Ay Işığı kitap kapağı

38. bölüm / 36

Ay Işığı

ÖZEL BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: ÖZEL BÖLÜM

🍀3,5 Yıl sonra..

'Anne? Babam ne zaman gelecek? Babamı çok özledim.' Evimizin bahçesinde Atilla'yla beraber oyun havuzunu kurmuş içinde oyun oynuyorduk. Babası 4 aydır operasyondaydı. Babasını öyle çok özlemişti ki..

'Bilmiyorum bebeğim. Az kalmıştır eminim. Hem belki arar bizi?' dememle gülümsedi. Öyle iyi anlıyordum ki onu.. Babasına öyle bağlıydı ki, ne zaman evden çıksa bizi bırakıp gittiğini düşünüyordu.

'Babam da haberde gördüğümüz asker abiler gibi ölmeyecek değil mi?' demesiyle ağzım açık kaldı.

'Oğlum, hayır tabiki. Hem sen neden haberlere bakıyosun? Sana televizyon izlemek yok demiştim.'

'Yavuz amcam izlerken görmüştüm anne. Ona da sordum ama 'Askerler ölümsüzdür.' demişti. O zaman o şehit olanlar nereye gidiyor?' gözümden bir damla yaş aktı. Atilla'yı kucağıma alıp havluyla ıslak bedenini sardım.

'Evet Yavuz amcan doğru söylemiş, askerler ölümsüz oğlum. Onlar bizi gökyüzünden görüyor ama biz onları şuan göremiyoruz. Hem sen bunları düşünme tamam mı? Ben babana söylerim, bizi ilk fırsatta arar tamam mı bitanem?' gülümseyerek başını salladı. Giydirdiğim havlusuyla koşarak eve girdi. Yavaşça kalkıp peşinden yürüdüm.

6 aylık hamileydim. Bir kızımız olacaktı. Bu halimle Atilla'nın peşinden koşmam zor oluyordu tek başıma ama alışmıştım.

Peşinden eve girerken Kerem'e mesaj attım.

Müsait olduğun zaman arar mısın? Seni özledik. Dikkatli ol, seni seviyorum.

Yukarıya çıkıp Atilla'yı hızla banyo yaptırıp giydirdim. Duş boyunca babasından bahsedip durmuştu yine. Babasıyla duş alıyordu her zaman. Duşta oyun oynaya oynaya eğleniyorlardı her zaman. Kerem'den ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kalmıştı. Zorlu bi operasyona gitmişlerdi. Kerem belki bizi toplasak 5 kere anca arayabilmişti. Oda çok özlemişti. Artık onu bekleyen 3 kişiydik. Aklı buradaydı biliyordum.

'Anne! Ece teyzem gelecek mi?'

'Gelecekler bebeğim. Hadi inelim aşağıya.' kucağıma alıp salona indim. 'Sen burada oyuncaklarınla oyna oğlum, çay koyup gelicem.' saçına öpücük bırakıp mutfağa geçtim. Çay suyunu koyup yaslandığım tezgahta tuttuğum göz yaşlarımı bıraktım.

Atilla ilk doğduğu zamanlarda bana benziyordu ama şuan Kerem'in küçük versiyonu olmuştu. Ona her baktıkça Kerem'i görmek beni mutlu etse de böyle zamanlarda üzüyordu. Bana benzeyen tek yanı kumral saçları ve yeşil gözleriydi.

Kerem'i öyle özlemişti ki hatta özlemiştik ki, kapı her çaldığında o sanıp hevesle açıyorduk. Ama ya kargo ya da Ece oluyordu gelen.

'Anne! Babama selam aradı!' diyerek mutfağa giren junior Kerem'le göz yaşlarımı sildim hızla. Kerem görüntülü aramıştı. Yanıma gelen oğlumla yavaşça yere çöküp telefonu elime aldım.

'Güzelim,' bir şey diyecekken sustu. Baktı sadece. Öyle yorgun duruyordu ki..

'Bi'tanem, iyi misin?' dedim.

'Sizi görünce iyi oldum. Siz nasılsınız? Var mı bi sıkıntı? Prensesim nasıl?' Art arda sorduğu sorularla güldüm.

'İyiyiz biz. Seni çok özledik.' Atilla dizime oturup dolu gözleriyle babasına baktı.

