığınız şey nedir?"

Diye sordu. Korkulu gözlerimi soruyu soran doktora çevirdim. Bu hâlim normal değildi, bunun farkındaydım. Yine de bir anı bulma çabasıyla düşünüyor zihnimin içini tarıyordum. Sonunda zihnimin en karanlık köşesinde bulup hatırlayabildiğim tek anıyla tutup geldim.

" Babamın cenazesi ve yurttan ayrılıp dükkana gelişim."

" Başka!"

Dedi polis inanmamış bir tavırla.

" Başka birşey hatırlamadığınızdan emin misiniz?"

Neden bana kaşları çatık şekilde bakıyordu. Yalan söylemiyordum ki. Kendimi bir suçlu gibi hissederken gözlerim önüme indi. Birşey hatırlamak zorundaymışım gibi hissediyordum çünkü kendimi. Ama olmadı. Hepsi bu kadardı.

" Hayır başka bir şey yok.
Neden? Biriniz söylesin ne oluyor?"

Bunu söylerken gözlerimi Salim amcaya çevirdim. Yardım et dercesine baktım Engin amca ile ikisine. Anladı hâlimden.

" Leyla...
Kızım."

Dedi elimi tutarak.

" Söyle Salim amca ne oluyor?
Ben... Ben birşey mi yaptım? Bir şey mi oldu? Neden bir şey hatırlamıyorum?"

" Bak kızım...
Gerçekten bir şey hatırlamıyor musun?"

" Neden yalan söyleyeyim Salim amca? Hatırlamıyorum."

Dedim ağlamaklı.

"Yemin ederim hatırlamıyorum."

" Sen..."

Dedi Engin amca araya girerek.

" Günler önce bir an da ortadan kayboldun."

" Ne?! Kayıp mı oldum?
Nasıl? Ne demek kayboldun?
Nasıl kayboldum?"

" O gece çarşıda silah sesleri duyulmuş. Polisler aldıkları ihbara gelmişler. Her yeri kontrol ederken sizin dükkana zorla girilmiş olduğunu görünce hemen içeri girmişler. İçerisi ve arka oda karıştırılmış. Polisler haber verdiler bize de. Yani zararı olan var mı diyerek bütün esnafa haber verirlerken bize de haber vermişler. Tabi duyunca hemen koşup geldik. Seni de aradık haber vermek için. Ama telefonun dükkanın içinde çaldı. Telefonun ve eşyalarının dükkanda olduğunu farkedince endişelenip hemen pansiyonu aradık. Oraya da gitmemişsin. Korktuk. Polislere anlattık durumu. Kayıp dedik. Seni o gece her yerde aradık. Bütün dükkanların kameralarını izledi polis. Ama ilginç şekilde hiçbirinde görüntü yoktu. Hepsi bozulmuştu. Polis sinyal kesici kullanılmış dedi. Seni bulamadık. Bir anda ortadan kaybolmuştun. "

" O günden beri her yerde aranıyorsunuz Leyla Karaman. Babanızın şüpheli şekilde ölümünün ardından sizin de birden ortadan kaybolmanız şüpheli bir durum."

" Ne? Ne saçmalıyorsunuz?
Şüpheli miyim? Babamın ölümünden ben mi sorumluyum? Bunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?"

" Öyle birşey demedim.
Ama aniden hiç bir iz bırakmadan günlerce ortadan kaybolup yine aniden ortaya çıkmanız normal değil. Dahası kaybolduğunuz gün bozulan kameralar geri döndüğünüz gün de bozuluyor. Bu tesadüf olamaz. Ve önemli bir şey daha var. Vücudunuzda yara izleri mevcut."

" Ya-yaramı?"

Doktora çevirdim gözlerimi.

"Ne yarası?"

" Ayak bileğinizin üzerinde kurşun yara izi, avucunuzda da bir kesi var."

Anında avuçlarıma çevirdim gözlerimi. Sol avucumda bir kesi izi vardı gerçekten. Sonra üzerimdeki örtüyü kaldırıp ayak bileklerime baktım. Sağ bileğimde iyileşmiş bir iz vardı.

" Bu yaralar nasıl oldu?"

Dedi yine aynı polis. Bu arada yanındaki diğer polisin her konuşmayı kayda aldığını farkettim.

" Be-ben bilmiyorum.
Ha-hatırlamıyorum."

" Size inanmıyorum Leyla hanım.
Bir şeyler gizlediğinizi düşünüyorum."

" Neden böyle bir şey yapayım?"

Derken az önceki hemşire elinde bir kağıtla geri döndü.

