1. bölüm / 33
SAHAFIN KIZI (Güncel)HİKAYEDEN ALINTI
Bölümler 33Şu an: HİKAYEDEN ALINTI
- 1 HİKAYEDEN ALINTI954 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 🔥1. BİR SAHAF CİNAYETİ2.382 kelime
- 3 🔥2. SONSUZ AYRILIK2.263 kelime
- 4 🔥3. SIRLI GÜNLÜK2.220 kelime
- 5 🔥4. GÖLGELERDEN KAÇIŞ2.451 kelime
- 6 🔥5. TAŞTAN KAFES2.293 kelime
- 7 🔥6. ÖLÜM TEHDİDİ2.354 kelime
- 8 🔥7. VASİYET MESELESİ.2.332 kelime
- 9 🔥8. KAÇIŞ2.315 kelime
- 10 🔥9. YENİLENEN HAFIZA2.192 kelime
- 11 🔥10. ANLAŞMA YAPACAĞIZ2.502 kelime
- 12 🔥11. GERÇEK VASİYET2.128 kelime
- 13 🔥12. GİTMESEN OLMAZ MI?2.428 kelime
- 14 🔥13. İÇİMDEKİ ÇATIŞMA2.251 kelime
- 15 🔥14. DÜŞMANIN HAMLESİ2.547 kelime
- 16 FİNAL ALINTI482 kelime
- 17 🔥FİNAL!2.593 kelime
- 18 ♦️S. Özel 1. İstanbul'a dönüş2.616 kelime
- 19 ♦️S. Özel 2. Kabuslar anılara bir kapı açar2.644 kelime
- 20 ♦️S. Özel 3 Unutulamayan2.707 kelime
- 21 ♦️S. Özel 4 İtalya2.708 kelime
- 22 ♦️S. Özel 5 Taht savaşı2.652 kelime
- 23 ♦️S. Özel 6 Dejavu2.752 kelime
- 24 ♦️S. Özel 7 Yem ve tuzak2.784 kelime
- 25 ♦️S. Özel 8 Ölümün kıyısında2.543 kelime
- 26 ♦️S. Özel 9 Drago'nun intikamı2.693 kelime
- 27 ♦️S. Özel 10 Gelen itiraf.2.626 kelime
- 28 ♦️S. Özel 11 Final2.599 kelime
- 29 ❤️🔥S. ALEX ÖZEL 13.265 kelime
- 30 ❤️🔥S. ALEX ÖZEL 23.322 kelime
- 31 ❤️🔥S. ALEX ÖZEL 33.169 kelime
- 32 ❤️🔥S. ALEX ÖZEL 43.335 kelime
- 33 ❤️🔥S. ALEX ÖZEL FİNAL3.843 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Olamaz! Olamaz!
Hapı yuttun Leyla.
Dedim kendi kendime. Bu adamların niyeti kötü. Hemen kaç. Yoksa baban gibi seni de öldürecekler!
Anında geriye dönüp odaya doğru koştum. Aklımda tek birşey vardı. Korktuğum farelerin yaptığını yapıp yer altından kaçmak. Korkudan nefes nefese kalırken odanın içine girer girmez kapıyı arkadan kilitledim. Elim kalbimde nefesimi düzenlemeye çalıştım.
Önce yorganı yere atıp deliğin üzerini örttüm. Ardından yerdeki kapağı kaldırıp alt kattaki odaya inerken kapağı arkamdan kapattım. Karanlığın içinde el yordamı ile pencereyi bulmaya çalışırken aklıma gelen farelerle korkum daha da artıyordu.
Sırası değil aptal.
Dedim kendi kendime.
Kendine gel. Fareden daha korkunç insanlar var peşinde. Kıçını kurtar..
Bulduğum pencereyi açmaya çalışırken üst odadan sesler gelmeye başladı. Evet kapıyı kırmaya çalışıyorlardı. Bu sefer yalvarma moduna geçtim.
Allah'ım bana yardım et!
