MAHFİ MAHFUZ kitap kapağı

43. bölüm / 58

MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 19.1🕊️

Vaveyla Yazarı: Nisa Nur Cingitaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️
  1. 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
  2. 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
  3. 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
  4. 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
  5. 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
  6. 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
  7. 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
  8. 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
  9. 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
  10. 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
  11. 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
  12. 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
  13. 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
  14. 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
  15. 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
  16. 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
  17. 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
  18. 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
  19. 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
  20. 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
  21. 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
  22. 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
  23. 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
  24. 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
  25. 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
  26. 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
  27. 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
  28. 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
  29. 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
  30. 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
  31. 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
  32. 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
  33. 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
  34. 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
  35. 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
  36. 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
  37. 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
  38. 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
  39. 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
  40. 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
  41. 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
  42. 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
  43. 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime · Okuduğun bölüm
  44. 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
  45. 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
  46. 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
  47. 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
  48. 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
  49. 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
  50. 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
  51. 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
  52. 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
  53. 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
  54. 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
  55. 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
  56. 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
  57. 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
  58. 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime

"Ya bir gün ömrü kalan kelebek, yarına âşık olursa?"

***

NEVA

"Çok mu abartılı oldum?"

Elbisemin parıltılı ve pütürlü kumaşında ellerimi gezdirdim. Normalde bu kadar dikkat çekici bir şey seçmek istemezdim ama ilk defa bir düğüne katıldığım için heyecan yapmıştım. Altın renginde, üstüne parlak taşlar işlenmiş balık kesim abiyemin pelerinini çekiştirdim. Bungalovun sahibi olan genç kızla hemen hemen aynı yaştaydık. Ona sormaya çekinmiştim ama birisine fikir sormasam çatlardım. Fatih'e desem ters ters bakıp 'bunun onun görevi olmadığını' söyleyip sinirlerimi bozuyordu.

"Şunu çıkarsam biraz daha sade olur sanki." Dedim onay arayan bakışlarla.

Kız cevap veremeden Fatih yıldırım hızında cevabı yapıştırdı. "Hayır olmaz."

"Hani seni ilgilendirmiyordu? Neden olmazmış?"

Pelerini çıkarıp boy aynasında kendimi tekrar inceledim. Fatih'in çatık kaşlarını sırtımda hissedebiliyordum. Etrafımda dönüp elbiseyi kontrol ettiğimde sırt dekoltemin epey bir derin olduğunu fark ettim. Aceleyle alırsam böyle olur işte! Dudaklarımı dişleyerek yere bıraktığım pelerini "Aman iyi be!" diyerek tekrar omuzlarıma taktım.

İki saat önce aramızdaki o yoğun, duygusal an sanki hiç yaşanmamış gibi birbirimize bulaşıp duruyorduk. Her şey elbisemi giymemle başlamıştı. Ankara'dayken elbiseyi seçmeye Fatih ile gidememiştik çünkü babamın 'özel emri' ile 'özel bir göreve' gitmesi gerekmişti. Ben de elbise seçmeye hiç gitmediğimden, genelde üstüme özel tasarım dikimler yapıldığından üstünkörü bir elbise seçip malikâneye geri dönmüştüm.

Elbiseyi giyer giymez önce bir süre dumura uğramıştı. Gözlerini hayret ve öfke karışımıyla hızla açıp kapatmıştı.

"Ciddi olamazsın Neva."

"Çok mu kötü?" Dudaklarımı büzüp kaşlarımı alnımı kırıştıracak kadar kavislendirdim.

Başını iki yana gergin hareketlerle çevirirken kötü bir şeyler dememek için ısırdığı belli olan dudakları ise bembeyaz olmuştu. Eliyle ağzını kapattı ve bana arkasını döndü.

"Beni ilgilendirmez." Demişti, uyuz. Uyuz!

Gereksiz agresif tavırları içime kurt düşürdü ve ben de kızcağızı yarım saattir esir almak zorunda kaldım. Saçımı ve makyajımı yapmama yardım edecekti. Normalde özel bir kuaförde yaptıracaktım ama en azından saçım ve makyajım biraz sade olsun istiyordum.

