Ay Işığı kitap kapağı

21. bölüm / 36

Ay Işığı

21. bölüm

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 21. bölüm

Saat 6'ya gelirken uyanıp duşa girmiştim. Akşam Ece'yle film izlerken salonda uyuya kalmıştım. Yine gördüğüm rüyayla bir anda uyanmıştım. Uyandığım gibi duşa attım kendimi.

Gördüğüm rüyalar her zaman kötü bitiyordu. Bu ağlayarak uyanmama sebep oluyordu. Ben gece uykumu yeni düzene sokmuşken yine aynısı oluyordu. Yine kabus gibi olan rüyalarla uyanıyordum.

Duştan çıkıp göğsümdeki yaraya baktım. Neredeyse iki hafta olmuştu. Dikişlerimin iyileştiğini söylemişti Ece. Yavaşça üzerimi giyip çıktım banyodan. Üzerime giydiğim kalın hırkanın şapkasını örtüp balkona çıktım. Güneş yeni doğuyordu. Hava iyiydi pek serin değildi.

Cebime koyduğum sigara paketini aldım. Dün marketten almıştım. Sigaradan nefret ederdim ama içmek istemiştim. Daha önce lisedeyken içmiştim ama tiksinmiştim. Şimdi ise canım istiyordu.

Paketten 1 tane alıp dudaklarımın arasına aldım. Derin bir nefes alıp yaktım sigarayı. Bir nefes çektim. Unutmamıştım. Havaya üfleyip içmeye devam ettim.

Bugünden sonra kendi evime gidecektim. Günler geçmek bilmiyordu. Çalışmayı özlemiştim. Elimdeki sigara bitince gökyüzüne baktım.

Kerem şuan ne yapıyordu acaba?

Neden gitmişti?

Neden bırakmıştı beni?

Hiç mi sevmemişti?

Düşüncelerimi defedip içeriye girdim. Kahvaltı hazırlamaya başladım. Bir yandan patates kızatıyordum bir yandan biber kızartıyordum. Ece hala uyuyordu. Patatesin ve biberin altını kısıp yukarıya çıktım.

Yavaşça Ece'nin odasına girdim. Hala uyuyordu. Ee saat daha sabahın 7'siydi. Odansındaki stor perdeyi tamamen açıp pencereyi açtım. İçeriye vuran güneş direkt Ece'nin yüzüne vuruyordu.

Ece eliyle gözlerini ovuşturup ince pikeyi yüzüne kadar çekti. 'Hadi kalk artık uykucu! Hadi! Geceden beri osura osura uyuyorsun.' dedim gülerek. Ece başındaki pikeyi çekip bana baktı.

'Ben osurmam bir kere tamam mı?' kahkaha attım.

'Tabi canım. Prensesler osurmaz.' Ece gülerek yanındaki yastığı yüzüme fırlattı. 'Takılıyorum bebeğim, kalk hadi! kahvaltı yapıcaz.' Ece yattığı yerden bana baktı.

'Yavuz da gelecekti. Ona göre bebeğim.' dedi yüzündeki sırıtmayla. Gülümsedim. Aşıktı aşık.

'Tamam masaya 1 bardak fazla koyarım.'

'Ben bir duş alayım Yavuz gelmeden, sonra beraber yaparız kahvaltımızı.' dedi. Yavuz gelecek diye süslenmekten de kaçmıyordu. Tam kalkacakken dikkatle baktı yüzüme. 'Sen,' dedi üzerimi kokladı. 'Ecem sen sigara mı içtin?' dedi şaşırmıştı.

'Evet, dün marketten almıştım.' dedim.

'Ecem, sen sigaradan nefret edersin. Kokusuna tahammül dahi edemiyordun, neden başladın? O illet eroin gibi, bir içtin mi bırakamıyorsun.' dedi. Başımla onayladım.

'Bırakmıycam zaten. İçicem artık.' Ece ayağa kalktı.

