Gölgenin İçindeki Işık

Vaveyla Yazarı: ⋆。°✩ 𝑽𝒆𝒍𝒂𝒓𝒊𝒔

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 49Şu an: Gölgenin İçindeki Işık
  1. 1 Kırmızı ve siyah860 kelime
  2. 2 Gölgelerin Efendisi2.304 kelime
  3. 3 Gölgenin İçine Adım798 kelime
  4. 4 Bir Adım Fazla Yakın1.563 kelime
  5. 5 Sızdırılan Rota1.104 kelime
  6. 6 Gölgenin İçindeki Işık1.495 kelime · Okuduğun bölüm
  7. 7 İlk Kırılma742 kelime
  8. 8 Tuzak İçinde Tuzak2.143 kelime
  9. 9 Gölgenin İçindeki Tuzak2.689 kelime
  10. 10 Geri Alacağım2.004 kelime
  11. 11 Seçilen Kadın2.682 kelime
  12. 12 Forest2.295 kelime
  13. 13 Kırmızı ve Yeşil3.038 kelime
  14. 14 Gölgenin Renkleri2.101 kelime
  15. 15 Gölgelerin Masası2.090 kelime
  16. 16 Gölgem6.033 kelime
  17. 17 Geçmişin Gölgesi2.007 kelime
  18. 18 Aynı Cehennemin Çocukları2.201 kelime
  19. 19 Kafesin İçindeki Fırtına2.402 kelime
  20. 20 Kırık Eller, Karışık Kalpler2.842 kelime
  21. 21 Aynı Cehennemin Çoçukları2.024 kelime
  22. 22 Kapalı Kapılar Ardında2.869 kelime
  23. 23 Sesizlikten Öpüşe2.127 kelime
  24. 24 Kıskançlığın Gölgesi2.122 kelime
  25. 25 Uzatılan El2.017 kelime
  26. 26 Griye Düşen Siyah ve Beyaz2.144 kelime
  27. 27 Gölge ve Alev2.787 kelime
  28. 28 Gölgenin İçine Mahkum2.083 kelime
  29. 29 Maskenin Düşüşü2.624 kelime
  30. 30 Gölgede Kırılan Nefes3.218 kelime
  31. 31 Gölgenin Bedeli2.393 kelime
  32. 32 O Gün Her Şey Susturuldu2.106 kelime
  33. 33 Karanlığın Ardından2.391 kelime
  34. 34 Yeniden Başlayan Hayat2.935 kelime
  35. 35 Beklenmedik Bir Yüz2.265 kelime
  36. 36 Gölgeme Sığındım1.893 kelime
  37. 37 Fırtına Öncesi Sessizlik3.081 kelime
  38. 38 Kırılan Duvarlar2.926 kelime
  39. 39 Gözlerdeki İhanet3.453 kelime
  40. 40 Kırık Bir Vasiyet2.531 kelime
  41. 41 Tahtın Yeni Sahibi2.993 kelime
  42. 42 Kaçınılmaz Karşılaşma2.853 kelime
  43. 43 Nefret Etmem Gereken Adam3.694 kelime
  44. 44 Ya Gerçekse2.655 kelime
  45. 45 Beklenmedik Yolcu3.307 kelime
  46. 46 Tuzak1.427 kelime
  47. 47 Kaçış Yok2.511 kelime
  48. 48 Aklım ve Kalbim1.348 kelime
  49. 49 Artık Aden Turan4.642 kelime

6.bölüm

Bu sabah saat 7’de uyandığımda Melek Hanım, yani baş hizmetli, bana bugün karanla başkasının ilgileneceğini söylediğinde geri odama çıkıp tekrar uyumuştum.

Tekrar uyandığımda saat 11.20’yi geçiyordu. Üstüme basitçe bir şeyler giyip odadan çıktım. Alt kata indiğimde Melek Hanım’ı temizlik yaparken gördüm.

Durup:

“Kolay gelsin, Melek Hanım,” dedim.

Melek Hanım sildiği masadan, benim sesimle başını kaldırdı. Yüzünde her zamanki o güzel gülümsemesi vardı.

“Sağ ol güzel kızım,” dedi. Sonra devam etti:

“Sen nereye böyle?”

Melek Hanım’ın bana kızım demesi o kadar içimi ısıtıyordu ki… Annemin bana yıllardır demediği o kelimeyi ondan duymak, içimde hem bir burukluk hem de tuhaf bir sevinç yaratıyordu.

Onun tebessümüne karşılık vererek:

“Kardeşimi almaya, Melek Hanım,” dedim içten bir sesle.

“Kardeşini buraya mı getireceksin?” dedi şaşkınlıkla.