'Baba,'

'Babam, söyle aslanım.' Kerem hep bunu yapıyordu. Atilla her baba dediğinde hemen ya babacım söyle yada söyle babam diyordu. Öyle hoşuma gidiyordu ki bu.

'Ne zaman geleceksin? Annem geceleri uyuyamıyor biliyo musun? Sorduğumda kardeşin biraz ağrı yapıyo diyo ama yalan söylüyo. Seni özlüyo biliyorum ben.' demesiyle gözümden bir damla düştü. Kerem'in gülen yüzü soldu.

'Yakında gelicem inşallah. Atilla, oğlum kağıttan yaptığımız gemiyi boyadın mı? Getir bakayım bi.' dedi Kerem.

'Boyadım baba! Odamdaydı hemen getiriyim!' kucağımdan fırlayıp koşarak odasına çıktı küçük tarzanım.

'Güzelim, neden uyuyamıyorsun? Doğru mu söylüyo Atilla, ben olmadığım için mi?' dedi. Bunu konuşmak için göndermişti oğlumuzu.
Başımı salladım.

'Ben ne zaman sen yokken huzurla uyudum ki? Aklım sürekli sende.' gülümsedi burukça.

'Benimde güzelim, benimde ama senin dinlenmen lazım. Zaten 2 canınla bizim yaramazın peşinden koşup duruyosun. Dinlenmen gerek. Söz veriyorum yakında döneceğim.' cümlesi bitince mutfağa hevesle giren oğlumuzla gülümsedim.

'Bak baba! Güzel olmuş mu? Aslında ben mavi ve laciverte boyamıştım ama annem lila renkte katsan güzel durur dedi.' Kerem gülümsedi.

'Annenin elinin değdiği her şey güzelleşir oğlum. İyi yapmışsınız.' gülümsedim. Öyle özlemiştim ki.. çıkıp yanına gitmeye razıydım.
'Şimdi gitmem lazım, sizi çok seviyorum. Dikkatli olun.'

'Görüşürüz baba, sağ salim gel.' diyerek öpücük attı junior Kerem. Kerem benim ağlayacağımı fark edince kaşlarını çattı.

'Görüşürüz, dikkat et kendine. Seni seviyorum.' dedim. Kerem gülümseyip ekranı öptü. Ardından telefonu kapattı.

Ayağa kalkıp çalan kapıya doğru ilerledim.
'ECE TEYZEM! ECE TEYZEM!' diye bağırarak kapıyı açtı benim küçük erkeğim.

Ece'yi görünce gülümsedim. Atilla Güneş'in elinden tutup salona götürdü.

'Hoş geldin yok mu Ece teyzene?' dedi Ece gülerek içeriye girerken.

'HOŞ GELDİN ECE TEYZE!' diye bağırdı içerden oğlum. Bu huyu bile babasına çekmişti. Tekrardan buraya gelmeye üşeniyordu.
Ece'ye sıkıca sarıldım.

'Hoş geldin bebeğim.' Ece de bana sıkıca sarıldı.

'Hoş buldum balım. Nasılsınız? Küçük hanım nasıl?' diyerek karnımı okşadı. Gülümsedim.

'İyiyiz bebeğim, küçük hanım kudurmakla meşgul.' Ece güldü. Elindeki poşetleri mutfağa bıraktı.

'Ee kime çektiyse artık.' dedi mutfaktan gelirken. 'Senin randevun kaçtaydı? Geç kalma.' bugün kontrolüm vardı. Ece kısmen onun için gelmişti. Atilla'nın yanında kalmak için.

'1 saatim var balım. Hazırlanırım şimdi.'

'Kızım İstanbul'da oturuyoruz! 1 saatte burdan karşıya geçilir mi? HADİ! Ben çocuklarla oynarım, sen hazırlan.' gülerek yukarıya çıktım. Sabah duş alıp saçlarımı düzleştirmiştim. Giyinme odasına geçip ayarladığım kıyafetlerimi giydim. Üzerime beyaz küçük kırmızı çiçekli midi boy bi elbise giydim. Haziran'ın ortasında bir de 6 aylık hamile halimle diğer insanlardan çok daha bunalıyordum.

