Ay Işığı kitap kapağı

20. bölüm / 36

Ay Işığı

20. Bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 20. Bölüm

●Evimin bahçesi, çiçek açmış her yer. Hava da güneş, güzel bir kahvaltı sofrası..

'Kerem! Bebeğim hadi sofra hazır!' diye bağırdım. Kerem elinde ekmek sepetiyle geldi yanıma.

'Of of, yine döktürmüş benim güzeller güzeli karım.' arkamdan sıkıca sarılıp boynumu öptü. Ardından oturmam için sandalyemi çekti. Gülerek oturdum. Kerem çaprazıma oturup bana baktı.

'Ne yapsak ki bugün? Nereye gidelim?' dedi ağzına bir şeyler tıkıştırırken.

'Bilmem, at binmeye mi gitsek acaba?' dedim hevesle. Kerem gülümsedi.

'Gidelim güzelim. Kahvaltıdan sonra hazırlanır çıkarız.' gülümseyip kahvaltımı ettim.

'Ama ben gelemem.' dedi Kerem ayağa kalkarken. Benden git gide uzaklaşıyordu.
'Ben artık yokum!'●

'Gitme Kerem.. ne olur benimle kal..' başıma konulan soğuk elle ağır ağır gözlerimi açtım. Karşımda duran Yavuz'a baktım. Yavuz gözümden akan yaşı sildi eliyle.

'Ağlama Ecem, ağlama.' dedi. Ece bir yanımda, Yavuz bir yanımda oturuyordu. Ece'nin evine gelmiştim hastaneden sonra. Burada kalacaktım bir süre.

'Ne gördün rüyanda balım? Dün hastanede de aynısı oldu.' birazcık dikleştim yattığım yerde. Sırtımı yatak başlığına yasladım.

'Kerem'i görüyorum 2 gündür. Rüyanın başları çok güzel oluyor ama sonunda her türlü gidiyor.' dedim titreyen sesimle. Yavuz elimi tuttu.

'Alışacaksın, alışacağız Ecem. Üzülme daha fazla hasta olacaksın.' gözümden yavaş yavaş aktı yaşlar.

'Nasıl alışayım Yavuz? Kim alışır böyle bi acıya? Yüreğim kanıyor. Sanki birisi hançerle deşiyor kalbimi. Ciğerim yanıyor Yavuz, ciğerim yanıyor. Nasıl arkasında bıraktı da gitti beni?' Ece diğer tarafa döndü. Ağlıyordu.

'Güçlü olacaksın Ecem. Kerem'i gün geçtikçe çıkaracaksın aklından. Hayatını yaşayacaksın.' dedi Yavuz. Ayağa kalktı ardından.

'Ben şimdi gidiyorum. Askeriyeden bekliyorlar, dikkatli olun. Ağlamak yok.' başımı salladım. Ece ayağa kalktı.

'Yavuz'u yolcu edeyim kahvaltı getircem sana balım bekle.' başımı sallayıp cama döndüm.

Rahat mısın Kerem Kartal? En önemlisi mutlu musun? Bence değildir. İç sesim ve ben tamamen farklıydık. Rahattı, mutluydu emindim. Arkasına bakmadan gidebildiyse rahattı.

Telefonumu elime alıp wpye girdim. Yeni mesajlar vardı ama istediğim insandan değildi. Kerem'le olan sohbetimize girdim. Ne profili, ne de hakkındasına yazdığına yazı, ne başka bişey gözükmüyordu. Nefes verip çıktım wpden. Yavaşça ayağa kalktım. Pencereyi açıp yatağı düzelttim. Ece'nin yatağında beraber uyumuştuk gece.

Camdan dışarıya baktım. Hava ne güzeldi. Serindi biraz ama güneşliydi. Derin bir nefes alıp odadan çıktım.

Mutfaktan gelen tıkırtı sesleriyle oraya ilerledim. Ece tepsiye kahvaltılıkları koyuyordu. Gülümsedim.

'Beraber burada yiyelim.' korkmuştu. Elini kalbine götürüp besmele çektiğini duymuştum.

'Ecem! Altıma sıçıyodum korkudan!' arkasına geçip kıçına baktım.

'Yok yapmamışsın. Sorun yok.' ikimizde kahkaha attık. Tepsiye koyduğu kahvaltılıkları masaya dizdim.

'Sen yorma kendini. Bırak, otur.' dedi.