Derin bir nefes alıp:

“Evet,” dedim.
“Karan Bey öyle istedi.”

Melek Hanım’ın gözleri şaşkınlıkla büyüdü. Nedenini anlamamıştım.

“Karan Bey eve çocuk almaz ki,” dedi.

Eve çocuk mu almazdı?

Bir anda ben de şaşırdım. Eve çocuk almıyorsa benim kardeşimi niye alıyordu ki?

Merakıma yenik düşüp sordum:

“Neden ki… yani niye almıyor evine çocuk?”

Melek Hanım omuz silkti, bilmez bir tavırla:

“Bilmem ki kızım. Hiçbiri bilmez hatta… Neyse, ben seni oyalamayayım. Sen kardeşini almaya git. Bunca yıllık kuralı Karan Bey bozuyorsa vardır bir sebebi.”

Bunca yıllık mı?

Bir saniye… Bu adam bunca yıldır evine çocuk almıyorsa şimdi neden alıyordu?

Şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak:

“Görüşürüz, Melek Hanım,” dedim,

yüzüme bir gülümseme yerleştirmeye çalışarak.

Melek Hanım yine içten bir şekilde gülümsedi:

“Görüşürüz kızım."

Kapıya doğru yürümeye başladım.

Ne dönüyordu? Ne oluyordu? Bu adam benim yüzümden mi yıllardır olan düzenini bozmuştu… yoksa bana mı öyle geliyordu?

Sakinleşmeye çalışarak bahçeye çıktım. Taksi çağırmak için telefonumu cebimden çıkaracaktım ki yabancı bir ses duydum:

“Lara Hanım.”

Başımı hızla sese doğru çevirdiğimde bir korumanın bana doğru geldiğini gördüm.

Lara Hanım mı demişti?

Yutkundum. Bir an donup kaldım. Ben ne ara bu evin hanımı olmuştum?

Koruma karşıma gelip:

“Sizi biz bırakacağız. Araba

birazdan hazır olur,” dedi.

Sadece kafamı sallayabildim.

Şok üstüne şok yaşıyordum.

Tam o anda telefonum çalınca beynimdeki soruları susturdum hemen. Cebimden çıkarıp baktığımda Elif’in aradığını gördüm. Hemen açıp kulağıma götürdüm.

Elif’in uykulu sesini duyunca yeni uyandığını anladım:

“Gittin mi lan almaya Lina’yı?”

“Daha değil de… sen yeni uyandın herhalde."

Elif esneyerek konuşmaya devam etti:

“Yok be… ben sabah 6’da kalktım, yoga yaptım, sonra kahve içip kitap okudum.”

Gözlerimi devirdim.

“Kes sesini, daha dişini bile fırçalamamışsındır.”

“Fırçalamadım,” dedi gururla. “Doğallık önemli.”

Kendini tutamayıp hafifçe güldüm "Tabi canım nedemesin çok önemlidir."

Elif tam konuşmaya girecektiki arkadan gelen ses ile susması bir oldu.

“Aracınız hazır, Lara Hanım.”

Elif bir anda sustu. Siktir ama ya başlıyorduk.

“...Lara Hanım mı dedi o?”

Dudaklarımı birbirine bastırdım.

“Evet.”

Elif’in sesi bir anda değişti:

“Sen… sen kesin evlenmişsin.”

“NE?!”

“Evet evet, bu net. Sana ‘hanım’ diyorlar, araba gönderiyorlar…" Birden hem ciddi hem şaka dolu sesiyle "lan karanlamı evlendin kızım... Söyleseydin şahitliğe gelirdim."

Kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum.

“Saçmalama ya!”

“Benim haberim olmadan evlenmişsin, yazıklar olsun Aden!”

“Ya kes artık!”

Elif hâlâ durmuyordu:

“Eee çocuk falan varmı...varsa söylesin bak teyze olacağımı en son öğrenmek istemiyorum.”

“Elif!” dedim dişlerimin arasından, gülmemek için kendimi zor tutarak. “Saçmalamayı bırak.”

“Ne demek bırak?” dedi hiç utanmadan. “Ben burada hayatımın şokunu yaşıyorum! Kız gizli gizli evlenmiş, bana haber yok!”

“EVLENMEDİM!” diye fısıldadım, korumaya bakıp sesimi kısarak.

“Tamam evlenmedin diyelim… ama adam sana araba gönderiyor, ‘hanım’ diyor…”

Bir saniye durdu.

“Bu gölge denilen piç sana aşık falan mı oldu acaba.”

Gözlerimi devirdim.

“Yemin ederim var ya, seni bir gün boğacağım.”

“Allah’ım sabır ver…” dedim kendi kendime.

Ama sonra sesimi biraz düşürdüm. Etrafı kontrol ettim. Koruma birkaç adım uzakta bekliyordu.

