Ay Işığı kitap kapağı

33. bölüm / 36

Ay Işığı

33. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 33. bölüm

Geçen onca aydan sonra doğumum yaklaşmıştı. 8. aya kadar askeriyede çalışmaya devam etmiştim ama artık fazla ağırlaştığımdan izne çıkmıştım.

Bir oğlumuz olacaktı. Odasını, tüm eşyalarını her şeyini almıştık artık. Şimdi ise kıyafetlerini ütülüyordum.

Kerem'e gelecek olursak.. o kadar heyecanlıydı ki başından beri. Her gece eli karnımda uyuyordu. Oğlumuzla sık sık konuşuyordu. İşin hoş tarafı ise oğlumuz babasının sesini her duyduğunda tepki veriyordu. Şimdiden babasını sevdiğini belli ediyordu. Kerem askeriyeden olabildiğince vakitli geliyordu. Yine operasyonlara gitmeye devam ediyordu ama eskisi gibi sık yapmıyordu. Yerine başkasını ayarlıyordu çoğu zaman. Hamile olduğumu öğrendiğinden beri eve eli boş gelmiyordu. Ya tatlı, ya ekşi bir şeyler alıyordu muhakkak. Gelmeden arayıp soruyordu, 'Karım, canın bir şey istiyor mu? Marketteyim.' diyordu her seferinde.

Gülümseyerek ütülediğim kıyafetleri dolabına astım. İsmine karar vermiştik. Atilla Kağan Kartal olacaktı miniğimizin ismi. Ben Atilla'yı Kerem ise Kağan'ı koymuştu. Doğuma belki 2 hafta anca vardı. Öyle heyecanlıydım ki.. tarifi yoktu.

Ece balımsa doğum yapmıştı çoktan. Kızları 3. ayına girmek üzereydi bile. Kızlarına Güneş ismini vermişlerdi. Zaman ne çabuk geçiyordu değil mi? Ece daha dün hamile olduğunu söylemiş gibiydi. Hatta daha dün Ece liseye giden kızdı.. Hangi ara büyümüştü de kızı olmuştu?

Yavuz bu dönemde en büyük destekçisi olmuştu. Bebekleri doğduğu andan itibaren her zaman Ece'nin yanında olduğunu hissettirmişti. Şimdi ise bebeklerinin tadını çıkartıyorlardı. Onlar çok güzel bir aile olmuştu.

Çalan zille Lasie havlamaya başladı. Kerem'in geldiğini anladığı her an böyleydi. Merdivenleri yavaşça inip kapıyı açtım. Kerem elindeki poşetleri kenara bırakıp sıkıca boynuma sarıldı. E tabi göbeğim engelliyordu ama yinede sarılabildiği kadar sarılıyordu. Gülümseyip bende aynı şekilde Kerem'e sarıldım.

'Hoş geldin bebeğim. Yine neler aldın ha?' dedim gülümserken. Kerem yanağımdan makas alıp poşetleri içeriye taşıdı.

'Hoş buldum güzel karım. Ayva aldım, nar aldım. O gün ayva tatlısı demiştin ya, onu yapmak için aldım.' dedi aldıklarını çıkartırken. Gülümseyip yanına ilerledim.

'İyi yapmışsın. Aç mısın? Yemeklerimiz var hazırlayım mı?' dedim. Kerem arkama geçip sarıldı. Bir yandan göbeğimi azıcık havaya kaldırmıştı. Hissettiğim hafiflikle başımı Kerem'in omzuna yasladım.

'Değilim güzelim. Sen açsan eğer otur ben halledeyim.' sırıttım. Ben bu hamileliği amma sevmiştim ha.

'Yok bi'tanem. Yemiştim bir şeyler.' yanağımı öptü.

'Oğlum ne yapıyor? Daha gelmeye niyeti yok mu?' başımı olumsuzca salladım.

'Ordan oraya tepiniyordu her zamanki gibi. Doktor bugün bebek doğum kanalına girmiş dedi. Her an doğurabilirim.' Kerem güldü. Boynumu öpüp arkasındaki sandalyeye oturduğu gibi beni bacaklarının arasına çekti.

