46. bölüm / 58
MAHFİ MAHFUZ🕊️BÖLÜM 20.2🕊️
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️
- 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
- 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
- 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
- 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
- 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
- 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
- 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
- 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
- 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
- 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
- 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
- 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
- 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
- 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
- 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
- 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
- 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
- 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
- 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
- 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
- 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
- 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
- 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
- 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
- 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
- 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
- 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
- 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
- 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
- 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
- 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
- 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
- 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
- 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
- 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
- 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
- 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
- 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
- 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
- 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
- 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
- 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
- 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
- 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
- 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
- 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime · Okuduğun bölüm
- 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
- 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
- 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
- 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
- 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
- 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
- 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
- 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
- 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
- 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
- 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
- 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
FATİH
Ertesi sabah bir önceki gece gibi deliksiz bir uyku yaşamanın sarhoşluğu ile uyandım. Hemen başımı yana çevirip Neva'nın yattığı yeri kontrol ettim ama yerinde değildi. Pikeyi, çarşafı ve yastığı intizamlı bir şekilde katlamış somyanın üstüne koymuştu.
Gerinerek kalktım ve hemen yanımdaki ahşap pencerenin kulpunu döndürüp içeriye dağ havasının girmesine izin verdim. Harika bir hava vardı ve bulutlar uzaktaki dağın zirvesini örtmüştü. Bu kadar ücra bir köşede insan nasıl hayatını devam ettirirdi ki?
Ben de yatağımı toplayıp önce lavaboya gidip elime yüzüme su çarptım. Neva'nın gülüşünü duyduğum mutfağa doğru merdivenlerden inmeye başladım. Merdivenlerden iner inmez donup kaldım; Neva üstünde Karadeniz'e özgü yöresel bir kıyafet ve başında puşi ile etrafına ışık saçarak Gül teyze ile muhabbet ediyordu. Beni önce Gül teyze fark etti ve;
"Ne dikiliyorsun oğlum, gelsene sofraya. İlk defa mı görüyorsun karını?"
Neva'nın gözleriyle buluşan gözlerim titreşti. Gözlerinin mavisi gökyüzünü, benimki ise dumanlı bulutları anımsatıyordu. Gölge düşürmek istemezdim bakışlarına, hep aydınlık bakmasını isterdim. Oynadığımız bu oyunu ne kadar ileri götürebilirdik test etmemek için kendimi zor tutuyordum. 'Günaydın güzel karım' diyerek alnına bir buse kondurmalı mıydım? Vereceği tepkiyi düşünerek içimde kıvılcımlanan heyecan yüzüme sinsi bir gülümsemeyle yansıdı.
"Günaydın..." Diyebildim. Hayal dünyam ile gerçeklerin bu kadar farklı olması yararıma mı yoksa zararıma mıydı bilmiyorum. Neva da yanakları pembeleşerek 'günaydın' dediğinde masaya keyifle oturdum. Sofra harika gözüküyordu, Gül teyze yine iştah açıcı bir sofra hazırlamıştı.
"Ellerine sağlık Gül teyze, bize kilo aldırmaya yemin etmişsin."
Halinden memnun gülümseyerek koluma hafifçe vurdu. "Neva kızım hazırladı birçoğunu, mahcup etti beni..." Dedi Neva'ya sitemli gözlerle bakarak. Bu sofrayı Neva mı hazırlamıştı, malikâne prensesi Neva? Önüne tepsilerle her gün kahvaltı taşınan Neva? Bakışlarımdaki şaşkınlığı gizlemeye çalışarak ona göz attım. Çay doldurmuş bana uzatıyordu, parmağındaki yüzüğün zarif ellerinde ne kadar kaba ve komik gözüktüğünü daha iyi fark ettim. Kesinlikle o parmaklara daha güzel bir yüzük gerekliydi.
"Senin de emeğine sağlık." Tebessümle bir yudum çay aldım. "Hasan amca nerede?"
"O ahırda yavrum, ineklerimizden biri doğum yapıyor."
Neva'nın dikkatini çekmişti ki göz bebekleri genişledi. "Aaa? Merak ettim."
