2. bölüm / 36
Ay Işığı2. bölüm
Bölümler 36Şu an: 2. bölüm
- 1 1. bölüm1.147 kelime
- 2 2. bölüm1.800 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. bölüm1.554 kelime
- 4 4. bölüm1.099 kelime
- 5 5. bölüm1.478 kelime
- 6 6. bölüm1.664 kelime
- 7 7. bölüm2.128 kelime
- 8 8. bölüm1.701 kelime
- 9 9. bölüm3.421 kelime
- 10 11. bölüm1.526 kelime
- 11 12. bölüm1.774 kelime
- 12 13. bölüm906 kelime
- 13 14. bölüm1.768 kelime
- 14 15. bölüm1.442 kelime
- 15 16. bölüm1.499 kelime
- 16 17. bölüm1.666 kelime
- 17 18. bölüm / Dönüm Noktası.1.514 kelime
- 18 19. bölüm1.681 kelime
- 19 20. Bölüm1.250 kelime
- 20 21. bölüm1.092 kelime
- 21 22. bölüm2.763 kelime
- 22 23. bölüm1.939 kelime
- 23 24. bölüm1.079 kelime
- 24 25. bölüm2.638 kelime
- 25 26. bölüm1.567 kelime
- 26 27. bölüm1.766 kelime
- 27 28. bölüm1.386 kelime
- 28 29. bölüm1.212 kelime
- 29 30. bölüm1.393 kelime
- 30 31. bölüm1.390 kelime
- 31 32. bölüm/Narin çiçek 🌸1.234 kelime
- 32 33. bölüm1.544 kelime
- 33 34. bölüm1.619 kelime
- 34 35. bölüm. Final.3.025 kelime
- 35 🌸141 kelime
- 36 ÖZEL BÖLÜM2.393 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah 6 da çalan alarmla gözlerimi açıp yatakta doğruldum. Bu benim rutinimdi. Her gün sabah 6 da kalkar, hazırlanır koşu yapardım. Evde koşu bandında veya dışarda. Fark etmezdi. Koşudan sonra güzel bi kahvaltı yapıp hazırlanırdım. Ardından işe gider akşam 7 de gelirdim.
Bu yeni hayatımın ilk günüydü. Ve bugün daha önce yapmadığım bir şeyi yapmaya karar vermiştim. Bugün koşmak yoktu.
Yataktan hızla kalkıp sessizce valizimden banyo eşyalarımı aldım. Ece gece gelmişti sanırsam. Fazlasıyla yorgun olduğumdan duş dahi almadan uyumuştum. O yüzden geldiği görememiştim.
Kaldığım odanın katındaki duşa girip güzel bir duş almaya başladım. Yorgunluğumu şimdi omuzlarımdan akan sıcak suyla hissedebiliyordum.
Dün gece babamla konuşup annem ararsa yerimi söylememesini rica etmiştim. Babama güvenim tamdı, söylemezdi. Neler yaşadığımızı biliyordu. Amerika da Allah'ın her günü babamı arayıp beni al yanına diye sitem ediyordum. Oda üzülüyordu ama elinden bişey gelmemişti. Ama neyse sonuç olarak artık annem yok, bunaltıp sıkan insanlar yok. Artık eskisi gibi özgürüm. Kendi hayatım, kendi kararlarım.
Suyu kapatıp bedenime havluyu sardım. Nasıl iyi gelmişti bu duş bi bilseniz. Üzerime gri eşofman takımımı giyip saçlarımı taradım. Hadi bakalım Ecem, kahvaltı hazırlamaya!
Banyodan çıkar çıkmaz eşyalarımı odaya bırakıp mutfağa indim. Dolaptan aldığım malzemelerle krep ve patates kızartması yapmaya başladım. Kahvaltı hazırlamak en sevdiğim şeylerden birisi olabilirdi.
Bir yandan çay demleyip diğer yandan masayı hazırlıyordum. Uzun zaman olmuştu 2 kişi oturup kahvaltı yapmayalı.
