30. bölüm / 58
MAHFİ MAHFUZ🕊️BÖLÜM 15.2🕊️
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️
- 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
- 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
- 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
- 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
- 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
- 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
- 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
- 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
- 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
- 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
- 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
- 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
- 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
- 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
- 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
- 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
- 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
- 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
- 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
- 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
- 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
- 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
- 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
- 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
- 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
- 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
- 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
- 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
- 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
- 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
- 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
- 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
- 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
- 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
- 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
- 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
- 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
- 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
- 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
- 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
- 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
- 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
- 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
- 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
- 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
- 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
- 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
- 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
- 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
- 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
- 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
- 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
- 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
- 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
- 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
- 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
- 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
NEVA (03/SİYAH)
Gökyüzünü andıran, ışıklarla donatılmış kubbeye kollarım ve bacaklarım iki yana açılmış bir şekilde dalıp gitmiştim. Sıcak göbek taşına dağılan saçlarımı umursamadan yatıyordum. Devamlı akan su sesi ve demir hamam tasının mermerle temasından çıkan sesleri dinliyordum. Nakavt olmuştum. Yaklaşık kırk dakika önce yanımda süt dökmüş kedi misali sessiz ve uysal duran Gülsüm bana öyle köpüklü kese yapmıştı ki vücudumdan çıkan kire hayretler içinde bakakalmıştım.
İtiraf etmeliyim hamur gibi olmuştum, gerçekten zihnim bomboş bir sayfadan ibaretti. Kendimi bildim bileli vücudumdaki kasları kasmaktan, ortalığı yakıp yıkmaktan başka bir şey bilmiyordum. Bana buraya gelirken 'olay çıkarmanın sorun olmadığı bir yere gidiyoruz' dediğinde türlü çılgınlıklar yapacağım bir yer olarak hayal etmiştim. Şu ansa vücudumda buharlar yükselerek birinin beni bu mermerden kazıyıp ayağa kaldırmasını bekliyordum.
Bir süre sonra Gülsüm, hamamın kapısından vücudunu uzattığında başımı hareket ettirmeden sadece gözlerimle onu izledim.
"Yemek yiyeceğiz, artık üstünü giyinip gelsen iyi olur abla." dediğinde elimi hafifçe kaldırıp son canını verirken çırpınan balık gibi yukarı aşağı salladım. Gülsüm kıkırdayarak yanıma geldi ve bileğimden tutup beni yerimden kaldırdı. Vücudum dayak yemiş gibiydi, esniyordum da! Yemek yerine güzel bir uyku çeksem iyi olurdu. Yarın Fatih'e bunların hesabını sorardım.
Bana özel kutu gibi bir odaya girdim. Çiçekli bir elbise yatağımın üstündeydi. Yumuşak kumaşı ve pembe rengiyle benim imajıma göre fazla...masumdu. Dudağımın tek kenarı isteksizce seğirerek Gülsüm'e döndüm.
"Başka bir şey yok mu?"
Suratımdaki ifadeyi görünce biraz bozuldu. Büyük ihtimalle kendi kıyafetiydi ve ben ona bir çöp parçası gibi bakmıştım. Genelde kimin ne düşündüğünü zerre umursamazdım, hiç düşünmeden fikrimi söylerdim... Ama Gülsüm'ün yüzündeki bozulmayı görünce acemice kendimi açıkladım.
"Yani benim tarzıma uygun değil." Deyiverdim. Sonra askıya asıp duvardaki çiviye sabitlediği yanar dönerli elbiseme bakıp kaşlarını kaldırınca gözlerimi devirdim.
"Bunu ben seçmedim ve tüm gün çıkarmayı dört gözle bekledim."
"Ama prenses gibi olmuştun." Yüzünde imalı bir gülümsemeyle iki elini kavuşturdu.
"Beni tanısan prenses değil cellat olduğumu bilirdin." Diyerek ona korkutucu bir bakış atmaya çalıştım. Pek ciddiye almamış olmalı ki eliyle omzuma şakacı bir şekilde vurdu "İlahi, Neva abla!"
Hafif bir iç çektim. "Ben uyumak istiyorum. Yemeğe inmeyeceğim, pijama tarzı bir şey yok mu?"
Odadaki köşeye konumlandırılmış iki kapaklı eski dolabı gıcırtıyla açtı, çarşafların arasından bir tane ekoseli pijama takımı çıkardı. Eliyle iki yakasından tuttuğunda oldukça büyük ve erkekler için olduğunu fark ettim.
"Eh, elimizde bu var temiz olarak. Genelde erkekler kalıyor burada ve benimkilerin de sana olacağını pek düşünmüyorum."
Doğru söylüyordu, ben ondan oldukça kalıplıydım. Daha doğrusu o yutmuk kuşu gibi ufak tefek bir kızdı. Uzanıp pijamayı elinden aldım. Tek düşündüğüm bir an önce uyumaktı.
Gülsüm iyi geceler dileyip odadan ayrıldı. Pijama bol olsa da belimden düşmediği için lastiğine minnettar kalarak bezgin bir halde giyip yatağa gömüldüm. Işığı kapatmayı unuttuğum aklıma gelse de hiç mecalim yoktu. Yerdeki terliğe güç bela uzanıp elime aldım ve kalan tüm gücümü terliği fırlatmak için harcadım. Ama zavallı terlik can çekişerek duvara yetişemeden yere yapıştı. Kolum büyük bir halsizlikle yatağın kenarına düşerek sallandı ve kendimi uykuya teslim ettim.
Bölüm etkileşimi
