13. bölüm / 36
Ay Işığı13. bölüm
Bölümler 36Şu an: 13. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ağır ağır gözlerimi araladım. Hangi ara sobanın yanı başında uyuya kalmıştım ben? Askerler bana bakıyordu. Gülümseyerek saçımı düzeltip omzumu ovdum. Yavuz gülümseyerek yanıma geldi elinde bilgisayar çantasıyla.
'Günaydın Ecem hanımcım! Ajan sana bağlanacakmış birazdan. Bilgisayardaki kod işini halledip hem yarbayıma hem ajana bağlanman lazım.' başımı salladım.
'Tamam hallederim şimdi.' Sobanın yanında duran küçük sehpayı önüme çektim hemen. Sırtımı duvara yaslayıp bilgisayarı kurmaya başladım.
Fazla ter bastığından üzerimdeki üniformayı çıkartıp kenara bıraktım düzgünce. İçimdeki yünlü badiyle kalmıştım. Cebimden gözlüğümü alıp taktım hızla. Başımı kaldırmamla herkesin bana baktığını gördüm.
'Neden beni izliyorsunuz hepiniz?' dedim.
'Ee savcım kimi izliycez başka? İşini hallet hadi sen.' dedi Yavuz. Yavuz'a göz devirip bilgisayara odaklandım.
Taktığım kulaktıktan cızırtı sesi gelmeye başladı. 'Beni duyuyor musunuz?' dedim sakince. O sırada bilgisayardan kodları çözüyor, Eren yarbayımla bağlantı kurmaya çalışıyordum.
'Sesimi alıyor musunuz?' dedi bir kadın sesi.
'Evet, ben savcı Ecem Özçelik. Sizi dinliyorum.' nefes verdi.
'Memnun oldum savcım, Deniz bende.' gülümsedim.
'İyi misin? Ne durumdasın?' dedim yarbayıma bağlanmaya çalışıyordum hala ama sinyal alamıyordum.
'İyiyim ama sanırım benden şüphelenmeye başladılar. Gözümün önünde içlerinden olan kadına tecavüz ettiler. Burada kadınları böyle kullanıyorlar ve tehtid edildim. Eğer istedikleri şeyleri ses etmeden yapmazsam sonum böyle olurmuş.' sesi kısık ve tizdi. O kansız teröristler en yakın zamanda cezalarını çekecek, hak ettikleri yere gideceklerdi.
'Sana dokunan olmadı değil mi? İçlerindeki o hainlerle ne halt yedikleri umrumda değil Deniz, önemli olan sensin.' güldüğünü duydum. 'Senden neden şüpheleniyorlar?' Eren yarbayımı bağlamıştım. Duyuyordu bizi.
'Burada arapça konuşuyorlar, benim farklı dilde konuşmam ve hareketlerim onları şüphelendirdi sanırım. Dillerini anlamadığım için bir şey dediklerinle anlamakta ve yapmakta zorlanıyorum. Bundan nefret ediyorlar.' dedi Deniz ajan.
'Sorun değil, yakında yanımızda olacaksın. Şimdi bana nasıl bir yerde olduğunuzu tarif eder misin? Sinyalin çok kesiliyor, bilgisayar üzerinden takip ederdim ama sinyalinin kesilmesi bizim için sorun olur.' dedim bir yandan bilgisayarda gördüğüm sinyali izliyordum.
'Savcım yer altındayız, buraya indiğimiz yerin önünde kırık dökük bir su tankeri var. Geceleri dışarıya çıkıp buraya yemek getiriyorlar gündüzleri asla ama asla dışarıya adım atmıyorlar. Dışarıdan gelen sesleri duymak biraz zor ama saat başı sadece kafalarını çıkartıp kontrol ediyorlar.' dedi nefes alırken. 'Ankara da büyük bir patlama olacağı hakkında konuşuyorlar ama kesin bir şey demiyorlar. Bizim yanımızda pek konuşmuyorlar. Şimdi gitmem lazım savcım. Sizinle tuvalette konuşuyorum, her an içeriye girebilirler. Dikkatli olun ve unutmayın saat başı kontrol ediyorlar.' dedi.
'Seninle bir daha irtibata geçmem zor Deniz. Söylediğin her şeyi ben ve yarbayım dinledik sabaha yanında oluruz diye düşünüyorum. Biraz daha dayan ve sakın ama sakın kimliğinin açığa çıkmasına müsade etme. Kendini koru ve ne olursa olsun açık verme Deniz. Eğer sana dokunmaya kalkarlarsa boyunlarını hedef al, ama gerçi koskoca ajansın sana ne diye akıl veriyorsam?' ikimizde güldük.
'Desteğinizi hissettirdiğiniz için teşekkür ederim savcım, çok iyi geldi. Dikkatli olun, sağ salim görüşmek dileğiyle.' Deniz'in hattı kesildi.