'Balım, günaydın. Ne yapıyorsun?' gözlerini ovarak mutfağa gelen Ece'ye baktım.
'Günaydın bebeğim, kahvaltımızı hazırlıyorum. Elini yüzünü yıka, gel hadi.' dedim gülümseyerek. Ece bana doğru gelip sarıldı.
'Daha gece geldin, yorgunsun. Dinlenmek yerine kahvaltı mı hazırladın?' Saçlarını okşayıp geri çekildim.
'Hadi bakalım git elini yüzünü yıka gel. Kahvaltıdan sonra gitmem gerek.' diyerek sofraya oturdum.
'Tamam hemen geliyorum!' koşarak mutfaktan çıktı Ece. Arkasından gülüp başımı iki yana salladım. Deliydi bu. Hemde zır deliydi. Ama belkide şu hayata böyle tutunma sebebimdi. Ne zaman kötü hissetsem, ne zaman yalnız hissetsem sanki bunları oda hissediyormuş gibi varlığını hissettiriyordu.
Bir kaç dakika sonra Ece gelip sofraya oturdu.
'Nereye gideceksin kahvaltıdan sonra?' dedi ağzına zeytin atarken.
'Babam almaya gelecek. Benim için aldığı eve bakıcaz beraber bebeğim.'
'Artık tamamen burada olduğun için çok mutluyum ya! Cidden sonunda dualarım kabul oldu.' Gülümseyip başımı salladım.
'Çok şükür. Bugünden sonra kendi evimde kalmaya başlarım artık. Yarın hafta başı, ilk iş günüm. Sık sık bir araya geliriz zaten.' dedim çayımı yudumladım ardından.
'Bugün eğer yardıma ihtiyacın olursa beni ara. Kamptan bir kaç saatliğine ayrılabilirim.' dedi Ece. Ece çalıştığı askeriyenin köylerden kurtarılan çocuklar ve insanlar için kurulan kampta görev yapıyordu. Aynı zamanda askeriyenin sağlık bölümüyle ilgileniyordu. İşi zordu balımın.
'Tamam balım.' çalan telefonumla ekrana baktım. 'Efendim baba? Tamam çıkıyorum.' babamla kısa konuşmanın ardından ayağa kalkıp arkadan Ece'ye sarıldım.
'Kalkma bebeğim, kahvaltını yap.' ama tabiki beni dinlememişti. Beraber kapıya kadar gittiğimizde üzerine vestiyere astığı kabanını alıp benimle beraber dışarıya çıktı. 2 bavulum onun elinde, diğer 2 tanesi bendeydi.
Babamın yanına geçtiğimde korumaları valizlerimi alıp arabaya yerleştirdi.
Babama sıkıca sarılıp yanağına öpücük kondurdum. Babam da aynı şekilde karşılık verince gülümseyerek geri çekildim.
'Akın amca! Nasılsın?' diye neşeyle babama sarılıp geriye çekildi Ece. Babam sıcak gülümsemesiyle Ece'ye karşılık verdi.
'İyiyim kızım, seni sormalı. Nasıl da büyümüşsün.' dedi hala gülümserken.
'Bende iyiyim çok şükür. Sende bi gençleşmişsin Akın amca. Baksana saçlar falan acayip şekil duruyo. 20'lik çıtır gibisin maşallah.' hepimiz Ece'nin söylediklerine kahkaha atarken babam Ece'nin koluna vurdu şakadan.
'İlahi kızım, ben zaten 20'lik çıtırım. Ayıp ediyosun.'
'Bu samimi ortamı bozmak istemezdim ama artık gidelim babacım, bugün çok işim var.' babam başını sallayıp Ece'ye veda etti.
'Bebeğim, bak yardıma ihtiyacın olursa beni arıyosun. Aramazsan o sarı saçlarını yolarım!' diyerek bana sıkıca sarıldı Ece.
