Ay Işığı kitap kapağı

35. bölüm / 36

Ay Işığı

35. bölüm. Final.

Vaveyla Yazarı: N.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 35. bölüm. Final.

Üzerini giydirdiğim oğlumu kucağıma alıp aynadan bize baktım. 'Ya annem! Sen ne güzel oldun ya!' dedim. Sözlerimle gülen bebeğimi yatağa bıraktım.

Büyümüştü. 5. ayımızı bitiyorduk. Oğlum öyle çabuk büyüyordu ki.. sık sık ağlıyordum bunun yüzünden. Şimdi ise hazırlanmış askeriyeye babasına süpriz yapmaya gidiyorduk.

Kerem 1 aydır operasyondaydı. Bugün öğlen dönüyorlardı. Ona süpriz yapacaktık. Havalar artık sıcaktı, oğluma kısa kollu bir tulum giydirmiştim. Başında krem rengi şapkasıyla görenlerin dişlerini kaşındıracak şekilde duruyordu.

İkimizde hazır olunca Atilla'yı kucağıma alıp evden çıktım hızla. Atilla'yı arka koltukta duran oto koltuğuna oturtup bende yerimi aldım.

'Oğlum, babaya süpriz mi yapıcaz biz ha? Baban seni görünce delirecek! Bu tulumu üzerinde görmek için aylardır bekliyordu.' dedim. Oğlum her dediğime gülerek tepki veriyordu. Dikiz aynasından sık sık bakıyordum ona.

Gülümseyip yola odaklandım. Atilla arkada bir şeyler mırıldanarak oyuncaklarıyla oynuyordu. Kerem 1 ay boyunca neredeyse her gün arayıp burnunda tüttüğümüzü, Atilla'yı koynuna alıp uyumayı özlediğini söyleyip durmuştu. Bugün onu evde bekliyoruz diye biliyordu ama hayır. Ona odasında süpriz yapacaktım.

Askeriye geldiğimde arabamı garaja park ettim. Atillayı kucağıma alıp askeriyeye çıktım. Gördüğüm askerlere selam verdim. Tabi her gördüğüm askerin yanında 2 dakika oyalanıyordum. Hepsi Atillayı sevmek için can atıyordu. Ve hepsini tembihlemeyi unutmamıştım. Kerem'e burada olduğumu söylemeyeceklerdi.

Kerem'in odasına girdiğimde Atilla'nın bebek çantasını koltuğun üzerine bırakıp babamızı beklemeye başladık. Birazdan burada olurdu. Kerem gelene kadar Atillayı odasında tur attırıp durmuştum. Eminim oda babasını çok özlemişti.

Geçen dakikalardan sonra koridorda Kerem'in sesini duymamla oturduğum yerden kalktım. Atilla tam karşıya dönük duruyordu kucağımda.

'Oğlum, yorgunum diyorum. Sonra bakarım.' diyerek odasına giren Kerem'e gülümseyerek baktım. Kerem'in gözlerinin içi dahi gülmüştü bizi görünce. Kapısını kapatıp elindeki beresini masanın üzerine bıraktığı gibi kollarını bedenime sardı.
'Güzelim.' dedi saçımı koklarken. Bir yandan öyle sıkı sarılıyordu ki.. Atilla yüzünden tek elimle sarılabiliyordum ama olsundu.

'Hoş geldin bi'tanem.' dedim boynunu öperken.

'Hoş buldum. Sizin ne işiniz var burda?' dedi geriye çekilirken. Atilla'yı kucağımdan alıp öpüp koklamaya başladı.

'Süpriz yapalım dedik.' dedim gülümseyerek.

'Oğlum, sen ne kadar yakışıklı olmuşsun böyle ha? Ne güzel yakışmış bu tulum sana. Sen babanı özledin mi? Hm? Baban seni çok özledi.' Atilla gülerek eliyle Kerem'in yüzünü sevmeye başladı. 'Sende beni özlemişsin anladım.' dedi Kerem gülerek. Atilla Kerem her bir şey dediğinde hevesle gülüyordu. Babacıydı bu oğlan.

