Bölümler 97Şu an: 87. BÖLÜM: YER ALTININ ZİNDANI VE KANLI MÜHÜR
- 1 GİRİŞ SAHNESİ: 2001 - EKRANDAKİ SİS VE KAYIP SİNYALLER694 kelime
- 2 BÖLÜM 1: YOLUN VE GENÇLİĞİN SONU1.363 kelime
- 3 BÖLÜM 2: SİSİN YUTTUĞU YOLÇULAR1.205 kelime
- 4 BÖLÜM 3: SİSİN VE KANIN KULÜBESİ1.160 kelime
- 5 BÖLÜM 4: SİSİN İÇİNDE YALNIZ BİR İZ634 kelime
- 6 BÖLÜM 5: SİSİN VE TOPRAĞIN BAĞRINDA885 kelime
- 7 BÖLÜM 6: BEYAZ GÖZLER VE KANLI ARMA800 kelime
- 8 BÖLÜM 7: KÖR SOKAKLAR VE SİSİN KUŞATMASI878 kelime
- 9 BÖLÜM 8: ALEVLER VE AŞAĞIYA DÜŞÜŞ654 kelime
- 10 BÖLÜM 9: ORMANIN KARANLIĞI VE BİTMEYEN TAKİP648 kelime
- 11 BÖLÜM 10: MEZAR KAZANLARIN FISILTISI795 kelime
- 12 BÖLÜM 11: CANAVARIN GÖZÜ VE İNTİKAM SISİ739 kelime
- 13 BÖLÜM 12: BALYOZUN DÜŞÜŞÜ VE BEYNİN PARÇALANMASI795 kelime
- 14 BÖLÜM 13: TERK EDİLMİŞ TAMİRHANE VE ÖLÜ UMUTLAR734 kelime
- 15 BÖLÜM 14: KIZGIN DEMİR VE KÖR ÖFKE711 kelime
- 16 BÖLÜM 15: SİSİN İÇİNDEKİ UMUT VE KANLI PATİKA827 kelime
- 17 BÖLÜM 16: KÜTÜPHANE VE BEMBEYAZ BİR ÖĞRETMEN772 kelime
- 18 BÖLÜM 17: TOPRAĞIN ALTI VE KİLİTLİ SESSİZLİK561 kelime
- 19 BÖLÜM 18: KİLİDİN KIRILDIĞI AN VE ZİNDANDAN KAÇIŞ745 kelime
- 20 BÖLÜM 19: KAĞIT DERİLİ DEV MAVATLAR VE SESSİZ DEHŞET564 kelime
- 21 BÖLÜM 20: DİKLİ TAŞ KORİDORLAR VE KAĞITTAN GELEN ÖLÜM758 kelime
- 22 BÖLÜM 21: OTOMATİK SİLAHIN SIKILDIĞI AN VE KAĞITTAN ATEŞ768 kelime
- 23 BÖLÜM 22: ALEVLER İÇİNDE YANAN MAVAT VE KIZGIN KAĞITLAR705 kelime
- 24 BÖLÜM 23: SİFİRLİ SAYFALARIN SÜRÜSÜ VE KANLI AĞIZ890 kelime
- 25 BÖLÜM 24: KÜTÜPHANENİN GALERİ KATINDAKİ SON HESAPLAŞMA856 kelime
- 26 BÖLÜM 25: KİLİTLİ DEMİR KAPI VE TOZLU KÜTÜPHANEDEKİ ARARLIK660 kelime
- 27 BÖLÜM 26: DAR KORİDORDAKİ KARA KAOS VE SESSİZ TUZAK646 kelime
- 28 BÖLÜM 27: DUMANLI KORİDORDAKİ SON MANGA VE RIZA’NIN ÇAĞRISI572 kelime
- 29 28. BÖLÜM: KÜTÜPHANENİN ÇÖKÜŞÜ1.471 kelime
- 30 29. BÖLÜM: SİS VE DİKİŞLİ YÜZLER1.034 kelime
- 31 30. BÖLÜM: TAPINAĞIN GÖLGESİ934 kelime
- 32 31. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ615 kelime
- 33 32. BÖLÜM: ZİNCİRLERİN ÇIĞLIĞ660 kelime
- 34 33. BÖLÜM: KAN VE ZİNCİR744 kelime
- 35 34. BÖLÜM: TAŞTAKİ MÜHÜRLER VE SESSİZLİK653 kelime
- 36 35. BÖLÜM: YIKILAN DUVAR VE İKİNCİ ZİNCİR676 kelime
- 37 36. BÖLÜM: MÜRŞİD EFENDİ’NİN GÜNAHI VE KARA ARŞİV961 kelime
- 38 37. BÖLÜM: ÜÇÜNCÜ HAKİMİYET VE DAR KORİDORUN KABUSU917 kelime
- 39 38. BÖLÜM: YETER ARTIK822 kelime
- 40 39. BÖLÜM: KAMERADAKİ SON ANLAR716 kelime
- 41 40. BÖLÜM: VİDEONUN HESABI VE BEŞİNCİ HALKA654 kelime