'Tamam balım tamaaaammm! Ararım, dün gece için ayrı teşekkür ederim.' dedim sarılırken.
'Ne demek yavrum. Aramızda böyle şeylerin lafı olmaz. Dikkat et kendine.' diyerek geri çekildi Ece.
'Sende dikkat et. Görüşürüz.' dedikten sonra arabaya bindim. Araba hızla oradan uzaklaşınca babama döndüm.
'Baba, nereden ayarladın evi?'
'Bizim ormandaki evi hatırlıyor musun? Orayı senin seveceğin tarzda yaptırdım. Ekstra olarak dışına elektrikli güvenlik teli yaptırdım ve demir kapıyı kartlı yaptırdım. Kart sadece sende ve bende var başka kimseye olmayacak. İstersen şifre de koyabilirsin tabi.' diyerek gülümsedi babam.
'Baba içini de yaptırdın demi? O evde diğer türlü babaanne gibi hissederek yaşardım.' dedim gülerek. Babam söylediğime kahkaha atıp sıkıca kollarıyla sardı beni. O ev biraz eskiydi. İçindeki eşyalar, duvarlar, her şey.
'2 katında duvarları boyandı kızım. Avizelerden tut halılara kadar senin tarzında yaptırdım. Arka bahçedeki havuzu yenilettim ve bahçeye oturma grubu aldım. Mutfağı baştan sona senin tarzında değiştirdik ve en önemlisi senin için ses geçirmeyen çalışma odası yaptırdım. Hep hayalindi, hayallerindeki gibi yaptırdım her şeyi.' babamı gülümseyerek dinlemiştim.
Yanağına kocaman bi öpücük bıraktım. 'Teşekkür ederim baba her şey için. Seni seviyorum.' diyerek daha çok sokuldum babama.
'Bende seni seviyorum güzel kızım. Yıllardır senin benim yanımda olma hayalinle durdum ayakta. Annen öylece seni de alıp çekip gidince, bir daha seni böyle canlı kanlı göremiycem diye korktum. Hep dua ettim. Benim gölgemde olman için dua ettim. Ne zaman istersem seni görmek için, hayallerini başarırken arkanda gururla, gülümseyerek durmak için dua ettim. Rabbim sonunda dualarımı kabul etti. Seni tekrardan bana kavuşturdu. Çok mutluyum. Öyle mutluyum ki bugün şirketteki herkese izin verdim.'
'Baba ağlatacaksın beni!' babam şirket konusunda normalde fazlasıyla katı bi insandı. Kuralları net ve katı bi adamdı. Ama bugün öyle mutluydu ki herkese izin verdiğini söylemişti. Ah babacım ah, bende çok özledim seni. Neredeyse her gün görüntülü konuşurduk ama o kadar farklı şeylerdi ki. Onun kolunun altında olmak, kokusunu canlı canlı almak, varlığını hissetmek çok başkaydı.
'Rabbim bir daha ayırmasın bizi kızım. İnelim hadi, geldik yeni evine.' dedi babam gülümseyerek. Arabadan indiğimde babamın yaptırdığı evimize baktım.
'Fatih oğlum siz bekleyin burda. Ben geleceğim birazdan.' babamın koruması başını sallayıp olduğu yerde beklemeye başladı.
Babam kartı otomatik kapıya okutup kapının açılmasını sağladı. 'Burası hem kartla hemde kumandayla açılıyo kızım. Kumanda sadece sende olacak, birde bende yedek duruyor ne olur ne olmaz diye. İlla kartla açmak zorunda değilsin. Kartla olurda böyle yürüyerek girmen gerekirse açarsın yine.' başımı salladım.
İçeriye girdiğimizde etrafı süzdüm. Küçüklüğümün geçtiği yerdeydim. Annemle babamla top oynadığımız günler düştü aklıma. Burukça gülümsedim.
'Bir süprizim daha var.' dedi babam.
'Ne süprizi baba?'