'Ba-ba-ba.' demesiyle Kerem şaşırmış şekilde bana baktı. Gülümsedim.

'Ne? Oğlum ne dedin sen? Baba mı? Bir daha de bakayım. Hadi.'

'Ba-ba' Kerem hevesle oğlumuzu havaya atıp tuttu.

'Ecem duydun mu?! Baba diyor!' gülümseyerek Kerem'in omzunu okşadım.

'Hani san telefonda demiştim ya artık yeni yeni huyları çıktı yapmadığı şeyleri yapıyor diye, işte onlardan birisi buydu. 1 haftadır baba diyor. Uyandığında, oynarken ağzından sürekli ba ba ba çıkıp duruyor.' Kerem gözünden akan yaşı sildi. Gülümsedim. Mutluluğunu gözlerinden bile görüyordum. Omzunu okşadım.

'Aslan oğlum benim. Baban sana kurban olsun.' Atilla oynamayı bırakıp Kerem'in omzuna yattı. Kerem yavaşça sırtını sıvazlamaya başladı. 'Bunu da mı yeni öğrendi?' başımla onayladım.

'Emdikten sonra böyle uyuyor artık kendi kendine. Asıl bir şey daha var. Şaşıracaksın.' dedim telefonumu cebimden çıkartırken. Kerem yanımda durdu. Telefonumdan videoyu açıp izlettim.

Videoda salonda oturduğu yerden oynayan Atilla ve yanında yatan Lasie vardı. Lasie ayağa kalkıp gidince Atilla emekleyerek peşinden gitmeye çalışıyordu. Bense o an 'Aayyy oğlum!' diye çığlık atıyordum. Kerem videoyu gülerek izledi. Ardından oğlumuzu hafifçe havaya kaldırıp sevmeye başladı.

'Oğlum! Benim minik böceğim sen 1 ayda bu kadar şeyi nasıl öğrendin? Ha? Emeklemeye mi başladın sen?' Kerem her konuştukça Atilla gülerek tepki veriyordu.

'Bir şey daha var. Doktorumuz artık ek gıdaya geçebileceğini söyledi. Daha geçmedik, seni bekledim. Beraber yapalım, ilk tepkilerini beraber görelim istedim.' Kerem bir koluyla beni sıkıca kendine çekip sarıldı. Ardından saçlarıma öpücük bıraktı.

'İyi yapmışsın güzelim. Bugün veya yarın yaparız nasıl istiyorsan. Büyüdüğünü gördükçe içimde bir şeyler kopuyo sanki. Daha dün kucağımda kayboluyordu, şimdi ki haline bak birde.' başımı Kerem'in omzuna yaslayıp bize gülerek bakan oğlumuzu izledim. Bende buna sık sık ağlıyordum. Çok çabuk büyüyordu.

'Bana da daha dün doğmuş gibi geliyo ama zaman su gibi geçiyo. Gidelim mi artık?' dedim omzundan kalkarken.

'Gidelim ama önce bi üzerimi değiştireyim.' Atilla'yı kucağıma verip kapısını kilitledi Kerem. Kucağımdaki oğlumla koltuğa oturup oynamaya başladım. Burnu ve yüz hattı Kerem'e benziyordu. Onun dışında gözleri, göz rengi, dudakları genel olarak yüzü bana benziyordu miniğimin. Görenler hem Kerem'e hemde bana benzediğini söylüyordu zaten. Saçları ilk doğduğundaki gibi saprası değildi. Hafif koyulaşmıştı. Güzel oğlum benim.

Başını bir anda omzuma koymasıyla sırtını okşamaya başladım. Uykusu vardı, 2 saniye sonra uyuyacaktı böylece. Ayağa kalkıp oda da bir kaç tur attım. Uykuya daldığında yavaşça koltuğa yatırıp üzerini ince battaniyesiyle örttüm.

Arkadan belime sarılan ellerle gülümsedim. Kerem boynuma öpücük bıraktı. 'Çok özledim seni.' dedi yeniden öperken. Yavaşça Kerem'e dönüp ellerimi ensesinde birleştirdim.

