Gölgem

Vaveyla Yazarı: ⋆。°✩ 𝑽𝒆𝒍𝒂𝒓𝒊𝒔

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 49Şu an: Gölgem
  1. 1 Kırmızı ve siyah860 kelime
  2. 2 Gölgelerin Efendisi2.304 kelime
  3. 3 Gölgenin İçine Adım798 kelime
  4. 4 Bir Adım Fazla Yakın1.563 kelime
  5. 5 Sızdırılan Rota1.104 kelime
  6. 6 Gölgenin İçindeki Işık1.495 kelime
  7. 7 İlk Kırılma742 kelime
  8. 8 Tuzak İçinde Tuzak2.143 kelime
  9. 9 Gölgenin İçindeki Tuzak2.689 kelime
  10. 10 Geri Alacağım2.004 kelime
  11. 11 Seçilen Kadın2.682 kelime
  12. 12 Forest2.295 kelime
  13. 13 Kırmızı ve Yeşil3.038 kelime
  14. 14 Gölgenin Renkleri2.101 kelime
  15. 15 Gölgelerin Masası2.090 kelime
  16. 16 Gölgem6.033 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 Geçmişin Gölgesi2.007 kelime
  18. 18 Aynı Cehennemin Çocukları2.201 kelime
  19. 19 Kafesin İçindeki Fırtına2.402 kelime
  20. 20 Kırık Eller, Karışık Kalpler2.842 kelime
  21. 21 Aynı Cehennemin Çoçukları2.024 kelime
  22. 22 Kapalı Kapılar Ardında2.869 kelime
  23. 23 Sesizlikten Öpüşe2.127 kelime
  24. 24 Kıskançlığın Gölgesi2.122 kelime
  25. 25 Uzatılan El2.017 kelime
  26. 26 Griye Düşen Siyah ve Beyaz2.144 kelime
  27. 27 Gölge ve Alev2.787 kelime
  28. 28 Gölgenin İçine Mahkum2.083 kelime
  29. 29 Maskenin Düşüşü2.624 kelime
  30. 30 Gölgede Kırılan Nefes3.218 kelime
  31. 31 Gölgenin Bedeli2.393 kelime
  32. 32 O Gün Her Şey Susturuldu2.106 kelime
  33. 33 Karanlığın Ardından2.391 kelime
  34. 34 Yeniden Başlayan Hayat2.935 kelime
  35. 35 Beklenmedik Bir Yüz2.265 kelime
  36. 36 Gölgeme Sığındım1.893 kelime
  37. 37 Fırtına Öncesi Sessizlik3.081 kelime
  38. 38 Kırılan Duvarlar2.926 kelime
  39. 39 Gözlerdeki İhanet3.453 kelime
  40. 40 Kırık Bir Vasiyet2.531 kelime
  41. 41 Tahtın Yeni Sahibi2.993 kelime
  42. 42 Kaçınılmaz Karşılaşma2.853 kelime
  43. 43 Nefret Etmem Gereken Adam3.694 kelime
  44. 44 Ya Gerçekse2.655 kelime
  45. 45 Beklenmedik Yolcu3.307 kelime
  46. 46 Tuzak1.427 kelime
  47. 47 Kaçış Yok2.511 kelime
  48. 48 Aklım ve Kalbim1.348 kelime
  49. 49 Artık Aden Turan4.642 kelime

16.bölüm

Ben miran ile daha adını bile bilmesidiğimiz tir tir titreyen kadını VIB katından indirmiş ve eğlence kısmına geçmiştik.

Miranla kadını köşelerde ki bir masaya oturmuştuk.

Miranla hiç konuşamamıştım konuşmam gerektiğinin de farkındaydım. Neden burdaydı karan veya Taylan ona bir şey yapmışmıydı, neden taylanın sevgilisi olarak burdaydı en önemlisi.

Koyu kahve deri koltuğa oturup miranla ve ben kadının iki yanına geçip daha adını bile bilmediğimiz kadını sakinleştirmeye çalışıyorduk.

Ben ve mirana bu kadar merhamet fazlaydı.

Kadının elleri hâlâ titriyordu. Önündeki su bardağını tutmaya çalışırken cam bile hafifçe ses çıkarıyordu. Gözleri korkudan büyümüş, makyajı tamamen dağılmıştı ve akmıştı.

Etrafıma baktığımda insanlar gülüyor, içkilerini yudumluyor, dans ediyor… hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.

Oysa birkaç kat üstlerinde iki adam birini öldürmenin eşiğinden dönmüştü.

Ben koyu kahve deri koltuğa yaslanırken derin nefes verdim. Miran sessizce kadının omzuna elini koydu.

“Biraz su iç.” dedi yumuşak bir sesle.

Kadın titreyen elleriyle bardağı tuttu.

“Ben…” dedi sesi kırılarak. “Ben onun böyle bir insan olduğunu bilmiyordum.”

Kadın gözlerini yere indirdi.

“Tuncer bana sadece iş adamlarıyla toplantı olduğunu söyledi…”

Başımı hafif yana eğdim.

“Adın ne senin?”

Kadın birkaç saniye sustu.

“…Selin.”

“Kaç yaşındasın Selin?”

“On dokuz.”

İçim istemsizce sıkıştı.Gerçekten küçüktü.

Selin ellerini birbirine geçirip kısık sesle konuştu.

“Ben onun sevgilisi bile değilim.”

Kaşlarım çatıldı.

“Ne? Ozaman neyisin.”

“Tuncer babamın ortağı.” dedi utançla. “Bu gece yalnız görünmek istemediği için benim gelmemi istedi. Babamda reddetmedi.”

Bir anlığına mideme yumruk yemiş gibi oldum.

Miran sessizce gözlerini kapattı.

“Allah belasını versin…” diye mırıldandı.

Selin ağlamamaya çalışarak devam etti.

“Ben sadece birkaç saat oturup döneceğimizi sanıyordum. Ne bile bilirdim ben böyle şeyler olacağını ki.”

Ben arkamı koltuğa yaslayıp sinirle nefes verdim.

Yeraltı dünyasındaki erkeklerin kadınları aksesuar gibi kullanmasından nefret ediyordum. Hepsi farklıydı ama bazı konularda aynıydılar. Kontrol etmeyi seviyorlardı.

Ve bu yüzden yer altı dünyasını yok etmek istiyordum. İstiyorduk.

Miran tam o sırada sessizce konuştu.

“Kimse sana dokunamayacak artık.”

Selin gözlerini Miran’a çevirdi.

Bakışlarında şaşkınlık vardı. Sanki uzun zamandır ilk kez biri ona gerçekten insan gibi davranıyordu.

“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?” diye fısıldadı.

Hafifçe oturduğum yerde önüme eğilip kızın elini kavradım.

"Bak anladığım kadarıyla babanda bu dünyadan. Ama o içeride gördüğüm iki adam diğerleri gibi pisliğin teki değiller sana yardım edeceklerdir." İçten bir şekilde gülümsedim "Emin ol buna."

Taylanı üst yüzden tanısamda karanı artık biliyordum bence bunca yıldır düşündüğüm gibi bir insan değildi karan. Artık bundan emindim.

Parmakları benimkilerin arasında hâlâ titriyordu.

“Gerçekten yardım ederler mi?” diye sordu sessizce.

Başımı hafifçe salladım.

“Ederler.”

Bu cevabı verirken kendime bile garip gelmişti.

Çünkü yıllardır Karan Gölge Turan hakkında duyduğum şeyler belliydi. Acımasız. Soğuk. Kontrol delisi. İnsanların korkuyla adını fısıldadığı biri…

"Lara biraz yanlız konuşalım mı biz bi." Liranın sesini duyduğumda hemen bakışlarımı genç kızdan çekip mirana kaydırdım.

Belliki oda kafamın içindeki soruların farkındaydı ve biliyordu.

"Konuşalım." Dedim mirana bakarken.

Seline bakışlarımı döndürdüğümde.

