MAHFİ MAHFUZ kitap kapağı

50. bölüm / 58

MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 22.1🕊️

Vaveyla Yazarı: Nisa Nur Cingitaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️
  1. 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
  2. 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
  3. 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
  4. 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
  5. 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
  6. 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
  7. 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
  8. 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
  9. 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
  10. 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
  11. 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
  12. 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
  13. 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
  14. 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
  15. 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
  16. 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
  17. 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
  18. 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
  19. 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
  20. 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
  21. 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
  22. 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
  23. 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
  24. 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
  25. 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
  26. 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
  27. 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
  28. 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
  29. 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
  30. 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
  31. 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
  32. 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
  33. 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
  34. 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
  35. 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
  36. 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
  37. 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
  38. 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
  39. 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
  40. 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
  41. 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
  42. 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
  43. 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
  44. 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
  45. 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
  46. 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
  47. 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
  48. 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
  49. 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
  50. 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime · Okuduğun bölüm
  51. 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
  52. 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
  53. 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
  54. 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
  55. 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
  56. 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
  57. 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
  58. 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime

"En kötüsü de sahip olmadığın şeylere, ait olmandır..."

***

NEVA

Annemle bu gölde o kadar çok anımız var ki, bahsetmiştim...Annemin sadece bu gölün yanında yüz hatlarının yumuşadığını, huzur bulduğunu. Aslında annemin mezarı bence burada olmalıydı. Ancak burada huzurla yatabilirdi.

Ama burası çok değişmiş, değişik bir hüzün çökmüş. Kalbimi de yarım yamalak özlem duygusu ele geçirmeye başlamıştı. Renkler solmuş olsa da o zamanlardaki hislerimi düşündüğümde heyecanlı sıcak hisler tekrar canlanıyordu.

Fatih araçtan gerekli malzemeleri almaya giderken arkasından baktım. Uzun zamandır onunla konuşmuyordum. Onu cezalandırmak istedim, 'al sana profesyonel koruma ve sahibi' mesafesi. Sürekli hislerimin yanlış olduğunu hissettirmesinden yorulmuştum çünkü. 'Böyle hissetmemelisin Neva'... Ama neden!

Her halükârda onu özledim. Az önce kapıyı açmamam için beni durdurmasına bile kalbim pır pır yanıt verdi. Benim için endişelenmesini, ona karşı geldiğimde çatılan kaşlarının altında yıldız gibi parlayan kararlı gözleriyle temas etmeyeli o kadar zaman olmuştu ki. Tüm savunma mekanizmamın çatırdadığını hissediyordum.

Sessizce iç çekerek arkama, rengarenk ama tozdan dolayı yağlanmış vitray camlı kapıya döndüm. Dışarısına bakarken, tablosuna gülümseyen annesini hayranlıkla izleyen küçük Neva'yı hayal etmeye başlayacaktım ki gölde bir hareketlilik fark ettim. Göz bebeklerim küçülerek etrafa sıçrayan suya odaklandı; bir güvercin...Çırpınıyor ama gölden çıkamıyor, uçup kurtulamıyordu. Boğulmak üzereydi. Hiç düşünmeden kapıyı açıp iskeleye koştum. Uzanıp onu iskeleden daha fazladan uzaklaşmadan, ulaşabileceğim bir mesafedeyken kurtarmak istedim. Evet, neredeyse kanadını tuttum.

Derken bacağım dengesizleşti ve cup!

Düştüm.

Göle, hem de güvercinin üstüne...Üzerine düşmemin etkisiyle gölün derinlerine doğru batmaya başlayan güvercini görünce kan beynime sıçradı. Ben bir hayvanın katili olamazdım! Bu sefer ciğerlerimi havayla doldurarak suya daldım. Bulanık su da bembeyaz olan güvercini zorla seçsem de ona doğru hamle yaparak onu yakaladım.

Tam nefesim tükenmeden yukarı çıkıyordum ki büyük bir gürültüyle su yarıldı ve sanki bir füze suyu yarıp geçercesine baloncuklar kabararak gölün yüzeyine çıktı. Suyun karmaşasından hiçbir şey göremeden bir el kolumu kavrayıp beni kuvvetlice yüzeye çekti.