Volkan Konak'ın dediği gibi 'aksi, lanet' bir adam oluvermişti. Ama moralimi bozmasına izin vermeyecektim çünkü bugünü o kadar beklemiştim ki geceleri heyecandan uykularım kaçmıştı. Sürekli bugünü odamda prova edip durmuştum. Normal insanlar gibi, arkadaşımın düğününde nedime olacaktım.

"Geç kalmayalım, buranın yolları sıkıntılı. Erken çıkmakta fayda var."

Zaten her zaman dakikti. Arkamızdan atlı kovalıyormuşçasına hareket ettiriyordu. İşini şansa bırakmayı hiç sevmiyordu. Bu sayede de her şey tıkırında gidiyordu onun komutasındayken.

Aynada son kez kendimi kontrol edip adını üç kere sorsam da unuttuğum kıza sarılıp teşekkür ettim. Buraya tekrar gelmek için kendi kendime söz vererek buruk bir gülümsemeyle odadan ayrıldım. Belki de bu sefer gerçek bir balayı konseptiyle yeniden gelirdim.

İşletmenin önünde küçük bir konvoy oluşturan resmi araçlarımıza binmeden bekledim. Yöredeki ev sahiplerinin meraklı bakışlarına maruz kalmıştım. Birkaç çocuk heyecanlanarak kaçıştı ve ben gülümseyerek araca bindim.

Yol boyunca Fatih ile konuşmadık ama aramız gergin de değildi. O daha çok vaktinde düğün salonuna varmamıza odaklanmış gibiydi. Ben de sahil şeridinden gittiğimiz için denizi izliyordum. Kömür karası denizi görünce isminin neden Karadeniz olduğunu anlamıştım. Akdeniz'den gerçekten farklıydı, korkutucu ve hırçındı. Akdeniz bensem Karadeniz Fatih'ti... Bu kadar zıt olduğumuzu zaman zaman daha net hissediyordum. Bu soğuk, karanlık ve gizemli havasının arkasında her zaman el yakmayan ama varlığını da hissettiren bir sıcaklık seziyordum.

Düğün salonuna geldiğimizde Şebnemlerin düğün arabasının ve diğer misafirlerin arabalarının çoktan geldiğini gördüm. Aslında geç kalmamıştık. Kalbim göğsümde kırpıştı. Heyecan yapma Neva, bu senin özel günün değil ki. Sen sadece arkadaşının özel gününde yanında olacak küçük bir detaysın.

Arabanın kapısı açıldığında tüm ekip sanki saatli bomba taşıyormuşum gibi tetikte, düğün salonunun önünde dizilmişti. Fatih'in uzattığı eli tuttuğumda onun da ne kadar şık olduğunu ve normalde giydiği takım elbiselerden farklı bir takım giydiğini fark ettim. Her zamanki giydiklerinin aksine desenli ve lacivert bir takım elbise giymiş, cepkenine de antika bir pusula iliştirerek kravat eksikliğini kapatmıştı. Çelik grisi gözleri özel koruma protokolüne çoktan geçmiş, tanıdığım Fatih'ten eser bırakmamıştı.

"Görüş alanımdan çıkmayın, yabancı insanlarla muhatap olmayın lütfen."

Salondan girerken sarf ettiği bu aşırı mesafeli yaklaşımına 'yapma Fatih' dercesine bakış attım. Ama o düğün girişindeki kalabalığı yönetmekle meşgul gözüküyordu. Davetliler sanki gelin benmişim gibi bakıyorlardı. Müziğin sesi bile benim girmemle kısıldı. Gerçekten utanıyordum. Bir sürü gibi içeri girmiştik ve elbisem...Of! Saltanat kayığına benziyordum.

Hemen sonra, nikah masasında oturan Şebnem'i ve müstakbel eşini gördüm. O da beni görünce ayaklanmıştı. Sevinçle ve göğsümü sıkıştıran kalp atışlarım eşliğinde onun yanına gidip gelinlik içinde ne kadar da masum ve ışıl ışıl olduğuna baktım.

"Su gibisin." Derken kocaman sarıldım ona. O da bana aynı sıcaklıkla, "Beni gölgede bırakmaya mı geldin kız!" Diye sitem etti. Sonra da yanaklarımı mıncırarak o insanın içine bahar getiren gülümsemesini benimle paylaştı.