"Biraz bekle burda sakım bir yere gitme tamam mı sen biz birazdan geliyoruz."

Tamam dercesine kafasını sallayınca cevabımı alnıştım. Ayağa kalktığımda miranda aedımdan ayağa kalkınca.

"Tuvalete." dedim fısıltıyla.

Hızla yürümeye başladım miranda yanımda yürüyordu. Taylan ve karanın gözüne batmak istemiyordum.

Tuvalete gidene kadar ikimizde konuşmamışrık sadece sitikettolarımızun ince topuklarının sesleri yankılanıyordu.

Hzıla tuvaletin önüne vardığımızda kapıyı açtığım gibi içeriye girdik art arda. İçerisi her yer gibi fazla lükstü.

İçeriye biraz göz attığımda mirana dönüp onu inceledim. Onu fazlaca inceleme fırsatım olmadığı için üzerine kısaca baktım.

Üstünde koyu gri renkte, V yaka ve kolsuz bir elbise. Elbisenin etek kısmı kısa ve A kesimdir, bu da elbiseye zarif bir görüntü veriyordu. Ve Mirana da mükemmel olmuştu. Elbisenin üzerinde iki adet kapaklı cep detayı bulunuyor, bu da tasarıma şık bir dokunuş katıyordu.

Dikkatimi çeken gri olmasıydı. Liranın en sevdiği renk griydi. Benim nasıl simgem kırmızı ise onun ki de griydi. Elifin de vardı tabiki onun ki de maviydi.

“Taylan sana bir şey yaptı mı?” diye sordum konuya hızlıca girerek.

Miran sorumu duyduğu anda birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sadece bana baktı. O sessizlik bile içimi huzursuz etmeye yetmişti.

Kaşlarımı çatıp ona biraz daha

yaklaştım.

“Miran.”

"Hiç bir şey yapmadı." Dedi hemen. "Hatta bağlamadı bile. Beni kaçırdığı günün akşamı kendimi lüks bir odada yatakta buldum. Hatta kolundaki kurşun yarasını bile sardırmıştı. Sadece onu biraz zorladım... Yani ona vurduğum için beni zindana kapattı o gün zaten bugün beni gelmeden önce tekrar odaya getirdi."

Kaşlarım iyice çatışdı bu kadar iyi davrandığını anlatması beni şüpheye düşürüyordu.

"Miran bak eğer yalan söylüy-"

Sözümü keserek miran araya girdi.

"Gerçekten bir şey yapmadı aden." Sorgulayıcı yüz hatlarımı fark etmiş olcak ki. "Yemin ederim bir şey yapmadı şuanlık."

“Peki neden onun yanındasın o zaman?” diye sordum. "Hemde sevgilisi olarak anladığım kadarıyla."

Miran derin bir nefes aldı.

Bakışları bir anlığına benden kayıp mermer lavaboların üstündeki aynalara döndü.

"Bilmiyorum aden." Dedi.

"Ne demek bilmiyorum miran."

"Bilmiyorum işte getirdi beni buraya."

Derin bir nefes alıp verdim.

"Seni konuşturmaya çalıştımı."

"Hayır." Dedi bana dönüp "yani ağzımdan laf almaya çalışıyor ama zorlamadı hiç bir şekilde."

Miran dudaklarını birbirine bastırdım. Sonra mirana baktım. Kollarımı açıp mirana sıkıca sarıldım.

Miran bir an afallamış gibi bir ana durmuştu ama hemen kendine gelip oda bana sıkıca sarıldı.

Miran gözlerini kapatıp başını omzuma yasladığında konuştu.

“Bunu özlemişim.” dedi sessizce.

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

“Neyi?”

“Birine sarılmayı.” dedi dürüstçe. “Sürekli diken üstünde olmamayı.”

Miran geri çekildiğinde bende geri çekildim.

"Unutma ki," dedim yüzüme gülümseme yerleştirip "her zaman sarılacağın bir kardeşin var miran. Kardeşleirin var."

Biz; ben, Miran, Elif, Arda ve Selim… Her zaman kardeş gibiydik. Arda ve Selim bizim abilerimizdi. Birbirimizin her şeyi olmuştuk; abla, kardeş, abi… Ve öyle kalmaya da devam edecektik.

Tuvaletin loş ışıkları yüzümüze vururken birkaç saniye sadece birbirimize baktık.

Sonra Miran aniden hafifçe sırıttı.

“Bu arada.”

“Ne?”

“Karan sana fena bakıyor fark etmedim sanma.”

Gözlerimi devirdim direkt.

“Başlama sende miran.”

“Ciddiyim ben aden.”

“Miran adam herkese öyle bakıyor.”

“Hayır.” dedi hemen. “Sana bakarken resmen siniri düşüyor adamın.”

İstemsizce aklıma biraz önce bana baktığı an geldi.Silahı indirdiği an.

Çenem hafifçe kasıldı.

“Bu bir şey ifade etmiyor bence.”

“Sence etmiyor. Bence ediyor.”

“Bence etmiyor ama.”

Miran bana uzun uzun baktıktan sonra sinsice sırıttı.

“Sen hoşlanmaya başlamışsın sanki he.”

“Nerden çıkarıyorsun sen bunları miran?"

“Çünkü normalde bu kadar savunmaya geçmezdin aden. Kaç yıllık kardeşimi tanımayacak kadar aptal değilim.”

Ağzımı açtım ama cevap veremedim. Sinir bozucuydu. Çünkü haklı olma ihtimali vardı sanki.

Miran bunu yüzümden anlamış olacak ki kıkırdadı.

“Allahım.” dedi eğlenerek. “Karan Gölge Turan gerçekten senin zayıf noktan olacak galiba.” Sırıtmaya devam ederken. "Aden Lâl Karahanın zayıf noktası Karan Gölge Turan diye anket açacağım yakında."

“Saçmalamyı kesermisim miran.”

“Baksana kızarmışsın.”

“Tuvalet sıcak.”

“Tabii canım öyledir kesin.”

Başka birşey söylemeden kapıya yöneldiler.

“Kızı tek başına bıraktık geldik buraya gevezelik yapıyoruz miran yürü hadi.”

Arkamdan gelirken kısık sesle söylendi.

"İşine gelmedi tabii."

Kaşlarımı çatıp mirana hiç bakmadan yürümeye devam ettim.

İkimiz tekrar koridora çıktığımız anda müziğin boğuk sesi yeniden kulaklarımıza doldu.

Topuk seslerimiz mermer zeminde yankılanırken içimde garip bir huzursuzluk oluşmaya başlamıştı.

Sebebini bilmiyordum. Ama kötü bir şey hissediyordum. Hızlı adımlarla masanın olduğu köşeye doğru yürüdüğümüzde gözlerim direkt Selin’i aradı.

Ve bulamadım.

Adımlarım bir anda yavaşladı. Kaşlarım çatıldı. Boştu.

Az önce oturduğu koyu kahve koltuk boştu. Masanın üstündeki su bardağı duruyordu ama Selin yoktu.

Miran da beniml aynı anda durmuştu.

“…Aden.” “Az önce buradaydı.” Dedi Miran gergin bir sesle.

İçimdeki huzursuzluk büyürken hiç konuşmamıştım. Gözlerim istemsizce salonu taradı.

Tam o sırada uzak tarafta siyah takım elbiseli iki adam gördüm.

Birinin eli Selin’in kolundaydı.

Selin korkuyla etrafına bakıyordu.

Ve adamlar onu arka koridora doğru götürüyordu.

Kanım çekildi.

“Lanet olsun.”

Miram benim baktığım yöne bakınca mırıldandı.

"Siktir."

Miran’ın sesiyle birlikte ben çoktan yürümeye başlamıştım bile koşarcasına. Arkamdan da miran geliyordu fark etmiştim.

Selin’in korkuyla dönüp etrafa bakarken bizi gördğünde gözlerindeki ppaniği çok net görmüştüm.

