27. bölüm / 36
Ay Işığı27. bölüm
Bölümler 36Şu an: 27. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evden çıkmış, orman yolunda gideceğimiz yere doğru yola çıkmıştık. Kerem bir yola bakıyor bir bana bakıyordu. Evden beri çok güzel olduğumu dile getirip durmuştu.
'Sana bir şey diyeceğim, ama ne dersin ne tepki verirsin kestiremiyorum.' dedi Kerem bir anda, gerdindi. Yaslandığım yerden Kerem'e dikkatle baktım.
'Kerem, lafı gevelemeden söyle.' Kerem yeniden boğazını temizledi.
'Ecem, hani bir süre yoktum ya ben ha o süre zarfında babamı kaybettim dedim hatırlıyorsundur,' alnını kaşıdı. 'Ecem ben, babamın katillerini öldürdüm.' dedi hala yola bakarken.
'Biliyorum Kerem.' dedim. Kerem anlamaz gözlerle bana baktı.
'Ne? Na-nasıl?' dedi. Sanırım benden büyük bir tepki bekliyordu. Öyle bir hali vardı. Yeniden yola döndü. Ama ara ara gözleri beni buluyordu.
'Kerem, savcıyım ben. Elim kolum uzundur. İnsanların sicil dosyasını istediğim zaman görür, istediğim yerde öğrenirim. Adli sicil kaydına baktım. Orada verilen ceza yazıyordu. Bilindik bir avukat tutmuşsun kendine, aklamış seni. Her şeyi biliyorum Kerem.' dememle arabayı daha yavaş sürmeye başladı. Gözleri beni buldu.
'Ne düşündün öğrendiğin zaman?' dedi.
'Ne düşüneceğim? Hak etmişler ama yinede böyle çözmen gerekmezdi. Ama olan oldu, yapacak bişey yok.' araba hızlandı.
'Haklısın, ama tutamadım kendimi. Neyse ne, bildiğine göre artık kafamı yastığa rahat koyabilirim.' dedi sırıtırken. Gülümseyerek yüzünü izlemeye başladım.
Aniden fren yapmasıyla cama döndüm. Arabasını kenara çekmiş bir adam yolun ortasında kolunu sallayarak yardım istiyordu. Kerem'in camına yaklaşınca Kerem camını indirdi.
'Hayırdır birader? Bir sorun mu var?' dedi. Adam fazlasıyla telaşlı görünüyordu.
'Abi, abi karım hamile. Hastaneye gidiyorduk ama doğum başladı diyor. Yardım edin nolur. Ambulansı aradım ama 1 saatten erken gelemeyecekleri söylediler. Nolursunuz yardım edin.' arabadan indim hızla. Biraz önümüzde duran arabaya yaklaştım koşarak.
Arka koltukla acıyla kıvranan kadına baktım. 'Sakin ol, yardım edeceğim sana tamam mı?' dedim. Kadın başını salladı.
'Suyum geldi evdeyken,' dedi nefes nefese. 'Hastaneye gidiyorduk ama hissediyorum doğacak.' dedi. Gülümseyip elini kavradım.
'Sakin ol, Allah'ın izniyle halledeceğiz. Şimdi ilk önce ismini söyle bana.' dedim.
'Simge ismim.'
'Tamam Simge, şimdi derin derin nefesler alıp ver ve sakın olumsuz şeyler düşünme tamam mı balım?' dedim. Başıyla onayladı.
'Beyfendi, battaniye tarzı bir şey lazım bana.' dedim arabanın hemen kenarında bekleyen adama. Adam bagajı açtı. Bagajdan bir kaç bebek battaniyesi ve küçük bir yastık getirdi.
'Hastane çantasında bunları buldum.' diyerek uzattı. Gülümseyip aldım. Elimde 2 tane battaniye vardı. Birisini kenara bebek için bıraktım. Diğerini kadının altına serip gözlerine baktım.
Allah'ım, ne olursun yardım et. Ne yapacağımı bilmiyorum ama ne olursun yol göster.
Arabanın içinde yanan ışıklar sayesinde rahatlıkla görebiliyordum. Simge yüksek sesle inledi. 'Geliyor!' dedi. Nefes alıp yerimi aldım.
'Simge, çeneni göğsüne yasla. Sancın en yüksek noktaya geldiğinde bebeği ittir tamam mı güzelim? Sadece dediğimi yap, istediğin kadar bağırabilirsin rahatla.' söylediklerimi yaptı. Elleriyle koltuktan destek alacak var gücüyle bebeği itti. Yavaş yavaş çıkmaya başlayan bebeği görmemle gülümsedim. 'Geldi Simge, hadi tekrardan aynı şekilde yap.' Simge yüksek sesle çığlık atarak bebeği itti. Ellerime düşen bebeği sıkıca tuttum. Hızla battaniyeyi sardım. Ağlamaya başlayan bebeğe baktım.