" Doktor bey tahlil sonuçları çıkmış."

Diyerek doktora uzattı kağıdı. Hepinizin gözü kağıda ve onu okuyan doktora kaydı. Bir kaç saniye tekrar tekrar okudu o kağıdı.

" Hmm... Memur bey kız doğruyu söylüyor. Kanındaki ilaç buna sebep."

Polis memurunun hâlâ şüphe ile bakan gözleri üzerimde, doktorun yanına geçti. Gözleri ve işaret parmağı kağıdı buldu. Okurken sordu.

" Bu ilaç nedir."

" Bu ilaç sakinleştiri bir ilaç. Ama çok eskiden casuslar için kullanılıyor diye biliyorum. Tabi dozu önemli. Ve Leyla hanımın kanında tehlikeli miktarda var. Bence birileri bu kızı kaçırararak zorla alıkoymuş ve bir sebepten geri bırakmışlar. Öncesinde de bu ilaç verilmiş. Gördüklerini veya duyduklarını hatırlamasın diye."

Duyduklarımla şok olmuş kalakalmıştım. Ne diyordu bu adamlar? Ne kaçırılması ne ilacı? Gözlerimi kapatıp bulanık zihnime döndüm yeniden. Tekrar tekrar geçtim anılarımın üzerinden. Ama en ufak bir şey hatırlayamadım. Nasıl oluyordu bu? Birileri tarafından kaçırılmış sonra da serbest mi bırakılmıştım. Neden kaçırıldım? Neden bırakıldım? Diye düşünürken doktorun yanındaki polisin kısık sandığı sesiyle sorduğu soruyu duydum.

" Tacize uğrama gibi bir durum var mı?"

Gözlerim kocaman açıldı yaşadığım korku ve şok yüzünden. Anında doktora dönerken kalbimin sesi kulaklarımı geçmiş beyin damarlarıma ulaşmıştı. Korkuyla cevabı beklerken doktor başını iki yana salladı.

" Hayır."

Bir kaç saniye içinde o kadar çok gerilmiştim ki duyduğum cevapla bütün bedenim boşluğa düşerken gözlerimden yaşlar boşaldı. Tekrar bana dönen polis,

" Söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?" Diye sordu.

"Defolun!"

Dedim sadece. Üzerimdeki örtüyü tepeme kadar çekip cenin pozisyonu alarak ağlamaya başladım.

" Biraz yalnız bırakalım hastayı."

Dedi doktor.

" Zor bir durum."

Ayak seslerinin ardından kapının sesini duydum. Sonra sessizliği bölecek şekilde arttı ağlamam ve hıçkırıklarım. Neden ağladığımı bile bilmeden hıçkıra hıçkıra ağladım sadece. Sadece ağladım. Tâki uyuyana kadar.

*****

Uyandığımda gözlerim pencereye kaydı ilk olarak. Akşam olmuştu. Sağ tarafımda yeni farkettigim koltukta başı önünde oturan Salim amcaya çevirdim gözlerimi sonra. Beni farkedince anında ayağa kalktı.

" Leyla kızım nasılsın, iyi misin?"

Yüzümde kırık bir gülümseme ile.

" İyiyim Salim amca."

Dedim başımı önüme eğerek.

" Doktor yarına kadarda burada kalman gerektiğini söyledi."

Sessizce başımı salladım.

" Yeniden tahlil yapılacakmış."

Yine başımı salladım.

"Polisler de özel eşyalarını hastaneden taburcu olunca emniyetten alabileceğini söyledi."

Yine başımı sallayarak cevap verdim. Konuşacak mecalim yoktu çünkü. Yaklaştı, yatağın kenarına oturdu.

" Leyla kızım. Sana birşey söylemek istiyorum.
Biz Engin amcan ile konuştuk. Buradan çıkınca bize gelmeni istiyoruz. Bizim oğlan evlendi gitti. Bir Aysun teyzen bir ben yaşayıp gidiyoruz. Gel bizimle kal. Hem Aysun teyzen de çok istiyor."

Gözlerimi önümden Salim amcaya çevirdim. Babamdan sonra baba yarısı olmuştu bana Salim amca. Güvenebileceğim bir kaç kişiden biriydi. Çaresiz başımı salladım. Çünkü korkuyordum. Başıma ne geldiğini hatırlamıyordum ve aynı şeyi tekrar yaşamaktan korkuyordum. Bir süre Salim amcanın evinde kalabilirdim. En azından bir şeyler hatırlayana kadar. Belki devamında da. Başımı sallayarak onayladım.