Ayağıma beyaz spor ayakkabılarımı da giyip çantamı aldığım gibi aşağıya indim. Salona girip Atilla'nın yanına çöktüm.
'Bebeğim, ben kardeşini görüp gelicem. Ece teyzeni üzme sakın tamam mı?' Atilla yanağımı öptü.

'Dikkat et anneciğim, üzmem ben teyzemi.' gülümsedim. Saçlarını öpüp ayağa kalktım. Ece'yle beraber kapıya ilerledim.

'Balım işim ne zaman biter bilmiyorum ama hızlı gelmeye çalışırım.' dedim. Ece kolumu okşadı.

'Ecem, keyfine bak güzelim. Ben çocuklarla bir ömür oynarım. Sıkılmam biliyosun. Aklın burda olmasın biraz dolaş gel.' gülümseyip yanağını öptüm.

'Tamam balım, görüşürüz.' diyerek evden çıktım. Ece arkamdan el sallayıp içeriye girdi. Ece'ye güvenim sonsuzdu. Sadece o kızda çocukla yoruluyordu. 2 çocukla ilgilenmek.. hayli zordu. Allah'tan çocuklar iyi anlaşıyordu.

-3 saat sonra.

Hastanede işlerimi bitmişti. Kızımı görmüş, iyi olduğunu duymuştum. Şimdiyse avmye gelmiş, çocuklara oyuncak almıştım. Güneş kelebekleri çok seviyordu. Onun için dolaplara yapıştırıp oynayacağı kelebekli oyuncaklar almıştım. Benim haylazıma ise araba almıştım.. araba delisiydi.

Kendime de bir kaç parça kıyafet alıp çıkmıştım avmden. Biraz zorlanıyordum hamile halimle ama konu alışveriş olunca Allah bir güç veriyordu.

Atilla'nın hamileliği kolaydı. Pek zorlanmamıştım ama 2. hamileliğim biraz zordu. Karnım kendini bariz şekilde belli edecek kadar büyüktü. Atilla böyle olmamıştı. Onda hamile olduğum anlaşılmıyordu bile. Bu benim için asla sorun değildi. Hamile olduğum belli olabilirdi tabiki sadece ilk hamileliğim gibi değildi.

Mesela aylarca kusturmuştu minik kızım beni. Midem yanıyordu, tekmeleri sertti. Zordu ama yolun sonunda aylarca beklediğim yavrumu kucağıma alacaktım. Bu yol varsın zor olsun.

Eve geldiğimde arabamı garaja park edip aldıklarımla beraber eve ilerledim. Zile bastım ama bir kaç dakika açılmamıştı kapı. Yeniden bastım. Ece çocukları uyutuyor olabilirdi.

Kapı az sonra açıldığında elimdeki 4 poşet yavaşça yere düştü. 'Kerem?' dedim şaşkınca. Kerem'in evde ne işi vardı? Gözlüğümü çıkartıp gözlerimi ovdum. 'Sen, saçmalama! Ne zaman geldin?' Kerem gülerek sıkıca sardı kollarını bedenime.

'Güzelim benim, öyle özledim ki seni..' saçlarımı kokladı. Akan göz yaşlarımla boynuna sarıldım sıkıca.

'Kerem,' dedim kısık çıkan sesimle. 'Çok şükür geldin.' Kerem saçlarımı okşayıp bol bol öpüyordu beni. Yavaşça geriye çekilip karnıma baktı. Sol gözünden akan bir damla yaş yere düştü.

'Çok, çok büyümüş.' dedi karnımı okşarken. Gülümsedim. Kerem gittiğinde 2 aylıktı. Daha belli bile olmuyordu. Ama şuan, gerçekten büyümüştü.

'Büyüdü tabi, bugün doktora gittim. 3D halini gülümserken yakaladı.' Kerem eğilip karnımı öptü. Ardından kolunu omzuma atıp benimle beraber içeriye girdi.

'En güzel şeyleri kaçırıyorum her zaman.' dedi sesi buruktu.

'Hayır, asıl en güzel şeyleri tam zamanında görüyorsun.' dedim. Evdeki sessizlik dikkatimi çekmişti.

'Kandırma beni karıcım.' dedi sinsice gülerken.

'Ece'gil nerede?' dedim etrafa bakarken.

'Atilla yarım saat önce kolumda uyuya kaldı onu odasına yatırdım. Ece de kocasını görünce durur mu? Eve gidelim dedi.' güldük beraber.

