Ay Işığı kitap kapağı

29. bölüm / 36

Ay Işığı

29. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 29. bölüm

2 HAFTA SONRA

Saat sabah 10'u gösterirken gözlerimi açtım. İlk defa izin günümde saat 6 da kalkmak yerine 10 da kalkmıştım. Boş olan yanıma bakıp ayağa kalktım. Kerem bugün de çalışıyordu.

Yataktan kalkıp odadaki boy aynasından kendime baktım. Kerem'le evlenmiştik. 1 haftayı geçmişti. Artık onun evinde beraber yaşıyorduk. Hala inanması güçtü ama evet, biz evliydik artık. Gülümseyip yatağımızı topladım.

Odayı toparladıktan sonra makinaya çamaşır atıp evi havalandırdım. Robot evleri süpürürken mutfağa geçip kendime kahvaltı hazırlamaya başladım. Kerem yemek yemiş miydi? Tek başına kahvaltı yapmayı sevmezdi, bugün de bir çok kişi izinliydi. Kahvaltı yaparken eşlik edecek birileri bulmuş muydu?

Cebimden telefonumu çıkartıp Kerem'i aradım. Bir kaç saniye sonra açtı. Gülümsedim.

'Efendim bi'tanem?' sesini duymamla bile içimde çiçekler açıyordu.

'Ne yapıyorsun bebeğim? Kahvaltı yaptın mı?' dedim bir yandan kendime bir şeyler hazırlarken.

'Yaptım yaptım, operasyona çıkılacak onun için hazırlık yapıyorum güzelim. Sen ne yapıyorsun?'

'Operasyona mı? Kaç gün sürecek?' dedim. Suratım düşmüştü.

'Belli değil güzelim. Uzun sürebilir. Bu yüzden biraz fazla ve sıkı hazırlık yapıyoruz.' mutfaktan bahçeye açılan kapıdan çıktım. Gökyüzüne bakıp nefes verdim.

'Bugün mü gideceksiniz?'

'Gece 2 de çıkacağız yola. Sen iyi misin? Üzüldün mü ne sanki ha?' dedi alay eder gibi çıkan sesiyle. Üzüldüğümü biliyordu, yumuşamam için yapıyordu biliyordum.

'Evet, tehlikeli sonuçta ve, ve neyse boş ver.' dedim saçımı geriye atarken. Kerem'in güldüğünü duymuştum.

'Ve ne? Sende uzun süre ayrı kalmak istemiyorsun, biliyorum. Senden uzakta olduğum için güvende hissetmiyorsun ve benim için endişeleniyorsun. Hatta öyle endişeleniyorsun ki, işine odaklanamıyorsun, uyuyamıyorsun, her dakika telefona bakıyorsun çalacak mı veya mesaj gelecek mi diye. Haksız mıyım?' söylediği şeylerle gözlerim dolmuştu. Doğruydu hepsi.

'Doğru söylüyorsun bi'tanem. Tamda bunları yaşıyorum. Ama nasıl böyle hepsini bildin?' dedim bahçede yürürken. Kerem'in güldüğünü duymuştum.

'Çünkü aynı şeyleri hissediyoruz güzelim. Şimdi kapatmam lazım, seni seviyorum.'

'Bende seni seviyorum, dikkat et.' telefonu kulağımdan indirdim. Nefes verip eve girdim. Doğru söylüyordu. Aynı şeyleri hissediyorduk ikimizde. Birbirimizden uzaktaydık ama hislerimiz, kalplerimiz birdi. O beni, bense onu düşünmekten uyuyamıyordum. Daha evleneli çok olmamışken uzun süre ayrı kalmamız gerekecekti. Yeni evlenmiş olmamız sorun değildi, sorun olan şey aynı evde 2 kişi yaşıyor olmamıza alışmamızdı.

Aynı yatağı paylaşmamız, akşamları işten gelince oturup uzun uzun sohbet ederek rahatlamamız, beraber duş almamız, beraber yemek yememiz ve daha nice birlikte yapılan şeyler. O yokken bunları tek başıma yapacaktım. Yada işten geç döneceğim günler beni evde yemek yapmış ve heyecanla bekleyen Kerem olmayacaktı. Ev boş ve sessiz olacaktı. Sadece ben ve Kerem'in köpeği Lasie olacaktı.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra evi temizleyip güzel bir duş aldım. Kahvemi alıp bahçeye çıkıp oturdum. Ece'yi görüntülü arayıp açmasını bekledim.