Adamın biri onun kolunu sertçe tutuyordu. Diğeri de etrafı kontrol ediyordu.

Barın bir koridoruna girdiklerinde hemen arkalarından da miranla ben koridora gitmiştik.

Onları takip ederken çok uzakta değildik ama selin için geldiğimizi dülünmeyecek olcak lar ki bizi fazla takmamışlardı.

Ama selinin kolunu tutatn adam birazdaha sıkıp. Selini duvara doğru yürümesi için sertçe savırıp bağırdı.

“Yürü.”

O an kan beynime fıikırmış gibi oldum resmen.

“Yaklaşma o kadına senin ecdadını sikerim.” diye bağırınca bütün sesim koridorda yabkışanmıştı.

Ve bu yüksek sesim iki adamında bakışlarını miran ve bana dön sürmesine yardımcı olmuştu.

Selini iten adam kaşalrını çatıp beni baştan aşağı süzdü.

“Sen kimsin lan?”

Sinirle birkaç adım daha yaklaştım.

“Kim oldığumdan sanane. Sana bir şey dedim yap. Yoksa pişman olursun.”

Diğer adam ablayla bana ve mirana bakıp gülüp yanındaki adama çevirdi bakışlarını.

"Hele bak sen küçük hanımlara." Bana doğru yaklaşıp bebeklerle konuşulduğu gibi "ecdadımızımı sikeceksin küçük hanım." Sonra mirana baktı "Görelim kim kimi sikiyo." Dediği an selinin yanında olan adam mirana bana doğru gelen adam bana biraz daha yakşaltığı an onun yüzüne yumruğunu geçirmem de bir olmuştu.

Mirana bir anlığına baktığımda oda diğer adamın bacağına tekme attık yere dizlerinin üzerine çöktürmüştü. Adamın belinde silah olcakki adamın silahını eline almiş adamın şakağına yazlamıştı namluyu.

Bende fazla oyalanma dan adam yumruğun etkisinden çıkamdan adamın arkasına geçip kolumu boynuna sardığım gibi adamın bacak boşluğuna bir tekme ile adamı siz üstü çözmeye zorladım.

Adam yere çöktüğü an kalkmaya çalışmıştı ama izin vermeden adamın yüzüne sitilettomla bir tekme attıp bütün bedenini yere serdiğim an yerdeki elinin üzerine bastım.

Bütün ağırlığımı vererek bastırdığımda adamın elinden çıt sesi geldiği an kolidorda adamın acı dolu bağırış sesi yankılanmıştı.

Parmağı kırılnıştı.

Bu sefer miranın alaycı sesini duydum.

"Kim kimi sikiyormuş görebildinizmi."

Dediğinde sırıtmadan edemedim.

Tam o an… Koridorun ucundan ağır, sakin ama tehditkâr iki ayak sesi geldi.

Bu ses, birinin geldiğini değil… sahaya indiğini haber veriyordu.

Işıkların altından iki gölge belirdi.

Karan Gölge Turan ve Taylan Kaplan.

İkside mal mal bize bakıyordu resmen.

Benim düşüncem dedemin stiletto ayakkabımla elinin üzerine basıp parmaklarından birini kırdığım adamın bağırış sesine gelmişlerdi.

Taylan ise Selin’i görünce bir an duraksadı. Kaşları hafifçe çatıldı.

“Ne oluyor burada?” dedi Taylan, sesi sertti ama kontrolünü kaybetmemişti.

Rahat bir tavırla adamın elinin üstünde olan ayağımı çektim ve ikisine baktım.

"Bir şey olduğu yok." Taylana baktım. "Sevgilinle tuvalete gitmiştik o arada da selini yanlız bırakmamız sonucu tatsız bir olay yaşanmıştı bizde hallettik."

"Haletmişsiniz belli zaten orası." Dedi karan üstüme doğru gelemeye başladı.

Karan üzerime doğru yürüdükçe koridorun havası daha da ağırlaşmıştı sanki.

Karan önümde durduğunda başımı kaldırıp direkt gözlerinin içine baktım.

“…Senin gerçekten problemli olduğunu düşün neye başladım forset.” dedi sakin ama tehditkâr bir sesle.

Kaşımı kaldırdım.

“Adam kızı kaçırıyordu. Çiçek mi atsaydım gölgem?”

Karan kaşını çattığında son dediğime takılmış gibiydi.

“Gölgem mi?” diye tekrarladı ağır ağır.

Ses tonu sakindi ama gözlerinin içindeki o karanlık dikkatimi çekmişti.

Ben ise geri adım atmadım.

“Yanlış mı söyledim?” dedim umursamaz bir tavırla. “Sonuçta herkes sana öyle sesleniyor.”

Koridor birkaç saniye sessizliğe gömüldü.

Miran ise hâlâ adamın şakağına silahı dayamıştı.

“Ben bunu vururum bu arada haberiniz olsun.” dedi sıkılmış bir sesle. “Canımı sıktı çünkü.”

Yerdeki adam korkuyla yutkundu.

“Abla şaka yaptık—”

Miran silahı biraz daha bastırdı.

“Ben hiç şakaya benziyor muyum sence?”

İstemsizce sırıttım. Karan ise gözlerini bir an bile benden ayırmıyordu. Bakışları ayağımdan başlayıp yüzüme kadar çıktı. Sonra yerde inleyen adama baktı.

“Parmağınımı kırdın adamın?” diye sordu bana.

Omzumu silktim.

“Yanlışlıkla olmuş olabilir.”

Adam yerde acıyla kıvranırken sinirle bağırdı.

“Yanlışlıkla falan olmadı manyak bu kadın—”

Ayağımı tekrar adamın eline doğru hareket ettirdiğim an adam sustu.

Karan bunu görünce dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

O an… resmen gülmemek için kendini tutuyordu.

Ama bu gerçekten çok güzeldi.

Taylana baktığımda mirana doğru yürüyüp elinde ki silaha uzandı almak için. Sonuçta silah onda kalamazdı miranın dersinin kötü olduğunu biliyorlardı onun kimliği dışarı vurulmuştu. Ama benim adamı yere sermemi karan sorgulayacağını biliyordum. Bu işide eve bırakacaktı belliki.

Ben miran ile daha adını bile bilmesidiğimiz tir tir titreyen kadını VIB katından indirmiş ve eğlence kısmına geçmiştik.

Miranla kadını köşelerde ki bir masaya oturmuştuk.

Miranla hiç konuşamamıştım konuşmam gerektiğinin de farkındaydım. Neden burdaydı karan veya Taylan ona bir şey yapmışmıydı, neden taylanın sevgilisi olarak burdaydı en önemlisi.

Koyu kahve deri koltuğa oturup miranla ve ben kadının iki yanına geçip daha adını bile bilmediğimiz kadını sakinleştirmeye çalışıyorduk.

Ben ve mirana bu kadar merhamet fazlaydı.

Kadının elleri hâlâ titriyordu. Önündeki su bardağını tutmaya çalışırken cam bile hafifçe ses çıkarıyordu. Gözleri korkudan büyümüş, makyajı tamamen dağılmıştı ve akmıştı.

Etrafıma baktığımda insanlar gülüyor, içkilerini yudumluyor, dans ediyor… hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.

Oysa birkaç kat üstlerinde iki adam birini öldürmenin eşiğinden dönmüştü.

Ben koyu kahve deri koltuğa yaslanırken derin nefes verdim. Miran sessizce kadının omzuna elini koydu.

“Biraz su iç.” dedi yumuşak bir sesle.

Kadın titreyen elleriyle bardağı tuttu.

“Ben…” dedi sesi kırılarak. “Ben onun böyle bir insan olduğunu bilmiyordum.”

Kadın gözlerini yere indirdi.

“Tuncer bana sadece iş adamlarıyla toplantı olduğunu söyledi…”

Başımı hafif yana eğdim.

“Adın ne senin?”

Kadın birkaç saniye sustu.

“…Selin.”