'Ben çook iyiyim. Ebe muamelesi görüyorum yemin ederim! Yaşlı değilim! İyiyim.' dedim çayları doldururken. Ece elindeki menemen tavasını masaya koydu. 'Oh, en sevdiğim.' Ece güldü.

'Ee o yüzden yaptım zaten. Otur başla hadi.' dediğini yapıp sofraya oturdum. Ece de oturunca yemeğe başladık. Çok güzel yapmıştı. Belki günler sonra mideme giren en güzel şeydi.

'Gece uyuyabildin mi? Rahatsız etmedim seni demi?' Ece ters bir bakış attı bana.

'Ben neden senden rahatsız olayım balım? Hem neden beni rahatsız edesin? Mışıl mışıl uyuduk. Bir ara saat 3'e gelirken acıyla inledin. Ona kalktım. Biraz saçını okşadım zaten sonra yavaş yavaş sustun. Birde sürekli bir şeyler sayıkladın durdun. Bende korktun falan sandım tuttum elini öyle uyudum.' dedi gülümseyerek.

'Baya rahatsız etmemişim aynen kanki.' dedim gülerek. Ece de güldü.

'Rahatsız olmadım valla, güzelce uyudum.' dedi göz kırparken. Güldüm.

'Yemekten sonra yürüyüş mü yapsak sahilde?' dedim çayımı içerken. Ece'nin gözleri parladı ama sonra suratı düştü.

'Balım, saat 12 de kampta olmam lazım. Yarın yürüyelim olur mu? Yarın izin alırım.' dedi. Gülümsedim ama içim buruktu.

'Tamam bebeğim ne olacak sanki? Bugün tek çıkarım yarın beraber çıkarız.' dedim.

'Tek çıkma. Ya bişey olursa?' nefes verdim.

'Yahu kızım hemen 2 dakika uzağa gidicem. Allah'ın izniyle bir şey olmaz.' İkna olmuş gibiydi.

'Tamam ama çok durma dışarıda.'

'Emrin olur hanımım.' güldük ikimizde. Böyle içten gülüyor olmayı seviyordum. Ece masadan kalkınca onunla beraber bende kalktım. Masanın üzerindekileri dolaba, bulaşıkları lavabonun içine koyduk.

'Ben hazırlanıp çıkayım balım. Çıkmadan senin sargını değiştireyim. Sende üzerini değiştirirsin beraber çıkarız.' başımla onayladım. Beraber odaya geçmiştik.

Ece dünden hazırladığı kıyafetlerini hızlıca giydi üzerine. Saçlarını güzelce bağlayıp hafif bir makyaj yaptı. Bana döndü gülümseyerek.

'Nasıl oldum?' elimle mükemmel dercesine işaret yaptım.

'Çok güzelsin her zamanki gibi.' gülümseyerek etrafında döndü.

'Yavrum sen kaç beden giyiyorsun? Benim kıyafetler sana büyük gelmesin şimdi.' dedi gülerek.

'Saçmalama kızım aynıyız işte. Normalde 36 giyiyorum ama kilo verdim sanırım yine bilmiyorum o yüzden.' dedim. Üzülüyordum. Kilo verdikçe üzülüyordum.

'Ben 38 giyiyorum anasını satayım! Neyse büyük olursa çaresine bakarız.' dedi gülerek. Lacivert salaş bir eşofman çıkardı. Krem ince bir kazak alıp bana gösterdi.

'Nasıl ikisinin uyumu?' dedi. Şöyle bi baktım.

'Fena değil ama ben hallederim ya.' dedim gülerek.

'Beğenmedin demi tarzımı?' dedi yanıma gelirken.

'Yok balım da ben hallederim işte.' yanıma oturdu elindeki pansuman malzemeleriyle.

'Çıkart şu pijamayı.' dedi.

'Kızdın mı Ece ya?' dedim sitem eder gibi.

'Hayır be! Nasıl kızayım ben minnoşuma.' gülümsedim. Ehhe, şanslıydım. Yavaşça üzerimdeki geceliği çıkarttım. Ece saçımı geriye atıp pansuman yapmaya başladı.
'Bitti balım. Ben çıkıyorum artık.' diyerek ayağa kalktı.

Pijamamı düzeltip ayağa kalktım. 'Tamam bebeğim. Bende biraz yürüyüş yaparım belki marketten bir kaç bişey alırım. Akşam film izleriz.' Ece gülümsedi. Bu söylediğim hoşuna gitmişti.