- 42 41. BÖLÜM: MÜRŞİD’İN EMRİ VE ALTINCI HALKA734 kelime
- 43 42. BÖLÜM: SON KURBAN VE MÜRŞİD’İN SONU727 kelime
- 44 43. BÖLÜM: TAHT ODASININ KANLI EŞİĞİ629 kelime
- 45 44. BÖLÜM: YEDİNCİ KAPI VE KEMİK FIRTINASI700 kelime
- 46 45. BÖLÜM: SİSLİ LABİRENTTEN ÇIKIŞ VE ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU541 kelime
- 47 46. BÖLÜM: DÖNGÜNÜN İLK AĞI: BATAKLIĞIN SESSİZLİĞİ724 kelime
- 48 47. BÖLÜM: BATAKLIĞIN KUSAN GÖLGELERİ792 kelime
- 49 48. BÖLÜM: KUYUDAN YÜKSELEN EFENDİ VE BATAKLIĞIN SIRRI705 kelime
- 50 49. BÖLÜM: SULARIN ALTINDAKİ DEHŞET VE CAN HAVLİYLE KAÇIŞ510 kelime
- 51 50. BÖLÜM: GEÇİCİ SIĞINAK VE DEMİR YÜKLÜ UMUT614 kelime
- 52 51. BÖLÜM: AHŞAP VE ET BARİKATI (Genişletilmiş Atmosferik Sürüm)827 kelime
- 53 52. BÖLÜM : BATAKLIĞIN DİBİNDE ÖLÜMÜN SOĞUK NEFESİ833 kelime
- 54 53. BÖLÜM: BATAKLIK EFENDİSİNİN SONU**505 kelime
- 55 54. BÖLÜM : SİSİN, KÜLÜN VE KAVURUCU CEHENNEMİN ORTASINDA**672 kelime
- 56 55. BÖLÜM YERALTI ÇUKURU VE KIZIL CEHENNEMİN EŞİĞİ**660 kelime
- 57 56. BÖLÜM : KIZIL MAĞARANIN UĞULTUSU VE KOR SİNEKLER600 kelime
- 58 57. BÖLÜM: KOR DUVARLARI ARASINDA KÂBUS VE KAÇIŞ527 kelime
- 59 58. BÖLÜM: DAR KORİDORUN ÖLÜM KAPANI VE KANLI ARINMA739 kelime
- 60 59. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ KORİDORLARI VE İKİNCİ DEVİN ÖLÜMÜ524 kelime
- 61 60. BÖLÜM: KIZIL LABİRENTİN ÇIKIŞ KAPANI VE ON İKİ KOR SİNEĞİN HÜCUMU633 kelime
- 62 61. BÖLÜM: YERİN DİBİNE ÇÖKÜŞ VE GEÇMİŞİN KANLI HAYALETLERİ705 kelime
- 63 62. BÖLÜM: KÖZ KINKANATLILARININ SALDIRISI VE KANLI ARINMA667 kelime
- 64 63. BÖLÜM: YANKI ODASI – ZİHNİN VE GEÇMİŞİN KARANLIK KABUSU791 kelime
- 65 64. BÖLÜM: ZİHİNSEL ARINMA673 kelime
- 66 65. BÖLÜM: YERALTININ UNUTULMUŞ GÖLGESİ VE ESKİ ÇANTA732 kelime
- 67 66. BÖLÜM: ATEŞE KARŞI ÇELİK – ZIRHLI LAV BÖCEĞİNİN KANI747 kelime
- 68 67. BÖLÜM: DERİN SOLUKLANMA VE MAĞARANIN GİZEMLİ SESSİZLİĞİ549 kelime
- 69 68. BÖLÜM: AĞLARIN TUZAĞI VE KIZIL GÖZLÜ DEV ÖRÜMCEK643 kelime
- 70 69. BÖLÜM: YERALTININ KIZIL KâBUSU – DEV LAV AKREBİNİN SALDIRISI736 kelime
- 71 70. BÖLÜM: MAĞARANIN ÇIKIŞI VE ATEŞ SİNEKLERİNİN KANLI HÜCUMU715 kelime
- 72 71. BÖLÜM: ÜÇÜNCÜ CİNİN SONU VE SISLI SABAHIN KORKUNÇ UYANIŞI725 kelime
- 73 72. BÖLÜM: SİSLİ KÖYÜN MEZARLIĞI VE GEÇMİŞİN KANLI SIRLARI684 kelime
- 74 73. BÖLÜM: SISİN LABİRENTİ VE MEZARLIĞIN LANETLİ DÖNGÜSÜ642 kelime
- 75 74. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ – KAYIP ASKERİN SON KAYDI625 kelime