Gözlerimi devirerek ona baktım. "Miden bulanır, ne yapacaksın orada? Mis gibi iç çayını ye kuymağını." Dedim burada kalmasını ima ederek. O da dudağını 'aman be' dercesine büzüp kös kös oturdu. Gül teyze sesli bir şekilde gülerek bize takıldı;
"Çifte kumrular, maşallah size." Bana eğildi ve muzip bakışlarla "Kızı kaçırırken de böyle otoriter miydin bakalım?"
Kaçırmak mı? Gözlerim Neva'ya gittiğinde utanmış bir şekilde gözlerini benden kaçırdı. Çapraz bir gülümsemeyle oyunda el yükselttiğini fark ettim. Kendi kafasına göre bir de senaryo yazıyordu hanımefendi.
"Otoriter mi? Sadece her şeyin yeri ve zamanı vardır teyzecim." Kuymağı sündürerek çatalıma doladım. "Kaçırma işine gelirse de..." Neva kulak kabartarak benden gelecek hamleyi sabırsızlıkla bekliyordu. "Beni kaçır, kaçırmazsan seni mahvederim diye beni tehdit etmeseydi şu an rahatça yatağımda uyuyor olurdum."
Neva'nın gözleri kısıldı ve elime bir şaplak yapıştırdı. Kahkaha atarak elimi geri çektim. "Ne var, yalan mı?" diye onun sabrını zorladım. Çok keyif alıyordum bu vaziyetten.
"Yalan tabi!" Saçlarını geriye savurarak savunma pozisyonuna geçti. "Kapımın önüne taliplerim yığılınca Gül teyze." Ciddi ciddi moda girmişti, Gül teyzeye dönüp sanki olay gerçekten yaşanmışçasına inandırıcı bir şekilde anlatmaya devam etti. "Öyle bir kudurdu ki, zannettim taliplerin hepsini gece uykuda ateşe verecek." Suratı biraz asıldı, düğün salonundaki yaşadıklarımızı anlatıyordu aslında.
İster istemez kalbime bir burukluk oturdu. Yanımda korkudan titrediğini söyleyen Neva ve benim kontrolden çıkan mülkiyetçi tavırlarımın en büyük hatırlatıcısı olan yüzüğe tekrar gözüm kaydı.
"Neyse ki gönlüm vardı da sorun etmedim."
Diliyle dişi arasında kıpkırmızı yanaklarla bunu söylerken çok zorlanmış olduğunu görebiliyordum. Bu cümle oyunun bir parçası mı yoksa gerçekleri içeren duyguların birer yansıması mıydı? Boğazımı temizledim. Son sayıyı almadan bırakmak istemedim;
"Gerekseydi, yakardım." Sanki Gül teyze yokmuş gibi sadece birbirimize odaklandığımızı fark edince Gül teyzeye döndüm "O isterse dünyayı yakarım." Diyerek gülümsedim. Dursana oğlum! Freni patlamış kamyon gibi hissediyordum. Teyze bahaneydi, cümleler dışarı çıkmak için bu anı beklemiş gibi dilimin ucunda sıralanmış, sabırsızca dudaklarımdan aşağı atlayıveriyorlardı.
Neva biraz tedirgin biraz gergin bir şekilde ağzındakini yutup sus işareti yaptı. Gül teyze ise ikimizin de yanağını bir çocuk gibi çekiştirerek bizi sevdi. "Sizi ha burada yiyiveririm haberiniz olsun. En büyük kavganız böyle olsun."
Gülüş seslerimiz arasından kapı sesi duyuldu, ahırdan gelen Hasan amca yorulmuş, poflayarak içeri girip yere çöküverdi. Gül teyze hemen eşine havlu götürdü. Alnındaki terleri silerken "Kaçırmışsın kızı babası vermeyince, sende o deli bakış var." Dediğinde dudaklarımı birbirine bastırarak gülümsedim.
"Hasan amca asıl siz nasıl evlendiniz? Görücü usulü mü yoksa severek mi?"
"Valla oğlum ikisi de değil. Bizimki biraz 'yorucu' usulü oldu. Teyzenin peşinden çok koştum."
