29. bölüm / 58
MAHFİ MAHFUZ🕊️BÖLÜM 15.1🕊️
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️
- 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
- 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
- 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
- 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
- 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
- 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
- 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
- 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
- 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
- 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
- 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
- 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
- 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
- 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
- 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
- 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
- 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
- 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
- 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
- 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
- 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
- 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
- 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
- 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
- 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
- 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
- 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
- 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
- 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
- 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
- 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
- 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
- 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
- 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
- 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
- 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
- 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
- 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
- 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
- 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
- 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
- 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
- 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
- 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
- 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
- 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
- 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
- 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
- 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
- 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
- 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
- 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
- 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
- 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
- 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
- 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
- 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"İnsanoğlu muhteşem bir hayal kırıklığıdır."
***
NEVA (03/SİYAH)
Şehir dışına yakın bir yerlerde konumlanmış dört katlı beyaz badanalı bir binanın önünde durduk. Binanın etrafı çitlerle çevrilmiş, çam ağaçları ve mevsim kış olduğundan yapraklarını dökmüş çıplak ağaçlar ile düzenlenmişti. Binanın önünde birkaç araba daha vardı ama onun dışında arazi bomboştu.
Fatih paslanmış siyah demir bahçe kapısını iterek açtı ve bahçeye girmem için beni bekledi. Hala canım çok sıkkındı. Gerçekten olay çıkarmamın sorun olmadığı yer burası mıydı? Etrafında hiçbir şeyin bulunmadığı hastaneye benzeyen bu sıkıcı yapı malikâneyi aratmıyordu. Kapalı alanlara girmek ruhumu daraltıyordu. Kanatları olup da sürünmeye mecbur bırakılmış gibi hissediyordum.
Bahçeye girdiğimizde oyun parkı ve çeşitli idman aletleri soğuk ve ıslak bir karşılama ile karşıladılar. İki tane kocaman kamelya ve binanın solunda zar zor görülen poligonları fark ettim.
Üstümdeki elbiseyi çekiştirerek merdivenden beceriksizce çıktım ve Fatih kapı ziline basmadan kapı büyük bir gürültüyle açıldı;
"Fatih ağabey!"
Önce iki tane erkek çocuğu sonra da arkalarından bir tane de topallayarak sevinç çığlıkları atan kız çocuğu Fatih'in bacaklarına yapıştı. O an ne tepki vereceğimi bilemedim
Fatih'in yüzünde hiç görmediğim iç gıdıklayan kadifemsi, yumuşak bir ifade fark ettim. Çocuklardan tek bacağı protez olan kızı iki eliyle havaya kaldırıp şakacı bir şekilde salladı. Kız boğuk kahkahalar atarken diğer çocuklar beni incelemeye başladılar. Ardından birbirlerine bakıp şaşkınlıktan ardına kadar açılan ağızlarını kapatıp bir ağızdan bağırarak içeri kaçtılar.
"Abooo dede! Fatih ağabeyim kız kaçırmış. Abooo! Evlenmişler bir de gelinliği var üstünde!"
"Ulan Ensar!"
Fatih'in boynuna sıkı sıkı sarılmış kız çocuğu da beni başımdan tırnağıma kadar süzdü. Eliyle Fatih'e birkaç işaret yaptığında işaret dili kullandığını fark ettim. Fatih önce kıza gülümsedi sonra başını okşayarak;
"Hayır güzelim, size arkadaş getirdim sadece." Bana dönüp içeri geçmemi işaret etti.
"Nereye geldik biz?" Sesim kolay kolay kısık tonda çıkmazdı ama ilk kez sessiz konuşma ihtiyacı hissetmiştim.
İçeri girer girmez kocaman bir boy aynası bizi karşıladı. Yanında bir sürü montun asılı olduğu büyük bir askılık vardı. Defalarca kırılıp yapıştırıldığı, yapıştırmanın da hayır etmediğini ifşa eden halatlarla sabitlenmişti. Ambiyans dışarıdan oldukça farklı, sıcak ve renkliydi. Hemen hemen her duvarda fotoğraflar ve çeşitli hat sanatları asılıydı. Geniş, hastane koridoru gibi bir ana holü olsa da renkler ve objeler buraya ev havası katıyordu.
Merdivenlerden inen iki güler yüzlü adam bize doğru yaklaştı ve önce bana başlarıyla kısacık bir selam verip Fatih'e kollarını açarak sarıldılar.
"Vay Fatih'im sen gelir miydin buralara?" Sitem ve sevinçle karışık sırtına vurdu. Diğer adam daha çekingendi ama gözlerindeki ışıltı fark ediliyordu.
"Demeyin ağabey, vallahi başıma gelenleri duysanız yaşadığıma şükredersiniz."
Çekingen olanın gözünde hemen bir endişe belirdi. Girişken olan hafifçe eğildi; "Hayır olsun be oğlum, yapabileceğimiz bir şey var mı?" Fatih onları teskin ederken ben etrafı incelemek için onlardan uzaklaşmaya başladım. Yukarı kattan çocuk sesleri, adım sesleri, kâğıt sesleri, tabak çanak sesleri duyuyordum. Burası garip hissettirmeye başlamıştı. Yolda hissettiğim duygu sanki göğsümde gerilerek ortaya çıkmaya çalışıyordu. Hislerim tüm çıplaklığıyla ben buradayım diyecekti ve bu öfke duygusundan farklıydı. Fatih'in sesini duyduğumda ufak bir irkilme ile ona döndüm.
"Yukarı çıkalım hadi."
Merdivenlerden çıkarken benim yaşlarımda tesettürlü minyon bir kız ile karşılaştım. Fatih'e hafif tebessüm edip hemen bakışlarını bana odakladı. Fatih belimden hafifçe destekleyerek kıza doğru beni yönlendirirken bu naifliği vücudum yadırgadı. Sanki zemin yumuşamış ve bacaklarımı içine çekiyormuş gibi hissediyordum.
"Gülsüm, bu Neva. Patronumun kızı ve benim de güvenliğinden sorumlu olduğum kişi. Üstündekileri çıkarıp ona uygun kıyafetler ayarla ve hamam müsaitse hamamda ona eşlik et."
Süratle ona dönerek ellerimi aramıza mesafeye koyacak şekilde uzattım.
"Hayır! Ne hamamı be!" Kapalı alanlar beni zaten daraltıyordu bir de hamama mı girecektim. Hayatta olmaz!
Bölüm etkileşimi