“Kaç yaşındasın Selin?”

“On dokuz.”

İçim istemsizce sıkıştı.Gerçekten küçüktü.

Selin ellerini birbirine geçirip kısık sesle konuştu.

“Ben onun sevgilisi bile değilim.”

Kaşlarım çatıldı.

“Ne? Ozaman neyisin.”

“Tuncer babamın ortağı.” dedi utançla. “Bu gece yalnız görünmek istemediği için benim gelmemi istedi. Babamda reddetmedi.”

Bir anlığına mideme yumruk yemiş gibi oldum.

Miran sessizce gözlerini kapattı.

“Allah belasını versin…” diye mırıldandı.

Selin ağlamamaya çalışarak devam etti.

“Ben sadece birkaç saat oturup döneceğimizi sanıyordum. Ne bile bilirdim ben böyle şeyler olacağını ki.”

Ben arkamı koltuğa yaslayıp sinirle nefes verdim.

Yeraltı dünyasındaki erkeklerin kadınları aksesuar gibi kullanmasından nefret ediyordum. Hepsi farklıydı ama bazı konularda aynıydılar. Kontrol etmeyi seviyorlardı.

Ve bu yüzden yer altı dünyasını yok etmek istiyordum. İstiyorduk.

Miran tam o sırada sessizce konuştu.

“Kimse sana dokunamayacak artık.”

Selin gözlerini Miran’a çevirdi.

Bakışlarında şaşkınlık vardı. Sanki uzun zamandır ilk kez biri ona gerçekten insan gibi davranıyordu.

“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?” diye fısıldadı.

Hafifçe oturduğum yerde önüme eğilip kızın elini kavradım.

"Bak anladığım kadarıyla babanda bu dünyadan. Ama o içeride gördüğüm iki adam diğerleri gibi pisliğin teki değiller sana yardım edeceklerdir." İçten bir şekilde gülümsedim "Emin ol buna."

Taylanı üst yüzden tanısamda karanı artık biliyordum bence bunca yıldır düşündüğüm gibi bir insan değildi karan. Artık bundan emindim.

Parmakları benimkilerin arasında hâlâ titriyordu.

“Gerçekten yardım ederler mi?” diye sordu sessizce.

Başımı hafifçe salladım.

“Ederler.”

Bu cevabı verirken kendime bile garip gelmişti.

Çünkü yıllardır Karan Gölge Turan hakkında duyduğum şeyler belliydi. Acımasız. Soğuk. Kontrol delisi. İnsanların korkuyla adını fısıldadığı biri…

"Lara biraz yanlız konuşalım mı biz bi." Liranın sesini duyduğumda hemen bakışlarımı genç kızdan çekip mirana kaydırdım.

Belliki oda kafamın içindeki soruların farkındaydı ve biliyordu.

"Konuşalım." Dedim mirana bakarken.

Seline bakışlarımı döndürdüğümde.

"Biraz bekle burda sakım bir yere gitme tamam mı sen biz birazdan geliyoruz."

Tamam dercesine kafasını sallayınca cevabımı alnıştım. Ayağa kalktığımda miranda aedımdan ayağa kalkınca.

"Tuvalete." dedim fısıltıyla.

Hızla yürümeye başladım miranda yanımda yürüyordu. Taylan ve karanın gözüne batmak istemiyordum.

Tuvalete gidene kadar ikimizde konuşmamışrık sadece sitikettolarımızun ince topuklarının sesleri yankılanıyordu.

Hzıla tuvaletin önüne vardığımızda kapıyı açtığım gibi içeriye girdik art arda. İçerisi her yer gibi fazla lükstü.

İçeriye biraz göz attığımda mirana dönüp onu inceledim. Onu fazlaca inceleme fırsatım olmadığı için üzerine kısaca baktım.

Üstünde koyu gri renkte, V yaka ve kolsuz bir elbise. Elbisenin etek kısmı kısa ve A kesimdir, bu da elbiseye zarif bir görüntü veriyordu. Ve Mirana da mükemmel olmuştu. Elbisenin üzerinde iki adet kapaklı cep detayı bulunuyor, bu da tasarıma şık bir dokunuş katıyordu.

Dikkatimi çeken gri olmasıydı. Liranın en sevdiği renk griydi. Benim nasıl simgem kırmızı ise onun ki de griydi. Elifin de vardı tabiki onun ki de maviydi.

“Taylan sana bir şey yaptı mı?” diye sordum konuya hızlıca girerek.

Miran sorumu duyduğu anda birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sadece bana baktı. O sessizlik bile içimi huzursuz etmeye yetmişti.

Kaşlarımı çatıp ona biraz daha

yaklaştım.

“Miran.”

"Hiç bir şey yapmadı." Dedi hemen. "Hatta bağlamadı bile. Beni kaçırdığı günün akşamı kendimi lüks bir odada yatakta buldum. Hatta kolundaki kurşun yarasını bile sardırmıştı. Sadece onu biraz zorladım... Yani ona vurduğum için beni zindana kapattı o gün zaten bugün beni gelmeden önce tekrar odaya getirdi."

Kaşlarım iyice çatışdı bu kadar iyi davrandığını anlatması beni şüpheye düşürüyordu.

"Miran bak eğer yalan söylüy-"

Sözümü keserek miran araya girdi.

"Gerçekten bir şey yapmadı aden." Sorgulayıcı yüz hatlarımı fark etmiş olcak ki. "Yemin ederim bir şey yapmadı şuanlık."

“Peki neden onun yanındasın o zaman?” diye sordum. "Hemde sevgilisi olarak anladığım kadarıyla."

Miran derin bir nefes aldı.

Bakışları bir anlığına benden kayıp mermer lavaboların üstündeki aynalara döndü.

"Bilmiyorum aden." Dedi.

"Ne demek bilmiyorum miran."

"Bilmiyorum işte getirdi beni buraya."

Derin bir nefes alıp verdim.

"Seni konuşturmaya çalıştımı."

"Hayır." Dedi bana dönüp "yani ağzımdan laf almaya çalışıyor ama zorlamadı hiç bir şekilde."

Miran dudaklarını birbirine bastırdım. Sonra mirana baktım. Kollarımı açıp mirana sıkıca sarıldım.

Miran bir an afallamış gibi bir ana durmuştu ama hemen kendine gelip oda bana sıkıca sarıldı.

Miran gözlerini kapatıp başını omzuma yasladığında konuştu.

“Bunu özlemişim.” dedi sessizce.

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

“Neyi?”

“Birine sarılmayı.” dedi dürüstçe. “Sürekli diken üstünde olmamayı.”

Miran geri çekildiğinde bende geri çekildim.

"Unutma ki," dedim yüzüme gülümseme yerleştirip "her zaman sarılacağın bir kardeşin var miran. Kardeşleirin var."

Biz; ben, Miran, Elif, Arda ve Selim… Her zaman kardeş gibiydik. Arda ve Selim bizim abilerimizdi. Birbirimizin her şeyi olmuştuk; abla, kardeş, abi… Ve öyle kalmaya da devam edecektik.

Tuvaletin loş ışıkları yüzümüze vururken birkaç saniye sadece birbirimize baktık.

Sonra Miran aniden hafifçe sırıttı.

“Bu arada.”

“Ne?”

“Karan sana fena bakıyor fark etmedim sanma.”

Gözlerimi devirdim direkt.

“Başlama sende miran.”

“Ciddiyim ben aden.”

“Miran adam herkese öyle bakıyor.”

“Hayır.” dedi hemen. “Sana bakarken resmen siniri düşüyor adamın.”

İstemsizce aklıma biraz önce bana baktığı an geldi.Silahı indirdiği an.

Çenem hafifçe kasıldı.

“Bu bir şey ifade etmiyor bence.”

“Sence etmiyor. Bence ediyor.”

“Bence etmiyor ama.”

Miran bana uzun uzun baktıktan sonra sinsice sırıttı.