'Bende seni çok özledim. Ne yapsak direk eve mi gitsek?' dedim gülerek. Kerem de aynı şekilde karşılık verdi. Arkasındaki masasına yaslanıp beni bacakları arasına çekti.

'Bana fark etmez, daha önce burada da defalarca kez seviştik.' dedi dudaklarıma sessizce. Sırıttım.

'Artık yalnız değiliz hatırlatayım.' Kerem güldü.

'Evet, şu eşek sıpası kaç kere karımla geçirdiğim en güzel dakikaları böldü. Nasıl unutayım?' güldüm. Haklıydı. Oğlumuz sağ olsun kaç defa sevişmemizin en güzel yerlerini ağlamasıyla bölmüştü.

'Ee yapacak bişey yok. Az daha sabır lazım bebeğim.' Kerem perçemimi kulağımın arkasına sıkıştırdı. Ardından yavaşça dudaklarıma kapandı. Altında pantolonu vardı ama hala üzeri çıplaktı. Ensesinde duran ellerimi yavaşça çıplak, kaslı göğsüne indirdim.

Öpüşmemiz derinleşirken kendimi Kerem'e bastırdım. Kerem'in belimde duran eli sıkılaştı. Dudaklarımdan ayrılmadan sandalyeye oturup beni de kucağına oturttu. İki bacağım yanlarda olacak şekilde oturuyordum.

Kerem dudaklarımı hırçın şekilde öperken bir elini tişörtümün içine soktu. Göğsümü kavrayıp sıkmaya başladı. Hızla dudaklarından ayrılıp başımı geriye doğru attım. Dudaklarımdan kısık bir inleme döküldü.

'Hoşuna mı gitti ha?' dedi sessizce. Başımı yanağına doğru yasladım.

'Hemde çok.' dedim fısıltıyla. Kerem sırıttı.

Dudaklarımı öpeceği sıra tıklanan kapıyla ağzının içinden bir küfür savurdu. Duymazlıktan gelerek dudaklarıma kapandı. Tekrar tıklanan kapıyla dudaklarından ayrıldım. 'Kerem kapı.'

'Sikerim kapıyı.' diyerek yeniden dudaklarımı öpmeye devam etti.

'Komutanım? Uyuyor musunuz? Eren yarbayım sizi çağırıyor. Çıkmadan bana görünsün dedi.' kapının arkasından gelen sesle Kerem yumruk yaptığı elini hafif masaya vurup nefes verdi.

'Üzerimi değiştiriyorum Ali. İşim bitince giderim yanına.' dedi nefes nefese.

'Tamam komutanım.'

'Eğer Atilla uyanırsa Ali'yi sikinden tavana asarım.' dedi sinirle. Güldüm. Bu adam cidden sinirliyken ne küfür ettiğini bilmiyordu. Atilla ilk öğlen uykusundaydı bu yüzden hemen uyanmazdı. Ama bunu Kerem'e söylememe gerek yoktu, şu sinirli hali fazlasıyla hoşuma gidiyordu.

'Sakin ol bi, üzerini giyin hadi. Akşam kaldığımız yerden devam ederiz.' aslında niyetim bu değildi. Niyetim Kerem'i daha çok çıldırtmaktı. Elimi tutup sertleşmiş erkekliğine bastırdı.

'Ben bu haldeyken mi? Akşama kadar acı çekmemi mi istiyorsun?' sırıttım.

'Hayır neden öyle bir şey isteyim?' Kerem öyle baktı ki gözlerime. Sanki onunla eğlendiğimi anlamış gibi bir hali vardı. Aniden belimden kavradığı gibi beni masasına oturttu.

'Benimle eğleniyor musun sen?' dedi bir yandan pantolonumun düğmesini açıyordu. Başımı salladım. Kerem pantolonumla iç çamaşırımı sıyırdı. 'Eğleniyorsun öyle mi?'