'İzne çıktım bugün. Şimdilik 1 aylık izne ayrıldım. Her anında yanındayım artık. Oğlumuz ne zaman isterse gelebilir.' güldüm. Tabi efendim! 'Hem doğsun artık, karımı özledim. Karımı doya doya öpüp, sarılmayı özledim.' dudağına bir buse kondurdum.

'Karın da seni özledi ama az kaldı. Az daha sabır kocacım.' nefes verdi.

'Daha ne kadar sabırlı olucam? Karıma yaklaşamıyorum. Karımla duş almayı bile öyle özledim ki.. Bu tosun seni elimden aldı şimdiden ha!' gülerek omzuna vurdum.

'Alınır bak ha! Az daha sabret diyorum.' diyerek mutfaktan çıktım. Kerem peşimden geliyordu.

'Haksız mıyım?' sırıttım.

'Haklısın balım, haklısın! Söyleyim de doğsun dur.' diyerek yukarıya çıktım. Kerem benimle beraber odaya girdi.

'Söyle tabi! Seni dinler.' gülerek üzerimdeki kalın kazağı çıkarttım. Şubat'ın başındaydık. Ama ben öyle terliyordum ki.. 'Vay vay vay, memelerin mi büyümüş sanki ha?' dedi Kerem oturduğu yerden beni kesiyordu.

'Büyüdü tabi. Bu daha ne ki, süt olunca daha da dolgun duracak.' Kerem ayağa kalkıp önümde durdu.

'Hmm, desene daha keyifli olucak diye.' demesiyle koluna vurdum.

'Kerem! Memelerim küçük mü yani normalde?'

'Yavrum,' dedi gülerken. 'Öyle bir şey mi dedim ben? Her zaman hoşuma gittiğini söylemiştim, biliyosun. Ama şu hali bi ayrı duruyor. Ya da ben 1 aydır uzaktan bakmakla yetindiğim için de olabilir.' sırıttım. Gerçekten 1 aydır sevişmiyorduk çünkü doktor yasaklamıştı. Kerem bu süreçte iyi çıldırmıştı, o yüzden biliyordum neden böyle tepkiler verdiğini.

'Biliyorum be! Benim memelerim her zaman güzeldi.' dedim üzerime tişört giyerken.

'Aslan burcu olduğunu hemen belli et hah! Hemen!' güldüm.

'Ee tabi belli edicem. Her zaman mükemmelim ben, biliyosun.' sırıtıp yatağa oturdu.

'Bilmem mi.. gel hadi, yatalım artık.' Işığı söndürüp yatağa geçtim. Gece lambası açıktı. Yatağa uzanıp göbeğime nemlendirici sürdüm. Kerem üzerini değiştirip yattı yanıma. Elini karnıma götürüp başını yasladı. 'Oğlum,' dedi karnımı ovarken. 'Ne zaman doğacaksın? Orası pek rahat herhalde. Gelmeye niyetin yok.' dedi. İçerde bebeğimiz iki kere art arda tekmeyle tepki vermişti babasına.

'Sus demekti bence bu. Ya da baba git başımdan, keyif yapıyorum şurda demekti.' ikimizde güldük.

'Eğer öyleyse bu eşek sıpası benden çok çeker.' gülümsedim. Karnımla oynayan Kerem'in saçlarını sevmeye başladım. O bebeğimizi, bende ilk bebeğimi seviyordum.

Aniden hissetiğim kasılmayla inleyerek uzandığım yerde dikleştim. Kerem karnımdan çekilip telaşla bana baktı. 'Ecem, iyi misin güzelim? Ne oldu?'

'Kerem,' dedim yutkunurken. 'Kerem suyum, suyum geldi.' Kerem anlamsız gözlerle bana bakmaya başladı. 'Kerem! Doğurucam diyorum.' Kerem hızla yataktan fırladı. Telefonlarımızı alıp yanıma geldi.