Suyun yüzeyine dehşetle çıktığımda sol elimde boynu bükük cansız güvercini bağrıma basarken sağ kolum ise acıtacak kadar sert bir şekilde Fatih'in ellerinde kasıldı. Daha önce hiç görmediğim bir dehşet ile bana bakıyordu. Yüzündeki tüm kan çekilmişti. Gözlerindeki iris tamamen daralmış, göz bebeği tüm irisini işgal etmişti. Tek kolunu bedenime sarıp ben hiçbir şey demeden beni kıyıya çıkardı.

Sırt üstü beni çamurlu toprağa koyarken vücudu zangırdıyordu. İki bacağı bedenimin çevresini çerçeveleyerek bedenini üzerimde yükselttiğinde elimdeki ölü güvercin toprakla buluştu. Eliyle yüzümü avuçlayarak bana yaklaştı. Titremesi daha da artmaya başlamıştı. Bense kendimden daha çok onun için endişelenmeye başlayarak nefesimin kesildiğini hissediyordum.

"Neva-" yutkundu. Gözlerinden sel gibi yaşlar yüzüme doğru akmaya başladı. Dirseklerimin üstünde doğrulduğumda bacaklarımın üstüne oturup yığıldı. Ağzından sadece hıçkırık sesleri ve yakarışlar duyuluyordu. Bir yandan midesini tutup öte yandan ağzını kapatarak öğürmeye başlamıştı.

Hemen elim sırtına gidip destek verircesine onu tuttum. Bu yetmeyince ona sıkıca sarıldım ve yere istifra ederken sarsılan bedenini güçlükle sabitledim. Nihayet midesindeki her şeyi çıkarttığında omuzlarından tutup onu göğsüme yasladım. Şu an fark ediyordum ki ben de çok korkmuştum. Fatih'in gözlerindeki yaşları avcumla silerken o titreyerek ellerimi tuttu ve beni gövdesine öyle sıkıca hapsetti ki soluğumu alamayacak kadar sıkı, beni içine sokmak ve orada hapsetmeye karar vermişçesine kalbiyle bir bütün oldum.

"Ben kalbim atıyor sanıyormuşum...Yanılmışım. Ben seninle nefes alıyormuşum. SENİ KAYBETTİM ZANNETTİM, NEVA!"

Her bir kelime ruhuma yanan bir göktaşı gibi iniyor, ruhumu darmaduman ediyordu.

"Canımdan öteyi, ruhumu kaybettim sandım o suda. Ölüm benden her şeyi aldı, Neva. Seni de alsa benden geriye hiçbir şey kalmazdı. Ben... ben sana...aylardır sana bakarken ölüp ölüp diriliyorum. Seni öyle çok seviyorum ki... Bu korku beni gebertecek, anlıyor musun? Kafayı sıyırdım artık!"

Kollarımdan tutup beni geri çekti, kıpkırmızı çatlayan gözlerle bana bakışı ve itirafıyla benim de gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Titreyen dudaklarla küçük bir çocuk yalvarışıyla devam etti;

"Gitme. Ölme. Yalvarırım benden gitme..."

Daha fazla dayanamadan ona sıkıca sarıldım. Tüm titremelerini durdurmak, ona tüm şefkatimi vererek tüm yaralarını sarmak istedim. Fatih benim hakkımda o kadar çok şey bilirken ben ise onun acıları hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Bu kadar derin hisleri gömmek için ne kadar çabaladığını, aslında kaybetmemek için hiçbir yere, hiçbir kimseye ait hissetmek istemediğini anlamıştım.

Kendini yalnızlaştırarak aslında kendini korumaya çalıştığını da...

"Özür dilerim. Seni bu kadar korkuttuğum için özür dilerim, Fatih."

Aklıma yığılan hangi cümleyi söyleyeceğime karar veremedim. Benim de onu sevdiğimi mi? Asla yanından gitmeyeceğimi mi? Onu bu kadar mahvettiğim için özürler sıralamamı mı? Hepsi yetersiz ve şu an ifade edemeyeceğim kadar yoğundu.

"Güvercin...Boğuluyordu." Dedim ondan gitmek istemediğimi anlatmak isteyerek "Ama kurtaramadım onu."