'Evet, çünkü canım öyle istiyor.' Kerem parmağını kadınlığıma sürttü. Yavaşça okşamaya başladı.

'Bende seninle mi eğlensem hm?' sırıttım. Sessizce inleyerek Kerem'in omzunu sıktım. Kerem okşmaya devam ederken bir yandan dudaklarımı sanki bu son öpüşüymüş gibi öpmeye başladı.

Ama o an odayı dolduran ağlama sesi her şeyin durmasına sebep olmuştu. Kerem dudaklarıma doğru küfür edip geriye çekti başını.

'Oğlum, ciddi misin sen?' dedi bana bakarken. Gülmeye başladım.

'Sana bir garazi var bu konuda çocuğun. Normalde şuan en az 1 saat uyuması gerekiyordu. Ne zaman bana yaklaşsan uyanası tutuyor.' dedim. Masadan inip şortumu düzelttim. Kerem başını ovarak arkamdan gelip koltuğa oturdu.

Şuan öyle bakıyordu ki oğlumuza.. karımı çaldın dercesineydi bu bakışı. Sırıttım. Akşam eve gidince kaldığımız yerden devam edecektik artık. Hem bugün akşam doğum günü kutlamaya gidecektik. Oradan dönünce vaktimiz boldu.

15 Mayıs, Ece'nin doğum günüydü bugün.

--Aynı günün akşamı.

Tüm işlerimizi halletmiş, eve geçip üzerimi değiştirmiş, çoktan Ece'nin doğum günü için evlerine gelmiştik. Bahçelerine güzel bir masa hazırlamışlardı. Kalabalık değildik. Biz, Ece'nin ve Yavuz'un aile üyeleri vardı.

Çoktan pastayı kesmiştik bile. Şimdi Ece'yle oturmuş sohbet ediyorduk. Bebeklerimiz uyuyordu tabi yoksa nasıl bu kadar rahat sohbet edebilirdik.

Ece 29'una girmişti bugün. Çok garipti. Daha dün beraber okuldan kaçıyorduk. Gece yurda geldiğimizde birbirimizi kapıda bekleyerek duş alıyorduk. Yemekhanede oturup sevmediğimiz yemekleri yemek zorunda kalıyorduk. En önemlisi daha dün beraber el ele tutuşup uyuyorduk.

Şimdi ise ikimizde evli ve en önemlisi çocukluyduk. Evet, büyümüştük. Hayatımız hayallerimizden bile güzeldi. Ece normalde lise zamanında, üniversite zamanında asla erkeklere bakmazdı bile. Kimseden hoşlanmazdı. Erkekler onun için tabiri caizse tek kelimeyle 'LEŞ' gibi insanlardı. Gerçi Ece'ye göre neredeyse çoğu insan öyleydi ama bu zamana kadar hiç sevgilisi olmamıştı. Ta ki askeriyede çalışıp, Yavuz'un deniz mavisi gözlerini görene kadar.

Yavuz'u bana söylediğinde adliyede çalışıyordum henüz. Öyle heyecanlı aramıştı ki.. o ses tonunu ömrüm boyunca unutamazdım. 'Ecem, az önce bir adamla konuştum daha doğrusu o konuştu ben sadece başımı salladım. İçimde garip şeyler oluyo, kalbim ağzımda atıyo gibi hissediyorum.' demişti. O an anlamıştım Ece'nin ilk görüşte aşık olduğunu.

Şanslıydı. Yavuz aile terbiyesi almış, kadınlara karşı son derece saygılı ve kibar bir erkekti. Ece'nin korktuğu, tiksindiği erkeklerle alakası bile yoktu. O gün Ece'nin hayatının dönüm noktasıydı. Birisine aşık olmuştu. Yakında onunla sohbet edecek, ileri zamanlarda yakın temaslarda bulunacaktı. Ece'nin korktuğu gibi olmamıştı. Yavuz öyle anlayışlıydı ki.. Ece'nin elini Ece adım atana kadar tutmamıştı, Ece öpene kadar onu öpmemişti. Ece'nin hazır olacağı zamanı beklemişti hep. Çünkü Ece'nin erkeklerden hatta insanlardan ne kadar uzak durduğunu ve korktuğunu anlamıştı.