" Teşekkür ederim Salim amca. Siz olmasanız ne yapardım bilmiyorum."

" Ne demek kızım. Sen bize babanın emanetisin."

&

Akşam yemeğinden sonra hemşire gelip yeniden kan aldı. Sonra kanımın temizlenmesi için yeniden serumla birlikte ilaç verildi. Serumdan sonra gelen uykumla anladım ki başka bir ilaç daha vardı içinde. Sakinleştirici. Kapanan gözlerime izin verdim sonsuza kadar uyuma hevesiyle.

*****

Gözlerimi yeniden açtığımda bu kez sabah olmuştu. Nasıl bir ilaç verdilerse deliksiz uyumuştum. Salim amca ve Engin amca yine odada yanımdaydılar. Uyandığımı farkedince kendi aralarındaki kısık sesle olan konuşmalarını bitirip,

" Günaydın.." Dediler.

" Günaydın." Dedim hâlâ yorgun.

Yerimden doğrulurken vizite çıkmış olan doktor girdi kapıdan yanında hemşire ile birlikte. Ve yine aynı polisler geldi. Başka işleri yoktu bunların galiba.

" Günaydın Leyla hanım.
Nasıl hissediyorsunuz?"

" İyiyim doktor bey."

" Sonuçlarınız temiz. Ama aldığınız ilacın etkisi bir süre devam edecektir. "

" Ne kadar devam eder."

" Belli bir süre söyleyemem. Kişiye göre değişir."

" Bir şeyler hatırladığınız da hemen bize haber vereceksiniz."

Diyen polise baktım yeniden. Bu adam benden şüphelenmeye devam ediyordu bence.

" Tekrar geçmiş olsun. Ve özel eşyalarınızı emniyetten alabilirsiniz."

Dedikten sonra arkasını dönüp odadan çıktı. Ardından,

" Tekrar geçmiş olsun."

Diyen doktor ve hemşire de çıktığında Salim amca bana döndü.

" Ben gidip taburcu işlemlerini halledeyim. Engin sende arabayı öne çek. Sonra da çıkalım. Birlikte emniyete oradan da eve gideriz."

İkisi odadan çıktığın da emanet gibi hissettiğim aklımla yerimden kalkıp dolaba yürüdüm yalın ayak. Üzerimdeki hastane kıyafetlerini çıkarıp bana ait olduğunu bildiğim ama ne zaman aldığımı hatırlamadığım kıyafetlerimi giyindim. Ardından banyoya geçtim. İşlerimi hâlledip elimi yıkamak için lavaboya geldim. Önce ellerimi yüzümü yıkadım sonra ıslak ellerimle saçlarımı düzeltip arkama alırken duyduğum koku yüzünden saçımın bir tutamını alıp burnuma yaklaştırarak kokladım. Bu koku kesinlikle benim şampuanıma ait değildi. Başımı ellerimin arasına alıp gözlerimi kapadım.

Allah'ım yardım et. Neler oluyor anlamıyorum. Sen aklımı koru.

Gözlerimi açıp derin bir nefes çektikten sonra banyodan çıktım. Kapıya doğru yürürken birden açılıverdi. Salim amcaydı giren.

" İşlemleri hallettim.
Sende hazırzan gidebiliriz kızım."

"Hazırım."

*****

Koridordan geçip asansöre bindik. Zemin katta duran asansörden inip çıkış kapısına yürürken Salim amca sırtındaki montunu çıkarıp omuzlarıma koyunca yüzüne baktım.

" Kar yağıyor.
Üşüme."

Yürümeye devam edip kapıdan çıktık. Yağan karın altında hızlı adımlarla arabaya yürüdük. Engin amcanın açtığı kapıdan arka koltuğa oturdum. Salim amca öne oturduktan sonra Engin amca direksiyona geçti. Motoru çalıştırıp gaza bastı. Önce emniyete gidip özel eşyalarımı aldık. Sonra pansiyona gidip kıyafetlerimin olduğu valizimi. En sonunda da Salim amcanın evine geldik. Kapıda güler yüzüyle Aysun teyze karşıladı bizi.

" Hoşgeldiniz.
Geçmiş olsun kızım." Dedi.

" Buyrun girin. Acıkmışsınızdır. Kahvaltı hazır. Hemen oturalım."

İçeriye girip küçük salona geçtik. Koluma giren Aysun teyze hazır masaya doğru yönlendirdi beni. Otuttu. Ardından çayları doldurdu.

" Hadi başla kızım."

Açlık duymadığım için,

" Aç değilim."