“Sen hoşlanmaya başlamışsın sanki he.”

“Nerden çıkarıyorsun sen bunları miran?"

“Çünkü normalde bu kadar savunmaya geçmezdin aden. Kaç yıllık kardeşimi tanımayacak kadar aptal değilim.”

Ağzımı açtım ama cevap veremedim. Sinir bozucuydu. Çünkü haklı olma ihtimali vardı sanki.

Miran bunu yüzümden anlamış olacak ki kıkırdadı.

“Allahım.” dedi eğlenerek. “Karan Gölge Turan gerçekten senin zayıf noktan olacak galiba.” Sırıtmaya devam ederken. "Aden Lâl Karahanın zayıf noktası Karan Gölge Turan diye anket açacağım yakında."

“Saçmalamyı kesermisim miran.”

“Baksana kızarmışsın.”

“Tuvalet sıcak.”

“Tabii canım öyledir kesin.”

Başka birşey söylemeden kapıya yöneldiler.

“Kızı tek başına bıraktık geldik buraya gevezelik yapıyoruz miran yürü hadi.”

Arkamdan gelirken kısık sesle söylendi.

"İşine gelmedi tabii."

Kaşlarımı çatıp mirana hiç bakmadan yürümeye devam ettim.

İkimiz tekrar koridora çıktığımız anda müziğin boğuk sesi yeniden kulaklarımıza doldu.

Topuk seslerimiz mermer zeminde yankılanırken içimde garip bir huzursuzluk oluşmaya başlamıştı.

Sebebini bilmiyordum. Ama kötü bir şey hissediyordum. Hızlı adımlarla masanın olduğu köşeye doğru yürüdüğümüzde gözlerim direkt Selin’i aradı.

Ve bulamadım.

Adımlarım bir anda yavaşladı. Kaşlarım çatıldı. Boştu.

Az önce oturduğu koyu kahve koltuk boştu. Masanın üstündeki su bardağı duruyordu ama Selin yoktu.

Miran da beniml aynı anda durmuştu.

“…Aden.” “Az önce buradaydı.” Dedi Miran gergin bir sesle.

İçimdeki huzursuzluk büyürken hiç konuşmamıştım. Gözlerim istemsizce salonu taradı.

Tam o sırada uzak tarafta siyah takım elbiseli iki adam gördüm.

Birinin eli Selin’in kolundaydı.

Selin korkuyla etrafına bakıyordu.

Ve adamlar onu arka koridora doğru götürüyordu.

Kanım çekildi.

“Lanet olsun.”

Miram benim baktığım yöne bakınca mırıldandı.

"Siktir."

Miran’ın sesiyle birlikte ben çoktan yürümeye başlamıştım bile koşarcasına. Arkamdan da miran geliyordu fark etmiştim.

Selin’in korkuyla dönüp etrafa bakarken bizi gördğünde gözlerindeki ppaniği çok net görmüştüm.

Adamın biri onun kolunu sertçe tutuyordu. Diğeri de etrafı kontrol ediyordu.

Barın bir koridoruna girdiklerinde hemen arkalarından da miranla ben koridora gitmiştik.

Onları takip ederken çok uzakta değildik ama selin için geldiğimizi dülünmeyecek olcak lar ki bizi fazla takmamışlardı.

Ama selinin kolunu tutatn adam birazdaha sıkıp. Selini duvara doğru yürümesi için sertçe savırıp bağırdı.

“Yürü.”

O an kan beynime fıikırmış gibi oldum resmen.

“Yaklaşma o kadına senin ecdadını sikerim.” diye bağırınca bütün sesim koridorda yabkışanmıştı.

Ve bu yüksek sesim iki adamında bakışlarını miran ve bana dön sürmesine yardımcı olmuştu.

Selini iten adam kaşalrını çatıp beni baştan aşağı süzdü.

“Sen kimsin lan?”

Sinirle birkaç adım daha yaklaştım.

“Kim oldığumdan sanane. Sana bir şey dedim yap. Yoksa pişman olursun.”

Diğer adam ablayla bana ve mirana bakıp gülüp yanındaki adama çevirdi bakışlarını.

"Hele bak sen küçük hanımlara." Bana doğru yaklaşıp bebeklerle konuşulduğu gibi "ecdadımızımı sikeceksin küçük hanım." Sonra mirana baktı "Görelim kim kimi sikiyo." Dediği an selinin yanında olan adam mirana bana doğru gelen adam bana biraz daha yakşaltığı an onun yüzüne yumruğunu geçirmem de bir olmuştu.

Mirana bir anlığına baktığımda oda diğer adamın bacağına tekme attık yere dizlerinin üzerine çöktürmüştü. Adamın belinde silah olcakki adamın silahını eline almiş adamın şakağına yazlamıştı namluyu.

Bende fazla oyalanma dan adam yumruğun etkisinden çıkamdan adamın arkasına geçip kolumu boynuna sardığım gibi adamın bacak boşluğuna bir tekme ile adamı siz üstü çözmeye zorladım.

Adam yere çöktüğü an kalkmaya çalışmıştı ama izin vermeden adamın yüzüne sitilettomla bir tekme attıp bütün bedenini yere serdiğim an yerdeki elinin üzerine bastım.

Bütün ağırlığımı vererek bastırdığımda adamın elinden çıt sesi geldiği an kılidorda adamın acı dolu bağırış sesi yankılanmıştı.

Parmağı kırılnıştı.

Bu sefer miranın alaycı sesini duydum.

"Kim kimi sikiyormuş görebildinizmi."

Dediğinde sırıtmadan edemedim.

Tam o an… Koridorun ucundan ağır, sakin ama tehditkâr iki ayak sesi geldi.

Bu ses, birinin geldiğini değil… sahaya indiğini haber veriyordu.

Işıkların altından iki gölge belirdi.

Karan Gölge Turan ve Taylan Kaplan.

İkside mal mal bize bakıyordu resmen.

Benim düşüncem dedemin stiletto ayakkabımla elinin üzerine basıp parmaklarından birini kırdığım adamın bağırış sesine gelmişlerdi.

Taylan ise Selin’i görünce bir an duraksadı. Kaşları hafifçe çatıldı.

“Ne oluyor burada?” dedi Taylan, sesi sertti ama kontrolünü kaybetmemişti.

Rahat bir tavırla adamın elinin üstünde olan ayağımı çektim ve ikisine baktım.

"Bir şey olduğu yok." Taylana baktım. "Sevgilinle tuvalete gitmiştik o arada da selini yanlız bırakmamız sonucu tatsız bir olay yaşanmıştı bizde hallettik."

"Haletmişsiniz belli zaten orası." Dedi karan üstüme doğru gelemeye başladı.

Karan üzerime doğru yürüdükçe koridorun havası daha da ağırlaşmıştı sanki.

Karan önümde durduğunda başımı kaldırıp direkt gözlerinin içine baktım.

“…Senin gerçekten problemli olduğunu düşün neye başladım forset.” dedi sakin ama tehditkâr bir sesle.

Kaşımı kaldırdım.

“Adam kızı kaçırıyordu. Çiçek mi atsaydım gölgem?”

Karan kaşını çattığında son dediğime takılmış gibiydi.

“Gölgem mi?” diye tekrarladı ağır ağır.

Ses tonu sakindi ama gözlerinin içindeki o karanlık dikkatimi çekmişti.

Ben ise geri adım atmadım.

“Yanlış mı söyledim?” dedim umursamaz bir tavırla. “Sonuçta herkes sana öyle sesleniyor.”

Koridor birkaç saniye sessizliğe gömüldü.

Miran ise hâlâ adamın şakağına silahı dayamıştı.

“Ben bunu vururum bu arada haberiniz olsun.” dedi sıkılmış bir sesle. “Canımı sıktı çünkü.”

Yerdeki adam korkuyla yutkundu.

“Abla şaka yaptık—”

Miran silahı biraz daha bastırdı.

“Ben hiç şakaya benziyor muyum sence?”