“Şaka bir yana… sana bir şey söyleyeceğim,” dedim daha ciddi.

Elif anında sustu.

“Ne oldu?”

“dün gece yani akşam… karanın toplantısı vardı benden kahve istemişti götürdüm o ara meğersem toplantıdaymış Rus biriyle konuşuyordu bende bilmiyorum Rusça ya anladım dediklerini"

“Nasıl bir konuşmaydı bu?”

“Sevkiyat falan konuşuyorlardı… ve rota sızdırılmış.”

Elif birkaç saniye sustu.

“Eee?”

Ne eee kızım rotalar ve sevkiyatların bütün bilgileri dijital ortamda saklanıyor" Etrafımı kontur edip devam ettim "yani arda abi bir şekilde bulabilirse dijital ortamda nasıl bir şekilde saklanıyor bulabiliriz rotayı rotayı bulmamız da bir sonraki herhangi bir sevkiyatı durdurabileceğimiz anlamı geliyor"

“Yani…” dedi yavaşça, “sen diyorsun ki bu işin kilidi bilgisayarda.”

"Evet" Dedim netçe "arda abiye sor araştırsın bu işi ben şimdi kapatıyorum linayı almaya gideceğim"

Elif "tamam aden bir şeyden haberin olursa bize ulaştır bir şekilde... Ve dikkat et."

"Tamam görüşürüz elif."

"Görüşürüz aden."

Telefonu kapatıp cebime telefonu geri koyup korumaları baktım

"Hazırım ben." Dedim

Yine beklemediğim bir hareket ile Koruma bana kapıyı açtı ve binmemi bekledi ben çok bekletmeden bindim bana açtığı kapıdan içeri.

Gariptir herşey fazlasıyla garipti hemde.

Arabanın kapısı arkamdan yavaşça kapandığında içimdeki gariplik hissi daha da arttı.

Bu kadar özen… bana mıydı gerçekten?

Araba hareket ettiğinde camdan dışarı bakmaya başladım. Ama aklım dışarıda değildi.

Karan ne yapıyordu yada ne yapmaya çalışıyordu.

Evine çocuk almayan adam… benim kardeşimi istiyordu.

Bana “hanım” dedirtiyordu bunların bir açıklamısı varmıydı yada ben mi kafamda çok büyütüyor dum.

Telefonum titrediğim de ekrana baktım.

Elif

Yine ne vardı acaba. Gözlerimi devirirken telefonu açtım.

“Ne var yine?” dedim.

Elif’in sesi bu sefer fazla enerjikti:

“Bir şey soracağım.”

“Hayır, evlenmedim.”

“Onu sormayacaktım…” dedi duraksayıp. “Ama madem konusunu açtın—”

“ELİF.”

“Tamam tamam sustum,” dedi ama gülüyordu. “Ciddiyim şimdi. Karan sana nasıl bakıyor?”

Kaşlarımı çattım.

“Ne alaka şimdi?”

“Cevap ver.”

Derin bir nefes aldım.

“Normal.”

“Yalan söyleme."

“Cidden normal.”

“Bak,” dedi ciddi bir tonla, “bir erkek bir kıza sebepsiz yere ‘hanım’ dedirtiyorsa, araba gönderiyorsa ve evine kardeşini aldırıyorsa… o işte bir şey vardır.”

Gözlerimi kapattım.

“Senin çıkarım yapma yeteneğini takdir ediyorum ama şu an yanlış yerdesin.”

Elif hiç durmadı:

“Bence adam sana taktı.”

“Bence sen fazla dizi izliyorsun.”

“Bence sen gerçeği görmek istemiyorsun.”

Gerçek mi vardıki.

Bir an istemsizce kolidordaki bakışları aklıma geldi nedensiz yere kalbim hızlandı sertçe yutkundum.

“Elif…” dedim daha düşük bir sesle.

“Ne?”

“…Biraz tuhaf açıkçası.”

Elif anında:

“NASIL tuhaf?!”

“Bilmiyorum,” dedim dürüstçe.

“Bakışları falan… sanki…”

“Sanki?"

“Sanki tanıyormuş gibi... Sanki çok önceden beni tanıyormuş gibi."

Bir an sessizlik oldu.

Bu sefer Elif’in sesi daha ciddiydi:

“Bu iyi değil.”

“Farkındayım."

“Daha dikkatli olman lazım Aden.”

Başımı cama yasladım.

Derin bir nefes çekip:

"Ben sana haber veririm elif"

Unutmadan

"Arda abide araştırsın o sevkiyat işini."

"Tamam halledeceğiz bizde aklın kalmasın."

"Tamam görüşürüz."

"Görüşürüz aden."