'Kalk hadi, tutun bana. Gidelim hemen.' Kerem'den destek alıp ayağa kalktım. Allah'tan hastane valizini arabaya çoktan koymuştuk. 'Doğuracak mısın şimdi? Hastaneye kadar bekleyemez misin?' dedi merdivenleri inerken telaşlı sesiyle. Gülmeye başladım. Sancım vardı ama Kerem'in şu halleri güldürüyordu beni.

'Hayır, suyum geldi diye hemen doğum yapıcam diye bir şey yok. Ama bu gece doğuracağım o kesin.' arabaya bindiğimizde Kerem bir yandan yola odaklanmıştı diğer yandan doktorumuzu arıyordu. Gecenin 1'inde adamın hastanede olacak hali yoktu.

'Geçiyor hastaneye. İyisin güzelim değil mi?' dedi Kerem bir eli karnımdaydı.

'İyiyim.' dedim zar zor. Kasılmalarım çoktu. Ama Kerem telaş yapmasın diye elimden geldiğince belli etmemeye çalışıyordum.

'Az kaldı güzelim dayan biraz daha. Ulan eşek sıpası, şimdi mi gelesin tuttu?' dedi kendi kendine.

Başımı geriye yaslayıp derin nefesler alıp verdim. Ne olur Allah'ım, korktuğum şey gelmesin başıma. Arabada doğurmayım lütfen.

Hastaneye geldiğimizde Kerem inip doktorlara seslenmişti. Arabanın yanına gelen sedyeye uzandım. Yukarıya çıkarken bir inilti döküldü dudaklarımdan.

'Doktor beye haber verin, doğum başlamış.' dedi başımda bir hemşire. Odaya alındığımda üzerimi çıkartıp hasta önlüğü giydirdiler. Bu sırada Kerem elinde hastane valizimizle içeriye girdi.

'Siz doğuma girecek misiniz?' dedi hemşire Kerem'e sırtıma masaj yaparken. Kerem yanımda durmuş, sıkıca elimi tutuyordu.

'Ben, bakamam ki. Bekleyeceğim hemen kapının önünde.' dedi alnımı öperken.

'Tamamdır, nasıl isterseniz. Doktor bey hazırmış gidiyoruz.' dedi hemşire. Kerem önümde diz çöktü.

'Güzelim, bi'tanem hemen kapının önünde olacağım tamam mı? Orada bekleyeceğim sizi. Seni çok seviyorum.' yavaşça Kerem'in boynuna sarıldım.

'Bende seni çok seviyorum. Ece'ye mesaj at, haber vermediniz diye kızmasın sonra.' dedim zar zor gülerek. Kerem'e bir öpücükle veda edip doğuma girdim. Aylardır bu anı bekliyordum. Korkmuyordum. Sonunda merakla beklediğim oğluma kavuşacaktım.

-Bir kaç saat sonra.

1 saat önce doğum yapmış, odaya alınmıştım. Kerem ve Ece başımda bebeğimizi seviyordu. Yavuz ise kızlarını susturmaya çalışıyordu.

'Ulan ecik siz şu zilliye bakın da biraz da ben seveyim şu oğlanı!' dedi Yavuz sitemle. Ece gülerek Yavuz'a döndü.

'O ne istiyor biliyor musun?' dedi.

'Ne istiyor? Ne yaptıysam susmadı.' Ece şeytani bir şekilde sırıtıyordu.

'Karnı aç, o yüzden ağlıyor.' demesiyle Yavuz derin bir nefes verdi.

'Karıcım o zaman neden bebeğimizin karnını doyurmak yerine bana verip sustur dedin? İki saattir kolum koptu yav!' Ece gülerek bebeği Yavuz'dan aldı. Bu ikisinin didişmesi hiç bir zaman bitmeyecekti. Gülümseyerek bebeğimizi seven Kerem'e döndüm.

'Odaya geldiğinden beri bebekten gözünü alamadın ha! Papucum dama mı atıldı yoksa?' dedim yaslandığım yerden. Kerem yatağa yanıma oturdu. Saçlarımı okşadı yavaşça.

