29. BÖLÜM: SİS VE DİKİŞLİ YÜZLER

Yazar: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 97Şu an: 29. BÖLÜM: SİS VE DİKİŞLİ YÜZLER
  1. 1 GİRİŞ SAHNESİ: 2001 - EKRANDAKİ SİS VE KAYIP SİNYALLER694 kelime
  2. 2 BÖLÜM 1: YOLUN VE GENÇLİĞİN SONU1.363 kelime
  3. 3 BÖLÜM 2: SİSİN YUTTUĞU YOLÇULAR1.205 kelime
  4. 4 BÖLÜM 3: SİSİN VE KANIN KULÜBESİ1.160 kelime
  5. 5 BÖLÜM 4: SİSİN İÇİNDE YALNIZ BİR İZ634 kelime
  6. 6 BÖLÜM 5: SİSİN VE TOPRAĞIN BAĞRINDA885 kelime
  7. 7 BÖLÜM 6: BEYAZ GÖZLER VE KANLI ARMA800 kelime
  8. 8 BÖLÜM 7: KÖR SOKAKLAR VE SİSİN KUŞATMASI878 kelime
  9. 9 BÖLÜM 8: ALEVLER VE AŞAĞIYA DÜŞÜŞ654 kelime
  10. 10 BÖLÜM 9: ORMANIN KARANLIĞI VE BİTMEYEN TAKİP648 kelime
  11. 11 BÖLÜM 10: MEZAR KAZANLARIN FISILTISI795 kelime
  12. 12 BÖLÜM 11: CANAVARIN GÖZÜ VE İNTİKAM SISİ739 kelime
  13. 13 BÖLÜM 12: BALYOZUN DÜŞÜŞÜ VE BEYNİN PARÇALANMASI795 kelime
  14. 14 BÖLÜM 13: TERK EDİLMİŞ TAMİRHANE VE ÖLÜ UMUTLAR734 kelime
  15. 15 BÖLÜM 14: KIZGIN DEMİR VE KÖR ÖFKE711 kelime
  16. 16 BÖLÜM 15: SİSİN İÇİNDEKİ UMUT VE KANLI PATİKA827 kelime
  17. 17 BÖLÜM 16: KÜTÜPHANE VE BEMBEYAZ BİR ÖĞRETMEN772 kelime
  18. 18 BÖLÜM 17: TOPRAĞIN ALTI VE KİLİTLİ SESSİZLİK561 kelime
  19. 19 BÖLÜM 18: KİLİDİN KIRILDIĞI AN VE ZİNDANDAN KAÇIŞ745 kelime
  20. 20 BÖLÜM 19: KAĞIT DERİLİ DEV MAVATLAR VE SESSİZ DEHŞET564 kelime
  21. 21 BÖLÜM 20: DİKLİ TAŞ KORİDORLAR VE KAĞITTAN GELEN ÖLÜM758 kelime
  22. 22 BÖLÜM 21: OTOMATİK SİLAHIN SIKILDIĞI AN VE KAĞITTAN ATEŞ768 kelime
  23. 23 BÖLÜM 22: ALEVLER İÇİNDE YANAN MAVAT VE KIZGIN KAĞITLAR705 kelime
  24. 24 BÖLÜM 23: SİFİRLİ SAYFALARIN SÜRÜSÜ VE KANLI AĞIZ890 kelime
  25. 25 BÖLÜM 24: KÜTÜPHANENİN GALERİ KATINDAKİ SON HESAPLAŞMA856 kelime
  26. 26 BÖLÜM 25: KİLİTLİ DEMİR KAPI VE TOZLU KÜTÜPHANEDEKİ ARARLIK660 kelime
  27. 27 BÖLÜM 26: DAR KORİDORDAKİ KARA KAOS VE SESSİZ TUZAK646 kelime
  28. 28 BÖLÜM 27: DUMANLI KORİDORDAKİ SON MANGA VE RIZA’NIN ÇAĞRISI572 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: KÜTÜPHANENİN ÇÖKÜŞÜ1.471 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: SİS VE DİKİŞLİ YÜZLER1.034 kelime · Okuduğun bölüm
