MAHFİ MAHFUZ kitap kapağı

44. bölüm / 58

MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 19.2🕊️

Vaveyla Yazarı: Nisa Nur Cingitaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 58Şu an: 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️
  1. 1 🖤TANITIM🖤649 kelime
  2. 2 🕊️BÖLÜM 1🕊️2.188 kelime
  3. 3 🕊️BÖLÜM 2🕊️1.796 kelime
  4. 4 🕊️BÖLÜM 3.1🕊️1.138 kelime
  5. 5 🕊️BÖLÜM 3.2🕊️976 kelime
  6. 6 🕊️BÖLÜM 3.3🕊️1.051 kelime
  7. 7 🕊️BÖLÜM 4🕊️2.439 kelime
  8. 8 🕊️BÖLÜM 5.1🕊️963 kelime
  9. 9 🕊️BÖLÜM 5.2🕊️1.585 kelime
  10. 10 🕊️BÖLÜM 6.1🕊️603 kelime
  11. 11 🕊️BÖLÜM 6.2🕊️887 kelime
  12. 12 🕊️BÖLÜM 6.3🕊️2.179 kelime
  13. 13 🕊️BÖLÜM 7🕊️1.425 kelime
  14. 14 🕊️BÖLÜM 8.1🕊️441 kelime
  15. 15 🕊️BÖLÜM 8.2🕊️815 kelime
  16. 16 🕊️BÖLÜM 9🕊️2.306 kelime
  17. 17 🕊️BÖLÜM 10🕊️1.127 kelime
  18. 18 🕊️BÖLÜM 11.1🕊️866 kelime
  19. 19 🕊️BÖLÜM 11.2🕊️1.178 kelime
  20. 20 🕊️BÖLÜM 12.1🕊️1.758 kelime
  21. 21 🕊️BÖLÜM 12.2🕊️1.123 kelime
  22. 22 🕊️BÖLÜM 13.1🕊️661 kelime
  23. 23 🕊️BÖLÜM 13.2🕊️392 kelime
  24. 24 🕊️BÖLÜM 13.3🕊️610 kelime
  25. 25 🕊️BÖLÜM 13.4🕊️1.754 kelime
  26. 26 🕊️BÖLÜM 14.1🕊️947 kelime
  27. 27 🕊️BÖLÜM 14.2🕊️1.168 kelime
  28. 28 🕊️BÖLÜM 14.3🕊️870 kelime
  29. 29 🕊️BÖLÜM 15.1🕊️574 kelime
  30. 30 🕊️BÖLÜM 15.2🕊️479 kelime
  31. 31 🕊️BÖLÜM 15.3🕊️249 kelime
  32. 32 🕊️BÖLÜM 15.4🕊️2.172 kelime
  33. 33 🕊️BÖLÜM 16.1🕊️437 kelime
  34. 34 🕊️BÖLÜM 16.2🕊️1.101 kelime
  35. 35 🕊️BÖLÜM 17.1🕊️223 kelime
  36. 36 🕊️BÖLÜM 17.2🕊️591 kelime
  37. 37 🕊️BÖLÜM 17.3🕊️735 kelime
  38. 38 🕊️BÖLÜM 18.1🕊️496 kelime
  39. 39 🕊️BÖLÜM 18.2🕊️330 kelime
  40. 40 🕊️BÖLÜM 18.3🕊️469 kelime
  41. 41 🕊️BÖLÜM 18.4🕊️700 kelime
  42. 42 🕊️BÖLÜM 18.5🕊️743 kelime
  43. 43 🕊️BÖLÜM 19.1🕊️1.567 kelime
  44. 44 🕊️BÖLÜM 19.2🕊️1.400 kelime · Okuduğun bölüm
  45. 45 🕊️BÖLÜM 20.1🕊️899 kelime
  46. 46 🕊️BÖLÜM 20.2🕊️1.129 kelime
  47. 47 🕊️BÖLÜM 21.1🕊️1.264 kelime
  48. 48 🕊️BÖLÜM 21.2🕊️631 kelime
  49. 49 🕊️BÖLÜM 21.3🕊️630 kelime
  50. 50 🕊️BÖLÜM 22.1🕊️1.542 kelime
  51. 51 🕊️BÖLÜM 22.2🕊️413 kelime
  52. 52 🕊️BÖLÜM 22.3🕊️997 kelime
  53. 53 🕊️BÖLÜM 23🕊️1.812 kelime
  54. 54 🕊️BÖLÜM 24.1🕊️1.222 kelime
  55. 55 🕊️BÖLÜM 24.2🕊️1.004 kelime
  56. 56 🕊️BÖLÜM 24.3🕊️453 kelime
  57. 57 🕊️BÖLÜM 24.4🕊️124 kelime
  58. 58 🕊️BÖLÜM 25 SEZON FİNALİ🕊️988 kelime

NEVA

Düğün, takı ve fotoğraf çekimlerinden sonra sona ermişti ve Şebnem'in ailesine ağlayarak sarıldığı son vedalaşmada benim de gözüm dolmuştu. Dudaklarımı ağlamamak için kastım ve derin nefesler aldım. Bağı bu kadar kuvvetli olan ailelere her zaman içim giderdi.