- 76 75. BÖLÜM: SISLERİN ARASINDAKİ KABUS – RUH EMİCİ İLE YÜZ YÜZE750 kelime
- 77 76. BÖLÜM: SİSLİ SOKAKLAR VE TERK EDİLMİŞ EVİN SIRRI693 kelime
- 78 77. BÖLÜM: KARARAN EKRAN VE LANETİN GERÇEK YÜZÜ702 kelime
- 79 78. BÖLÜM: KESKİN NİŞANCI VE SİSLİ SOKAĞIN KANI669 kelime
- 80 79. BÖLÜM: ÇÜRÜMÜŞ DEĞİRMENİN GÖLGESİNDE ÖLÜM KALIM SAVAŞI639 kelime
- 81 80. BÖLÜM: KEMİK KEMİRİCİNİN SONU VE KANLI HESAPLAŞMA524 kelime
- 82 81. BÖLÜM: YÜZSÜZ TUZAK – SAHTE ÇIĞLIK VE KANLI YÜZÜŞ580 kelime
- 83 82. BÖLÜM: KANLI ADIMLAR VE SIĞINAK576 kelime
- 84 83. BÖLÜM: YÜZSÜZLER SÜRÜSÜ VE KUKLACI616 kelime
- 85 84. BÖLÜM: YÜZSÜZLERİN KUŞATMASI VE PSİKOLOJİK KABUS509 kelime
- 86 85. BÖLÜM: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ VE YÜZSÜZÜN SONU574 kelime
- 87 86. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ KOMUTAN VE MÜHÜRLÜ İHANET655 kelime
- 88 87. BÖLÜM: YER ALTININ ZİNDANI VE KANLI MÜHÜR926 kelime · Okuduğun bölüm
- 89 88. BÖLÜM: KALENİN GİZEMİ VE UYANIŞ613 kelime
- 90 89. BÖLÜM: KALENİN KORİDORLARINDA KAVGALAR VE YENİDEN SİLAHLANMA503 kelime
- 91 90. BÖLÜM: AYİNİN KANI VE ÖLÜMÜN SESSİZLİĞİ765 kelime
- 92 91. BÖLÜM: ZİNCİRLİLERİN GAZABI VE KANLI ARINMA (Genişletilmiş Versiyon)667 kelime
- 93 92. BÖLÜM: SESLİ TUZAKLAR VE YÜZLEŞMEYE DOĞRU (Genişletilmiş Versiyon)617 kelime
- 94 93. BÖLÜM: ZİRVEDEKİ HESAPLAŞMA847 kelime
- 95 94. BÖLÜM: KANLI KORİDORLAR VE İNTİKAM YOLU720 kelime
- 96 95. BÖLÜM: GECENİN HÜKÜMDARI – SON HESAPLAŞMA VE KURTULUŞ707 kelime
- 97 96. BÖLÜM YOLUN SONU VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ502 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Süre: 2002 Yılı, Öğle Vakti - Saat: 13:10)
Karanlığın, kasvetin ve ölümün kokusunun birbirine karıştığı, taş duvarlarından aralıksız olarak suların damladığı zifiri karanlık bir yer altı zindanında, Hakan ağır ağır ve büyük bir acıyla gözlerini araladı. Başının içinde patlayan o keskin ve künt ağrı, Reşat Komutan’ın zindanın girişinde indirdiği o vahşi darbenin şiddetini hâlâ kulaklarında ve zihninde yankılatıyordu. Alnından sızan koyu renkli taze kan, sağ gözünün kenarından kalın bir çizgi halinde süzülerek çenesine ve oradan da boynuna doğru akmıştı. Göz kapaklarını birbirine çarparak kırpıştırdı ve bulanıklaşan görüşünü netleştirip etrafını incelemeye çalıştı; ancak odanın içerisini aydınlatan tek şey, nemli ve küflü taş duvarlara kaba çivilerle tutturulmuş, titrek alevli birkaç paslı meşalenin sarımsı, cılız ve ürkütücü ışığıydı.