Ee onların hikayesi böyleydi. Şimdi ise güzeller güzeli bir kızları vardı. En önemlisi mutlu ve huzurlu bir yuvaları vardı. Ece'nin tüm o korkuları gitmiş, yerine çiçekler açmıştı. Beni mutlu edende en çok buydu.

'Ecem, güzelim hadi kalkalım. Atilla uyandı hem saatte geç olmuş kalkalım.' diyerek yanıma gelen Kerem'le Ece'den gözlerimi çekip ayağa kalktım. Benimle beraber Ece de kalktı. Sıkıca sarılıp sırtını sıvazladım.

'Seni çok seviyorum balım. İyi ki doğmuşsun.' Ece teşekkür ederek kollarını sıkıca doladı bana.

'Bende seni çok seviyorum güzel arkadaşım benim. Ayağınıza sağlık.' gülümseyerek ayrıldım Ece'den. Oradaki herkesle vedalaşıp arabamıza yöneldik. Son kez Ece'ye el salladım.

Her şeyin en güzelini hak ediyorsun canım dostum benim.

Arabaya bindiğimde Kerem Atilla'yı oto koltuğuna yatırıp yerine geçti. Ardından evimizin yolunu tuttuk. Sessizce camdan dışarıya bakıyordum. Bugün bir yanım buruk bir yanım çiçek bahçesi gibiydi.

'Güzelim, iyi misin?' diyen Kerem'e döndüm. Gülümsedim.

'İyiyim bebeğim. Yorgunum sadece.' Kerem gülümseyip elimi kavradı. Avucumun içini öpüp elimi tutmaya devam etti.

'Ecem, bana yalan söyleme. İstersen Atilla'yı babana bırakalım bir kaç saatliğine beraber vakit geçirelim ne dersin?' başımı olumsuzca salladım.

'Yok bebeğim. Evimize gidelim zaten uyur şimdi bizim haylaz. Evde vakit geçiririz.' dedim. Kerem başını sallayıp yola döndü. Bir yandan elimi tutmaya devam ediyordu.

Aslında bugün çok mutluydum. Ama zaman öyle hızlıydı ki.. bu beni üzüyordu biraz. Bugün en yakın dostumun doğum günüydü. Artık mutlu bir yuvası vardı, güzeller güzeli bir kızı vardı. Zamanın böyle hızla akması duygulandırıyordu beni her zaman. Burukluğum bu yüzdendi.

Çok şükür mutluydu. Zamanında zorluklar
çekmişti. Aşkını kendine dahi itiraf edememişti. Hep kaçmıştı hissettiği şeylerden ama şimdi her şey istediği gibiydi.

Eve geldiğimizde arabadan inip arka kapıyı açtım. 'Ben alırım güzelim. Sen çantasını al yeter.' dedi Kerem. Gülümseyip dediğini yaptım. Eve girdiğimizde Kerem Atilla'yı yukarıya çıkardı. Bense ikimize içki doldurup salona geçip oturdum.

Elime telefonumu alıp bugün çekindiğimiz resimlere baktım. Gülümsedim. Çok şükür bir aradaydık, mutluyduk.

Yanıma oturan Kerem kolunu omzuma atıp yanağıma öpücük bıraktı. 'Bak sana ne göstereceğim. Ama kızmak yok görünce tamam mı?' dedi cebinden telefonunu çıkartırken. Telefonumu kapatıp yanıma bıraktım.

'Ne oldu? Ne göstereceğine bağlı.' dedim. Kerem galerisine girip bana yaklaştı. Açtığı resimde askeriyede bahçede gülerek askerlerle konuştuğum bir fotoğraftı. Kerem'e baktım.

'Kızma. Bu askeriyeye geldiğin ilk haftadan. Yukarı çatıdan izliyordum seni hep. Bi kaç tane resmin var böyle uzaktan çektiğim.' demesiyle gülümsedim.