İstemsizce sırıttım. Karan ise gözlerini bir an bile benden ayırmıyordu. Bakışları ayağımdan başlayıp yüzüme kadar çıktı. Sonra yerde inleyen adama baktı.

“Parmağınımı kırdın adamın?” diye sordu bana.

Omzumu silktim.

“Yanlışlıkla olmuş olabilir.”

Adam yerde acıyla kıvranırken sinirle bağırdı.

“Yanlışlıkla falan olmadı manyak bu kadın—”

Ayağımı tekrar adamın eline doğru hareket ettirdiğim an adam sustu.

Karan bunu görünce dudaklarınıBen miran ile daha adını bile bilmesidiğimiz tir tir titreyen kadını VIB katından indirmiş ve eğlence kısmına geçmiştik.

Miranla kadını köşelerde ki bir masaya oturmuştuk.

Miranla hiç konuşamamıştım konuşmam gerektiğinin de farkındaydım. Neden burdaydı karan veya Taylan ona bir şey yapmışmıydı, neden taylanın sevgilisi olarak burdaydı en önemlisi.

Koyu kahve deri koltuğa oturup miranla ve ben kadının iki yanına geçip daha adını bile bilmediğimiz kadını sakinleştirmeye çalışıyorduk.

Ben ve mirana bu kadar merhamet fazlaydı.

Kadının elleri hâlâ titriyordu. Önündeki su bardağını tutmaya çalışırken cam bile hafifçe ses çıkarıyordu. Gözleri korkudan büyümüş, makyajı tamamen dağılmıştı ve akmıştı.

Etrafıma baktığımda insanlar gülüyor, içkilerini yudumluyor, dans ediyor… hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu.

Oysa birkaç kat üstlerinde iki adam birini öldürmenin eşiğinden dönmüştü.

Ben koyu kahve deri koltuğa yaslanırken derin nefes verdim. Miran sessizce kadının omzuna elini koydu.

“Biraz su iç.” dedi yumuşak bir sesle.

Kadın titreyen elleriyle bardağı tuttu.

“Ben…” dedi sesi kırılarak. “Ben onun böyle bir insan olduğunu bilmiyordum.”

Kadın gözlerini yere indirdi.

“Tuncer bana sadece iş adamlarıyla toplantı olduğunu söyledi…”

Başımı hafif yana eğdim.

“Adın ne senin?”

Kadın birkaç saniye sustu.

“…Selin.”

“Kaç yaşındasın Selin?”

“On dokuz.”

İçim istemsizce sıkıştı.Gerçekten küçüktü.

Selin ellerini birbirine geçirip kısık sesle konuştu.

“Ben onun sevgilisi bile değilim.”

Kaşlarım çatıldı.

“Ne? Ozaman neyisin.”

“Tuncer babamın ortağı.” dedi utançla. “Bu gece yalnız görünmek istemediği için benim gelmemi istedi. Babamda reddetmedi.”

Bir anlığına mideme yumruk yemiş gibi oldum.

Miran sessizce gözlerini kapattı.

“Allah belasını versin…” diye mırıldandı.

Selin ağlamamaya çalışarak devam etti.

“Ben sadece birkaç saat oturup döneceğimizi sanıyordum. Ne bile bilirdim ben böyle şeyler olacağını ki.”

Ben arkamı koltuğa yaslayıp sinirle nefes verdim.

Yeraltı dünyasındaki erkeklerin kadınları aksesuar gibi kullanmasından nefret ediyordum. Hepsi farklıydı ama bazı konularda aynıydılar. Kontrol etmeyi seviyorlardı.

Ve bu yüzden yer altı dünyasını yok etmek istiyordum. İstiyorduk.

Miran tam o sırada sessizce konuştu.

“Kimse sana dokunamayacak artık.”

Selin gözlerini Miran’a çevirdi.

Bakışlarında şaşkınlık vardı. Sanki uzun zamandır ilk kez biri ona gerçekten insan gibi davranıyordu.

“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?” diye fısıldadı.

Hafifçe oturduğum yerde önüme eğilip kızın elini kavradım.

"Bak anladığım kadarıyla babanda bu dünyadan. Ama o içeride gördüğüm iki adam diğerleri gibi pisliğin teki değiller sana yardım edeceklerdir." İçten bir şekilde gülümsedim "Emin ol buna."

Taylanı üst yüzden tanısamda karanı artık biliyordum bence bunca yıldır düşündüğüm gibi bir insan değildi karan. Artık bundan emindim.

Parmakları benimkilerin arasında hâlâ titriyordu.

“Gerçekten yardım ederler mi?” diye sordu sessizce.

Başımı hafifçe salladım.

“Ederler.”

Bu cevabı verirken kendime bile garip gelmişti.

Çünkü yıllardır Karan Gölge Turan hakkında duyduğum şeyler belliydi. Acımasız. Soğuk. Kontrol delisi. İnsanların korkuyla adını fısıldadığı biri…

"Lara biraz yanlız konuşalım mı biz bi." Liranın sesini duyduğumda hemen bakışlarımı genç kızdan çekip mirana kaydırdım.

Belliki oda kafamın içindeki soruların farkındaydı ve biliyordu.

"Konuşalım." Dedim mirana bakarken.

Seline bakışlarımı döndürdüğümde.

"Biraz bekle burda sakım bir yere gitme tamam mı sen biz birazdan geliyoruz."

Tamam dercesine kafasını sallayınca cevabımı alnıştım. Ayağa kalktığımda miranda aedımdan ayağa kalkınca.

"Tuvalete." dedim fısıltıyla.

Hızla yürümeye başladım miranda yanımda yürüyordu. Taylan ve karanın gözüne batmak istemiyordum.

Tuvalete gidene kadar ikimizde konuşmamışrık sadece sitikettolarımızun ince topuklarının sesleri yankılanıyordu.

Hzıla tuvaletin önüne vardığımızda kapıyı açtığım gibi içeriye girdik art arda. İçerisi her yer gibi fazla lükstü.

İçeriye biraz göz attığımda mirana dönüp onu inceledim. Onu fazlaca inceleme fırsatım olmadığı için üzerine kısaca baktım.

Üstünde koyu gri renkte, V yaka ve kolsuz bir elbise. Elbisenin etek kısmı kısa ve A kesimdir, bu da elbiseye zarif bir görüntü veriyordu. Ve Mirana da mükemmel olmuştu. Elbisenin üzerinde iki adet kapaklı cep detayı bulunuyor, bu da tasarıma şık bir dokunuş katıyordu.

Dikkatimi çeken gri olmasıydı. Liranın en sevdiği renk griydi. Benim nasıl simgem kırmızı ise onun ki de griydi. Elifin de vardı tabiki onun ki de maviydi.

“Taylan sana bir şey yaptı mı?” diye sordum konuya hızlıca girerek.

Miran sorumu duyduğu anda birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sadece bana baktı. O sessizlik bile içimi huzursuz etmeye yetmişti.

Kaşlarımı çatıp ona biraz daha

yaklaştım.

“Miran.”

"Hiç bir şey yapmadı." Dedi hemen. "Hatta bağlamadı bile. Beni kaçırdığı günün akşamı kendimi lüks bir odada yatakta buldum. Hatta kolundaki kurşun yarasını bile sardırmıştı. Sadece onu biraz zorladım... Yani ona vurduğum için beni zindana kapattı o gün zaten bugün beni gelmeden önce tekrar odaya getirdi."

Kaşlarım iyice çatışdı bu kadar iyi davrandığını anlatması beni şüpheye düşürüyordu.

"Miran bak eğer yalan söylüy-"

Sözümü keserek miran araya girdi.

"Gerçekten bir şey yapmadı aden." Sorgulayıcı yüz hatlarımı fark etmiş olcak ki. "Yemin ederim bir şey yapmadı şuanlık."

“Peki neden onun yanındasın o zaman?” diye sordum. "Hemde sevgilisi olarak anladığım kadarıyla."

