Ay Işığı kitap kapağı

32. bölüm / 36

Ay Işığı

32. bölüm/Narin çiçek 🌸

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 32. bölüm/Narin çiçek 🌸

-Kerem'in gözünden..

Çok sayıda polis ekibi, ambulansla Ecem'in askeriyede odasına yazıp bıraktığı numaranın gösterdiği konuma gelmiştik. Arabası buradaydı. 2 gündür her yerde Ecem'i arıyorduk. Operasyondan döndüğümde odasında bulacağımı sandığım Ecem'i şimdi dağ başında buluyordum.

Polisler etrafı sardığında beni ve Yavuz'u geride tutuyorlardı. Başımı ovdum. Gözümden akan yaşları silip etrafa baktım. Ne haldesin Ecem? Ne haldesin benim narin çiçeğim..

Polisler içeriye baskın yaptığında Yavuz'la beraber peşlerinden içeriye girdik. Gördüğüm manzarayla olduğum yerde kaldım. Vücudumu kaplayan tüm duygularla Ecem'in başında duran adamın yüzüne sert bir yumruk attım.

'NE YAPTIN LAN KARIMA?! OROSPU ÇOCUĞU! NE İSTEDİN KARIMDAN?!' karşımdaki adam gülüyordu.

'Seni amma çok seviyormuş ha. Ölürken bile seni sayıkladı sadece.' polisler kolumdan tutup geriye çekti. Karşımdaki adam kelepçelenirken sağımda Ecem'le ilgilenen sağlık ekiplerine döndüm.

'Beyfendi uzak durun.' dedi birisi. Yavuz kolumdan tutup geriye çekti beni. Ecem'in yüzü kanlar içindeydi. Sevmeye bile kıyamadığım yüzü kanlar içindeydi. Dokunmaya kıyamadığım vücudu.. Yavuz'a dönüp başına omzuna koydum. Yavuz sırtımı sıvazladı.

'İyi olacak kardeşim.' dedi. Göz yaşlarım Yavuz'un omzuna damlarken yumruk yaptığım elimi sırtına koydum.

'Yapamadım, koruyamadım Yavuz. Karım gözümün önünde hayata tutunmaya çalışıyor, Yavuz yapamadım. Ben onu koruyamadım.' Yavuz sıkıca sarıldı.

'Kerem, kendine gel. Bana bak. Bana bak dedim!' başımı kaldırıp Yavuz'a baktım. 'İyi olacak tamam mı? Sana ihtiyacı var. Seni böyle görseydi ağzına sıçardı. Toparla kendini! Kendine gel! Ecem'in sana ihtiyacı var Kerem.' başımı salladım.

'Hasta nefes almıyor! Gitmemiz lazım!' Ecem'i sedyeyle kaldırıp hızla ambulansa götürdüler. Peşlerinden gittim. Birisini Ecem'e hava verirken diğeri kalp masajı yapıyordu. Ambulansın kapıları kapandığında Yavuz'a döndüm.

'Yavuz,' dedim. Sesimi ben bile zor duyuyordum. 'Yavuz öldü.' Yavuz sertçe kolumdan tuttuğu gibi polis arabasına bindirdi beni. Araba hareket ederken sadece aklımda, gözümün önünde Ecem'in o hali vardı. Kalbi durmuştu. Ben, ben yaşama sevincimi kaybetmiştim. Ecem'im gözümün önünde ölmüştü.

Hastaneye geldiğimizde Yavuz kolumdan tutarak gittiği yerlere beni de sürüklüyordu. Benim için her şey durmuştu. Her şey bitmişti. Benim için hayat bitmişti. Zaman durmuştu.

'Kerem! KENDİNE GEL AMINA KOYAYIM! KENDİNE GEL! TOPARLA KENDİNİ! ECEM İYİYMİŞ! BANA BAK! ECEM İYİYMİŞ DİYORUM. CİDDİ BİR ŞEY YOKMUŞ!' Yavuz omuzlarımdan sarsıyordu beni.

'Ne? İyi mi Ecem?' Yavuz bir yandan ağlıyordu bir yandan gülüyordu.

'İyiymiş kardeşim!' sıkıca sarıldım Yavuz'a.

