24. bölüm / 58
MAHFİ MAHFUZ🕊️BÖLÜM 13.3🕊️
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️
- 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
- 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
- 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
- 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
- 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
- 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
- 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
- 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
- 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
- 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
- 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
- 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
- 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
- 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
- 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
- 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
- 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
- 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
- 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
- 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
- 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
- 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
- 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
- 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
- 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
- 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
- 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
- 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
- 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
- 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
- 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
- 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
- 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
- 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
- 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
- 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
- 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
- 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
- 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
- 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
- 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
- 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
- 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime
- 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
- 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
- 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
- 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
- 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
- 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
- 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
- 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
- 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
- 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
- 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
- 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
- 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
- 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
NEVA (02/Beyaz)
Ertesi gün henüz gün ışımadan hizmetliler odamın kapısını çaldı. İçeri bir ordu gibi girdiklerinde derin bir nefes alıp sıkıntılı bir şekilde nefesimi geri verdim. Beni sergiye değil de savaşa hazırlamak için gelmişlerdi. Bu hengameyi başka bir şekilde açıklayamazdım.
Bir yandan cilt bakımım yapılıyor, öte yandan inatçı kıvırcık saçlarımın diplerini acıtırcasına fönler çekiliyordu. Zaman ilerledikçe saç ve makyajın etkisiyle bambaşka birisine dönüşmeye başladım. Aynadaki siluet benim miydi gerçekten? Porselen bir bebekten farksızdım. Başımı ve ellerimi yavaşça oynatarak kendim olduğumu teyit ettim; Bu...Benim. Kendimim.
Saçıma tokayı seçmeden önce elbisemi giymemin daha doğru olacağına karar verdiler. Elbisemi üç hizmetçi birden özenle fermuarlı bir kumaşın içinde taşıyarak getirdiler. Fermuar açıldığı gibi gözlerime ışık huzmesinin yuvalandığını hissedebildim; elbisenin kumaşı daha önce hiç görmediğim bir kumaştan yapılmıştı. Elbisenin kumaşı ışığın geliş açısına göre farklı renkler yansıtıyordu. Gümüş, mavi, mor, yeşil ve sarı... Gökkuşağı renkleri elbisenin üstünde dans ediyordu. Sedefli bir beyaz renginin üstünde bu dünyaya ait değilmiş gibiydi.
Özenle beni giydirdiklerinde kollarımdaki yarı saydam tüllerin sağa sola uçuşmasını izledim. Sanki tüy kadar hafiftim ve biraz sonra uçmaya başlayacaktım. Odanın içine giren ışıklar elbisemden bedenime yansıyor ve cildimi parıl parıl parlatıyordu. Kendimi boy aynasında hayranlıkla izliyordum. Hizmetliler saçıma uygun aksesuarı seçmeye çalışırken kapı aralandı ve içeriye Fatih girdi. İçeri girer girmez adımlarının teklediğini fark ettim. Elinde bir kutu vardı ve bana her adım attığında nedense kalbim hızlanıyordu. Elbise biraz...Gelinliği anımsatıyordu.
Fatih, kalabalık kadın topluluğunun arasından geçerek bana ulaştı, gözlerinde bile ne kadar parladığımı görebiliyordum. Gerçekten bunu hak ediyor muydum bilmiyorum. Neva'nın (01) emeklerini mahvetmek üzereymişim gibi bir suçluluk kaplamıştı içimi.
Bir süre sessizce birbirimizin gözlerine baktıktan sonra elindeki kadife mavi kutuyu yavaşça açtı ve içinden parlak, göz alıcı bir taç çıktı...Gözlerim ışığından rahatsız olup kısıldı. Dikkatlice tacı aldı ve dağınık, topuz hâlindeki saçlarımın üstüne yerleştirdi. Sonra sırasıyla başını iki yana da eğerek kontrol etti. Odada kimse yokmuş gibi rahat davranmasına şaşkınlıkla bakıyordum. Nihayet detaylı incelemeleri bittiğinde elini (yapımı saatler süren) saçlarıma götürdü ve ensemdeki küçük tokaları bir bir sökmeye başladı. Omuzlarıma doğru bir ürperti tırmandığında görevli kadınlar hep bir ağızdan ses çıkartıp Fatih'e engel olmaya çalıştılar. Fatih ise sadece tek bir bakışla hepsine geri adım attırmayı başardı. Saçlarım omuzlarım üstünde, inatçı kıvırcıklar hâlinde değil de hafif su dalgası formunda serbest kaldı. Avuç içlerim elbisemin kaygan kumaşının üstünde terlemeye başlamıştı.
"Böyle daha doğal..." Sonra kadınlara bedenini döndürdü. "İşiniz bittiyse gidebilirsiniz."
Kadınlar bunun bir tercih olmadığını fark edip odayı uğuldayarak boşalttılar. Odada baş başa kaldığımızda yerimde kıpırdandım ve elbisemin çıkardığı hışırtı sesi huzursuzluğumu iki katına çıkarttı. Fatih bana döndüğünde yüzünde beklenmedik bir hüzün vardı.
"Beğendin mi?" Gözlerime değil de yere bakarak sorduğu soruya nasıl cevap vermem gerektiğini bir süre düşündüm. Aramızdaki bu gizli hüzün de neyin nesiydi?
"Beğendim...Ama benim için çok fazla."
Gözleri şimdi ayaklarımdan bedenime, yüzüme ve saçlarıma dolandı.
"Bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim." Dediğinde öksürerek boğazımı temizleme ihtiyacı hissetim.
"Se-sen mi seçtin?"
"Elbiseyi Neva (01) seçti, ben sadece saç aksesuarını seçtim. Bugünün konseptine ve sana uyacağını düşündüm. Serginin adı 'yansımalar' ve tablolarına uyacağını düşündüm."
Benim yapmadığım tablolara hâlâ benimmiş gibi davranması canımı sıksa da ona belli etmedim. Elimi başımdaki taca götürdüm ve saçlarımın arasından kurtarıp incelemeye başladım. Ağırdı, üstündeki beyaz taş aynı elbisemdeki gibi ışığı farklı renklerde yansıtıyordu.
"Opal taşı," dedi zihnimdeki soruları cevaplamak istercesine. "Dünyanın ışığı ya da 'mücevherlerin kraliçesi' olarak bilinir. Işıkta renk değiştirir. Tamamen seni yansıtmıyor mu?"
Dudakları hafifçe kıvrıldığında gözlerimi nereye çevireceğimi şaşırdım. Hareketi benimle oyun oynadığını mı gösteriyordu yoksa gerçekten bir iltifat mıydı kestirmek zordu. Bu taşı sırf bana benzediği için mi almıştı?
"Dikkat çekmek istemeyen birisi için biraz abartılı gibi..." Dilimle dişim arasında söylendim.
Gülüşü yüzüne yayıldı. "Dikkat çekmek istemesen de bugünün yıldızı sensin." Üç adımla aramızdaki mesafeyi kapattı. Elini belimin çukuruna yerleştirdi ve kulağıma eğilip fısıldadı. "Kaçışın yok."
Bölüm etkileşimi