'Sorun yok bebeğim. Ama neden resimlerimi çektin ki?' dedim. Kerem derin bir nefes verdi.

'Sana havalimanında gördüğüm ilk andan beri aşığım güzelim. Ara ara açıp bakmak için çekmiştim. Buralara geleceğimizi düşünmemiştim hiç. Uzaktan severim sanmıştım.' demesiyle sırıttım. Çenesindeki sakallarını okşadım.

'Başka neler var?' başka bir resim gösterdi.
Resimde akşam üzeri eğitim alanında askerleri izlediğim bir fotoğraf vardı. Üzerime aldığım polar erkek montuna sarılmış halde izliyordum.

'Bu mont benim. Sana ben göndermiştim.' demesiyle Kerem'e baktım.

'Ne? Ama sen o zaman orada eğitim veriyordun. Poları nasıl gönderdin? Ve resmi hangi ara çektin?' dedim. Kerem beni yine şaşırtıyordu. Sırıttı.

'Yavuz çekmişti resmini. Poları da yanımdaki askere söyleyerek halletmiştim. O polar saatler sonra odama geldiğinde öyle güzel kokuyordu ki.. sonsuza kadar solumak isteyeceğim ilk koku olmuştu. Günlerce yıkatmadan giydim onu. Günler sonra ikimizin kokuları karışınca öyle şeyler geçti ki aklımdan.' bunu söylerken gözlerinde hala bir arzu vardı. Kocam diye demiyorum ama beni görünce azgın bi adama dönüyordu.

'Neler geçti mesela?' dedim sakallarını severken. Kerem yüzüme yaklaşıp çenemi kavradı.

'Kokularımız yatakta karışsın istedim. Kokularımız tenlerimize geçsin istedim.' yutkundum. Öpeceğim sıra Kerem geriye çekildi.

'Daha göstereceklerim var. Sabırlı ol karıcım.' dedi sırıtarak. Nefes verdim. Başka bir video açtı. Video da kampta Samet, ben ve Ece dans ediyorduk. Biz Ece'yle sevgililer gibi birbirimize kenetlenmiştik, Samet'se alkışlayarak hemen yanımızda tek başına dans ediyordu. Ben bir yandan şarkı söylüyordum, bir yandan Samet'e bakarak gülümsüyordum. Ece'yse aynı şekilde gülerek dans ediyordu. Yavaşça Kerem'e baktım.

'Sen, sen nasıl hangi ara çektin bunları?' Kerem sırıttı.

'Ee bizde deriniz.' demesiyle güldüm. Ardından başka bir video açtı. Bu benim kendi evimde piyano başında şarkı söylediğim bir videoydu. Söylediğim şarkı delikanlımdı. 'Bunu Antalya'ya babamın yanına gittiğimde Ece çekip atmıştı.' dedi. Burukça gülümsedim. O zamanlar.. hayatımın en kötü zamanlarıydı. Ardından başka bir video daha açtı.

Gece geç saatlerde sahildeydim. Yanımda bir adam vardı. Adamın kolunu tutmuş, 'Biliyor musunuz ben terkedildim.' bir kahkaha çıkıyordu dudaklarımdan. 'Ben öylece terk edildim! Hayatımda ilk defa güvenmiştim. İlk defa sevmiştim! Oda beni terk etti! Halime bakın! Gözlerinin içi gülen biriydim ben.' diyerek dizlerimin üzerine çöküyordum. Ardından Ece koşarak yanıma gelip adama bir şeyler diyerek uzaklaştırıyordu. Bu günü hatırlıyordum. Çeken Yavuz'du. Kerem gideli 1 seneyi geçmişti bu video da. Nefes verdim.

'Sabahlara kadar uyumadan izleyip durdum bunları ben. Gözümden akan yaşlar durmadı, ellerim titreyip durdu. Koşarak gelip sarılmak istedim. Gözlerinin içini yeniden güldürmek istedim.' yanağını okşadım. Yavaşça dudağına buse kondurdum.