'İyi yapmışlar. Üzerimi bi değiştireyim, yemek yiyelim.' dedim. Kerem gözlerime baktı, sırıtıyordu. Beni bir hamlede kucağına aldı. 'Kerem! Ağırım artık, bırak beni yere.' dedim. Gülerek dudağıma buse kondurdu.

'Hala kuş kadarsın.' diyerek yukarıya çıktı. Odamıza girdiğinde kapıyı ayağıyla kapatıp beni yatağa bıraktı. Koltuğun üzerinde duran eşofman takımı alıp yanıma geldi yeniden.
'Bugün yorulmuşsundur yeteri kadar. Rahatla biraz.' yavaşça beni kaldırıp elbisemi çıkarttı.

Parmakları tenime her dokunduğunda tüylerim diken diken oluyordu. Elbisemi kenara bırakıp bedenimi süzdü. Karnımı okşayıp gülümsedi. 'Hamilelikte en çok şu daha da irileşen göğüslerini seviyorum.' demesiyle güldüm. Kerem iyice yaklaşıp aramızdaki mesafeyi sıfıra indirdi.

Kollarımı boynuna sardım. Tam öpecekken durdu. 'Sevişmemiz yasak değil demi?' dedi. Güldüm.

'Öyle olsa,' dedim parmaklarımı karın kaslarında gezdirdim. 'Böyle yaklaşır mıydım?' ses tonum öyle cilveli çıkmıştı ki, Kerem anında dudaklarıma kapanmıştı. Ellerimi yanaklarına koyup karşılık verdim. Kerem yavaşça beni yatağa yatırıp üzerimde dikkatle yerini aldı.

'Öyle özledim ki seni.. Bir ara rüyama girdin. Aynı bu şekilde, çırılçıplak bahçede sevişiyorduk. Günlerce inlemelerin kulağımda çınladı. Günlerce seni deli gibi sikmenin hayaliyle yanıp tutuştum.' sırıttım.

Dudağını okşadım. 'O zaman günlerce hayalini kurduğun anı gerçekleştir Kerem Kartal. Çünkü karın da günlerce şu koca penisini içinde hissetmeyi, göğüslerini kızartıncaya kadar okşayıp sıkmanı, kulağına eğilip inleyerek yalamanı, boşalırken boynunu emmekten acıtmanı çok özledi.'

'Siktir, güzelim. Mahvederim seni. Aylarca dokunmadım, şimdi şu isteklerin.. seni mahvetmek istememe sebep oluyor. Altımda kıvranırken o kayan gözlerini görmek, sırtımı, göğsümü tırnak izlerinle mahvetmeni, elimin altında titremeni, dudaklarını öpüp dişlemekten kanatmayı öyle özledim ki..' vücudum karıncalanmıştı.

'Durma o zaman. Mahvet beni.' Kerem dudaklımı öyle sert öptü ki.. sanırım ilk öpücükten kanatmıştı. Dudakları dudaklarımdayken soyunuyordu. Ellerimi göğsüne koyup okşadım.

'Sikeyim seni Ecem, çok güzelsin, çok.' gülümseyip öpmeye devam etti. Göğüslerimi öpüp dikleşti. Pantolonunu çıkartmaya yeltendiğinde tıklanan kapımızla durdu.
'Yapma, sakın, sakın şu anı bölüyor olmasın.' dedi. Gülmeye başladım. Atilla uyanmıştı.

'Anne! Baba! Gelebilir miyim!' ben hızla eşofmanımı giyip Kerem'e baktım. Kerem kapıya gideceğim sıra belimden kavrayıp öpmeye devam etti.

'Kerem,' öpmeye devam etti. 'Bitanem, durmak zo-' yeniden öptü. 'Ker-' daha sert öptü.

'Oğlum 2 dakika bekle!' diye bağırıp öpmeye devam etti. Sırtımı duvara yaslanıp yanağımı kavradı. 'Sikerim böyle işi. Halime bak, burnumda tütüyorsun!' elimi penisine koydu. Taştan farkı olmayan sert erkekliğini hissedince gülümsedim.

'Akşama az kaldı, sabırlı ol biraz.' dedim öperken.