Miran derin bir nefes aldı.

Bakışları bir anlığına benden kayıp mermer lavaboların üstündeki aynalara döndü.

"Bilmiyorum aden." Dedi.

"Ne demek bilmiyorum miran."

"Bilmiyorum işte getirdi beni buraya."

Derin bir nefes alıp verdim.

"Seni konuşturmaya çalıştımı."

"Hayır." Dedi bana dönüp "yani ağzımdan laf almaya çalışıyor ama zorlamadı hiç bir şekilde."

Miran dudaklarını birbirine bastırdım. Sonra mirana baktım. Kollarımı açıp mirana sıkıca sarıldım.

Miran bir an afallamış gibi bir ana durmuştu ama hemen kendine gelip oda bana sıkıca sarıldı.

Miran gözlerini kapatıp başını omzuma yasladığında konuştu.

“Bunu özlemişim.” dedi sessizce.

Kaşlarım hafifçe çatıldı.

“Neyi?”

“Birine sarılmayı.” dedi dürüstçe. “Sürekli diken üstünde olmamayı.”

Miran geri çekildiğinde bende geri çekildim.

"Unutma ki," dedim yüzüme gülümseme yerleştirip "her zaman sarılacağın bir kardeşin var miran. Kardeşleirin var."

Biz; ben, Miran, Elif, Arda ve Selim… Her zaman kardeş gibiydik. Arda ve Selim bizim abilerimizdi. Birbirimizin her şeyi olmuştuk; abla, kardeş, abi… Ve öyle kalmaya da devam edecektik.

Tuvaletin loş ışıkları yüzümüze vururken birkaç saniye sadece birbirimize baktık.

Sonra Miran aniden hafifçe sırıttı.

“Bu arada.”

“Ne?”

“Karan sana fena bakıyor fark etmedim sanma.”

Gözlerimi devirdim direkt.

“Başlama sende miran.”

“Ciddiyim ben aden.”

“Miran adam herkese öyle bakıyor.”

“Hayır.” dedi hemen. “Sana bakarken resmen siniri düşüyor adamın.”

İstemsizce aklıma biraz önce bana baktığı an geldi.Silahı indirdiği an.

Çenem hafifçe kasıldı.

“Bu bir şey ifade etmiyor bence.”

“Sence etmiyor. Bence ediyor.”

“Bence etmiyor ama.”

Miran bana uzun uzun baktıktan sonra sinsice sırıttı.

“Sen hoşlanmaya başlamışsın sanki he.”

“Nerden çıkarıyorsun sen bunları miran?"

“Çünkü normalde bu kadar savunmaya geçmezdin aden. Kaç yıllık kardeşimi tanımayacak kadar aptal değilim.”

Ağzımı açtım ama cevap veremedim. Sinir bozucuydu. Çünkü haklı olma ihtimali vardı sanki.

Miran bunu yüzümden anlamış olacak ki kıkırdadı.

“Allahım.” dedi eğlenerek. “Karan Gölge Turan gerçekten senin zayıf noktan olacak galiba.” Sırıtmaya devam ederken. "Aden Lâl Karahanın zayıf noktası Karan Gölge Turan diye anket açacağım yakında."

“Saçmalamyı kesermisim miran.”

“Baksana kızarmışsın.”

“Tuvalet sıcak.”

“Tabii canım öyledir kesin.”

Başka birşey söylemeden kapıya yöneldiler.

“Kızı tek başına bıraktık geldik buraya gevezelik yapıyoruz miran yürü hadi.”

Arkamdan gelirken kısık sesle söylendi.

"İşine gelmedi tabii."

Kaşlarımı çatıp mirana hiç bakmadan yürümeye devam ettim.

İkimiz tekrar koridora çıktığımız anda müziğin boğuk sesi yeniden kulaklarımıza doldu.

Topuk seslerimiz mermer zeminde yankılanırken içimde garip bir huzursuzluk oluşmaya başlamıştı.

Sebebini bilmiyordum. Ama kötü bir şey hissediyordum. Hızlı adımlarla masanın olduğu köşeye doğru yürüdüğümüzde gözlerim direkt Selin’i aradı.

Ve bulamadım.

Adımlarım bir anda yavaşladı. Kaşlarım çatıldı. Boştu.

Az önce oturduğu koyu kahve koltuk boştu. Masanın üstündeki su bardağı duruyordu ama Selin yoktu.

Miran da beniml aynı anda durmuştu.

“…Aden.” “Az önce buradaydı.” Dedi Miran gergin bir sesle.

İçimdeki huzursuzluk büyürken hiç konuşmamıştım. Gözlerim istemsizce salonu taradı.

Tam o sırada uzak tarafta siyah takım elbiseli iki adam gördüm.

Birinin eli Selin’in kolundaydı.

Selin korkuyla etrafına bakıyordu.

Ve adamlar onu arka koridora doğru götürüyordu.

Kanım çekildi.

“Lanet olsun.”

Miram benim baktığım yöne bakınca mırıldandı.

"Siktir."

Miran’ın sesiyle birlikte ben çoktan yürümeye başlamıştım bile koşarcasına. Arkamdan da miran geliyordu fark etmiştim.

Selin’in korkuyla dönüp etrafa bakarken bizi gördğünde gözlerindeki ppaniği çok net görmüştüm.

Adamın biri onun kolunu sertçe tutuyordu. Diğeri de etrafı kontrol ediyordu.

Barın bir koridoruna girdiklerinde hemen arkalarından da miranla ben koridora gitmiştik.

Onları takip ederken çok uzakta değildik ama selin için geldiğimizi dülünmeyecek olcak lar ki bizi fazla takmamışlardı.

Ama selinin kolunu tutatn adam birazdaha sıkıp. Selini duvara doğru yürümesi için sertçe savırıp bağırdı.

“Yürü.”

O an kan beynime fıikırmış gibi oldum resmen.

“Yaklaşma o kadına senin ecdadını sikerim.” diye bağırınca bütün sesim koridorda yabkışanmıştı.

Ve bu yüksek sesim iki adamında bakışlarını miran ve bana dön sürmesine yardımcı olmuştu.

Selini iten adam kaşalrını çatıp beni baştan aşağı süzdü.

“Sen kimsin lan?”

Sinirle birkaç adım daha yaklaştım.

“Kim oldığumdan sanane. Sana bir şey dedim yap. Yoksa pişman olursun.”

Diğer adam ablayla bana ve mirana bakıp gülüp yanındaki adama çevirdi bakışlarını.

"Hele bak sen küçük hanımlara." Bana doğru yaklaşıp bebeklerle konuşulduğu gibi "ecdadımızımı sikeceksin küçük hanım." Sonra mirana baktı "Görelim kim kimi sikiyo." Dediği an selinin yanında olan adam mirana bana doğru gelen adam bana biraz daha yakşaltığı an onun yüzüne yumruğunu geçirmem de bir olmuştu.

Mirana bir anlığına baktığımda oda diğer adamın bacağına tekme attık yere dizlerinin üzerine çöktürmüştü. Adamın belinde silah olcakki adamın silahını eline almiş adamın şakağına yazlamıştı namluyu.

Bende fazla oyalanma dan adam yumruğun etkisinden çıkamdan adamın arkasına geçip kolumu boynuna sardığım gibi adamın bacak boşluğuna bir tekme ile adamı siz üstü çözmeye zorladım.

Adam yere çöktüğü an kalkmaya çalışmıştı ama izin vermeden adamın yüzüne sitilettomla bir tekme attıp bütün bedenini yere serdiğim an yerdeki elinin üzerine bastım.

Bütün ağırlığımı vererek bastırdığımda adamın elinden çıt sesi geldiği an kılidorda adamın acı dolu bağırış sesi yankılanmıştı.

Parmağı kırılnıştı.

Bu sefer miranın alaycı sesini duydum.

"Kim kimi sikiyormuş görebildinizmi."

Dediğinde sırıtmadan edemedim.

