7. bölüm / 49
Gölgelerin İmparatorluğuİlk Kırılma
Bölümler 49Şu an: İlk Kırılma
- 1 Kırmızı ve siyah860 kelime
- 2 Gölgelerin Efendisi2.304 kelime
- 3 Gölgenin İçine Adım798 kelime
- 4 Bir Adım Fazla Yakın1.563 kelime
- 5 Sızdırılan Rota1.104 kelime
- 6 Gölgenin İçindeki Işık1.495 kelime
- 7 İlk Kırılma742 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Tuzak İçinde Tuzak2.143 kelime
- 9 Gölgenin İçindeki Tuzak2.689 kelime
- 10 Geri Alacağım2.004 kelime
- 11 Seçilen Kadın2.682 kelime
- 12 Forest2.295 kelime
- 13 Kırmızı ve Yeşil3.038 kelime
- 14 Gölgenin Renkleri2.101 kelime
- 15 Gölgelerin Masası2.090 kelime
- 16 Gölgem6.033 kelime
- 17 Geçmişin Gölgesi2.007 kelime
- 18 Aynı Cehennemin Çocukları2.201 kelime
- 19 Kafesin İçindeki Fırtına2.402 kelime
- 20 Kırık Eller, Karışık Kalpler2.842 kelime
- 21 Aynı Cehennemin Çoçukları2.024 kelime
- 22 Kapalı Kapılar Ardında2.869 kelime
- 23 Sesizlikten Öpüşe2.127 kelime
- 24 Kıskançlığın Gölgesi2.122 kelime
- 25 Uzatılan El2.017 kelime
- 26 Griye Düşen Siyah ve Beyaz2.144 kelime
- 27 Gölge ve Alev2.787 kelime
- 28 Gölgenin İçine Mahkum2.083 kelime
- 29 Maskenin Düşüşü2.624 kelime
- 30 Gölgede Kırılan Nefes3.218 kelime
- 31 Gölgenin Bedeli2.393 kelime
- 32 O Gün Her Şey Susturuldu2.106 kelime
- 33 Karanlığın Ardından2.391 kelime
- 34 Yeniden Başlayan Hayat2.935 kelime
- 35 Beklenmedik Bir Yüz2.265 kelime
- 36 Gölgeme Sığındım1.893 kelime
- 37 Fırtına Öncesi Sessizlik3.081 kelime
- 38 Kırılan Duvarlar2.926 kelime
- 39 Gözlerdeki İhanet3.453 kelime
- 40 Kırık Bir Vasiyet2.531 kelime
- 41 Tahtın Yeni Sahibi2.993 kelime
- 42 Kaçınılmaz Karşılaşma2.853 kelime
- 43 Nefret Etmem Gereken Adam3.694 kelime
- 44 Ya Gerçekse2.655 kelime
- 45 Beklenmedik Yolcu3.307 kelime
- 46 Tuzak1.427 kelime
- 47 Kaçış Yok2.511 kelime
- 48 Aklım ve Kalbim1.348 kelime
- 49 Artık Aden Turan4.642 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
7.bölüm
Elini uzatmış, Lina’nın küçük ellerini yönlendiriyordu.
“Hayır,” dedi sakin bir sesle.
“Böyle değil… önce unu yavaş dök.”
Lina dudaklarını büzdü.
“Ben biliyorum.”
Karan’ın dudaklarının kenarı çok hafif kıvrıldı.
“Eminim biliyorsundur,” dedi. “Ama yine de dökme, yoksa her yer batar.”
Lina bu sefer gerçekten güldü.
Ben… kapının eşiğinde donup kalmıştım.
Bu adam… bu muydu?
Benim bu zamana kadar tanıdığım gölgelerin efendisi bu muydu.
Bu mu insanların korktuğu adam.
Gözlerim istemsizce Karan’a takıldı.
Sanki bir şey hissetmiş gibi başını kaldırdı.
Gözleri direkt beni buldu.
Aramızda bir anlığına sesizlik oldu.
Sonra Lina beni fark etti.
“LARA ANNE!” diye bağırdı.
Hızla tezgahtan inip bana doğru koştu.
Eğilip onu yakaladım. Küçük kolları yine boynuma dolandı.
Ama gözlerim…
Hâlâ Karan’daydı.
Lina heyecanla konuşuyordu:
“Bak! Pasta yapıyoruz! Karan abi bana öğretiyor!”
Karan abi.
İstemsizce içime oturdu dediği şey.
Gözlerimi ondan ayırmadan:
“Rahatsız etmeyeyim,” dedim düz bir sesle.
Karan birkaç saniye bana baktı.
Sonra sakin bir şekilde:
“Etmiyorsun, etmezsinde."
Lina elimden çekiştirdi:
“Sen de gel hadi anne!"
Tezgaha yaklaştım Lina tekrar tezgahın üzerine çıkıp oturdu.
Ben etrafa baktım.
Un, yumurta, şeker… her şey dağılmıştı resmen.
Kaşımı hafifçe kaldırdım.
“Burası savaş alanına dönmüş.”
Karan başını hafifçe yana eğip etrafa baktı.
“Abartıyorsun,” dedi.
Lina’ya döndüm. Üstü un ve pasta harcı içindeydi.
“Senin bu hâlin ne güzelim,” dedim.
Lina gülümsedi.
“Biraz eğlendik.”
Gözüm Karan’a kaydı, sonra tekrar Lina’ya baktım.