'Ecem içme balım. İyiliğin için diyorum.' dedi.

'Git duşunu al hadi!' dedim bacağından iterek. Ece anlamadığım şekilde bana bakıp çıktı odadan. Üzülmüştü. Sigaradan oda nefret ediyordu ve ne kadar zararlı olduğunu biliyordu. Bu yüzden kızmıştı bana.

Oturduğum yataktan kalkıp mutfağa indim. Ocakta kızaran patateslere baktım. Azıcık daha dursa tam tadında olacaktı. Patatesler kızarırken masaya 1 bardak 1 çatal daha ekledim. Güzelce kahvaltılıkları koyup çalan zille koşarak kapıyı açtım.

'Hoş geldin deli.' dedim. Yavuz elindeki poşetle içeriye girip yavaşça sarıldı.

'Hoş buldum cadı. Ne yapıyorsunuz?' diyerek mutfağa ilerledik. Bir yandan patatesleri ve kızaran biberleri tabaklara almaya başladım.

'Ne yapalım kahvaltı yapacaktık. Sen naptın?' Yavuz gelirken aldığı sımsıcak börekleri tabağa koyuyordu.

'Bende uğraşıyorum ordan oraya. Ece nerede?'

'Duşta, git bak istersen.' dedim masaya tabakları koyarken.

'Sapık mıyım lan ben?' diyerek masaya oturdu Yavuz.

'Valla sapık mısın nesin bilmem ama korkağın tekisin. Kıza artık bir adım at Yavuz. Senelerdir seni seviyor, bir adım at artık.' dedim. Çayın altını kısıp tezgaha yaslandığım gibi Yavuz'a baktım.

'Korkak değilim, sadece kaygılarım var.' nefes verdim.

'Ne kaygısı? Öpüşüyorsunuz, beraber uyuyosunuz tamamen sevgililer ne yaparsa onları yapıyorsunuz ama hala 1 adım ileri atmıyorsunuz.' Mutfağa giren Ece'yle sustum. Yavuz Ece'ye gülümseyip bana kısa bir bakış attı.

'Hoş geldin Yavuz.' dedi Ece Yavuz'a sarılırken. Onlar öpüşüp koklaşırken çaylarımızı doldurdum. Ardından sofraya oturdum. Ece ve Yavuz gülerek bi şeyler konuşuyordu ama konuyu başından duymadığım için anlamamıştım.

'Yaraların nasıl oldu Ecem? Daha iyisin demi?' dedi Yavuz bir şeyler tıkınırken.

'İyiyim şükür, gayet iyiyim. Bugün kendi evime geçicem artık.' Ece sert bir bakış attı bana.

'Ne demek kendi evine geçeceksin? Saçmalama Ecem. Asla izin vermem.' dedi Ece.

'İzin almıyorum zaten balım. Gidicem kendi evime artık. Sıkılıyorum, bunalıyorum.' dedim. Ece Yavuz'a baktı.

'Bir kaç gün daha kalsaydın ya burada.' dedi Yavuz. Başımla reddettim.

'Yok, gideyim hem artık işe başlamak istiyorum.' Ece nefes verdi.

'Senin şu inadın keçi de bile yok.' dedi. Güldüm. Bunu her zaman diyordu.

'Siz ne yapacaksınız bugün?' dedim.

'Ben askeriyedeyim işte aynı işler. Operasyona çıkıcaz, onun için uğraşıyoruz. Bugün kalan işleri halledeceğiz işte.' dedi Yavuz. Başımla onayladım.

'Beni de zaten biliyorsun, kamptayım tüm gün. Bugün Samet ve Alya'ya sözüm var, beraber top oynayacağız.' gülümsedim. Samet'i özlemiştim. Güya söz vermiştim sık sık gelicem diye, ama nerede?

Telefonumu gelen bildirimle elime aldım. Babamdan mesaj vardı.