'Bu günler geride kaldı bebeğim. Şimdi bak, çok mutluyuz. Bir oğlumuz var, artık bir aileyiz. Bunları sil gitsin.' Kerem gülümsedi. Başıyla onaylayıp yeniden telefona döndü. Bir fotoğraf gösterdi. Üzerimde bornozla oturduğum yerde uyuyordum.

'O zamanlar askeriyeden gece 1 de 2 de dönüyormuşsun ta. Ece atmıştı bunu, duştan sonra saçını taramak için oturduğun yerde uyuya kalmışsın. Bunu bana attığı gece İstanbula gelmiştim. Yanına geldim o gece Ecem.' demesiyle elimi yanağından çektim. Sinirle güldüm.

'Şaka mı yapıyorsun? Geldiğinde güneş yeni doğuyordu. Ben, ben rüya gördüğümü sanıyordum. Ben, hatırlıyorum o günü. Saçımı okşayıp uzunca öpmüştün o sabah beni. Ben, ben o anları gerçekten yaşamışım ama rüyadayım sanıyordum!' dedim sesim yüksek çıkıyordu. Kerem telefonunu bırakıp ellerimi tuttu.

'Sakin ol güzelim. Sakinleş.' başımı iki yana salladım. Saçlarımı geriye yatırıp nefes verdim. O an gözümün önünde canlanmıştı. Kerem çenemden kavrayıp başımı kaldırdı. 'Güzelim, özür dilerim. Ama böyle yapmak zorundaydım.' derin bir nefes verip Kerem'e baktım. Sakinleş Ecem. Eskide kaldı bunlar. Geçmişi unut. Şuan mutlusun, eşin yanında, bebeğin yukarda uyuyor. Mutlusun, sakinleş.

'Ben fazla tepki verdim, özür dilerim.' Kerem kolumdan kavradığı gibi kucağına çekti beni. Bacaklarımı iki yana açmış şekilde oturuyordum kucağında. Kerem bir elini belime atıp diğer aliyle saçımı okşadı.

'Geçmiş geçmişte kaldı. Şuan mutluyuz. Artık beraberiz.' dedi gülümseyerek. Bende gülümsedim. Yavaşça yüzüne yaklaştım. Yanağını kavrayıp okşadım. Vücudu kasılmıştı. Dudağına buse kondurup geriye
çekildim. Kerem iki eliyle sıkıca belimi kavradı.

'Benimle oynama karıcım. Burnumda tütüyorsun. Zaten bizim haylaz seni benim elimden aldı. Zar zor başbaşa kalıyorken oyun oynama.' demesiyle gülmeye başladım. Doğru söylüyordu. Atilla diş çıkartmaya başladığı için geceleri uyuyamıyordu. Bende neredeyse kendime dahi vakit ayırmadan onunla ilgileniyordum. Haliyle Kerem'le de ilgilenemiyordum.

'Reglim desem..' dedim.

'Sikerim ama böyle işi ha!' demesiyle gülmeye başladım. Parmağımı dudağına bastırdım.

'Sessiz ol! Şaka yaptım!' derin bir nefes verdi. Kalçamdan tuttuğu gibi kendine daha çok bastırdı. Dudaklarına bastırdığım parmağımı tutup ağzına aldı. Gözlerime bakarak parmağımı emdi. Ardından bileğimden tutup kendine çekti.

'Bir daha böyle şakalar yaparsan acımam ona göre.' demesiyle sırıttım. Dudaklarına yaklaşıp fısıltıyla konuştum.

'Acı diyen kim?' çenemden tuttuğu gibi dudaklarıma kapandı. Öyle hırçın öpüyordu ki. Özlediğini fazlasıyla belli ediyordu.

Dili dilimdeydi. Öpüşmemiz daha da derinleşirken kucağında sürtünmeye başladım. Kerem üzerimdeki elbisenin fermuarını açıp bir çırpıda çıkarttı. Bende hala dudaklarımız dans ederken üzerindeki gömleği çıkarttım. Kemerini de çözüp dudaklarından ayrıldım.