Hakan kıpırdamak, bacağını ve kollarını esnetmek istediği anda, bileklerine binen metalik ve ezici bir ağırlık hissetti. Kollarını yukarıya doğru kaldırmaya yeltendiğinde, duvara derinlemesine sabitlenmiş paslı, kalın demir zincirlerin gerilerek şangırdadığını duydu. Elleri arkaya ya da yana değil, doğrudan başının üst hizasında, yüksekteki demir halkalara kelepçelenmişti; aynı şekilde ayak bileklerinde de en az kollarındaki kadar ağır, yerinden oynaması imkânsız demir gülleleri andıran kilitler ve köstekler vurulmuştu.
"Kahretsin..." diye fısıldadı Hakan, sesi boğazından kurumuş ve hırıltılı bir nefesle çıkarken.
Tüm bedenindeki kasları sonuna kadar kasarak, bileklerindeki o kalın demir zincirleri koparmak veya halkaları yerinden sökmek için var gücüyle yüklendi; ancak demirler milim bile oynamadı, sadece zindanın sessizliğini bozan boğuk çınlamalar yarattı. Zincirlerden kurtulmak için yaptığı tüm bu çılgınca hamleler tamamen sonuçsuz kalmış, harcadığı her damla nefes göğsündeki ve bacağındaki sızıyı daha da alevlendirmişti. Zindanın tabanını kaplayan çürümüş samanların, köklerin ve ağır küf kokusunun hakim olduğu bu boğucu atmosferde yalnız olmadığını, uzaktaki ağır demir kapının gıcırtıyla ve ağır bir metal sürtünmesiyle açılmasıyla anladı.
Meşale ışığının vurduğu paslı kapı aralandı ve içeriye Reşat Komutan ağır adımlarla girdi. Üzerindeki eski askerî parkanın etekleri nemli ve sümüklü taşlara sürtünürken, göğsünün sol üzerindeki o uğursuz, kızıl parıltılı mühür loş odada aydınlık ve tehlikeli bir yara gibi parlıyordu.
Hakan, gözlerini diktiği eski komandoya karşı içinde hem derin bir hayal kırıklığı hem de dizginlenemez bir öfkeyle baktı:
"Sen... Sen ne yaptığının farkında mısın komutan? Beni bu karanlık deliğe tıkıp ne elde edeceksin? Kendine gel, attığın adımın neresindesin!"
Reşat Komutan, yüzünde en ufak bir pişmanlık emaresi, en küçük bir insani mimik olmaksızın, donuk ve buz gibi soğuk bakışlarla karşısında zincire vurulmuş duran genç komandoya doğru birkaç adım yaklaştı. Sesi odanın nemli duvarlarında yankılanırken eskisine nazaran tamamen yabancı, yankılı bir tona bürünmüştü:
"Ben yapılması gerekeni yapıyorum, Hakan. Zayıflığın o aciz prangalarından kurtulup gerçek gücün ne olduğunu ancak bu karanlığın ta kendisinde öğrenebilirsin."
Reşat’ın bu sözlerinin ardından zindanın demir kapısı tamamen, kulak tırmalayan ve tüyler ürpertici bir gıcırtıyla sonuna kadar açıldı. İçeriye doğru adım atan o devasa varlığı gördüğünde, Hakan’ın damarlarındaki kan adeta saniyeler içinde dondu, kalbi göğüs kafesini parçalayacak gibi atmaya başladı.