Allah'ım bu nasıl bir mucize? Simge ağlamaya başladı. 'Çok şükür.' dedi nefes verirken. Kucağımda tuttuğum bebeği kucağına verdim. Öyle mucizevi bir şey ki, bebek annesinin göğsüne yatar yatmaz ağlamayı bıraktı.
Nefes verip adama döndüm. Adam ağlarak sıkıca sarıldı bana. 'Çok, çok teşekkür ederim.' ellerim pisti ama adamın sırtını sıvazladım.
'Ambulansı beklemeyin, hastaneye gidin direkt. Bebek iyi çok şükür.' adam benden ayrılıp omzumu sıvazladı. Ardından karısının yanına geçti.
Elleri cebinde gülümseyerek bana bakan Kerem'e baktım. Yavaşça yaklaştım. Kerem alnıma öpücük bırakıp gözlerime baktı. 'Güzelim, aferin sana.' dedi gülümseyerek.
'Kerem, çok garip bir şeydi. Ama o kadar güzeldi ki..' Kerem gülerek sarıldı sıkıca.
'Karım sizlere ayrı ayrı teşekkür ediyor. Allah sizden razı olsun. Doktor musunuz siz?' dedi arkamızdan adam. Kerem'den ayrılıp adama döndüm.
'Ne demek, anne ve bebek iyi olsun yeter. Doktor değilim, savcıyım ben.' dedim gülümseyerek.
'Çok sağ olun, şimdi gidiyorum ama sizlere teşekkürüm böyle kalmayacak. Allaha emanet olun.' adam bizimle vedalaşıp arabasına bindiği gibi uzaklaştı.
Kerem arkadan sıkıca sarılıp başını boynuma gömdü. 'Gidelim hadi, arabada ıslak mendil var ellerini temizleyelim.' dedi. Kerem'e dönüp arabaya ilerledim. Bindiğimde Kerem torpidodan ıslak mendili alıp ellerimi silmeye başladı.
'Eve mi döneceğiz?' dedim. Kerem gözlerime baktı.
'Hayır güzelim, nereye gideceksek oraya gidicez. Bu geceyi planladığım gibi bitireceğim.' demesiyle sırıttım.
'Nasıl bitirecekmişsin?' dedim. Yüzüme öyle yakındı ki, nefesim tekliyordu heyecandan.
'Yanağını okşarken bitireceğim.' dedi sırıtarak. Pislik, benimle oyun oynuyordu. Ellerimi temizlemesi bitince geriye çekilmesine müsade etmeden çenesinden tuttuğum gibi dudaklarına kapandım. Kerem sırıtıp karşılık vermeye başladı.
Dili ağzımı keşfederken yavaşça kulak memesiyle oynamaya başladım. Kerem, kulak memesinden öyle etkileniyordu ki.. Nefesi hızlanınca amacıma ulaştığımı anlamıştım.
Yavaşça geriye çekildi. 'Ecem, halime bak. Geceye kadar öpmeyecektin beni.' dedi. Elimi sertleşmiş penisine attım. Yavaşça okşadım.
'Ama, nasıl dayanabilirdim sen öyle yakınımdayken? Hmm?' sondaki hmmlamam onu ayrı çıldırtıyordu. Her şeyi bilerek yapıyordum.
'Ecem,' dedi nefesi dudağıma çarpıyordu. 'Eğer şunu yapmayı bırakmazsan seni o koltukta öyle bir sikerim ki, inan sonuçlarını duymak istemezsin.' dedi dişleri arasından.
'Ne olur? Yürümem mi zorlaşır? Hmm?' Kerem nefes verip geriye yaslandı. Hiç bir şey demeden arabayı çalıştırdı. Son hızla gideceğimiz yere sürmeye başladı.
Böyle adamı delirtirler Kerem Kartal. Ayık olacaksın. Sırıtarak geriye yaslandım.
Geçen dakikaların ardından boğazda bir restoranın önünde durduk. İnip Kerem'e baktım. Kerem bir elini cebine, bir elini kalçama yakın şekilde tutup içeriye adımladı.
Burada tek biz vardık. Bizden başka kimse yoktu. Kerem'e baktım. 'Sen sormadan söyleyim, evet burayı bizim için kapattırdım.' dedi. Sırıttım. Beni tanıyorsun Kerem Kartal, hoşuma daha çok gidiyorsun.
Sandalyemi çekip oturmama yardımcı oldu. Çenesini okşayıp oturdum. Üzerindeki ceketi çıkartıp karşıma oturdu. Hemen elimin yanında kocaman bir buket kırmızı gül vardı. Kerem Kartal, sen öyle mükemmelsin ki.. bir kadını mutlu etmenin en iyi yollarını biliyorsun.