'BEBEĞİM! NABER?' dedi neşeli sesiyle. Oda evindeydi. Gülümsedim.

'İyiyim balım, sen napıyosun? Nasıl gidiyor hamilelik?' dedim. Ece gülümsedi. Kendini koltuğa bırakıp uzandı.

'Sorma bebeğim sorma! Belimi hissetmiyorum artık! Göbeğim de simdiden kocaman oldu.' diyerek göbeğini gösterdi. Artık hamile olduğu dışardan bakılınca bariz şekilde belli oluyordu.

'Oy! Teyze balı o! Ne kadarlık oldu şimdi?'

'5. ayı yarıladık. Hiç durmuyor bu yaramaz kız.' hangi ara 5. ayına girmişti..

'Bak, tek başına iş yapmaya kalkma! Beni ara hemen gelirim biliyosun.' gülümsedi.

'Biliyorum balım. Annem benimle, operasyona çıkacaklarmış zaten biliyosundur. Onun için yanımda kalacak Yavuz dönene kadar.' annesinin her anında yanında olması o kadar güzel ve kıymetli bir şeydi ki..

'Tamam bebeğim. Yine bir şeye ihtiyacın olursa falan biliyosun beni arayabilirsin. Çok da selam söyle Seren teyzeye. Öpüyorum ikinizi de. Konuşuruz yine.'

'Tamam balım, bizde seni çoook öpüyoruz dikkat et.' gülümseyip aramayı sonlandırdım. Çok bir şey kalmamıştı doğumuna. Yavuz da, Ece de heyecanlı ve telaşlıydı. Bebeklerinin heyecanı onları öyle değiştirmişti ki.. Normalde timdekilerin en ufak hatalarında ağızlarına sıçan, bağırıp çağıran Yavuz sakin bir adama dönmüştü. Kızıyordu ama sakince yapıyordu bunu. Babalık onu şimdiden değiştirmişti.

Gülümseyip ayağa kalktım. Salona geçip uzandım. Akşama dünden yemeklerimiz vardı. Bu yüzden rahattım. Telefonumu kenara bırakıp gözlerimi kapattım. Biraz kestirmeden zarar gelmezdi.

-Aynı günün akşamı.

'Ecem, güzelim. Kalk hadi.' yanağımı okşayan parmaklarla ağır ağır gözlerimi açtım. Kerem koltuğun yanına diz çökmüş, gülümseyerek bana bakıyordu.

'Saat kaç? Ne zaman geldin?' dedim yattığım yerde doğrulurken.

'Saat 11'e geliyor güzelim. Az önce girdim eve.' 11 mi? Gecenin 11'i mi? Pencereye baktım. Evet, gecenin 11'i.. kaç saattir uyuyorum ben?

'Neden böyle çok uyumuşum bugün?' dedim başımı ovarken. Kerem gülümseyerek yanıma oturdu

'Yoruluyorsun güzelim.' saçlarıma öpücük bıraktı. Bir elimi beline sardım oturduğum yerden.

'Yemekleri ısıtayım, acıkmışsındır.' ayağa kalkacağım sıra Kerem'in kolumdan kavrayıp müsade etmedi.

'Ben yemek yedim güzelim. Sana da hamburger almıştım gelirken. Karnını doyur hadi.' dedi sehpanın üzerinde duran poşeti gösterdi. Gülümsedim.

'Ne yedin?' dedim sehpanın üzerindeki yemeğimi yerken.

'Yavuz tüm askerlere döner yaptırmış. Ondan yedim güzelim.' dedi. Başımla onayladım.

'Bu mevsim de nar var mıdır?' dedim lokmamı yutarken. Kerem gülmeye başladı.

'Ne narı güzelim? Temmuzun ortasında nar olur mu? Nerden geldi aklına?' dedi saçımı okşarken.

'Bilmem, bir anda öyle canım istemişti.' son lokmamı da yutup geriye yaslandım. 'Teşekkür ederim yemek içinde.' dedim. Kerem bana döndü.

'Afiyet olsun güzelim.' boğazını temizledi. 'Bu sefer dönmemiz 2 ayı geçebilir.' dedi aniden.