'Yarbayım, ne diyorsunuz? Ne yapacağız?' dedim ellerimi başıma koyarak.
'Ecem kızım eğer geceleri çıkıyorlarsa ve saat başı dışarıyı kontrol ediyorlarsa işimiz allahın izniyle kolay. Sabah güneş doğunca orada olun. Deniz'le irtibata tekrardan geçeceksin, o size komut verecek. Şimdi dinlenin, sabaha çok işimiz var. Allah'ın izniyle sağ salim, orayı temizleyip geleceksiniz.' başımı kaldırıp nefes verdim.
'Tamamdır yarbayım. Sizinle tekrardan iletişime geçeceğim, söylediklerinizi askerlerimizle paylaşacağım şimdi. Eğer plana katmak istedikleri değişikler olursa müsade ediyor musunuz?' dedim.
'Tabiki kızım, tim Yavuz'un emrinde Yavuz ise benim. Eğer Yavuz planı başka şekilde değiştirmek isterse veya bir şeyler eklemek, çıkarmak isterse yapabilir. Bana haber vermeyi unutmayın. Şimdi dinlenin bolca. Hayırlı geceler.'
'Sağolun yarbayım.' kulaklığımı çıkartıp bilgisayarı kapattım. Sehpanın üzerine güzelce koyup kenara aldım. Askerler hala beni izliyordu.
'Ne oldu? Neden sanki keyfin kaçmış gibisin Ecem?' dedi Yavuz.
'Bir şey olmadı. Aklım ajanda takılı kaldı.' dedim geriye yaslanırken. Sonrasında yarbayımın söylediği her şeyi tek tek askerlere anlattım. Yavuz planı mantıklı bulmuştu ama biraz düşünmesi gerektiğini söylemişti.
Gözlüğümü çıkarıp sehpanın üzerine koydum. Yerde duran minderi alıp başımın arkasına koyup duvara başımı yaslayarak gözlerimi kapattım.
'Savcım orada değil koltukta uyuyun.' dedi Murat. Gözlerimi açmadım.
'Yok Murat, ben iyiyim böyle. Sizde dinlenin.'
'Siz uyuyun savcım. Biz böyle de dinleniyoruz.' dedi Emre. Gülümseyerek başımla onayladım.
'Işığı söndürün, Ali ve Gökhan siz dışarda nöbet tutun, 2 saat sonda Murat ve Emre'yle yer değiştirin, sizden 2 saat sonra da Kerem ve ben duracağım. Herkes dinlenecek bu gece, sabaha işimiz çok. Hadi.' dedi Yavuz. Işıklar sönmüştü, tavana azıcık yanan sobanın ateşi vuruyordu. Herkes yatmak için yerini almıştı. Kimsenin görmediğini düşününce yavaşça uzandım olduğum yerde. Sobanın dibinde vuran sıcaklıkla uykum fazlasıyla gelmişti.
Gözlerim ağır ağır kapanıyordu. Üzerime örtülen şeyle hafif gözlerimi açar gibi oldum. Karşımdakini göremiyordum ama kokusundan Kerem olduğunu anlamıştım. Tepki vermedim. Kerem'in soğuk eli yüzüme değince tüylerim ürpermişti. Nefesini yakınımda hissediyordum.
'Uyumadığını biliyorum.' dedi dudağıma doğru. Nefesim tekliyordu. 'Bir şey demeyecek misin?' o kadar kısık sesle konuşuyordu ki.
'Yakalanabiliriz, yerine git.' güldüğünü duydum. Komik miydi?
'Yakalanmayız. Bu zifiri karanlıkta kimse fener açmadan göremez bizi.'
'Kerem,' dedim nefes verirken. 'Yerine git. Ne yapıyorsun burada? Bir şey diyeceksen söyle.' yanağımdaki elini boynuma indirdi. Boynuma inen eliyle irkildim.
'Herkesin gözü sende, öyle delirtiyor ki bu beni. İşini yaparken ne kadar cezbedici olduğunu benden başka erkekler görünce çıldırıyorum. Seni deliler gibi kıskanıyorum Ecem.'
Yavaşça dudaklarıma bastırdı kurumuş dudaklarını. Elimi beline koyup karşılık verdim yavaş ve sakin bir şekilde. Dudaklarından sessizce ayrılıp elimi yanağına koydum.
'Yapma.' dedim sessizce.
'Neden?' dedi Kerem dudakları dudaklarıma değerken.
'Dayanamıyorum yapma.' güldüğünü duymuştum.
'İyi geceler savcım.' diyerek uzaklaştı benden. O güzel kokusu burnumdan gidince gözlerimi kapattım.
Beni seviyorsan eğer bunu neden başkalarına göstermekten kaçıyorsun Kerem Kartal? Neden insanlara birlikte olduğumuzu söylemiyorsun? Yoksa aramızdakiler senin için sadece sevişmekten mi ibaret? Nolur beni yanılt Kerem Kartal, nolur.