Kerem boğazını temizleyip bana baktı. 'Beğendin mi? Rahatsız olduğun bir şey var mı?' dedi. Gülümsedim.
'Her şey çok güzel bi'tanem. Güllere ayrı bayıldım.' sırıtıp masanın üzerinde duran elimi tuttu.
'Güzelim, her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Bu saatten sonra daha güzellerini göreceksin.' gülümsedim.
Önümüze konulan yemeklerle Kerem elimi bıraktı. Adama teşekkür edip yeniden bana döndü.
'İzleyecek misin hala beni yoksa yemeğine mi odaklanacaksın?' demesiyle güldüm.
'Yemek yemektense seni keyifle, doya doya izlemeyi tercih ederim.' dememle Kerem'in gözleri yavaşça gözlerimi buldu. Hoşuna gitmişti söylediklerim. Hemde fazlasıyla hoşuna gitmişti.
'Yemeğini ye güzelim, hadi.' dedi. Sırıtıp yemeğimi yemeye başladım. Tepkisini sözlü olarak vermese de, şuan kalbinin depar attığına emindim.
Geçen dakikalardan sonra yemeğimiz bitmiş, doya doya sohbet etmiştik. Kerem'le yaptığım her şey, konuştuğum her şey daha anlamlı, daha mutlu ediyordu beni. Bu başından beri böyleydi.
Boğazını temizleyen Kerem'le düşüncelerimden sıyrıldım. Kerem ayağa kalkıp yanımda diz çöktü. Gülümseyip cebinden çıkarttığı yüzük kutusunu açıp bana doğru yaklaştırdı. Gözlerim Kerem'in her hareketini takip ederken içimdeki heyecanı dışa vurmamaya çalışıyordum.
'Güzelim, benimle evlenir misin?' ağlama Ecem, sakın ama sakın ağlama!
'Evet..' dedim heyecanlı sesimle. Kerem yüzüğü parmağıma takınca ayağa kalkıp sıkıca boynuna sarıldım. Kerem kollarını belime sarıp boynuma minik öpücükler bırakmaya başladı.
'Seni çok seviyorum güzelim.' demesiyle başımı omzundan kaldırıp dudaklarına kapandım. Eli yanağımı bulunca öpüşmemizi derinleştirdim. Dillerimiz buluştuğunda kendimi ona bastırdım. Birazdan olacakları bildiğimden yavaşça geriye çekildim.
'Bende seni çok seviyorum bi'tanem.' dedim nefesimi düzene sokmaya çalışırken. Kerem sırıtıp bel boşluğumu okşadı.
'Gidelim mi?' dedi sırıtırken. Bu sırıtmanın altında yatanı biliyordum. Dudağına buse kondurdum.
'Gidelim.' dedim sessizce dudaklarına. Kerem elimi kavradığı gibi masadaki çiçeklerimi alıp çıkışa yöneldi. Tabi yürürken çalışanlara kaşla gözle bir şeyler demişti.
Arabaya bindiğimizde Kerem çiçeği arkaya bıraktı yavaşça. Bense hala parmağımdaki yüzüğü inceliyordum.
'Baya beğendin herhalde güzelim ha?' dedi gülerek. Bir yandan arabayı çalıştırdı.
'Bayıldım! Kendimi biraz garip hissediyorum.' dedim. Evleniyor olmak.. heyecanlıydı. Sevdiğin adamla aynı evi paylaşacak olmak, her gece beraber uyuyacak olmak, beraber daha sık vakit geçirecek olmak hepsi mutluluk vericiydi.
'Neler hissettiğini biliyorum güzelim. Bende aynı şeyleri hissediyorum.' gülümsedim. Elimi hafif kaldırıp yüzüğün fotoğrafını çektim. Babamla olan sohbetime girip fotoğrafı attım.
'Kime attın?' diyen Kerem'e döndüm.
'Babama.' dedim sırıtırken.
'Baban zaten biliyordu.' demesiyle yüzümdeki sırıtma yerini şaşırmaya bıraktı.
'Ne?'
'Evet, müsade almadan mı teklif edecektim?' dedi Kerem. Gülmeye başladım.
'Bana hiç bir şey söylemedi!' dedim.
'Ee güzelim süprizi mi bozsaydı? Herkes biliyor. Zaten planı Yavuz, Ece ve Akın amcayla yaptım. Akın amca o abartı sevmez sade ama unutmayacağı bir yerde yap dedi. Ece yüzüğü seçmeme yardım etti. Gündelik taktığın yüzüklerden birisini çaktırmadan alıp ölçüsünü ona göre almamı sağladı. Yavuz mekan konusunda yardım etti. Hepsi yardımcı oldu işte.' dedi Kerem gülümserken.