“Tamam güzelim, eğlen ama evdekileri rahatsız etmeyelim. Burası bizim evimiz değil sonuçta.”
Birden Karan’ın net sesi araya girdi:
“Sizin eviniz.”
Bir anda ona döndüm. Sizin eviniz derken.
Bu ne demekti böyle?
Ben daha bir şey söyleyemeden Lina’ya yaklaştı. Kendi iri bedenine kıyasla küçük kalan Lina’yı zorlanmadan kucağına aldı.
“Şimdi sen odaya çık, üstünü değiştir. Biz hallederiz, tamam mı?”
Lina dudak büktü.
“Ben de yardım etmek istiyorum.”
Karan “Yok. Sen gidip dinlen. Biz seni çağıracağız, tamam mı?”
Sesi yumuşaktı… kıvamında bir yumuşaklık. Çocukla konuşması ona garip bir şekilde yakışıyordu.
Araya girdim:
“Ben çıkarırım o zaman onu.”
Karan’ın kucağından almak için adım attım ki Lina’yı geri çekti.
“Dicle,” diye seslendi.
İçeriye, buraya geldiğimden beri birkaç kez gördüğüm genç kadın girdi.
“Buyrun Karan Bey,” dedi, ellerini önünde birleştirerek.
Lina’yı ona uzattı.
“Al Lina’yı, temizle.”
Hemen araya girdim:
“Ciddiyim, gerek yok. Ben hallede—”
Karan sertçe sözümü kesti:
“Lafımın üstüne laf söyleme, Lara.”
Susmak zorunda kaldım. Sanki tek bir bakışı bile “sus” diyordu.
Karan Lina’yı Dicle’ye verdi. Lina bize el sallarken, Dicle onu alıp mutfaktan çıktı.
Gözden kaybolduklarında oda ağırlaşmıştı sanki sesizlik oldu Keskin bir sessizlik hemde.
Karana bakıp etrafa gözümü kestirdim
"Ben hallederim burayı" O konuşmadan "rahatsızlık verdiyse de kusura bakmayın"
Karan beni sürüp tezgaha yaslandı
"Kusurlu bir durum yok."
Onun bu sakinliği insanı geriyordu bildiğin.
Çenemi hafifçe kaşıdım
“Yine de… sizin düzeninizi bozduk,” dedim.
Bakışları gözlerime kilitlendi an kalbim hızlandı bana doğru bir adım attı.
“Bozmadınız.”
“Öyle mi? Çünkü pek öyle görünmüyor.”
Etrafı işaret ettim.
"mutfak savaş alanı gibi.”
“Toparlanır.”
“Sorun yok yani.”
“Yok.”
Tezgâha dönüp ondan hızla bakışlarımı kaçırdım. Önce tezgâhı toparlayıp sonra pastayı yapmalıydım.
Tezgâhın üstündeki yumurtaları alıp dolaba götürmek için döndüğümde, bir anda duvar gibi bir bedene çarptım.
Çarpmamla birlikte refleksle elimdeki iki yumurtayı sıktım…
Ve Karan’ın zaten mahvolmuş gömleği biraz daha mahvoldu.
Yumurtalar, siyah gömleğinin üzerinde sarı lekeler olarak belirdi.
Hafifçe geri çekilip gömleğine baktım. Yutkundum.
“Şey…”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Karan’ın gözleri bana indi. Sadece baktı. Ne kızdı ne de başka bir şey yaptı… sadece baktı.
“Yanlışlıkla oldu,” dedim hızlıca.
Hayır, şimdi sakarlığın sırası mıydı Aden?
Karan, gözlerini benden ayırmadan:
“Yanlışlıkla mı?” dedi.
İstemsizce gözlerimi devirdim.
“Tamam, biraz sakarım ama bu kadarı planlı olamaz.”
Normalde hiç sakar biri değildim… ama onun yanında bedenim sanki kontrolümden çıkıyordu.
Karan bir adım attığında ilk kez refleksle geri çekildim. Normalde asla geri adım atmazdım.
Ama şimdi… ne oluyordu bana?
Geri adım attığımda kalçam tezgâha çarptı. O ise geri çekilmemişti.
Yan tarafa kaçmaya çalışırken dengemi kaybettim. Tam düşecekken bir anda kolumdan tuttu…
Ve beni tekrar tezgâha sabitledi.
O an… sadece o anlık nefesim kesildi.
Üstü kirli olmasına rağmen ağır parfüm kokusunu almamak mümkün değildi.
Gömleğindeki lekelerden bakışlarımı kaldırıp yüzüne baktım.
Aramızda neredeyse hiç mesafe yoktu.
Bu… beni fazlasıyla germeye başlamıştı.
Kalbim hızlanırken fısıldadım:
“Uzaklaşır mısınız?”
“Uzaklaşır mıyım?”
Ama… uzaklaşmadı.
Yutkundum.
“Elinizi çekin lütfen,” dedim bu sefer daha net.
Karan’ın bakışları bir an dudaklarıma kaydı… sonra tekrar gözlerime döndü.
Sonra tamam dercesine benden uzaklaştı
Kapıya doğru yürüdü yürürken
"Git uyu diğerleri halleder buraları pastayıdayaparlar." Lafı bitirir bitirmez mutfaktan çıktı.
Ama ben iyi değildim kalbin bir an beklediğimden fazla atmaya başlayınca elimi kalbimin üstüne götürdüm derin derin nefesler almaya başladım.
Ne oluyordu bana Aden Lâl Karahana ne oluyordu böyle.