  31. 31 30. BÖLÜM: TAPINAĞIN GÖLGESİ934 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: TAHTIN GÖLGESİ615 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: ZİNCİRLERİN ÇIĞLIĞ660 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: KAN VE ZİNCİR744 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: TAŞTAKİ MÜHÜRLER VE SESSİZLİK653 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: YIKILAN DUVAR VE İKİNCİ ZİNCİR676 kelime
  37. 37 36. BÖLÜM: MÜRŞİD EFENDİ’NİN GÜNAHI VE KARA ARŞİV961 kelime
  38. 38 37. BÖLÜM: ÜÇÜNCÜ HAKİMİYET VE DAR KORİDORUN KABUSU917 kelime
  39. 39 38. BÖLÜM: YETER ARTIK822 kelime
  40. 40 39. BÖLÜM: KAMERADAKİ SON ANLAR716 kelime
  41. 41 40. BÖLÜM: VİDEONUN HESABI VE BEŞİNCİ HALKA654 kelime
  42. 42 41. BÖLÜM: MÜRŞİD’İN EMRİ VE ALTINCI HALKA734 kelime
  43. 43 42. BÖLÜM: SON KURBAN VE MÜRŞİD’İN SONU727 kelime
  44. 44 43. BÖLÜM: TAHT ODASININ KANLI EŞİĞİ629 kelime
  45. 45 44. BÖLÜM: YEDİNCİ KAPI VE KEMİK FIRTINASI700 kelime
  46. 46 45. BÖLÜM: SİSLİ LABİRENTTEN ÇIKIŞ VE ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU541 kelime
  47. 47 46. BÖLÜM: DÖNGÜNÜN İLK AĞI: BATAKLIĞIN SESSİZLİĞİ724 kelime
  48. 48 47. BÖLÜM: BATAKLIĞIN KUSAN GÖLGELERİ792 kelime
  49. 49 48. BÖLÜM: KUYUDAN YÜKSELEN EFENDİ VE BATAKLIĞIN SIRRI705 kelime
  50. 50 49. BÖLÜM: SULARIN ALTINDAKİ DEHŞET VE CAN HAVLİYLE KAÇIŞ510 kelime
  51. 51 50. BÖLÜM: GEÇİCİ SIĞINAK VE DEMİR YÜKLÜ UMUT614 kelime
  52. 52 51. BÖLÜM: AHŞAP VE ET BARİKATI (Genişletilmiş Atmosferik Sürüm)827 kelime
  53. 53 52. BÖLÜM : BATAKLIĞIN DİBİNDE ÖLÜMÜN SOĞUK NEFESİ833 kelime
  54. 54 53. BÖLÜM: BATAKLIK EFENDİSİNİN SONU**505 kelime
  55. 55 54. BÖLÜM : SİSİN, KÜLÜN VE KAVURUCU CEHENNEMİN ORTASINDA**672 kelime
  56. 56 55. BÖLÜM YERALTI ÇUKURU VE KIZIL CEHENNEMİN EŞİĞİ**660 kelime
  57. 57 56. BÖLÜM : KIZIL MAĞARANIN UĞULTUSU VE KOR SİNEKLER600 kelime
  58. 58 57. BÖLÜM: KOR DUVARLARI ARASINDA KÂBUS VE KAÇIŞ527 kelime
  59. 59 58. BÖLÜM: DAR KORİDORUN ÖLÜM KAPANI VE KANLI ARINMA739 kelime
  60. 60 59. BÖLÜM: YERALTININ GİZLİ KORİDORLARI VE İKİNCİ DEVİN ÖLÜMÜ524 kelime
  61. 61 60. BÖLÜM: KIZIL LABİRENTİN ÇIKIŞ KAPANI VE ON İKİ KOR SİNEĞİN HÜCUMU633 kelime
  62. 62 61. BÖLÜM: YERİN DİBİNE ÇÖKÜŞ VE GEÇMİŞİN KANLI HAYALETLERİ705 kelime
  63. 63 62. BÖLÜM: KÖZ KINKANATLILARININ SALDIRISI VE KANLI ARINMA667 kelime
  64. 64 63. BÖLÜM: YANKI ODASI – ZİHNİN VE GEÇMİŞİN KARANLIK KABUSU791 kelime
  65. 65 64. BÖLÜM: ZİHİNSEL ARINMA673 kelime
  66. 66 65. BÖLÜM: YERALTININ UNUTULMUŞ GÖLGESİ VE ESKİ ÇANTA732 kelime