Masadan bir 'ooo' nidası yükseldi, merdivenlerden Hasan amcanın torunu indi. Neva'nın kıskandığı kız aslında on sekizinde bir genç kızdı. Neva hemen beni kontrol etti kıza bakıp bakmadığımı anlamak istiyor gibiydi. Oralı olmadan Hasan amca ile şakalaşmaya devam ettik.
Kahvaltıyı yine aynı enerjiyle yapıp bitirdiğimizde telefonumu kontrol ettim. 32 cevapsız arama ve sayamayacağım kadar tehdit mesajı. Çayımdan bir yudum daha aldığımda Neva soru soran bakışlarla telefonu işaret etti.
Omuz silkerken acı dolu bir iç çektim. Başıma gelecekleri, geldiği zaman düşünmek istedim. Tabii her an dağın başına pusu kurmazlarsa. Bugün yola çıkacağımızı söylememe rağmen bu öfke neden anlayamıyordum.
"Hazırlan, bir an önce çıkalım, daha arabayı yaptıracağız."
Neva'nın ruh hali bir anda huzursuzlukla kaynamaya başlamıştı. Keyifsiz bir şekilde kalktı, sofradaki boş tabakları toplamaya başladı. Çay bardağımla beraber kendi önümdeki birkaç kahvaltılık malzemeyi de elime alıp ona yardım etmek için hareketlendim.
"Elbise?" Diye sordum, üstündekini kastederek.
"Gül teyze ısrar etti, gençken giyermiş." Yanakları yine al al olmuştu.
"Yakışmış." Dedim. Numaradan da olsak evliydik, öyle değil mi? Tezgâha tabakları dizerken ekledim "Sevgili eşim..." Tüm yüzünün şekli değişmiş her an beni dövecekmiş gibi bakmaya başlamıştı. Tam aramızdaki gerilim tırmanırken Gül teyzenin sesiyle bölündük.
"Gitmeden önce sizin bir fotoğrafınızı çekelim anı kalsın."
Ben acelemiz olduğunu söyleyecektim ki Neva bir hinlik planlıyormuş gibi sinsice yaklaştı. "Harika olur, hiç fotoğrafım yok Karadeniz'in dağlarıyla." Neva ıslak ellerini mutfak havlusuna silerken nispet yapan bakışlarla bana baktı.
Sanki benimle fotoğrafı vardı da dağ ile olmamasından şikâyet ediyordu. Kolumdan tutup beni dışarıya doğru sürüklemeye başladı. "Bakıyorum da buraya geldiğimizden beri yüzün hep gülüyor." Dediğinde kalbim kuş kanatları takındı. Karadeniz'in ferah havası bile göğsümdeki değişik çırpınışları gevşetmeye yetmedi.
"Poz verelim." Elini bana uzattı. Sanki yasaklı madde uzatmış gibi tedirgin bir şekilde kaşlarımı çattım. Sonra dişlerinin arasından neredeyse hırlayarak, "Tutsana ya anlayacaklar." Dedi. Kolumu çimdiklediğinde beceriksizce elini tutmaya çalıştım. Elimi evirip çeviriyordum ama bir türlü düzgünce tutamıyordum. Pek içime sinmese de ufak, sıcacık ellerini birçok iz ve leke taşıyan avcumun içine aldığımda onun kalbine esir düştüğümü anlamıştım.
Hasan amca fotoğrafımızı çekmeden hemen önce gülümseyerek poz verdik. İlk kez Neva ile bir fotoğrafım olacaktı. Daha doğrusu çocukluktan beri ilk kez bir fotoğrafım olacaktı.
"Her türlü silahı kullanmayı bilen sen, nasıl oluyor da elimi tutmayı bile beceremiyorsun?"
Hasan amca fotoğrafımızı titreyen ellerle çekti. Gül teyze ile gülüşerek fotoğrafı incelerken fırsattan istifade Neva'nın belini tutarak kendime çektim. O kadar yakındık ki saçlarım onun alnına değiyordu.
"Çünkü hiçbir silah senin kadar tehlikeli değil, küçük hanım..."
Bölüm etkileşimi