Babam evin hemen yanındaki kepenkli yeri gösterdi. Kumandayla basıp kepengi açtı. Gördüğüm arabayla gözlerim fal taşı gibi açıldı.
'Baba! Şaka olduğunu söyle!' babam gülümseyip başını salladı. Babama sıkıca sarıldım.
'Bu da hayalindi. Annen almana izin vermemişti ama ben seni hiç bir şeyden mahrum etmeyeceğim kızım. Tüm bunlar sana kavuşmamın hediyesi.' babama daha sıkı sarılıp geri çekildim.
Evet, babam hayalimdeki arabayı almıştı. Mercedes CLE Coupé.. Hemde simsiyahtı. Amerikada çok görürdüm. Ve hep heveslenmiştim. Anneme almak istediğimi söyleyince kapıdaki araba neyine yetmiyo demişti. Ama yetmediğinden değildi bu isteğim. Heves edip hoşuma gittiği için almak istemiştim. Ama ona bile izin vermemişti.
Ama babam.. babam yaşayamadığım hayallerimi yaşatıyordu bana. Baba, allah seni başımdan eksik etmesin.
'İçeriye girelim hadi. Evde görmen gereken yerler var.' babam elini belime koyup yürümeye başladı.
İçeriye girdiğimizde evde yüksek sesli bi kadın sesi duyuldu. 'Hoş geldiniz Ecem hanım.'
'Baba bu kim? Kimin sesi bu?' dedim şaşkınca. Babam gülmeye başladı.
'Yapay zeka kızım. Eve her girdiğinde bunu diyecek. Mesela her hangi bir şey sor cevap verir.'
'Yapay zeka bugün günlerden ne?'
'Bugün 3 Kasım 2024 Pazar. Saat 11.47.' gülümsedim.
'Baba bunu kapatabiliyo muyum peki?' babam demir kapının arkasında kalan duvardaki ekranı gösterdi. 'Buradan devre dışı bırakabilirsin. Evin neresinde olursan ol seni duyar. Olası tehlike anında evde veya dışarda sana uyarı verir. Mesela silah varsa üzerinde eline al.' Çantamdaki silahımı elime almamla evde yüksek sesli alarm ötmeye başladı.
'Tehlike! Tehlike!'
'Şimdi güvende olduğunu söyle.' dedi babam.
'Güvendeyim yapay zeka. Benim silahım bu.' dememle alarm kesildi. Babam gülümsedi.
'Eğer senden her hangi bir şey duymazsa tehlike de olduğuna emin olursa bana uyarı gönderecek. Hadi şimdi gel evim kalanına bakalım.'
Ulan baba, neler yaptın böyle eve. Ben biraz gariban düşünceliydim sanırım.. bana 1 oda 1 banyo bile yeterli olurdu ama bu elektrikli teller, yapay zeka, güvenliğin çok olduğu bir ev.. biraz fazlaydı.
'Koridorlarındaki led lambalar akşam 6 da otomatik olarak yanacak. Kapatmak istersen düğmeye bas kapanır. Bu ledlerden tüm koridorlarda var.' Ev o kadar ferahtı ki. Babam her yeri krem yaptırmıştı. Duvarlar toprak rengi mobilyalar ise kremdi. Çok eşya yoktu az ve özdü. Tam benim zevkimdi.
Mutafağa girdiğimde hevesle gülümsedim. Yemek yapmayı çok severdim, o yüzden mutfak evdeki en huzurlu hissettiğim yerleden birisiydi.
'Pastadır, kektir onları çok sevdiğin ve yaptığın için ekstra bi orta tezgah yaptırdım. Rahat olsun sana diye.' dedi babam. Beni çok iyi tanıyordu. Gülümsedim.
'Gel şimdi en önemli yere bakıcaz. Sonrasında gitmem gerek kızım, online toplantım var bugün.' Yukarıya çıktığımızda babam bana döndü. 'Buraya parmağını okut şimdi.' dijital ekranda parmak göstergesi vardı. Baş parmağımın her yerini okuttum. Ekranda yeşil onaylandı yazısını görünce babama döndüm.