'Olur mu sence öyle bir şey? Sadece o kadar garip, farklı bi his ki.. anla işte güzelim.' gülümsedim.

'Lan bu bebe kumral?' dedi Yavuz bebeğimize bakarken.

'Ben normalde kumralım ya hani. Saçları bana çekmiştir.' dedim. Yavuz bir bana bir bebeğime baktı.

'Ana, kız sen yıllardır sarısın. Ne bileyim kendi saç rengini. Yakışıklı ama ha! Emicesine çekmiş.' dedi Yavuz göğsünü kabartarak. Kerem bana bakıp gülmeye başladı.

'Oğlum için bu söylediğin çok büyük hakaret aga.' dedi Kerem. Yavuz sertçe Kerem'in omzuna vurdu.

'Şerefsiz! Kurban olun bana. Dünya yakışıklısıyım ben.' güldük hep beraber. Yavuz'un şu halleri cidden.. unutulmayacak anlardı hepsi.

Ziyaret saatleri dolunca Ece ve Yavuz bizimle vedalaşıp ayrılmışlardı hastaneden. Bu gece Kerem'le burada kalıp yarın taburcu olacaktım.

Oğlum gece saat 01:23 de doğmuştu. Doktorları zorlamamıştı çok şükür. Tam vaktinde, sağlıklı bir şekilde doğmuştu. Saçları gerçekten açık kumraldı. Şuan birine benzetmek için erkendi ama sanki benim küçüklüğümü andırıyor gibiydi.

Kerem 1 dakika bile ayrılmamıştı doğumhanenin önünden. Bana verdiği değeri, kıymeti buradan bile anlamak çok kolaydı. Odaya alındığımda içeriye telaşla girdiği anı unutmak mümkün değildi. Bana söylemiyordu ama doğumdan önce sık sık doğum sırası her hangi bir aksilik yaşanıp yaşanmadığını araştırmıştı.

'Yanında yatamam değil mi?' dedi oturduğu yerden bana bakıyordu. Gülümsedim.

'Pek mümkün değil gibi balım.' nefes verdi.

'Çok garip. Artık içinde değil. Yanımızda, bizimle beraber.' dedi bebeğe bakarken.

'Bu benim için üzücü. Artık içimde beni tekmeleyecek bebeğim yok. Çok şükür sağlıkla doğması çok güzel ama hamileliğe alışmıştım..' dedim. Kerem gülümseyip yanağımı okşadı.

'Şurda bir kaç sene sonda yeniden yaşarsın aynı duyguları.' dedi sırıtarak. Koluna vurdum gülerek.

'Artık uyu hadi. Bende biraz uyumak istiyorum.' dedim. Kerem ayağa kalkıp saçlarımı öptü. İçeriye giren hemşire gülümsedi.

'Geçmiş olsun ve tabi allah analı babalı büyütsün.' dedi genç kız.

'Teşekkür ederiz.' dedim gülümseyerek.

'Şimdi bir kere daha emzirip dinlenin. 2-3 saat sonra yeniden uyanıp emzireceksiniz. İlk 2 bilemediniz 3 ayı böyle geceleri sık sık emzirerek geçecek.' diyerek bebeğimi kucağıma verdi. Öyle güzel bir histi ki bu..

'Tamam, teşekkür ederim.' dedim kıza.

'Siz emzirin sonrasında dinlenin. Bir şey olursa şuradaki düğmeye basmanız yeterli hemen gelirim. İyi geceler.' gülümseyip çıktı odadan. Kucağımda hala uyuyan oğlumu emzirmeye başladım. Bir yandan yumuşak saçlarını seviyordum.

Hayallerimden bile güzelsin oğlum. Seni kucağıma aldığım o an çektiğim tüm acıyı, yaşadığım zorlukları her şeyi unuttum bile. Her şey seni kucağıma alana kadarmış. Uzun, sağlıklı bir ömrün olsun oğlum. Yavaşça yumuşak tenini öptüm.

Gerçekten hayallerimden çok, çok güzeldi.