Dedim ama ısrar etti.

" Yemezsen güçlenemez, iyileşemezsin."

Kırmamak için dediğini yaptım.
Bir yandan küçük lokmalar yerken bir yandan üzerimde bakışların baskısı vardı.
Ama kimse bir şey sormadı . Sadece kahvaltı yaptık.

*****

Aradan günler geçti ve o günlerin hepsi birbirinin aynıydı. Sadece anne babamın mezarına gittiğim günler hariç.

Hastaneden çıktıktan sonra gün aşırı yanlarına gitmiş soğuğa rağmen dakikalarca yanlarında kalmış onlarla konuşarak olanları anlatmış yalnızlığımı hafifletmeye çalışmıştım. Artık Aysun teyzenin evinde kaldığımdan bahsetmiş beni merak etme demiştim babama. Ve başıma gelen şey her neyse kendimi ne kadar zorlarsam zorlayım hâlâ hatırlamadığımı. Evet. Arada bir zihnime anlık dalgalı ve bulanık görüntüler gelip gidiyordu, ama devamı gelmiyordu. Daha olup bitenleri sindirememişken sömestir tatili de bitmişti üstelik. Yarın okulun ilk günüydü. Ben ise pencerenin önünde yağan karı izleyerek ne yapacağımı düşünüyordum.

Sene başında gittiğim okul yurda yakın buraya uzaktı. Bu yüzden okulumu da değiştirmem gerekiyordu.

Okula gitmek...
Şuan gerçekten okula falan gitmek istemiyordum aslında. Ama mecburdum. Lise bitmeli üniversite sınavına girmeli kendime bir yol çizmeliydim. Fakat hiç enerjim yoktu. Bu hâlde sadece liseyi bitirebilirdim sanırım. Üniversiteyi sonra düşünecektim artık.

Derin bir nefes çekip gözlerimi yatağımın üzerindeki okul çantama çevirirken kapı tıkladı.

" Gel Aysun teyze."

Kapı aralandı.

"Günaydın Leyla. Kahvaltı hazırladım. Gel birlikte yapalım."

"Canım hiç istemiyor Leyla teyze."

" Kızım...
Kaç gündür doğru düzgün bir şey yemedin. Vallahi gözlerinin altı çöktü. Bileklerin inceldi. İyice zayıfladın."

Gözlerimi yere indirirken devam etti.

" Yaşadıkların zor şeyler biliyorum. Ama bunada şükretmeliyiz. Ya daha kötü şeyler olsaydı. Polisler olanları araştırıyor hâlâ. İnanıyorumki sana bunu yaşatanlar çok yakında bulunacaklar. Ve cezalarını çekecekler. Sen de bu arada kendini toparlamalısın. Ayaklarının üzerinde güçlü şekilde durmalısın. Baban bu hâlini görüyorsa çok üzülüyordur."

Gözlerimi Aysun teyzenin gözlerine çevirdim.

" Aysun teyze babamı çok özlüyorum. Acaba gerçekten beni görüyor mudur?"

"Canım benim."

Dedi elini yüzüme koyup şevkat dolu bakışlarıyla.

" Baban seni çok seviyordu. Yanında olmadığın zamanlar da hep senden bahsediyordu. Geldiğin neler yapacağınızı anlatıyordu. Eminin şuan ve her zaman seni görüyor. Onu da anneni de üzme artık. Hah!"

Gülümserken ellerimi tuttu.

" Hadi gel önce kahvaltını yap sonrada seninle birlikte dışarıya çıkalım. Biraz dolaşırız. Sahil kenarına gideriz. "

Başımı salladım gülümsemeye çalışarak. Yerimden kalktım. Birlikte odadan çıkıp mutfağa geçtik. Herşeyi hazırlamıştı.

" Sen otur çayları doldurayım ben."

" Tamam."

Sandalyeye oturup çayları dolduruşunu izledim. Sonra karşıma geçip oturdu. Kahvaltılıklardan birer parça koydu tabağıma.

"Hadi başla güzelce doyur karnını."

Dedi. İştahım olmasa da yemeye başladım. Çünkü söylediklerine hak veriyordum. Artık kendime gelmeliydim. Okula dönmek yeni arkadaşlar edinmek iyi gelebilirdi. Okuldan sonra da dükkana gider babamın işini devam ettirirdim. Böylece daha kolay toparlardım.. Evet kendi hayatıma dönmek istiyordum ama yaşadıklarımı hiç unutmayacak ve her zaman dikkatli olacaktım.

******************
1. Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.