●Babam

Kızım, evine gidince seni bir süpriz bekliyor.

İnşallah mutlu olursun

Şimdi gitmem lazım toplantıya giricem.

Seni seviyorum, dikkatli ol.

Gülümseyerek telefonumu kapatıp masaya bıraktım. Ne yapmıştı kim bilir.. Karnım doyunca geriye yaslandım.

'Ne sırıtıyorsun telefona bakarken? Sevgili mi yaptın he?' diyen Yavuz'a baktım.

'Sence bir daha öyle bir hata yapar mıyım?' dedim. Yavuz'un gülen yüzü soldu. 'Hayatımda bundan sonra aşka dair asla yer yok.'

'Takılmak istemiştim aslında. Neyse boş vererelim bunu.' dedi Yavuz. Ayağa kalktım.

'Ben gidiyorum, siz takılın iş saatine kadar biraz. Ece kıyafetlerinle gideyim, getiririm bir ara.' dedim.

'Ecem biz bırakırız seni, otursana az daha.' dedi Ece.

'Yok, işlerim var biraz. Siz takılın ya, bakın keyfinize.' Ece'ye sarılıp Yavuz'un kolunu sıvazladım. 'Görüşürüz. Hiç kalkmayın, oturun yabancı değilim.' gülümseyip çıktım mutfaktan. Ece'nin odasından üzerime dünki siyah yeleği giydim. Omzuma gri çantasını takıp saçımı düzelttim. Dün dışarıya çıkarken giydiğim kıyafetler vardı üzerimde. Şapkayı da takıp evden çıktım. Rastgele yürümeye başladım.

Hava güneşliydi, güzeldi. Eve taksiyle geçecektim. O yüzden öylesine yürüdüm yollarda. Gördüğüm boş taksiyi durdurdum. Binip evin yolunu tarif ettim. Başımı cama yaslayıp öylece boş boş dışarıya baktım.

Radyodan çalan şarkının sözleri beynimde yankılandı.

Kaldım bir başıma
Korkum seni unutuyorum
Yüreğimden kanaya kanaya
Olmazlara vuruluyorum

Nefes verdim. Hatırlamak istemiyordum. Kerem'i aklımdan çıkartmak istiyordum ama yapamıyordum. Nereye, kime baksam Kerem'i görüyordum. Her şey bana onu hatırlatıyordu.

Taksi evimin önünde durunca parayı ödeyip indim aşağıya. Kapıyı şifreyle açıp içeriye girdim. Ah güzel bahçem, bensiz kaldın. Gözümden sakındığım çiçeklerim hala bıraktığım gibiydi. Gülümseyip Açık olan garaja baktım. Hızla oraya adımladım. Arabamın yapılacak, tamir edilecek hali yoktu kazadan sonra aslında ama şuan gıcır gıcır gözümün önündeydi.

Camdan bakıp geriye çekildim. Bu yeniydi. Babam yeniden almıştı. Sürprizi buydu. Mutlulukla yerimde tepindim. En çokta arabam gitti diye üzülmüştüm ama şuan elimin altındaydı. Gülerek hızla evime girdim.

Bazı şeyler yolunda gitmezken bazı şeylerle mutlu olmayı başarıyordum. Giyinme odama çıkıp üzerime lacivert eşofman takımımı giydim. Saçımı at kuyruğu yapıp aşağıya indim. Mutfaktan 1 bardak bira alıp kendimi salondaki koltuğun üzerine bıraktım

Tavana bakıp nefes verdim. Mutlu falan değildim ben. Tam tersi her geçen gün daha çok mahvoluyordum. Toparlanmam kaç senemi almışken yine yıkılıyordum. Güvenebileceğimi düşündüğüm adam tarafından terk edilmiştim. Öylece bırakıp gitmişti. Akan göz yaşlarımı silip gözlerimi kapattım.

'Ne olur Kerem Kartal, ne olursun geçerli bir sebebin olsun.'