Fatih'in bana karşı hala gergin olduğunu hissedebiliyordum ama bu duygusal sahnede sanki 'ben buradayım' der gibi siper olmuştu önümde. Yüzüne bakmak istemedim, kısa sürede kendimi toparlayıp Şebnem'le vedalaşmak için kendimi harekete geçirdim.

Tüm davetliler dağılırken Fatih uzun yola çıkmadan önce kıyafetlerimizi değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Düğün salonunun mescidinde, Fatih kapıda beklerken kıyafetlerimi değiştirdim ve kapıya çıktığımda onun da ceketini, kravatını ve cepkenini çıkarmış olduğunu gördüm. Gömleğinin kolunu da dirseğine kadar sıvamıştı. İstemsizce parmaklarım bol gümüş yüzüğe gidip onu döndürdüm.

"Aç mısın?" Diye sorduğunda ilk etapta ne sorduğunu idrak edemedim, gereksiz yere yanaklarım kızarıyordu. Bu kızarıklığı gizlemek için suratımı asıp trip atarcasına başımı çevirdim.

"İstemiyorum hiçbir şey, gidelim." Deyiverip elimdeki ağır abiyeyi onun kollarına sertçe bastırdım. Arkama bakmadan düğün salonunun çıkışına yürüdüm.

Ses çıkarmadan arkamdan geldi, adamlar kapıda beni karşılayıp arabaya yönlendirdiler. Arabaya binmeden önce adamlardan birisiyle göz teması kurup "Arabayı sen kullan, senle gitmek istiyorum," deyince adamın yüzünde mili saniyelik bir şaşırma belirdi ve hemen arkamdaki Fatih'e izin alırcasına baktı.

"Patronun benim, o değil." Diyerek tekrar bakışlarını üstüme çektim. Adamın arabaya binip sürücü koltuğuna oturmasını beklerken, Fatih'in basit bir baş işareti ile arkasını dönüp başka araca bindiğini gördüm. Sinirle soluyarak Fatih'in yanıma, sürücü koltuğuna yerleşmesini izledim.

Hiç konuşmadan sanki yokmuşum gibi navigasyonu ayarlayıp dikiz aynasını düzeltip yola çıktı. Hem suçluydu hem de bana öküz gibi davranıyordu. Ben de ona yok gibi davranmaya karar verip uzunca bir süre kollarımı gövdemde birleştirerek oturdum. Resmen çatlayacaktım! Kavga etmek istiyordum. Bu tarz duygularımı yaşamaktan eskiden korkardım ama artık bastırmamam gerektiğini biliyordum.

Zamanında fazlasıyla duygularımı bastırmanın bedelini ruh sağlığımla ödemiştim. Her şey yoluna girmeye başlamışken ve ben kendimi, kendi duygularımı keşfetmeye başlamışken başa sarmak istemiyordum. Sesimi fazla yüksek tutmadan konuya bodoslama daldım.

"Orada beni öyle tehdit etmeye nasıl cesaret edebilirsin, Fatih!"

Gözlerini kırpıştırdı ama yoldan ayırmadı. Sanki o da bu cesaretin sebebini kendi içinde arıyormuş gibi uzun uzun düşündü.

"Yabancılarla muhatap olma dedikçe başına sinek gibi üşüştüler. Kalabalık zaten öngörülemez bir de yakın temas kurmaya çalıştılar. Bu özel bir koruma için ne kadar gerici bir şey haberin var mı?"

Yine ve yine! Yine her şeyi işine bağlamıştı. Uzun uzun düşündüğü şey gerecekten bu muydu?

"İşini yapmakta bu kadar zorlanıyorsan belki de görevini bırakmalısın."

Bana tekrar gözlerindeki buzdan kalesini eriten bakışlarla bakıyordu. Hangisi gerçek Fatih'ti? Bir hayaletin donukluğuna sahip olan mı? Yoksa yanmak için yaklaşmanın gerek olmadığı kadar vahşi gözüken Fatih mi? Her ikisi de o olabilirdi.

"Bir yüzük takıp tehlikeye karşı önlem almak bu kadar zor olmamalı, Neva"

"Tehlike mi?" ağzımdan bir kahkaha kaçtı, eğlendiğim için değil. "Ellili yaşlarında oturup kalkarken bile zorlanmaya başlayan, tek dertleri oğlunu evlendirmek olan teyzeler mi tehlikeli?"