'Doktorlar haber vereceğiz dedi. Gel benimle. Görücez onu.' Yavuz'un peşinden gittim. Yukarıya çıktığımızda bir odanın önünde durduk. Yavuz beni cama doğru götürdü. 'İçeriye şuan girmemiz yasakmış. Ama yine de görebiliyoruz buradan çok şükür.' elimi cama koydum. İçeride 1 hemşire Ecem'le ilgileniyordu. 2,5 aydır hasretini çektiğim, burnumda tüten karım karşımda yatıyordu. Boynuna sarılmak için günler, saatler saydığım karıma şimdi yakınındayken dokunamıyordum.

'Yavuz! Kerem! Ecem iyi mi?' yan taraftan yanımıza yaklaşan Ece'ye döndük. Karnı artık yürümesini yavaşlatıyordu. Yavuz hızla yanına gidip yürümesine yardım etti. Ağlamaktan gözleri şişmişti onunda.

'İyi güzelim. Elhamdülillah iyi.' Ece yanımda durup sarıldı bana. Sırtımı sıvazladı.

'Bebek iyi mi? Bir şey olmuş mu?' dedi Ece telaşla.

'Bebek mi?' Ne bebeği?

Ece odadan çıkan doktora döndü. 'Doktor hanım iyi mi Ecem? Bebeği nasıl? İkiside iyi değil mi?' dedi Ece. Ne diyordu? Ecem, Ecem hamile miydi? Doktor gülümseyerek bize baktı.

'Ecem hanım da bebekte gayet iyi. Neredeyse tüm vücuduna darbe almış ama karnına almamış, bebeğini korumuş. Birazdan kendine gelir, o zaman görebilirsiniz.' yeniden cama yaklaştım.

Bizim bebeğimiz mi olacaktı? Ecem hamile miydi? Ece yanıma yaklaşıp omzuma dokundu.

'Ecem gerçekten hamile Kerem. 1 ay kadar önce öğrendi oda. Sana geldiğinde süpriz yapacaktı. Bebek kıyafeti falan alır söylerim belki, öyle süpriz yaparım demişti. Ama nasipte böyle öğrenmen varmış, olsun.' dedi Ece. Gülümsedim.

'Çok mu küçük? Ne kadarlık?' dedim. Ece gülümsedi.

'3. aya girmiş olması lazım. Doktor cinsiyeti bile söylemek istemiş ama Ecem seninle beraber öğrenmek istemiş. Küçük değil artık. Seni duyabilir, hisseder.' gözümden bir damla yaş aktı. Bu, bu öyle garip bir histi ki. Ben baba oluyordum. Bizim bir bebeğimiz olacaktı. İkimizin bebeği..

-Aynı günün akşamı.

Yavuz ve Ece karşımda otuyordu. Bense hala camın önünde uyanmasını bekliyordum. Ece yemek yiyordu Yavuz'sa bebeğini seviyordu. Gülümsedim.

'Kerem sen bişeyler yemedin bak. Gel, al şunlardan.' diyen Ece'ye baktım.

'Yok, canım istemiyor şimdi.' dedim.

'Ecem hanım kendine gelmeye başlamış.' diyerek önümden geçip odaya girdi doktor. Ece ve Yavuz da ayağa kalkıp camın önünde yanımda durdular. Doktor Ecem'in gözlerine bakıp bacağını, kolunu sıktı. Hissediyor mu diye yapıyordu bunu sanırım.

Ecem'in gözleri beni buldu. Elini hafif kaldırıp gülümsedi. Çok şükür iyiydi. Gözümden akan yaşı sildim. Ecem doktora dönüp bir şeyler söyledi. Ardından eli yavaşça karnına gitti. Bebeğimizi sormuştu direkt. Sayesinde iyiydi.

Doktor odadan çıkınca bana baktı. 'Yanına şuan 1 kişi girebilir. Eşiniz sizi istiyor, girebilirsiniz yanına.' dedi gülümseyerek.

'Sağ olun doktor hanım.' diyerek odaya girdim. Hızla Ecem'e yaklaşıp yavaşça sarıldım.

'Güzelim.' dedim saçını okşarken. Ecem burnunu çekip yavaşça kollarını sırtıma sardı.

'Kerem,' dedi kısık çıkan sesiyle. 'Kerem sana bir daha sarılamıycam sandım. Bir daha seni göremeyeceğim sandım. Korktum Kerem, çok korktum.' ağlıyordu. Derin bir nefes verip saçlarını okşadım.

'Geçti güzelim benim. Geçti hepsi. Bak buradayız. İyisin, bebeğimiz de iyi. İyisiniz çok şükür.' dedim geriye çekilirken. Kenarda duran sandalyeyi yanına çekip oturdum.