İkimiz de topraktaki güvercine bakarken ellerimi tuttu. "Sen olabilirdin, şu an o sen olabilirdin."

"Biliyorum, üzgünüm. Ama sen yanımdaydın, her zaman yetişip beni kurtarırsın." Hafifçe dudaklarım yukarı kıvrıldı. Fatih'in göz yaşları dursa da gözlerinde hala hüzün vardı. Ellerimi yüzüne götürdü ve yanağını avcuma yasladığında gözlerini kapattı. İkimiz de yerde diz çökmüş hâlde tek odaklandığımız ses kalp atışlarımızdı. Islak kıyafetler tenimize soğukça değiyordu.

Onun bacaklarının arasına dizlerimi sığdırmıştım. Dizlerimin üstünde yükselip yüzünü yasladığı avuçlarımı sıkarak gözlerime bakmasını sağladım.

"Aşk itirafımı aldım." Onu böyle yıkık görmeye tahammülüm yoktu. Her şeyi unutmak, çıkarılması gereken dersleri çıkarmak ve artık hislerimi görmezden gelmeden Fatih ile yaşamak istiyordum.

"Sen..." Bakışlarının değdiği her yer ısınıyor sırılsıklam kıyafetlerimi kurutacak kadar ısı yayıyordu.

"Sen karşılık vermek zorunda değilsin, Neva. Hatta vermemen daha doğru olur."

Ellerimi yüzünden çekip kararsız ve içinde çelişen bir ifadeyle kaşlarını çattı. Ona izin vermeden tekrar sarıldım ve başımı boynunun kıvrımına gömdüm. İkimiz de yosun kokuyorduk. Biraz da kusmuk... Bu kadar olaylı bir itiraf da bana yakışırdı.

"Sus ve sana yakın olmamın tadını çıkar. Sana karşılık vermemi istediğini biliyorum."

Elleri belimde sıkılaştığında hiç kıpırdamadan bu hisse alışmaya çalıştım. Ama o beni kendinden uzaklaştırdı. Saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırırken gözlerime kaçamak bir şekilde baktı.

"Bana yakın olmanı seviyorum ve uzaklaşmana tahammül edemiyorum." Baş parmağı çenemin çizgisini tüy kadar hafif bir şekilde takip etti ve dudağımın kenarında durdu. Bense nefesimi tutarak bir sonraki hareketini bekledim.

"Ama bana karşılık vermeni gerçekten istemiyorum. Sen bana karşılık verirsen ne yaparım bilmiyorum. Biz..." Dudaklarını sıkıntıyla büzüp gevşetti, zihnindeki karmaşayla savaşırcasına kafasını sağa sola salladı. "Biz birlikte olmamalıyız, Neva. Bu mümkün değil, açıklayamayacağım şeyler var."

İçimi daraltan bir his büyümeye başladığında onu omuzlarından tutup sarstım.

"Mesele babam mı? Ondan mı korkuyorsun?"

Kaşları hafifçe kavislendiğinde dudaklarını yaladı. "Ben ölmekten korkmam Neva, ölmek başıma gelebilecek en güzel şey"

Bir tane tokat patlattım. Sinirden ellerim titremeye başlamıştı. Ne demek ölüm başına gelecek en güzel şeydi? Ben değil miydim, onu sevmem değil miydi?

"Ha? Seni sevmem ölümden beter yani?"

Attığım tokatın yerini sıvazlayarak bana bu sefer daha yumuşak bir ifadeyle yaklaştı. Ne demek istediğimi anlamıştı.

"Birbirimizi sevmek değil kötü olan...Birbirimizi sevemeyiz. Ve bu ölümden bile kötü."

Kafam karışıyordu. Kaşlarımı çattım, gözlerim hızla yüzünü taramaya çalıştı. Bu adam neden bu kadar üstü örtük konuşuyordu? Her zaman ama her zaman bir şeyleri saklıyordu. Ve bunu canını verse bile bana söylemeyecek gibiydi.

"Ölüm dışında her şeyin bir çözümü vardır. Ama saklamaya devam edersen çözemeyiz, Fatih."

"Çözülemeyecek bir şey, Neva. Asla geri alınamayacak bazı şeyler vardır. Ben..." Ellerini yumruk yapıp açtı. Tiksinerek kendine baktığını hemen anladım.