  67. 67 66. BÖLÜM: ATEŞE KARŞI ÇELİK – ZIRHLI LAV BÖCEĞİNİN KANI747 kelime
  68. 68 67. BÖLÜM: DERİN SOLUKLANMA VE MAĞARANIN GİZEMLİ SESSİZLİĞİ549 kelime
  69. 69 68. BÖLÜM: AĞLARIN TUZAĞI VE KIZIL GÖZLÜ DEV ÖRÜMCEK643 kelime
  70. 70 69. BÖLÜM: YERALTININ KIZIL KâBUSU – DEV LAV AKREBİNİN SALDIRISI736 kelime
  71. 71 70. BÖLÜM: MAĞARANIN ÇIKIŞI VE ATEŞ SİNEKLERİNİN KANLI HÜCUMU715 kelime
  72. 72 71. BÖLÜM: ÜÇÜNCÜ CİNİN SONU VE SISLI SABAHIN KORKUNÇ UYANIŞI725 kelime
  73. 73 72. BÖLÜM: SİSLİ KÖYÜN MEZARLIĞI VE GEÇMİŞİN KANLI SIRLARI684 kelime
  74. 74 73. BÖLÜM: SISİN LABİRENTİ VE MEZARLIĞIN LANETLİ DÖNGÜSÜ642 kelime
  75. 75 74. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ – KAYIP ASKERİN SON KAYDI625 kelime
  76. 76 75. BÖLÜM: SISLERİN ARASINDAKİ KABUS – RUH EMİCİ İLE YÜZ YÜZE750 kelime
  77. 77 76. BÖLÜM: SİSLİ SOKAKLAR VE TERK EDİLMİŞ EVİN SIRRI693 kelime
  78. 78 77. BÖLÜM: KARARAN EKRAN VE LANETİN GERÇEK YÜZÜ702 kelime
  79. 79 78. BÖLÜM: KESKİN NİŞANCI VE SİSLİ SOKAĞIN KANI669 kelime
  80. 80 79. BÖLÜM: ÇÜRÜMÜŞ DEĞİRMENİN GÖLGESİNDE ÖLÜM KALIM SAVAŞI639 kelime
  81. 81 80. BÖLÜM: KEMİK KEMİRİCİNİN SONU VE KANLI HESAPLAŞMA524 kelime
  82. 82 81. BÖLÜM: YÜZSÜZ TUZAK – SAHTE ÇIĞLIK VE KANLI YÜZÜŞ580 kelime
  83. 83 82. BÖLÜM: KANLI ADIMLAR VE SIĞINAK576 kelime
  84. 84 83. BÖLÜM: YÜZSÜZLER SÜRÜSÜ VE KUKLACI616 kelime
  85. 85 84. BÖLÜM: YÜZSÜZLERİN KUŞATMASI VE PSİKOLOJİK KABUS509 kelime
  86. 86 85. BÖLÜM: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ VE YÜZSÜZÜN SONU574 kelime
  87. 87 86. BÖLÜM: GÖLGEDEKİ KOMUTAN VE MÜHÜRLÜ İHANET655 kelime
  88. 88 87. BÖLÜM: YER ALTININ ZİNDANI VE KANLI MÜHÜR926 kelime
  89. 89 88. BÖLÜM: KALENİN GİZEMİ VE UYANIŞ613 kelime
  90. 90 89. BÖLÜM: KALENİN KORİDORLARINDA KAVGALAR VE YENİDEN SİLAHLANMA503 kelime
  91. 91 90. BÖLÜM: AYİNİN KANI VE ÖLÜMÜN SESSİZLİĞİ765 kelime
  92. 92 91. BÖLÜM: ZİNCİRLİLERİN GAZABI VE KANLI ARINMA (Genişletilmiş Versiyon)667 kelime
  93. 93 92. BÖLÜM: SESLİ TUZAKLAR VE YÜZLEŞMEYE DOĞRU (Genişletilmiş Versiyon)617 kelime
  94. 94 93. BÖLÜM: ZİRVEDEKİ HESAPLAŞMA847 kelime
  95. 95 94. BÖLÜM: KANLI KORİDORLAR VE İNTİKAM YOLU720 kelime
  96. 96 95. BÖLÜM: GECENİN HÜKÜMDARI – SON HESAPLAŞMA VE KURTULUŞ707 kelime
  97. 97 96. BÖLÜM YOLUN SONU VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ502 kelime