Karşısındaki varlık yaklaşık 2.20 metre boyundaydı; zayıf, iskeletimsi ama kemikli yapısı inanılmaz derecede tehlikeli ve kas gücünün ötesinde bir kudret barındırıyordu. Omuzlarını ve sırtını örten uzun, dağınık beyaz saçları vardı; üzerinde ise çürümüş, kan lekeli ve zamanın kadim kalıntılarıyla süslenmiş eski, perişan bir kaftan taşıyordu. Alnının tam ortasında, derinin içine derinlemesine kazınmış ve içi donmuş siyah bir sıvıyla dolup taşan parlayan devasa bir "Yedi Mühür" sembolü yer alıyordu. Göz çukurlarının olduğu yerde gözler yoktu; onların yerine çenesinin hemen üzerinde, yanaklarının iki yanında kor gibi parlayan iki küçük göz yarığı karanlığı deliyordu. Ağzı, çenesinin altından kulaklarına kadar uzanan devasa, korkunç bir yarıktı; o ağzı araladığında içinde tek bir sıra diş değil, iç içe geçmiş üç sıra sararmış, insan dişini andıran sivri ve acımasız dişleri görünüyordu. Konuştuğunda boğazındaki o devasa yarıktan çıkan, sanki üç farklı yaşlı adamın aynı anda fısıldayarak konuştuğu çifte, gırtlaktan gelen ağır ve bayat bir yanık et kokusu zindanı dolduruyordu. Bu varlık, köylerin ve gölgelerin korkusu olan **Gecenin Hükümdarı**’ydı (Baş Cin / Mühür Sahibi).
Hakan gördüğü bu tarif edilemez, akıl almaz dehşet karşısında nefesini tuttu, gözlerini kocaman açarak fısıldadı:
"Bu... Bu ne lan böyle... Bu ucube de nesi?"
Hakan'ın şaşkınlığı ve öfkesi karşısında Reşat Komutan, başını son derece büyük bir saygıyla, neredeyse taş zemine kadar eğerek Gecenin Hükümdarı’na yol verdi. Baş Cin, o uzun ve korkunç tırnaklı parmaklarıyla taşı sürüyerek Hakan’ın tam önüne kadar geldi. Göz çukurlarındaki kor gibi parlayan küçük yarıklardan genç komandonun yüzünü dikkatle süzdü ve o gırtlaktan gelen, üç sesli tüyler ürpertici fısıltısıyla konuşmaya başladı:
*"Sen... Çok zayıfsın, aciz bir insan evladısın... Ama ruhunun derinliklerinde barındırdığın o inatçı ateş, işlenmeyi ve şekillenmeyi hak ediyor. İzin ver, seni güçlendireyim... Bu aciz et yığınından sıyrılıp çok daha güçlü, ölümsüz biri olmanı sağlayayım..."*
Hakan, zincirleri arasında şiddetle gerilerek öfkeyle başını salladı ve dişlerinin arasından kükredi:
"Ne diyorsun ulan sen, garip ucube? Sizin o sapkın, karanlık gücünüze de, vaatlerinize de tüküreyim!"
Gecenin Hükümdarı, Hakan’ın bu asi ve korkusuz çıkışına karşı dehşet verici, insanın kanını donduran bir şekilde sırıttı; çenesinin altındaki devasa yarık kulaklarına kadar gerildi. Yalın ayaklarının tırnakları boynuz gibi sertleşmiş ve simsiyah kesilmiş olan bu iblis, elini yavaşça yukarı kaldırdı. Uzun, sivri ve simsiyah tırnaklarını sanki keskin birer hançer gibi uzatarak doğrudan Hakan’ın çıplak karnının hizasına getirdi.
Hakan ne olduğunu idrak edemeden, Gecenin Hükümdarı o demir gibi sertleşmiş tırnaklı elini doğrudan Hakan’ın karnının tam ortasına, etin ve kasların içine vahşi bir güçle sapladı.
*HIRRRR-SLAAAK!*
Derinin, kas dokusunun ve bağların yırtılma sesi zindanın nemli duvarlarında yankılandı. Karnına saplanan o doğaüstü, buz gibi soğuk parmakların yarattığı cehennemî ve dayanılmaz acıyla Hakan’ın gözleri kocaman açıldı; tüm vücudu kasıldı, başı geriye düştü ve şiddetle irkildi. Ağzından koyu kıvamlı bir kan damlası süzülürken, zihnini ve bilincini kaplayan o yoğun, kurtulunamaz karanlığa karşı artık direnemedi. Göz kapakları kurşun gibi ağırlaşarak kapandı ve genç komando zincirlerine asılı bir halde tamamen bilincini yitirerek derin bir karanlığa gömüldü.
Bölüm etkileşimi