Telefonu kapatıp camdan bakmaya devam ettim.

...

Eski bir binanın önünde geldiğimizde araba durdu.

Koruma ben inmeden hızlıca gelip kapımı açtığımda indim arabadan.

Eski binanın içine girdiğimde korumalar beni dışarda bekliyordu. Yukarıya hızla çıkıp pas pasın altında olduğunu umduğum anahtara baktım ve evet ordaydı.

Anahtarı kağı deliğine sokup çevirdiği m'de kapı açıldı içeriye adaım atrığımda burnuma rütbet kokusu geldi.

Arda abi herşeyi fazla ciddiye almıştı normal bir ev mi yoktu çocuğu buraya getirmişti acaba.

Arkamdan kapıyı kapatıp

"Lina" Diye seslendim

"Lara anne" Diye karşıdaki odadan ses duyduğum gibi kapıda belirdi.

Belliki arda linayı buraya getirirken ona bana lara demesi gerektiğini anlatmıştı.

Lina bana doğru gelince eğilip ona sıkıca sarıldım.

Lina kimsesiz di onu ben bulmuştum sokakta ona bakıp para bağışı yaptığımız bir Yetimaneye vermiştik herzaman onu görmeye gittiğim için bana çok alışmıştı bende onu.

Küçük kollarını boynuma dolayınca

"Lara anne" Dedi tekrar

Şaçlarını okşarken

"Ben geldim linam"

Lina yüzünü kaldırıp bana baktı

"Arda abi Yetimaneden beni buraya getirdi dediki artık sana Aden anne değil lara anne diyecekmişim ve gideceğimiz yerde bana kim olduğunu sorarsalar senin kardeşin olduğunu söyleyecekmişim."

İnşallah arda bunları alıştıra alıştıra söylemiştir çocuğa deli.

Gülümseyerek

"Evet öyle"

Elimi yanağına kaldırdım

"Ve hadi şimdi çantanı alalım gidelim"

Lina koşarak çantasını almaya gittiğinde ona bakıyordum.

Bir gün gerçekler ortaya çıkarsa Lina ya zarar gelir miydi ki.

...

Biz malikaneye geri geldiğimizde Lina’yı odama götürüp uyuttum. Onu uyuturken ben de uyuya kalmışım. Zaten sıkıntı yoktu; bugün beyimizle başkası ilgileniyordu sonuçta.

Yavaşça gözlerimi açtığımda direkt saat dikkatimi çekti.

Yuh… akşam 9 olmuştu.

Hemen yanıma baktım. Bana sarılmış olması gereken küçük beden yoktu yanımda.

Lina yoktu.

Neredeydi?

Hızlıca kalkıp odadan çıktım. Beşinci katın her yerine baktım… yoktu.

Sonra dördüncü kat…

Sonra üçüncü…

Sonra ikinci…

En sonunda zemin kata indiğimde Melek Hanım’ı gördüm. Telaşla yanına gidip:

“Melek Hanım, küçük bir çocuk vardı… gördünüz mü?” dedim.

Melek Hanım bana gülümseyerek baktı:

“Kardeşin mi?”

Kafamı hızlıca salladım.

Gülümsemesi büyüdü:

“Lina çok tatlı bir çocuk. Ama merak etme, mutfakta. Şu an pasta yapıyor.”

Pasta mı? Ne alaka şimdi?

“Kimle?”

“Karan Bey’le.”

Ne dedi o?

Karan’la mı?!

Yüzümdeki şaşkınlık o kadar belliydi ki Melek Hanım da fark etti.

“Ben de şaşırdım,” dedi.

“Ama mutfakta. Git, istersen bak."
Bir an olduğum yerde kaldım.

Karan… ve Lina.

Aynı cümlede bile yan yana gelmesi bile garipti.

Adımlarım istemsizce hızlandı. Koridordan mutfağa doğru yürürken kalbim normalden daha hızlı atıyordu. Nedenini bilmiyordum… ya da bilmek istemiyordum.

Mutfağın kapısına geldiğimde durdum.

İçeriden linanın gülme sesi geliyordu.

Kapıyı araladım.

Tezgâha oturmuş Lina duruyordu. Üzerinde büyük gelen bir önlük vardı. Ellerine bulaşmış unlarla bir şeyler yapmaya çalışıyordu.

Yanında ise karan vardı.

Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı. Normalde kusursuz ve soğuk duran hali yoktu. Saçları hafif dağılmış, yüzünde o sert ifade yerine… neredeyse yumuşak sayılabilecek bir ifade vardı.

Elini uzatmış, Lina’nın küçük ellerini yönlendiriyordu.

Gelecek bölümler daha güzel olcak beklemede kalınn. 😘😘