'Ağır kaldırma. Ben akşam gelirken ne eksikse, ne istiyorsan alırım. Sen yürüyüş yap sonra dinlen.' ceketini giyip çantasını taktı.

'Ece, sus da git hayde.' gülerek çıktık odadan. Ece kapının önünde ayakkabılarını giyip bana yavaşça sarıldı.

'Kendini sakın yorma. Dikkatli ol. Kapının arkasında askıda yedek anahtar var, onu al unutma.' yanağımı öptü. Gülümsedim.

'Tamam bebeğim. Sende dikkatli ol.' el sallayıp çıktı kapıdan. Kapıyı kapatıp Ece'nin odasına geçtim. Dolabından bir şeyler bakmaya başladım.

Siyah eşofmanı alıp üzerine bordo ince bir bluz seçtim. Üzerimdeki pijama takımını çıkartıp yavaşça giydim. Saçlarımı alttan bağlayıp perçemlerimi düzelttim. Üzerime siyah yelek giydim. Başıma siyah bir şapka takıp, gözüme gözlüğümü taktım. Ece'nin dolabından aldığım koyu gri çantaya cüzdanımı ve telefonumu koyup çıktım odadan.

Evin her yerini kontrol edip aşağı kattaki robot süpürgeyi çalıştırdım. Ece'nin çalışma masasından aldığım kulak içi kulaklığı taktım. Ee Ece'nin malı benim malımdı. Yedek anahtarı da çantama koyup çıktım. Spor ayakkabılarımı giyip kapıyı çektim.

Hava çok güzeldi. Hafif serin ama güneşliydi. Sahil kalabalıktı. Sakin bir müzik açıp yürümeye başladım. Balık tutan amcalar, bebek arabasında bebekleriyle beraber yürüyen anneler, oturan teyzeler ve koşturan çocuklar.. gülümsedim.

Çalan telefonuma baktım. Babam arıyordu. Açıp kulaklıkla konuşmaya başladım.

'Güzel kızım, nasıl oldun?' dedi sıcak sesiyle.

'İyiyim babacım, sahilde yürüyorum.'

'Kızım, neden yoruyorsun kendini? Ece kızım onun evinde olduğunu söyledi. Bak bunu fırsat bilip oraya buraya çıkma. Dikişlerin daha tam iyileşmedi bile.' gülümsedim. İyiliğimi istiyordu benim pamuğum.

'Yahu Akın başkan ben iyiyim. Hem sahil bana çok iyi geldi. Valla bak, hem yormuyorum da kendimi.' babamın nefes verdiğini duymuştum.

'Kızım senin için diyorum. Evde güzelce dinlen diye söylüyorum.' dedi gülümsedim.

'Babacım ben iyiyim, için rahat olsun.' bir yandan yolumu markete doğru değiştirdim.

'Tamam kızım, dikkat et. Ararım ben yine. Hatta gelirim belki akşam veya yarın tamam mı?'

'Tamam babacım sorun değil. İşlerini hallet sen, sorun çıkmasın.' ne kadar yanımda olmak istese de işlerinin ağırlığını biliyordum.

'Tamam güzel kızım. Görüşürüz, öpüyorum güzel gözlerinden.' dedi. Bişey söylemeden gülümseyerek telefonu kapattım.

Hızla markete girip akşam için cips, patlatmalık mısır ve bir kaç abur cubur aldım. Gördüğüm sincaplı kupayı Ece için aldım. Eminim beğenecekti. Kasaya geçip hepsini ödedim.

Poşetleri alıp marketten çıktım. Hava hangi ara böyle kasvetli bir hal almıştı? Yağmur yağacaktı belliydi.

Eve doğru yürürken köşede gördüğüm şapkalı birisi çekti dikkatimi. Dikkatli o binaya doğru bakmaya başladım. Adımlarım hızlandı. Ama ben hızlandıkça o uzaklaşıyor gibiydi. Koşar adımlarla köşeye döndüğümde etrafa baktım.

Simsiyah giyinmiş, şapkalı kimse yoktu. Genç kızlar yürüyordu sadece. Nefes verip başımdaki şapkayı çıkardım. Alnımı ovup duvara yaslandım.

Kerem sanmıştım. Ne alaka ki Kerem sanmıştım değil mi? Kafayı mı yiyordum? Şapkayı yeniden takıp eve ilerledim.

Lütfen Allah'ım, bana bunları yaşatma.