"İyi ki geldin, ne kadar mutlu oldum bilemezsin." Dediğinde mahcubiyetim biraz azaldı. Gösteriş yapmayı asla istemeyen birisiydim. En yakın arkadaşımın en önemli gününü kesinlikle sabote etmek istemezdim.

Hoş geldin faslı bittikten sonra müsait bir masaya geçtik ve Fatih'i, 'adamların dışarıda beklemesini, burada kimsenin beni tanımadığını ve üçüncü dünya savaşının çıkmayacağını' söyleyerek ikna ettim. Şimdi sadece yanımda o vardı ama özel korumadan beklendiği gibi oturduğum sandalyemin hemen arkasında ayakta, vücudu yay gibi gergin ve tetikteydi. Kemerine takılı olan silahı salonun ışıklarında parlayarak gözdağı veriyordu. Gelen geçen herkesi bir x-ray cihazı gibi tarıyor, benimle ise hiç muhatap olmuyordu.

Sonrasında nikah memuru eşliğinde nikah kıyıldı ve pasta kesildi. Ardından oyun havaları ile kalabalık piste çıktı. Herkes çok eğleniyordu ve Şebnem bana el sallayarak yanına çağırıyordu. Hemen ayağa kalkıp Fatih'e döndüğümde çenesi o kadar gergindi ki yüzünün şekli değişmişti.

"Hiç öyle bakma, oynayacağım. Olay çıkartırım izin vermezsen." Diyerek bir şey demesine ve koluma ulaşmasına izin vermeden ağır elbisemi kaldırıp piste koştum. Şebnem'in ellerinden tutarak dans ederken kendimi tekrardan liseli kız gibi hissediyordum. Fatih pistin kenarına kadar gelmiş ve beni gözlerini kısarak izliyordu. Onu görmezden gelmeye çalıştım.

Dans etmeyi her zaman severdim ama en son ne zaman dans ettiğimi hatırlamıyordum. Müzikler değişiyor ama ben nefes nefese, terin suyun içinde kalsam da pistten inmiyordum. Hiç tanımadığım insanlarla oynuyor, halay çekiyordum. Ardından horon çalmaya başlayınca hem yorulmuş hem de horon bilmemenin mecburiyetiyle tekrar Fatih'in yanına döndüm. Yanaklarım dinlenmeden tepinmemden kaynaklı cayır cayır yanıyordu.

"İflah olmazsın." Dedi cebinden mendil çıkarırken. Alnıma pansuman yapar gibi tampon hareketlerle mendilini dokundurarak terimi sildi. Ardından koluma birisinin dokunduğunu hissederek arkama döndüm. Ellilerinde bir teyze gülümseyerek bana bakıyordu. Müziğin sesinden duyamadığım için eğildim.

"Kızım maşallah sana, enerjini pek bir sevdim. Boş musun?"

Kaşlarımı tereddütle birbirine yaklaştırırken Fatih'in çapraz sorguya çeken bakışlarına boyun eğerek teyzenin kurduğu cümleyi tekrarladım. Fatih'in surat ifadesiyle beraber kulakları bile hareket etmişti.

"Boş değil teyze." Dediği anda teyzenin suratı asıldı. Hüzünlü bir tebessümle koluma hafifçe vurarak gerisin geri gitti.

"Boş ne demek ya?" dedim bağırarak, kendi sesimi bile duymuyordum. Gözlerini devirip cevap vermediğinde yaşça daha genç başka bir teyzenin daha yaklaştığını fark ettim. Onun da yüzünde benzer bir ifade vardı. Teyze yaklaşırken Fatih bileğimden tutup beni kendine o kadar hızla döndürdü ki neredeyse dengemi kaybedip yere yapışacaktım. Sağ elimin bileğini kaldırıp kendine çekti, serçe parmağındaki sade gümüş yüzüğü çıkartıp yüzük parmağıma geçirdi. Serçe parmağındaki yüzüğün bile bana bol olmasına şaşıramadan kulağıma eğilip bağırdı.

"Elini göster."

Ne yapmaya çalıştığını anlamayıp bön bön ona baktığımda öfkeli bir nefes verdi. Arkamdaki teyzenin başını uzatıp bana baktığını gördüğümde kadın tam ağzını açmıştı ki Fatih yüzük taktığı elimi havaya kaldırıp neredeyse kadının gözüne soktu. Teyzenin ağzı açık kaldı ve Fatih'e de 'ayıp ayıp' diyen bakışlarla bakarak konuşmadan yanımızdan uzaklaştı.