Bir anda kırılan kapı sesi yüzünden korkuyla attığım çığlığımı ağzıma kapattığım elimle tuttum. Şuan tam üstümden gelen ayakkabı sesleriyle yukarıya bakıyordum. Odadaki lamba sayesinde tahtaların arasından odada yürüyen adamın gölgesini görebiliyordum. Evet gerçekten beni arıyorlardı.
Kalbimin patlayacak derecede hızlı atışı, burnumdan aldığım derin nefesler... Şuan korkudan ölmüyorsam vücudumun salgıladığı adrenalin yüzünden olmalıydı. Korkuyla yutkunup yavaşça arkamı döndüm. Elimdeki defterlere baktım. Bu defterleri burada bırakamazdım. Bu adamlardan kurtulup polise gidecek hem bu adamları şikayet edecek hem bu defterleri savcılığa verecektim.
Pencereyi açıp sandığın üzerine çıkıp oradan da boşluğa geçtim. Tam demir parmaklıkları kaldıracakken bir anda tavandaki kapağın açıldığını duydum. Kapağın büyük bir gürültü ile arkaya düştüğünü duyunca korkudan attığım ikinci çığlığıma engel olamadım.
Aynı anda birinin açılan kapaktan aşağı indiğini görünce oyalanmadan demiri kaldırıp yana kaydırdım. Boşluktan çıktığım gibi koşarak kaçmaya başladığımda arkamdan gelen silah sesini duydum. Kaçtığımı anlamışlardı. Kocaman bir çığlık attım ama durmadım. Çiseleyen kara ve soğuğa aldırmadan can havliyle nereye gittiğime bile bakmadan koşuyordum.
Bir süre sonra soluk soluğa durup etrafıma bakarken elimi cebime attım. Ama bulacağımı sandığım telefonum yoktu. Oda da kalmıştı. Ne montumu almıştım ne telefonumu. Elimde iki defter kendimi zor atmıştım dışarıya.
Şansıma la*etler yağdırırken başka gölgeler görünce panik içinde geriledim. Sonunda yan tarafımdaki iki dükkanın duvarı arasında gördüğüm boşlukla kendimi o küçücük araya attım. Zayıf olduğum için kolayca sığabilmiştim.
Şuan korktuğum o farelerden birine dönüşmek istememin sebebi iliklerime kadar işleyen soğuk ve yakalanma korkumdu. Hızlı hızlı aldığım nefeslerimi ve tir tir titreyen bedenimi kontrol edemeyişim de bu yüzdendi. Bu adamların sayesinde fare korkum falan kalmamıştı. Bir tek onlardan korkuyordum artık.
Olmasam da bulunduğum yere çöküp bir fare gibi saklanmaya devam ettim. Sessiz geçen sürenin ardından duyduğum ayakkabı sesleri yüzünden dudaklarımı bir birine bastırırken burnumdan aldığım sesli nefeslerime engel olamıyordum.
Soğuktan yaşaran gözlerimi sildikçe yeniden doluyor, her an yakalanma korkum hat safhadaydı. Şuan tek istediğim bir an önce buradan çıkıp uzaklaşmak ve polisten yardım istemekti.
Hâlâ titreyen bedenimi kenara yaklaştırıp başımı dışarı uzattım. Gördüğüm 2 kişi ile anında geri çekildim tabi.
Allah'ın belaları hâlâ peşimdeler.
Derken umutsuzluk çöktü içime. Peşimi bırakmaya niyetleri yoktu. Yaklaşan ayak seslerine karışan yabancı kelimeler duydum. Bu adamlar kendi aralarında bilmediğim bir dille konuşuyorlardı. İngilizce değildi. Hangi dildi bilmiyordum ama kalıp soracakta değildim.
Hissettiğim soğuk yüzünden dişlerim birbirine vurmaya başlarken başımı diğer yana çevirip iki duvar arasında yan yan yürümeye başladım.
Allah'ım bir kurtulayım buradan Eyüp Sultan da sadaka dağıtacağım.
Diye diye diğer taraftan. Çıktığımda önce etrafıma bakındım. Kimsenin olmadığından emin olduktan sonra önümdeki çöp kutularının üstünden geçip çarşı çıkışına doğru yeniden koşmaya başladım ara sokakta. Ama bir anda yolumu kestiğini gördüğüm iri cüsseli adamla karşı karşıya kalınca durmak zorunda kaldım.