'Siz cidden.. fazla uyanık ve fenasınız.' dedim geriye yaslanırken. Kerem arabasının evinin yanındaki garaja park edip bana döndü.
'Her şey senin içindi.' dedi. Kerem parmağıyla burnuma hafif vurup arabadan indi. Sırıtıp indim. Hemen dibimde duran Kerem kapımı yavaşça kapatıp beni arabayla arasına aldı. Ellerini belime koyup elbiseden taşan göğüslerime ıslak öpücükler bırakmaya başladı.
Ellerimi kollarına attım. Kerem yavaşça boynumu öptü. Ardından gözlerime baktı. Uzansam dudaklarına değecektim. Bu kadar yakınımdayken böyle durmak çok zordu.
Çenemi sakince tutup dudaklarımızı birleştirdi. Ellerimi hızla boynuna doladım. Kerem yavaş öpüyordu bense onun aksine hızlı ve derin öpüyordum. Kerem sırıtıp dudaklarımdan ayrılmadan beni kucağına aldı. Bacaklarımı beline doladım hızla.
Dilim ağzının içindeyken Kerem sertçe kendini bana bastırdı. Kucağındaydım ama arabaya yaslı duruyordum hala. Kendini bana bastırınca hissettiğim sertleşmiş erkekliği sırıtmama sebep olmuştu.
Çalan telefonunu duymazdan gelip öpüşmeye devam etti. Bir eli yanağımda diğer eli ise sağ göğsümdeydi. Bir yandan göğsümü okşuyor, diğer yandan öpmeye devam ediyordu.
Telefonu yeniden çalınca yavaşça dudaklarımdan ayrıldı. 'Özür dilerim güzelim ama bu piç kimse ağzına sıçacağım.' demesiyle güldüm. Kerem bir eliyle beni tutarken diğer eliyle telefonunu çıkarttı.
'Ne var ağzının yayını siktiğim?!' arayan Yavuz'du. Gülmemi bastırıp Kerem'i izlemeye başladım.
'Ne alaka lan bu saate?'
'Olmaz. Yerime başkası gitsin amına koyayım!'
'Lan, kapat tamam geliyorum.' telefonu kapatıp cebine koydu. Bana dönüp nefes verdi.
'Güzelim, gitmem lazım. Askeriyede gecenin bir saatinde operasyon planlamışlar. Bu gece gelirim ama geç gelebilirim. Söz, telafi edicem.' başımla onayladım. Kerem dikkatle gözlerime baktı.
'Düşürme o güzel yüzünü. Söz veriyorum erken gelmeye çalışıcam.' dedi.
'Sorun yok, git hadi. Bir şey demesinler, git hadi.' kucağından indim. Arkadaki gülleri alıp geriye çekildim. Dudaklarıma buse kondurdu.
'Telafi edicem söz veriyorum. Seni seviyorum.' diyerek arabaya bindi. Gözden uzaklaşınca çantamdan evinin anahtarını çıkartıp eve girdim.
İşte, evlendiğimizde de böyle olacaktı. Ansızın gitmesi gerekecekti. Belki haftalarca, aylarca gelmeyecekti. Mesleği gereği mecburdu, buna bir şey demeye hakkım yoktu. Sadece üzülüyordum başka da bir şey yapamazdım zaten.
Odasına çıkıp üzerimdeki her şeyi çıkarttım. Üzerime Kerem'in tişörtlerinden birisini giyip kendimi yatağına bıraktım.
Bu gece olanlar.. bir kadını doğurtmak.. evlilik teklifi.. her şey o kadar garipti ki.. sanki gerçek değilmiş gibiydi. Ne kadar böyle dursam da aklım doğum yapan kadındaydı. İyi miydi? Bebeği nasıldı? Bir şeyleri yanlış yapmamıştım değil mi?
Kerem ne yapıyordu? Onca yıldan sonra bu gece yeniden bu yatakta sevişecektik. Vücudum deli gibi istiyordu onu. Eminim oda aynı şeyleri hissediyordu. İkimizde bun özlemin bitmesini planlamıştık ama ansızın çıkan şeyler tüm planları bozmaya yetiyordu. Nefes verdim.
Parmağımdaki yüzükle oynayarak kendimi uykunun kollarına bıraktım. Bu gecenin böyle bitmesini hayal etmemiştim ama yinede mutlu uyuyordum. Yakında evlenecektim. Bu yatakta beraber vakit geçirip, uyuyacaktık. Sırıtıp gözlerimi kapattım.
Her şey yavaş yavaş yoluna giriyordu.