'Öğrenmişsin.' dedi. Ağlıyordu bir yandan ama gözlerime bakıp gülümsemişti. Bir elimle elini kavradım. Diğer elimi karnına koydum yavaşça.

'Neden söylemedin bana?'

'Biraz korktum.. hemde sürpriz yapmak istemiştim.' gülümsedim.

'Korkacak ne vardı? İstemem mi sandın?' başını salladı yavaşça. Gülümseyip elini öptüm. 'Nasıl istemem Ecem? İkimizin minik bir yavrusu olacak.. bunu nasıl istemem?'

'Korktum işte, bilmiyorum.' elini yeniden öptüm.

'Korkma, çok mutlu oldum.' gülümsedi. Alnında dikiş vardı. Dudağının kenarı patlamıştı. Gözünün altı mordu. Neler yapmıştı o kansız karıma?

'Ağlama, ben iyiyim Kerem. Sen yanımdasın, çok iyiyim ben.' diyerek yanağımdan akan yaşı sildi Ecem. Başımı salladım. 'Çok özledim seni. Doya doya sarılamadığım için deliriyorum burda.' demesiyle gülmeye başladım.

'Bugün dinlen, bundan sonra ayrılmayacağım yanından. Bol bol sarılıcaz söz.' gülümsedi.

'Yaklaşsana bi, bir şey diycem.' dedi cama bakmıştı bir yandan. Yaklaştım. Yanağımı kavrayıp dudaklarıma kapandı. Sırıttım. Nerede olursak olalım rahat durmuyordu.
Karşılık verdim. Dudaklarımızı ayırıp yüzümü yüzüne yakın tutmaya devam etti.
'Çok özledim seni.' dedi sessizce. Yavaşça yanağını okşadım.

'Bende çok özledim seni. Yakında çıkacağız buradan. O zaman günlerce özlem gidericez.' gülümsedi. Odaya giren hemşireyle uzaklaştım Ecem'den.

'Ziyaret süresi doldu beyefendi. Hastamızın dinlenmesi lazım.' ayağa kalktım. Ecem'in yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.

'Hemen şu camın arkasındayım güzelim. Yanındayım.' Ecem'den uzaklaşıp çıktım odadan.

'Bir an orada sevişeceksiniz sandık.' dedi Yavuz. Gülerek yanlarına oturdum.

'Sus lan piç. Çok özlemişim karımı, çok. Yanından ayrılmak istemedim.. ben oradayken dinlenemiyor mu yani?'

'Kerem, sen odadayken Ecem seninle vakit geçirmekten uyuyamaz. Çıkarmış 2 güne kadar evde bol bol vaktiniz olacak.' dedi Ece. Gülümsedim.

'Polis ifadesini alacakmış yarın sabah. Bunu yapabilir mi Ecem? Ya kötü hissederse kendini?' dedi Yavuz.

'Er ya da geç verecek ifadesini. Eğer sorun olmazsa sonra verir belki.' dedi Ece.

'Yarın sabaha verir, güçlü benim karım. Vakit kaybetmez.' Yavuz sırıtarak omzuma vurdu.

'Kimmiş bu adam peki? Neden yapmış Ecem'e bunları?' dedi Ece.

'Ecem adliyede çalışırken bu adamın çetesini çökertmiş. 7 kişiyi müebbet hapisten içeriye tıkmış. Bu adam liderleri Çınar Köse'ymiş. Hapisten kaçıp Ecem'i izlemeye başlamış. Her anını görmüş, evini, ne zaman işe gelip gittiğini, her şeyi izlemeye başlamış. Kerem'le düğünlerini bile görmüş.' dedi Yavuz. O şerefsizi oracıkta öldürmem lazımdı. 'Aklı sıra intikam almak istemiş Ecem'den. Biraz dövüşmüşler.' bana baktı. Sanki devamını anlatmak için onay istiyor gibi bakıyordu. Başımı salladım. 'Bir kaç kere suya sokmuş başını o yetmeyince elektroşok vermiş. Öldürmek istemiş ama tam vaktinde yetişmişiz çok şükür.' ayağa kalkıp camın önünde durdum. Başını sola doğru kırmış şekilde uyuyordu güzeller güzelim. 2 gündür yemek yememişti bile. Nasıl insandı bu? Nasıl yemek vermeden su dahi vermeden öylece izleyip işkence etmişti Ecem'e?

Her şey güzel olacaktı artık. Yanından ayrılmayacaktım. Artık korumam gereken birisi daha vardı. İki bebeğimi de ne olursa olsun, canım pahasına koruyacaktım.