Böyle şansın gelmişini geçmişini sikeyim ben.
Derken nefes nefeseydim. Ağzımdan çıkan dumanın arasından gördüğüm, oldukça uzun boylu üzerinde uzun bir palto, olan bir adamdı. Elinde yüzüme doğrulttuğu silah ve karanlık sureti ile Azrail'i hatırlatıyordu. Bütün vücudum soğuktan ve korkudan elektrik verilmiş gibi titrerken ayaklarım kendiliğinden geri geri gitti. Aynı anda duyduğum diğer ayak sesleri ile arkama döndüğümde elindeki silahı bana doğru tutan başka bir adam daha gördüm. Bir önüme bir arkama bakıyordum.
Kahretsin! Buraya kadar!
Galiba bende babam gibi öldürüleceğim!
Diye düşündüm. Ama o an hiç beklemediğim bir şey oldu. Önümdeki adamın başıyla bana işaret verdiğini gördüm. Kafam karıştı. Algılarım uyuşmanın da ötesinde soğuktan donmuş, ne düşüneceğimi ne yapacağımı bilemez hâldeydim. O yüzden şüpheyle bakmaya devam ettim. Ne yani bu iki adam... İkisi de aynı tarafta değil miydi? Önümdeki yarma başıyla ikinci kere yana çekil işaretini tekrar edince anladım. Biri bana yardım ediyordu. Yani sanırım. İtiraz etmeden bir anda yan tarafa doğru koştum. Aynı anda iki el silah sesi duyuldu çarşıda. Ne durdum ne geriye baktım. Kimin kimi vurduğu umrumda bile değildi. Canımı kurtarmak için soluksuz şekilde koşmaya devam ettim sadece.
Nihayet çarşının çıkışına yaklaşmıştım. Önümdeki bir kaç basamak merdivenide inip aştıktan sonra özgürdüm. Biraz olsun rahatlamıştım ki çok gördüler. Arkamdan gelen ayak seslerini duydum yeniden. Peşimden yetişip gelen hangisiydi bilmiyorum ama birinin yüksek sesle,
" Dur! "
Dediğini duydum. Beni şaşırtan türkçe kelimenin ardından bir el silah sesi daha geldi kulaklarıma. Aynı anda ayak bileğim de hissettiğim acıyla o basamakları yuvarlanarak indiğimde hem ayak bileğim hem başımın arkası acıyor, kalbim göğüs kâfesimi yarıp çıkacak gibi atıyordu. An itibariyle sersemlemiş, tükenmiş ne konuşacak ne kaçacak hâldeydim. Yaralanmış ve yakalanmıştım...
Arka arkaya aldığım hızlı ve derin nefeslerle yerde yatarken bütün vücudum durdurulamaz şekilde titriyordu. Peşimdeki iki adam yanıma geldi. Devasa görünen yanı başıma dikildi. Bulanık şuurumla yağan ince karın arasında yüzlerini seçemediğim adamlara çevirdim gözlerimi. Benim gibi nefes nefese olduklarını gördüm. Sol tarafımda duran üzerime doğru eğilip hâlâ elimde olan defterleri çekip aldı. Engel olmak istesemde yapamadım. Defterleri yanındaki adama verip bilmediğim dilde bir şeyler söyledi yine. Az önce dur diyen kimdi peki. Neler oluyordu? Adam uzaklaşırken yanımdaki adam paltosunu çıkarıp yeniden üzerime eğildi. Karşı koyacak gücüm kalmamıştı. Tek yapabildiğim gözlerimi kapatmak oldu. Ne olacağını beklerken yüzüm dâhil bütün vücuduma sarılan palto ile yerden yükseldiğimi hissettim. Şuan yaralı bir köpek yavrusundan farkım yoktu. Karanlık bir el bilincimi uykuya çekerken kulaklarıma gelen polis sirenlerini duydum. Silah sesleri için geliyorlardı ama çok geçti.
Bölüm etkileşimi