(Süre: 2002 Yılı, Aynı Günün Akşamüstü / Saat: 17:25)

Yıkılan kütüphaneden yükselen toz, duman ve kükürt bulutu, Sisli Köy’ün üzerindeki buz gibi havada ağır ağır dağılıyordu.

Hakan, yüzü barut isi ve ıslak çamurla kaplanmış halde, yıkıntıların birkaç metre ötesindeki ıslak topraktan güçlükle doğruldu. Göğsündeki hücum yeleği ağır nefes alışverişleriyle inip kalkıyor; sol bacağındaki kaslar geçirdiği amansız çatışmanın stresiyle titriyordu. HK MP5A3’ün namlusu hâlâ sıcaktı, Sarsılmaz Kılınç tabancasının soğuk çeliği ise belindeki kılıfında ağırlığını hissettiriyordu. Rıza Hoca’yı boğazına sapladığı o paslı demir kazıkla yok etmiş, kütüphaneyi yerle bir etmişti ama içindeki o amansız baskı bir milim bile hafiflememişti.

Hakan botlarının bağcıklarını sıktı, omzundaki MP5’in askısını düzeltti ve kütüphane kalıntılarının hemen arkasında başlayan, balta girmemiş sık dağ ormanına doğru ilk adımını attı.

Ormanın içi saat henüz altıya gelmemiş olmasına rağmen zifiri bir alacakaranlığa gömülmüştü. Ağaç gövdeleri birer dev sütun gibi yükseliyor, tepelerdeki sık çam ve gürgen dalları gökyüzünü neredeyse tamamen kapatıyordu. Diz seviyesini aşan kirli beyaz sis tabakası, Hakan’ın adımlarıyla bir hamur gibi yarılıyor, etrafında burulup tekrar birleşiyordu. Her adımında botlarının altındaki ıslak çamur ve çürümüş yapraklar hışırdıyor; genzine işleyen kükürt, ıslak yosun ve pas kokusu ciğerlerini yakıyordu.

Tek başınaydı. Akil, Musa ve İrfan artık yoktu. Yüreğindeki o Asker disiplini olmasa, bu zifiri ıssızlığın ortasında çıldırmamak işten bile değildi.

Yaklaşık yirmi dakika boyunca derinliklere doğru ilerledikten sonra, rüzgârın uğultusu aniden kesildi. Ormanın o tekinsiz sessizliğine garip, ritmik bir ses karışmaya başladı.

Tık... tık... şrrrt... Tık... tık... şrrrt...

Hakan adımlarını pat diye kesti. Refleks icabı hemen sağ tarafındaki devasa bir çam ağacının gövdesine ve böğürtlen çalılığının arkasına siper aldı. Otomatik silahını göğsüne bastırıp nefesini tuttu.

Ağaçların arasından geçen dar patikadan bir sürü geçiyordu.

Hakan çalıların yapraklarını parmaklarıyla hafifçe aralayıp baktığında gözleri dehşetle açıldı.