'2 ayı geçebilir mi? Nereye gideceksiniz Kerem? Neden böyle uzun sürecek?' dedim. Gözlerim doluyordu. Bunun olmasını istemiyordum ama kendimi tutamıyordum.

'Irak'a güzelim. Biliyorum, korkuyosun, endişelisin ama bir şey olmayacak. Sağ salim yeniden döneceğim.' hızla boynuna sarıldım. Kerem kollarını vücuduma sarıp sıkıca sarıldı. Başını boynuma gömüp derince soludu.

'Gitmeni istemiyorum. Yalnız kalmak istemiyorum. Sensiz kalmak istemiyorum..' dedim gözlerimden yaşlar akarken. 'Ben 1 hafta bile ayrı kalmaya zor dayanırken 2 ay ve daha fazlası çok uzun Kerem.. sensiz ben ne yapacağım?'

'Hşş, güzelim sakin ol. Ağlamak yok, Ecem bana bak.' dedi. Başımı omzundan kaldırıp gözlerine baktım. 'Güzelim, sağ salim geleceğim. Ağlama artık.' dedi gözyaşlarımı silerken.

'Gitmeni istemiyorum Kerem.. senden haber alamadan nasıl duracağım?' ağlamam şiddetlenmişti. Kerem yanaklarımdan kavradığı gibi dudaklarımızı birleştirdi. Bu öpücük sakinleşmem içindi, artık beni tanıyordu.

Beni kucağına almaya yeltendiğinde başımı iki yana salladım. 'Olmaz.' dedim hızla. 'Regl oldum.' yalan söylüyordum. Regl değildim. Sadece, bilmiyorum anlam veremediğim şekilde hareket ediyordum.

'Tamam güzelim. Zaten gitme vaktim geldi.' dedi. Bileğini kavrayıp yeniden kapandım dudaklarına. Kerem bir elini yanağıma diğer elini belime koyup öpüşüme karşılık verdi. Sanki bu son öpüşmemizmiş gibi öpüşüyorduk. Hızlı ama tutkulu.

Kerem çalan telefonuyla benden ayrıldı. 'Yavuz arıyor, almaya geldi beni.' diyerek ayağa kalktı. Peşinden bende kalktım. Kapının önünde durduğumuzda Kerem sıkıca sarıldı. Kollarımı boynuna dolayıp boynuna minik öpücükler bıraktım.
'Çok dikkat et güzelim. Bir şey olursa Eren yarbayı ara, o burada. Tek güvenebileceğim kişi o. Tamam mı?'

'Kerem, ben kendi başımın çaresine bakarım. Aklın bende olmasın. Dikkatli ol, telefonun çektiği an bana mesaj at. Seni seviyorum.' gülümseyerek dudaklarıma bir buse kondurdu.

'Bende seni çok seviyorum güzelim.' kapıdan çıktığı gibi dolu gözlerimle arkasından baktım. İçim öyle huzursuzdu, öyle sıkıntılıydı ki.. Bana dönüp el sallayınca aynı şekilde gülümseyerek karşılık verdim. Demir kapıdan çıkınca içeriye girip kapıyı kilitledim.

Evet, tek kalmıştım. Nefes verip salona geçtim. 'Lasie! Oğlum neredesin?!' Lasie Kerem'in yıllar önce sahiplendiği köpeğiydi. Salona giren Lasie'ye döndüm. Kucağıma atlayınca başını okşayıp sevdim. Simsiyahtı tüyleyi. Öyle asil duruyordu ki..

'Dur! Yüzümü yalama! Lasi!' yüzümü yalaması öyle huylandırıyordu ki beni. Gülerek köpeği geriye doğru çektim.

'Hadi artık yatağa! Saat amma geç olmuş.' Lasie'yi bahçeye açılan kapıdan çıkartıp kendim yukarıya çıktım. Üzerime geceliğimi giyip kendimi yatağa bıraktım.

Yine tek kalmıştım. Askerle evli olmanın kötü yanlarından birisi de buydu. Her an her şey olabilirdi. Hayatım boyunca da yalnız kalabilirdim, aylarca da. Çoğu zaman tek yemek yiyecektim, tek başıma film izleyecektim. Şuan değil ama ilerde çocuklarımızı çoğu zaman tek başıma ilgilenerek büyütecektim. Nefes verip kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Çok düşünme Ecem, çok düşünmek pekte iyi değil.