"Ne yapıyorsun sen ya!" diye hayıflandığımda beni kendime getirmek istercesine kolumu sıkıca kavrayıp bağırdı.

"Katil olmamaya çalışıyorum."

Yüksek sesten zor işitiyordum. Pistteki horon tepenlerin nidaları da ayrı dikkat dağıtıcıydı. Saçlarımı omzumdan geri atarak sinirli bir halde kulağına yaklaştım.

"Bu tavırlarından hoşlanmıyorum, Fatih kendine gel!"

"Bu elbiseyi giyip deli danalar gibi dans etmeseydin bu tavırları hak etmiş olmazdın!"

"Ne-Saçmalıyorsun."

"Hoşuna gitti tabi." Dudaklarındaki gülüş tamamen sinirindendi. Suratı tekrar duvar gibi olduğunda devam etti. "Görücüler kapımda dizildi diye hava atarsın yol boyunca."

Suratımı ekşittim, teyzeler, yüzük ve...Ah...Şimdi anlamıştım. Teyzeler boş musun diye sorarken evli olup olmadığımı soruyorlardı. Ve Fatih o yüzden yüzük takmıştı.

"Sen ne karışıyorsun benim görücülerime!" diyerek onu kışkırttım. "Hem belki ben taliplerimi tanımak istiyorum."

Fatih, bir elini beline diğer elini ise sımsıkı kravatının üzerine götürüp sinirlerinin bozulduğunu belli edercesine gevşetti. Gülümsemesinde mutluluktan iz yoktu, her an kafayı sıyıracak gibiydi. Daha önce onu bir kez daha bu şekilde görmüştüm; hastanede o iki hadsiz adam benim üstüme yürüdüğünde. Normalde duygularını derin dondurucuda muhafaza eden birisine göre fazla yakıcı, kavurucu olan bu tepkilerini daha fazlasını görebilmek istiyordum. Onu kışkırtıp ileri gitmemi istememe sebep oluyordu.

Suratındaki o ruh hastası gülüşü aniden taş kesildi ve kulağıma mermi sertliğinde cümlelerini indirdi;

"Bu yüzüğü parmağından çıkardığın an seni omzuma atar bu salondan çıkarırım, Neva"

'Yaparım' dercesine kavislenen kaşlarını görebilmem adına geri çekildi. Yapardı, yapmadığı şey değildi...

"Kısmetimi kapatamazsın." Sınırını iyice test ettiğimi bile bile cevap verdim. O zorsa ben de zordum...

Hiçbir uyarı yapmadan kolumu omzuna attığı an çırpınırcasına feryat ettim, neyi zorluyordum ki! "TAMAM!" Tam da beni omzuna almak için harekete geçmişti ki koltuk altımın altından bana ateş eden gözlerle baktı. Bense yenilgiyi kabul ederek dudaklarımı büzdüm. Dişlerimin arasından öfkeyle tısladım; "Çıkarmayacağım."

Yanlışım vardı; o zor değildi, imkânsızdı... Ve ben bu imkânsızın mümkünleri kıyısında hapsolmuş hissediyordum. Bu hoşuma mı gitmişti yoksa korkutmuş muydu bilmiyorum. Bunu daha sonra analiz etmek için şu an kendime biraz zaman vermek istiyordum. En yakın arkadaşımın en güzel gününü mahvetmek istemiyordum.

"Bunun sonuçlarına sonra katlanacaksın, sakın unuturum sanma. Dua et, Şebnem benim için çok değerli. Pire için yorgan yakmayacağım."

Diyerek parmağıma bol olan yüzüğü ona göstererek sırtımı döndüm. Fatih neredeyse her parmağına bir yüzük takmayı seviyordu. Kulağında da küpesi vardı. Ben onun kadar aksesuar kullanmıyordum sanırım. Ona bunun intikamını alacağımı aleni bir şekilde ilan etsem de şu an tenimi kaynatan ve bol gelen bu gümüş yüzüğü çıkarmak isteyip istemediğime emin olamadım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18