Gelenler köylülerdi. Ancak bu insanlar, normal birer köylü gibi yürümüyorlardı. Üzerlerinde çamurlu, eski kasketler, yırtılmış palto ve ceketler vardı. Ama yüzlerinde... yüzlerinde kabaca dikilmiş, göz ve ağız kısımları siyah ipliklerle çaprazlama tutturulmuş, kurumuş deriden yapılmış dikişli maskeler takılıydı. Ellerinde uzun saplı nacaklar, paslı tırpanlar, devasa bal Baltalar ve oraçlar tutuyorlardı.

Omuz omuza, yan yana dizilmiş büyük bir kafile halinde, hiçbir insani mimik göstermeden, birer kurmalı oyuncak gibi ritmik adımlarla ormanın daha da karanlık iç kesimlerine doğru ilerliyorlardı. Ağızlarındaki dikişlerin arasından tek bir ses bile çıkmıyordu; sadece botlarının ve ellerindeki tırpanların toprağa değen paslı uçlarının sesi yankılanıyordu.

Hakan çalıların arkasında büzülürken dişlerini sıktı. Sesi boğazında düğümlendi:

"Burada ne haltlar dönüyor lan?..." diye fısıldadı kendi kendine. "Kim bu adamlar?.."

Köylülerin bu garip yürüyüşü, sanki hipnoz edilmiş, zihinleri başka bir varlık tarafından ele geçirilmiş bir ayini andırıyordu. Hakan, bu dikişli maskelerin arkasında, fotoğraflarda gördüğü o gözleri beyazlaşmış, ağızlarından salyalar akan köylülerin yattığını henüz bilmiyordu.

Kalabalık kafilenin son üyesi de patikanın virajında sisin içinde kaybolana kadar Hakan yerinden kımıldamadı.

Sürü uzaklaştıktan sonra Hakan siper aldığı çalıların arkasından yavaşça çıktı. Ancak kader onu rahat bırakmayacaktı.

Patikanın sol tarafındaki sık çamlığın içinden birdenbire iki dikişli maskeli köylü belirdi! Kafileden ayrılmış veya geride kalmışlardı. Ellerindeki devasa tırpanları Hakan’ı gördükleri an havaya kaldırdılar. Ağızları dikişli olmasına rağmen, gırtlaklarının derinliklerinden insan kulağını tırmalayan hırıltılı bir çığlık yükseldi:
JPG

"HHHÜÜÜRRRGGGHHH!"

Hakan hiç duraksamadı! HK MP5A3’ü doğrudan en öndekinin göğsüne dikip tetiğe bastı!

TAK-TAK-TAK!

Mermiler ilk yaratığın göğsünü delip geçti! Ancak adam ne geriye savruldu ne de düştü. Yarasından kan yerine siyah, pıhtılaşmış bir sıvı fışkırırken tırpanını Hakan’ın kafasına doğru savurdu!

Hakan son bir refleksle başını eğdi. Tırpanın paslı bıçağı başının hemen üstünden geçip çam ağacının gövdesine saplandı! (ŞRAAAK!)

"Geberin ulan!" diye kükredi Hakan. Silahın namlusunu yaratığın tam maskeli kafasına doğrultup basılı tuttu!

TAK-TAK-TAK-TAK-TAK!

9mm’lik çekirdekler dikişli maskeyi ve arkasındaki kafatasını parçaladı. Yaratık yere yığılırken, arkadaki ikinci dikişli köylü bal Baltasıyla Hakan’ın üzerine çullandı!

Hakan silahın dipçiğiyle adamın çenesine sert bir darbe indirdi. Adam geriledi ama arkadaki ormanlığın içinden daha fazla çığlık yükselmeye başladı. Patikadan az önce geçen devasa kalabalık, silah seslerini duymuştu!

Tık-tık-tık-tık-tık!

Sisin içinden onlarca, yüzlerce dikişli maskeli köylü, ellerinde tırpanlar, balBaltalar ve nacaklarla Hakan’a doğru koşmaya başladı! Orman adeta adımlardan ve tırpan seslerinden sarsılıyordu.
JPG

"Kahretsin! Bütün sürü üzerime geliyor!"