"Ben sandığın kadar iyi bir adam değilim. Bu eller...Çok günah işledi. Bana güvenmemelisin. Ve...beni sevmemelisin."

Neydi bu şimdi? Sen benden daha iyilerine layıksın mavalı mı? Gitme diyordu ama gelmeme de izin vermiyordu. Bana şalterleri attırmaya kararlıydı.

"Yoksa o güvercinin kaderini paylaşırsın"

Yerdeki güvercine baktım. Şu an çok da farklı değildim. O nefes almıyor ben ise alıyordum. Tek fark buydu. Yaşamak ile hayatta kalmak arasında bir uçurum olduğu gibi...

"Az önce gitmememi söyledin?" Sesimin titremesine engel olamadım. Hayal kırıklığı vücudumu yırtıp geçerek tırnaklarıma kadar ulaşıyordu.

"Yaşamanı istiyorum, Neva. Ne olursa olsun yaşa. Benden uzakta kalarak da olsa... Sana deli gibi aşık da olsam... Senin var olmanın benim duygularımdan kat be kat daha önemli."

"Peki ya benim hislerim? Sevdiğim halde sevmiyor gibi mi yapmalıyım? Sen ruhumu öldürüp bedenimi ayakta tutmaya çalışıyorsun."

"İşte bu yüzden hislerimi itiraf etmek istemedim." Yerdeki ölü güvercini avuçlarının arasına aldı. "Hislerim olmadığını düşünürsen benden vazgeçmen daha kolay olurdu."

Güvercin tek eline sığacak kadar küçük de olsa nazikçe iki avcunun içinde tutmaya devam etti. Ben de ellerimi avuçlarının içine, güvercinin üstüne koydum.

"Ya bana senden vazgeçmem için gerçek bir sebep verirsin ya da senden nasıl vazgeçmediğimi görürsün."

Gözlerim kararlılıkla ama çocuksu bir ısrarla parlıyordu. Dudaklarımı da 'gör bakalım vazgeçiyor muyum' dercesine kendimden emin bir şekilde büzdüm.

"Seni terk etmeyeceğim Fatih, neyse o saçma sebeplerin, zamanı geldiğinde tek tek yüzleşeceğim. Ve yine de elini bırakmayacağım."

Fatih'in tekrar gözleri dolduğunda uzaklara, gökyüzüne bakarak gözyaşını içine akıttığını fark ettim. Alt dudağını ısırıp yavaşça ayağa kalktı.

"Hadi, geri dönelim. Üstümüzü değiştirip temizlenmemiz gerek." Hala tek elindeki güvercine baktığımı fark edince ekledi; "Güvercini de istediğin bir yere gömelim."

Güvercine hüzünlü gözlerle bakıp bulunduğum çamurlu tabakadan sıyrılıp kalktım. Gerçekten inanılmaz leş bir vaziyetteydik. Herhalde beni daha iğrenç bir durumda göremezdi. Buna rağmen bu halime sarılıp aşkını itiraf etmişti. Düşünceyle yüzümde çocuksu bir gülümseme oluştu. Ruh halimdeki ani değişimi görmezlikten geldiğinde koluna girip onu çekiştirdim.

"Pekâlâ...Sevgilim."

Suratındaki o bozulmuş ifade ile o kadar tatlı gözüküyordu ki, kıpkırmızı gözleri ve burnu, benden uzaklaşmaya çalışan ama az önceki yakınlıktan da henüz sıyrılamamış hâliyle ruhumda aydınlık bir fide filizlenmesine sebep oldu.

"Neva!" Sesi uyarıcı ama korkutucu değildi. Kıkırdadım. Islak ve yapış yapış halime de bakmaksızın cilveli olmaya çalışıyordum.

"Ne var be! Biz evli bile olduk. Sevgili olmak onun yanında çocuk oyuncağı kalır."

Kolunun kaslarını sıkarak elimi sıkıştırdı. Bezgin bir nefes vererek yürümeye devam etti. Onunla uğraşmak çok keyifli olacaktı ve çırpınışları beni daha da gaza getiriyordu. Şeytanı bir gülüş içimde yankılanırken kolumu tutup beni önüne çekti.

"Düş önüme, düş. Başımın belası."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18