Koltukta tek bacağımı altıma alarak vücudumu iyice ona döndürdüm. "Tehlikeli olan neydi biliyor musun? Sendin! Senin o tehditlerin! Güvende hissetmem gereken adamın yanında titredim!"

Son cümleyi onun canını yakmak ve manipüle etmek için söylemiştim. Bu kadar ciddi tepki vereceğini düşünemedim. Araba tekler gibi oldu, şeritten saptık. Fatih'in yüzünde asla tarif edemeyeceğim ama acının bir tonu olduğunu anlayabileceğim bir ifade belirdi. Aracı tekrar şeride soktuğunda direksiyondaki parmakları direksiyonu sıkmaktan bembeyaz kesilmişti.

Bizim araçların gerisine düştük. Kulağına gelen anonsların belli belirsiz sesini duyabiliyordum. Ama Fatih sarsılmış bir hâlde bizimkilerle aramıza başka araçlar girmesine izin verecek kadar hızını düşürdü.

"Üzgünüm..." Yüzündeki kaslar seğiriyordu. Sağ avcunu uzatıp bana bakmadan konuştu. "Yüzüğü verebilirsin." Sesini titretecek kadar onu etkileyebileceğimi bilmiyordum.

Parmağımdaki yüzük bol olmasına rağmen sanki zor çıkıyormuş gibi parmağımda ilerletemiyordum. O mu çıkmıyordu yoksa ben mi çıkarmak istemiyordum? Nihayet yüzüğü çıkartıp ona verecekken navigasyon sola dönmemiz için uyarıda bulundu. Fatih direksiyonu sola kırarken yüzüğü vermekten vazgeçtim.

"Verilen şey geri istenmez, bu çok nezaketsizce."

Ne saçmalıyorum ben ya? Fatih hala az önceki konuşmanın etkisinden sıyrılamamış gibiydi. Bir ruhtan farksız bir şekilde konuşmama cevap vermeden girdiğimiz bozuk yolda ilerlemeye devam etti. Yağmur da hızını artırmaya başlamıştı. Yol tek şerit ve oldukça bozuktu.

İkimiz de kendi iç dünyamızın karmaşasında kaybolduğumuzdan navigasyonun bizi yanlış yola soktuğunu çok geç fark ettik. Tek bir ışığın bile olmadığı bu metruk ve virajlı yolda 30 km hızı geçmemiz mümkün değildi. Şebeke çekmiyor, şarjımız bitmek üzere, dışarısı fırtına kıyamet derken araba da motor arızası verdi.

"Kahretsin." Söylenerek sağanak yağmurun altında arabanın kaputunu açtı. Bir süre el feneriyle motoru inceledi. Ben ise endişelenmeye başladım. Uzun zamandır yolun kenarındaydık ve bırak bir araba geçmesini bir hayvana bile denk gelmemiştik. Kafamı camdan çıkarıp boynumu uzattım.

"Sorunu bulabildin mi? Yardım edebileceğim bir şey var mı?" Diye bağırdım. Sağanak yağmur ve gök gürültüsünün sesi sesimi maskeliyordu.

Fatih sırılsıklam olmuş hâlde gözlerini kısarak eliyle içeri girmemi işaret etti. İçimi çekerek içeri girdim girmesine lakin hem aşırı acıkmıştım hem de korku göğsüme doğru yayılmaya başlamıştı. Telefonumu tekrar tekrar kontrol ediyordum ama şebeke hala çekmiyordu.

Tam da o sırada sağımdaki camdan hızla bir karartı geçti gibi hissederek çığlık attım. Fatih dışarının gürültüsüne rağmen çığlığımı duyarak kaputa kafasını çarptı. Arabaya dönüp acı, öfke ve panik karışımı bir bakışla, "Ne oldu?" Diye sordu. Eliyle kafasını ovuyordu.

"B-bir şey gördüm. Fatih gitme, inli midir cinli midir burası! Korkuyorum gitme!"

Kaşları sıkıntıyla birbirine yaklaştı. Arabaya binip sesli bir nefes verdi. "Zaten ben de beceremedim arızayı çözmeyi. Birisinin buradan geçmesini bekleyeceğiz."

Çenesinden bile su damlıyordu. Dudaklarımı büzdüm. "Çok acıktım." Diyerek kıvrandım. "Bagajdan kıyafetlerini al da üstünü değiştir, hasta olursun böyle." Diye ekledim.

"Baban bizi mahvedecek, bu sefer kesin kalemimi kıracak."

Ben ne diyordum o ne düşünüyordu. Bunu sezmiş gibi uzaklardaki bakışını çevirip gözlerimi buldu. Tekrar gök gürlediğinde yerimden sıçradım. Normalde sağanak yağmurun ve gök gürültüsünün sesini severken şu an kendimi korku filminde gibi hissediyordum. Gözlerimi kaçırdım, hala ona kırgın hissediyordum.