'Güzelim, nasıl ağrır şimdi biliyor musun sen? Aylardır bu anı bekliyorum! Atilla'yı oyuncaklarıyla oynamaya ikna edip gel, lütfen.' sırıttım. Göğüslerini okşadım. Biraz daha yaklaşıp erkekliğini sıvazladım. Kulağına eğildim. Dilimi değdirip öptüm.

'Akşamı beklemek zorundayız. Aşağıda görüşürüz.' diyerek kapıya ilerledim. Kerem ağzının içinden küfür ederek duvara hafif bir yumruk attı.

Odadan çıkıp Atilla'ya baktım. Odasına geçmişti. Yanına gittim. 'Oğlum, ne oldu?' dedim. Hava kararmıştı. Gece lambası açıktı.

'Anne hala uykum var ama korktum. Ben uyuyana kadar yanımda durur musun?' demesiyle gülümsedim. Saçlarını öpüp üzerini örttüm.

'Burdayım bi'tanem. Uyu hadi.' elimi tuttu.

'Babam uyudu mu anne?'

'Uyuyacak bebeğim. Biliyosun aylardır yoktu, çok yorulmuş oralarda. Yarın bol bol oynarsınız olur mu?' dedim.

'Biliyorum annecim. Yarın oynarız.' dedi kısık sesiyle uyumak üzereydi. Saçlarını okşadım. Bebekliğinden beri saçlarını ne zaman okşasam bir kaç dakika sonra uyuyordu.
Uyuduğunda yanından kalktım yavaşça. Gece lambasını açıp ışığı kapattım. Odadan çıktım.

Sırıtarak odamıza girdim. Kerem duşa girmişti bile. Ne yani cidden beklememiş miydi?

Üzerimde ne varsa çıkartırken kenara bıraktım. Saçlarımı da açıp yavaşça banyoya girdim. Kerem başını şampuanlıyordu. Hala fark etmemişti geldiğimi. Duşa girip ellerimi arkasından omuzlarına koydum. Gözleri açık değildi ama başını yana doğru çevirip elime öpücük bıraktı. Başını duruladıktan sonra bana döndü.

'Bu ne sürpriz karıcım?' gülümsedim. Yanağını okşadım yavaşça. Aramızdaki mesafeyi sıfırlayıp dudaklarına doğru fısıldadım.

'Yarım bıraktığımız işi tamamlayalım demiştim. Kötü mü yapmışım?' dedim sırıtarak. Kerem derin nefes verip bir elini belime diğer elini boynuma sardı.

'Öyle iyi yaptın ki..' elimi tutup penisine götürdü. 'Hala bıraktığın gibiyim.' Dudağımı yaladım. Yaladım ama bu sanırım Kerem'in bardağını taşıran son damla olmuştu. Sırtımı soğuk fayansa yaslayıp dudaklarıma kapandı. Yıllardır beni öpmemiş gibiydi öpüşü.

Bir o kadar özlem dolu, bir o kadar şehvetli.

Elimi saçlarına daldırıp karşılık verdim. Sonunda aylardır hasret kaldığım beden karşımdaydı. Dokunmayı, öpmeyi özlediğim dudaklar dudaklarımdaydı. Dokunmayı özlediğim beden, bedenimle bütündü.

Bir eli boğazımı, diğer eli sol göğsümü kavramıştı. Dudaklarımdan hırsla ayrılıp boynumu öptü. Ardından yavaş yavaş göğüslerime indi. Emdi, dişledi, sıktı. Elim saçındayken başımı sert fayansa yaslayıp ona inlemelerimle eşlik ettim.

Dudaklarıma yaklaşıp sırıttı. Ne olduğunu anlayamadan bacaklarımdan kavrayıp beni kucağına aldı. 'Ay.' dedim aniden kucağa alınmamla. Kerem güldü. Ardından dudaklarıma kapandı. Ellerimi boynunda birleştirip karşılık verdim.

Penisinin başını vajinama sürtmeye başladı. Ben çoktan ıslanmıştım, içime kolaylıkla girebilirdi. Ama oyunu seviyorduk.

'Hadi,' dedim nefes nefese. Artık sabrım tükeniyordu. Kerem dudağını dişleyip aniden içime doldurdu.

'Ah! Kerem,' dedim başımı omzuna yaslarken. Kerem köprücük kemiğimi öpüp hızlandı. O içime girip çıktıkça vücudumuzdan çıkan sesler nabzımı daha da hızlandırıyordu.