'Artık sadece sen açabileceksin bu kapıyı.' içeriye girdiğimizde gülümsedim. Büyük pencerenin önünde güzel bi çalışma masası, masaüstü bilgisayar ve güzel bi masa lambası vardı. Çalışma masasının sağ tarafında ise bos bi kitaplık vardı büyük ihtimalle babam dosyalarımı koyarım diye düşünüp yaptırmıştı bunu. Sol tarafta ise kitaplarla dolu güzel bi kitaplık vardı.
'Kapı kapandığında yine parmak izini okutup çıkacaksın odadan. Masanın yanında dizüstü bilgisayarın da var hangisini kullanmak istersen. Burada bağırsan bile dışarıya ses gitmez aynı şekilde kapının dışında bağırsalar da sana ses gelmez. Diğer odaları kendin gez olur mu? Saat 1 de toplantı, gitmem gerek.'
'Tamam baba sorun değil, git sen geç kalma.' kapıyı açıp aşağıya indik beraber. Korumaların kapının önüne bıraktığı valizlerimi içeriye alıp babamla dışarıya çıktım.
Babam bana sıkıca sarılıp saçlarımı okşadı. 'Yeni evinde güle güle otur kızım. Unutma, artık ben varım. Yalnız değilsin. Bir şey olursa hemen ara beni, aslında kapıya koruma koyacaktım ama istemeyeceğini bildiğim için yapmadım. Eğer istersen haber ver.'
Babama bende sıkıca sarıldım. 'Teşekkür ederim baba her şey için. Seni seviyorum.' babam saçlarımı öpüp benden ayrıldı. Arkasından el sallayıp yolcu ettim. Kapanan büyük demir kapıdan göremiyordum artık dışarıyı. Babam tüm evin etrafını böyle yaptırmıştı. Büyük demir korumalıklar ve üzerlerinde elektrikli dediği teller..
Bana bir şey olacak diye korktuğunu biliyordum. O yüzden her şeyi kendisi ayarlıyordu. Gelen üşümeyle koşarak eve girdim.
'Hoş geldiniz Ecem hanım.' olduğum yerde sıçradım.
'Ah, yapay zeka kalbime iniyordu! Hoş buldum.'
'Hasta mı hissediyorsunuz? Dinlenmeniz gerekir.' başımı iki yana salladım. Yapay zekanın kontrol edildiği ekrana yaklaştım. 'Hmm sana isim koyabilir miyim yapay zeka? Öyle bi özelliğin var mı?' dedim. Böyle de kendimi deli gibi hissediyordum.
'Malesef Ecem hanım, bana isim koyamazsınız. Bana sadece yapay zeka diye seslenebilirsiniz.' başımı sallayıp valizlerimi içeriye taşıdım. Bugün bir şey yapmayacaktım. Yatıp dinlecektim sadece.
Odama çıkıp kendimi yatağa attım. Tavandaki aynadan kendime baktım. Amerikadaki odamda da vardı tavanda ayna. Babam ondan yaptırmıştı sanırım. Giyinme odam hemen çaprazımdaki odaydı. Banyom ise odamdaydı ama aynı zamanda iki katta da misafir banyosu vardı.
Hayallerime kavuşuyorum yavaş yavaş. Mutluyum. Annemsiz bir hayata kocaman merhaba!
Yavaş yavaş kapanan gözlerimle kendimi uykunun kollarına bıraktım. Yarın yorucu olacaktı benim için.
-
Herkese selam!
Bu kitaptaki tüm olaylar tamamen benim hayal ürünümdür! Yaptıkları meslekler, iş hayatları ve yaşam tarzları tamamen hayal ürünüdür! Keyfili okumalar. 𖹭
Ayrıca favori karakterim Yavuz