"Buradan bir kurtulalım da sonra babamı düşünürüz."

"Çok mu acıktın?" Diye sordu nihayet ana dönmeyi başararak. Eğilip torpido gözünü, arka koltuğu aramaya başladı. Bulamayınca tekrar koltuğuna ümitsizce çöktü. Dudağını dişleyip bir şeyler hesaplıyordu.

Tekrar gök gürledi, bu sefer gerçekten arabanın sarsıldığını hissettim. Neredeyse gözlerimi kör edecek bir ışık yaydığında her yer aydınlandı ama ben tekrar bağırarak kulaklarımı kapattım. Tepemize yıldırım düşecek gibi ardı arkasına iniyordu. Sımsıkı kapalı olan gözlerimle bile yıldırımın ışığını görebiliyordum. Titreyen ellerime buz gibi bir el değdiğinde irkilip gözümü açtım; Fatih, iki elini kulaklarımı kapattığım ellerime götürüp indirdi. Sonra uzanarak beni kollarının arasına aldı, başımı göğsüne doğru eğdiğinde kalbinin atışını duyabiliyordum. Montunu ıslanmamam için çıkarmış, kuru kalan gömleğinin kaygan kumaşına başımı yaslamıştım.

Öncesinde söylediğim sözler geldi aklıma. Tehlikenin o olduğuna ve yanında titrediğime dair...Şimdi ise, titreyen vücudum durgunlaşmaya ve karşılığında ise onun yağmurdan dolayı buz tutmuş vücudu için kendi sıcaklığımı paylaşmaya başlamıştım. Kazançlı bir alışverişti diyebilirim. Bana ilk sarılışı değildi, ama nasıl her seferinde ilkmiş gibi hissediyordum? Gerçekten sarılmak işinin bir parçası mıydı? Bunu sorsam eminim ki sarılmayı bırakacaktı.

Hangi sebepten bilmiyorum ama Fatih bana karşı dürüst olmuyordu. Bu durum da sürekli ona olan hislerimi süzgeçten geçirmeme sebep oluyordu. Sorun babam mıydı? Patronunun kızı olmam mıydı? Belki de üç farklı karakteri olan deli birisi olduğumu düşünüyordur.

Onun vücudunun ısındığını benim ise korkudan oldukça uzaklaştığımı hissettim. Aç karnıma rağmen bu şekilde uyuya kalabilirdim. O bana sarılabilmek için oldukça rahatsız bir pozisyondaydı. Yine de şikâyet etmeden ve kıpırdamadan sadece sakince inip kalkan göğsünün hareketlerini duyumsuyordum.

Uzaktan bir motor sesi duyduğumuzda ikimiz de hareketlenip sesin olduğu yöne doğru heyecanla baktık. Gerçekten de uzaktan bir traktör bize doğru yaklaşıp durdu. Fatih hemen, neredeyse aşağı atlayarak indi. Yağmur hafiflemişti ve adamın yaşlı bir amca olduğunu fark ettim. Bir süre aralarında konuştular. Traktörden benim yaşlarımda bir genç kız daha indi. Fatih'e hayran hayran bakıyordu. Bir anda omuzlarımın gerildiğini hissettim. Şimdi de Fatih'e gülümsüyordu. Amca gülümseyerek arabaya geldi.

"İyi misin kızım?" diye samimi bir şekilde sordu.

"Mahsur kaldık amca." Diyerek üzgün bir şekilde baktım. Ellerime baktıktan sonra, "Eşinle sizi bize davet edelim." Diye hiç beklemediğim bir şekilde teklifte bulundu. Fatih tam amcayı düzelterek evli olmadığımızı söyleyecekti ki ben araya girdim;

"Olur." Parmağımdaki yüzükle oynayarak Fatih'e bakış attım. "Başka da çaremiz yok gibi."

Fatih'in ağzı, traktöre doğru giden amcanın arkasından aralık kaldı. Onlar bizi traktörde beklerken bana döndü. "Nereden çıktı bu yalan?"

"Ne o? Kısmetini mi kapattım?" Diye laf dokundurdum kızı kastederek. Başta anlamaz bir şekilde yüzünü ekşitti. Sonra traktöre dönüp kızı görünce iki elini beline koyup bana döndü.

"İntikam alıyorsun yani?"

Dudaklarımı 'bilmem' dercesine büzüp omuzlarımı kaldırdım. Hafifçe tebessüm ettiğini gördüm. O kadar hafifti ki neredeyse yok gibi. Arabanın tavanına ritmik bir şekilde vurdu.

"Öyle olsun, kapat bakalım kısmetimi." Kapıyı açtı.

"Buyur bakalım sevgili eşim, önden buyur" diyerek oyunumu kurallarına göre oynayacağını iddia etmiş oldu.

Oynayalım bakalım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18