Tam o an… Koridorun ucundan ağır, sakin ama tehditkâr iki ayak sesi geldi.

Bu ses, birinin geldiğini değil… sahaya indiğini haber veriyordu.

Işıkların altından iki gölge belirdi.

Karan Gölge Turan ve Taylan Kaplan.

İkside mal mal bize bakıyordu resmen.

Benim düşüncem dedemin stiletto ayakkabımla elinin üzerine basıp parmaklarından birini kırdığım adamın bağırış sesine gelmişlerdi.

Taylan ise Selin’i görünce bir an duraksadı. Kaşları hafifçe çatıldı.

“Ne oluyor burada?” dedi Taylan, sesi sertti ama kontrolünü kaybetmemişti.

Rahat bir tavırla adamın elinin üstünde olan ayağımı çektim ve ikisine baktım.

"Bir şey olduğu yok." Taylana baktım. "Sevgilinle tuvalete gitmiştik o arada da selini yanlız bırakmamız sonucu tatsız bir olay yaşanmıştı bizde hallettik."

"Haletmişsiniz belli zaten orası." Dedi karan üstüme doğru gelemeye başladı.

Karan üzerime doğru yürüdükçe koridorun havası daha da ağırlaşmıştı sanki.

Karan önümde durduğunda başımı kaldırıp direkt gözlerinin içine baktım.

“…Senin gerçekten problemli olduğunu düşün neye başladım forset.” dedi sakin ama tehditkâr bir sesle.

Kaşımı kaldırdım.

“Adam kızı kaçırıyordu. Çiçek mi atsaydım gölgem?”

Karan kaşını çattığında son dediğime takılmış gibiydi.

“Gölgem mi?” diye tekrarladı ağır ağır.

Ses tonu sakindi ama gözlerinin içindeki o karanlık dikkatimi çekmişti.

Ben ise geri adım atmadım.

“Yanlış mı söyledim?” dedim umursamaz bir tavırla. “Sonuçta herkes sana öyle sesleniyor.”

Koridor birkaç saniye sessizliğe gömüldü.

Miran ise hâlâ adamın şakağına silahı dayamıştı.

“Ben bunu vururum bu arada haberiniz olsun.” dedi sıkılmış bir sesle. “Canımı sıktı çünkü.”

Yerdeki adam korkuyla yutkundu.

“Abla şaka yaptık—”

Miran silahı biraz daha bastırdı.

“Ben hiç şakaya benziyor muyum sence?”

İstemsizce sırıttım. Karan ise gözlerini bir an bile benden ayırmıyordu. Bakışları ayağımdan başlayıp yüzüme kadar çıktı. Sonra yerde inleyen adama baktı.

“Parmağınımı kırdın adamın?” diye sordu bana.

Omzumu silktim.

“Yanlışlıkla olmuş olabilir.”

Adam yerde acıyla kıvranırken sinirle bağırdı.

“Yanlışlıkla falan olmadı manyak bu kadın—”

Ayağımı tekrar adamın eline doğru hareket ettirdiğim an adam sustu.

Karan bunu görünce dudaklarınn kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

O an… resmen gülmemek için kendini tutuyordu.

Ama bu gerçekten çok güzeldi.

Taylana baktığımda mirana doğru yürüyüp elinde ki silaha uzandı almak için. Sonuçta silah onda kalamazdı miranın dersinin kötü olduğunu biliyorlardı onun kimliği dışarı vurulmuştu. Ama benim adamı yere sermemi karan sorgulayacağını biliyordum. Bu işide eve bırakacaktı belliki.

Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. O an… resmen gülmemek için kendini tutuyordu.

Ama bu gerçekten çok güzeldi.

Taylana baktığımda mirana doğru yürüyüp elinde ki silaha uzandı almak için. Sonuçta silah onda kalamazdı miranın dersinin kötü olduğunu biliyorlardı onun kimliği dışarı vurulmuştu. Ama benim adamı yere sermemi karan sorgulayacağını biliyordum. Bu işide eve bırakacaktı belliki.

Taylan bana kısa bir bakış attıktan sonra Miran’ın elindeki silaha uzandı.

Miran refleksle silahı biraz geri çekti.

“Dur bakalım ama.” dedi gözlerini kısarak. “Hemen el koyuyorsun.”

Taylan derin bir nefes verdi.

“Çünkü o silahla burada dolaşman zaten başlı başına benim için bir tehlike arz ediyor.”

Miran kaşını kaldırdı.

“Adam bana saldırdı.”

“Sende adamın şakağına silah dayadın öylemi.”

“Gayet normal bir tepki bence.”

İstemsizce kıkırdadım. Karan göz ucuyla bana baktığında dudaklarımın kenarındaki gülümsemeyi yakalamıştı.

Lanet olsun.

Taylan sonunda Miran’ın elindeki silahı yavaşça aldı. Ama bunu yaparken sert davranmadı. Aksine dikkatliydi.

Miran bunu fark etmiş olacak ki birkaç saniye Taylan’a sessizce baktı.

Sonra mırıldandı.

“Şu nazik hallerin beni korkutuyor.”

Taylan cevap vermedi.

Silahı beline yerleştirip yerde kıvranan adamlara baktı.

“Alın bunları buradan.” diye bağırınca Kaliforniya girişinde iki adam duruyor olacakki sese hemen geldiler iki adamı götürürken ben seline baktım sonra karana.

"Karan." Dedim beklediğimden nazik çıkan sesimle.

Kaşını hafifçe kaldırdı.

“Ne?”

Selin’e kısa bir bakış attım. Kız hâlâ korkudan titriyordu. Ellerini kendine sarmıştı resmen.

“Bu kızı burada bırakamayız bizimle gelse.”

Karan tekrar bana baktığında bakışları bu sefer daha sakindi.

"Gelsin bakalım onunla konuşmak gerek zaten." Dediğinde selinin nedeni iyice gerilmişti sanki.

Karana gülümseyip anlamadığım bir şekilde bir anlık bir refleks ile ona sarılacaktım ki durdum. Bu şaçmalıktı.

Taylan ve miran bize sırıtarak bakıyorlardı.

Yüzümdeki gülümsemeyi silip tebessüm ettim hafifçe.

"Teşekkürler."

Boğazımı hafifçe temizleyip bakışlarımı kaçırdım. Koridordaki sessizliği Taylan bozdu.

“Tamam.” dedi net bir sesle. “Burada daha fazla dikkat çekmeden çıkıyoruz.”

Miran hemen Selin’in yanına geçti. Kızın omzuna elini koyup yumuşak bir sesle konuştu.

“Korkma tamam mı? Artık yalnız değilsin.”

Selin başını hafifçe salladı ama gözlerindeki korku hâlâ geçmemişti.

Taylan başıyla çıkışı işaret ettiğinde hepimiz yürümeye başladık.

Ben en arkada kalmıştım. Tam koridordan çıkarken Karan yavaşladı. Benimle aynı hizaya geldi. Kalbim istemsizce hızlandı. Başımı kaldırıp ona baktım.

“Ne?” dedim savunmaya geçer gibi.

Karan birkaç saniye sustu. Sonra gözleri ayağımdaki stilettolara kaydı.

“İnsanları o topuklarla dövmen normal mi senin?”

İstemsizce sırıttım.

“Etkili oluyor ama.”

Karan’ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

“Tehlikeli kadınsın Forest.”

Kaşımı kaldırdım.

“Yeni mi fark ettin Gölgem?”

Bu sefer gerçekten kısa bir şekilde güldü.

Ve sanırım ilk defa… Karan Gölge Turan’ın gerçek gülüşünü görüyordum.

O an içimde bir şey tuhaf şekilde yer değiştirdi sanki.

Çünkü yıllardır adını duyduğum o karanlık adam… ilk kez sadece “Karan” gibi görünmüştü bana.

Şu ana kadar yazdığım en uzun bölümlerden bir tanesi 6000 kelime ile. 😊🥰