Kerem ben hala kucağındayken oturduğu yerde biraz yükselip pantolonunu sıyırdı. Elime çarpan sertleşmiş erkekliğine bakıp dudağımı ısırdım. Artık ikimizde çıplaktık. Kerem sırıtıp yeniden dudaklarıma kapandı. Bir eli ensemde diğer eli çıplak göğsümdeydi. Göğsümden akan sütü umursamıyordu. Göğsümü sıkıp okşamaya devam ediyordu.

Hala dudaklarındayken oturduğum yerde yükselip yavaşça erkekliğini içime aldım. İkimizde dudaklarımızı doğru inledik. Sırıtıp yavaşça zıplamaya başladım. Kerem dudaklarımdan ayrılıp gözlerime baktı.

'Sikeyim seni! Daha hızlı ol bebeğim.' dedi kükrer gibi. Sırıtıp dediğini yaptım. Kucağında daha hızlı ve sert zıplamaya başladım. Ellerim omuzlarındaydı. Gözlerim gözlerindeydi. Gözlerindeki zevki, yüzünün aldığı hali gördükçe daha hızlı davranmak istiyordum.

Önüme gelen saçımı geriye atıp iki göğsümü de kavradı. Birini hem dişliyor, hem emiyordu. Diğeriyle ise oynuyordu. İnlemelerim artıyordu. En sonunda yüksek sesle inleyerek boşalmıştım. Yavaşça alnımı alnına yasladım.

'Domal.' dedi Kerem dudaklarıma. 'Koltuğun üzerinde domal güzelim.' üzerinden kalkıp dediğini yaptım. Kerem pantolonunu tamamen çıkartıp arkamda yerini aldı. Kalçalarımı tutup sıktı. Erkekliğini kadınlığıma sürtmeye başladı. Her hareketinde daha fazla zevk alıyordum. Her hareketinde daha yüksek sesle inliyordum.

'Gir artık ne olursun.' dedim yalvarır şekilde. Kerem saçlarımı kavrayıp yüzüme baktı.

'Çok mu istiyorsun?'

'Evet! Gir artık!' bir eliyle belimi tuttu. Sonrasında aniden hızla içime girdi. İki eliyle sıkıca belimden kavrayıp git gel yapmaya başladı. Öyle sertti ki.. içime her girip çıktığında vücutlarımızdan çıkan sesler tüm salonda yankılanıyordu. İnlemelerimiz karışmış, duvarlarda yankılanıyordu.

Kalçama attığı sert tokatla güldüm. Bir kere daha attı. Ardından bir daha. Kalçamı sıkıp ağzının içinden bir küfür yuvarladı.
Ardından yüksek sesle inlediğinde ve içimde hissettiğim sıcak sıvıyla sırıttım.

Kerem bir kaç dakika içimde durdu. Sırtıma öpücük bırakıp kendini koltuğa bıraktı. Bende yavaşça yanına oturdum. Bana bakıp sırıttı.

'Bu burada bitmedi biliyorsun değil mi?' demesiyle anlamsız gözlerle Kerem'e baktım.

'Ne?' yavaşça yeniden üzerime eğildi. Uzanır hale gelmiştik ikimizde. Kerem üzerimde yerini almış saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdı.

'Seni öyle özledim ki.. bu kadar kolay rahat bırakacağımı mı sandın?' desi gülerken. Ardından dudaklarıma kapandı. Sırıtıp karşılık verdim.

'O kadar çok özledin ha?' dedim. Kerem yüzümün her yerine ıslak öpücükler bıraktı.

'Tarif edemeyeceğim kadar çok.' belimden kavradığı gibi beni kucağına aldı. Bahçe kapısından bahçeye çıktı.

'Kerem Atilla uyanırsa?' dedim. Kerem elindeki bebek telsizini gösterdi.

'Ben çoktan önlemimi aldım karıcım.' sırıttım. Bu adam.. bu adam cidden mükemmel bir şeydi. Şezlongun birine oturup beni kucağına oturttu.

'Burada demek ha?'

'Tüm gece, her yerde. Bu gece tamamen benimsin.'