Hakan geriye doğru adımlayarak tetiğe basmaya devam etti.

TAK-TAK-TAK! TAK-TAK-TAK!

En öndeki üç köylü vurulup çamura serildi ama arkalarından gelen devasa dalga durmuyordu. Mermiler bedenlerini delip geçiyor ama adeta acı hissetmeden üzerini örtüyorlardı. Hakan MP5’in şarjörünün bittiğini hisseder hissetmez boş şarjörü düşürdü, göğsünden yenisini taktı ama kalabalık o kadar yakındı ki mesafeyi kapatmak üzereydiler.

Hakan arkasını dönüp ormanın dik tırmanışına doğru kaçmaya başladı.

Arkasından gelen yüzlerce dikişli maskeli figür, kâğıt hışırtılarına benzer gırtlak sesleriyle peşindeydi. Hakan çalıları yarıyor, dev kütüklerin üzerinden atlıyor, bir yandan da omzunun üstünden geriye doğru ateş açıyordu:
JPG

TAK-TAK-TAK!

Ağaç dalları yüzünü kesiyor, çamur adımlarını ağırlaştırıyordu. Tam o sırada, sisin ve devasa çam ağaçlarının bittiği bir tepe düzlüğüne fırladı.

Hakan’ın önünde, ormanın tam ortasında, insan aklının almayacağı büyüklükte, asırlık taşlardan inşa edilmiş devasa bir antik tapınak yükseliyordu.

Tapınağın devasa sütunları göğe doğru uzanıyor, üzerlerinde kanlı mühür sembolleri ve eski çivi yazıları parıldıyordu. Girişinde, tonlarca ağırlıkta gibi görünen devasa iki bronz ve taş karışımı kapı hafifçe aralık duruyordu.

Arkasındaki dikişli maskeli kalabalık tepeye tırmanmış, aradaki mesafeyi on metreye kadar indirmişti. Hakan’ın başka hiç çaresi yoktu.

"Girin ulan, buraya da girin!" diye haykırarak kendini devasa tapınağın aralık kapısından içeri fırlattı!

Hakan içeri girer girmez sırtını ağır kapıya verip var gücüyle itti.

GÜMMMM!

Devasa taş kapı büyük bir gürültüyle kapandı ve içerideki kilit mekanizması kendiliğinden ÇAT diye oturdu.

Hakan derin derin nefes alarak kapıya yaslandı. Dışarıdaki dikişli maskeli ordusunun kapıyı baltalarla parçalamasını, içeri girmek için saldırmasını bekliyordu.

Ama hiçbir şey olmadı. Dışarıda aniden ölümcül bir sessizlik çöktü.

Hakan kapıdaki küçük göz aralığından dışarıya baktı.

Dikişli maskeli köylü ordusu, tapınağın devasa merdivenlerinin dibinde durmuştu. Hiçbiri bir adım bile daha yaklaşmıyordu. Ellerindeki tırpanları ve baltaları yavaşça yere indirdiler. Yüzlerce dikişli maskeli yaratık, tapınağın kapısına doğru garip, hürmetkâr ve korku dolu bir saygıyla diz çökmeye başladı.

Bu devasa yapıya, içeride yatan o karanlık varlığa karşı dinsel bir huşu ve büyük bir saygı duyuyorlardı. Tapınağın kutsal veya tekinsiz sınırından içeri adım atmaya cesaret edemiyorlardı.

Hakan arkasını döndü. Tapınağın içi zifiri karanlıktı. Yüksek tavanlardan süzülen cılız, morumsu bir ışık, devasa koridorun sonundaki karanlığı aydınlatmaya yetmiyordu. Dışarıdaki tehdit durmuştu ama Hakan artık çok daha büyük, çok daha kadim bir dehşetin tam kalbindeydi.

Gözlerini karanlığa dikti, Sarsılmaz Kılınç tabancasını kılıfından çekip namluya bir mermi daha sürdü.

"Şimdi..." dedi Hakan, hırıltılı bir sesle. "Bakalım bu halkanın arkasında kim var..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…