'Siktir, çok güzelsin Ecem, çok.' dedi kulağıma. Bir yandan kulak mememde dilini hissetmiştim. Sırıtıp beni yere bırakmasını söyledim. Yavaşça beni yere bıraktı.

Elimi göğsünde gezdirdim. Dudaklarına kısa bir öpücük verip elini tuttum. Duşakabinden çıkıp banyoda duran havlu dolabının üzerine oturdum. Kerem karşımda dudağını yalayarak bana bakıyordu.

Bacaklarımı iki yana açıp sırıttım. 'Gelmeyecek misin?' dedim. Kerem hızla önüme gelip yeniden içimi doldurdu.

'Sen çok fenasın karıcım.' demesiyle sırıttım yeniden. İçimde git gellerine devam ederken bir yandan Kerem'in dudaklarını kanatırcasına, vahşice öpüyordum. Hareketleri hızlanınca başımı geriye attım. Artık ikimizde zevkin doruklarındaydık.

Kerem sağ göğsümü dişleri arasına alıp çekiştirdi. Gözleri gözlerimdeydi. Yüzümdeki o dağılmış ifade, gözlerine bakarak inlemelerim, aldığım zevki görmek onun hoşuna gidiyordu.
Göğsümü emip ensemden tuttuğu gibi yeniden dudaklarımızı birleştirdi.

Sulu ve bir o kadar da şehvetli öpüşmemiz bile deliler gibi inlememe sebep oluyordu. Dudaklarından ayrılmadan dolabın üzerinden indim. Ellerimi göğsüne koydum.
'Yoruldun, biraz da ben yorulayım bitanem.' dedim cilveli sesimle.

Dizlerimin üzerine çöktüm. Kerem saçlarımı toplayıp sıkıca tuttu. Dudağını ısırdı. Bu, ağzıma alarak onu boşlatmama ikimizde bayılıyorduk.

Sert ve sulu penisinin başını öptüm yavaşça. Kerem başını geriye atıp inledi. Kökünden başına kadar yavaşça yaladım. Ardından yeniden başını öptüm ve başına dilimle daireler çizdim. Kerem saçlarımı çekiyor, o boğuk sesiyle adeta kükrüyordu.

Bir hamlede hızla ağzıma alıp git gel yapmaya başladım. Bir yandan ağzıma alamadığım kısmı elimle sıvazlıyordum. Aynı anda hem ağzımla hem elimle hızlıydım.

Geleceğini anlayınca durmadan yapmaya devam ettim. Kerem saçımı öyle çekmişti ki.. canım yanmıştı ama hoşuma gitmişti. Yüksek sesle inleyerek ağzıma boşalmıştı. Bir kaç kere daha ağzımla git gel yapıp yavaşça çekildim. Ayağa kalkıp ağzımdaki fazla olan meni Kerem'in gözlerinin içine bakarak yuttum.

'Yavrum yine,' dedi yanağımı okşarken.'Yuttun mu?' cevap vermeden dudaklarına yapıştım.

'Her zaman aynı soruyu soruyosun bi'tanem. Evet, yine yuttum.' dedim geriye çekilirken. 'Ayrıca artık şuna alış, ben senden iğrenmiyorum. Gözlerinde o zevki görmek, o sıcak menini ağzımda hissetmekten öyle zevk alıyorum ki..' dedim duşakabine girerken. Kerem'e sırtımı dönüp suyu açtım.

Arkamda hissettiğim Kerem'le sırıttım. Elini göğsüme atıp kavradı. Başımı geriye doğru omzuna yasladım. Kalçalarımda hissettiğim erkekliğiyle güldüm.

'Bittiğini sanmamışsındır umarım karıcım. Hala seni istiyorum. Ve hala dimdik olan meme uçlarından anlıyorum ki, sende beni istiyorsun.'

Biz başından beri ateş ve suyduk.
Ateş olan bendim. Kerem'e dokunmadan onu yakandım. Kerem'se, bana dokunmadan beni ürküten suydu. Şimdi ise artık bi bütündük. Ne benim ateşim bizi yakıyordu, ne de onun suyu bizi ürkütüyordu.

Biz artık bütündük.

🍀
Would you mind it if I said I’m into you?
'I'm into you.'