23. bölüm / 58
MAHFİ MAHFUZ🕊️BÖLÜM 13.2🕊️
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️
- 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
- 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
- 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
- 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
- 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
- 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
- 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
- 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
- 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
- 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
- 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
- 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
- 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
- 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
- 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
- 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
- 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
- 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
- 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
- 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
- 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
- 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
- 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
- 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
- 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
- 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
- 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
- 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
- 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
- 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
- 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
- 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
- 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
- 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
- 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
- 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
- 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
- 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
- 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
- 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
- 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
- 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
- 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
- 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
- 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
- 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
- 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
- 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
- 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
- 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
- 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
- 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
- 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
- 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
- 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
- 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
- 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Birkaç gün daha Fatih ile farklı lokasyonlardaki sergileri gözlemlemeye gittik. Çoğu küçük çaplı sergilerdi ve fazla kalabalık yoktu. Ama eninim ki benim sergim bu kalabalıklardan çok daha fazlasıyla beni bunaltacaktı. Yine de ilk günkü kadar gergin ya da endişeli hissetmiyordum. Hatta sergi günü aklımdan çıkmış, buz pateni gününden bu yana Fatih’in sanki o gün hiç yaşanmamış gibi yapıyor oluşuna kafamı takmıştım.
Zaman zaman depresif hislerden uzaklaşıyor gibi hissetsem de yine o ruhumu mengeneye alan ‘sen değersizsin’ yargısına yakalanıyordum. Fatih öğle yemeklerinde bana eşlik ettiği zamanlarda onun acıyı çok sevdiğini ve kahvelerini her zaman yumuşak içimli tercih ettiğini öğrendim. Bu onun karakteriyle tezat oluşturan tek şey değildi. Kedileri ve köpekleri seviyordu, yüzünde nadir okunan bir masumiyet peydah oluyordu. Tamam, Fatih’in görevi beni izlemek ve korumaktı. Ama ondan çok ben onu izliyor gibi hissediyordum.
Ben zaten konuşacak enerjiyi kendimde bulamıyordum. Fatih’in de sohbeti tadından yenmiyordu! Heykel kadar soğuk, ifadesiz olabilmeyi nasıl başarıyordu? Saatlerce yemeden içmeden, ağlayarak ve uyuyarak günlerimi nasıl geçiriyorsam öyle. Hem sorarım hem cevaplarım; ağzım konuşmaz, zihnim hiç susmaz çünkü…
Sergi gününe bir gün kala yorgunluktan vücudumun sızısını dalga dalga hissediyordum. Akşam tüm karanlığı ile şehre çökmüş, kimisi için gün yeni başlamıştı… Malikânenin geniş kapısının önünde, arabanın içinde Fatih ile yine dut yemiş bülbül gibi oturuyorduk. Arabanın içindeki deri kokusu ve çalışan klimanın sesi dışında her şey fark edilmeye değmez bir siliklikteydi. Sessizliği Fatih bozdu;
“Neva, yarın sergi günü. Küratörün fazla eleştirel birisi olduğunu duydum ama senin tablolarını seveceğinden şüphe etmiyorum.”
Benim mi? Onları ben yapmadım. Sanata dair hiçbir zevke sahip değilim. Ben sadece bir rol oynayacağım ve şanslıysam karşımdakiler bu rolü yutacak, değilsem işte o zaman hapı yuttum. İçimden bunları geçirirken o tüm sakinliği ile devam etti,
“Sorularına yuvarlak cevaplar vermeye çalış, genel olarak tebessüm et.”
Neva (01), çık gel Allah’ını seversen. Alnımda şimdiden ufak ufak ter damlacıkları oluşmaya başlamıştı.
“Eğer kontrolden çıkacak gibi hissedersen ben müdahale edeceğim o yüzden bana güven, anlaştık mı?”
Son söylediği içimdeki korkuyu süpürüp uzaklara taşıdı. ‘Bana güven’ ne kadar basit bir cümleydi ama sanki bugüne kadar kimse benden güvenmemi beklememişti. Bana güven demek aslında, ‘sana güveniyorum’ demekti. Gözlerim nemlense de ellerimi yumruk yaparak sıktım ve yüzümde kendimden emin bir ifadeyle onayladım.
“Teşekkür ederim…Fatih.”
Daha fazla gözlerine bakarsam ağlayabileceğimden korktuğum için emniyet kemerimi çözüp arabadan indim. Bugün erkenden yatacaktım, gözüme uyku girmeyeceğinden emin olsam da.
Arkadaşlar şu sıralar kapak konusunda aşırı kararsızım bana bi yardımcı olsanız
Bölüm etkileşimi
